Irak’ta yanan el Hüseyin hastahanesinde ölen onlarca kişinin hepsi sivil değildi.

Aralarından onlarcası ABD ve Irak askerleriydi. Metafizik darbelerle vücutları çoktan kararmaya, yanmaya başlamıştı. “Kara mantar” diyerek geçiştirdikleri, gizlemeye çalıştıkları bu halin üzerine bir de aralarından biri tam manasıyla alev alarak cayır cayır yanmaya başladı. Yangın çıkmadı ama orada işler iyice karıştı.

Bu askerlerin başına ne geldiğinin izah edilemeyeceği ve leşlerinin ailelerine teslim edilemeyeceği kanaati oluştu ve karar alıp orayı tamamen yaktılar. Bu maksatla oksijen tüpünü bilerek patlattılar ve yangını kasten çıkarttılar.

Bu askerler, askerlik ve insanlık onuruna yakışmayacak şekilde her türlü kara para işlerini yapan milletler arası bir çetenin (Ankebut Ağının) mensuplarıydılar. Her türlü kaçakçılık işlerinden organ işine kadar hepsini yapan, yaptıran, bunlara zemin açan, bunları yöneten kişilerdi.

Zaten korona virüsü bu milletler arası çete tarafından en çok da bunun için, organ kaçakçılığı için kasten yayıldı. Bu maksatla laboratuvarda üretildi. Bu hastahanede, yalandan covid teşhisi konularak yatırılan ve kasten öldürülen insanların organları alınıyor ve bu organlar Mehmet Haberal’ın sisteminden geçiriliyor. Suudilerin de burayla bağlantısı var.

Bu organ kaçakçıları, IŞİD ile de iç içeler. IŞİD’i Clinton’ın kurduğunu Trump seçim konuşmalarından birinde açıkça ifade ederken, ABD televizyon kanalları canlı yayını kesmişti. Bu video hala her yerde var. Kaçırılan genç kızların ve kadınların nereye gönderileceğine bile bu çete karar veriyor.

Ben bütün dünyayı defalarca ikaz ettim. İnsan kaçakçılığına izin vermeyeceğim. Organ kaçakçılığına izin vermeyeceğim. Zorla fuhuşa sürüklemeye izin vermeyeceğim. Bebek, çocuk, genç kız ve kadın kaçakçılığına izin vermeyeceğim.

Iraklı üst seviye yetkililer çıldırdılar. Amerikan ve NATO üslerindeki ve CIA’daki insan şeytanları da çıldırdılar. “Bu kadarı nasıl olabiliyor” dediler. Ben de diyorum ki bu daha fragman… Gerçek filmi henüz izlemediler.

Mehmet Fahri Sertkata