Etiket arşivi: Rusya

Netice değişmiyor, hiç fark etmiyor

Rusya’nın, batı alemiyle ile her türlü bağlantı/danışıklık halinde olan Ankara Büyükelçisi Aleksi Yerhov, “NATO ülkeleri Rusya’yı Nükleer silahlardan arındırma planı yapıyor.” demiş. 

Bu açıklamayı Türkiye’deki sözde büyükelçi olarak yapması elbetteki maksatsız değil, Türkiye’den birilerinin de dikkatini çekmek istiyor ama bize ne… Biz zaten söyleyeceğimizi söyledik. Birbirinden farklı taraflar gibi görünseler de çok büyük oranda birbirleriyle aynı taraf olan ülkeler, daha doğrusu hükumetler, güya birbirleriyle savaşıyorlar. Bu arada dünya insanlığının kanına, organlarına kadar, namusuna, canına kadar sömürmeye devam ediyorlar. Ortaklaşa kara para işleri yapıyorlar, eş zamanlı olarak dünya insanlığının kurulu bütün düzenini bozmaya ve Londra merkezli cehennemi bir dünya düzenini ayakta tutmaya oynuyorlar. 

Daha önce dikkat çektiğim gibi, bu danışıklı dövüşü de büyütecekler. Asıl hedef de biz hakiki Müslüman Türkleriz… Biz endişe etmiyoruz. Söz konusu çatışmanın dikkat çekilen seviyeye çıkmasını da can-ı gönülden istiyoruz. Çıksın, planlarını icra etmeye çalışsınlar, biz sözümüzle değil icraatlarımızla konuşacağız. Aynı anda hem Rusya, Çin, İran ve Hindistan’ı paramparça yapacağız hem de Amerika Birleşik Devletçikleri ile Avrupa Birleşik Devletçiklerini paramparça yapacağız. Londra’nın çizdiği suni sınırları ve kurduğu suni devletler ile teşkilatları dağıtacağız, değiştireceğiz. O zaman görülecek yine, oyunun aslında nasıl oynandığı, nasıl oynanması gerektiği…

Aksi olursa, korkup geri dururlarsa ve bu danışıklı savaşı büyütmezlerse ne olacak, netice yine değişmeyecek. Dünyanın lideri biziz, biz Müslüman Türkleriz… Merkezimiz Türkiye, Türkiye’de İstanbul… Kimin ne oyunu varsa, oynar ya da oynamaya çalışır ama hep son sözü İstanbul söyler. 

Şu danışıklı taraflar ara kademeleri, danışıklı suçlamaları, dikkat çekici açıklamaları, abartılı şekilde nükleer silah açıklamalarını/tehditlerini, usulden toplantıları ve tartışmaları atlasınlar bence… Zira dünya üzerinde, hem doğuda hem batıda her yerde herkes oyunları gördü. Dünyada nasıl bir sistemin işlediğini gördü. 

Bundan sonra danışıklı dövüşler, sadece danışıklı dövüşenlerin sonu olacak. Dünyaya adalet, huzur, mutluluk, sağlık getirmeye çalışan Müslüman Türkleri ve hakiki müttefiklerini bitirmeyecek, geri de atamayacak. Londra merkezli sistemin bir piyonu olan Putin’in rollerine hala kanan bir Rusyalı kaldıysa, ahmaklığına doymasın. Söz konusu savaşta en çok onlar ölecek ama onların ölmesi de Putin’i ve Rusya’yı kurtaramayacak. Büyük insan topluluklarının silah altına alınması, nizami seviyede cephelere sevk edilmesi de hep bize yarayacak. 

O kadar acizler ki ben böyle çıkışlar, yayınlar, yorumlar yapmayayım diye sadece metafizik saldırılar yapıyorlar. Bunlar dünya savaşı çıkartmaya çalışsalar ne olur, kendileri çalar, kendileri oynarlar. Bütün halklar isyan edecek, çatışmayacaklar. Daha önce kesin şekilde açıkladığım gibi, biz Türkiye olarak, çıkacak savaşın tarafı değiliz, olmayacağız. Kendimizi ve hakiki müttefiklerimizi korumak maksadı haricinde hiçbir şartta silahlı çatışmaların içine girmeyeceğiz.

Bu gün Zelensky “Fiilen NATO üyesi olduk” demiş. Zaten öylelerdi… Bunu dünyada bilmeyen, anlamayan mı var. Biz ise çoktan fiilen NATO’dan çıktık. Bunu da dünyadaki bütün taraflar anladılar, biliyorlar. 

Zelenski’nin hangi konuda ne dediği de net değil. Bir gün bir şey söyler, hemen ertesi gün kıvırır. Geçenlerde peşimden hemen hamle yaparak “Putin’in nükleer silah tehditleri blöf… Nükleer silah kullanamaz” dedi. Zelenski’nin tasmasını tutan batılı siyasi liderlerden ve Yahudi/Satanist kara paracılardan birkaçı “Putin blöf yapmıyor” dedi ve Zelenski de hemen çark etti. Bütün dünya biliyor ki Putin blöf yapıyor. Çünkü sözde düşmanı olan liderlerle arka plandan görüşerek, anlaşarak bunu yapıyor. O batılı liderler Putin’in blöf yaptığını bu kadar kesin seviyede biliyorlar. Lakin biz buralara da takılmayacağız. 

Şimdi böyle yazıyorum diye, tutup bir yerlerde düşük seviyede nükleer saldırı da yapabilirler. Bu da neticeyi değiştirmez. Gerçek bir nükleer savaş bu dünyadaki bütün tarafları mahvediyor ve istenmiyor. Biz Türkiye ve Türk/İslam dünyası olarak aslanlar gibi meydandayız. Danışıklı dövüşlerin içinde yaşatıldıklarını son süreçte iyice anlamış ve İstanbul’un duruşunun dünya insanlığı için ne kadar ehemmiyetli, kıymetli olduğunu da anlamış çok taraf var. Birbirlerine hakikaten düşman olan bunca tarafın tek ortak muhatabı İstanbul… İstanbul, onlarla da birlikte hareket edecek, dünyaya yine her hususta yön verecek ve danışıklı savaşlar büyüyüp yayılsa da yayılmasa da Ankebut Ağı’nın kalan son gücünü ve teşkilatını da yok edecek.

Daha önce de yaptıkları ve sonuçları kendilerine yarayan suni petrol krizini yine yapmak istiyorlar. Bu da mesele değil. Bunu yapsalar ya da yapamasalar da netice değişmeyecek. Her şartta şu dünyanın enerji kaynaklarını/piyasasını da İstanbul yönetecek. Onların bu konudaki planları da gerçekleşmeyecek. Suni kuraklık ve kıtlık projelerini bile şimdilerde güçlükle ayakta tutmaya çalışıyorlar ama gün gün bu konuda da kaybeden taraf olacaklar. Netice değişmeyecek. 

Daha anlatılabilecek çok şey var da anlatmanın vakti değil. Şu süreç iyice yaşanmaya başlasın, ben yeri ve zamanı geldikçe anlatırım. Önce bozar, planlarını başlarına yıkar ve o vakit anlatırım. 

Bizde kumar yasak. Lakin sık sık iddiaya girenler, Putin’in kısa sürede öleceği, Rusya’nın kısa sürede dağılacağı… Avrupa’nın, ABD’nin, NATO’nun kısa sürede resmen dağılacağı… Çin’in daha da büyük mali ve siyasi krizlere girerek kısa ya da orta vadede parçalanacağı… Biden’ın kısa sürede öleceği ya da başka sebeplerle iktidardan düşeceği… Çok kısa süre içinde İstanbul’un somut, bilinir, görülür, kabul edilir şekilde dünyanın merkezi olacağı… Ve ayrıca kısa sürede dünyanın bambaşka bir dünya olacağına dair iddialara girseler, kısa sürede büyük paralar kazanırlar. 

Şunların, neticesi baştan beri olan saçma sapan danışıklı dövüşleri ile vakit kaybetmek istemeyen taraflar bilsinler ki İstanbul hakiki dostluklara, ittifaklara kıymet veriyor. Düne kadar bize çok sıkıntılar çıkartanlar bile bu günlerde samimiyetle duruşlarını değiştirir ve bizlerle müttefik olmak isterlerse, bilsinler ki Muktedirler İttifakı (Mİ) büyük bir hızla genişliyor, büyüyor. 

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Son dönemecin son kısmındayız


Bütün Türk/İslam dünyasına şu müjdeyi vermek istiyorum ki karşımızda artık doğru düzgün bir Ankebut Ağı unsuru kalmadı.

Son bir hafta içerisinde dünyanın dört bir yanında peş peşe “sessiz zaferler” kazandık. Ankebut Ağı bütünüyle perişan halde. Kontrolündeki ülkeler/liderler, sorunlar yığınıyla mücadele etmeye çabalıyorlar. Eski havalarından eser yok şimdi. Bütün planlarını, kararlarını yeniden, yeniden ve yeniden çalışıyorlar. Ne yapabileceklerini bile bilemiyorlar ki o şartlarda nasıl planlar yapsınlar, kararlar alsınlar ve yapıp alsalar neye yarar. Bu halleri, bazı yerlerde silahlı çatışmalar yaşanmasına sebep olabilir ama onlar da neticede bize yarar. Üstelik silahlı çatışmalardan da kaçınıyorlar, kaçınmak zorundalar. Başta paraları yok. Mali krizleri görünenin çok çok üzerinde… Birkaç haftaya kadar iyice kontrolü kaybedecekler. Sonra doğru düzgün orduları da yok. Ne uğruna savaşacakları bir değerleri var, ne savaşabilecek askerleri var, ne de ihtiyaç duydukları askeri araçları, cihazları ve mühimmatları var.

Tayyip, Bohçalı ve ortak çeteleri artık tamamen hükümsüz kaldılar. Hain Ankara hükumetini istesek şimdi açıkça da ezer, siler, yok ederiz. Bunu bu güne kadar yüzlerce kere yapabilirdik ama sonrasında iktidarda kalmamız çok zor olurdu. Dünyadan tarafların da artık buna mani olma hatta direnme gücü yok. Artık hem indirebilir hem de dünya dengelerini daha da lehimize olacak şekilde ayarlayarak iktidarda kalabiliriz. Üstelik çok kısa zamanda ülkemizi ve müttefiklerimizi adeta uçuşa geçirebiliriz.

Çin’e ve onunla bağlantılı her tarafa, her şeye çok dikkat edilmeli. Çok kısa süre sonra daha büyük, şiddetli ve görülür şekilde savrulacak o Çin… Peşinden pek çok tarafı da savuracak. Pek çok sahada krizleri aynı anda yaşayacak ve taşıyamayacak. Kimse, Haberal ve yakın çetesi bile, Çin ile Rusya’yı kontrolünde tutamayacak. Haberal’ı ayaklarından asmaya başladım bile… Çin ve Rus halkları için de önce çok sıkıntılı, sonra çok iyi zamanlar geliyor. Eğer isterlerse, bu işlerin sonunda onlar da Ankebut Ağının zulmünden kurtulabilecekler. Lakin siyasi haritalar ve uygulamalar sil baştan düzenlenmiş olacak…

Afrika’da kartlar yeniden karılıyor. Afrika’da İstanbul’la beraber yoluna devam etmek isteyen çok liderler ve toplumlar var. Afrika’yı da Ankebut Ağının zulmünden kurtaracağız. Afrika ile birlikte kazanacağız. Son bir hafta içinde yaşananlar, Ankebut Ağının dünya genelindeki terör örgütlerinin de iyice afallamasına sebep oldu, oluyor. Kara para dengeleri daha da daha da çöküyor.

İran’da işler çok iyi gidiyor. Güney Azerbaycan bizim toprağımız ve Türkiye’ye dahil olacak. Peşinden Irak ve Yunanistan da Türkiye’ye dahil olacak. Miçotakis’in “Türkiye’nin karşısında sadece Yunanistan yok, AB ve NATO var” mealindeki konuşması, her şeyin açıkça itirafı. Biz hiçbir zaman Avrupa’dan ve NATO’dan görülmedik. Hep kullanıldık, basitçe harcandık ve son süreçte gayr-i resmi şekilde de olsa bu teşkilatlara sırtımızı döndük. Tam da zamanında döndük. Bundan sonra yönümüz öncelikle doğuya dönük olacak. Batı, kendi felaketleriyle boğuşurken, sıkıntılarını başta Türkiye olmak üzere doğudan hiçbir tarafa yansıtmamaları ve kendi pisliklerinde boğulmaları üzerine şimdiden planlar kuracağız. Tekrar ediyorum ki kısa süre sonra Avrupa’dan Türkiye’ye toplu göçler başlamasına karşı bile şimdiden tedbirli olacağız.

İsrail çaresizlikten kuduruyor. Bundan sonra Türkiye’deki terör faaliyetlerinin, kara paracılığın, borsa yönlendirmelerinin, ihanetlerin, sömürülerin ve daha başka sorunların arkasında İsrail denilen şer merkezinin de olduğu somut bir şekilde insanlığın gözleri önüne serilecek. Sosyal medya medyumlarının bazılarının görüp de açıkça ifade ettiği gibi, bu sürecin sonunda ortada İsrail denilen bir şey kalmayacak. O kadim toprağımızı da ülkemize dahil edeceğiz. Bu da terörle, kanla, kara parayla, zulümle doldurulmuş Türkiye’nin ve dünyanın iyice nefes almasını sağlayacak.

Suni enerji krizini devam ettirmek için direnen taraflar da boşa direniyorlar. Suni kuraklık, kıtlık projesi için de boşa direniyorlar. Gerekiyorsa daha sert ve yıkıcı hamleler de yapacağım ve kimsenin dünyanın genelinde kuraklık, kıtlık, açlık şartları oluşturmasına izin vermeyeceğim. Bir biyonik robot olan Bill Gates bile şimdiden oyundan düşmüş oldu. Onlarca senedir titizlikle uygulanan bu yönlü planlar, birden ve yıkıcı/bitirici darbeler almaya başladı. Sahanın vaziyetine göre gerekiyorsa kısa sürede daha da ağır darbeler vuracağım.

Bir danışıklı dövüş olan Rusya-Ukrayna sözde savaşı vesilesiyle yapılan her türlü kara para işlerini ani ve sert müdahalelerle baltalayacağım. İnsan, uyuşturucu, silah başta olmak üzere her türlü kaçakçılığın önü kesilecek.

Rusya’ya bu güne kadar nasıl davrandığım herkesin gözleri önünde. Her şeye rağmen başlarındaki hainleri ezmediler, indirmediler ve göre göre felaketlere sürükleniyorlar. Ben artık Rusya’nın parçalanması sürecini de hızlandıracağım. Oralardaki müslim ya da gayr-i müslim bütün unsurların hürriyetlerine kavuşmalarını sağlayacağım.

Anlatılacak o kadar çok şey var ki sesli anlatsam bile saatler sürer. Şunu açıkça ifade ederek bitireyim: son dönemecin son kısmındayız ve Türkiye’de artık pek çok yere somut şekilde, açıkça herkesin gördüğü şekilde müdahaleler yaptıracağım. Ardından bütün Türkiye’yi resmen de elimize alacağız. Ve bunu yaptıktan sonra dünyadaki tarafların nasıl da çaresiz kaldıklarını, nasıl da İstanbul’a koşup anlaşacaklarını göreceğiz. Devletin başına resmen ben geçmeyeceğim ama devletimiz kısa sürede Emir Timur’un devletini bile geçecek.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Son sözü söyledim, mevzu bitmiştir

Hiç kimse oyunlara alet olmayacak. AKPKK ile danışıklı dövüşen, AKPKK’yi ayakta tutmak için çırpınan Yunanistan’a ve dolayısıyla ABD’ye şu sıralarda askeri bir karşılık verilmeyecek. Londra’nın çok sayıda maşasının danışıklı dövüşlerine aldanarak ülkemizin ve milletimizin kurtuluşu ötelenmeyecek.

Önce Tayyip’in ve çetesinin indirilme süreci tamamlanacak ki geriye pek bir şey kalmadı. Zaten hükümsüzler, bitikler. İşin resmiyete dökülmesi süreci kaldı sadece… Eş zamanlı olarak Güney Azerbaycan ve sözde göçmenler sorunu da kesin şekilde çözülmüş olacak. Türkiye ordusu Suriye başta olmak üzere, Londra’nın emri ile bulunduğu bütün ülkelerden çıkacak ve vatanına dönecek. Bu meselelerde de çokça ilerleme sağlandı ve sonuca bağlayacağız. Azerbaycan’ın başındaki Londra kuklalarıyla da asla birlikte hareket etmeyeceğiz. Kraliyetin ve kuklalarının Güney Azerbaycan’da hareket sahası iyice daraldı ve çok kısa süre sonra inşaallah çok güzel haberler duyacağız.

Unsurlarının çoğu Türk/İslam kökenli olan, Rusya Federasyonu denilen ve yine Londra tarafından idare edilen sistemin çatır çatır çatladığı ve dağılmak üzere olduğu şu günlerde…

Çok sayıda milleti zorla ve insanlık dışı uygulamarla sınırları dahilinde tutan, yüz milyonla Müslüman başta olmak üzere bütün vatandaşlarına karşı insanlık dışı uygulamalar, baskılar, eziyetler yapan Çin’in büyük bir mali krizden sonra otorite krizine de düştüğü ve her an parçalanabileceği şu günlerde…

AB denilen teşkilatın, haklı olarak ayrılmak isteyen üye ülkeleri dünyanın gözleri önünde açıkça tehdit ettiği ve bunların basına da yansıdığı şu günlerde…

NATO denilen satanist teşkilatın çoktan oyundan düştüğü ve unutulmaya başladığı şu günlerde…

ABD’nin Avrupa’dan önce zaten çöktüğü ve sesini kıstığı, Amerikan rüyasının puf olup bir anda dağıldığı, ABD başkanlarının adamdan sayılmaz olduğu şu günlerde…

Dünyanın fitne merkezi haline gelmiş, her türlü insanlık düşmanlığının ve satanistliğin ve kara paracılığın başta gelen merkezi yapılmış, zamanında Londra’nın dahliyle elimizden alınmış, şu anlarda hukuksuz şekilde devletten sayılan ve adına İsrail denilen yerin perişan, çaresiz olduğu şu günlerde…

Bütün bunlara sebep olan Türkiye’nin/İstanbul’un hala durdurulamadığı ve sahayı yönlendirmeye devam ettiği, insanlık düşmanlarını mahvettiği şu günlerde…

Türkiye’deki hiçbir taraf, ülkemizin, Türk dünyasının ve bütün dünyanın meselelerine Londra’nın dayattığı kadrajlardan bakmayacak… Türkiye’yi oyalamaya, hızını kesmeye, başına işler açmaya yönelik basit ihanet projelerine ve danışıklı dövüşlere kimse taraftar olmayacak.

Türkiye resmen vatan hainlerinin elinden alındıktan sonra, Londra ve maşaları iyice oyundan düştükten sonra, Yunanistan’a ve onu arkalayan bütün taraflara askeri karşılıklar da vereceğiz. İhtimal ki o gün Yunanistan’ı bir harbe bile girmeden alacağız ve o gün Yunanistan’ı arkalayabilen hiçbir taraf da olmayacak. Hep söylediğim gibi, gergin ortam ve zaman onların aleyhine, bizim lehimize işliyor.

Şu anda sadece mültecilerden birkaç milyonunu Yunanistan’a göndermek bile Yunanistan krizini büyük oranda çözer ve bunun önündeki tek engel, Yunanistanla aynı merkeze çalışan Ankara hükumeti… Hatta Tayyip, Yunan tarafını arayarak “Yine olmadı. Yine İstanbul araya girdi, bu işi de bozdu” der ve beş dakika içinde şu suni krizi söndürebilirler.

45 Milyon Türk, işgal altındaki Güney Azerbaycan’da hürriyet ve insan hakları mücadelesi veriyorken tek kelam etmeyenlerin, ısrarla Yunanistan’ın üzerine gitmek istemesi asıl ihanettir. Nerede bu ülkenin milliyetçi rolü oynayan gizli Ermeni, gizli Yahudi, Mason, kara paracı insan şeytanları ve onların çoktan suç örgütüne dönüşmüş olan sözde siyasi partileri? Londra izin vermedi mi ses etmelerine? Ümit Özdağ’ın Twitter’da bile karşıma çıkamadığını bütün dünya gördü, Devlet Bohçalı ve suç örgütü MHPKK neden bu milli hususlarda suskun?

Son yirmi yılda bile onlarca Ege adası Yunanistan’a bütün siyasi partilerin danışıklı dövüşleri arasında teslim edilirken hiç mesele etmeyenlerin… Eş zamanlı olarak ülkemizde yüzlerce ihanet eylem ve söylemine hiç ses etmeyenlerin… ihanetlere “vatana ihanettir” diyemeyenlerin… Şehit yakınlarını ezip teröristleri devlet gücümüzle baş tacı edenlerin, meclise dolduranların… Saymakla bitmez ağır ihanetleri hep beraber yapanların ya da onca zaman boyunca bunlara hiç ses etmeyenlerin, şimdi çıkıp “Yunanistan’a karşılık vermemek vatana ihanettir” demeleri samimiyetsizliktir, art niyettir, vatana ihanettir. Danışıklı dövüşün muhtelif taraflarından birine mensup olmanın, Londra’ya çalışmanın emaresidir.

Gerçekten vatan, millet, devlet gibi değerler tanıyanlar ve bunlara hizmet etmek isteyenler varsa, Güney Azerbaycan meselesinde üzerlerine düşenleri yapmalılar. İstanbulla fikri ve itikadi ayrışmaları olanların bile, memleketin menfaatine, milletimizin menfaatine olan hususlarda İstanbul’un kararlarına ve mücadelelerine ortak olmaları gerekir. Vatanseverlik bunu gerektirir. Londra tepeden talimatlar verdi diye yaygara çıkartmayı gerektirmez.

Yazık ki şu Türkiye’de, hiçbir şeyimiz olmayan Ukrayna meselesinde bile nasıl halk yönlendirmeleri yapıldı, suni kamuoyu oluşturuldu ama Güney Azerbaycan’ın hürriyet mücadelesi görmezden geliniyor. Her bir kısmı, çok farklı yollardan bir şekilde Londra’ya bağlanan sözde Türk basın ve medyası da ihanetlerine devam ediyor. Tekrar ediyorum ki Ankara hükumetinin meşruiyeti yoktur. Onun emirleri ile Türkiye’yi felaketlere sürükleyen idari, mülki, askeri amirlerin hepsini topluca asarım. Bu ülkede bundan sonra hiç kimse Londra’ya hizmet etmeyecek.

İstanbul, Londra’cıların maskesini düşürmüştür ve bundan sonra onların danışıklı dövüşleriyle, kuru gürültüleriyle, rol yapmalarıyla bu ülke felaketten felakete, ihanetten ihanete sürüklenmeyecektir. Yunanistan meselesi de şimdilik burada bitmiştir. Gerektiği zamanda ben gündeme getirir, gereken sözleri söyler, yönlendirmeleri de yaparım.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Destek vermeliyiz

Rusya Federasyonu’nun zulmü, hukuksuz kanunları, sömürgeciliği ve asimile siyaseti altında bu güne kadar da çok zor hayatlar yaşayan… Şimdilerde bir de zorla asker yapılarak cepheye de sevk edilmek istenen halklar arasından… Siyasi, dini, askeri önder olanlara (Rusya ordusu mensubu subaylar dahil), Türkiye’den ve Türk dünyasından bekledikleri destekleri hemen vermeliyiz.

İcap edenlerin Türkiye’ye sığınarak, Türkiye’de oturma izni verilerek mücadelesine devam etmelerini sağlamalıyız. Bu izin, şu an için Güney Azerbaycan’dakilere gerekmiyor. Çünkü oradaki Türkler ezici bir üstünlüğe sahipler ve kısa da sürse, uzun da sürse ve bizim de desteğimizle Güney Azerbaycan’ı hürriyetine kavuşturacaklar. Oradan yakında çok güzel haberler duyulacak.

Rusya Federasyonu’ndaki halklar arasından, muhtelif bilim sahalarında iyi yetişmiş ve tecrübeli olan insanların da Türkiye’ye sığınmalarını sağlamalıyız. Bu kişiler seçilirken din ve milliyet ayrımı yapmamalıyız. Kanunlara saygılı, iyi niyetli, ahlaklı, haklarını gözetirken başka insanların haklarını da gözeten ve sorun çıkartmayacak medeni kişiler olup olmadıklarına bakmalıyız. İstihbarat çevreleriyle bağlantılı olup olmadıklarına ve Rusya’da çok yaygın olan AIDS başta olmak üzere muhtelif bulaşıcı hastalıkları taşıyıp taşımadıklarına da elbette bakacağız.

Bu kişilere “Türkiye’de geniş bir din, vicdan, ibadet ve ifade hürriyetiyle yaşayacak ve en kısa sürede de uzmanlığınıza göre işlerde çalışacak, iyi maaşlar alacaksınız. Size Türkiye’de 5 sene oturma izni verilecek. Sonra isterseniz dönersiniz, isterseniz ve geçen süre boyunca Türkiye’de hiçbir sorunu da sebep olmamışsanız oturma izniniz 5 sene daha uzatılır. Zaten Türkiye kısa sür sonra çok büyük ataklara kalkacak ve burda olmayı seveceksiniz. Burada olmasanız bile o günlerde buraya gelmek isteyeceksiniz.” denilmelidir.

| Mfs – Pusu bozan – Akademi Dergisi

Niye herkes için Türkler savaşmalı ve ölmeli?

Rusya için Ruslar ölmüyor, Türkler ölüyor. Yetmedi, bir de Ukrayna için Türkler mi ölmeli? Savaş ihtimalini gören Rusların dünyanın dört bir yanına ve bu arada Türkiye’ye de kaçışmakta olduğu şu sıralarda, Rusya’nın cepheye öncelikle Türkleri göndermesine tepkisiz değiliz ve her fırsatta bu işi bozacağız. Bu vaziyeti kısa süre sonra Rusya’nın aleyhine çevireceğiz. O diyarlardaki Türkler illa asker yapılacaklar, silahlandırılacaklar ve savaşacaklarsa, kendi hürriyetleri için, Rusya Federasyonu’nun işgalinden, asimilasyonundan, sömürmesinden kurtulmaları için savaşır olacaklar. Bunu sağlayacağız. 

Lakin Ukrayna da bizim hiçbir şeyimiz değildir ve yanında olmayacağız. Tamamen ihanet halindeki Ankara hükumetinin ve bunların başına sözde danışman, hakikatte işgal valisi gibi konulmuş kalın kafalı kişilerin açıklamaları da Türkiye’yi bağlamıyor. O türlü açıklamalar, Amerikan hükumetini ve istihbaratını temsilen yapılıyor. Türkiye bu savaşta Rusya’dan yana olmadığı gibi Ukrayna’dan yana da değildir. Ukrayna, Türkiye’nin ve Türk milletinin hiçbir şeyi değildir. Sapıklıkta Sodom ve Gomore halklarını bile çoktan geçmiş vaziyette olan Ukrayna için savaşılacaksa, onları o hale getiren İngiltere Kraliyet ailesi ve kraliyetin kontrolündeki ABD başta olmak üzere, bütün batı alemi gitsin, kendileri savaşsınlar. Biz kılımızı bile kıpırdatmayacağız. Türkiye’de yeniden Ukrayna’nın lehine suni bir kamu oyu oluşturulmasına da asla izin vermeyeceğiz. 

1950’lerde basit bir NATO piyonu haline getirildik ve gereksiz yere büyük acılar, sıkıntılar çektik. Bizim ne işimiz vardı Kore’de… Aslında İngiliz/Amerikan casusları olan Türkiye’deki sözde devlet adamlarıyla sözde din adamlarının ve bunlara yardım/yataklık suçu işleyen basın mensuplarının ihanetleri sayesinde gittik, öldük, ağır bedeller ödedik ve hiç şey elde etmedik. Bir süre sonra “Bizim ne işimiz vardı Ukrayna’da” denilmesine şimdiden set olacağız. 

Kalın kafalı İngiliz/Amerikan casuslarının bu savaşta Ukrayna’dan yana oldukları açıktır ama Türkiye bu savaşta kimseden yana değildir. Türkiye, kimsenin sömürgesi, beleş ordusu/askeri de olmayacaktır. Bir İngiliz/ABD projesi olan AKPKK’nin “Yeni Türkiye” söylemleri de bir aldatmacadan ibaret olabilir ama buna rağmen İstanbul merkezli yeni bir Türkiye hatta yeni bir bölge hatta yeni bir dünya tesis edildiği gözler önündedir. Türkiye sadece dini ve milli değerleri ve menfaatleri için mücadele edecek ve gerektiğinde harplere de girecektir. Çoktan oluşmuş hatta oturmuş İstanbul merkezli yeni Türkiye’ye hala ihanet etmek isteyen kalın kafalı Amerikan casusularına da elbet bir vatan evladı kefen biçecektir. 

İşte, hemen yanı başımızda, Güney Azerbaycan’da 45 milyon Türk, an itibariyle zulme, sömürmeye, işgale baş kaldırmış vaziyettedir. Londra merkezli insanlık düşmanı sistemin çizdiği suni sınırlara ve dayatmalara ve insan hakları ihlallerine rest çekmektedir. Hala buna kör, buna sağır, buna tepkisiz halde tutulan Türkiye’nin, bu şarlarda bile Ukrayna türküsü çığırması, Ankara hükumetinin ihanetlerinin artık hiç tahammül edilemez seviyeye geldiğinin ve alaşağı edilmeleri gerektiğinin göstergesidir. 

Ukraynalı gelsin, Rus gelsin, Türkiye’de en ileri sapkınlık seviyelerinde eğlensin, bir de devlet otoritesi tarafından baş tacı edilsin… Türk gitsin, onların olması gereken cephelerde, onlar için ölsün… Öyle mi? 

Hayır… Artık Türkiye’deki ve Türk dünyasındaki Amerikan, Rus, İngiliz, Alman ve bütünüyle Avrupa casusları ölsünler. En önden de bunların arasında danışman, büyükelçi, konsolos, basın ve medya mensubu gibi görünenleri ölsünler. 

Haydi, haydi, kalkılsın ayağa! Londra merkezli satanist sistemi yine savaşlar ve ölümler mi istiyor. Göndersinler vatandaşlarını ve hep ölsünler. Biz, Türk dünyası olarak yaşananlara müdahale etmeden izleyeceğiz ki şu dünya biraz temizlensin. 

Bir kez daha görüldü ki Türkler harp etmeyi bıraktıkları zaman, şu koca dünya İblis’in ve ona çalışan insan/cin şeytanlarının elinde oyuncak oluyor, cehenneme döndürülüyor. Bir kez daha gözler önündeki dünya, gerçek Türklerin Türk gibi harp etmesine, “nizam-ı alem” diyerek harp etmesine muhtaç, bekliyor. O günler de uzak görünmüyor. 

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi