Etiket arşivi: MİT

Anlatmak mümkün değil

Adnan Oktar ve çetesi iyice köşeye sıkıştılar. Son çare olarak son birkaç gündür abartılı şekilde metafizik saldırılara yoğunlaştılar. Tamamen yıkılmaya ramak kala bir anda, son çare olarak karşımızda metafizikle ayakta kalmaya çalışan gruplardan biri de şu sıralarda Adnancılar oldu ama onlar da metafizikte bir kez daha ve son kez daha hüsrana uğradılar.

Bir süre önce, Adnan’ı ve çetesini oyundan düşüreceğimi açıkça yazarak haber vermiştim. Zorla fuhuş işlerinde kullandıkları kadınları bile acımasızca ayinlerde İblis’e kurban ettiler. Çok sayıda genç kız ve çocuk da kurban ettiler. Yapmadıkları şeytanlık kalmadı. Dünyanın dört bir tarafında uzantıları ve bağlantıları var. Ankebut Ağı’nın en tepe isimleriyle bir aradalar ve bu ağı tepeden yönlendirebiliyorlar. Tayyip’i, Bohçalı’yı, Soysuz’u, MİT’i, Emniyet’i, bütünüyle devlet sistemimizi takmıyorlar. Yıllardır süren mücadelemizin sonunda, gerçek sahada bu kadar büyük kaybedip çökmüşlerken, metafizik teknikler onları kurtaramaz ve zaten metafizik sahada daha da deneyecekleri bir şey kalmadı. Acınası hallerdeler. Bittiklerini kendileri de biliyorlar ama kendilerine de açıkça malum olan o kaderi, o hakikati değiştirmeye, bozmaya çalışıyorlar. Beyhude uğraşıyorlar.

Adnan’ın “Baba” dediği ve huzurunda ağladığı İblis bile zaten karşımızda kendini koruyacak halde değil. Adnan’ın elinin kolunun da uzandığı o malum devletler bile, karşımızda yıkılışlarını geciktirmeye çalışıyorlar ve başka da bir şey yapamıyorlar. Adnan’ı da kaybetmemek için canhıraş bir şekilde mücadele eden Sanhedrin isimli terör, katliam, kaçakçılık örgütü de çöktü, aciz kaldı.

Evet, vakit geldi… Adnan’la ve çetesi ile vedalaşmayan kalmasın. O çetenin zulüm ve haksızlık ettiği Türkiye içindeki ve dışındaki gruplar da büyük bir sevince hazırlansın. O çeteye son darbeleri vururken binlerce, evet binlerce savcı, hakim, memur, memure, ünlü kişi, iş adamı v.s. kişiyi de toplatıp aldıracağım. Hukun dışına çıkılırsa da aslanlar gibi çatışacağız. Türkiye’yi bu milletler arası vahşet, casusluk, hırsızlık, sömürü, terör, ihanet teşkilatının elinden de kurtaracağım. O vakit çok daha net görülecek Türkiye’de adalet sistemi dahil bütünüyle devlet sistemini kendilerine adeta oyuncak ettikleri… Binlerce, on binlerce masum insanın hayatlarını karartıkları… Her yere sızdıkları, hiç kural tanımadıkları, şeytanlık derecesinde acımasız ve kuralsız oldukları… Mason tarikatı üzerinden de organize oldukları. O vakit görülecek benim davalarımın arka planı, savcıların ve hakimlerin ve doktorlarla infaz memurlarının bile arka planı… “Paralel devlet” tabirinin tanımı değişecek. Paralel devlet denince akla FETÖ bile gelmeyecek. Çok sayıda siyasi parti kısacık sürede kapatılacak. Türkiye’de oynanan bütün Ali Cengiz oyunları bozulacak ve hızlıca tesiri dünyayı saracak.

Hiçbir işe yaramayan hava savunma sistemine “Demir kubbe” demiş ya o İsrail denilen terör teşkilatı… Halt etmiş. Şimdi öyle bir demir yumruk vuracağım ki Türkiye’de, tek yumruğumla Türkiye’nin her yerinde 9 şiddetinde deprem olacak, en çok da en üst katlar yıkılacak ve depremin etkisi sınır dışına taşacak… En çok da İsrail, ABD, İngiltere moloz yığınına dönecek. Ne düzen, ne nizam, ne otorite, ne devlet, ne asayiş, ne dev şirketler ve markalar, hiçbir şey kalmayacak.  Dünya insanlığı neler görecek, neler bilecek, ortalık nasıl karışacak ve herkes “İsrail’i, ABD’yi, İngiltere’yi yok edelim, Yahudileri ve masonları yok edelim” diye nasıl tempo tutacak… İnsanlığın o halini, o gününü, yaşanacakları, kelimelerle anlatmak mümkün değil.

Hazır olunsun, o meşhur pim yerinden oynadı ve çıkmak üzere…

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tayyip’in ve çetesinin fişini çekecekler

Saha çok ama çok gergin. Son yaptıkları planları da tutmadı. Son kazdıkları kuyulara da kendileri düştüler. Türkiye’nin benim elimle karışmasını çok istediler, beklediler. Tayyip’i önüme attılar, harcamamı istediler.

Ne Suriye’ye operasyon yaptırabildiler, ne diğer kara para işlerini istedikleri hale getirebildiler. Ne beni etkisiz hale getirebildiler. Ne batı/NATO çetesine üst üste vurduğum darbeleri durdurabildiler v.s. Bu gidişatı tersine çevirmeyi geçtiler, durdurmaya dönük ümitleri bile eriyor. Yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor ama onlar maddeten ve manen çok feci hallerdeler ve zaman aleyhlerine işliyor. Yine de bir şeyler yapmalılar ama yapabilecekleri şey, kuklaları olan iktidarı indirip de yerine sözde muhalefet yapan diğer kuklalarını getirmekti. Şimdi çaresizlikten o yolu seçtiler. Evet, AKPKK/MHPKK koalisyonu projelerinin üstünü tam olarak çizdiler. Bunun için alt yapı çalışmalarına başladılar ve her an Türkiye’de Tayyip’i/AKPKK’yi devirebilirler. Bir bakarsınız ki Pazartesi günü akşamı Türkiye’de AKPKK hükumeti yok. Çok geniş bir kadroyu toplayıp alacaklar. Yerlerine altılı çeteyi getirecekler. Beni de altılı çetenin önünde büyük bir mani olarak görüyorlar. Kaçtır açıkça hamleler yapacaklar, ben varım diye geri duruyorlar. Yanlış yorumluyorlar. Ben değil miydim “Şunları indirip diğer kuklalarınızı getirecekseniz getirin ama benim kırmızı çizgilerime, hassasiyetlerime dikkat edin” diye açıkça yazan…

Bu güne kadar Tayyip ve çetesi ile altılı çete her şeyi beraber yaptılar. Beraber ihanet ettiler, beraber çaldılar, beraber terörün önünü açtılar, beraber İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya çalıştılar… Vergilerimizi beraber çalarak bu ülkelere gönderdiler, askerlerimizi beraberce terör örgütlerinin önüne attılar, şehit ettirdiler. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afrika’da BOP için gerekli olan şeyleri beraber yaptılar ve bunları yaparken bizim devlet gücümüzü BOP’un emrine verdiler. On milyondan fazla bedavacı onursuzu, harp kaçkınlarını beraberce ülkemize getirdiler, şimdi beraberce burada tutuyorlar. İnsan, organ, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılığı beraber yaptılar ve hala beraber yapıyorlar. Terör alsın yürüsün, kara para işleri coşsun, Türkiye ve bölge bölüne bölüne, nüfus dengeleri değişe değişe BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi gerçekleşsin diye beraberce yapmadıkları ya da denemedikleri hiçbir iş yok. Ordumuzu ve sistemimizi bile bu maksatla beraberce dağıttılar. MİT’in başına kara paracı Hakan Fidan’ı bunun için getirdiler ve en güçlü yapıştırıcı ile o koltuğa yapıştırdılar. Herifin MİT başkanı olduğu süreçte kaç acı terör hadisesi, kaç skandal peş peşe yaşandı, hiç rahatsız bile edilmedi. Birkaç danışıklı dövüşlü güya tepkinin ötesinde bir şey yaşandığı görülmedi. Hala Hakan Fidan’dan hiçbirinin rahatsızlığı yok, çünkü bağlantıları sağlam, kara parada herkese kazandırıyor. CHPKK’nin terörist yöneticilerine bile… Aile Bakanlığı üzerinden şiddetli yıkıcı faaliyetleri beraberce yaptılar. Beraberce ibneliği ve her türlü melaneti serbest bıraktılar. Ülkede kadınlarla erkekleri rakip hatta düşman yaptılar. Dernekler, vakıflar, sözde yardım kuruluşları üzerinden vurgunları da beraber yaptılar. Maddi ve manevi sahalarda her türlü yıkıcı faaliyeti, bu milletin devletinin gücüyle, kurumlarının gücüyle beraberce yaptılar. Milletin gücünü milletin aleyhine hep beraberce kullandılar, kullanıyorlar. Yani bizim için ha AKPKK ha CHPKK ha HDPKK… Bir farkları yok. O nedenle yıllardır “Hepsi aynı alfabenin harfleri” deyip duruyorum. 

Şimdi Tayyip indirilse de yerine altılı çete gelse, bence adalet yerini de bulur. Çünkü bu enkazın bizim üzerimize devrilmesi adalet değil. Kim yıkılmaya sebep olduysa, enkaz onun, onların üzerine devrilmelidir. Ülkenin hazinesinde para yok, memuruna maaş veremeyecek vaziyette, kara paralarla taklalar attırılıyordu artık o da yok. Araplardan para dilenmenin, milletler arası seviyede kara para transferlerinin de bir sonu var ve oraya gelindi. Millet aç, millet hasta, millet öfkeli v.s. 

Altılı çete iş başı yaptırılınca ben haftalar sayarım. Kaç hafta iktidarda kalabileceklerine, hangi sorunu çözebileceklerine bakarım. Altı haftadan fazla kalabilmişlerse de çok şaşarım. Çünkü ABD’nin bile altı haftası kaldığını zan etmiyorum. Bu gidişle her an ABD de açıkça, görülür şekilde havlu atacak ve çok da karışacak. Hatta bence Türkiye’den önce karışacak.

Evet, bence hiç mahzuru yok. Önce ABD mi yoksa Türkiye mi karışır, o da meselemiz değil. Biz bunca yıldır işlenen bunca vahim suçların hiçbirine ortak olmadık, destek olmadık, sessiz/tepkisiz kalmadık. Bunca yıl sonra aynı duruştayız, duruşumuzu hiç bozmadık. Biz hak etmediğimiz bir yıkılışı yaşamak ve hak etmediğimiz şekilde bir enkaz altında kalmak niyetinde değiliz. Bunları bunca senedir başında tutan halk kesimi de umurumuzda değil. 12 seneden fazladır o halk kesimini de ikaz ettik, onlara nasihat ettik. Yeter, halkın o kesimiyle, idarecilerin bu kesimleri hep beraber bu günleri hazırladılar. Dinimizi bile alet ede ede her türlü melunluğu yaptılar, yaptırdılar, desteklediler, alkışladılar, yediler, içtiler, kustular, pislediler. Şimdi kaoslarını yaşasınlar. Biz karışmayacağız. 

Tayyip ile çetesini darbe ile mi, siyasi oyunlarla mı, hukuk yoluyla mı devirdiklerine de takılmayacağız. Darbe ile bile devireceklerse, biz izin vermeden darbe yapamazlar ama vereceğiz. Biz izin verdiğimizde darbe yapsalar, bize yine sıkıntı olamazlar. İstanbul dağ gibi sağlam bir vaziyette duruyor. Yine Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya yön vermeye, dengeler kurmaya devam edecek. Bu kadim şehri deccalin teşkilatı da yok edemez. Oyalanıp dursunlar, acı akıbetlerini yaşasınlar, biz her safhasında en doğru, en dürüst, en cesur, en adaletli kararlarla, tavırlarla yolumuza devam edeceğiz. Zaman Ankebut Ağına bağlı bütün ülkeleri ve liderleri ve sistemleri mum misali eritiyor. Zaman bizim lehimize, onların aleyhlerine işliyor. Eriyorlar, bitiyorlar ve ne yapmayı denerlerse denesinler, köprüden önceki son çıkışı zaten kaçırdılar. 

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Sıkıp sıkıp atacaksın, başka yol bırakmıyorlar

Pat-la-dık… Bir nefes kadar mesafe kaldı, her gün her yerin barut kokmasına… Nerede hukuk devleti? Nerede yetkililer? Nerede milli güvenliğimiz?

Ayağa kalkıp da şu kadın gibilerden yüzlercesini bir çukura gömesimiz var. Biz, beş milyondan fazla şehidin kanıyla sulanmış olan ve binlerce yıldır yaşadığımız şu topraklarda, kendi vatanımızda, kendi devletimizde, her gün ve her saat ve her yerden şu türlü şeytanca saldırılara, ihanetlere maruz kalmak ve tahammül etmek zorunda mıyız? Bunlar gibileri araştırıp soruşturmak ve yargılamak, zararlarını bir an evvel durdurmak, vatandaşın işi mi, İslami teşkilatların, cemaatlerin vazifesi mi? Ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mı bakması bekleniyor bu işlere ve böyle aleni ihanet faaliyetleri icra eden kişilere? Biz bu kadar şehidi, Türk ve Müslüman rolü oynayan üç beş tane kripto kimlikli kişi her gün dinimize, imanımıza sövsün, saysın diye mi verdik? Sahi, bu milletin vergileri ile geçinen yüz binle Diyanet personelleri nerede, neden bu kadar aleni ihanetlere karşı sessiz ve tepkisizler? Şu kanala, şu suç örgütüne hiç mi denk gelmediler? Bir millet, üç şeyi yıkılarak yıkılır; din, dil, tarih… Bunlara saldıranın başı gövdesinden anında ayrılmalıdır. Aksi halde devlet yıkılır, ayakta tutulamaz. Millet köle olur, kimse kurtaramaz.

Mine Şule Enhoş isimli o kadın, bir yanı gizli Hristiyan, bir yanı gizli Yahudi bir hain. Kadın ileri seviyede pislik bir büyücü… Kadın satanist. Kendini daha çok Yahudi ve satanist olarak görüyor. Kadın sadece Müslümanların, sadece Türk milletinin değil, bütün insanlığın düşmanı. Ahlak, namus, izzet, şeref, haysiyet, karakter, vicdan, dürüstlük, adalet, iyilik, merhamet ve insanlık namına hiçbir şey yok. Dişi bir insan şeytanı… İblis’in peşinde koşuşan satanist muzır varlıklardan… Artık “insan” denilemeyecek olan esfel-i safilinden biri… Seyyar satıcılık yapmayı denese çoğunlukla zarar edecek kadar düşük zeka ve idrak seviyesine sahip olsa da niyetini, ahlakını, insanlığını bu derece bozmuş biri… İslam’a dair bir şey bildiği de yok. Onun bildiği şeytanlık, büyücülük, ayinler, ihanetler…

Konca Kuriş’ten birkaç tanesini bir cebinden çıkartacak kadar ileri seviyede karaktersiz, fitneci, cerbezeci, yalancı ve münafık bir kişi. Gerçekten ilim sahibi bir müslümanın karşısında beş dakika bile konuşamayacak bir kişi. Beş dakikada ağzının payı ilimle, ispatla da verilebilecek, kameralar önünde rezil edilebilecek ama yine de aynı ifsat edici hususları anlatacak, vazifesini yapacak bir baş belası… Aldanarak konuşmuyor, bu kadar fitne fesat, bu kadar uydurma, bu kadar tahrifat, aldanarak yapılacak iş değil. Kasten aldatıyor. Kaşı gözü de ayrı oynuyor. Kimseye güven veren bir görüntüsü yok.

Zaten acınası hallere getirilmiş olan bu milletin evladı iyice, iyice, iyice manevi, ruhi ve maddi tehlikelere düşsün, peşi sıra ülkede huzur, asayiş, sükunet, adalet, ahlak, namus, beden sıhhatine kadar her şey iyice, iyice, iyice bozulsun diye bunu yapıyor. Bütün satanistler gibi bir satanist zihniyetiyle davranıyor. Bu yaptıkları fikir, vicdan, yayın/ifade hürriyeti kapsamında davranışlar değil ve bu ülkenin adli makamlarının derhal konuya müdahil olması gerekiyor. Lakin masonluğun kontrolü altındaki adalet sistemimiz de bunlara kayıtsız kalıyor, hatta böyle pislik kişileri bir de koruyor, kolluyor. Yaptıkları alenen casusluk, alenen ihanet, alenen yıkıcı faaliyet, alenen örgütlü suç…

Bizim on yıldan fazladır yer bulamadığımız, çok takdir edilen yayınlar yapsak da yayınlarımızın yayılmasını sağlayamadığımız, gerçek sahibi CIA olan Youtube ve benzeri platformlar da bunları koruyor. Tahrif edici, yıkıcı, çökertici yayınlarını, iddialarını, uydurmalarını, yalanlarını en öne çekiyorlar da şu milletimize izletiyorlar. Bu gibi kanalların, sayfaların altında yorum yapanların da çoğu aynı suç örgütünün mensupları. Tamamına yakının isimleri ve soy isimleri bile kriptoloji ürünü… CIA’nın o malum sosyal mecralarında, gerçek Türklerin/Müslümanların ise bir tek hususta bile seslerini duyuramaması için sansür üstüne sansür uyguluyorlar.

Birileri son yıllarda ülkemizde paralel devlet arıyor. Asıl paralel devlet bunlar. Kökü dışarıda ve muzır bir teşkilat olanlar bunlar. Kurulu bütün düzeni bozmaya çalışanlar, milleti ve devleti yıkıcı faaliyetler yapanlar bunlar. Türkiye düşmanlarınca fonlananlar bunlar. Türkiye’ye ve Türk milletine ihanet edenler bunlar. Kanalda bu güne kadar bir tane gerçek Türkün, bir tane gerçek Müslümanın yer bulduğu görülmemiş. Onlarca kişi arasında, yüzlerce video arasında kriptolardan başka kimse yok. Hepsi de birbirini bilen, bile göre ihanet eden, çift kimlikli, omurgasız sürüngen ve alçak kişiler. Sürekli “ülkemiz, Türkiye, milletimiz, tarihimiz, biz müslümanlar, kitabımız, hadisler” diye diye Türkiye’ye ve Müslüman Türklere ihanet eden kişiler. Türkiye’den başka hiçbir devletin sisteminin bir saat bile müdahale etmeden durmayacağı kişiler. Dağ başı mı burası, çadır devleti mi yoksa hukukun üstün olduğu bir Türk devleti mi, belli değil artık. İyice haddi aştılar. İnsanların bir tahammül sınırı var.

Masonların, gizli Yahudilerin, gizli Hristiyanların, türlü Türk ve İslam düşmanlarının buluştuğu, desteklediği ve fonladığı… Akademi Dergisi’nin ve on yıldan fazladır “Ezber Bozan” diye diye yayınlar yapan ben mfs’nin isminin bile taklit edildiği… Daha en başından bile her şeyi art niyetle düşünülen ve kurulan… Anlattığımız doğru ve hayra götürücü, bütün insanlığın faydasına olan hususların sık sık kopyalandığı, kopyalanırken mümkün olduğu kadar tahrif edildiği… Bu faaliyetlerin Türk ve Türkiye ve İslam düşmanlığı kapsamında yapıldığı açıkça görülebilen bir kanal Ezber Bozan TV… Aklı başında ve biraz mürekkep yalamış bir devlet yetkilisinin, Ezber Bozan TV kanalında örgütlü şekilde Yahudilik, Masonluk, İsrail menfaatlerine olacak şekilde faaliyet gösterildiğini, bunun sinsice ve gizlice yapılmak istendiğini ama gizlenemez ruh hallerine sık sık bürünüldüğünü ve sık sık açık verdiklerini kısa sürede görür. Kısacık süre içinde bu ekibin ve bu kanalın ve bu kanalla bağlantılı diğer kanalların, dini ve milli değerlerimizi casusluk faaliyetleriyle çökertmek istediklerini görür.

Lakin bu örgüt, bu kadarla sınırlı faaliyetleri olan bir örgüt değil. Videolara çıkanlar arasında bile her türlü şeytani suçlara bulaşmış olanları var. Her türlü kara para işine bulaşmış olanları var. Uyuşturucadan, alkolden, cinsi sapıklıktan, tecavüzden, insan ve hayvan kesilen ayinlerden, kara paralarla haram yemekten yüzü gözü dağılmış, gözünün önünü göremez olanları, o derece şeytanlaşmış olanları var. Bunların ne derece şeytanlaşmış, milletimiz ve insanlık için ne kadar zararlı kişiler oldukları bir insana bir anda anlatılsa, duydukları karşısında psikolojisi bozulur. O yamyam denilenler var ya, onlar bile bunların yanında insan evladı sayılırlar. Avrupanın, Asyanın, Ortadoğunun tarihlerinde, asırlar öncesinden beri bilinen Yahudi pislikleri var ya, insanlık dışı o faaliyetlerin hepsi bunlarda da var. O anlatılanlar, tarihte kalmadılar. Bu ülkede sadece Münevver Karabulut cinayetinin üzerine tamamen ve gerçekten gidilse, kısa sürede yol bunlara da çıkar. Bunların da Adnan Oktarcılardan zerre farkları yok. O Adnan Oktar davası da gerçekten görülse, yol yine bunlara da çıkar.

Bunlar, her nerede insanlık, iyilik, merhamet, sevgi, saygı, adalet, huzur, sükunet, helal rızık, maneviyat görürlerse… Her nerede kurulu bir düzen görürlerse, onların hepsini yıkmayı kendilerine vazife bilirler. Hem de böyle insani ve ulvi değerlere hizmet ediyormuş gibi görüne görüne bu tahrifatı ve yıkıcılığı yaparlar. Bunların yirmi kuşak gerideki dedelerine dair bilgi bulabilseniz, aynını yaparak yaşadıklarını görürsünüz.

Daha geçen sesli yayınla bir dokundum, temas ettim. Gerginliğin yüksek olduğunu anlamalarını sağladım. Lakin şimdi damarıma basar gibi inadına çıkarttıkları kişiye, anlattıkları yalan dolan şeylere, yapılan yıkıcı faaliyete bir bakın. Son çare olarak, insanlık namına artık kalkıp sıkacağız her birine, gömeceğiz hepsinin leşini bir yere, sonra bunları insandan, vatandaştan sayan ve ancak o safhada devletimizin kurumlarını ve kanunlarını işletmeye kalkan, onu da mason birader, gizli yahudi ve satanist dayanışması ile yapmaya kalkan resmi yetkililere de sıkacağız. Buraya kadar geldi bu iş. Başka yolu yok. Kaçtır ikaz ediyorum, anlaşılan o ki bunun yaşanması bekleniyor.

Sınırlarımızdan açık kimliği ile saldıraya geçen düşmanlar/ordular, şu erkek ve dişi insan şeytanlarından binlerce kat daha az zarar verebilirler bu ülkeye ve bu millete… Kim oldukları bellidir, kastettikleri açıktır, harp edilir, zafer elde edilir ya da mağlup olunur. Geriye kalan az da olsa yine millet olarak kalır, dinini, tarihini, lisanını bilen bir topluluk olarak kalır. Sonra nasipse yine yükselir, yine büyür. Ya bunların yaptığı nedir? Bir milleti yaşarken öldürmek değilse nedir? Orduların, akıl almaz savaş araçlarının yapamadığını yapmak değil midir? Nerede o MİT, nerede o Hakan Fidan ve çetesi? Kim onu getirip o koltuğa yapıştırdı? Neden bu millet o Hakan Fidan’ı oradan söküp atamıyor? Kime, kimlere hizmet etmektedir? MİT’in ve Hakan Fidan çetesinin, şu gibi Türk ve İnsanlık düşmanı örgütleri, canavarları, kan içicileri, büyücüleri, satanistleri, teröristleri, muzır varlıkları kollamaktan, yönetmekten, yönlendirmekten ve beraberce insanlık dışı kara para işleri yapmaktan başka işleri, vazifeleri yok mudur? MİT bu maksatla mı kurulmuştur?

Ne CIA tanırım, ne Mossad tanırım, ne MİT tanırım, ne de bu insan şeytanlarını destekleyen, maşa olarak kullanan kara paracı hükumetleri, gizli servisleri, mason çetelerini tanırım. Benim adım Mfs…. Sözümü havada bırakmam. Benden son ikaz. Şimdi herkes hamlesini yapsın, herkesin kararını ve hamlesini bir görelim. Sadece Türkiye’nin karışacağını değil, bütün cihanın karışacağını ve yüz milyonla insan öleceğini bile bilsem, şu insan şeytanlarına icap edenleri yine de yaptırırım. Zaten bu gün yarın karışacak bu ülke de bu dünya da… Hem de mason savcıların, hakimlerin gözlerine soka soka söz konusu suç örgütünün bütün elamanlarına sıktırmazsam ben de mfs değilim. Gerekiyorsa o kripto ve mason savcılarla hakimlerin leşlerini de bunların leşlerinin yanına gömdüreceğim. Haydi, şimdi herkesi bir göreyim. Alabiliyorsa gelsin İsrail alsın, ABD alsın, İngiltere alsın ya da kim alabiliyorsa gelsin alsın şu insan şeytanlarını elimden de göreyim…

Gerçek savcılar, gerçek hakimler, emirlerindeki istihbarat ve kolluk gücünü de kullanarak, önce şunların üzerlerine bir gitsinler. Gizledikleri gerçek kimliklerine, mensup oldukları gayr-i İslami tarikatlara, fonlandıkları Türkiye düşmanı odaklara, talimatlar aldıkları kişilere, gizlice toplanıp ayinler yaptıkları yerlere kadar, canlıları katlederek büyüler yaptıkları yerlere kadar çıkartsınlar meydana. O işler de bize kalmasın. Şu Youtube’a ve benzerlerine de şu devletimizin gücü gösterilsin artık. Çok değil, üç gün hepsine erişim engellensin, nasıl yıkıcı faaliyetlere ve yayınlara izin verdikleri, nasıl insanlık ve Türk/İslam düşmanlığı yaptıkları, gerçek insanları ve en çok da Müslüman Türkleri nasıl sansürledikleri resmi açıklamalarla ve örnekleriyle gözler önüne serilsin bakalım, nasıl ayar alıyorlar. Türkiye, söz konusu sosyal mecraların bütün sorumlularının, milletler arası mahkemelerde, insanlığa karşı işlenmiş suçlara yardım ve yataklık suçlaması kapsamında yargılanmasını sağlasın. Şurası devletse artık devlet gibi işlesin, yoksa adalet dağıtmaya dönük talimatları ben vereceğim.

Mfs – Ezber Bozan – Akademi Dergisi

Geliyor, geliyor

Kafamda birkaç ihtimal oluştu ama şairin bu paylaşımı ile tam olarak hangi mesajı verdiğine, tam olarak ne demek istediğine emin olamadım. Aslında pek de takılmadım. Elon Musk suretinde imal edilmiş olan biyonik robotun içinde hala kadın bir yeşil uzaylı mı var, bu hususta güncel istihbarat sahibi de değilim ama “Acaba, kadınsı refleksler mi bunlar” diye de sorguladım.

Bütün ihtimallere karşılılık olarak söylemem gereken şeyler aslında aynı:

1- Ne olursa olsun, hz. Fatih’in zamanında olduğu gibi yeni bir çağ açılıyor ve buna kimse mani olamaz.

2- Ben ölmedim, ölmüyorum, ölmeyeceğim ve hizmetime devam edeceğim.

3- Benim mekanım ve etrafım, Poseidon teknolojisinin çok ama çok ötesinde bir teknoloji ile korunuyor.

4- Şoklarını anlıyorum, onlar için üzülmüyorum, onlara kıymet vermiyorum. Herkes müstahak olduğunu yaşıyor.

5- Bir ihtimal var ki ben birkaç asır daha bu dünyada kalabilir, ölmeyebilirim.



6- Geçen defa ses kaydıyla Kaf dağını (Van Allen kuşağını) anlatmıştım. Hemen peşinden Disney’in logosunda gök yüzündeki çembere dikkat çekmiş ve deccalden bahsemişti. Dünyada gizlice yaşayan uzaylıların inançları, fikirleri ile de fazlaca ilgilenmiyorum. Lakin anlaşılan o ki bu dünyadan çıkıp gidememek, buraya hapsolmuş bir halde ve hızla sahaya inmekte olan Mfs’ye rağmen bu dünyada yaşamak da uzaylı türlerin ruh hallerini iyice sarsmış. Anlaşılan o ki aralarından bazıları, diğerlerinin mışıl mışıl uyuduğunu, gelişmeleri doğru şekilde değerlendiremediğini ve gereken mücadeleleri vermediğini düşünüyorlar.

7- Elon Musk görünüşlü biyonik robot Twitter’ı alıyordu, o iş ne oldu? Alamayacak mı artık? Ya da alsa bile elinde patlayacağına mı emin oldu? Gündemi değiştirmesi ve bu başarısızlıklarını unutturması mı gerekiyor?

8- Yayınımın üzerine bir gün bile geçmeden paylaştığı bu karikatür, ilk bakışta batı/Hristiyan aleminin, daha detaylı bakışta ise onları oyuncak etmiş uzaylı türlerin korkularını en açık şekilde gözler önüne seriyor.

9- Sadece batı/Hristiyan alemi değil, Yahudi/İsrail alemi de aynı dehşetli korku halini yaşıyor ve bunu gizleyemiyor. Bu defa da İstanbul’daki İsraillilere “Otellerinizden çıkmayın ve kapılarınızı iyice kapatın” dediler. Sanki MİT’in, Mossad’ın ve CIA’nın yan kuruluşu olduğunu bütün dünya öğrenmedi. Sanki İranlılar Türkiye’de görünmezlik kalkanı ile geziyorlar. Sanki İstanbul’dan başka yerlerde, mesela Antalya’da, Bodrum’da, Ankara’da ve daha onlarca ilimizde İsrailliler yok.

10 ve son: Yahudilerin, Masonların, Satanistlerin ve uzaylı türlerin korku dolu halleri, panik dolu halleri aynı mesajları veriyor… Bütün astrologlar, bütün medyumlar/kahinler, bütün aklı başında analiz yapan uzmanlar/siyasetçiler aynı şeyi görüyorlar/söylüyorlar: Karşı konulması mümkün olmayacak bir güçle Türkler geliyorlar. Yeni bir Zülkarneyn devri geliyor. Bu, öyle bir geliş ki Poseidon bile yol kesemiyor, kesemeyecek.

Mehmet Fahri İstanbullu | Akademi Dergisi

Bomba

Şu anda,

AKPKK’yi, MHPKK’yi, MİT’i, Türkiye’deki Mason teşkilatını…

Ayrıca İsrail, ABD, İngiltere devletlerini ve en çok da gizli servislerini…

Şahıslar olarak da en öncelikli olarak Adnan Oktar, Oktar Babuna, Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz, Abdülhamid Gül, Recep Tayyip ve Meral Akşener’i…

Peşleri sıra, adli ve idari kurumlarda vazifeli binlerce mason ve kripto kimlikli devlet memurunu aynı anda patlacak bir bombaya bakıyorsunuz.

Öyle bir bomba ki bu, patlarsa nükleer bomba misali bir tesiri olacak. Merkez noktasından en dış halkaya kadar kim ve ne varsa yıkıp atacak. Ortaya çıkanlarla dünya insanlığı şaşkına dönecek.

Türkiye’de ve dünyada aslında nasıl bir sistemin işlediği… Türkiye’deki hain hükumetler eliyle, devlet kurumlarımız eliyle nasıl da Müslüman Türklerin harcandığı… Mahkemelerin, adliyelerin, cezaevlerinin hatta hastahanelerin ne hallerde oldukları… Devlet sistemimiz içindeki gerçek paralel devlet sistemi… Bu gerçek paralel devletin insan ve organ kaçakçılıkları… Fuhuş işleri, uyuşturucu kaçakçılığı, terör işleri, silah kaçakçılığı ve her türlü pislikleri… Herkesin gözleri önüne serilecek.

ABD, İsrail, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya başta olmak üzere, onlarca ülkede peş peşe benzer bombalar patlayacak, iktidarlar devrilecek, masonlar ifşa olacaklar ve dünyanın her yanında dev gibi yangınlar devam edecek. Zaten tamamen çökmek üzere olan Ankebut Ağı tamamen alev alacak ve bu yangınını söndürebilecek gücü de olmayacak.

Ve bu bombanın pimi şu anda elimde duruyor. Her an pimini çekmek üzere olduğum bu bombanın pimini tam olarak ne zaman çekeceğime ise sahanın şartları karar verecek.

“Sahaya iniyorum” dedim. Defalarca erteledim. “Anlamıyorlar, bütün dünya karışacak” dedim ama ben ikazlar ettikçe anlamadılar, dinlemediler ve bu vakte, bu şartlara gelindi. Bu, tamamen onların tercihiydi.

Ben sahaya iniyorum. Yanandan, yıkılandan, sıkılandan, asılandan, batandan, bitenden, çökenden, ölenlerden, hiçbir şeyden ben mesul değilim. Yansın dünya, saniye tereddüt edersem Mfs değilim.

Mehmet Fahri Patlayankaya | Akademi Dergisi