Etiket arşivi: Suriye

“Kendim ettim, kendim buldum”


Denge ve karar değişiklikleri var. Zaten hepinize malum olan bir şey bu… Hepinizin beklediği ve acele etmediğim bir husus bu…

Malumunuz, oyuncular hep kural dışı hareketler yaptılar. Şunca güzelliği bozup mahvettiler. Böyle olmaması için, herkesin seviyeli ve samimi olması için elimden gelen bütün her şeyi denedim. Lakin bazı kararları aslında ben almıyorum, sahadakiler bu kararın alınmasını zorunlu kılıyorlar.

Şu andan itibaren Suriye’den çıkın. Suriye oyunu pisliğe döndü. Şunca Yahudi, mason, uzaylı, dünyalı, cin herkes pisliğe sardı. Oraya bir neşter vurmam gerekiyor. Bir cerrah kadar acımasız olarak kangren olmuş uzvu kesip atmak zorundayım. Yoksa sistem hiç yürümeyecek. Daha geniş çerçevede sorunlar oluşacak. Dürüstçe iş yapmak isteyenler büyük haksızlıklara maruz kalacaklar.

Şu andan itibaren Suriye, dünyada metafizik duhanın en yoğun olarak görüldüğü ülkelerden biri oluyor. Göz gözü göremez hale gelecek kadar şiddetli metafizik tayfun esecek orada…

Ne Esed kalacak, ne çeteleri kalacak, ne de başka yağmacılar kalacak orada… Orayı iyice bir temizleyeceğim ve sonra dürüstçe iş yapmak isteyenlerin istifadesine sunacağım. Yahudi olur, Çingene olur, Arap olur, Türk olur, her milletten olur. Hatta uzaylılardan bile olabilir. Kim dürüstse iş yapabilecek. Kim şeytanlaşıyorsa, işte böyle üzerinden geçilecek. Sermayesini, şirketlerini, bağlantılarını falan geçtim, hayal dünyası bile yıkılacak.

Bizim Türkçe’de “Kendim ettim, kendim buldum. Gül gibi sararıp soldum. Eyvah. ” diye meşhur bir şarkı var. İlgili taraflar açıp açıp dinleyebilirler. Belki teskin olurlar. Önümüzdeki 25 yıl boyunca Suriye’ye bir çivi bile çaktırmayacağım. Suriye’nin her türlü dengesini elimde tutacağım ve Suriye’yi boğacağım. Buradaki sözde mültecileri de Suriye’ye topluca attığım gibi, ne yaptıklarıyla, ne yedikleriyle ilgilenmeyeceğim. Muhtemelen birbirlerini yiyeceklerdir. Kendi iç meseleleri olarak değerlendireceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şimdi duhan vakti

Görüşmeler çok vakit alıyor. İlgilenmem gereken çok işler var. Daha fazla vakit ayırmam pek mümkün değil. Zaten herkes neyin ne olduğunu anladı, öğrendi ve şartları biliyor. Varlıkta kalmak isteyenler İstanbul’a uyacaklar. Bunu resmi açıklamaları ile de gösterecekler. Bu güne kadar durmaksızın bizimle çatışmış olanlar, tazminatlarını da ödeyecekler. Somut irtibat da kuracaklar.

Bu şartlar kendisine uymayanlar, ara bir çözüm bulmayı denemekten ve görüşmeye çalışmaktan vazgeçsinler. Ne boşa vakit kaybetsinler ne de bana boşa vakit kaybettirsinler. Büyük bir samimiyetle yazıyorum ki şunca iyiliğe rağmen hala fırsatı değerlendirmeyen hiç bir ülke ve taraf umurumda değil. Gelmesinler zaten öyleleri bana doğru…

Bu dünyanın altı da üstü de yanıp yok olacaksa bile bu şartlar değişmeyecek. Herkes bu şartlara uyarak İstanbul’dan yana duracak ve kurtulacak ya da inadına devam ederek çökecek, batacak, yok olacak.

Fazla yayın yapmaya da gerek kalmadı. Herkes her şeyi anladı, bildi. Beni dinleyenler kargo uçakları ile bile sermayelerini kaçırıp kurtardılar. Dinlemeyecek olanlar da zaten bundan sonra da dinlemezler. Şimdi ben metafizikçi ekibime daha çok vakit ayıracağım, destek vereceğim.

Şu Almanya’yı en başa alacağız. Rusya, ABD, Çin, İngiltere, Kanada, Hindistan, Yunanistan, İsveç, Finlandiya, Ukrayna, Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Tayvan, Güney Kore, İsrail, İran, Suriye derken… Onlarca ülkeyi, altıyla ve üstüyle birlikte ve eş zamanlı olarak çökerteceğiz. Zaten çökükler de son taaruzları da yapacağız.

Pakistan halini gizleyemiyor ama Hindistan hala gizleyebiliyor. Aslında sinyaller karşısında Hindistan’ın hali Pakistan’dan çok beter…

Hindistan’da yerin altı ise üstünden bin beter. Yerin üstündekiler “Çok çok fazla sayıda vatandaşımız ölüyor. Dehşetli şekilde ölüyorlar. Bütün sistemlerimiz, cihazlarımız bozuluyor. Arızalarla baş edemiyoruz. İmalat yapamıyoruz, işlerimiz de bozuluyor” diye çıldırıyorlar.

Orada yer altındaki uzaylılardan İmam-ı Rabbani hazretlerinin bile intikamını alacağım…

Ekber Şah karakteri vesilesiyle sebep oldukları maddi ve manevi zararların intikamını alacağım.

Mektubat-ı Rabbani’yi tahrif etmelerinin de intikamını alacağım…

Şehit ettikleri sayısız müslümanın ve İslam aliminin intikamını alacağım.

Sahipkıran Emir Timur’a yaptıklarının, biyonik robotla yerine geçmelerinin ve o biyonik robota katliamlar yaptırarak o büyük zatın şanını lekelemelerinin intikamını alacağım…

Saymakla bitmez zulümlerinin, cinayetlerinin, kasıtlarının intikamını alacağım.

Yerin altında ve üstünde toplamda milyarlarca kişi ölecek. Herkes görecek, İblis’e seve seve uyarak insanlığa her sahada kastetmenin karşılığını, cezasını…

Ak denizde ve Ege denizinde pek çok farklı noktada birikmiş olan yer altı gazlarını patlatmaya ve bu vesile ile depremlere sebep olmaya devam edeceğiz. Yerin altındakileri korkudan bile öldüreceğiz.

Bu güne kadar, siviller/masumlar zarar görmesinler diye geri duruyorduk ama bundan sonra pek çok düşman ülkede yanardağları patlatacağız. Faal olmayan yanardağları bile faaliyete geçireceğiz. Bu şekilde yerin altına ve üstüne aynı anda çok büyük sorunlar yaşatacağız.

Kıbrıs başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki kumar, fuhuş ve eğlence merkezleri şu andan sonra en yoğun şekilde sinyale girecekler. İnsan denemez o tiplerin dehşetli şekilde ölüşlerini, peş peşe intiharları, kavgaları ve cinayetleri ve sinir krizlerini görenler, oralarda bir gün bile duramayacaklar.

Dünyanın önde gelen kara para merkezlerinden biri olan Azerbaycan da çöktü. Devlet dairelerinden hastahanelere, eğlence ve kumar merkezlerine kadar her yerde çok büyük sorunlar var ve gizleniyor. Dehşetli ölümler de gizleniyor.

Bu görüşmeler, manevi yandan bakınca, son ikazlardı. Bundan sonra takdir ne ise o olacak. Dünyada yeni virüsler falan yayılmayacağını, toplu ölümlerin virüslerden kaynaklanmayacağını buraya açıkça yazıyorum. Şimdi duhan vakti…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Uzaylı da olsa insan, insandır

Uzaylı da olsa insan, insandır…

İran’daki ve Suriye’deki yeraltı uzaylı şehirlerinde çok büyük yıkılışlar ve acılar yaşanıyor.

Uzaylı da olsa insan, insandır… Bu güne kadar 50 milyar doların üzerinde masraf yaparak ve türlü çileler çekerek, 15 milyon kadar mülteciye ev sahipliği yapan ve dünyaya örnek bir duruş sergileyen ülkemiz… Söz konusu uzaylıları da mülteci olarak kabul etmelidir. İnsanlığın, hukukun ve vicdanın gereği budur. Bizim tarihimiz, insanlıkta zirve yaptığımız, dostu düşmanı şaşırttığımız asil davranışlarla doludur.

Nagehan Alçı’ya da sorulsa, o da bunu söyleyecektir ve ekleyecektir: “Evet, uzaylı da olsa insan, insandır. Mültecilerin hepsi yurdumuza kabul edilmeli ve gereken destekler verilmelidir. Uzaylı da olsalar onlar da hakim, savcı, vali hatta devlet başkanı bile olmalıdır.”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ve emir geldi, Mehmet Şimşek konuştu…


Mehmet Şimsek: “Sürekli para basılıyor, böyle enflasyon mu düşer? Zam yapmayın demekle enflasyon düşmez. Büyük tsunami geliyor.”

“Göreve dönmem. Zaten bana bırakmazlar. Dönmenin anlamı olmaz.”

“Açılışa katılmayı ben istemedim, onlar ayarladı.”

İngiliz piyonu Mehmet Şimşek, aldığı talimatlar gereği konuştu. Kimsenin o tsunamiyi durdurma, engelleme gücü kalmadı. Şimdi “Mehmet Şimşek şöyle dedi, işte böyle oldu. Borsa şöyle, piyasa böyle, döviz kuru böyle oldu. Üstelik falanca ile filanca da onu destekledi.” diye millete/adamlarına malzeme veriyorlar.

Aksi halde yine açıkça devasa mali kriz yaşanacak hatta şu anda yaşanıyor, büyük bir hızla tsunaminin dalgaları yükseliyor ve sahile yanaşıyor, lakin sebebini izah edemeyecekler. İstanbul, mfs falan diyemezler. Bu, yıllardır oynadıkları bir taktik…

Sadece Türkiye’de değil, pek çok ülkede bu taktiği oynuyorlar.

Uçaklar düşüyor, bir numara oynuyorlar. Gemiler akıl almaz şekilde bozuluyor, başka bir danışıklı numara oynuyorlar. Boğazlardan kara para gemileri geçemiyor, ona da sigorta, sis, bir şeyler bahane etmeye çalışıyolar.

Suriye’ye askeri operasyon yapmalarına izin vermiyorum, ona da bir kılıf uyduruyorlar. Dünyada olumlu gelişmelere sebep oluyorum, onları da sahipleniyorlar. Mesela Rusya-Ukrayna mücadelesinde Türkiye’nin baştan beri kendi başına kaptan olmasını, ortada kalmasını sağlıyorum, Tayyip’e Nobel barış ödülü vermeyi konuşuyorlar. Tahıl koridoru denilen şeyi sağlıyorum, övünmesi Tayyip’e bırakılıyor. Numaranın bini bir arada… Hem de onlarca devletin liderleri ve hükumetleri, bu numaraları birlikte oynuyorlar. Sadece bu meseleye dair saatlerce sesli anlatılacak hadiseler, dengeler var.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Faydasız olacak


Şu şartlarda artık Türkiye ile Suriye’nin resmi cumhurbaşkanlarının görüşme yapmaları faydasız olacak. Zaman kaybından ve oyalanmaktan başka bir şey olmayacak.

Tayyip daha önden yanlış ve zemini çok bozuk/tehlikeli yola girmiş ve kendi sonunu kendisi tercih etmişti. Kısa süre önce Esed de aynını yaptı. İkisinin de iki ayağı birden bozuk zeminde kayıyor şu anda… Sırt üstü olmaları an meselesi.

Suriye meselesi diyalogla çözülmeyecek. Doğru zamanı kolluyoruz ve kuvvet kullanarak çözeceğiz. Suriye’de hiçbir işgalci gücü ve Suriye’ye ihanet ederek başka ülkelere çalışan unsuru bırakmayacağız.

Askeri operasyon yapacağımız vakte kadar Suriye’yi daha da ağır krizlere sürükleyeceğiz. Maddi, siyasi darbeleri, askeri darbelerden önce vuracağız. Çok kısa sürede düşecek Suriye…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi