Aşırıya varmak da gevşeklik göstermek kadar büyük bir tehlikedir ve telafisi mümkün olmayan büyük zararlar verir.

1 – Kadınların gülmesi…

“Kadınların, etraftan yanlış anlaşılacak, hafiflik görülecek surette gülmesi ya da mahremi olmayan kişilere gülmesi, gülümsemesi çok ayıptır.” dese haydi neyse… Namuslu bir Müslüman kadın, açık bir mekanda ve yanında mahremi varken, mahremi ile konuşuyorken ölçülü bir surette gülümsese ne olur? Kime ne zararı olur ve nasıl bir sıkıntıya sebep olabilir? Kahkaha ise her zaman, her yerde, herkese karşı görgüsüzlüktür. Kadın-erkek ayrımı da yoktur, erkeklerin kahkaha atması da çok ayıptır.

2- Kadın-erkek karışık mekanlar…

Ayıp değil, kesinlikle haramdır. Çok da günahtır. Bunu helal bilen bir kimse artık İslam’dan çıkmıştır. Bu, İslam dininin en temel, tartışmasız ve en meşhur hükümlerinden biridir. Hem erkek-kadın karışık oturulan yerlere gitmesi ve oturması, tıpkı yabancı erkeklerle tokalaşması gibi çok günahtır ve Allah korusun peşi sıra zina gibi daha büyük günahlara sürüklenir hem de nargile içmek, hesabı çok ama çok zor verilecek büyük bir günahtır. Zira bize emanet edilen şu vücudu korumak farz üstüne farzdır. Zarar vermek ise çok günah olup nargilenin sağlığa zararı ise sigara melanetinden bile onlarca kat şiddelidir. Günümüzde küfür devletleri bile sigara ve hususiyle nargile melanetinde vatandaşlarını korumak için sert tedbirler alıyor ve bu hususta da -çok acı tecrübelerden sonra olsa da- İslam hukukuna uymuş oldular. Ayrıca nargile içmek ve kadın-erkek karışık mekanlara girmek Müslüman erkerklere de haramdır ve onlar için de çok büyük ayıp ve günahtır.

3- Telefonla konuşmak…

Konuşurlar. Hanımefendi şekilde, ihtiyaç kadar konuşurlar ve hiçbir mahzuru da olmaz. Kadını tehlikelerden korumak isteyen erkeklerin aşırıya gitmesi, o kadınları yine büyük tehlikelere düşürür. İfrat ve tefrit (aşırılık ve gevşeklik) hudutları dikkatle korunmalıdır. Aşırılık da gevşeklik göstermek kadar büyük bir tehlikedir. Aşırı kontrol, aşırı yasak ve bir de “takva” fetvalarına zorlamak kadınları ve genç kızları nefislerinin eline düşürür, nefret ve isyan hali oluşur ve bu defa bu bahane ile iyice yanlış kararlar alırlar da temel seviyede bile hassasiyet göstermez olurlar. Kocalarına, babalarına itaat etmez olurlar. Bu vesie ile, içinde bulunduğumuz şu Deccal küfre devrinde hem kendilerini hem aile fertlerini büyük tehlikelere düşürürler.

Yakışmıyor Mehmet Şevket Eygi’ye… Bunca yıldır kalem erbabı olan, yazılarını yıllar boyunca çokça paylaşıp yaklaşık on senedir gençliğe kendisini duyurduğumuz ama son yıllarda çaresiz pes edip uzak durduğumuz Eygi, ikazları kale almıyor. Hayatının tamamında aşırıcılık var. Şu zekat mevzusu dahil, onlarca mühim meselede onlarca kere ikaz edildi kendisi ama kendi tabiri ile söylersek “icazetli bir din alimi” olmadığı halde dikkate almıyor. Israrla ret ediyor.

Hala Nazım Kıbrısi gibi bir şarlatanı, rezillikleri bin türlü ispatla gözler önünde olan ve Müslümanları sonsuz felakete sürükleyen bir şartlatanı ve Said-i Nursi gibi git gel aklı ile bile hainlik yapmış ve sözde risaleleri cahillik, uydurmacılık dolu olup bazı iddiaları küfre sebep olan birini bile Allah dostu olarak tanıtabiliyor okuyucularına… Söz bu gibi kişilere ve hadiselere geldiğinde hep bir taassup sergiliyor, aşırıcılık sergiliyor ve sanki bu acı gerçekleri kabul edince herkes ahlakını ve dinini kaybedecekmiş gibi bir ruh/panik hali yaşıyor. Oysa bu hususlarda kendisine nasihat edenler son derece seviyeli ve ispatlı surette ettiler, ediyorlar. Bu kayıtsızlığına kendi ruh dünyasında mazeretler buluyor olabilir ama bu tavırları çok büyük veballere girmesine ve Müslümanlar arasında da çok sıkıntıların yaşanmasına sebep oluyor. Şunca sene sonra, hayatı boyunca şu din ve dava için mücadele verdiği halde, hizmet ve ikaz zan ettiği sayısız yazısı ve konuşması ile hesabı verilemeyecek veballere giriyor. Oysa müşahhas/somut deliller karşısında hatalarından dönmeyenleri de yerden yere vuran birisidir.

Mehmet Fahri Sertkaya