Etiket arşivi: Pakistan

Ağlaşıyorlar

ABD bankaları nakit sıktınsından ötürü birbirlerini arayarak ağlaşıyorlar. Bir an önce Suriye, Pakistan, Hindistan, Libya, Yunanistan ya da her neresi kan gölüne dönecekse dönmesini ve kara para işlerinin hareketlenmesini istiyorlar. ABD’li siyasetçilere de baskı yapıyorlar. İngiltere’nin hali de ABD’den farksız…

Rusya ise büyük kısmı sulara batmış, kalan kısmının da kısa süre içinde batacağı bir gemi görüntüsünde… Çin ise çatır çatır çatlamaya devam ediyor. Son süreçte kara para için kendi insanlarını nakite çeviriyordu ama onda da ayar kaçtı ve kontrol iyice kaybediliyor.

Çin’in yaptığı gibi G20 ülkelerinin tamamı ortak kararla korona yalanlarını, yasaklarını dirilterek, arka plandan yine büyük çapta kara para işleri yapacaklardı, bunun ön hamlelerini yaptılar, konuştular ama arkasını getirmeye teşebbüs bile edemediler. İstanbul korona oyunlarını da bundan beslenenleri de çoktan bitirdi. Yeniden teşebbüs edenlere bu dünyada nefes bile aldırmayacak. Bunu çok iyi biliyorlar.

Baştan söylediğim gibi, parasını/sermayesini piyasalardan, bankalardan çekenler, büyük ülkelerden çekenler büyük kayıplardan korunacaklar.

Bu dünyanın kara ve kanlı para dengeleriyle dönmesine daha fazla izin vermeyeceğim. Aralık ayı çok büyük çatışmalarla, çok ani ve büyük gelişmelerle dolu dolu geçebilir.

| mfs – Oyun bozan – Akademi Dergisi

Ben burada oyun oynamıyorum

– Tayvan’ın çevre ülkelerle yaşadığı sorunlar bizim meselemiz değildir. Tayvan’ın Çin’e bağlanması ya da bağlanmaması da bizim için mühim değildir.  Tayvan meselesinden büyük bir askeri çatışma çıkması da bizim için çok mühim değildir. İhtimal dahilindeki bu askeri çatışmanın tarafı değiliz, olmayacağız. Zaten fiilen NATO üyesi de değiliz. Türkiye’de bu hususlarda da çatlak sesler istemiyorum. Herkes neye, kime destek verdiğini, nasıl oyunlar içinde kalacağını, Türkiye’yi nasıl bir ateşe atacağını ve dolayısıyla ne şiddette bir karşılık göreceğini iyice hesaplasın, kendi sonunu da düşünsün ona göre konuşsun ya da yazsın. 

– Kuzey Kore’yi ya da herhangi bir ülkeyi demokrasiye zorlayan biri değilim. Ben demokrat değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Hiç kimseyi de demokrasi denilen şeytani sisteme zorlamayacağım. Hiç kimsenin de hiç kimseyi demokratik sisteme zorlama hakkı yok. Kuzey Kore’nin hali açıkça gözler önünde ve iyi bir halde değil. Sorunlarının çözümü demokraside de değil. Bunların haricinde, Kuzey Kore’nin şu anda Tayvan, Güney Kore ve Japonya meselelerinde taraf olması, hatta askeri çatışmalara dahil olması beni rahatsız etmiyor. 

– Benim haritamda Güney Kore, Tayvan, Japonya, Ukrayna, Finlandiya, İsveç, Norveç, İngiltere, İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur, Danimarka, Hollanda, Ermenistan, İran denilen yerler yok. Bunlara çoktan çizik çektim. Bu coğrafyalarda siyasi haritalar değişecek. Bunların çoğuna zamanında gerekli eli uzattım, mühleti verdim, ikazlar yaptım ve kararlılıkla tercihlerini yaptılar. Sonlarını kendileri belirlediler.  Türkiye ve gerçek müttefikleri bu gibi devletler ve devletçikler konusunda batı dünyasından bu yana doğru esen suni rüzgarlara kapılmayacaklar. Batı dünyasının daha doğru ifadeyle grilerin, Asyanın söz konusu bölgelerine dair nasıl planları varsa, kendileri o planları uygulama peşinde koşacaklar. Bizi ve gerçek müttefiklerimizi bu işlere karıştırmayacaklar. Karıştırmaya kalkarlarsa safımız Asya safı olacak. 

– Batı dünyasının Türkiye’deki piyonlarından olan gizli Ermenileri/Hristiyanları ben listemden sileli yıllar oldu. Son süreçte de beni gizli Hristiyanlar hususunda kızdırdılar, öfkemi ve kararlarımı kısmen de olsa ilan ettim. O günden beri Türkiye’deki gizli Hristiyan hainlerde yaprak dökümü devam ediyor. Maddi kayıpları da can kayıpları da hızla artıyor. Daha da devam edecek. Buna rağmen, benimle ortak paydalarda hareket ediyormuş gibi görünen dünya genelindeki bazı unsurlar, ülkemizdeki gizli Hristiyan siyasetçilerin üzerine oynamaya başladılar. Bu, vahim bir hata… Hususiyle Amerika Birleşik Devletçiklerinde bulunan, kendilerine bir süredir sahayı/meydanı açtığım bazı unsurların, böyle bir anda bu kadar vahim bir karar vermeleri, akıl alır gibi değil. Bu hususta da ikazlarımı yapmış bulunayım.

– Tayyip’in ve çetesinin işi bitti. Bitti diye, gizli Hristiyanların sözde siyasi partilerini ve sözde siyasi liderlerini muhatap almak, alternatif görmek zorunluluğu yok. Ben Tayyip’i seçimle indirmeyeceğim. Meşru bir halk, adalet sistemi ve ordu darbesiyle indireceğim. Bunu yaparken hep söylediğim gibi gizli Hristiyanların sözde partilerini ve teşkilatlarını da toplayıp alacağım. TBMM’yi merkezi bir mahkeme salonu yapacağım. Bunu birkaç tekrarla ifade ettim. Nesi anlaşılamıyor, anlaşılıyorsa kime güveniliyor da karşımda aksi kararlar alınır, anlamak mümkün değil. Abdullah Gül başta olmak üzere, bu memlekete ve millete bu güne kadar her türlü ihanetleri etmiş, her türlü terörün ve bölücü faaliyetin içinde yer almış, her türlü kara para işlerinde faal olmuş gizli Hristiyanları kim desteklerse, onlara kimler meydan verirlerse, ben dünya genelinde onların hepsini boğarım. İşlerini de siyasi dengelerini de kara para işlerini de hep bozarım. İktidarlarını da dev şirketlerini de yıkarım. Benden söylemesi… Ben ülkemi İngiltere’nin örtülü işgalinden, sömürmesinden, dayatma rejiminden kurtarmak için bu kadar bedel ödüyorken, “Ben İngiltere’ye Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için geldim” diyen gizli Ermeni hainin, ayağımın altında bile yeri olamaz. Onu da çetesini de onlarla birlikte hareket eden dünyadaki bütün tarafları da yerle yeksan ederim. Ben burada oyun oynamıyorum, vatan ve millet müdafaası yapıyorum. 

– Mısır denilen ülkede korku, endişe havası hakim. Ben Mısır’ı muhatap almaya bile değer görmüyorum. Geri çekilecekse çekilsin. Çekilmeyecekse, ne hüneri varsa karşımızda sergilesin. Yunanistan’dan sonraki hedefimiz olur. Mısır’ı da diktatörlerden, kara paracılardan, insan kasaplarından, insanlık düşmanlarından, satanist büyücülerden kurtarır ve topraklarımıza da dahil ederiz.

– Sadece Güney Azerbaycan değil, bütünüyle İran denilen o kadim Türk toprakları, ülkemizin topraklarına dahil olacaklar. Bunu bozmak için bölgeye askeri unsurlarını getirmek isteyenler, çok bahaneler aramasınlar, danışıklı oyunlar kurmasınlar, açıkça hemen getirsinler. “Getiremezler” demiyorum ama geri götüremezler.

– Avustralya da İngiltere’nin kontrolünden çıkacak. Bu süreçte Avustralya’ya hep beraber gereken destekleri vereceğiz. 

– Nükleer bir savaşa artık karşı değilim. Kim kime karşı kullanabiliyorsa kullansın, engellemeyeceğim. Sadece Türkiye’nin ve gerçek müttefiklerinin karşısında kullanılmasını engelleyeceğim. 

– Yerin altı cehenneme döndü. Uzaylı şehirlerinden bazıları çok perişan hallerde. Yananlar, çökenler, patlayanlar, toplu can kayıpları aldı yürüdü… Sürekli benimle irtibat kurmayı deniyorlar “Dur, dur” diye yalvarıyorlar. İkaz etmiştim. Yeryüzünde suni kuraklık, kıtlık, suni enerji krizi, insanlara ve hayvanlara yüksek teknolojili saldırılar devam ettikçe, LGBT baskısı devam ettikçe, terör devam ettikçe, organ ve insan kaçakçılığı devam ettikçe ben de yerin altında büyük sıkıntılara sebep olmaya devam edeceğim. Yeryüzünde İblis’in planlarına, Deccalin planlarına izin vermiyorum, vermeyeceğim. 

– Türkiye’de bulunan sivil ya da asker bütün Katarlıları ayrıca Türkiye vatandaşları arasından Katarla ya da Katarlılarla iş tutan herkesi oyundan düşüreceğim. Bunların büyük çoğunluğu kısa sürede ölecekler, diğerlerinin de başlarına gelmeyen kalmayacak. 

– Yeşillerin grilerin ya da diğer türlerin çatışmaları beni ilgilendirmiyor. Pakistan’ın başında İmran Han’ı, Brezilya’da Bolsonaro’yu görmek istemiyorum.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..

Türkiye’nin ve bölgenin vahim sorunlarında karar zamanı – 4 Mayıs 2022

Bu sesli yayında temas edilen bazı konu başlıkları:

Mülteciler, Suriyeliler, Afganlar, Suriye, Irak, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Türkmenistan, Türk dünyası, Hazar kanalı, Güney Azerbaycan, Türkiye’nin vahim sorunları, çareleri, ABD, Rusya, Çin, Ukrayna, Yeşiller, Griler

Eli kulağında…

Son süreçte dünya siyasetinde görülmemiş hızla, olağanüstü gelişmeler, denge değişmeleri yaşandı, yaşanıyor. Rusya’nın işi artık bitti… Eli kulağında… Rusya’da bütün dünyayı sarsan hadiseler her an yaşanabilir ve bunu bütün dünya duyup sarsılabilir. Bütün dünya İstanbul’un gücünü somut şekilde görmüş olur.

Ankara hükumeti de İstanbul’un gücünü gördü, kabullendi. Ankara hükumeti, son günlerde yaptığı açıklamaların arkasını doldurmalı, duruşunu iyice netleştirmeli ve Putin, Şi, Biden çetesi karşısında asla taviz vermemeli… Artık Ankara hükumeti için Osman Kavala meselesi, meseleden bile değildir. Ankara hükumeti, İstanbul’un gücünü çok iyi değerlendirmeli. Dünyayı yeniden dizayn eden İstanbul’un, Ankara’yı şekillendirmesinin mesele bile olmadığını bir an bile göz ardı etmemeli.

Rusya, Çin, ABD üçlüsünün bile İstanbul’un karşısında duramadığı şu süreçte, Yunanistan ismiyle anılan şımarık çocuğun da artık tokatlanması gerekli. Türkiye, neredeyse her gün bir tehdit savuran, bir sorun çıkartan, gerginliğe sebep olan Yunanistan’a daha fazla tahammül etmek zorunda değil. Rusya meselesinin akarından çıkması artık mümkün değil, Türkiye’nin ve dünya insanlığının lehine olarak devam edecek ve süreç devam ettikçe, her kısmına müdahalelerimiz de devam edecek… Şimdi Ankara hükumeti, yönünü Yunanistan isimli şımarık çocuğa, Yunanistan isimli maşaya ve diğer çevre ülkelerindeki sorunlara çevirmeli. Anlaşmak isteyenlerle anlaşmalı, kaşınanı da kaşımalı… Türkiye için artık ayağa kalkma ve devleşme vakti gelmiştir.

Burnumuzun dibindeki adaların hala Yunan toprağı kabul edilmesi Türkiye için zuldür. Yunanın her gün Türkiye’yi tehdit edip somut karşılıklar görmemesi Türkiye için zuldür. Bütün dünyaya aynı anda ayar çekebilen Türkiye’nin Yunan karşısında gerekli tavırları sergilememesi vahim bir hatadır. Türkiye, NATO teşkilatına ihtiyaç duyan bir ülke de değildir. NATO ile ilişkilerin bozulması, Türkiye için mesele bile değildir. Ankara hükumeti de artık, beyin ölümü çoktan gerçekleşmiş olan NATO’dan bağımsız hareket etmelidir.

Elimizi uzatsak değebileceğimiz yakınlıktaki adalara kadar ihanetle, hukuksuzlukla eline geçirmiş Yunanın, kara ve deniz sınırlarımızdan uzaklaştırılması ve adalarımızın tekrar ana vatana bağlanması zaruridir. Yoksa Türkiye’nin itibarı düzelmeyecek ve Yunanla sorunları hiçbir zaman bitmeyecektir.

Şu anda Türkiye, adalarını Yunandan geri aldığında, dünyanın hiçbir yerinden, hiçbir tarafından ciddi bir karşılık verilemeyecektir. Zaman ve zemin son derece müsaittir. Türkiye’nin dev gibi olmuş sorunlarını aşması için zaten iktiza ettikçe risklere girmesi de zaruridir. Lakin Yunan ve arkasındaki batak/bitik ülkeler karşısında Türkiye’nin devleşmesi, restleşmesi artık bir “risk” değildir. Çok çok, ABD’deki o lüzumsuz Bidon’un ve çetesinin devrilme süreci daha da hızlanır. Hepsi o… Çin ise, “Tamam Rusya da bitti, kabul ama Rusya dağılınca bari sınırlar şöyle olsun, ha olmaz mı?” demeye gelen hayali siyasi haritaları devlet televizyon kanalı üzerinden yayınlamaya devam eder.

Ayrıca Türkiye, hava savunmasının çoğunu havadan sağlamaya çalışan, deniz savunmasının çoğunu denizden sağlamaya çalışan ülke olmanın dışına çıkmalıdır. Gelişen ve hızla yayılıp ulaşılabilir olan teknoloji sayesinde, Türkiye’nin hava savunmasının yüzde seksenden fazla kısmını karadan sağlaması mümkündür. Türkiye, hava ve deniz savunması maksadıyla, iktiza eden noktalara onlarca lazer silahını ve elektromanyetik darbe silahını en fazla iki ay içinde tesis edebilir. Adalarımızı geri aldığımız gibi bu türlü silahlar ve kuleler, adalarımızda da tesis edilebilir.

Tahrikçi ve sınır tanımaz Yunan jetlerine karşı, jetlerimizi kullanarak it dalaşmalarına girmek zaman ve para israfından başka bir şey değildir. Bu kuleler tesis edilmeden önce de Yunan jetleri ile dalaşmak yerine düşürülmelidir. Türkiye, komşusu olsun ya da olmasın, dünyadaki taraflardan iyi ilişkiler kurmak isteyenlerle iyi ilişkiler kurmalı ve çatışmayı tercih edenlerle de çekinmeden çatışmalıdır. Savaşın kötü bir şey olduğu ve savaşsız bir dünya olabileceği iddiası ve baskısı, son derece art niyetlidir. Hayır, meşru şartlar dahilinde savaş asilcedir, iyi ve asil insanların işidir. Yeri geldiğinde, şartları oluştuğunda savaşmak, dünya insanlığının huzur ve mutluluğu için elzemdir, zaruridir. Ankara hükumeti, isterse Yunanistanla harbe girmeyi de tercih edebilir. Sınırlarımızı 1897 tarihindeki sınırlara kadar genişletebilir. Hepsi hakkıdır, hukukudur, tercihidir ve İstanbul bundan rahatsız olmaz.

Dünyadaki bütün taraflar bilmelidir ki YİT, şu andan itibaren ağırlığını, zaten bitmiş ve istediğimiz ayara girerek ilerleyen haldeki Rusya, Çin ve Biden çetesinden ziyade Yunanistan’a, Ege ve Akdeniz’e, Ortadoğuya, Suriye, Irak ve İran’a verecektir. Türk dünyasıyla olan yakın ilişkilerini, alakasını ise hiçbir zaman gevşetmeyecektir. Her geçen gün daha da kuvvetlendirerek devam edecektir. Hindistan ve Pakistan’la iyi ilişkiler kurabilmenin yolunu tekrar deneyecek, fırsatlar verecektir. Avrupadaki, NATO içindeki “medeni” insanlarla/gruplarla iyi ilişkilerini de ilerletecektir. Çok kısa süre sonra başlatılacak ve Türkiye ile müttefiklerini şahlandıracak dev projeler için de taraflarla temaslarını ilerletecektir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

“Bugün dünyanın bir Hitler’e ihtiyacı var”

Pakistan’da yaşayan ve CNN için çalışan serbest gazeteci Adeel Raja, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırıları üzerine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bugün dünyanın bir Hitler’e ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. Gazetecinin sözleşmesi iptal edildi.

Mehmet Fahri Sertkaya