Web Analytics

Hitler Almanya’sının Ay yolculuğuna kimler mani oldu?

ALMANYA’NIN YERİNİ ABD’NİN ALMASINI KİMLER SAĞLADI?


ABD dokuz yıl içinde Ay’a gideceğini ilan ettiğinde bir bilgisayarı bile yoktu. Sanayi alt yapısı da yoktu. 

1950’lerin sonuna doğru gelindiğinde bile ABD gerçek anlamda bir sanayi üstünlüğüne hatta sanayi alt yapısına sahip değildi. Genel anlamda bir bilim üstünlüğüne de sahip değilken nasıl bu kadar iddialı oldu ve kısacık sürede başardı?

Bu soruya verilebilecek bir kaç cevap var:

1- Hitler mağlup olunca ele geçirilen Nazi bilim adamları ki aralarında ciddi oranda Musevi bilim adamları da vardı, ABD’nin yapacağını iddia ettiği şeyleri kesinlikle yapabilecek duruma çoktan gelmişlerdi ve ABD bu bilim adamlarını kendi menfaatleri için çalıştırdı. NASA’nın gönderdiği roketleri bile Alman bilim adamı Wernher von Braun tasarladı. (Fotoğrafta Wernher von Braun görülüyor)

2- 1947 yılında ABD’nin New Mexico eyaletindeki Roswell kasabasına düşen bir UFO, ABD’nin teknolojik gelişimi için bir dönüm noktası oluşturdu. ABD ordusu ve bilim adamları bu UFO’dan sağ olarak kurtulduğu iddia edilen iki dünya dışı canlıdan çok yüksek teknik sırlar aldılar. Ayrıca düşen bu ve başka UFO’lardan “Tersine mühendislik” ile çok ciddi teknik keşifler yaptılar. Meşhur 51. bölgeyi, çok yüksek bir para gücü ayırarak bu işler için kurdular. Geçtiğimiz yıllarda ABD’de transistörün gelişim sürecinin mantıklı olmadığı ve sanki bir anda birilerinden transistör yapmayı öğrendikleri şeklinde tartışmalar çıkmış hatta bu tartışmalar sonrasında transistörü bulduğu iddia edilen şirketin yargıya sevk edilmesine bile sebep olmuştu.

3- Hem birinci madde hem de ikinci madde gerçek. ABD başta Nazi bilim adamları olmak üzere, aynı Hitler’in yaptığı gibi dünyanın dört bir tarafından parlak zihinleri, araştrımacıları, bilim insanlarını, üstün yetenek sahiplerini sessizce topladı. Bununla beraber dünya dışı yaşama ait canlılardan ve UFO’lardan da pek çok teknolojiyi çaldı.

Ve bu şekilde bir hiç olan, doğru düzgün bir millet-ulus bile olmayan, asla dünyanın süper gücü olamayacak olan ABD dünyanın süper gücü haline geldi. Aslında getirildi.

Çünkü meselenin asıl temeli daha da farklıydı. Hitler’i önceleri destekleyenler, yükseltenler, para gücü verenler, siyasi güç verenler, hava kuvvetlerini kuranlar, onu Führerliğe/Başbuğluğa çıkartanlar, hep bankaların, radyoların, gazetelerin ve ciddi sanayi firmalarının sahipleri olan masonlar ve Siyonistlerdi. Hitler de anne tarafından bakılınca çeyrek Yahudiydi. Hitler Hitler olana kadar bu gurupların tam merkezindeydi ve çok çeşitli Siyonist Masonik yapılanmalara üyeydi. 
Ona bu kadar destek verenlerin hedefleri, Hitler ve Almanya vesilesi ile dünyayı yeni bir düzene sokmak, politik sorunları aşmak ve kurulmuş ama ilan edilememiş İsrail’i resmen ilan etmekti. Bu arada dağınık haldeki Yahudileri de İsrail’de toplamaktı.

Planda çok çok başarılı şekilde ilerlerken, beklenmedik şekilde Hitler’in İslam’ı seçip Müslüman olması her şeyi tepetaklak etti ve aynı derin güç, gölge hükümet, Gizli Yahudiler, Siyonistler, Hitler’in mağlup olmasını, Almanya’nın bu kadar emeklerine, mücadelelerine, oyunlarına rağmen kaybetmesini ve yerini de ABD’nin almasını istediler. Buna mecbur kaldılar ve o zamana kadar Almanya için yaptıkları ne varsa, çok daha fazlasını ABD için yaptılar. Hitler planı bozmasaydı ABD değil Almanya süper güç olacaktı, İsrail’i ABD değil Almanya koruyacaktı, uzaya da ABD değil Almanya yani Naziler çıkacaktı.

Zaten son yapılan araştırmalar ile meydana çıkan ilginç gerçekler gösteriyor ki Hitler’in ve Nazilerin planlarında Ay’da koloni kurmak bile vardı.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Nükleer silahları UFO’lar devre dışı bırakıyor.”

Pilot Robert Salas ile sessizliklerini bozmaya karar veren 6 eski ABD hava kuvvetleri subayının, üsler üzerinde uçan UFO’lar hakkında Amerikan hükümetinin gizli belgelerini de içeren ayrıntılı açıklama yapmaları bekleniyor. 

Daily Mail’in haberine göre Salas (yanda), 16 Mart 1967’de, Montana’daki Malstrom hava üssünde ilk elden böyle bir olaya tanık olduğunu, görevdeyken bir uçan nesnenin üs üzerinde dolaştığını gördüğünü ve bunun üzerine 10 nükleer füzenin devre dışı kaldığını anlattı.
Bundan bir hafta sonra aynı olayın bir başka üste tekrarlandığını belirten Salas, ABD ordusunun nükleer üsler üzerinde uçan bu nesneler hakkında yalan söylediğini, bunu kanıtlayabileceklerini iddia etti.

Albay Charles Halt da, İngiltere’de nükleer silah bulunduran birkaç üsten biri olan, İpswich yakınlarındaki RAF Bentwaters’da 30 sene evvel UFO gördüğünü söyledi. Halt, uçan nesnelerin üsse ışın huzmeleri yaydığını, daha sonra askeri radyoda uzaylıların nükleer depoya indiğini duyurduğunu belirtti.

Halt, “ABD ve İngiltere gizli servislerinin, gerek o zaman gerekse şimdi, herkesin iyi bildiği dezenformasyon yöntemlerini kullanarak, RAF Bentwaters’da olanların önemini azaltmaya çalıştıklarına inandığını” söyledi.

Pilotlar, 2003 gibi yakın bir tarihte de olan uzaylı müdahalesiyle ilgili 120 eski askeri personelin tanıklığını kanıt olarak göstereceklerini ve yetkililerden uzaylıların dünyayı ziyaret ettiğini artık kamuoyuna açıklamalarını isteyeceklerini belirttiler.

Dün, Birleşmiş Milletler’in, Dünya’yı ziyaret etmeleri durumunda uzaylılarla ilk teması sağlayacak özel bir elçi atayacağı açıklanmıştı. BM’nin pek az bilinen Dış Uzay İşleri ofisinin Başkanı Malezyalı astrofizikçi Mazlan Osman’ın gelecek hafta düzenlenecek bir bilimsel konferansta bu göreve getirildiğinin açıklanması bekleniyor. (aa – 27-09-2010)

‘Dünya büyüklüğünde 17 milyar gezegen var’

Gök bilimciler, yapılan araştırmalar ışığında Güneş Sistemi’nin yer aldığı Samanyolu Galaksisi’nde Dünya büyüklüğünde ‘en az’ 17 milyar gezegen bulunabileceğini ifade etti. Astronomi dünyası ilk kez, Güneş Sistemi dışında Dünya büyüklüğünde kaç tane gezegen bulunabileceğine dair rakam sunmuş oldu.

Bilim insanları, 13.2 milyar yaşındaki Samanyolu Galaksisi hakkında en dikkat çekici rakamlardan birini sundu. Yapılan en son araştırmalar, çapı 100-120 bin ışık yılı olan galakside, Dünya ile aynı büyüklükte en az 17 milyar gezegen bulunduğunu gösterdi.

Gök bilimciler, Samanyolu’nda 200-400 milyar yıldızın yer aldığını düşünüyor. Her bir yıldızın, en az bir gezegene sahip olduğu düşünüldüğünde, galaksideki gezegen sayısının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

ABD’nin Massachusetts eyaletindeki Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden Francois Fressin, California’da düzenlenen Amerikan Astronomi Topluluğu Konferansı’nda yaptığı açıklamada, “Yüksek rakama rağmen 17 milyar gezegenden kaç tanesinin su içerdiğini tahmin etmek için erken olduğunu” ifade etti.

MİLYARLARCA GEZEGEN
Gelişmiş teleskop ve uydularla son yıllarda Güneş Sistemi dışında yüzlerce gezegen keşfeden gök bilimciler, en son araştırmalarında 2009’dan bu yana yeni gezegenler arayan Kepler uzay aracının verilerini kullandı. Fressin ve ekibi, Samanyolu Galaksisi’nde yer alan her altı gezegenden en az birinin Dünya büyüklüğünde olduğu sonucuna vardı.

Benzer bir araştırma, Hawaii, California ve Berkeley Üniversiteleri’nin bir araya gelmesiyle gerçekleştirildi. Üç üniversitenin kurduğu araştırma ekibi, ‘Güneş Sistemi dışındaki gezengelerin yüzde 17’sinin Dünya büyüklüğünde olduğunu’ öne sürdü. Söz konusu gezegenlerin Dünya’dan çok az daha büyük ve küçük olabileceği ifade edildi.

ŞU AN İÇİN DÖRT İHTMAL VAR
Kepler uzay aracı, dış gezenleri yörüngesindeki oldukları yıldızın etrafında dönerken Dünya’nın yakınından geçtiklerinde tespit ediyor. Kısaca, yörünge hareketi esnasında Dünya yakınından geçen gezegenler Kepler’e yakalanıyor. Ancak uçsuz bucaksız Uzay’da bir gezegenin Dünya’nın yakınından geçmesi binlerce yıl alıyor olabilir.

Uzay’da yaşam arayan SETI Enstitüsü’nden Christopher Burke, Kepler’in en son olarak 461 yeni gezegen adayı kozmik cisim keşfettiğini ve toplam keşif sayısını 2 bin 740’a çıkardığını söyledi. Bugüne kadar keşfedilen gezegenlerin, kütlesi Dünya’dan çok daha fazla olan ‘Dev Dünya olduğu’ belirtildi.

Fressin, 2 bini aşkın gezegenden sadece dördünün ‘Goldilocks Zone’, yani ‘Yaşanabilir Bölge’de yer aldığını düşündüklerini söyledi. Bu bölge, gezegenlerin su bulundurmalarını sağlayacak ısı ve jeolojik şartlara sahip olmaları için, yıldızlarıyla aralarında bulundurmaları gereken ideal mesafeyi temsil ediyor.

Fressin, son olarak, ‘Geceleri gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz her yıldız aslında bir sistemi temsil ediyor” dedi. (ntvmsnbc)

Ali Haydar Efendi de zahiri alimdi. Mürşid ya da Müceddid değildi.

Hz. Üstazımız (Süleyman Hilmi Tunahan) döneminde, maddi ve manevi tüm tasarrufunu gözler önüne serdiği halde o günün alimlerinden olan Ali Haydar Efendi (ki o zamanlar istanbul’un meşhur vaizlerindendir ve şimdiki Mahmud efendi’nin de üstadıdır. Kendisini Mürşid ilan etmiştir.) hastalanmış. 
Hz. Üstazımız ziyarete gitmişler. Ali Haydar efendi diyor ki; 
Efendim falanca doktor gelecek, beni tedavi edecek, onu bekliyorum.”
Hazretimiz “Öyleyse biz gidelim, bize lüzum yok. Mademki senin manevi bir doktora ihtiyacın yok öyleyse bize müsade et” diyor.
Bize müsade et” der demez hemen yerinden fırlar, eline sarılır üstazımızın, “Aman hoca efendi, bana okumadan gitme” diye hz.mize ısrar eder. O zaman üstazımız şöyle buyurur;

Ey hocaefendi Bizim adresimiz sana bildirildi. Bizim maddi ve manevi tasarrufumuzun adresi de sana bildirildi. Sokağımız da sana gösterildi. Hatta evimizin numarası dahi sana bildirildiği halde, şu enaniyeti/benliği bir türlü atamadın” 

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) tekrar tekrar Ali Haydar Efendi’yi ikaz etmiş ve “Mürşidlik iddia etme. Kendine rabıta yaptırma. Sen mürşid değilsin” demiştir. Yine bir arada oldukları bir sefer iyice üstüne gitmiş ve sert şekilde son bir kez ikaz etmiştir. Lakin Ali Haydar Efendi “Ben mürşidlik iddiamdan vazgeçsem bizim bu Mahmud vazgeçmez” gibi bir acayip bahane ile, gerçekte manevi bir hüneri, icazeti, tasarrufu olmadığı halde mürşidlik iddia etmeye devam etmiştir.

Bütün bunlara ve daha fazlasına şahit olan Süleyman Efendi’nin damadı merhum Kemal Kacar Hocaefendi, pek çok kere yolumuzun hocaefendilerine bunları anlatmıştır.

Jet Fadıl’ın oteline Cübbeli Ahmet Hoca’dan ‘caizdir’ fetvası

Jetpa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fadıl Akgündüz, Caprice Gold Sarayı’nın önümüzdeki yıl Haziran ayında hizmete açılacağını söyledi
Otel şantiyesine kurulan bir çadırda gerçekleşen dua toplantısına, 34. Osmanlı Padişahı Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın 3. kuşak torunu Harun Osmanoğlu, Mustafa Özşimşekler hoca ve 5 bin’e yakın davetli katıldı.
5.000’e yakın misafirin katıldığı davet, Cübbeli Ahmet (Ahmet Mahmut Ünlü) Hoca’nın Aşir okumasıyla başladı. Daha sonra söz alan Caprice Grup Yönetim Kurulu Başkanı M.Fadıl Akgündüz, “Bundan 2 yıl önce 29 Mart 2011 tarihinde bulunduğumuz seviyeden tam 50 metre aşağıda, Caprice Gold’un temellerini atarken, Cübbeli Ahmet Hocamız gelmiş ve o temel atmayı gerçekleştirmiştik. Tabii ki bazı medya gruplarının ‘bu proje olmaz, bu hayali bir projedir’ demelerine rağmen, büyüklerimizin himmetleri ve sizlerin dualarıyla bugün binamızın kaba inşaatı yüzde 100 tamamlanmış ve cephe kaplamaları 4 ay içinde tamamlanacak ve önümüzdeki Şubat ayı içinde binamız inşallah hazır olacak” dedi.
Daha sonra tamamlanan inşaatla ilgili bilgiler veren Akgündüz, “Dünyanın en fazla demir kullanılan binası Caprice Gold. 165 bin 000 metrekarelik inşaatta, 44 bin ton demir kullanılmıştır. Normalde bu rakam, 10 bin – 12 bin olması gerekirken, Allahın izni ile depremlere tedbir alıyoruz. Takdir Allahü Teala’nın. Kıyamet olmadığı müddetçe dayanacak bir bina yapıldı burada. 50 metre aşağıdan 100 metre yukarıya kadar vidalanarak tek çubuklar halinde demirler bağlandı. Böyle sağlam bir saray yaptık. Nasıl ki ecdadımız Rumeli Hisarlarını asırlarca önce yapmış ve bugün ayakta duruyorsa, biz de bu kaleyi, Hocamızın ifade ettikleri gibi, İslamın bu Kalesi’ni böyle güçlü bir şekilde yaptığımız için programın takviminde bazı değişiklikler oldu. Ama proje ilerliyor. Sonuca doğru geliyoruz. Ve sizlerin de bugüne kadar olduğu gibi, destekleriyle Allah’ın izni ile hem bu projeyi bitireceğiz hem de devamında bazı yeni projeler olacak” dedi.


“BURASI, İSLAM ALEMİNİN MERKEZİ OLACAK”

Daha sonra sohbet bölümünde, Cübbeli Ahmet Hoca, İslami ilkelere göre hizmet sunacak otel yokluğundan dolayı Caprice Gold projesine temelinden beri sıcak baktığını ve gayesinin de reklam yapmak değil, İslama hizmet etmek olduğunu belirterek, burasının tamamlandıktan sonra, dünyada İslama hizmet eden tüm alimlerin kalesi olacağını belirtti.
Ünlü, “Buradan yer satın almak caiz midir? Ben size fetva veriyorum, caizdir. Önceden kira almanız da helaldır. Bunları internette yayınladık. Fetvanın detaylarını da anlattık. En son İsmailağa Fıkıh Heyeti ile de görüşerek, her dört mezhebe uygun hale getirdik. Ben sana al alma demiyorum. Emlakçılık yapmıyorum. Fetva soruyorsan, hocalık yapıyorum. Caizdir diyorum sana ben. Buradan ne beklentim var? İslam Aleminin alimlerinin tümünü çağırabileceğim, yatırabileceğim, yedirip içirebileceğim bir yerim olacak. Böyle bir Sarayımız olacak inşallah. Ben bu dertteyim” dedi.


28 ŞUBAT MAĞDURLARIYIZ


Daha sonra, kendisi ve Fadıl Akgündüz ile ilgili eleştiri ve karalama kampanyalarına cevap veren Cübbeli AHmet Hoca, “Fadıl Bey de 28 Şubat sürecinin mağduru. Bütün İslama bir çelme takıldı. Bu adamın bütün mallarına, mülklerine el konuldu. Hepiniz namaz kılan adamlarsınız. Elinizi vicdanınıza koyun da, öyle düşünün. Yapamıyorsunuz, edemiyorsunuz demeyin. Bakın izin verilen proje bugün bitmek üzere. Yeni projelere de izin alınacak inşallah. Ben de takip ediyorum. Ben de merak ediyorum. Ümmet meselesi bunlar. Şahıs meselesi değil. 28 Şubat mağduru bizlere karşı şu işi beceremediniz, bu işi beceremediniz, şura tıkandı bura kapandı demeye kimsenin hakkı yoktur. Bize yol verin bakalım da, yapmıyorsak o zaman konuşun. Allah rızası için iftira yapmayın. Müslümana iftira haramdır” diye konuşmasını tamamladı.