Etiket arşivi: Türk dünyası

Bir gizli Ermeni ihanet projesi: Dokuz Oğuz

Bıktım bu MİT dizilerinden…
Birini patlatıyorsun, sanki yedeğe almışlar, hazırda bekletiyorlarmış gibi hemen ötekine başlıyorlar.

Güya Müslüman Türk dizisi… Aslında ise İngiltere merkezli sistemin Türk dünyasına dair hedeflerine yardım ve yataklık suçları işlenen vatana ihanet projeleri… Tek bir dünya devleti sistemine giden yolda Türk dünyasını avucunun içinde tutmak isteyen İngilizlerin, Türkiye’deki gizli Ermeni ve Yahudi pisliklere çektirdileri diziler bunlar…

Bir de adını Dokuz Oğuz koymuşlar…

Yine gizli Ermeni ve Çingene kırması ve sıfatlarına bakılmaz acayip tipleri doldurmuşlar diziye… Ve arka planda her fırsatta o Adıtürk’leri görüntüde…

“Namus” bilinen/görülen kadınlar, Müslüman Türk ordusunda özel harekat birliğinde güya asker… Sekiz on kişilik timde bir kadın güya asker… Yetmemiş onca timin başında güya üst rütbeli subay da kadın…

Namus bilmez deyyuslar… Çingene genişliğindeki İngiliz piyonu hainler…. Türk ordusunu da İsrail ordusu gibi yerin dibine geçilesi hale dönüştürmek için her fırsatta ve her imkanla saldırıyorlar. Hem de bunu bu milletin vergileriyle, imkanlarıyla, kurum ve kuruluşlarıyla yapıyorlar. İsrail ordusunda kadınlar asker oldu da ne oldu? Kimin eli kimin cebinde belli değil… Skandalların kitapları bile yazıldı. Yahudiler buna isyan ettiler. Göz önündeki o teşkilata ordu demek mümkün değil.

İngiltere ordusunda uçak gemisi komutanı kadın yapılda da ne oldu? Skandalı, rezaleti gizlemek için Ankebut Ağına bağlı bütün basın ve medya ortak sansürleme hamleleri yaptı, yapıyor.

Memleketimiz acılar, sorunlar içinde inliyor, bunlar hala ısrarla İngilizlere çalışıyor, onlara itaat etmenin kırk türlü yolunu deniyor.

Oyuncuların isim ve soy isimlerinin gizli Ermeni ve Yahudi kodlamalı olması yetmemiş, bu kadar ifşa oldukları şu zamanda, dizideki sanal karakterlerin isim ve soy isimleri bile gizli Ermeni kodlamaları ile belirlenmiş…

Yaklaşık yarım saatini izledim. O kadarına zor tahammül ettim. Kuru gürültü… Çizgi film ciddiyetsizliği ile dizi çekilmiş. Bu milletin paralarını bu kadar çalıyorlar, İngiltere’den talimatlar alarak sıkıya geliyorlar, bari oturup doğru düzgün senaryo yazsalar… Azıcık gerçekçi, mantıklı, etkileyici duran sahneler çekseler ve bunu da gelişmiş tekniklerle çekseler…

Elin kripto Çingenelerine Türk kimliği giydirmek istemişler, yapabildikleri bu kadar işte…

Sözde Türk birliğinin, gerçekte ise İngiliz casusları birliğinin acil müdahale timine acele ile gitmeleri lazımmış… İlk olarak da Suşa’ya gideceklermiş…

Oradan da artık Güney Azerbaycan’a inerler. Güya Türk dünyası Güney Azerbaycan’ı hürriyetine kavuşturmuş olur, görüntüyü öyle verirler, arka plandan yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yine İngiltere adına sömürürler. Azerbaycan’ın başındaki Ermeni/Yahudi/Çingene kırması Aliyev ve Aliyeva da bu “vazifede” öne çıkarlar. Kahraman rolü bile oynarlar. Sevinçten gidip de birkaç bebeği İblis’e vahşice kurban bile ederler.

Pislik herifler… Aylardır İran’da nelere sebep oldum. Dünya şoklar içinde izledi, izliyor. 45 milyon Türk hürriyet mücadelesi verdi, veriyor. Hani bu dizileri çekenler? Hani bunlara yardım ve yataklık suçu işleyen Genel Kurmay kademesi? Hani MİT? Hani hükumet? Hani muhalefet? Hani sözde ülkücüler? Hani sözde Türk basın ve medyası? Neredeler? Bu şartlara rağmen bile nerelere geldik. Her şeye rağmen İstanbul kazanıyor, mfs ve samimi müttefikleri kazanıyor, Türkiye İran denilen suni devleti haritasına ha kattı, ha katacak diye türlü türlü panikler yaşıyorlar. Burunların dikine gidiyorlar, İngiliz köpekliğine devam ediyorlar.

Gerçekten Türkün menfaatine olan yerde gık demiyorlar, aksine mücadele de veriyorlar, sonra İngiltere emir edince inatla, ısrarla işte şu sözde dizileri çekmek için uğraşıyorlar. Şu sözde dizilerden dolayı derhal soruşturulmaların başlatılması, yargılamaların ağır ceza mahkemelerinde yapılması gerekiyor.

Sözde Türk dizisinde, yüzüne bile bakılmaz hale gelmiş ve çoktan yargılanarak idam edilmeleri gereken kripto kimlikli cinsi sapıklar, güya Türk subayı rolü oynuyorlar.

Memleket öyle bir hale gelmiş ki akıl mantık adeta durmuş. Yahudinin CNN’i, sanki yerli ve milli bir kanal gibi görülür olmuş. CNN sözde Türk, tıka basa gizli Ermenilerle ve Yahudilerle doldurulmuş, sonra sözde İslami parti ve iktidar olan AKPKK’nin en büyük suç ortaklarından biri olmuş…

Aydın Doğan’ın ve çevresinin kim olduğu mu bilinmiyor, yıllardır karşıma ne hallere düştüğü mü bilinmiyor, kendisine ait gösterilen basın ve medya gücünü başka bir emanetçiye devrederek yurt dışına çıkmak zorunda kaldığı mı bilinmiyor, şu CNN sözde Türk’ün nasıl kurulduğu, nasıl fonlandığı, nasıl ve neye kullanıldığı mı bilinmiyor?

Billiniyorsa, bu nasıl bir Türkiye, bu nasıl bir ülke? Bu millet Papua Yeni Gine’nin adalet sistemine mi sığınacak? Nerede bu savcılar, nerede bu hakimler? Bu milleti iç düşmanlardan, hainlerden, casuslardan, piyonlardan kimler koruyacak?

Türk ordusuna, Türkiye’ye ve Türk dünyasına sözde faydalı olacak şu Dokuz Oğuz dizisini ise FOX TV yayınlıyor…

FOX TV’nin ne olduğu, arka planı, kimlere ait olduğu, neye hizmet ettiği mi bilinmiyor? Şu dizi gerçekten Türk milletine/dünyasına yarayacak olsa, FOX TV’nin onu yayınlamasını bir yana bırakın, bir daklıklık bir haberini bile yapmaz…

FOX TV, kadraja tesettürlü bir gerçek Türk kadını girmesin diye hala kılı kırk yarmakla meşgul… Tıka basa gizli Ermeni vatan hainleriyle, Türk ve İslam düşmanlarıyla dolu… Bir dakika bile yayın yapmasına izin verilmeyecek şartlar içinde ve tek bir soruşturmanın ikinci gününde yayını durdurulur, durdurulmalıdır.

Gerçekten Türk/İslam inancı, düşüncesi, tarihi, vizyonu can bulmasın diye karşı hamleleri her gün, her dakika yapmakla meşgul şu FOX TV ve içindeki Ermeni Çingene kırması soysuzlar, namus tanımazlar…


Tam bir ihanet, kara para, terör teşkilatına dönüşmüş olan MİT’in, Dokuz Oğuz dizisinde senarist olarak gösterdiği Süleyman Çobanoğlu bir gizli Ermeni vatan haini…

Başka hiçbir şey değil…

Bu kişi, daha önceki MİT dizilerinde de göstermelik senarist olarak kullanılmıştı.

Yıllardır yaptığım ifşalar neticesinde Osman Sınav da gerçek ve hain yüzüyle gözler önünde kalmıştı. Ona ve çevresindeki yüzlerce kişiye acilen soruşturmalar, yargılamalar yapılması gerekirken hiçbir şey yapmamışlardı ama bunlardan bazıları kendilerini mecburen geri çektiler. Daha doğrusu MİT onları geri çekti.

Şu Dokuz Oğuz dizisinin, Osman Sınav imzalı dizilerin genel tarzını taşıdığını, benim gibi çok çok az dizi izlemiş biri bile birkaç dakikada anlayabiliir. Bunlar hep aynı bakış açısıyla çekilen diziler, çünkü Osman Sınav’ın yapımcı ve yönetmen gösterildiği dizileri de aslında Osman Sınav değil, MİT çekti… Arka planda gerçek yapımcı ve senarist hep MİT’ti… MİT’teki İngiliz piyonu, ahlak ve namus tanımaz, derhal asılası pisliklerdi… Şimdi bu sözde dizileri de MİT çekiyor.

“Sen anlat Karadeniz” isimli, AKPKK’ye acil destek maksatlı diziyi de aslında MİT çekmişti. Onun senaristleri olarak gösterilen kişilerin düz yolda yürümeyi beceremeyen vasıfsızlar olduğunu ifşa etmemden sonra da hemen sözde senaristleri değiştirmişlerdi…

O dizi de bile gerçek Türk/İslam inanışının ve kültürünün temellerine dinamit koymaktan geri durmuyorlardı. Sert kayaya çarpınca, ister istemez kendilerini toparladılar ve fazla da uzatamadan bitirdiler.

Sinsice “Dokuz Oğuz” ismi verilen şu sözde Türk dizisinin baş rol oyuncularından biri olan Yasemin Kay Allen’ın, İngiltere doğumlu bir gizli Ermeni olması da tesadüf olamaz…

MİT, buna hususi bir dikkat ve hassasiyet göstermiş olmalı. MİT’teki o derhal asılası ya da meydan yerde vatandaşlar tarafından linç edilerek parçalanası hainler, Yasemin Allen isimli gizli Ermeni ekran fahişesini “Türk kadın komutan” rolünde oynatınca İblisce bir zevk de alıyorlardır.

Dokuz Oğuz isimli ihanet projesinin baş rol oyuncusu olan Kubilay Aka da bir gizli Ermeni…

MİT’teki ve dizi sektöründeki gizli Ermeniler tarafından kullanılan piyonlardan biri…

Hakan Boyav da gizli Ermeni…

Dağhan Külegeç de gizli Ermeni…

Kayhan Açıkgöz de gizli Ermeni…

Serhat Onat da gizli Ermeni…

Volkan Keskin de gizli Ermeni…

Taylan Meydan da gizli Ermeni…

Sözde dizide yönetmen olarak gösterilen Cem Akyoldaş da gizli Ermeni…

Şunların hepsi gizli Ermeni…

Taylan Meydan
Serhan Onat
Cem Sultan Karabulut
Murat Danacı
Hakan Boyav
Asya Dikişçi
Zinnet Demircioğlu
Günsu Yiğitcan
Murat Koçak
Ahu Karaca
Özkan Akçay
Ender Ercan
Taylan Sancaktar
Ahsen Tüzün Baltepe
Süleyman Çobanoğlu
Gül Güzelkaya
Cem Akyoldaş

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İran’daki saldırının arkasında İsrail var


İran’daki Azerbaycan elçiliğine yapılan saldırının arkasında da MOSSAD ve Netanyahu var.

İsrail, ABD, Rusya, Çin, İngiltere, AKPKK ve bilinen diğerleri… Hep birlikte İran’ı karıştırıyorlar. Orada dengeleri hızla lehlerine çevirmek istiyorlar.

Mümkün olabilen en kısa sürede İran’a bir askeri operasyon yapılmasını istiyorlar.

Planlarına göre, öncelikle Azerbaycan’ı İran’ın üzerine gönderecekler ve devamında hemen Türkiye ordusu da İran’a müdahale edecek.

Bunu farklı pek çok maksatla yapıyorlar ama en öncelikli hedefleri, benimle anlaşma zeminine çok yaklaşmış olan İranlı yetkilileri durdurmak. Anlaşmalı bir geçişe mani olmak. İran’ın Türkiye ile anlaşarak birleşmesine mani olmak. Böylelikle Türkiye’nin Türk dünyası ile gerçekten bir hat açmasına mani olmak.

İran’ın batı ve kuzey kısmını (tam sınırlarıyla Güney Azerbaycan’ı) Azerbaycan’a bağlayarak petrolü ve bütün yeraltı ile yerüstü zenginliklerini de kontrollerine almak istiyorlar.

Aliyev ve etrafındaki hainler, bu planlarda öncelikli olarak kullanılan maşalar.

Ankebut Ağı yıllardır Azerbaycan kartını kullanarak hamleler yapmak istemiş ve her defasında mani olmuştum.

Bir süre önce “Azerbaycanla bir harbe girmemiz ihtimalini dışlamayacak ve buna hazırlıklı olacağız” mealinde yazmıştım. Şimdi tekrar ediyorum: Azerbaycanla her an bir hakiki harbe girme ihtimaline Türkiye’deki bütün unsurlar ve dünyada bizimle dost olan bütün unsurlar hazırlıklı olsunlar.

AKPKK’ye son yıkıcı darbeyi vurmadan önce dünya dengelerini buna daha iyi seviyede hazırlamak için müdahaleler yapıyordum. Şu anda ise olağanüstü şartlar oluştuğu için Türkiye’de de karar değişiklikleri ve ani/acil müdahaleler olacak.

Benden yana olan bütün taraflar, İran içindeki unsurlarını sakin tutmalılar.

Cumhur Başkanı Reisi de bu operasyonda Ankebut Ağına çalışanlardan biri… Reisi de bir biyonik robot ve İran’da yerin altındakilere çalışıyor. Oradan bağlantısı İstanbul’a, Boğaz içine, Deccal’a uzanıyor.

İran’da Hoy’daki son afete deprem denemez. Oradaki yer altı uzaylı üssünü şiddetli şekilde patlattık.

İran’da kritik makamlara, tesislere yapılan saldırıların büyük çoğunluğunu uzaylı unsurlar yaptılar. Biz de onlara karşı saldırılar yaptık ve yapıyoruz.

Deccal ve İblis, hem İran halkı hem de Türkiye halkı için çok büyük saadete sebep olacak bir devrin, bir uzlaşmanın, karşılıklı anlaşmanın mümkün olmasını asla istemiyorlar.

İran ordusunda iki grup var. Biri uzaylılardan ve bütünüyle Ankebut Ağından yana olan grup…

Diğeri ise halktan yana olan grup. Halktan olan grubun içindeki bütün subaylar beni, mücadelemi biliyorlar. Adaletime güveniyorlar. Benimle yollarına devam etmek istiyorlar. İran ile Türkiye’nin masa başı anlaşmalar neticesinde birleşmesini istiyorlar. Projeler yapılmasını istiyorlar. Herkesin seviyeli şekilde yaşamasını istiyorlar.

Ortada Putin diye biri yok. Onu aylar önce öldürdük ama hep ihtiyatlı durduk ve ihtiyatla yazdık. Yılbaşına göremedi o… Aylardır Rusya’yı o hain Lavrov elinde oynatıyor. Şu anda İran’a karşı bu kuşatmayı, bu hukuksuz müdahaleleri, terör kapsamındaki saldırıları yaptıranlardan biri de Lavrov… O Lavrov, her türlü kirli bağlantının içinde… ABD’ye, İngiltere’ye, İsrail’e, Çin’e, hepsine çalışıyor.

Rusya içindeki vatanseverlerin de artık tehlikenin farkında olması ve daha dik durması şart. Yoksa bu ateş İran’dan yayılıp Rusya’yı da cayır cayır yakacak.

İsrail’in içinde ya da dışında yaşamakta olan bütün Yahudiler bilmeliler ki Netanyahu bir biyonik robottan başka bir şey değil. İsrail de Yahudiler de onun yapay zekası için hiçbir kıymete sahip değil. Onun yapay zekası yeraltından, Deccal’ın sisteminden kontrol ediliyor. Netanyahu karakteri, Yahudileri de cayır cayır yakacak bir ateşi şu anda körüklüyor.

İngiltere ve ABD içindekiler bilmeli ki… Ben buradayım. İstanbuldayım. Dağlar gibi ayaktayım. Sarsılmaz şartlardayım. Kimsenin, yeraltından ya da üstünden hiç kimsenin İran’a bu şekilde müdahaleler yapmasına izin vermeyeceğim. Şu saçmalık derhal bitirilmezse, İran’ın altındaki yeraltı üslerinden başlayarak, ilgili bütün yeraltı üslerinde kıyım yaptıracağım.

Sadece metafizikle değil, kimsenin elinde bulunmayan yüksek teknolojili araçlarla ve silahlarla da yaptıracağım. Herkes ayağını denk alacak.


Çok yaklaşık olarak şu kırmızı renkli çember içindeki alanı hususi korumaya alıyorum. Hem metafizikle hem de yüksek teknoloji ile alıyorum.

Şu andan itibaren…

Bu çember içinde olan yerlerde, şu son İran planına dahil olan ya da dahil edilecek olan her kesi ve her şeyi karşımıza aldık. En sert karşılıkları vermeye başladık.

Bu hususta bana karşı olan kim varsa… Ayrıca, benimle yoluna devam etmek isteyen İranlı taraflara karşı olan her kim varsa…

Dünya insanı, uzaylı insan, biyonik robotlar, UFO’lar, özel araçlar ve silahlar hatta cinler…

Hepsi ağır şekilde karşılık görecekler.

Yerin altındaki unsurlara, üstündeki unsurlardan öncelikli olarak karşılık veriyoruz.

İsrail de Azerbaycan da hadlerini çokça aştılar. Şu andan itibaren İsrail denilen çıbanı ve ayrıca onun asimile ederek kendine tasmalı köpek yaptığı Azerbaycan denilen çıbanı patlatacağım. Kıran girecek bunlara…

Askerlerine de siyasi/idari yetkililerine de halkına da kıran girecek. “Mfs yalvarıyoruz, ne olur dur” diye yalvardıklarını cümle alem duyacak ama durmayacağım.

Şu andan itibaren, Türkiye ordusu içinde şu son İran planına dahil olmuş ya da olacak olan herkes de ağır sinyallere girecekler. Sinyallere rağmen yenilenip duran biyonik robotlara da teknolojik saldırılar yaptıracağım.

Yer yer emrimdeki vatansever unsurlar da tetik çekmekten geri durmayacaklar.

Şu andan itibaren, Ankebut Ağı ülkelerinin Türkiye’deki sözde diplomatik temsilcilerini sıkı markaja aldırıyorum ve bunların elçilik, konsolosluk binalarının etraflarını sardırıyorum. Gerekli anlarda herkesten önce bunlara sıkılacak. Benim için, bu dünyadaki hiç kimsenin dokunulmazlığı yok. Masum olan hiç kimseye dokunmam ama suçlu olan, şeytanlaşmış olan, düşmanlık eden Deccal bile olsa ezer geçerim.

İran’da halktan ve benden yana olan yetkili ve etkili herkes, derhal daha iyi örgütlenerek yollarına baksınlar. İran düşmeyecek… İran halkı da mesut yaşayan halklar arasında olacak… İran da Ankebut Ağının sömürmesinden kurtulacak.

Gereken şartlarda, malum ülkelerin İran’daki sözde diplomatik temsilcilerini bile toplayıp alacaklar ya da sıkıp atacaklar. Fitne başı olan kişileri en önden oyundan düşürecekler. O Reisi suretindeki biyonik robot da adamları da İran’ın başında daha fazla kalmayacaklar.

Ben ilk fırsatta ordumla da İran’a gelerek açık destek vereceğim.

İran halkından hiç kimse Reisi’nin çağrılarına uymamalı. Reisi karakterinin öncelikli hedefi ortalığı karıştırmak, suyu bulandırmak, kararları karmaşaya sürüklemek ve bu karmaşa içinde İran devlet sistemi içindeki halktan yana olan unsurları yok etmek…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Katalonya’nın hürriyet mücadelesini büyük bir samimiyetle destekliyorum


Katalonya’da uygulanan metafizik baskıları, kontrolleri, bundan böyle ekiplerim sürekli olarak kıracaklar. Teknolojik zihin kontrol sistemlerini de kıracaklar. Katalonya’nın karşısında duran dünyalı ve uzaylı tarafların hepsini topluca hedef alacaklar. Katalonya halkının hürriyetine karşı bir mücadele içinde olan herkes, başta da uzaylı unsurlar, ağır metafizik sinyale girecekler. Katalonya’nın düşmanlarının orduları, araçları, cihazları, kamu kurumları, bilgisayar sistemleri, bankacılık sistemleri, sunucuları, enerji santralleri, internet ağları dahil her şey sinyale girecek.

Bu süreçte Katalonya halkının gün gün mücadelesini artıracağına, karşısına çıkan bu fırsatları kaçırmayacağına da eminim. Müslüman Türk milleti Katalonya halkına da yalanlarla anlatıldı ve bundan sonra Katalonyalıların biz Müslüman Türkleri gerçeklerle tanıyacağına ve seveceğine de eminim.

Çok yakında, Türkiye’nin ve bölgenin idaresini resmen de elime aldığımda, Katalonya halkının hürriyet mücadelesini ordularımla da destekleyeceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Sanki Rusya Federasyonunun temsilcisi..

Sanki AB’nin değil de Rusya Federasyonunun temsilcisi..

Yine yapmış yapacağını ve savaşma kabiliyeti kalmamış, çökmüş, bitmiş haldeki Rusya Federasyonunu kollamaya çabalamış.

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Borrell:

“Rusya’nın savaşmaya, kaybetmeye ve toparlanmaya alışkın olduğunu unutmamalıyız. Hitler ve Napolyon’a karşı böyle olmuştu.” demiş.

Üstelik, herkes biliyor ki Hitler’i Sovyetler/Rusya yenmedi. Hitler’in ordusu ve bürokrasisi içten çökertildi. Ordusuz, kurmaysız kaldığı ve Alman devleti içindeki bürokratların çoğunun ona itaat etmediği halde bile Hitler, Rusları uzun süre daha ezebildi.

Ruslar, şu koca Türk dünyasında bile aslında bir hiçti ve tarihte yaptığı şeylerin çoğunu yapamazdı. Ruslar, uzaylı tarafların elinde bir kart olarak kullanıldılar da öyle bir tarih yaşandı. Şimdi ise uzayı tarafların dengeleri tarumar oldu. Rusların gerçek hali de gözler önüne çıktı.

İstanbul, istediğinde Rusya’yı devleştirdiği gibi, istediğinde de kolayca çökertti. Hepsi bu… Aksini söyleyenin bir art niyeti vardır. Ruslar şu anda köşeye sıkışmış fare kadar çaresizler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok uzadı bu işler

Şu Asya’nın meselelerini artık halletmemiz, dengelerini bir şekilde artık yerine oturtmamız lazım. Çok uzadı bu işler…

Çin Komünist Partisi (ÇKP), kendi içinde daha sert kavgalar etmesi gerekiyorsa etmeli, artık net bir duruş sergilemeli…

Sırf Türkiye’nin ve Türk dünyasının da menfaatine oluyor diye, Çin’in düşmanlarının Çin’e son darbeleri vurmalarına mani oluyorum.

Bu güne kadar Çin’i hızlıca çökerttim ve düşmanlarının önüne attım, bir süredir ise son darbeleri almasın ve tamamen çöküp dağılmasın diye dengeler kurdum.

Lakin Çin yine de klasik Türk/İslam düşmanı bakış açısından ve klasik haşin Çinli tavırlarından kurtulamadı.

Çin’i daha fazla varlıkta tutmak bana ve sistemime artık gereksiz bir yük olmaya başladı. Çin, sonunda parçalansa hatta tamamen yok olsa bile yine de yanlış siyasetini bırakamayacaksa, onu taşımanın bize bir faydası yok.

Devlet memurlarına maaşlarını veremeyecek… Kamu masraflarını karşılayamayacak… İmalatçasını ayağa kaldıramayacak… Sadece emlak sahasındaki batağını onlarca senede çözemeyecek haldeki Çin… Sonunun nasıl olacağını belirleyeceği son kararı vermeli.

Ya İstanbulla restleşmeye devam ederek kısa sürede yok olacak ya da bu savaşı İstanbul’un kazandığını kabul ederek istanbul’u dinleyecek.

Çin’in, istikametini seçtiği, geleceğini belirlediği son kararı… Japonya’nın, Tayvan’ın, Kore’nin güneyinin ve Hindistan’ın akıbetini de belirleyecek.

Aynı zamanda, Doğu Türkistan’ın hürriyetine ne zaman ve nasıl kavuşacağını da belirleyecek.

Çin hatalı kararlarında ısrar etse de etmeyip İstanbul’a ayak uydursa da Doğu Türkistan hür bir ülke olacak. Lakin Japonya’nın, Tayvan’ın, Kore’nin güneyi ile Hindistan’ın akıbetleri için farklı senaryolar, ihtimaller yine olacak.

Sadece birkaç gün daha bekleyeceğim. Sonra Çin kendi kararını alacak, ben de kararına göre sahayı yönlendireceğim. Tepkisiz, sessiz kalmasını, şu andaki yanlış duruşunu devam ettirmek olarak yorumlayacağım.

Ve ben artık kimsenin açıklamaları ile vakit kaybetmiyorum. Bütün taraflardan artık somut/net hamleler bekliyorum. Herkes bundan böyle icraatıyla, hamlesiyle, işiyle, müdahalesiyle sözünü söyleyecek, tarafını belli edecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..