Etiket arşivi: Tayvan

Artıyor, artacak

Çin’in içindeki taraflar arasında gerilme daha da artıyor, artacak. Şi’nin ve Şi’nin içinde bulunduğu grubun iktidarı şimdiden bitti, yıkıldı. Bundan sonrasında erimeye, güç kaybetmeye de devam edecekler.

Çin’de yaşanan insanlık suçlarına, zulümlere, devlet terörüne karşı şu ana kadar dünyanın onlarca ülkesi sert tepki vermeliydi. Koca ülkede milyarla kişi, kendi devletinin gücünü ele geçirmiş bir kara paracı çete tarafından her türlü hukuksuzluğu görüyor ama dünya sessiz… Çünkü, her gün insan hak ve hürriyetleri, hukukun üstünlüğü gibi konularda nutuk atan ülkeler, Çin’de devlet gücü ile uygulanan kara para ve organcılık işlerinden pay alıyorlar. Bu sayede de bataklarını gizlemeye, iflaslarını açıklamayı ötelemeye çabalıyorlar. Çin ile kameralar ve insanlar önünde çatışıyorlar, restleşiyorlar ama arka plandan yedikleri içtikleri bile ortak… Tamamen danışıklı dövüşüyorlar.

Kara ve kanlı paralar üzerine oturtulmuş dünya düzeni, daha doğrusu Deccal’ın sistemi çöktükçe… Hormonla şişirilmiş, kanlı ve kara paralarla güya büyütülmüş/güçlendirilmiş Avrupa ülkeleri, İngiltere, ABD, Rusya, Çin, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve benzerleri, akıl almaz krizlere giriyorlar. Şu ana kadar o kadar ileri seviyede krizlerin içine düştüler ki daha fazla yalanlarla, sahte göstergelerle, balon açıklamalarla, batak olduklarını gizleyemeyecekler. Kendi batakları tamamen açık olmasın diye el birliği yaparak Türkiye’ye sürekli kaynağı belirsiz, kara ve kanlı paralar gönderiyorlar. Biliyorlar ki Türkiye’de yaşanması kaçınılmaz olan dev gibi mali kriz yaşanırsa, kendileri de daha fazla oyunlar oynayamayacaklar ve kendi ülkelerinde de devasa mali ve toplumsal krizler yaşanacak.

Bu ülkelerin bazıları yok olacaklar, tarihin lanetlilere ayrılmış sayfaları arasında yerlerini alacaklar. Bazıları ise iç grupların mücadeleleri neticesinde kısa sürede parçalanacaklar. ABD’nin, Çin’in ve Rusya’nın şu andan sonra parçalanmama ihtimali yok. Bunun aksini söyleyenler, parçalanmayacak diyenler varsa, ya hiçbir şeyden haberleri yoktur, ya da aynı sisteme çalışan bir kişidir, yetkilidir, uzmandır…

Dünyada siyasi ve mali sahalarda mühim kararlar almak zorunda olanlar, aksi yöndeki yorumlara/değerlendirmelere aldanmayıp, büyük çalkalanmalara, büyük parçalanmalara/bölünmelere, büyük yıkılışlara, büyük iç çatışmalara, büyük halk hareketlerine hazır olmalılar.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Rusya’yı ordusuz bırakacağım


Yalan…

Her yönüyle, her şeyiyle yalan… Kocaman bir yalan…

Ruslar Türklere ve Türkiye’ye dost değiller. En az batılılar kadar düşmanlar. Onlara saymakla bitmez faydalar sağladık ama senelerdir Türkiye’nin faydasına olacak hiçbir şey yapmadılar, yapmıyorlar, yapmazlar. Dünyanın gözleri önünde en vefasızca, namertçe tavırları hep sergilemişlerdi. Memnun olmak, vefa sergilemek, mertlik sergilemek yerine, sinsice düşmanlıklarını da yapmışlardı. Son bir kaç gün içinde ise akıl almaz büyüklükle düşmanlıklar/saldırılar denediler. Şimdi yine sinsice dünya insanlığı önünde kendilerini Türk/Türkiye dostu göstermek istiyorlar.

Bu basit oyunlarına kimse aldanmasın. Bu zamanda bu yalan açıklamayı Ruslar neden yaptılar, bu davranışlarının arkasında bir suçluluk psikolojisi mi var, ifşa olmuşluk psikolojisi mi var, psikolojik harp teknikleri mi var, bunlara bakılmalı…

Birileri bizi batıya doğru çekmeye, batı yakasında cepheler oluşturmaya ve asıl hedefimizden uzaklaştırmaya çalışadursun, biz ve ordumuz bu tedbiri öncelikle Ruslara karşı alacağız…

Söz vermiştim ve Ruslarla da danışıklı dövüşen İngiltere’yi, söz verdiğim gibi donanmasız bırakmaya çoktan başladım… Dünyanın gözleri önünde, gözleri ile gördüğü halde inanamayan şaşkın kişilerin önünde bu dediğim yaşanıyor, birkaç günde bir İngiltere donanmasının başka başka gemileri ve denizaltıları sorunlar çıkartıyor hatta oyun dışı kalıyor.

Şimdi söz veriyorum, Rusya’yı ordusuz bırakacağım. Hava, kara, deniz, uzay kısımlarıyla, bütün kısımlarıyla Rusya’yı ordusuz bırakacağım. Rus ordusunda vazifeli bulunan erinden en yüksek rütbeli subayına kadar herkese firar etmelerini tavsiye ederim. Rusya devlet kurumları içindeki her makamdan herkesin istifa etmesini tavsiye ederim. Zira şu andan sonra Putin’in ve çetesinin emrinde kalan, onlara itaat eden herhangi bir Rus ordusu mensubu kişiyi ya da Rusya devlet kurumlarında vazifeli kişiyi dahi imha edeceğim. Dünya savaşı hemen şimdi çıkacak bile olsa, yüzlerce nükleer başlıklı füze şuradan şuraya fırlatılacak bile olsa, bu dediğim temizliği kısa süre içinde yapacağım. Ölmek isteyenler, şu haldeki Rus ordusunun ve devlet sisteminin mensupları olarak kalsınlar ya da o Rusya devlet sistemi ile bir şekilde paslaşsınlar ya da danışıklı dövüşsünler.

Ölmek isteyenler, Türkiye sınırları içinde ve Türk dünyası sınırları içinde Ruslarla beraber çalışsınlar, paslaşsınlar. Hangi sahada paslaştıkları mühim bile değil, tamamen temiz ticaret yapılan sahalarda bile paslaşıyor olmaları, kısa süre içinde bedenlerine ve hatta kullandıkları araçlara, cihazlara, mekanlara kadar her şeylerini kaybetmelerine sebep olacak.

Orada karşımda Ruslar, şurada karşımda Ruslar, burada yine karşımda Ruslar… Tayyip’i bitirmişim, batının elinden bir şey gelmiyor ama Tayyip’i ayakta tutmaya çalışanlar yine Ruslar…

Şu Türkiye’ye zararı saymakla bitmeyen Soysuz pisliği karşımda, onlarca kere fişini çektim, işi bitti ama Soysuz’un arkasında yine Ruslar… Bohçalı pisliği ölmeyi unutmuş, herifin ne itibarını, ne hükmünü bıraktık, çoktan oyundan düşmüş ama onu ısrarla oyunda tutmaya çalışanlar, arkasında duranlar yine Ruslar…

Yunan tahrik edip durur, arkasında yine Ruslar… Güney Azerbaycan acıdan inler, zulme karşı dik durur ama karşısında yine Ruslar… Türk dünyası defalarca ayağa kalmak, toparlanmak, gerçekten hür olmak ister, karşısında yine Ruslar…

Suriye’de mevzuyu, üzerine onlarca devletin oynadığı BOP’u yani Büyük İsrail Projesini onlarca kere çökerttim, sahada son olarak bu yönde somut adımlar atılması kalmış, mevzu tamamen bitecek ama kaç yıldır bitirmeyenler, karşı taraflarla danışıklı dövüşenler ve insanlık dışı kara para işlerinde pay kapanlar, yine Ruslar…

ABD’de onlarca kere oyunu kurdum, son denemelerde karşımdaki Bidon’ları deldim, patlattım, işe yaramaz hale getirdim, görünürde son darbeleri vurmaları kalmış, yapmayanlar hatta karşımda hamle yapanlar ve bana mani olmaya çabalayanlar yine Ruslar…

Güney Kore, Tayvan, Japonya ve benzerleri çoktan açıkça iflas edecekler, krizlerden krizlere girecekler, acınası hallere düşecekler, buna mani olmaya çalışan ve bu ülkelerle/hükumetlerle akıllara zarar seviyede kara para işleri yapanlar yine Ruslar…

Türkiye’ye dair söylediklerimi çoktan yapmışım, onlarca banka, onlarca dev holding bir arada batmış, aslında AKPKK ve bütün şürekası çökmüş, son gayretle ayakta tutmaya çalışanlar yine Ruslar… Böyle bir anda ülkemdeki gizli Ermeniler azıyorlar, arkalarında yine Ruslar…

Senelerdir metafizik saldırıları bitmek bilmeyenler, kendilerinden sonra gayr-i resmi sömürgeleri haline getirdikleri milletlere de bize metafizik saldırılar yapma emri verenler, organizasyonu kuranlar, yine Ruslar…

Güya Türkiye’de nükleer santraller yapacaklarmış, bu iddianın ve görüntünün arkasında Türkiye’den çalanlar, kaçıranlar, Türkiye’de kara para aklayanlar, Türkiye’de örtülü işgal şartları oluşturmaya çalışanlar, türlü ihaneti ve pisliği açıkça sergileyenler, Türk milleti yiyecek kuru ekmeğe muhtaç hale getirilene kadar soyulmuşken bile hala soyanlar yine Ruslar…

Öfkesi arşa varmış, her an patlayacak halde olan Türk milleti, Tayyip’e ve çetesine meşru bir millet darbesi yapacak olsa, bu denli zulümden ve soygundan bir an evvel kurtulmaya teşebbüs edecek olsa, o anda ordusuyla bile Tayyip’in yanında duracak olanlar, Türk milletine karşı bu kadar alçalacak olanlar, arka plandan AKPKK ile bu hususlarda bile gizli yazılı anlaşmalar yapanlar, yine bunlar… Yine o kahrolası Ruslar…

Taksim’de, hiçbir hususta hür iradesi kalmamış, insanlık dışı bir ortamın, şartların, tehditlerin içine çekilmiş zavallı bir kadının eline bombalı paket veriliyor, bomba patlıyor, masum siviller paramparça oluyor ve bütün suç bir kadının üzerine yıkılıp kapatılmak isteniyor, baştan sona bu vahşetin, bu şeytanlığın arkasında yine Ruslar…

Her yerde ayağıma dolanan Ruslar… Saymakla bitmez meselede yüzüme gülen ama sinsice karşımda mücadele veren hep Ruslar… Memleketimin yarısı aynı anda sallanıyor, on milyonla kişinin feci şekillerde ölmesi ve trilyon dolarla zararlar oluşması ihtimali var, saldırının arkasında yine Ruslar…

Uydulardan lazerle atışlar yapılır, ormanlar söndürüldükçe tekrar tekrar yanar, arkasında yine Ruslar…

Son yirmi senedir ülkemde iklimin ayarı kaçar, mevsimler birbirine girer, her hasat zamanına ramak kala tarlalarda ekinler yanar/kurur ve sera bölgelerinde hortumlar hep aynı zamanlamada yaşanır, arkasında yine o Allahsız Ruslar…

Dünyanın dört bir yanında balinalar, yunuslar, köpek balıkları, şiddetli sonar sinyallerine dayanamayıp, beyinleri parçalanacak gibi olup karaya vurup dururlar, arkasında yine o bir gram insanlığı kalmamış Ruslar çıkar…

Milletçe terörist, devletçe terörist Ruslar… Milletçe mafya, devletçe mafya Ruslar… Milletçe katliamcı, devletçe katliamcı Ruslar…

Ben böyle Rusları ve böyle terör, zulüm, vahşet devleti haline dönüşmüş Rusya’yı tarihe gömerim. Cihan karşıma çıksa, yine de gömerim. Şimdi, Rusların, açıkça düşmanlık yapabilecek cesaretle karşıma çıkmasını isterim. Çıkmasalar da üzerlerine gideceğim.

Kalleş Ruslar, kahpe Ruslar, fahişe Ruslar, namert Ruslar, ayyaş Ruslar, dinsiz Ruslar, sömürgesi Ruslar, kan emici Ruslar, milyarla insanın damarlarında uyuşturucu olmuş da akmakta olan Ruslar… Milyonlarca genç kadını kaçırıp da zorla fuhuş yaptıran Ruslar… Terör örgütleri kurup da her pisliği yapan ve sonra görünürde bunun suçunu Müslümanların üzerine yıkan Ruslar… Taliban isimli sözde terör örgütünü bile meşru hükumet olarak tanımaya teşebbüs edebilen Ruslar…

Korona oyunlarıyla yapılan katliamlara, organ hırsızlığına, insan kaçakçılığına, genetik saldırılara, her kısmına seve seve ortak olan Ruslar…

Türkiye’deki Büyükelçiliği ve konsoloslukları terör örgütü teşkilatı, ihanet teşkilatı, sömürme teşkilatı, su-i kast teşkilatı olarak çalışan Ruslar…

Onlarca milleti zorla asimile eden, her fırsatta katleden, hala zorla tahakkümü altına tutan Ruslar… Gerçek/asıl Deccale ve İblis’e çok eskiden beri ruhunu satmış olan ve onlara her zaman beleş askerlik yapan Ruslar…

Bu dünyada böyle bir Rus milleti ve Rusya bırakmayacağım.

Deccalin elinden kısa sürede Rus ve Rusya kartını da alacağım. Kimin neye itirazı varsa, ne hüneri varsa, ne kadar gücü varsa, karşıma çıksın. Bu dediklerimi de hemen şimdiden başlayarak yapacağım. Yeter artık, yansın bu dünya…

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Ben burada oyun oynamıyorum

– Tayvan’ın çevre ülkelerle yaşadığı sorunlar bizim meselemiz değildir. Tayvan’ın Çin’e bağlanması ya da bağlanmaması da bizim için mühim değildir.  Tayvan meselesinden büyük bir askeri çatışma çıkması da bizim için çok mühim değildir. İhtimal dahilindeki bu askeri çatışmanın tarafı değiliz, olmayacağız. Zaten fiilen NATO üyesi de değiliz. Türkiye’de bu hususlarda da çatlak sesler istemiyorum. Herkes neye, kime destek verdiğini, nasıl oyunlar içinde kalacağını, Türkiye’yi nasıl bir ateşe atacağını ve dolayısıyla ne şiddette bir karşılık göreceğini iyice hesaplasın, kendi sonunu da düşünsün ona göre konuşsun ya da yazsın. 

– Kuzey Kore’yi ya da herhangi bir ülkeyi demokrasiye zorlayan biri değilim. Ben demokrat değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Hiç kimseyi de demokrasi denilen şeytani sisteme zorlamayacağım. Hiç kimsenin de hiç kimseyi demokratik sisteme zorlama hakkı yok. Kuzey Kore’nin hali açıkça gözler önünde ve iyi bir halde değil. Sorunlarının çözümü demokraside de değil. Bunların haricinde, Kuzey Kore’nin şu anda Tayvan, Güney Kore ve Japonya meselelerinde taraf olması, hatta askeri çatışmalara dahil olması beni rahatsız etmiyor. 

– Benim haritamda Güney Kore, Tayvan, Japonya, Ukrayna, Finlandiya, İsveç, Norveç, İngiltere, İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur, Danimarka, Hollanda, Ermenistan, İran denilen yerler yok. Bunlara çoktan çizik çektim. Bu coğrafyalarda siyasi haritalar değişecek. Bunların çoğuna zamanında gerekli eli uzattım, mühleti verdim, ikazlar yaptım ve kararlılıkla tercihlerini yaptılar. Sonlarını kendileri belirlediler.  Türkiye ve gerçek müttefikleri bu gibi devletler ve devletçikler konusunda batı dünyasından bu yana doğru esen suni rüzgarlara kapılmayacaklar. Batı dünyasının daha doğru ifadeyle grilerin, Asyanın söz konusu bölgelerine dair nasıl planları varsa, kendileri o planları uygulama peşinde koşacaklar. Bizi ve gerçek müttefiklerimizi bu işlere karıştırmayacaklar. Karıştırmaya kalkarlarsa safımız Asya safı olacak. 

– Batı dünyasının Türkiye’deki piyonlarından olan gizli Ermenileri/Hristiyanları ben listemden sileli yıllar oldu. Son süreçte de beni gizli Hristiyanlar hususunda kızdırdılar, öfkemi ve kararlarımı kısmen de olsa ilan ettim. O günden beri Türkiye’deki gizli Hristiyan hainlerde yaprak dökümü devam ediyor. Maddi kayıpları da can kayıpları da hızla artıyor. Daha da devam edecek. Buna rağmen, benimle ortak paydalarda hareket ediyormuş gibi görünen dünya genelindeki bazı unsurlar, ülkemizdeki gizli Hristiyan siyasetçilerin üzerine oynamaya başladılar. Bu, vahim bir hata… Hususiyle Amerika Birleşik Devletçiklerinde bulunan, kendilerine bir süredir sahayı/meydanı açtığım bazı unsurların, böyle bir anda bu kadar vahim bir karar vermeleri, akıl alır gibi değil. Bu hususta da ikazlarımı yapmış bulunayım.

– Tayyip’in ve çetesinin işi bitti. Bitti diye, gizli Hristiyanların sözde siyasi partilerini ve sözde siyasi liderlerini muhatap almak, alternatif görmek zorunluluğu yok. Ben Tayyip’i seçimle indirmeyeceğim. Meşru bir halk, adalet sistemi ve ordu darbesiyle indireceğim. Bunu yaparken hep söylediğim gibi gizli Hristiyanların sözde partilerini ve teşkilatlarını da toplayıp alacağım. TBMM’yi merkezi bir mahkeme salonu yapacağım. Bunu birkaç tekrarla ifade ettim. Nesi anlaşılamıyor, anlaşılıyorsa kime güveniliyor da karşımda aksi kararlar alınır, anlamak mümkün değil. Abdullah Gül başta olmak üzere, bu memlekete ve millete bu güne kadar her türlü ihanetleri etmiş, her türlü terörün ve bölücü faaliyetin içinde yer almış, her türlü kara para işlerinde faal olmuş gizli Hristiyanları kim desteklerse, onlara kimler meydan verirlerse, ben dünya genelinde onların hepsini boğarım. İşlerini de siyasi dengelerini de kara para işlerini de hep bozarım. İktidarlarını da dev şirketlerini de yıkarım. Benden söylemesi… Ben ülkemi İngiltere’nin örtülü işgalinden, sömürmesinden, dayatma rejiminden kurtarmak için bu kadar bedel ödüyorken, “Ben İngiltere’ye Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için geldim” diyen gizli Ermeni hainin, ayağımın altında bile yeri olamaz. Onu da çetesini de onlarla birlikte hareket eden dünyadaki bütün tarafları da yerle yeksan ederim. Ben burada oyun oynamıyorum, vatan ve millet müdafaası yapıyorum. 

– Mısır denilen ülkede korku, endişe havası hakim. Ben Mısır’ı muhatap almaya bile değer görmüyorum. Geri çekilecekse çekilsin. Çekilmeyecekse, ne hüneri varsa karşımızda sergilesin. Yunanistan’dan sonraki hedefimiz olur. Mısır’ı da diktatörlerden, kara paracılardan, insan kasaplarından, insanlık düşmanlarından, satanist büyücülerden kurtarır ve topraklarımıza da dahil ederiz.

– Sadece Güney Azerbaycan değil, bütünüyle İran denilen o kadim Türk toprakları, ülkemizin topraklarına dahil olacaklar. Bunu bozmak için bölgeye askeri unsurlarını getirmek isteyenler, çok bahaneler aramasınlar, danışıklı oyunlar kurmasınlar, açıkça hemen getirsinler. “Getiremezler” demiyorum ama geri götüremezler.

– Avustralya da İngiltere’nin kontrolünden çıkacak. Bu süreçte Avustralya’ya hep beraber gereken destekleri vereceğiz. 

– Nükleer bir savaşa artık karşı değilim. Kim kime karşı kullanabiliyorsa kullansın, engellemeyeceğim. Sadece Türkiye’nin ve gerçek müttefiklerinin karşısında kullanılmasını engelleyeceğim. 

– Yerin altı cehenneme döndü. Uzaylı şehirlerinden bazıları çok perişan hallerde. Yananlar, çökenler, patlayanlar, toplu can kayıpları aldı yürüdü… Sürekli benimle irtibat kurmayı deniyorlar “Dur, dur” diye yalvarıyorlar. İkaz etmiştim. Yeryüzünde suni kuraklık, kıtlık, suni enerji krizi, insanlara ve hayvanlara yüksek teknolojili saldırılar devam ettikçe, LGBT baskısı devam ettikçe, terör devam ettikçe, organ ve insan kaçakçılığı devam ettikçe ben de yerin altında büyük sıkıntılara sebep olmaya devam edeceğim. Yeryüzünde İblis’in planlarına, Deccalin planlarına izin vermiyorum, vermeyeceğim. 

– Türkiye’de bulunan sivil ya da asker bütün Katarlıları ayrıca Türkiye vatandaşları arasından Katarla ya da Katarlılarla iş tutan herkesi oyundan düşüreceğim. Bunların büyük çoğunluğu kısa sürede ölecekler, diğerlerinin de başlarına gelmeyen kalmayacak. 

– Yeşillerin grilerin ya da diğer türlerin çatışmaları beni ilgilendirmiyor. Pakistan’ın başında İmran Han’ı, Brezilya’da Bolsonaro’yu görmek istemiyorum.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..

Uzak durulmalı


Çin, Tayvan, Japonya ve Cezayir’de risk seviyesi çok yükseldi. Çok kısa sürede büyük sıkıntılar yaşanması ihtimali artık çok yüksek. Söz konusu ülkelerdeki bütün sivil Türkiye unsurlarının ve Türkiye sermayesinin en kısa sürede çıkmasını tavsiye ederim. Şu andan sonra uzunca bir süre bu ülkeler çok riskli ülkeler sınıfında yer alacaklar. En çok da Japonya’dan uzak durulmalı.

Londra hiçbir şeyi engelleyemeyecek. Kaçınılmaz bir şekilde Londra daha da fazla güç kaybettikçe, dünyanın pek çok yerinde danışıklı dövüşler bozulacak. Kara para dengeleri iyice bozulacak. Zincirleme çöküşü gören Londra piyonlarından ayakta kalmaya çabalayanlar olacak. Bunların neticesi olarak gerçek harpler, bitmek bilmeyen suni afet saldırıları, iç savaşlar, terör saldırıları, halk darbeleri, borsa oyunları, devasa mali krizler, iflaslar, gerçek virüs salgınları ve çok daha fazlası yaşanacak.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Dünyadaki bazı suni kıta ve suni adalar

(Bu yayın, Mehmet Fahri Sertkaya’nın sosyal medya uygulamasında bir takipçisi ile yazışmasının tek taraflı olarak yayınlanmış halidir)

Grönland bir suni kıta

Oranın batı kısmında küçük kayalıklar ya da adacıklar gibi olanlar yerler oradan kopan parçalar…

Sistem şöyle:

Önce taşlık ve toprak zemin düzeltiliyor, sonra çok ileri teknoloji ile o kadar geniş sahaya metal bir örme yapılıyor, aslında metal bir kutu haline getiriliyor. İçinde yaşama alanı oluyor çok geniş ve yüksek oluyor. Sonra o metal kutu gibi sistemin üzerine çok yüksek şekilde kayalar ve topraklar dolduruluyor, ve daha sonra buranın üzeri normal kıta gibi, kara gibi görünüyor. Zamanla bu sistem bazı yerlerinden aşındıkça, arızalar verdikçe parçalanmalar oluyor.

İşte Grönland’ın batı yanındaki kayalıklar da bunlardan. Dünya genelinde bu sistem hep kullanılmış, kullanılıyor.

Zülkarneyn a.s da yapmış böyle sistemlerden, Zülkarneyn a.s. küçücük bir iç deniz ya da göl olan yeri kocaman Karadeniz’e çevirirken oranın altını hep düzeltmiş ama karadenizin çevresinde olan ülkelerin çoğu yerlerini de düzeltmiş.

Bizim Trakya’nın dağlarını tepelerini çok tıraşlamış ve araziyi çok güzel hale getirmiş.

Trakya’nın batısından kuzeye doğru da ilerlemiş ve şu anda karadenizin batısında olan ülkelerin bazı yerlerini hep traşlayıp düzeltmiş, sonra da Ukrayna’ya çok emek vermiş, oraları ziraat için çok elverişli yerler haline getirmiş.

Bunu yaparken İstanbul’u ve Türkiye’nin coğrafi bölgelerinden olan Karadeniz bölgesini düzeltmemiş, tıraşlamamış.
Çünkü buralarda bazı emniyet tedbirleri düşünmüş, buraların düzeltilmesini emniyetli görmemiş.

Karadeniz’deki dağları da bir çok yönden savunma şeridi olarak tasarlamış

Bütün bunları yaparken İstanbul’un Karadeniz ve Marmara kıyılarında da yukarıda anlattığım teknikle yerleşme/yaşama yerleri yapmış, sahili istediği sınırlarda tutmuş ve üzerine de taşlar, topraklar doldurmuş. Zülkarneyn a.s. dan önce de dünyamızda bu teknik kullanılmış.

Hatta bizden önceki ademler zamanında da bu gibi tekniklerle dünyanın pek çok yerinde sahil şeridi suni şekilde ayarlanmış, belirlenmiş.

Türkiye’de Ege denizine sınır olan batı hattınde yoğun şekilde bu sistem kullanılmış ve hala kullanılıyor. Yani söz konusu Ege sahilleri de suni şekilde belirlenmiş sahiller…

Amerika kıtasında Peru ülkesi sonradan kıtaya eklenmiş, koca ülkenin altında devasa bir ülke daha var. Metal kutu gibi sistemin içinde uzaylılar hala gizlice yaşıyorlar, orayı daha önce anlatmıştım.

Okyanusun dibindeki o ülkenin kasten çöl haline getirildiğini ve o halde tutulduğunu, altında uzaylılar olduğunu…

Bilim adamlarına bunun sebebi sorulduğunda okyanustaki bilmem ne isimli su akıntısının bu iklim sorununa sebep olduğunu açıkladıklarını ama asıl sebebin bu olmadığını hatta o deniz akıntısının bile suni şekilde oluşturulduğnu anlatmıştım.

Bu gibi sistemler şu anda ABD topraklarında/sahillerinde olan çoğu yerde de var ve son zamanlarda uzaylı taraflar çok büyük darbeler aldılar.

En çok da ABD, İngilere, Çin, Rusya gibi ülkeler üzerinden dünyaya yön ve zarar vermekte olduklarından, en çok da ABD’dekilerin kaldığı, kullandığı yerler sinyale girdiler, arızalar çok fazla, sistemleri çok sorunlu, kaçıp gidebilecekleri yerler lazım ama yok.

Sistemleri düzeltmeleri lazım ama çoğunu kendileri yapmadılar, o yer altı şehirlerini ve ülkelerini çoğunlukla kendileri kurmadılar.

Dünyada hapis kalmış ve kaf dağını (Van allen radyasyon kuşağını) aşıp gidememiş uzaylı türler…

Hala Zülkarney a.s devrindeki kadar teknolojiye bile sahip değiller. Bu metal kutu sisteminin haricinde tamamen suni kıta tekniği ile yapılmış Grönland gibi yerler aslında bir çeşit uzay ya da deniz aracı gibi yapılmışlar.

Grönland daha önce başka bir okyanustaymış ve yüzeyinde de çok güzel bir tabiat varmış, bitkiler, hayvanlar, insanlar çok güzel şekilde yaşıyorlarmış. Neden öylesine güzel bir sistemi kasten mahvetmişler ve kuzey kutbuna nakletmişler. Bu konuda kesin bir bilgiye sahip değilim ama gizlenmek istemişlerdir yeşiller, griler ve diğer uzaylı türler zaten son yıllarda bunların sistemlerine o kadar ciddi zararlar veriyoruz ki oraları artık karlar altında tutamaz oluyorlar.

Oraları suni şekilde kar altında tutan iklim düzenleme cihazları bile hep bozuluyor, hatta Türk/İslam diyarlarını kasten kurak ya da yarı kurak halde tutan cihazları, sistemleri de bozuluyorlar.

Dünya genelinde bazı uzaylı türler iklim savaşları da yaşıyorlar ama bazı olağan dışı iklim şartlarına da bizim bu cihazları bozuyor olmamız sebep oluyor.

Şimdi biraz daha konuya girelim. Geçmiş devirlerde Kıbrıs adası da suni şekilde yapılmış ama söz konusu metal kutu gibi sistemle değil tamamen uzayda yapılmış, daha önceden yeri çalışılmış, sonra akdenize indirilmiş, yerine kondurulmuş.

Hatta Ege’deki bazı adalar da suni adalar olarak yapılmışlar, htta Tayvan ve Tayland gibi yerler de suni adalar…

Hatta Japonya da suni bir ada. Hep sorduğum sorunun cevabı da burada… Japonlar da “Biz kimiz, bu adaya nereden geldik, soyumuz nerede başladı” diye sorup duruyorlar kendilerine ve cevaplarını bulamıyorlar. Çünkü üzerindeki yaşadıkları ada bile suni bir ada olduğu gibi, kendileri de dünya insanları üzerindeki genetik denemeler, uzaylı türlerle dünya insanlarının cinsi münasetleri neticesinde doğan uzaylı/dünyalı melez bebeklerden türediler. Bir zamanlar Japonya devasa bir laboratuvar olarak kullanıldı.

Öyle anlaşılıyor ki kısa zaman içerisinde Amerika kıtasındaki bazı yerler ana kıtadan ayrılacaklar. ABD’nin sahil şeridindeki bazı yerler de ana kıtadan ayrılacaklar.

Bu ayrılmaya mani olamayacaklarını kabullendiklerinde muhtemelen suni depremler yaparlar yine “Deprem oldu, böyle oldu” derler.

Ya da ona bile fırsat bulamayacaklar da hala bulundukları yer altı şehirlerinde tamirat/tadilat yapmayı deneyecekler ama netice alamayıp daha beter şeylere daha hızlı şekilde sebep olacaklar.

Öyle ya da böyle, bir ya da birkaç sebeple, yeraltı sistemlerinde yaşayan uzaylı türler arasında çok büyük toplu ölümler olacağı anlaşılıyor, zaten çok hastalar, umutsuzlar, çaresizler, bölünmüş ler, her gün şiddetli çarpılıyorlar.

Pek çok kere dünyadaki yer altı şehirlerinde hatta ülkelerinde yaşayan uzaylı türleri seferber ettiler, aynı anlarda bana ve ekibime metafizik saldırılar yaptılar. Son günlerde de böyle denemeler yapmaya çabalıyorlar ama netice alamıyorlar.

Amerika kıtasını, en çok da ABD’lileri çok zor günler bekliyor olmalı. Bu gidişle kıtanın bazı bölgelerinin altındaki büyük metal yerler iyice arızalanacak ve birbirlerine olan bağları kopmaya başlayacak. Bir geminin aşırı ve dengesiz yükle bir yana devrilmesi misali devrilecekler okyanusa doğru….

İçlerindeki uzaylılar bir yandan yıkılmalar, bir yandan oksijensiz kalmaktan ötürü feci şekilde ve topluca öleceklerken, üstlerindeki Amerikalılar daha da feci şekillerde can verecekler. Ne kulluk ettikleri Kraliçe, ne onun da kulluk ettiği deccal ne hepsinin kulluk ettikleri İblis bu yaşanacaklara mani olabilecek. Hepsi çaresiz izleyecekler. ABD üzerinden dünyanın her yerinde en şeytanca sömürüler, en zalimce kara para işleri, katliamalar, işkenceler, toplu öldürmeler yapılırken tepkisiz kalan Amerikan halkı, bunun bedelini, bunun cezasını, dünya tarihine geçecek şekilde ödeyecek

O sistemi baştan inşa etmeye imkanları yok. Maddi güçleri de yok, ihtiyaç duydukları teknik adamlar da yok, yeterli bilim ve teknoloji seviyeleri de yok. O afetler yaşanırken muhtemelen çok yüksek sayıda UFO görülme vakası da yaşanacak ve açıkça video kayıtlarına alınacaklar, fotoğraflanacaklar.

Bunlar dünyada eskiden beri rahat olabilmek için hep çeşitli yollar denemişler, deniyorlar. Kendilerine ait gördükleri bölgeleri çölleştiriyorlar, çöl halinde tutuyorlar, karlar/buzlar altında tutuyorlar ya da adalarda olmak istiyorlar. Ne olsa yer yüzüne çıkıyorlar, UFO’larla uçuyorlar ve görünmek, bilinmek istemiyorlar.

Ayrıca çöller sayesinde yer altındaki şehirlerine ya da ülkelerine ısı ve ışık çekiyorlar, enerji toplayıp nakil ediyorlar.

Şu anda bile o kadar çaresiz haldeler ki yapabilecekleri pek bir şey kalmadı. Suni afetler yapabilirler, elektromanyetik saldırılar yapabilirler, virüsler yayabilirler. Bazı bölgelerde depremlerle büyük gaz patlamalarına bir arada sebep olabilirler. Ya da elektromanyetik silahlar (Poseidon aracı gibi) üzerinden bir bölgede çok çok güçlü yer patlamaları ve dev dalgalar (Tsunami) yapabilirler.

Güç bulabilseler, imkan bulabilseler bir şekilde beni yok edecekler, birkaç gün hatta birkaç ay kutlamalar yapacaklar, sonra da yaralarını uzunca zamana yayarak sarmaya çalışacaklar. Bu sırada dünyada şeytanca bir düzenin devam etmesini de sağlayacaklar. Yine bebekler, çocuklar, genç kızlar kaçırılacak. Yine bir senede milyonla insan organları için kaçırılacak, yine muhtelif dinlerin mensuplarından oluşan cemaatleri içlerine/başlarına sızdırdıkları adamları üzerinden yönlendirecekler. Yine çiftlikleri, besi hayvanlarını, yine temiz gıdaları, yine arıları, yine sağlıklı yaşamaya sebep olan her şeyi yok etmeye çalışacaklar. Yine kasıtlı şekilde suni afetler, sunu kuraklık ve kıtlık planları üzerinden devam edecekler. Bu güne kadar bu dünyanın insanlarına anlatmakla bitmez kötülükleri, son derece sinsi şekillerde, acımasız şekillerde, şeytanca tarzda yaptılar. Fırsat bulsalar devam edecekler ama o fırsatı bulamayacaklar. Şimdi, yaptıkları çekme zamanındalar. Bu süreç başladı ve önümüzdeki kısa zaman içinde iyice hızlanacak, kuvvetlenecek bu süreç. İblis’e uymanın, deccale uymanın, şeytanlaşmanın ve dünya insanlığına bütün bunları yapmanın karşılığı ne imiş, bunu daha bu dünyada da şiddetli şekilde yaşamaya başlayacaklar.

Aralarından şeytanlaşmamış olanları, masum olanları ayıracağım ve diğerlerini hızlıca ve topluca cehenneme göndereceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi