Bir dönem Zeki Çalışkan ve suç ortakları, hafriyat işlerini yolsuzluklarla en merkezden ellerine almışlardı. Hafriyat işi yaparken, organları çalınmış insanların cesetlerini de hafriyat sahasına mı gömdüler?
Hafriyat sahasına çöp kamyonları da çöp döküyorlar mıydı? O çöp kamyonlarının bazılarının içindeki poşetlerde parçalanmış insanların uzuvları var mıydı?
Yıllardır bunu duyuyor, dinliyoruz. Acaba bu konuları açmanın, soruşturma başlatmanın vakti geldi mi?
Ben o Zeki Çalışkan’ın oyundan düşürülmesi gerektiğini kaç kere yazdım. Hala o Zeki Çalışkan fitne kazanları kaynatıyor, türlü hususlarda bir anda karşıma çıkıyor. Neden herkes benim sabrımı zorluyor. Neden herkes benim gücümü test etmek istiyor.
Herkes farkında ki ben pek çok hususta son ikazlarımı yapıyorum. Bir patlama noktasına ramak kalayı yaşıyorum. Kimse benim sinirlerimi daha fazla zorlamasın, gücümü test etmek istemesin. Yoksa yangın yerine dönecek bütün dünya…
Ben, cemaatimin içindeki münafıkları, kriptoları da te-miz-le-ye-ce-ğim. Ne Zeki’yi tanırım, ne Ahmet’i, ne Mehmet’i tanırım. Ne de bunların arkasındaki hristiyanları, yahudileri, masonları, gizli servisleri, hükumetleri tanırım. Öfkem bir patlarsa, dünya genelinde hepsinin üzerine benzin döker yakarım. Sığınacak sıçan deliği bile bulamazlar. Zeki gibi sıçanların ayağımın altında daha fazla dolaşmasına tahammül etmeyeceğim. Benden söylemesi…
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi