Etiket arşivi: Yunanistan

İntikam, soğuk yenilince lezzetli bir aştır

Güney Azerbaycan’ın Türkiye’ye değil de tamamen Londra’nın kontrolünde olan Azerbaycan’a/Aliyev’e bağlanması için mücadele veren hiçbir tarafı ve kişiyi, dost unsur olarak görmüyorum ve görmeyeceğim. Hatta söz konusu tarafları, öncelikli olarak imha edilmesi ya da tamamen diz çöktürülmesi, tesirsiz hale getirilmesi gereken taraflar olarak göreceğim.

Güney Azerbaycan doğrudan Türkiye’ye bağlanacak. Sonra, günümüzde İran denilmekte olan o kadim Türk topraklarının tamamını da Türkiye’ye bağlayan hamlelerimiz devam edecek. Bunları yapmamıza Londra merkezli dünya düzeninin aktörleri mani olamayacaklar.

Onlar, Aralık ayı boyunca krizlerden krizlere girecekler ve yeni yıla da devasa krizlerle girecekler. Devamındaki aylarda da kendi iç dertlerini/meselelerini bile çözemez hallerde olacaklar. Daha önce de açıkça yazdığım gibi, zaman bizim lehimize, onların aleyhine işlemeye devam ediyor.

Ordumuzun Suriye’ye askeri operasyon yapmasını, terör ve kara/kanlı para işlerinin artırılmasını hedefleyen Ankebut Ağını, merkezde de Londra’yı, yine yendik. Suriye’ye o kapsamlı askeri operasyonu yaptırmadık, yaptırmayacağız. Kara paraları iyice kesilince adeta aort damarları düğümlenmiş gibi can çekişen, acıyla debelenen batılı ve doğulu ülkeleri keyifle izleyeceğiz. İntikam, soğuk yenilince lezzetli bir aştır. TSK içindeki NATO’cu ve Londra merkezli sistemin mensubu herkesi, istisnasız herkesi imha etmeye başlayacağız. Gerektiğinde tetik düşürerek, gerektiğinde ileri seviyede su-i kast teknikleri kullanarak, gerektiğinde metafizikle çarparak, o hainler güruhunu yok edeceğiz. Onların yerlerine biyonik robotlarla geçilmesine de izin vermeyeceğim, şu anda kadar biyonik robotlarla yerine geçilmiş kişileri de oyundan düşüreceğim.

Baştan söylediğim gibi, Londra’nın çok istediği Türkiye-Yunanistan krizi de iyice tempo yitirdi. Şu günlerde yeniden bu suni ve danışıklı krizde tarafların tempo yükseltmesine de izin vermeyeceğiz.

Şu sözde mülteciler işi de iyice uzadı ve daraldım. Hususiyle Türkiye içindeki taraflardan bu konuda karşımda duran herkese hızla yıkıcı darbeler vurmaya başlayacağım. İstanbul’un karşısında durabileceğini zan eden Putin’in/Rusya’nın bile dünyaya rezil olduğu ve kahkahalarla gülündüğü şu günlerde, bakalım Türkiye içindeki söz konusu tarafların hallerine nasıl kahkahalarla gülünecek. Aslında ortada şaşırtıcı bir şey yok. Karşımda her seferinde namertlik yapan, düşmanlık yapan ve son süreçte haddini iyice aşan Putin’in ve çetesinin başına daha da fazla şeyler gelecek. Rusya halkının tamamını düşman görmüyorum ama defalarca ikaz ettiğim ve süre tanıdığım halde, gerekli duruşa sahip olmadılar ve mücadeleyi vermediler. Benim, insanlığın ve Rus halkının kurtuluşu için Rusya’yı parçalamaktan başka çarem de kalmadı. Bu, Rusların tercihi oldu, benim değil…

Hala boğazlar konusunda benimle açıkça restleşebileceğini düşünen taraflar kaldıysa… Putin gibi Türkiye’de terör eylemleri ve suni afetler yapabileceğini düşünenler kaldıysa… Onları da Putin gibi açıkça tavrını sergilemeye devam ediyorum. Onları da Putin’le aynı hale düşürmek benim için büyük bir vazife ve zevk olacak. Bu ülkede ve bölgede, bundan sonra da ben ne diyorsam, sadece o olacak.

Şu vakit oldu da hala Sedat Peker’in yayınlar yapamıyor oluşu da beni çok geriyor. Bu hususta da söylenmesi gerekenleri baştan yazmıştım. Tekrar edecek değilim. Bu konuda verdiğim mühletin bittiğini ve bu konuda da şu andan itibaren çatışma kısmına geçtiğimizi açıkça ilan etmiş bulunuyorum. Diğer kısımlarını, neler olacağını, zaten ilgili bütün taraflar biliyorlar.

Esed güçleri hariç, Suriye sınırları içindeki bütün yabancı unsurların (Rusya ve İran unsurları da dahil) Suriye sınırlarından çıkartılması süreci hız kesmeden ve şiddetini artırarak devam edecek. Bu husustaki kararlılığımı bir kez daha hatırlamakta fayda gördüm.

Dediğim gibi, Aralık ayı şiddetli çatışmalarla geçecek gibi duruyor ve bizde buna çoktan hazırız.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Ağlaşıyorlar

ABD bankaları nakit sıktınsından ötürü birbirlerini arayarak ağlaşıyorlar. Bir an önce Suriye, Pakistan, Hindistan, Libya, Yunanistan ya da her neresi kan gölüne dönecekse dönmesini ve kara para işlerinin hareketlenmesini istiyorlar. ABD’li siyasetçilere de baskı yapıyorlar. İngiltere’nin hali de ABD’den farksız…

Rusya ise büyük kısmı sulara batmış, kalan kısmının da kısa süre içinde batacağı bir gemi görüntüsünde… Çin ise çatır çatır çatlamaya devam ediyor. Son süreçte kara para için kendi insanlarını nakite çeviriyordu ama onda da ayar kaçtı ve kontrol iyice kaybediliyor.

Çin’in yaptığı gibi G20 ülkelerinin tamamı ortak kararla korona yalanlarını, yasaklarını dirilterek, arka plandan yine büyük çapta kara para işleri yapacaklardı, bunun ön hamlelerini yaptılar, konuştular ama arkasını getirmeye teşebbüs bile edemediler. İstanbul korona oyunlarını da bundan beslenenleri de çoktan bitirdi. Yeniden teşebbüs edenlere bu dünyada nefes bile aldırmayacak. Bunu çok iyi biliyorlar.

Baştan söylediğim gibi, parasını/sermayesini piyasalardan, bankalardan çekenler, büyük ülkelerden çekenler büyük kayıplardan korunacaklar.

Bu dünyanın kara ve kanlı para dengeleriyle dönmesine daha fazla izin vermeyeceğim. Aralık ayı çok büyük çatışmalarla, çok ani ve büyük gelişmelerle dolu dolu geçebilir.

| mfs – Oyun bozan – Akademi Dergisi

Ankebut Ağının Rusya ayağı çok sıkıntıda…


Putin ve çetesinin işleri iyice bozuldu, bozuluyor ve gün geçtikçe daha da bozulacak. Danışıklı dövüşler de Rusya’nın içindeki ABD’yi ya da diğer deyişle Rusya’nın içindeki İsrail’i kurtaramıyor. Her zaman olduğu gibi bu sefer de biz kazandık ve bir kez daha bütün dünyaya gücümüzü gösterdik.

Bütün dünya bir kez daha gördü ki sadece Türkiye’de değil, Mfs’nin “olur”u olmadan dünya genelinde kayda değer hiçbir şey yapılamaz. İsrailliler, İngilizler ve benzerleri “Erdoğan Suriye operasyonunu yapmakta kararlı ve karşısında onu durduracak kimse yok.” mealinde ısmarlama haberler yaptırırken… ABD “Haydi girin artık” temalı ama operasyona sözde karşı duran resmi açıklamaları çok sık tekrarla yaparken, bir yandan da kalın kafalı hainleri Türkiye sahasında aktif kullanarak operasyonu mümkün kılmaya çabalarken… Aslında ne kadar çaresiz, güçsüz ve zavallı olduklarını gözler önüne serdiler, seriyorlar.

Ortada bir Tayyip, bir AKPKK bile kalmamış ama son çare olarak üç beş gazete haberi, üç beş köşe yazısı yayınlatarak, övgü ya da korku/endişe temalı üç beş diplomatik açıklama yaptırarak, TSK’nin Suriye’ye operasyon yapmasını mümkün kılacaklar güya…

Bunların hepsi oyun, daha önce defalarca oynadıkları tarzda bir oyun ve bir kez daha bu konuda büyük bir kumar oynayıp bu defa çok daha büyük kaybettiler. Dibi gördüler, eridiler. Buna rağmen, bu kadar çaresizken, bu kadar büyük kaybetmişlerken, bükemedikleri eli öpmeleri gerekiyorken, hala şeytanlık peşindeler. Bu hallerine rağmen bir yandan da Suriye’de Beşar Esed ile küslüğü ortadan kaldıracaklarmış rolü oynuyorlar. Bu da ayrı bir oyun… Hala İsrail’in, BOP’un, İngiltere’nin, ABD’nin, AB’nin, Rusya’nın son darbeleri almamaları için kıvranıp zaman kazandırmak peşindeler. Yani bu güne kadar çoğu kısımda birbirleriyle danışıklı dövüşerek Londra merkezli dünya düzenini ayakta tutmuş olan taraflar, şimdi birbirlerini ayakta tutabilmek için her yolu deniyorlar. İstanbul’u devirmek, mağlup etmek, yok etmek mi… Onun imkansız olduğunu kendi aralarında çoktan kabullendiler ama dışarıya başka yüz gösteriyorlar.

Şu anda hiç dünya lideri yok görünür dünya siyasetinde… Hepsi yalan oldu, hiç oldu İstanbul’un karşısında… Süper güç ülke de yok. Rishi Sunak bile tersten okunması gereken taktik bir açıklama ile “Mfs bu işi bitirdi, Çin’den de çıkın. Çin merkezli altın çağ projemiz çöp oldu. Direnirsek her yerde daha büyük kayıplar yaşayacağız. Çaresiziz, geri durmak zorundayız. Tedbirli olun, dikkat edin” manasına gelecek mesajlarını verdi.

Daha düne kadar güya rekor kâr açıklayan Koç grubu, ses kaydımda “Devletlerin de holdinglerin de açıklamaları yalan. Türkiye’de Koç bile battı” dememden hemen sonra çark etti. Türkiye içinde Ömer Koç bile uzun sürecek ve şiddetli olacak bir krizin içinde olduklarını ve çok tedbirli olup harcamaları çok kısmalarını söyledi herkese…

Ankebut Ağının sadece Rusya ayağı değil, bütün ayakları İstanbul karşısında diz çökmemek için direniyor. Bu güne kadar imkansız görüleni başardılar ama hep karşılıksız para basarak, yalan haberler yaptırarak, resmi yetkililere yalan açıklamalar yaptırarak, maliyeye kaynağı belirsiz yüzlerce milyar dolar kara para dahil ederek… Hepsinin boşuna olduğunu söylemiştim, anca zararları katlandı, emekleri zayi oldu, itibarları da iki paralık oldu. Direnişleri onlara kazandırmadı, zararlarını azaltmadı, aksine daha büyük kaybetmelerine sebep oldu.

Lakin Rusların hali içler acısı… Kullanılıp atılacaklar ve İstanbul’un siyaseti karşısında bütün planlarının bu kadar kısa sürede bozulacağına baştan ihtimal vermek istemiyorlardı. Büyük kumarda onlar en büyük kaybeden taraf… Sadece Yunanistan, Suriye, İran meselesinde değil, onlarca meselede büyük kaybettiler. Zaten hepsinde iki yüzlü ve ahlaksız, onursuz bir siyaset izlediler. Hep İstanbul’un kazandığı ve hatta kazanacağı açıkça gözler önünde…

Şimdi başta Ruslar olmak üzere, malum ağ Türkiye’de şiddetli terör saldırıları yaptırabilir. Deprem denediler olmadı, şimdi yine ya deprem yapacaklar ya da terör saldırıları yapacaklar. Sonuç vermeyeceğini, kendilerine kazandırmayacağını bile bile bunu yapacaklar. Yine bu terör saldırılarında da emirlerindeki terör örgütlerini kullanabilirler. Yine ABD, Çin, İran, İsrail, İngiltere, AB ülkeleri, bazı Arap ülkeleri ile paslaşarak yaptırabilirler. Bu defa YPG/PKK görüntüsü vererek değil de baştan beri kendilerinin kurup idare ettiği IŞİD ya da türevi örgütler üzerinden kan dökebilirler.

Kaç ülkenin ittifak ettiğinin, ne kadar şeytanlaşmış ve kuralsız olduklarının ehemmiyeti yok. Büyük bir kararlılıkla biz de gereken karşılıkları vereceğiz. Şu anda Türkiye’de söz konusu ülkelerin diplomatik temsilcileri sıfatıyla bulunan ve Türkiye’deki mekanlarını terör, ihanet, kara para merkezine çeviren kişileri en baştan hedef alacağız. Biz basit basit danışıklı dövüşler sergilemedik, sergilemeyeceğiz. Her zaman olduğu gibi kısa sürede sonuç verecek cesurca ve mertçe karşılıklar vereceğiz. Gerekli her an tetik çekmekten de çekinmeyeceğiz.

Şu andan itibaren, Türkiye ve Suriye sınırları içinde Rus mafyası, Rus diplomat, Rus askeri, Rus subayı, Rus iş adamı, Rus şirketi hatta Rus turist dahi görmek istemiyorum. Ruslara selam veren birini dahi görmek istemiyorum. Madem ki batının maşası olmaya devam edecekler, önce maşayı şu batının ve İsrail’in elinden almanın ve imha etmenin vaktidir şimdi…

| mfs – Maşa kıran – Akademi Dergisi

Rusya’yı ordusuz bırakacağım


Yalan…

Her yönüyle, her şeyiyle yalan… Kocaman bir yalan…

Ruslar Türklere ve Türkiye’ye dost değiller. En az batılılar kadar düşmanlar. Onlara saymakla bitmez faydalar sağladık ama senelerdir Türkiye’nin faydasına olacak hiçbir şey yapmadılar, yapmıyorlar, yapmazlar. Dünyanın gözleri önünde en vefasızca, namertçe tavırları hep sergilemişlerdi. Memnun olmak, vefa sergilemek, mertlik sergilemek yerine, sinsice düşmanlıklarını da yapmışlardı. Son bir kaç gün içinde ise akıl almaz büyüklükle düşmanlıklar/saldırılar denediler. Şimdi yine sinsice dünya insanlığı önünde kendilerini Türk/Türkiye dostu göstermek istiyorlar.

Bu basit oyunlarına kimse aldanmasın. Bu zamanda bu yalan açıklamayı Ruslar neden yaptılar, bu davranışlarının arkasında bir suçluluk psikolojisi mi var, ifşa olmuşluk psikolojisi mi var, psikolojik harp teknikleri mi var, bunlara bakılmalı…

Birileri bizi batıya doğru çekmeye, batı yakasında cepheler oluşturmaya ve asıl hedefimizden uzaklaştırmaya çalışadursun, biz ve ordumuz bu tedbiri öncelikle Ruslara karşı alacağız…

Söz vermiştim ve Ruslarla da danışıklı dövüşen İngiltere’yi, söz verdiğim gibi donanmasız bırakmaya çoktan başladım… Dünyanın gözleri önünde, gözleri ile gördüğü halde inanamayan şaşkın kişilerin önünde bu dediğim yaşanıyor, birkaç günde bir İngiltere donanmasının başka başka gemileri ve denizaltıları sorunlar çıkartıyor hatta oyun dışı kalıyor.

Şimdi söz veriyorum, Rusya’yı ordusuz bırakacağım. Hava, kara, deniz, uzay kısımlarıyla, bütün kısımlarıyla Rusya’yı ordusuz bırakacağım. Rus ordusunda vazifeli bulunan erinden en yüksek rütbeli subayına kadar herkese firar etmelerini tavsiye ederim. Rusya devlet kurumları içindeki her makamdan herkesin istifa etmesini tavsiye ederim. Zira şu andan sonra Putin’in ve çetesinin emrinde kalan, onlara itaat eden herhangi bir Rus ordusu mensubu kişiyi ya da Rusya devlet kurumlarında vazifeli kişiyi dahi imha edeceğim. Dünya savaşı hemen şimdi çıkacak bile olsa, yüzlerce nükleer başlıklı füze şuradan şuraya fırlatılacak bile olsa, bu dediğim temizliği kısa süre içinde yapacağım. Ölmek isteyenler, şu haldeki Rus ordusunun ve devlet sisteminin mensupları olarak kalsınlar ya da o Rusya devlet sistemi ile bir şekilde paslaşsınlar ya da danışıklı dövüşsünler.

Ölmek isteyenler, Türkiye sınırları içinde ve Türk dünyası sınırları içinde Ruslarla beraber çalışsınlar, paslaşsınlar. Hangi sahada paslaştıkları mühim bile değil, tamamen temiz ticaret yapılan sahalarda bile paslaşıyor olmaları, kısa süre içinde bedenlerine ve hatta kullandıkları araçlara, cihazlara, mekanlara kadar her şeylerini kaybetmelerine sebep olacak.

Orada karşımda Ruslar, şurada karşımda Ruslar, burada yine karşımda Ruslar… Tayyip’i bitirmişim, batının elinden bir şey gelmiyor ama Tayyip’i ayakta tutmaya çalışanlar yine Ruslar…

Şu Türkiye’ye zararı saymakla bitmeyen Soysuz pisliği karşımda, onlarca kere fişini çektim, işi bitti ama Soysuz’un arkasında yine Ruslar… Bohçalı pisliği ölmeyi unutmuş, herifin ne itibarını, ne hükmünü bıraktık, çoktan oyundan düşmüş ama onu ısrarla oyunda tutmaya çalışanlar, arkasında duranlar yine Ruslar…

Yunan tahrik edip durur, arkasında yine Ruslar… Güney Azerbaycan acıdan inler, zulme karşı dik durur ama karşısında yine Ruslar… Türk dünyası defalarca ayağa kalmak, toparlanmak, gerçekten hür olmak ister, karşısında yine Ruslar…

Suriye’de mevzuyu, üzerine onlarca devletin oynadığı BOP’u yani Büyük İsrail Projesini onlarca kere çökerttim, sahada son olarak bu yönde somut adımlar atılması kalmış, mevzu tamamen bitecek ama kaç yıldır bitirmeyenler, karşı taraflarla danışıklı dövüşenler ve insanlık dışı kara para işlerinde pay kapanlar, yine Ruslar…

ABD’de onlarca kere oyunu kurdum, son denemelerde karşımdaki Bidon’ları deldim, patlattım, işe yaramaz hale getirdim, görünürde son darbeleri vurmaları kalmış, yapmayanlar hatta karşımda hamle yapanlar ve bana mani olmaya çabalayanlar yine Ruslar…

Güney Kore, Tayvan, Japonya ve benzerleri çoktan açıkça iflas edecekler, krizlerden krizlere girecekler, acınası hallere düşecekler, buna mani olmaya çalışan ve bu ülkelerle/hükumetlerle akıllara zarar seviyede kara para işleri yapanlar yine Ruslar…

Türkiye’ye dair söylediklerimi çoktan yapmışım, onlarca banka, onlarca dev holding bir arada batmış, aslında AKPKK ve bütün şürekası çökmüş, son gayretle ayakta tutmaya çalışanlar yine Ruslar… Böyle bir anda ülkemdeki gizli Ermeniler azıyorlar, arkalarında yine Ruslar…

Senelerdir metafizik saldırıları bitmek bilmeyenler, kendilerinden sonra gayr-i resmi sömürgeleri haline getirdikleri milletlere de bize metafizik saldırılar yapma emri verenler, organizasyonu kuranlar, yine Ruslar…

Güya Türkiye’de nükleer santraller yapacaklarmış, bu iddianın ve görüntünün arkasında Türkiye’den çalanlar, kaçıranlar, Türkiye’de kara para aklayanlar, Türkiye’de örtülü işgal şartları oluşturmaya çalışanlar, türlü ihaneti ve pisliği açıkça sergileyenler, Türk milleti yiyecek kuru ekmeğe muhtaç hale getirilene kadar soyulmuşken bile hala soyanlar yine Ruslar…

Öfkesi arşa varmış, her an patlayacak halde olan Türk milleti, Tayyip’e ve çetesine meşru bir millet darbesi yapacak olsa, bu denli zulümden ve soygundan bir an evvel kurtulmaya teşebbüs edecek olsa, o anda ordusuyla bile Tayyip’in yanında duracak olanlar, Türk milletine karşı bu kadar alçalacak olanlar, arka plandan AKPKK ile bu hususlarda bile gizli yazılı anlaşmalar yapanlar, yine bunlar… Yine o kahrolası Ruslar…

Taksim’de, hiçbir hususta hür iradesi kalmamış, insanlık dışı bir ortamın, şartların, tehditlerin içine çekilmiş zavallı bir kadının eline bombalı paket veriliyor, bomba patlıyor, masum siviller paramparça oluyor ve bütün suç bir kadının üzerine yıkılıp kapatılmak isteniyor, baştan sona bu vahşetin, bu şeytanlığın arkasında yine Ruslar…

Her yerde ayağıma dolanan Ruslar… Saymakla bitmez meselede yüzüme gülen ama sinsice karşımda mücadele veren hep Ruslar… Memleketimin yarısı aynı anda sallanıyor, on milyonla kişinin feci şekillerde ölmesi ve trilyon dolarla zararlar oluşması ihtimali var, saldırının arkasında yine Ruslar…

Uydulardan lazerle atışlar yapılır, ormanlar söndürüldükçe tekrar tekrar yanar, arkasında yine Ruslar…

Son yirmi senedir ülkemde iklimin ayarı kaçar, mevsimler birbirine girer, her hasat zamanına ramak kala tarlalarda ekinler yanar/kurur ve sera bölgelerinde hortumlar hep aynı zamanlamada yaşanır, arkasında yine o Allahsız Ruslar…

Dünyanın dört bir yanında balinalar, yunuslar, köpek balıkları, şiddetli sonar sinyallerine dayanamayıp, beyinleri parçalanacak gibi olup karaya vurup dururlar, arkasında yine o bir gram insanlığı kalmamış Ruslar çıkar…

Milletçe terörist, devletçe terörist Ruslar… Milletçe mafya, devletçe mafya Ruslar… Milletçe katliamcı, devletçe katliamcı Ruslar…

Ben böyle Rusları ve böyle terör, zulüm, vahşet devleti haline dönüşmüş Rusya’yı tarihe gömerim. Cihan karşıma çıksa, yine de gömerim. Şimdi, Rusların, açıkça düşmanlık yapabilecek cesaretle karşıma çıkmasını isterim. Çıkmasalar da üzerlerine gideceğim.

Kalleş Ruslar, kahpe Ruslar, fahişe Ruslar, namert Ruslar, ayyaş Ruslar, dinsiz Ruslar, sömürgesi Ruslar, kan emici Ruslar, milyarla insanın damarlarında uyuşturucu olmuş da akmakta olan Ruslar… Milyonlarca genç kadını kaçırıp da zorla fuhuş yaptıran Ruslar… Terör örgütleri kurup da her pisliği yapan ve sonra görünürde bunun suçunu Müslümanların üzerine yıkan Ruslar… Taliban isimli sözde terör örgütünü bile meşru hükumet olarak tanımaya teşebbüs edebilen Ruslar…

Korona oyunlarıyla yapılan katliamlara, organ hırsızlığına, insan kaçakçılığına, genetik saldırılara, her kısmına seve seve ortak olan Ruslar…

Türkiye’deki Büyükelçiliği ve konsoloslukları terör örgütü teşkilatı, ihanet teşkilatı, sömürme teşkilatı, su-i kast teşkilatı olarak çalışan Ruslar…

Onlarca milleti zorla asimile eden, her fırsatta katleden, hala zorla tahakkümü altına tutan Ruslar… Gerçek/asıl Deccale ve İblis’e çok eskiden beri ruhunu satmış olan ve onlara her zaman beleş askerlik yapan Ruslar…

Bu dünyada böyle bir Rus milleti ve Rusya bırakmayacağım.

Deccalin elinden kısa sürede Rus ve Rusya kartını da alacağım. Kimin neye itirazı varsa, ne hüneri varsa, ne kadar gücü varsa, karşıma çıksın. Bu dediklerimi de hemen şimdiden başlayarak yapacağım. Yeter artık, yansın bu dünya…

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Vakit yaklaşıyor


İstanbul boğazının iki yanında büyük bir traşlama/genişletme çalışması yapılacak. Şu iki kırmızı çizgi gerçek sınırları göstermiyor ama çok yaklaşık sınırları gösteriyor.

Çok yakın gelecekte İstanbul boğazı şu taslak çizimdekine çok yakın bir görünüşe sahip olacak.

Karadeniz ile Hazar denizini birbirine bağlayan uzun ve geniş kanalın inşasına başlanırken, eş zamanlı olarak İstanbul boğazını genişletme çalışması da başlayacak.

Suriçi denilen, üzerinde Ayasofya, Topkapı sarayı, Sultanahmet camii dahil olmak üzere onlarca meşhur tarihi yer bulunan kısım da hiç tereddüt edilmeden tıraşlanacak. Orası da tamamen deniz suyu ile dolacak. “Bunu yapamaz, mümkün değil. İzin vermezler” diyenlere “Daha şu anda bile bunu yapacak güce sahibim. Bu gün de yarın da hiç kimse bana mani olamayacağı gibi oyalama bile yapamayacak. Dünyanın siyasi, askeri, mali, dini dengelerini şu anda bile ben yönlendiriyorum. Bu güne kadar yapabildiklerim de imkansız görülen şeylerdi ama yaptım, yapıyorum. Sizin imkansız gördüğünüz şeyleri yapmak için ben sadece en doğru vakti beklerim. Yapmak istediklerime mani olacağına inanan devasa yeraltı şehirlerinin bazıları şu anda tamamen boş. Bazıları ise film sahnelerinde gördüğümüz halleri yaşıyorlar. Yerin altında da üstünde sözü geçen ve geçecek olan tek kişi benim. Bir şeyi yapacaksam ne İblis’i ne Deccali ne de bu ikiliye çalışan sistemi dinlerim. Yapar geçerim.” derim. Anlamak isteyenler anlarlar. Anlamak istemeyenler de oyalansınlar. Dirensinler ve daha büyük kaybetsinler. Benim için şu andan sonra yeryüzündeki ya da yeraltındaki toplu can kayıpları mühim değil. Toplu mal, araç, cihaz kayıpları da mühim değil. Çünkü ben yıllardır nasihat ettim, sabır etttim, tahammül ettim, mühletler verdim ve artık beklenen günler geldi. Mühletler bitti. Ölecekten, yanacaktan, batacaktan, çökecekten ben mesul değilim.

Bilenler var, dikkatle ve hayretle takip edenler var, henüz fark edememiş olanlar da var. Dünya üzerindeki suni kuraklık ve kıtlık krizine, suni enerji krizine, suni karbon krizine ve suni pandemilere neşter vurdum. Dünya genelinde şartlar büyük oranda değişti, değişiyor. Yeraltında yaşayanların, yerin üstünü istedikleri gibi iklim kontrolünde tutmalarını sağlayan sistemleri de bozdum, bozuyorum. Bundan sonrasında Grönland’ı bile buzul halde tutamayacaklar. Oralarda da satanizmi ezecek, insanlığı hakim kılacağım. Oraların değerli toprakları ve madenleri de benim vesilemle değerlendirilebilecekler.

İstanbul boğazında traşlama sonrasında 5 km den daha dar hiçbir yer olmayacak. Dünyanın siyasi, mali, dini/fikri, askeri merkezi somut/açık şekilde İstanbul olacak. Bütün dünya İstanbul merkezli olarak dönecek. Dünyanın deniz trafiğinin merkezi de İstanbul olacak. İstanbul boğazında çok çok yoğun deniz trafiği olacak. İstanbul’da çok büyük, çok gelişmiş özelliklere sahip çok sayıda liman olacak. Ayrıca traşlama sonrasında İstanbul boğazındaki su akıntısından istifade ile elektrik üreten sistem de konulacak, hemen çalışmaya başlayacak.

Bu işler uzun sürelere yayılmayacak. Mümkün olabilen en kısa sürede tamamlanacak. Bunları hiç zaman kaybetmeden yapabilmek için gereken büyük parayı/sermayeyi ben zorlanmadan bir araya getireceğim. Bu işlerde yer almak, çalışmak ve kazanmak isteyen tarafların dinlerine, dillerine, fikirlerine değil, dürüst ve namuslu olup olmadıklarına bakacağım. Satanist olup olmadıklarına, iyi niyetli olup olmadıklarına bakacağım. Devamında Trakya boyunca kanallar açılacak ve bir kolu Bulgaristan tarafına dönecek, bir kolu Yunanistan’a doğru gidecek.

Bütün dünya, İstanbul merkezli olarak değişmeye başlayacak. Yine boğazın Anadolu yakasından da kanal açılmaya başlanacak ve Anadolu’daki büyük gölleri birbirine de bağlayacak surette ülke içinde kanallar dolaşacak. Daha önce anlattığım gibi, söz konusu kanallar, gittikleri yerlere tuzlu su, içilebilir su, ziraat için ihtiyaç duyulan bol su, deniz mahsulleri, temiz enerji götürmüş olacaklar. Bununla birlikte ağır nakliyecilikte maliyetleri çok düşürecekler, geçtikleri yerlerde arazileri çok değerlendirecekler, büyük şehirlerde toplanan aşırı kalabalık nüfusların hızlıca ülkenin her yanına dağılmasını sağlayacaklar. Kuraklık ve kıtlık riskine karşı da aşılamaz, geçilemez duvarlar misali duracaklar. Hayat pahalılığının kaldırılmasını, devlete verilen vergi oranlarının dürüşülmesini de sağlayacaklar. Çünkü bu projelerde her zaman büyük pay devletimizin olacak. Bunlar yapıldıkça devletimizin kesintisiz ve büyük gelir kaynakları olacak.

Bu sırada çok büyük miktarda hafriyat ve dolayısıyla madencilik çalışması yapılacak. Bu traşlama ve hafriyat işlerini yapacak çok gelişmiş iş makineleri Türkiye’de çizilecek ve imal edilecek. Hem de şaşırtacak kadar kısa sürede imal edilmiş olacaklar ve şaşırtıcı özelliklere sahip olacaklar. Fosil yakıtlar kullanmayacaklar, bataryalı araçlar da olmayacaklar. Şu andaki hafriyat ve madencilik sistemi büyük oranda değişmiş olacak. Yine bu projeler gerçekleştirilirken inşaat sektörü de ister istemez hızla değişmiş olacak. Kanallar açılırken Türkiye’nin etrafındaki denizlerde çok sayıda suni adalar yapılacak. Onlar da en iyi seviyede mühendislik çalışmaları ve teknoloji ile yapılacaklar. Yerleri ve büyüklükleri de bilimsel değerlendirmelerle belirlenecek. Söz konusu adalardan bazıları tamamen ziraat ve hayvancılık için planlanarak yapılacak. Bazıları en başından beri askeri ihtiyaçlar için yapılacaklar. Bazıları turizm, bazıları eğitim maksadıyla yapılacaklar.

Sonraki süreçte Hazar denizinden Basra körfezine doğru geniş ve derin bir kanal açılacak. Kıvrıla kıvrıla gidecek olan bu kanalın etrafı da hızla canlanacak, değerlenecek, yerleşme yerleri ile dolacak. Kanal, etrafının hızla yeşillenmesini de sağlayacak. Gittiği her yere balık ve diğer deniz mahsüllerini de götürmüş olacak. Bölgede çok büyük bir yeşillendirme projesi de uygulanacak. Eş zamanlı olarak bölgeye turizm de ziraat da hayvancılık da fabrikalar da çok ucuza enerji ve temiz su da gelmiş olacak. Yine bu kanalla eş zamanlı olarak Orta Asya Türk devletlerine doğru da kanallar açılacak. Batının güneşi batacak ve güneş yine doğudan doğacak. İblis de Deccal de kaybedecek.

Türkiye’de seçim olmayacak. Zaten bu güne kadar yapılanlara seçim diyebilmek mümkün değil, hepsi hileliydi. Hiçbirinin meşruiyeti yoktu. Görüyoruz ki günümüzde ABD’de bile hilesiz seçim yapılamaz oldu. Malum satanist çeteler, milletlerin iradelerine rest çekerek ve göstere göstere seçimleri çalmaya devam ediyorlar. Türkiye’de AKPKK-MHPKK organize suç, terör, ihanet örgütü çökertilecek, eş zamanlı olarak siyasi parti görünümlü diğer bütün suç örgütleri de toplanıp alınacaklar. Üzerine henüz birkaç ay geçmişken, henüz yargılamalar ve idamlar tamamlanmamışken bile Türkiye büyük projelerin tuşuna basacak. Bu güne kadar imal edilmesine ve satılmasına izin verilmemiş olan çok yüksek kalitede, çok uygun fiyatlı, uzun ömürlü, konforlu ve az masraflı araçlar da Türkiye’de üretilecekler. Kısa sürede Türkiye denizlerden hatta okyanuslardan en ileri seviyede faydalanan ülke olacak. Bu nedenle baştan itibaren arabalarını hem suda hem karada gidebilen tarzda imal edecek.

Bunlar yaşanırken dünyanın dört bir yanında kaos hakim olacak. Batı iyice çökmüş ve bu halini artık gizleyemez hale gelmiş olacak. Çin’de parçalanma safhası başlamış olacak. Hindistan’da toplu insan ölümleri ve ülkenin parçalanma süreci başlamış olacak. Hindistan’ı çok sert şekilde cezalandıracağım. Rusya da parçalanma sürecine açıkça girmiş olacak. Bunca zamandır İstanbul’un iradesine karşı duranlar, hatalı kararlarının bedellerini ağır şekilde ödeyecekler.

İstanbul boğazının yaklaşık olarak belirlediğim kırmızı çizgileri içinde kalan kişiler, şirketler, vakıflar, dernekler, diplomatik temsilciler ve diğer herkes, şimdiden kısa bir taşınma süreci başlatarak oradan ayrılmalılar. Bu kişiler de karşımda direnirlerse, büyük bedeller ödeyecekler.

Göz önünde bulundurulmalı ki son yıllarda mfs’nin kesinlikle öleceğine ya da bir şekilde oyundan alınacağına inananların yüz binlercesi öldüler ya da bir şekilde oyun dışı kaldılar. Önümüzdeki süreçte ölenlerin ve oyundan alınanların sayısı şaşırtıcı şekilde artış gösterebilir. Hiç şüphe edilmesin ki mfs daha en az onlarca sene insanlığa hizmet etmeye devam edecek. Nasip olursa başka dünyalara bile elini uzatacak, oraların askeri, mali, siyasi, dini dengelerini belirleyecek, işlerini ve çevresini oralara da götürecek.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi