Etiket arşivi: Türk dünyası

Kadim Türk toprağı Azerbaycan yeniden fethedilecek

Uzunca bir süreç boyunca Azerbaycan’daki gerçek Türklerin sistemli şekilde yok edilmek istendiği…

Asırlardır siyasi idareler değişse bile bu temel siyasetin değişmediği ve orada Türklük ile müslümanlığın tamamen yok edilmek istendiği…

Sovyetler zamanında bu planda zirve seviyeye gelindiği…

Günümüzde Azerbaycan’da sadece bir avuç gerçek Türk ve müslüman kaldığı…

Onların yerine getirilen ve Türkçe konuşan Çingenelere Azeri Türkü denilmekte olduğu…

O sözde Türklerin de hem İsrail’in hem de Londra’nın kulları oldukları…

Ahlak, namus, din, merhamet ve nezaket bilmez, idrakları aşırı kapalı, muhamekeleri aşırı sorunlu, kaba saba, muzır ve kodu bozuk kişiler oldukları…

Günümüzde Azerbaycan’ın kapkara bir kara para devletçiği olduğu…

Azerbaycan’ın idari kadrosunun tıka basa gizli Ermeni/Çingene hainlerle dolu olduğu…

Biraz da gizli Yahudi hainlerin ağırlığının bulunduğu…

Türkiye’deki gizli Ermeni ve gizli Yahudi hainlerin onlarla sıkı paslaştığı ve her türlü kara para işlerini de beraber yaptıkları…

Türk Devletleri Teşkilatı’nın da bu planlar çerçevesinde kurulmuş ve asıl maksadı Türkleri durdurmak ve tamamen yok etmek olan, bir yandan da kara para işleri yapmak olan bir teşkilat olduğu…

Zengezur geçidinin aslında bir kara para geçidi olarak açılmak istendiği ve açılmasını en çok da ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in, Rusya’nın, Ermenistan’ın istediği…

Çingene Paşinyan’ın bu nedenle Ermenistan halkını da şok eden değişik, sarsıcı kararları peş peşe aldığı…

Adnan Oktar suç örgütünün de Azerbaycan’da çok büyük oranda kara para işleri olduğu ve bir yandan da Azerbaycan’in idaresine nüfuz edebildikleri…

Her yerde olduğu gibi o bölgede de mason tarikatının bütün insan şeytanlarının merkezi buluşma noktası olduğu…

Azerbaycan’ın, yine Türk denilen Çingenelerle doldurulmuş olan Kıbrıs kadar, belki ondan da beter bir çukur olduğu…

Azerbaycan’ın Türkler tarafından yeniden fethedilmesi, maddeten ve manen imar edilmesi gerektiği…

Kadim Türk topraklarının ancak bu şekilde düze çıkabileceği…

Ve bu meselelerin daha detayları, artık Türkiye başta olmak üzere dünyadaki herkes tarafından açıkça konuşulmalı.

Bu sayede, tıka basa gizli Ermeni/Çingene dolu olan AKPKK’nin ve TSK genelkurmay kademesinin, neden Azerbaycan hassasiyeti sergilediği daha iyi anlaşılmış olur. Hedefleri Türk dayanışması değil, Türklüğe karşı, İslam’a karşı dayanışma. Hedefleri, bu kadar ileri seviyeye getirdikleri bu ihanetleri nihayate ulaştırmak. Bir gün Türkiye’de bile hiç gerçek Türk bırakmamak. Bir an önce Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerini parçalayıp Türkiye’den almak.

Bu acı, sarsıcı gerçekleri bilmeyenler ya da bilip de dürüstçe kabullenemeyenler ya da kabullenip de gereğini yapacak dürüstlüğü ve cesareti sergileyemeyenler, İstanbul’un siyasetini anlayamazlar ya da anlarlar ama ona tabi olamazlar.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Türklerin DNA’sını bozmayı hedeflediler

Japonları, Çinleri, Korelileri, Türklerin DNA’sını bozmak için genetik mühendisliği ile türettiler. Sonra Türklerin bu ırklarla sürekli kaynaşmasını, evlenmesini, gen kodlarının birleşmesini istediler. O genetik müdahalelerle insanların maneviyatına tesir eden kodlarını, idraki ve duygusal yanları belirleyen kodları, merhamet kodlarını baskıladılar. İdraki zayıf, hep sinirli, hep acımasız, nezaketsiz ırklar türettiler.

Uzaylı türler, Türklerin dünya hakimiyetini sonlandırmak ve dünyanın bütün milletlerini köleleştirip sömürmek için, en başta da İslam dinini yok etmek için genetik mühendisliği ile çok kapsamlı saldırıları gizlice ve sinsice yaptılar.

Bir yandan da yasak olmasına rağmen, farklı insan türleri arasındaki cinsi birliktelikler de sorunlu insan ırklarının türemesine sebep oldu. Sonra işte dünya bu kadar cehennemi bir dünyaya döndü.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Türkiye diz çökmedi ve çökmeyecek

İran denilen kadim topraklarımızı da oradaki 45 milyon Türkü de NATO’ya, ABD’ye, Rusya’ya, İsrail’e, Çin’e, İngiltere’ye bırakmayacak.

Herkes kararlarına, hamlelerine dikkat etsin. Şi değil, karşımda şamar oğlanına dönmüş olan sözde dünya liderlerinin hepsi eş zamanlı olarak İran’a gitseler bile, oraları Türkün elinden alamazlar.

İran, en çok da İsfehan, Deccal’ın sisteminden kurtarılacak.

Türkiye’ye suni afet saldırıları ile verilmek istenen her ne mesaj varsa elimin tersiyle itiyor, ayaklarımın altında eziyorum.

Benim ülkemde, derhal başı ezilmesi gereken en az 20 milyon insan şeytanı var. Yıkan yıksın, yıkabildiği kadar… Ben de bir yandan yıkmak için sebeplere uyuyorum.

Bir musibet, bin nasihattan evladır.

Osmanlı’nın son döneminde çok ilerlemiş olan dini ve cinsi sapıklık, İngiltere dayatması ile kurulan Cumhuriyet rejimi vesilesiyle daha hızla arttı ve günümüzde Türkiye’de elini sallasan insan şeytanına çarpıyor. Namussuza, ahlaksıza, Allahsıza, merhametsize, hırsıza, müfteriye, karaktersize, ibneye, ayyaşa, kumarbaza, zalime, rüşvetçiye çarpıyor. Sureten insan kalmış, içi çoktan çürümüş ve insanlıktan çıkmış iki ayaklı taşlara çarpıyor.

Hususiyle bebekler, çocuklar ve kadınlar, çok çok zor şartlarda yaşamak zorunda kalıyorlar.

Öyle rejimin uydurduğu gibi, o tiplerin topluma geri kazanılma ihtimali falan da yok. Ceza evlerinin de bir işe yaradığı yok ve milletin üzerine gereksiz ve çok büyük bir yük. Her şey mantıksız, hukuksuz bu memlekette… Büyük bir sıfırlama şart…

Kırılsın kırılacağı kadar. Haydi, bir bizden, beş on da sizden… Sakın oyundan kaçmayın, oynayacağız.

Bu memleketin en az yüzde kırkı Türk ve Müslüman kökenli değil.

Sağda solda, Müslüman Türk olduğunu söyleyerek, Türkçe konuşarak, sürekli İslami hususları da tartışarak, lafa gelince din, vatan, millet davasını kimseye bırakmayarak yaşayan… Lakin ne konuşuyorsa hep onun tersine, şeytanca işler yapan kişiler Türk ve Müslüman kökenli değiller.

Osmanlı’nın son devrinde bile nüfusun yarısı gayr-i müslimdi. Nereye gitti o kadar gâvur?

Bunların bir kısmı gerçek kökenini biliyor ve hiç umursamıyor. Din, dava, millet diye değerler tanımıyorlar. Bir kısmı gerçek kökenini bilmiyor ama bilseler de umurlarında olmaz. Paradan, makamdan, kadından başka bir şeye tapmıyorlar. Az bir kısmı da gerçek kimliğini hem biliyor, hem de kendi milletinden olanlarla sürekli paslaşarak her türlü pis işleri yapıyor. İçimizdeki İsrail ve içimizdeki Ermenistan dedikleri bunlar. Bunlar da iyice ifşa oldular, çözülüyorlar, dağılıyorlar ve kendilerini bile kurtaramayacak şartlardalar.

Gerçek Türklerin ise vaziyetten haberi yoktu, Akademi Dergisi sayesinde oldu, oluyor.

Son deprem bölgesinde bile belki bir avuç gerçek Türk ve Müslüman vefat etmiştir.

Haydi, kıtale devam. Bir bizden görünenler yıkılsın, beş on da sizin oralarda olanlar yıkılsın. Neticede tamamına yakını hep sizden gidiyor. Şer görünenler hep hayra dönüyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bir gizli Ermeni ihanet projesi: Dokuz Oğuz

Bıktım bu MİT dizilerinden…
Birini patlatıyorsun, sanki yedeğe almışlar, hazırda bekletiyorlarmış gibi hemen ötekine başlıyorlar.

Güya Müslüman Türk dizisi… Aslında ise İngiltere merkezli sistemin Türk dünyasına dair hedeflerine yardım ve yataklık suçları işlenen vatana ihanet projeleri… Tek bir dünya devleti sistemine giden yolda Türk dünyasını avucunun içinde tutmak isteyen İngilizlerin, Türkiye’deki gizli Ermeni ve Yahudi pisliklere çektirdileri diziler bunlar…

Bir de adını Dokuz Oğuz koymuşlar…

Yine gizli Ermeni ve Çingene kırması ve sıfatlarına bakılmaz acayip tipleri doldurmuşlar diziye… Ve arka planda her fırsatta o Adıtürk’leri görüntüde…

“Namus” bilinen/görülen kadınlar, Müslüman Türk ordusunda özel harekat birliğinde güya asker… Sekiz on kişilik timde bir kadın güya asker… Yetmemiş onca timin başında güya üst rütbeli subay da kadın…

Namus bilmez deyyuslar… Çingene genişliğindeki İngiliz piyonu hainler…. Türk ordusunu da İsrail ordusu gibi yerin dibine geçilesi hale dönüştürmek için her fırsatta ve her imkanla saldırıyorlar. Hem de bunu bu milletin vergileriyle, imkanlarıyla, kurum ve kuruluşlarıyla yapıyorlar. İsrail ordusunda kadınlar asker oldu da ne oldu? Kimin eli kimin cebinde belli değil… Skandalların kitapları bile yazıldı. Yahudiler buna isyan ettiler. Göz önündeki o teşkilata ordu demek mümkün değil.

İngiltere ordusunda uçak gemisi komutanı kadın yapılda da ne oldu? Skandalı, rezaleti gizlemek için Ankebut Ağına bağlı bütün basın ve medya ortak sansürleme hamleleri yaptı, yapıyor.

Memleketimiz acılar, sorunlar içinde inliyor, bunlar hala ısrarla İngilizlere çalışıyor, onlara itaat etmenin kırk türlü yolunu deniyor.

Oyuncuların isim ve soy isimlerinin gizli Ermeni ve Yahudi kodlamalı olması yetmemiş, bu kadar ifşa oldukları şu zamanda, dizideki sanal karakterlerin isim ve soy isimleri bile gizli Ermeni kodlamaları ile belirlenmiş…

Yaklaşık yarım saatini izledim. O kadarına zor tahammül ettim. Kuru gürültü… Çizgi film ciddiyetsizliği ile dizi çekilmiş. Bu milletin paralarını bu kadar çalıyorlar, İngiltere’den talimatlar alarak sıkıya geliyorlar, bari oturup doğru düzgün senaryo yazsalar… Azıcık gerçekçi, mantıklı, etkileyici duran sahneler çekseler ve bunu da gelişmiş tekniklerle çekseler…

Elin kripto Çingenelerine Türk kimliği giydirmek istemişler, yapabildikleri bu kadar işte…

Sözde Türk birliğinin, gerçekte ise İngiliz casusları birliğinin acil müdahale timine acele ile gitmeleri lazımmış… İlk olarak da Suşa’ya gideceklermiş…

Oradan da artık Güney Azerbaycan’a inerler. Güya Türk dünyası Güney Azerbaycan’ı hürriyetine kavuşturmuş olur, görüntüyü öyle verirler, arka plandan yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yine İngiltere adına sömürürler. Azerbaycan’ın başındaki Ermeni/Yahudi/Çingene kırması Aliyev ve Aliyeva da bu “vazifede” öne çıkarlar. Kahraman rolü bile oynarlar. Sevinçten gidip de birkaç bebeği İblis’e vahşice kurban bile ederler.

Pislik herifler… Aylardır İran’da nelere sebep oldum. Dünya şoklar içinde izledi, izliyor. 45 milyon Türk hürriyet mücadelesi verdi, veriyor. Hani bu dizileri çekenler? Hani bunlara yardım ve yataklık suçu işleyen Genel Kurmay kademesi? Hani MİT? Hani hükumet? Hani muhalefet? Hani sözde ülkücüler? Hani sözde Türk basın ve medyası? Neredeler? Bu şartlara rağmen bile nerelere geldik. Her şeye rağmen İstanbul kazanıyor, mfs ve samimi müttefikleri kazanıyor, Türkiye İran denilen suni devleti haritasına ha kattı, ha katacak diye türlü türlü panikler yaşıyorlar. Burunların dikine gidiyorlar, İngiliz köpekliğine devam ediyorlar.

Gerçekten Türkün menfaatine olan yerde gık demiyorlar, aksine mücadele de veriyorlar, sonra İngiltere emir edince inatla, ısrarla işte şu sözde dizileri çekmek için uğraşıyorlar. Şu sözde dizilerden dolayı derhal soruşturulmaların başlatılması, yargılamaların ağır ceza mahkemelerinde yapılması gerekiyor.

Sözde Türk dizisinde, yüzüne bile bakılmaz hale gelmiş ve çoktan yargılanarak idam edilmeleri gereken kripto kimlikli cinsi sapıklar, güya Türk subayı rolü oynuyorlar.

Memleket öyle bir hale gelmiş ki akıl mantık adeta durmuş. Yahudinin CNN’i, sanki yerli ve milli bir kanal gibi görülür olmuş. CNN sözde Türk, tıka basa gizli Ermenilerle ve Yahudilerle doldurulmuş, sonra sözde İslami parti ve iktidar olan AKPKK’nin en büyük suç ortaklarından biri olmuş…

Aydın Doğan’ın ve çevresinin kim olduğu mu bilinmiyor, yıllardır karşıma ne hallere düştüğü mü bilinmiyor, kendisine ait gösterilen basın ve medya gücünü başka bir emanetçiye devrederek yurt dışına çıkmak zorunda kaldığı mı bilinmiyor, şu CNN sözde Türk’ün nasıl kurulduğu, nasıl fonlandığı, nasıl ve neye kullanıldığı mı bilinmiyor?

Billiniyorsa, bu nasıl bir Türkiye, bu nasıl bir ülke? Bu millet Papua Yeni Gine’nin adalet sistemine mi sığınacak? Nerede bu savcılar, nerede bu hakimler? Bu milleti iç düşmanlardan, hainlerden, casuslardan, piyonlardan kimler koruyacak?

Türk ordusuna, Türkiye’ye ve Türk dünyasına sözde faydalı olacak şu Dokuz Oğuz dizisini ise FOX TV yayınlıyor…

FOX TV’nin ne olduğu, arka planı, kimlere ait olduğu, neye hizmet ettiği mi bilinmiyor? Şu dizi gerçekten Türk milletine/dünyasına yarayacak olsa, FOX TV’nin onu yayınlamasını bir yana bırakın, bir daklıklık bir haberini bile yapmaz…

FOX TV, kadraja tesettürlü bir gerçek Türk kadını girmesin diye hala kılı kırk yarmakla meşgul… Tıka basa gizli Ermeni vatan hainleriyle, Türk ve İslam düşmanlarıyla dolu… Bir dakika bile yayın yapmasına izin verilmeyecek şartlar içinde ve tek bir soruşturmanın ikinci gününde yayını durdurulur, durdurulmalıdır.

Gerçekten Türk/İslam inancı, düşüncesi, tarihi, vizyonu can bulmasın diye karşı hamleleri her gün, her dakika yapmakla meşgul şu FOX TV ve içindeki Ermeni Çingene kırması soysuzlar, namus tanımazlar…


Tam bir ihanet, kara para, terör teşkilatına dönüşmüş olan MİT’in, Dokuz Oğuz dizisinde senarist olarak gösterdiği Süleyman Çobanoğlu bir gizli Ermeni vatan haini…

Başka hiçbir şey değil…

Bu kişi, daha önceki MİT dizilerinde de göstermelik senarist olarak kullanılmıştı.

Yıllardır yaptığım ifşalar neticesinde Osman Sınav da gerçek ve hain yüzüyle gözler önünde kalmıştı. Ona ve çevresindeki yüzlerce kişiye acilen soruşturmalar, yargılamalar yapılması gerekirken hiçbir şey yapmamışlardı ama bunlardan bazıları kendilerini mecburen geri çektiler. Daha doğrusu MİT onları geri çekti.

Şu Dokuz Oğuz dizisinin, Osman Sınav imzalı dizilerin genel tarzını taşıdığını, benim gibi çok çok az dizi izlemiş biri bile birkaç dakikada anlayabiliir. Bunlar hep aynı bakış açısıyla çekilen diziler, çünkü Osman Sınav’ın yapımcı ve yönetmen gösterildiği dizileri de aslında Osman Sınav değil, MİT çekti… Arka planda gerçek yapımcı ve senarist hep MİT’ti… MİT’teki İngiliz piyonu, ahlak ve namus tanımaz, derhal asılası pisliklerdi… Şimdi bu sözde dizileri de MİT çekiyor.

“Sen anlat Karadeniz” isimli, AKPKK’ye acil destek maksatlı diziyi de aslında MİT çekmişti. Onun senaristleri olarak gösterilen kişilerin düz yolda yürümeyi beceremeyen vasıfsızlar olduğunu ifşa etmemden sonra da hemen sözde senaristleri değiştirmişlerdi…

O dizi de bile gerçek Türk/İslam inanışının ve kültürünün temellerine dinamit koymaktan geri durmuyorlardı. Sert kayaya çarpınca, ister istemez kendilerini toparladılar ve fazla da uzatamadan bitirdiler.

Sinsice “Dokuz Oğuz” ismi verilen şu sözde Türk dizisinin baş rol oyuncularından biri olan Yasemin Kay Allen’ın, İngiltere doğumlu bir gizli Ermeni olması da tesadüf olamaz…

MİT, buna hususi bir dikkat ve hassasiyet göstermiş olmalı. MİT’teki o derhal asılası ya da meydan yerde vatandaşlar tarafından linç edilerek parçalanası hainler, Yasemin Allen isimli gizli Ermeni ekran fahişesini “Türk kadın komutan” rolünde oynatınca İblisce bir zevk de alıyorlardır.

Dokuz Oğuz isimli ihanet projesinin baş rol oyuncusu olan Kubilay Aka da bir gizli Ermeni…

MİT’teki ve dizi sektöründeki gizli Ermeniler tarafından kullanılan piyonlardan biri…

Hakan Boyav da gizli Ermeni…

Dağhan Külegeç de gizli Ermeni…

Kayhan Açıkgöz de gizli Ermeni…

Serhat Onat da gizli Ermeni…

Volkan Keskin de gizli Ermeni…

Taylan Meydan da gizli Ermeni…

Sözde dizide yönetmen olarak gösterilen Cem Akyoldaş da gizli Ermeni…

Şunların hepsi gizli Ermeni…

Taylan Meydan
Serhan Onat
Cem Sultan Karabulut
Murat Danacı
Hakan Boyav
Asya Dikişçi
Zinnet Demircioğlu
Günsu Yiğitcan
Murat Koçak
Ahu Karaca
Özkan Akçay
Ender Ercan
Taylan Sancaktar
Ahsen Tüzün Baltepe
Süleyman Çobanoğlu
Gül Güzelkaya
Cem Akyoldaş

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İran’daki saldırının arkasında İsrail var


İran’daki Azerbaycan elçiliğine yapılan saldırının arkasında da MOSSAD ve Netanyahu var.

İsrail, ABD, Rusya, Çin, İngiltere, AKPKK ve bilinen diğerleri… Hep birlikte İran’ı karıştırıyorlar. Orada dengeleri hızla lehlerine çevirmek istiyorlar.

Mümkün olabilen en kısa sürede İran’a bir askeri operasyon yapılmasını istiyorlar.

Planlarına göre, öncelikle Azerbaycan’ı İran’ın üzerine gönderecekler ve devamında hemen Türkiye ordusu da İran’a müdahale edecek.

Bunu farklı pek çok maksatla yapıyorlar ama en öncelikli hedefleri, benimle anlaşma zeminine çok yaklaşmış olan İranlı yetkilileri durdurmak. Anlaşmalı bir geçişe mani olmak. İran’ın Türkiye ile anlaşarak birleşmesine mani olmak. Böylelikle Türkiye’nin Türk dünyası ile gerçekten bir hat açmasına mani olmak.

İran’ın batı ve kuzey kısmını (tam sınırlarıyla Güney Azerbaycan’ı) Azerbaycan’a bağlayarak petrolü ve bütün yeraltı ile yerüstü zenginliklerini de kontrollerine almak istiyorlar.

Aliyev ve etrafındaki hainler, bu planlarda öncelikli olarak kullanılan maşalar.

Ankebut Ağı yıllardır Azerbaycan kartını kullanarak hamleler yapmak istemiş ve her defasında mani olmuştum.

Bir süre önce “Azerbaycanla bir harbe girmemiz ihtimalini dışlamayacak ve buna hazırlıklı olacağız” mealinde yazmıştım. Şimdi tekrar ediyorum: Azerbaycanla her an bir hakiki harbe girme ihtimaline Türkiye’deki bütün unsurlar ve dünyada bizimle dost olan bütün unsurlar hazırlıklı olsunlar.

AKPKK’ye son yıkıcı darbeyi vurmadan önce dünya dengelerini buna daha iyi seviyede hazırlamak için müdahaleler yapıyordum. Şu anda ise olağanüstü şartlar oluştuğu için Türkiye’de de karar değişiklikleri ve ani/acil müdahaleler olacak.

Benden yana olan bütün taraflar, İran içindeki unsurlarını sakin tutmalılar.

Cumhur Başkanı Reisi de bu operasyonda Ankebut Ağına çalışanlardan biri… Reisi de bir biyonik robot ve İran’da yerin altındakilere çalışıyor. Oradan bağlantısı İstanbul’a, Boğaz içine, Deccal’a uzanıyor.

İran’da Hoy’daki son afete deprem denemez. Oradaki yer altı uzaylı üssünü şiddetli şekilde patlattık.

İran’da kritik makamlara, tesislere yapılan saldırıların büyük çoğunluğunu uzaylı unsurlar yaptılar. Biz de onlara karşı saldırılar yaptık ve yapıyoruz.

Deccal ve İblis, hem İran halkı hem de Türkiye halkı için çok büyük saadete sebep olacak bir devrin, bir uzlaşmanın, karşılıklı anlaşmanın mümkün olmasını asla istemiyorlar.

İran ordusunda iki grup var. Biri uzaylılardan ve bütünüyle Ankebut Ağından yana olan grup…

Diğeri ise halktan yana olan grup. Halktan olan grubun içindeki bütün subaylar beni, mücadelemi biliyorlar. Adaletime güveniyorlar. Benimle yollarına devam etmek istiyorlar. İran ile Türkiye’nin masa başı anlaşmalar neticesinde birleşmesini istiyorlar. Projeler yapılmasını istiyorlar. Herkesin seviyeli şekilde yaşamasını istiyorlar.

Ortada Putin diye biri yok. Onu aylar önce öldürdük ama hep ihtiyatlı durduk ve ihtiyatla yazdık. Yılbaşına göremedi o… Aylardır Rusya’yı o hain Lavrov elinde oynatıyor. Şu anda İran’a karşı bu kuşatmayı, bu hukuksuz müdahaleleri, terör kapsamındaki saldırıları yaptıranlardan biri de Lavrov… O Lavrov, her türlü kirli bağlantının içinde… ABD’ye, İngiltere’ye, İsrail’e, Çin’e, hepsine çalışıyor.

Rusya içindeki vatanseverlerin de artık tehlikenin farkında olması ve daha dik durması şart. Yoksa bu ateş İran’dan yayılıp Rusya’yı da cayır cayır yakacak.

İsrail’in içinde ya da dışında yaşamakta olan bütün Yahudiler bilmeliler ki Netanyahu bir biyonik robottan başka bir şey değil. İsrail de Yahudiler de onun yapay zekası için hiçbir kıymete sahip değil. Onun yapay zekası yeraltından, Deccal’ın sisteminden kontrol ediliyor. Netanyahu karakteri, Yahudileri de cayır cayır yakacak bir ateşi şu anda körüklüyor.

İngiltere ve ABD içindekiler bilmeli ki… Ben buradayım. İstanbuldayım. Dağlar gibi ayaktayım. Sarsılmaz şartlardayım. Kimsenin, yeraltından ya da üstünden hiç kimsenin İran’a bu şekilde müdahaleler yapmasına izin vermeyeceğim. Şu saçmalık derhal bitirilmezse, İran’ın altındaki yeraltı üslerinden başlayarak, ilgili bütün yeraltı üslerinde kıyım yaptıracağım.

Sadece metafizikle değil, kimsenin elinde bulunmayan yüksek teknolojili araçlarla ve silahlarla da yaptıracağım. Herkes ayağını denk alacak.


Çok yaklaşık olarak şu kırmızı renkli çember içindeki alanı hususi korumaya alıyorum. Hem metafizikle hem de yüksek teknoloji ile alıyorum.

Şu andan itibaren…

Bu çember içinde olan yerlerde, şu son İran planına dahil olan ya da dahil edilecek olan her kesi ve her şeyi karşımıza aldık. En sert karşılıkları vermeye başladık.

Bu hususta bana karşı olan kim varsa… Ayrıca, benimle yoluna devam etmek isteyen İranlı taraflara karşı olan her kim varsa…

Dünya insanı, uzaylı insan, biyonik robotlar, UFO’lar, özel araçlar ve silahlar hatta cinler…

Hepsi ağır şekilde karşılık görecekler.

Yerin altındaki unsurlara, üstündeki unsurlardan öncelikli olarak karşılık veriyoruz.

İsrail de Azerbaycan da hadlerini çokça aştılar. Şu andan itibaren İsrail denilen çıbanı ve ayrıca onun asimile ederek kendine tasmalı köpek yaptığı Azerbaycan denilen çıbanı patlatacağım. Kıran girecek bunlara…

Askerlerine de siyasi/idari yetkililerine de halkına da kıran girecek. “Mfs yalvarıyoruz, ne olur dur” diye yalvardıklarını cümle alem duyacak ama durmayacağım.

Şu andan itibaren, Türkiye ordusu içinde şu son İran planına dahil olmuş ya da olacak olan herkes de ağır sinyallere girecekler. Sinyallere rağmen yenilenip duran biyonik robotlara da teknolojik saldırılar yaptıracağım.

Yer yer emrimdeki vatansever unsurlar da tetik çekmekten geri durmayacaklar.

Şu andan itibaren, Ankebut Ağı ülkelerinin Türkiye’deki sözde diplomatik temsilcilerini sıkı markaja aldırıyorum ve bunların elçilik, konsolosluk binalarının etraflarını sardırıyorum. Gerekli anlarda herkesten önce bunlara sıkılacak. Benim için, bu dünyadaki hiç kimsenin dokunulmazlığı yok. Masum olan hiç kimseye dokunmam ama suçlu olan, şeytanlaşmış olan, düşmanlık eden Deccal bile olsa ezer geçerim.

İran’da halktan ve benden yana olan yetkili ve etkili herkes, derhal daha iyi örgütlenerek yollarına baksınlar. İran düşmeyecek… İran halkı da mesut yaşayan halklar arasında olacak… İran da Ankebut Ağının sömürmesinden kurtulacak.

Gereken şartlarda, malum ülkelerin İran’daki sözde diplomatik temsilcilerini bile toplayıp alacaklar ya da sıkıp atacaklar. Fitne başı olan kişileri en önden oyundan düşürecekler. O Reisi suretindeki biyonik robot da adamları da İran’ın başında daha fazla kalmayacaklar.

Ben ilk fırsatta ordumla da İran’a gelerek açık destek vereceğim.

İran halkından hiç kimse Reisi’nin çağrılarına uymamalı. Reisi karakterinin öncelikli hedefi ortalığı karıştırmak, suyu bulandırmak, kararları karmaşaya sürüklemek ve bu karmaşa içinde İran devlet sistemi içindeki halktan yana olan unsurları yok etmek…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi