Etiket arşivi: NATO

NATO diye bir teşkilat kalmadı

Para yok. Kara paralar akmıyor. Biyonik robotların içleri de boş. Ankebut Ağı ülkelerinin başındaki biyonik robotlar, NATO’yu varlıkta ve ayakta tutmaya oynuyorlar ama boşa uğraşıyorlar.

NATO bünyesinde çalışan gerçek dünya insanları da çok sinyale giriyorlar. Çok rahatsızlıklar yaşıyorlar. Ölenlerin sayısı hızla artıyor. İntihar teşebbüsleri de son süreçte çok arttı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kore bir bütündür ve parçalanamaz


İkinci dünya savaşının ardından ABD’nin dünyanın muhtelif yerlerine yaptığı askeri müdahaleler hep hukuksuzdur, keyfidir, art niyetlidir. ABD’nin ve NATO’nun Kore’ye yaptığı askeri ve siyasi müdahaleler, Kore sorununu çözmemiş ve daha da derinleştirmiştir. ABD’nin dünyanın koruyucu meleği gibi gösterilmesi, bu görüntünün arka planında dünyanın her yerinde vahşice kan dökmesi, katliam yapması, ülkeleri bölmesi, liderleri/hükumetleri devirmesi, keyfince su-i kastlar yapması ve hatta işine gelince atom bombaları kullanması, Kore’nin kuzey kısmının hatalı tavırları kadar gözler önüne serilmiyor ve tartışılmıyor.

Dünyadan tecrit edilmesi gereken bir yer varsa, orası Kore’nin kuzeyinden önce, ABD’dir, İngiltere’dir, İsrail’dir.

Dünyaya canavarlar güruhu gibi gösterilen ve her türlü hukuksuz baskının ve yaptırımın altına alınan Kore’nin kuzey tarafının, aslında Kore’nin bütünlüğünü istediği ve ayrıca Amerikan işgali ile sömürmesinin ve asimilasyonunun bitmesini istediği açıkça gözler önündedir. Bizler, Kore meselesinde Amerikancı bir peşin hükümle hareket etmedik, etmeyeceğiz. Türkiye’nin NATO’ya dahil edilmesini, Kore’ye askerlerimizin gönderilmesini de hiçbir zaman doğru bulmadık, bulmayacağız.

Hatalı tavırları var mıdır, elbette vardır ama Kuzey tarafının aslında işgali, sömürüyü, asimilasyonu önlemek isteyen taraf olduğu… Ayrıca güney tarafının ise işgale, sömürüye, asimilasyona razı olan taraf olduğu açıkça gözler önündedir. İngiltere, ABD ve İsrail’in başını çektiği dünyadaki şer ittifakı, Kore’nin güneyini de insanlık düşmanlığında çok aktif/yoğun olarak kullanmaktadır. Güneyin bu halde olması, bütün dünya insanlığı için ciddi bir sorun teşkil etmektedir. İnsanlık, artık Kore sorununu ivedilikle ve adaletle çözmelidir. ABD’nin ve NATO denilen katliamcı ve kara paracı teşkilatın bu işe karışmasına da izin vermemelidir.

Bu şartlarda, Kuzey kore denilen kısmın, Kore’nin bütünlüğü için, kurtuluşu için verdiği ve vereceği mücadele bizim nazarımızda meşrudur. Mücadele sırasında kısmen ya da tamamen hukuk dışına çıkıyorsa, konunun bu tarafları tartışılır ve Kore’nin kuzey tarafına gerekli tepkiler gösterilir. Lakin medeni olduğunu, hukuka saygılı olduğunu iddia eden dünyadaki tarafların, meseleye bu temel, hakiki ve adaletli bakış açısından bakmaları da gerekir. Kore’nin kuzeyi de ABD kadar hatta ondan daha çok ve daha öncelikle nükleer silahlar kullanmak hakkına sahiptir. İşgalcilerin, katliamcıların, dünya düzenini alt üst edenlerin, bütün insanlığı sömürmek isteyenlerin nükleer silahlar kullanabildiği ama vatanını savunmak isteyenlerin kullanamadığı bir dünya düzeni dayatmasını ve sözde milletler arası hukuk dayatmasını kökten red ediyoruz. Kendileri de nükleer silahlara sahip olan sömürgeci ve katliamcı tarafların, kendini savunmak için nükleer silahlara sahip olan başka taraflara “Nükleer sahip ve yaptırım yapacağız” demesi, hiçbir insanın iki dakika bile dinlemeye tahammül edemeyeceği bir saçmalık, küstahlık ve hukuksuzluktur.

Batının işgali, sömürmesi ve asimilasyonu altındaki güney Korelilerin halleri de hal değildir. Kore uygulamada bölündükten sonra güneyde kalan Korelilerin ellerinden inançları bile alındı. O topluluğun, çok gecikmeli olsa da maddi ve manevi tehlikelerden, kumpaslardan kurtarılması, hukukun ve vicdanın gereğidir.

Uygulamada zaten Kore harbi bitmemiş, herhangi bir barış anlaşması da yapılmamıştır. Dünyadaki bütün taraflar, bu sarsıcı gerçeği de görmezden gelmemelidir.

Kore meselesinde hakikat, görmek isteyenler için güneş gibi gözler önündedir. Bu izahlarımın dışında yorumlar, değerlendirmeler yapanlar, güneşi elleriyle ve dilleriyle örtmeye çabalayan zavallılardır.

ABD’nin, İsrail’in, İngiltere’nin, NATO’nun emrindeki hain Ankara hükumetinin kararları hükümsüzdür. Türkiye’nin duruşu, bu yazıda izah ettiğim gibidir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Asla izin vermeyeceğiz

Liderlerin hepsi nefesini tutmuş da İstanbul’dan gelecek haberleri bekliyorlar. İstanbul’un nasıl hamleler yapacağına bakıyorlar. Dünya genelinde büyük bir sinmişlik, hareketsizlik var.

Biden ile Kamala suretindeki biyonik robotlar da tamir edilmeye calışılıyor. Biden’ın içi hala boş…

Metafizik sinyaller, biyonik robotları ve içlerinde çalışan uzaylı kişileri büyük krizlere sokmaya devam ediyor.

Meral Akşener suretindeki biyonik robotun içinde bir metal kutu var. O kutunun içinde küçücük boyda bir uzaylı var. Kulakları uzun ince bir uzaylı… Rengi de yeşil ile gri alacası… O kutu, olağan dışı bir halde, bir saldırı ya da kaza anında, biyonik robot parçalansa bile o uzaylının hayatta kalabilmesi için de kullanılıyor.

Meral’in hala biyonik robot kopyaları var. Ciddi sorun olduğunda robotu değiştiriliyor. Lakin sorunlar bitmek bilmiyor. İç-dış sürekli çarpılıyor. İçindeki kişiler de sık sık değiştiriliyor ama Meral karakterinin de fazla yolu kalmamamış gibi görünüyor.

Terörü ayakta tutmaya çabalıyorlar. Çünkü terör çökerse, terör örgütleri çökerse, mafyalar, hükumetler, holdingler, NATO, AB, BOP, ABD, Londra, herkes ve her şey çöker. Dolar da çöker, borsalar da çöker.

Bu nedenle ordumuzun Suriye’ye askeri operasyon yapmasını ve kara para işlerinin artmasını istiyorlar.

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ.

Kanımızla, canımızla bedeller ödesek bile…

Herkesin önünde hesap kitap sayfaları, Excel dosyaları açık… Gerçek sayısal değerlere bakıyorlar. “Türkiye sıfırın altında seyrediyor.
Kimden alıp kime vereceğiz bilmiyoruz.” diyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Türkiye ve dünya gündemine dair siyasi değerlendirmeler

Putin karakteri çok hızlı para ve güç kaybediyor. Sanki bir dağın tepesinden kopmuş da aşağı yuvarlanıyor.

Tayyip, her yerde, her hususta sıkıştığı gibi, Afrika’da da çok sıkıştı.

Ankebut Ağı, Tayyip’i istemediği şeyleri yapmaya zorluyor.

Türkiye’deki Afrikalıların sayısı artırılmak isteniyor. Afrikalılar her şeye kullanılıyor. Yakında PKK’ye karşı dağda operasyonlar yapılınca, ölü ele geçirilmiş Afrikalı PKK’li teröristler olacak.

Bohçalı-Tayyip ve çeteleri, bu güne kadar beraber kara ve kanlı para işleri yaptıkları terör örgütlerini besleyemiyorlar. Para yok, kriz çok. Terör örgütleri para istiyorlar ama alamıyorlar.

“Karadeniz petrolü çıkıyor, çok para gelecek ve siz de arka planda bu işlerin içinde olacaksınız” diye kandırılan terör grupları bile var.

Mehmet Haberal’ın yeni kara para yollarını da bozacağız.

Yazdığım o yazılardan, dünyayı yönlendirmemden sonra Türkiye’de aslında borsa çökecekti. Devre kesici uygulaması hukuka uygun değil ve o uygulama olmasaydı şu anda borsa çöküktü.

Acilen piyasaya sürülen milyarlarca lira gerçek mi, yoksa karşılıksız para mı belli değil.

Özel bankalar çoktan battılar. Açıkladıkları kârlar ve oranlar hep yalan… Türkiye’de özel banka sahası da kara para üzerine kurulu ve kara paranın kesilmesiyle onlar da batacaklardı, battılar.

Özel bankaları ayakta tutmaya dönük hamleler, mali krizleri derinleştiriyor, halkı daha zor şartlara düşürüyor, halkın geçim zorluğunu daha da hızla artırıyor ve bütün sistemi toptan batırıyor.

Austin İran’daki gücünü iyice kaybediyor ve bu hem Austin’i hem de ABD’yi bitiren son darbe olabilir.

İran’da Austin ve Şi beraber paslaşıyorlar.

Çin devlet sistemi ve iş dünyası içinde Şi karşıtları artıyor ve güçleniyor. Ankebut Ağının Çin ayağı da çok büyük hızla çöküyor.

Hollanda, Danirmaka, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur gibi, Ankebut Ağına bağlı sözde devletlerin mali krizleri de derinleşiyor. Bu gibi kara para aklama merkezleri de şiddetle yıkılacaklar. Bu gidişat batı/NATO çetesini çok büyük zorluyor ama ellerinden bir şey gelmiyor.

Yeraltı uzaylı şehirlerindeki büyük arızalar, patlamalar, çökmeler, yeryüzünde depremlere sebep olmaya devam ediyor.

Uzaylı tarafların, dünyanın iklimini kontrol etmekte kullandıkları sistem, araçlar, cihazlar darbeler aldıkça… Dünyanın her yerinde tuhaf hava şartları yaşanmaya devam ediyor.

Hindistan, Çin’de yaşananlar nedeniyle çok gergin. Sıranın kendilerine geleceğine eminler ve korkuyorlar.

Ankebut Ağının Hindistan ayağı, İran’ın hürriyetine kavuşmasından aşırı seviyede korkuyor. İran’da her zaman olduğu gibi yine Türk hakimiyeti olursa, 950 sene Türklerin idaresi altında kalmış olan Hindistan’ın tekrar Türk hakimiyetine gireceğini biliyorlar. Hindistan’daki Türk nüfusun varlığı da onları geriyor.

Rusya’nın, kalan son gücünü Türk devletleri üzerinde kullanması için baskı yapılıyor. Ticari baskılar da dahil…

Noel, Rusya için kabusa döndü. Böyle giderse Putin karakteri oyundan alınmasa bile Rusya çökecek. Devlet sisteminin işlerliği her gün daha çok bozuluyor. Kremlin’dekiler bile kendilerini emniyette hissetmiyorlar.

Rusya’nın askeri kayıpları, ilan edilenin çok üzerinde. Can kaybı da araç ve cihaz kaybı da çok yüksek seviyede. Kara para işlerinde kullanılan gemilerin boğazlardan geçememesi Rusya’nın çöküşünü çok hızlandırdı. (Askeri kayıpların sebebi Ukrayna değil.)

HDPKK kesinlikle kapatılacak.

Ekrem İmamyan kesinlikle makamdan alınacak ve gök kubbeyi yıkacaklarını ilan edenler, gök kubbenin altında kalacaklar.

Erken seçim yapamayacaklarını, İstanbul’un iradesini ezemeyeceklerini, Türkiye’de siyaset sahasında danışıklı dövüşen hainler de kabullendiler.

Rusya ile Almanya arasındaki bağlar da gevşiyor.

Sinan Ateş cinayetinde hala piyonlarla oyalama yapılıyor. Ortalık çok büyük karışacak.

Sedat Peker, her şeyi bir kenara atarak birkaç gün içinde sesini çıkartmazsa, kendini bitirecek.

Gizli Ermeni Sabancıyan ailesi/çetesi, acınacak hallerde…

Hakan Fidan’ın ve onu arkalayanların hareket sahası kalmadı. Fidan, acınası şartlar içinde…

İsrail sert kayaya çaptı. Hesapsız, havalı hamlelerinin bedelini ödüyor ve ödeyecek. Yakında İsrail’in gerçek yüzü bir anda herkes tarafından görülecek ve İsrail’in yıkılışı, yok oluşu çok hızlı olacak.

Ermenistan’ın Rusya ile arası iyice açılıyor ve Almanya’ya daha da çok yanaşıyor.

İstanbul’un devasa projelere dair estirdiği rüzgarlardan istifade etmek, bir oldu bitti ile bu işleri eline almak ve yoluna devam etmek isteyen taraflar, acınası ve gülünesi hallerde çöktüler.

Tayvan, Güney Kore, Japonya, Yunanistan, Hindistan, Ermenistan ve İran’ı elimden kurtarabilecek hiç kimse kalmadı.

Altılı çete çoktan dağıldı ama aksine bir görüntü verilmek isteniyor. Altılı çete içinde İstanbul korkusu çok büyük. En ama en kötü senaryoya göre, seçimler erken ya da zamanında yapılabilse ve bunlar iktidara gelebilseler bile, İstanbul’a inat hiçbir şey yapamayacaklarını biliyorlar. Dahası, seçimlerin olmayacağını, sonlarının geldiğini, bir millet darbesi yaşanacağını da biliyorlar.

Bu nedenle, aldığı talimatlar gereği Kemal Kılıçdaryan, Tayyip’i başta tutmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Anasaya bile tanınmıyor ama itiraz etmiyor. PKK bile yaptığı açıklamalarla, Tayyip’i daha uzun süre başta tutmaya çabalıyor ve aralarındaki danışıklı dövüşü iyice açık ediyor.

Bir yandan da birileri gizli Ermeni mafya anası Meral Akşener’i iktidara getirebileceğini zan ediyor ve onun üzerine oynuyor. Meral’ın son süreçte sesini yükseltmesi de bu plan gereği ve sahadaki herkes bunu biliyor. Meral üzerine oynayanlar zamanlarını da paralarını da emeklerini de adamlarını da ziyan ediyorlar. Karanlığa kurşun sıkmak bile bundan daha mantıklı.

Meral’i harcamak, Meral’i oyundan düşürmek, iki saatlik iş.

Havada iken sorunlar yaşayan sivil uçakların sayısı artıyor. Sivillerin olduğu uçaklar kara para işlerine bulaştırılmamalı.

Japonya’yı ordusuz, askersiz, uçaksız, donanmasız bırakacağım.

Japon şirketi gibi görünen o dev şirketleri, Japonya’da ya da başka ülkelerde iş yapamaz hale getireceğim. Ne sorunsuz imalat yapabilecekler ne de satışlar yapabilecekler.

Japonya yok olmayı hak ediyor. Japonya’ya destek olacak herkesi de aynı hale getireceğim.

Ankebut Ağına bağlı bütün ülkelerin uzaydaki uydularının bozulmasının vakti geldi. Türkiye’de ve dünya genelinde insanlar hürriyet mücadelesi verirken, Ankebut Ağının elinde ordular, donanmalar, hava kuvvetleri ve hatta uydular dahi kalmamış olacak.

Apple da sessiz sessiz alarm veriyor. İmalat süreçlerinde çok sorunlar yaşıyor ve mali krizi derinleşiyor.

Rusya’daki kablosuz iletişim sistemlerini sık sık bozacağız.

Baz istasyonları, askeri haberleşme sistemleri ve TV yayınlarını sık sık bozacağız. Rusya’nın acizliğini, tükenmişliğini tekrar tekrar gözler önüne sereceğiz.

İstanbulla restleşenin sonunu bütün dünya Rusya örneğinden görecek, bilecek.

Youtube’un ömrünün çok kısaldığını kabullendiler. Alternatifler düşünüyorlar.

Dünya genelinde alış veriş daha büyük bir hızla düşecek. Ankebut Ağının alış veriş sistemleri (büyük alış veriş web sitelerine kadar) çok sık olarak çok büyük darbeler alacaklar.

Ankebut Ağına bağlı ülkelerin enerji santrallerinde ve merkezi trafolarında ciddi sorunlar yaşanmaya devam edecek.

Dünyanın tabiatına, canlılarına, düzenine saldıranlar, dünyalı da olsalar uzaylı da olsalar kahredilecekler. Suni kuraklık, suni kıtlık, suni enerji krizi yapmak isteyenler, şu anda kadar düşürüldüklerinden de bin beter hallere düşürülecekler.

Yeni bir sahte pandemi denemeye kalkanlar bile yerle bir edilecekler.

Kepazelik

Tahammül edilemez bir rezillik

“Yalvardım” demediği kalmış.
Rusya, Türkiye’ye yalvaracak hale getirilmişken, hain Ankara hükumeti hala Rusya’ya da çalışıyor.

Kara parayı veren, hain Ankara hükumetini tam kadro halinde eline alıyor, elinde oynatıyor.

Bahsettiği domatesler de aşırı seviyede ziraat ilacı kullanılarak zehir haline getirilmiş domatesler. Ya da sağlığa zararlı mikro organizmalarla dolmuş domatesler. Türk milletinin tamamını hasta ettiler, yetmedi başka milletleri de edecekler. Bunun ricasını da böyle ilan edecek kadar kafası yanmış, psikopata bağlamış, günü-gecesi bile karışmış halde…

Ali Babacan’ın, Anayasa’daki Türk tanımını değiştireceğini duyurması…

Kemal Kılıçdaryan’ın şöyle bir anda PKK’li danışmanı sağ kolu yapması ve Avrupalı kişileri danışman diye tanıtması…

PKK’nin “Tayyip gitmeli, CHP gelmeli” demesi…

ve benzeri onlarca hamle, aynı merkez tarafından verilen talimatlarla yapıldı, yapılıyor.

Hedef, böyle bir anda muhalefetin oyunun yükselmesine mani olmak ve ortak piyon olan Tayyip’i biraz daha iktidarda tutmak.

Aynı danışıklı oyunu NATO da Rusya ve Çin’e karşı oynuyor.

Batmış, bitmiş, dibi görmüş Rusya ve Çin hala güçlü ülkeler olarak görülsün diye insanlığın zihinleri, kabullenişleri yönlendiriliyor.

Son haftalarda peş peşe,
“Rusya hafife alınmamalı”
“Çin hafife alınmamalı” çıkışları geldi. Bunların da tamamını aynı merkez organize etti.

İngiltere’de çöken tek şey sağlık sistemi değil… Halka bir şeyler oluyor. Bir bulaşıcı hastalık da yok. Hasta ve ölü sayısı, sadece İngiltere battığı ve parasız kaldığı, hastahaneler ödeneksiz kaldığı için artmadı.

Satanistleşmeyi, ibneleşmeyi, namussuzlaşmayı, dinsizleşmeyi, dünyayı sömürmeyi, dünyanın her yerinde katliamlar yapmayı kabullenmiş olan İngiliz halkı, ettiğini çekiyor.

Antalya ve çevresinde mafyalar iyice güçleniyorlar. Gerekli müdahaleler yapılmıyor. Devletin ilgili/yetkili kurumları bunlara müdahale etmiyor hatta bazıları bunlarla beraber çalışıyor. Çünkü en tepede Ankara hükumeti bu mafyalarla beraber çalışıyor.

Mısır battı, çöktü, bitti…
Şu anda Mısır diye bir ülke hakikatte yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu

Ben de ilk kez duyacağınız bilgiler vereyim. Sinan Ateş, yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu. İstanbul’un desteği ile MHPKK’nin başına geçmek istiyordu. İstanbul’un desteğini alırsa, bunu yapabileceğine emindi.

Bazı ortamlarda “Mfs, Süleyman Soylu’yu asacak” da diyordu.

Fazlasıyla hatayı üst üste yaptı. En büyük hatalarından biri, İstanbul’a açıkça yanaşmayı, İstanbul’un gölgesi altına girmeyi çok ötelemesiydi. Bir diğeri, güvenilmeyecek bazı kişilere güvenmesiydi. Güvendiği bazı kişiler de sattılar onu…

Doğukan’mış, Köktürk’müş, hepsi tetikçi kısmı… Yardım ve yataklık kısmı… Hedefe konulanların hepsi de bu işin içinde değil. Çok alternatifli senaryolar yazıyorlar, istediklerine istedikleri suçu yüklüyorlar. O kişilerin her birine şu anda istedikleri her şekilde ifade verdirirler. Adil yargılanma şartları içinde değiller. Büyük bir tehdit altındalar, işkence de görüyorlar, ifadelerinin geçerliliği de yok. İstediklerini alıp bir noktaya koyuyorlar, yanlarına da bir iki silah koyuyorlar. Sonra kendilerine bağlı polislerle, amirlerle bastırıp aldırıyorlar. Kamuoyunu oyalıyorlar, hedef saptırıyorlar. Davayı çürütmek istiyorlar. Taksim’deki son bombalı saldırıdan sonra da bunları yaptılar.

Sinan Ateş cinayetinde azmettiriciler yani asıl katiller, Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz, Semih Yalçın, Şenkal Atasagun ve bunların etrafındaki o merkezi çete…

Bu ülkede hiç kimse kanundan, devletten, milletten üstte değildir. Şimdi bunların boğulmasının vaktidir. Şerefsizce, had bilmezce, hak arayanlara karşı atarlanan Semih Yalçın’a, tükürdüklerini de yalatma vaktidir. Bedenini çok parçaya bölüp, kafasını Rus Büyükelçiliğine, bedenini ABD Büyükelçiliğine, bir bacağını Çin, diğer bacağını İngiltere Büyük elçiliğine, bir kolunu Almanya, diğer kolunu İsrail büyükelçiliğine kargolama ya da kapılarının önüne asma vaktidir.

Bohçalı ve emrindeki çete, silahlı terör örgütlerini finanse ederken, mazot ve petrol kaçakçılığından elde edilen kara paraları yoğun olarak kullanıyorlar.

Bu ülkede, son seçimlerde MHPKK de HDPKK de aslında barajı geçemedi. AKPKK’nin gerçek oyları ise, ilan edilenin yarısından bile azdı. Bu ülkenin yarısı, son seçimlerde oy kullanmadı. Kafalarına göre oy oranları dağıttılar, ilan ettiler.

Sözde Anayasa metnini kimin yazdığı bile belli değil. Yazarları arasında, üç cümleyi bir araya getiremez haldeki gazeteciler bile listelendi.

Referandumların da tamamı hileli. Sandıkların yüzde onu bile sayılmamışken seçim zaferleri, referandum zaferleri ilan ettiler.

Ankebut Ağına bağlı olan diğer ülkelerin liderleri de o safhada bunları tebrik ettiler, oldu bitti suçlarına ortak oldular ya da sessiz kalarak ortak oldular.

Ekmeleddin İhsanoğlu isimli gizli Ermeni’nin CB adayı yapılması bile şu siyasi parti görünenlerin ortak hamlesi… Sonuçları baştan tayin edilmiş sözde seçimlerle ve referandumlarla devlet mekanizmasını ellerinde tutuyorlar.

Hepsi aynı alfabenin harfleri, hiçbirinin diğerinden farkı yok.

Türkiye’de HDPKK gibi silahlı bir terör örgütünü meclise sokan da orada tutan da hala kapanmaması için çırpınırken medyaya başka bir yüz gösteren de Devlet Bohçalı…

Sinan Ateş, son bir yılını bilgiler, belgeler, deliller toplamaya adamıştı. Elindeki arşiv, sadece Bohçalı ile çetesini değil, Türkiye’deki sözde siyasetçilerin çoğunu süpürüp götürecek türdendi.

Benim karşımda “Güney Azerbaycan hürriyetine kavuşmasın” diye en çok çırpınanlardan biri Mehmet Haberal ise, ikincisi Devlet Bohçalı…

Türkiye’de, Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, İran’da, Irak’ta, Ermenistan’da, Gürcistan’da, Rusya’da her türlü kara para işlerinin içinde olanlardan biri de Devlet Bohçalı… Emrindeki çeteleri de bu işlerde kullanıyor.

Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütüyle de paslaşıyor, FETÖ ile de paslaşıyor ve o saydığım ve daha saymadığım kara paracı devletler ile de paslaşıyor.

Onların Türkiye’deki sözde elçileri ve konsolosları da Türkiye’ye yapılan bu ihanetlerin, kötülüklerin ve her türlü kara para işlerinin hepsinin içindeler.

Bu ülkede, en az beş bin şehidin gerçek katili Devlet Bohçalı…

APO denilen ve dünyadan habersiz, gözünün önünü görmez, elifi görse mertek zan edecek bir maşa teröristi astırmayan da Devlet Bohçalı…

Vakti zamanında MHPKK’nin adını ve üç hilalli bayrağını değiştirmek isteyen de Bohçalı…

Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürten de Devlet Bohçalı…

Saymakla bitmez pisliğin başında hep Devlet Bohçalı var.

Meral Akşener ile de danışıklı dövüşüyorlar, arka plandan her türlü kara para işlerini, organ kaçakçılığına kadar beraber yapıyorlar.

Tayyip Erdoğan denilen kişi, en başından beri Bohçalı’nın emir erlerinden biri…

Bunca zamandır, birbirlerine sayıp sövmedikleri kelime kalmadı, kameralar önünde danışıklı dövüşüp durdular, sonra her türlü ihaneti, peşkeşi, vurgunu, soygunu, talanı, cinayeti, terör saldırılarını, işgali, katliamı beraber yaptılar, yaptırdılar.

O sözde açılım süreci, o ihanet süreci bile Bohçalı’nın emirleri ile yapıldı. Kuzey Irak’ta sözde Kürdistan’ı kuran, bunun için Türkiye’nin her kurumunu ve imkanını seferber eden de Bohçalı…

Suriye de sömürgecilerin eline tamamen düşsün diye, BOP gerçekleşsin diye, orada hiçbir şey yokken, Suriye sınırlarımızdaki mayınları temizleten de Bohçalı…

Şu anda 15 milyon sözde mülteci bedavacıya bakmamızın sebebi de Bohçalı…

Bir ödemek yerine 15 misli elektrik, su, doğalgaz faturaları ödememizin sebebi de Bohçalı… Bu fahiş ödemeleri İngiltere’ye ve diğer ülkelere gönderen de Bohçalı…

Son birkaç günde ve şu anlarda, milli servetimiz olan askeri araçlarımızı ve mühimmatımızı gizlice ve sinsice Ukrayna’ya gönderen de Bohçalı…

Batı/Nato ve İsrail tarafı istedi diye, Türkiye’de acayip bir Ukrayna yanlısı kamuoyu oluşturan da Bohçalı… Sözde Türk basın ve medyası da büyük oranda Bohçalı’nın emrine verilmiş vaziyette…

Seneler önce “Ordumuzun silah ve mühimmatı çalınıyor” dediğimde, onları çaldırtan, Suriye’de ya da Libya’da kontrolünde olan terör örgütlerine gönderen de Bohçalıydı.

Libya’ya servet değerinde askeri araç ve mühimmatımızı gönderen de oydu, hala o… Suç üstü yapıp, ordumuzun araçlarının ve silahlarının Libya’ya kaçırıldığında dair videoyu paylaştım diye, benim devletimin bütün gücünü, yetmeyip Merkel’in, ABD’nin, Fransa’nın, İngiltere’nin, İsrail’in ve bu işlerin içindeki diğer devletlerin gücünü seferberlik halinde üzerime yıkmaya kalkan da Bohçalıydı. Bu kısımda da Soysuz’u yoğun şekilde kullandı. Muhatap olmak zorunda kaldığım hiçbir devlet kurumu hukuk tanımadı. Onlarca kişi şahit olduğu halde, verdiğim suç duyurusu ve savunma dilekçelerini yok ettiren de Bohçalıydı. Hiçbir şartta hakkımdan gelemeyince, bana deli raporu yamamaya kalkan ve bunu da eline ayağına dolaştıran da Bohçalıydı. Bu kısımda da maşa olarak en çok Soysuz’u kullandı.

Libya’da ve Somali’de bile ordumuzu adice kullanarak insan, organ, uyuşturucu kaçakçılığı yapan da Devlet Bohçalı… Hala ordumuz kullanılarak Suriye’de, Libya’da, Somali’de ve daha başka yerlede insanlar öldürülüyor, organları çalınıyor. Ayrıca petrol, mazot, silah, uyuşturucu, kadın, genç kız, çocuk, bebek kaçırılıyor. Bohçalı, bu kısımlarda NATO ve ABD üsleriyle de paslaşıyor.

İstanbul’un karşısında titriyorlar.

Bohçalı denilen o piç kurusu, o gölgesinden bile korkan melun, kaç masum insanın kanına girdiğini sayamamıştır ve sayamaz. Çıkmışlar, iyice suç üstü oldukları şu anda “Üç hilali yargılatmayacağız” diyorlar. Yani “Bizi yargılayamazsınız, biz hukuktan, devletten, milletten üstünüz. Vurduk, Sinan Ateş’i de vurduk. Kapatacaksınız bu meseleyi. Biz efendiyiz, siz milletçe bir hiçsiniz. Ne dersek, nasıl sevk edersek onu yapacaksınız” diyorlar.

Yaşarken leş olmuş o vücudunun her bir kısmı başka bir devlete çalışan o Semih Yalçın ise, daha ileri gidip milleti, devlet yetkililerini en ağır şekilde tehdit ediyor.

Öyle ise milletçe tokatımızı bu insan şeytanları güruhuna vurmak, bunca zarar ziyan ve ölümü durdurmak ve devletimizi hürriyetine kavuşturmak gerekiyor.

Öyle ise sloganımız belli “Ordu millet el ele, gerçekten hür Türkiye”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi