Etiket arşivi: Sizlerden gelenler

Fırtına öncesi sessizlik | Süleymanlılara operasyon

E.. (Akademi Dergisi takipçisi):

Hocam hayırlı günler.Dün sizle konuştuktan sonra rüyamda kursun önünde şiddetli rüzgar olduğunu,esen rüzgar ile çer çöp ne varsa kursun giriş kısmına dolduğunu gördüm. O esnada bir talebemde girişte set üstü bir ocağın iki tuşuna basıp gazı havaya veriyordu.Ona mani oldum.Esen rüzgar ile gazın karışmasıyla insanlara zarar gelmesin diye.

Mehmet Fahri Serkaya:

Hayırlı günler. Büyük hadiseler yaşanacak. Cemaat birbirine girecek. Çoğunluk samimi değil zaten… Samimi olmayan herkes, kendini kurtarmak için diğerini yakmaya başlayacak. Tartışmalar, kavgalar, iftiralar, karalamalar, dilekçe ve istifa tartışmaları, suçlamalar, suç duyuruları çok yayılacak. Galiba hükumete, hükumetin çalıştığı yabancı ülkelerin gizli servislerine bile bırakmayıp bu samimiyetsizler birbirleri hakkında suç duyuruları yağdıracaklar. Yaşayalım görelim bakalım, nasıl olacak. Rüzgar görmek iyidir ama şiddetli rüzgar görmek her zaman iyiye yorulmaz. Şiddetli rüzgar, büyük hadiseler demektir. Tehlikeler demektir. Sıkıntılar demektir. Nizamın/düzenin bir anda alt üst olması demektir. Dengelerin aniden değişmesi demektir. Böyle bir rüya görüldüğünde kötü günlere hazırlıklı olunmalı.

Rüyada ocak görmek de aslında iyidir. Lakin senin rüyandaki ocak ve gaz, cemaat içindeki milyonlarca münafık, yiyici, menfaatçi kadın ve erkeklerin halini temsil ediyor. Gaz, onların bu güne kadar elde ettikleri maddi ya da manevi dünyalık menfaatler. Mal, mülk, para, makam, itibar, şöhret v.b.

İşte o gaz yani bu sefil kişilerin menfaatleri aniden kesilecek. Devamı gelmeyeceği gibi, şu ana kadar elde ettiklerine de el konulacak. Tıpkı FETÖ operasyonlarında olduğu gibi…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Birine münafık diyorsanız, mutlaka bilinçli diyorsunuz | Sizlerden Gelenler

Metafizikle çarpılarak ölen Antalya idarecisi Hüseyin Değirmenci meselesi, cemaat tabanında büyük mevzu oldu.

Hem herkes münafık Hüseyin Değirmenci’nin beş para etmez biri olduğunu biliyorken, hem de Alihan Kuriş’in onun ardından dikkat çekici bir hassasiyet göstermesi, dikkatleri çok çekti. Tartışmalar sosyal medya hesaplarına yansıyor.

Selam aleyküm Kıymetli Hocam. Ümraniye’de ahmet özbursa’nın sonradan edindiği mini serveti konuşulur olmuş. İnsanlar artık bişeyleri anlıyor. Bunda çok tesiriniz var. Allah razı olsun. Sadece bu konduramama meselesi yüzünden göze çarpan şeyler pek konuşulmuyor. Bir de malum, bu “eleştiri yapılmaz , piran incinir” sloganı var senelerdir. Allah razı olsun hergeçen gün daha iyi anlıyorum, birine münafık diyorsanız, mutlaka bilinçli diyorsunuz. Selametle…

(Çarpılarak ölen gizli Ermeni Adana idarecisi Hüseyin Değirmenci’ye dair…)

– Hocam Alihan kuris neden bu cenazeye bu kadar değer verdi diğerlerine yapmadığını,
Ayrica neden her sohbette ozellikle Ahmet Beyagabeyimizin sözlerini söylüyor. Kendi üzerinden himmet kalkınca konusamazmi oldu.

+ Belki de kara para işlerinde çok paslaştığı biriydi? Belki de ortak buluşma noktaları olan mason tarikatının üstadları bu şekilde talimat vermiştir? Belki gizli Ermenilik yönüyle birbirlerini akraba görüyorlardı? Belki de Hüseyin Değirmenci’nin bu güne kadar işini iyi yapması, sayısız gerçek Süleymanlıyı mahvetmiş olması, beytül malden çok büyük vurgun vurmuş olması gibi kriterler, Alihan Kuriş’in takdir ettiği şeylerdir?

Belki benzeri daha başka sebepleri, gerekçeleri de vardır. En doğrusu, bu rezilliğin, bu skandalın izahını Alihan Kuriş’ten sormak değil mi? Neden bekliyorsunuz, Allah’tan mı kullarından mı korkuyorsunuz? Sorun artık bağlı bulunduğunuz mesul kişilere de daha üstündeki kişiler de Alihan’a da sorun…

Zinadan, kara para işlerinden, çalıp çırpmaktan, ihanet etmekten, her gün her saat büyücülük yapmaktan ve yaptırmaktan kafası yanmış, hafızası da darbelenmiş olabilir. Anne oğul yaptıkları ve yaptırdıkları büyüler de kendilerine dönüyor, bu da akıl sağlığına tesir ediyor olabilir. Zaten öyle dolu dolu biri değildi, kırıntı kadar şeyler de böylece unutuluyor olabilir. Bu sebeple de bu güne kadar dikkate alınır tek bir sesli sohbet yapamamış olabilir. Bu vakit oldu, hazırlıksız halde çıkıp kürsülere, bu ümmetin, milletin, devletin ihtiyaç duyduğu binbir türlü ilmi meseleye ve sorunlara dair konuşmalıydı ama işte vahim manzara gözler önünde. Anlaşılan o ki ateşi seviyor. Acıyla arası iyi ve kendi kafasına göre bir sonsuz hayat ayarlıyor, hazırlıyor kendisine…

– Konusacagiz Hocam bizi dikkate almayacaklardir ama hesap soracağız.
Korkumuz onlardan değil, kurslarimizda merkezin etkileri görülüyor bir dur deme vaktidir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Köprüden önceki son çıkışta

Seyfeddin Alkan da köprüden önceki son çıkışta… Bu defa da sarsılıp kendine gelmezse, münafıklığı, hainliği, yiyiciliği açık kişilerin hepsiyle arasına mesafe koymazsa, şu kritik anda durması icap ettiği gibi dimdik durmazsa ve tevbe edip geri dönmezse, büyüklerimiz onu da çarpacaklar. Mühleti dolmak üzere…

Buldozerle ezer geçer gibi bir temizlik yapılıyorken, hiç kimseye ayrıcalık tanınmaz. Her kes kalbinin halini, niyetini, kimlerle oturup kalktığını, kimlere muhabbet duyduğunu gözden geçirmeli.

Cemaatimizin, milletimizin, vatanımızın, ümmetimizin bu kadar vahim sorunları varken, bu ilmi, yaşı ve tecrübesiyle kendisi konuşmayacak da kim konuşacak. Kimi beklemektedir. Gerçek yüzü meydana çıkartıldıkça susmaktan ve büyüler yapıp yaptırmaktan başka hiçbir şey yapamayan Alihan Kuriş’e ne zaman tavır alacakmış. Alihan Kuriş’in iplerini elinde tutarak onu oynatan annesi Gülderen Kuriş’in karşısında hakkı ne zaman haykıracakmış. “Siz bu hak ve büyük yolu yıkamaz ya da durduramaz ya da bölemezsiniz. İyice haddi aştınız. Tokadı yersiniz, çarpılırsınız. Biz de meydanı sizin gibi muzırlara bırakmayız.” diye ne zaman diyecekmiş.

Merhum büyüğümüzün uzaklaştırdığı Hüseyin Kumaş’la, onun gibi biri olan ve yenice çarpılıp ölen Hasan Arıkan’la ve daha yüzlercesiyle ne zaman Allah için mücadele etmiş ya da ne zaman edecekmiş.

Bu kadar sessizliğin, tepkisizliğin, hayırlı işlerden ve kişilerden bu kadar geri durmanın, şerli kişilerle ve işlerle bu kadar yakın olmanın bir izahı olmalı ya da buna büyüklerimizin vereceği bir karşılık olmalı.

Bu kadar ilerlemiş yaşında yüzünün hep bu kadar gergin, tavırlarının hep bu kadar soğuk, itici ve öfkeli olmasının sarsıcı bir izahı da olmalı. Samimi kardeşlerimiz de gözlerini bu hususlarda iyice açmalı.

Seyfettin Alkan’a da sormak lazım

Şu resimlere, Mehmet Yetkin’i hiç tanımıyormuş, hakkında hiçbir şey bilmiyormuş gibi nötr kalarak bir iki dakika bakın. Allah için samimi olmaya ve nefsinizi karıştırmamaya çalışın.

İç açıcı mı? İnsana güven veren, nur yüzlü, temiz yüzlü, vakur, iç rahatlatan bir hali var mı?

Onu ilk duyduğunuzda ya da gördüğünüzde size “Cemaatimizin mensubu meşhur hocaefendilerden biri. İlahileri, kasideleri ve mevlid-i şerifi çok güzel okur” diye tanıtılmasa, şu hallerine bakarak ne düşünürsünüz?

Mehmet Yetkin Ermeni kökenli birisiydi. Hayatında gerçekten müslüman olduğu zamanlar var mıdır, bunu Allah bilir ama hayatının son on yıllarında müslüman olup olmadığı değil, insan olup olmadığı tartışılırdı. Kendisini tanırdım. Çok defa aynı meclislerde/müesseselerde bulundum. Hatta aynı hatim halkalarında oturduk. Kendisiyle yan yana geldiğimizde diken üstünde oturuyormuş gibi olurdu. Bir de konuşmaya başladığım zaman daha da kötü olurdu. Enerjilerimiz o kadar çakışırdı. Buna rağmen yüzüme güler “Talha kardeş” diye hitap ederdi. Sözde hizmet ettiği müessesemizde onu gerçekten seven ve candan bir şekilde ona hürmet eden tek kişi bile görememiştim. Bizim gibilerin zaten bu hali anlaması en fazla on dakikasını alır. Lakin ben onunla çok defa denk geldim. Arasının en sıkı olduğu kişiler bile, onu aslında idare ederlerdi ve bazıları onu bana şikayet ederlerdi.

Mehmet Yetkin, nerede temiz yüzlü, güzel ahlaklı, samimi ve güvenilir bir gerçek Süleymanlı görse, onun ayağını kaydırmaya ve müesseselerimizden/yolumuzdan uzaklaştırmaya çalışırdı. Bir yandan yüzüme gülüp “kardeş” diye hitap ederken, bir yandan da o genç yaşımda ve çok zorda olduğum şartlarda bana da aynı muameleyi yapardı.

Çok büyük imtihanların ve sıkıntıların içinde olduğum ve bir an bile samimiyetten ayrılmayıp bir Süleymanlı evladına yakışacak şekilde dimdik durduğum o anlarda, kardeşimiz ve hocaefendi olarak bilinen bir şahsın, neden öyle tavırlar sergilediğini hiç anlayamadım. Bir saniyeliğine bile kendisine ısınamadım, muhabbet besleyemedim. O zamanda, onun ve çevresindeki onun gibi olanların karşısına geçecek ve mücadele edecek şartlar içinde değilim. Gün geldi, Mehmet Yetkin’in de GBT’sini çıkarttırdım, sorun ne imiş anladım ve “İşte bu, belliydi” dedim.

Hayatının son on yıllarında hiç terk etmeden yaptığı pis işlerden biri, samimi kardeşlerimize, talebelerimize ve hocaefendilere büyüler yapmak ve yaptırmaktı. Bu sahada paslaştığı pek çok kişi de sözde yolumuzun mensubu olan ve sözde hizmet ehli hocaefendilerdi. Bunların çoğu kripto kökenli kişiler. Cemaatimizin dahilinde ve haricinde geniş bir üfürükçü takımıyla paslaşırdı.

Paraya tek kelimeyle tapardı. Etrafındaki çok kişi bu halini bilirdi. O kadar çok içerdi ki rahatsızlıklarının bir kısmı çok içmekten hasıl olmuştu. Zaten bir kısmı da aşırı yemekten. Mehmet Yetkin denince akla nura, temizliğe, dürüstlüğe, insanlığa, iyiliğe, dinimize ve kardeşlerimize sinsizce düşman, alemcilere, münafıklara, yiyicilere, hainlere, şeytanlaşmışlara, namussuzlara gizlice dost bir kişi gelir.

Bunları sadece ben bilmiyorum, çok yüksek sayıda samimi kardeşimiz biliyor. Şahit olanlar çok. Az kaldı, zamanı gelecek, ben hepsini tek tek konuşturacağım. Kimliklerini gizlemeden videolu paylaşımlarda dahi konuşacaklar.

Mehmet’in bu derece hainliğini, alçaklığını, yiyiciliğini, ahlaksızlığını ve İslam’a düşmanlığını en iyi bilenlerden biri de Seyfettin Alkan… Ona da bir sormak lazım “Sen böyle bir adama onlarca sene nasıl tahammül ettin, neden aranızda husumet oluşmadı, neden enerjileriniz çakışmadı? Ne zaman Mehmet’i sert tenkit ettin ve Allah için ona tavır sergiledin? Ne zaman onun ve onun gibilerin hainliklerini ve zararlarını bertaraf etmek istedin? Neden böyle kişiler seninle arayı açmadılar? Neden sen Mehmet’in cenaze namazına gittin? Neden orada bu şahsı muteber biri gibi gösterecek tarzda konuştun? Hiç mi Allah’tan korkmadın? Milyonlarca mensubu bulunan bu yolda, birileri çıkar, bir gün bu oyunları bozar diye düşünmedin mi? Allah var, piran, hesap var, azap var, hiç titremedin mi?”

-Seyfettin Alkanı size soracaktım da çekindim yazmaya, akademinin Facebook zamaninda size karsi durmamıştı yanlis hatirlamiyor isem, Halil akdere mevzularinda, ama hızlıca yuzu yaşlandi burustu, bir videoda gordum tanıyamadım nerdeyse, uzunca görmemiştim.

Hz. Ustazimizi dunya gözü ile görüp önünde diz çöküp ilim okuyan kisiler boyle çıkması hele hele Seyfettin Alkan olması beklemiyordum hasan arikana bu kadar şasirmamistik.

Mehmet yetkinde bilmiyordum bu yönünü istanbulda kursta ondan söz açıldı hocamız youtubede onun bir videosunu buldu turk sinemasinda bir sahnede mevlidi serif okuyordu inanamadım.

+Mensubu bulunduğu gizli ermeni çeteleri sayesinde oynadı o filmde… Şu cemaatimizin içindeki kriptolara, münafıklara dair daha çok sarsıcı gerçekler var. Hepsinin meydana çıkma vakti geliyor. Duydukça daha çok sarsılacaksınız

Seyfettin Alkan

-Selamün aleyküm kıymetli hocam. Bundan 2 buçuk 3 sene kadar evvel di. Maltepedeki düğün salonunda Seyfettin Alkan ile karşılaştık. Mescid çıkışında. Ben 2 yaşındaki oğlumla tam girecekken kendisi çıkışta ayakkabılarını giyiyordu. Hamdolsun dedim içimden evladimin saçını bir büyüğümüz okşar ve dua etmiş olur dedim. O anda ondan ve bizden başka hiç kimse olmamasına rağmen ne çocuğun ne benim yüzümüze bile bakmadı. O mağrur yüzünü dikti, asik bir suratla çekti gitti. Çok şaşırdım ozamanlar. Konusu gelince hatırladım tekrar. Ne diyorsanız doğrudur.

+v.a.s.
Maalesef, bunun misali çok hadise, çok şahitlikler var. Samimi kardeşlerimizi insandan/adamdan saymaz olmuşlar. Hazretimizin emanetlerini bizlere aktaramadılar. Dünyanın türlü fitnelerine kapılıp savruldular. Parası olmayanı muhatap almıyorlar. Sohbetlerde neler anlatıp öğretiyorlarsa, hep aksini yapmışlar, yapıyorlar.

-Bize zamanında çok tuhaf gelen her şeyin demek ki bir izahı var. Ve böyle böyle sizin sayenizde öğreniyoruz. Allah razı olsun

+Amin. Cümlemizden

Çok daha büyük şoklara, sarsılmalara da hazır olun.

-Bekliyorum hocam

Mehmet Fahri Sertkaya

Gaflet ve dalalet kısmı geçti, Süleymancılarda ihanet devri yaşanıyor | Sizlerden Gelenler

  • S.aleykum efendim.
    Geçen hafta hatimde bizede aşı ile alakalı merkezin bu konuda bir yönlendirmesi yok.Merkez ne aşı olun diyor ne de olmayın diyor.Yasi müsait olanlar kendileri bilirler,yaşı müsait olmayanlarda herhangi bir negatif duruma karşı yine kendileri bilirler diye açıklama yaptılar.Acikcasi sizin ifadelerinizden sonra şaşırmıyorum sorguluyorum hatta bunca zararı bunca yan etkileri varken neden aşi olunmasin denmiyor diye.
    Her defasında Allah için dik durun buyuruyorsunuz ama nasıl?Şu merkezin yapmadığı harekete geçmediği tavrını net belli etmediği konularda bizim verdiğimiz tepki ne kadar etkili olabilir.Mevcut kurslarımız in idarecelerine bu tepkiyi aktarsak hemen kötü kardeş olmazmiyiz?Merkeze asi itaatsiz bu diyerekten hatimlerden uzaklastirilmazmiyiz?Şu mfs nin iddialarına neden cevap verilmiyor falanca kreşte şöyle söyle olaylar olduğunu anlatıyor dediğimizde biz zaten eskiden beridir takip etmeyin akademeyi takip etmek yasak demedik mi diye cevap vermezler mi?Yada en hafifi sessiz kalıp kulak arkası edecek diye düşünmekteyim efendim.Yanlis düşünüyorsam sizlerin yonlendir mesine ihtiyaç duymaktayım.Yani ben acizhane kursda hocalarin söylemlerinden minareyi çalan kılıfını hazırlar misali bı atmosfer olduğunu düşünüyorum herkes sessiz.Her sohbette Allah sefattlerine nail eylesin Kemal bey abimizin , Ahmet bey abimizin mübarek sözlerinden sonra malum Alihan Kurisin hizmet ile alakalı sözleri okunuyor.Oda diyor dünyanın gidilmedik yerlerine hizmet götürdü hatta karton toplayan çocuklari ikna etti talebe yaptı diyorlar.Simdi haftalık bu sohbetlerin üzerine samimi ihvana ahavata bu sozler üzerine biz hayır arkadaş bu yaptıkları yanlıştır yada su şu iddalara neden cevap verilmiyor diye tepki gösterdiğimiz de tabiri caizse linç edilmezmiyiz.Linc edilmekten kursa alinmamaktan vs korktugumdan yada korkmadigindan değil efendim bu konuda içim de kafamda bı hayli karışık.Bu acizlik de olsa size ifade etmek istedim. Yani sorum o ki tepki tavrımız daha etkili nasıl olmalı ?

Anlattıklarım içinde sizi üzen bir ifade yazmissam can sıkan bir taraf varsa acizligimize veriniz efendim.

Allah’a emanet olunuz?

[14.10.2021 07:45] Mehmet Fahri Sertkaya: v.a.s. Haksızlıklar, zulümler karşısında susanlar bile dilsiz şeytanlandır. Susarak, bu zulümlere razı olduklarını, zalimin yanında olduklarını göstermiş olurlar ve nihayetinde helak olurlar. Dünyaları ve ahiretleri yıkılır.

Sizleri dışlasalar, linç etseler, yasaklasalar hatta fiziki şiddet sergileseler bile dik duracak, hakikatleri en medeni ve samimi tarzda ifade edecek, hesap soracak ve şöyle diyeceksiniz

“Daha ne kadar tahammül edeceğiz, ne kadar daha sessiz kalacağız? Bu gidiş nereye? Yaşananlar, gaflet ve dalalet seviyesini geçti, açıkça ihanet sergileniyor. Biz, dünya ve ahiret saadetimiz için bu devaya mensup olduysak, bu yolun/davanın, en merkezden imha edilmek istemesine nasıl razı olabilir, sessiz kalabiliriz. Biz, neyin ne olduğunun meydana çıkartılmasını, bir kısım hainler haince işler yapıyorsa onların saf dışı bırakılmasını, cezalarını bulmasını ve hep beraber gerçek Süleymanlılar gibi olmayı istiyoruz. Türkiye’de ve dünyada gidiş dünya ve ahiret felaketine iken, bu koca cemaatin gücünün neden hayra kullanılmadığını, şimdi bir kademe daha ileri gidilerek, en merkezden neden şerre hizmet edildiğini anlamaya çalışıyoruz. Ya bu olacak, ya da elimizle, dilimizle, malımızla ve canımızla bu fitneyi söndürmek için cihad edeceğiz. Çünkü bu bize dinimizin, Allahımızın, resulümüzün emri.”

[14.10.2021 07:52] Mehmet Fahri Sertkaya: Bütün gerçek Süleymanlılar bu tavrı sergilemeye başladığında, o hainler o merkezde iki gün bile duramazlar. Ayrıca, hakiki kardeşlerimiz böyle davrandıkça, ben de icap eden müdahalelerimi yapacağım ve çok kolay bir şekilde bu fitne söndürülecek.

Bir mühim husus da şudur ki, bu kadar çok kişiyi tek tek yasaklamazlar. Diyelim ki bu yolu tercih ettiler, bu onların kısa sürede aleyhine döner. Hatta icap ederse bizler ayrılıp cemaatimizi en temelden yeniden tesis ederiz. Samimiyet, teslimiyet, gayret, mücadele olduktan sonra, her şeyi kolayca yapabiliriz. Bu nedenle, yasaklanmaktan, kınanmaktan, karalanmaktan çekinmeyin. Burası imtihan dünyası, burayı cennete çevirmeye çalışmayın. Ne kadar imtihan, ne kadar dert ve sıkıntı varsa, sonsuz hayatta ona göre dereceler, nimetler, güzellikler var

Mehmet Fahri Sertkaya