Etiket arşivi: Mısır

Ben burada oyun oynamıyorum

– Tayvan’ın çevre ülkelerle yaşadığı sorunlar bizim meselemiz değildir. Tayvan’ın Çin’e bağlanması ya da bağlanmaması da bizim için mühim değildir.  Tayvan meselesinden büyük bir askeri çatışma çıkması da bizim için çok mühim değildir. İhtimal dahilindeki bu askeri çatışmanın tarafı değiliz, olmayacağız. Zaten fiilen NATO üyesi de değiliz. Türkiye’de bu hususlarda da çatlak sesler istemiyorum. Herkes neye, kime destek verdiğini, nasıl oyunlar içinde kalacağını, Türkiye’yi nasıl bir ateşe atacağını ve dolayısıyla ne şiddette bir karşılık göreceğini iyice hesaplasın, kendi sonunu da düşünsün ona göre konuşsun ya da yazsın. 

– Kuzey Kore’yi ya da herhangi bir ülkeyi demokrasiye zorlayan biri değilim. Ben demokrat değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Hiç kimseyi de demokrasi denilen şeytani sisteme zorlamayacağım. Hiç kimsenin de hiç kimseyi demokratik sisteme zorlama hakkı yok. Kuzey Kore’nin hali açıkça gözler önünde ve iyi bir halde değil. Sorunlarının çözümü demokraside de değil. Bunların haricinde, Kuzey Kore’nin şu anda Tayvan, Güney Kore ve Japonya meselelerinde taraf olması, hatta askeri çatışmalara dahil olması beni rahatsız etmiyor. 

– Benim haritamda Güney Kore, Tayvan, Japonya, Ukrayna, Finlandiya, İsveç, Norveç, İngiltere, İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur, Danimarka, Hollanda, Ermenistan, İran denilen yerler yok. Bunlara çoktan çizik çektim. Bu coğrafyalarda siyasi haritalar değişecek. Bunların çoğuna zamanında gerekli eli uzattım, mühleti verdim, ikazlar yaptım ve kararlılıkla tercihlerini yaptılar. Sonlarını kendileri belirlediler.  Türkiye ve gerçek müttefikleri bu gibi devletler ve devletçikler konusunda batı dünyasından bu yana doğru esen suni rüzgarlara kapılmayacaklar. Batı dünyasının daha doğru ifadeyle grilerin, Asyanın söz konusu bölgelerine dair nasıl planları varsa, kendileri o planları uygulama peşinde koşacaklar. Bizi ve gerçek müttefiklerimizi bu işlere karıştırmayacaklar. Karıştırmaya kalkarlarsa safımız Asya safı olacak. 

– Batı dünyasının Türkiye’deki piyonlarından olan gizli Ermenileri/Hristiyanları ben listemden sileli yıllar oldu. Son süreçte de beni gizli Hristiyanlar hususunda kızdırdılar, öfkemi ve kararlarımı kısmen de olsa ilan ettim. O günden beri Türkiye’deki gizli Hristiyan hainlerde yaprak dökümü devam ediyor. Maddi kayıpları da can kayıpları da hızla artıyor. Daha da devam edecek. Buna rağmen, benimle ortak paydalarda hareket ediyormuş gibi görünen dünya genelindeki bazı unsurlar, ülkemizdeki gizli Hristiyan siyasetçilerin üzerine oynamaya başladılar. Bu, vahim bir hata… Hususiyle Amerika Birleşik Devletçiklerinde bulunan, kendilerine bir süredir sahayı/meydanı açtığım bazı unsurların, böyle bir anda bu kadar vahim bir karar vermeleri, akıl alır gibi değil. Bu hususta da ikazlarımı yapmış bulunayım.

– Tayyip’in ve çetesinin işi bitti. Bitti diye, gizli Hristiyanların sözde siyasi partilerini ve sözde siyasi liderlerini muhatap almak, alternatif görmek zorunluluğu yok. Ben Tayyip’i seçimle indirmeyeceğim. Meşru bir halk, adalet sistemi ve ordu darbesiyle indireceğim. Bunu yaparken hep söylediğim gibi gizli Hristiyanların sözde partilerini ve teşkilatlarını da toplayıp alacağım. TBMM’yi merkezi bir mahkeme salonu yapacağım. Bunu birkaç tekrarla ifade ettim. Nesi anlaşılamıyor, anlaşılıyorsa kime güveniliyor da karşımda aksi kararlar alınır, anlamak mümkün değil. Abdullah Gül başta olmak üzere, bu memlekete ve millete bu güne kadar her türlü ihanetleri etmiş, her türlü terörün ve bölücü faaliyetin içinde yer almış, her türlü kara para işlerinde faal olmuş gizli Hristiyanları kim desteklerse, onlara kimler meydan verirlerse, ben dünya genelinde onların hepsini boğarım. İşlerini de siyasi dengelerini de kara para işlerini de hep bozarım. İktidarlarını da dev şirketlerini de yıkarım. Benden söylemesi… Ben ülkemi İngiltere’nin örtülü işgalinden, sömürmesinden, dayatma rejiminden kurtarmak için bu kadar bedel ödüyorken, “Ben İngiltere’ye Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için geldim” diyen gizli Ermeni hainin, ayağımın altında bile yeri olamaz. Onu da çetesini de onlarla birlikte hareket eden dünyadaki bütün tarafları da yerle yeksan ederim. Ben burada oyun oynamıyorum, vatan ve millet müdafaası yapıyorum. 

– Mısır denilen ülkede korku, endişe havası hakim. Ben Mısır’ı muhatap almaya bile değer görmüyorum. Geri çekilecekse çekilsin. Çekilmeyecekse, ne hüneri varsa karşımızda sergilesin. Yunanistan’dan sonraki hedefimiz olur. Mısır’ı da diktatörlerden, kara paracılardan, insan kasaplarından, insanlık düşmanlarından, satanist büyücülerden kurtarır ve topraklarımıza da dahil ederiz.

– Sadece Güney Azerbaycan değil, bütünüyle İran denilen o kadim Türk toprakları, ülkemizin topraklarına dahil olacaklar. Bunu bozmak için bölgeye askeri unsurlarını getirmek isteyenler, çok bahaneler aramasınlar, danışıklı oyunlar kurmasınlar, açıkça hemen getirsinler. “Getiremezler” demiyorum ama geri götüremezler.

– Avustralya da İngiltere’nin kontrolünden çıkacak. Bu süreçte Avustralya’ya hep beraber gereken destekleri vereceğiz. 

– Nükleer bir savaşa artık karşı değilim. Kim kime karşı kullanabiliyorsa kullansın, engellemeyeceğim. Sadece Türkiye’nin ve gerçek müttefiklerinin karşısında kullanılmasını engelleyeceğim. 

– Yerin altı cehenneme döndü. Uzaylı şehirlerinden bazıları çok perişan hallerde. Yananlar, çökenler, patlayanlar, toplu can kayıpları aldı yürüdü… Sürekli benimle irtibat kurmayı deniyorlar “Dur, dur” diye yalvarıyorlar. İkaz etmiştim. Yeryüzünde suni kuraklık, kıtlık, suni enerji krizi, insanlara ve hayvanlara yüksek teknolojili saldırılar devam ettikçe, LGBT baskısı devam ettikçe, terör devam ettikçe, organ ve insan kaçakçılığı devam ettikçe ben de yerin altında büyük sıkıntılara sebep olmaya devam edeceğim. Yeryüzünde İblis’in planlarına, Deccalin planlarına izin vermiyorum, vermeyeceğim. 

– Türkiye’de bulunan sivil ya da asker bütün Katarlıları ayrıca Türkiye vatandaşları arasından Katarla ya da Katarlılarla iş tutan herkesi oyundan düşüreceğim. Bunların büyük çoğunluğu kısa sürede ölecekler, diğerlerinin de başlarına gelmeyen kalmayacak. 

– Yeşillerin grilerin ya da diğer türlerin çatışmaları beni ilgilendirmiyor. Pakistan’ın başında İmran Han’ı, Brezilya’da Bolsonaro’yu görmek istemiyorum.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..

Her şey kontrolüm altında

Herhangi bir sorun yok, her şey mükemmel şekilde ilerliyor.

Son dönemece hep beraber girmek üzereyiz. Ben dümeni bu dönemece tam manasıyla ve somut şekilde çevirdiğim anda Türkiye merkezli olarak yeni bir dünya düzeninin somut temelleri atılmış olacak. Buna izin vermek istemeyenler de Türkiye merkezli olarak dünyanın dört bir yanını karıştırmak isteyecekler. Ellerinden gelen her şeytanlığı, kötülüğü yapacaklar. Son dönemece girmek üzereyken herkesin bilmesi gereken hususlar var:

– Yeşiller ile Griler arasındaki sorunlar, çatışmalar iyice büyüdü ve şiddetlendi. Bu nedenle, dünya siyasetinde “danışıklı” olarak çevrilen pek çok proje hızla gerçek çatışmaya/mücadeleye döndü, dönüyor

– Bunun haricinde, yeşiller kendi aralarında, griler kendi aralarında da ayrışmış hallerdeler. Grilerden olup Yeşillerle yoluna devam edenler, Yeşillerden olup Grilerle yoluna devam edenler var. Gruplaşmalar çok fazla… Bu da dünya insanlarının görüş alanındaki meselelerde her an her şey olabileceği, ani değişikliklerin sık görülebileceği manasına geliyor. Bu, benim de sık sık ani karar değişikliğine gidebileceğim manasına geliyor.

– Kraliçe Elizabeth suretinde imal edilen biyonik robotun içinde, Yeşillerle yoluna devam eden bir gri var. Bu nedenle de Elizabeth karakterini çok yakında oyundan düşüreceğim. Bunu daha önce haber vermiştim. Kraliçe ile bir türlü anlaşamıyormuş görüntüsünde olan Kraliyet ailesi mensupları arasında, kazananlar klubünde olmaya çoktan karar vermiş, doğru yolu seçmiş olan griler var. Onlarla yakın durmaları dünyadaki pek çok siyasetçiye ve iş adamına faydalı olacaktır. Şu andan itibaren büyük sermaya sahipleri için tamamen güvenli hiçbir liman yok. Kısa sürecek bir doğum sancısının ve büyük hadiselerin ardından, onlar için en güvenli liman Türkiye olacak.

– Israrla karşıma dikilen ülkelerin/liderlerin donanmalarının en seçkin gemilerini bile yüzlerce, binlerce kilometre öteden patlatabildiğimiz doğrudur. Yangınlar çıkartabildiğimiz, elektronik ve mekanik kontrol sistemlerini bozabildiğimiz, içindeki mühimmatı bozabildiğimiz doğrudur. Gemilerin kaptanları başta olmak üzere personellerini zihin kontrolüne alabildiğimiz, öldürebildiğimiz doğrudur. Daha önce kısaca yazıp geçmiştim ki istersek bize ısrarla düşmanlık yapan ülkelerin nükleer bombalarını bile uzaktan patlatabiliriz.

– Biden’ın çok çok az vakti kaldı. Türkiye üzerinden çevrilen göçmen/insan kaçakçılığı, organ kaçakçılığı işlerinde Biden’ın çok büyük payı var ve bu işler baltalandıkça Biden, Kamala, Austin başta olmak üzere o malum çete ve dolayısıyle Yeşiller daha çok zora giriyor.

– Putin, çok yoğun çarpılmaktan ötürü önünü bile göremez halleri sık ve uzun süreli yaşıyor. Putin karakteri de aslında çoktan oyundan düştü. Onu da orada uzun süre tutamayacaklar. Biden’ın ardından kısa sürede Putin de tarih olacak. Yeşiller dünyanın her yerinde kaybedecekler. Biden, Putin ve Şi’nin danışıklı dövüşen biyonik robotlar olduğunu duymamış, öğrenmemiş belki de tek bir dünya insanı kalmayacak.

– “Çin merkezli yeni bir Ankebut ağı” projesi kapsamında daha çok Yeşiller tarafından ve hormonlu/dengesiz şekilde büyütülen Çin’i çoktan kendi kabuğuna çekilmiş bir Çin’e dönüştürmüştük. Afganistan/Taliban planlarından tutun da Afrika planlarına, dünyanın dört bir yanındaki kara para işlerine ve siyasi oyunlarına kadar bozduk. Çin, önce büyük holdinglerden zorla yüzlerce milyar dolar toplayarak krizi aşmayı denedi. Olmadı, olmayacağını, Çin’in bu mali krizden çıkamayacağını ve parçalara ayrılacağını söylemiştim. Şimdi de kendi insanlarını nakite çevirmek için sahte pandeminin ayarını iyice kaçırıyor. Bu da tutmayacak, bu çıldırmışçasına çırpınışı ve zulmü arşa vardırması da Çin’i kurtaramayacak. Yeşillerin kontrolündeki Çin de hak ettiği hallere düşecek. Bütün dünya, Çin’in içinin nasıl da kof, nasıl da çürük olduğunu görecek. Dünya insanlığının danışıklı dövüşen siyasetçiler, ayrca basın ve medya üzerinden Çin hususunda nasıl da kandırıldığı görülecek. Ankebut Ağı’nın kurmak istediği “yeni dünya düzeni” her kısmıyla çökecek.

– İran, Mısır ve benzeri ülkelerin ise hiç şansları yok. Güney Azerbaycan, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Çeçenistan, Dağıstan, Karaçay, Adige, Kırım ve çevresi ve Irak hep Türkiye’ye bağlanacaklar. Bu olurken kimseye zulüm, katliam, haksızlık yapılmayacak. Denizden ve karadan Türk devletleriyle bağımız/yolumuz olacak. Yeşiller orta Asya’da da kaybetmeye devam edecekler. Bütün bunlar çok çok kısa sürede olacak. Bu koca Türk diyarının her bir yanında aynı anlarda birbirinden büyük onlarca dev proje yapılmaya başlanacak. Bunlar, dünyanın geri kalanının sadece şaşkınlıkla izleyip tartıştığı projeler olacak.

Geçen 15 gün içinde benimle birlikte hareket eden tarafların sayısı ve gücü hızla arttı. Daha sahaya inmeden, inme ihtimalimle bile çok büyük gelişmelere, bazı yerlerde ise çok büyük durgunluğa, krizlere sebep oldum.

Türkiye’deki taraflar arasından, kazananlar klubünden olmak isteyen taraflar da artık net, dik durmalılar. Söz konusu hususlarda, durduğum gibi durmalılar. Kırmızı çizgilerime yüksek hassasiyet göstermeliler. En başta da Türkiye üzerinden yeşillerin çevirdiği insan kaçakçılığı, organ kaçakçılığı işlerine yani göçmen politikasına karşı çok sert tepki göstermeliler. Biden’ı ve çetesini, Putin’i ve çetesini açıkça, en net cümlelerle karşısına alamamış ve tavrını sergilememiş hiç bir tarafı dikkate almayacağım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Nabız kaç? Atıyor mu?


Nabız kaç? Atıyor mu?
Pes etmeyin, adrenalin verin, şoklamaya devam edin.


Ne kendi etti rahat, ne aleme verdi huzuuuurrrr
Dünyadaki en büyük insan şeytanlarından biriydi,
Şimdi dayansın ehl-i kubuuuuurrrrr


Bu gün kimlerin, hangi kara paracıların, hangi hainlerin korona virüse yakalandığını açıkladığını takip ettiniz mi?

Tek tek uğraşmaya değer görmediğimiz ve kanal duvarını doldurmasını istemediğimiz için vermiyoruz ama ilgilileri takip etsinler gelişmeleri. Artık çarpılmayanları bile, çarpılacaklarına kesinlikle inandıklarından, korona diye diye kendilerini geri çekiyorlar.


Bu arada, Mısır piramitleri pek çok maksatla yapıldılar ama en önde gelen hedeflerden ikisi metafizik saldırılardan korunacak korunaklı bir mekan yapmış olmak ve suni/yapay afetlerden korunacak korunaklı bir mekan yapmış olmaktı.

O yüksek bilim ve teknoloji çağında da devletler suni felaketler yapabiliyorlardı ve sebep oldukları suni depremler, fırtınalar, kasırgalar, hortumlar sayesinde düşman devletten/milletten milyonlarca kişinin ölmesine sebep oluyorlardı. Firavunlar bunları ifade ederek halkını seferber ediyor ve Mısır halkı piramitleri gönül rızasıyla, kölelik/baskı/tehdit olmadan yapıyordu. Çok da iyi şartlarda çalıştırılıyorlardı. İyi besleniyorlardı, sürekli tıbbi destek alıyorlardı. Son yapılan kazılardan birinde, piramitlerin inşasında çalışan kişilerden birinin iskeletinde kırık sonrası ameliyat izi de bulundu ve açıkça dünyaya duyuruldu. Lakin malum basın ve medya bilim adamlarınca açıklanan bu gerçeği açıkça insanlığa duyurdu mu?

O devirde metafizik tekniklerle de devletler/milletler arasında çatışmalar yaşanıyor ve kısa sürede milyonlarca kişinin metafizikle öldürüldüğü oluyordu.

Piramitleri yapmanın bir sebebi de uzaylıların metafizik saldırılarından korunmaktı. Bu güne kadar bu gerçekleri çok sayıda bilim adamı ve gizli servis çözdü ama dünya insanlığına anlatıldı mı?


Kaç zamandır yazacaktım da ortam buna hazır değil diye hep geri durdum. İstesek Çin’in, ABD’nin ya da Rusya’nın ordusundaki mevcudun yarısını bir günde metafizik tekniklerle öldürebiliriz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şu metafizik işlerini de artık bırakın.

Boş yere milyonlarca cin kabilesi ve toplamda milyonla medyum öldü. Sayılar son bir haftada o kadar yükseldi ki ben işin içinde olduğum halde şaşkına döndüm.

O konseyle konuş, Trumpla ve Amerikayla da bir ortak paydada buluşalım, cemaatimizin taleplerini yerine getirsinler ve sonra onları da rahat bırakalım hatta yer yer destekleyelim.

Siz niye çile çekiyorsunuz? Az akıllı olun, bizimle yol alın ve bırakın Çin ile Rusya çekeceğini çeksin.

Space science concept.

Beni boşa uğraştırmayın

Bütün planlarınız çöktü. Mfs yalnız, çaresiz ve güçsüz kalmadı. Hep hatalı kararlar aldınız ve Mfs sizi bir kez daha şoklara soktu. Bundan da büyük darbeler alarak ve çok güç kaybederek ve çok zarar ederek çıktınız.

Tekrar ettirmeyin. Ben bir süre ağırdan gideceğim, verdiğim sözlerimi tutacağım. Yine olmadık hatalı yorumlar yapmayın ve bunu da zayıflık zan etmeyin . Bu sürede bana verdiğiniz sözleri tam tutup tutmayacağınıza ve eksik aksak kısımları çözüp çözmeyeceğinize bakacağım.

Bir kez daha hayal dünyasında gemiler yüzdürürseniz ve olmadık planlar içine girerseniz ve bir kez daha çok kızarsam, bu defa frenim patlar ve beni ben bile durduramam. iyi bir şans değil mi bu? Kullanın, değerlendirin. Ortak paydalarda hareket edin. Ortak düşmanlarımıza karşı gevşemeyin, planlarınızı aksatmayın, sebeplere uyun, kendinizi olduğunuzdan güçlü görmeyin. Bu fırsatı da kaçırmayın. Eksik kalan kısımları tamamlayın, biz sizin önünüzü beklediğinizden daha büyük ve daha hızlı açacağız.

Bence bu dünyanın en başta Çin’den kurtulması lazım. Rusyanın etrafının boşaltılması ve sonra Rusya’nın dağıtılması ve yok edilmesi lazım.

O konsey de emri/sistemi altındaki her gruba talimatları net versin ve şu metafizik pislikleri, medyumları, büyücüleri tamamen durdursun. Biz zaten Çinlilerle, Ruslarla ve rahat durmazlarsa Yeşillerle ve Grilerle çatışacağız.

Haydi bakalım bu defa neler yaşanacak.

Sisi yanlış yapıyor ve sonunu hazırlıyor.

Sisi ruh sağlığını iyice bozuyor. Zaten sağlığı iyi olsa bile şu olayları/dengeleri doğru okuyup doğru kararlar verebilecek bir liyakati yok. Şu dengeler arasında tutup Rusya’ya yakınlaşabiliyor.

Son zamanlarda çok yanlış kararlar alıyor. Halbuki ben onu uyardım. Böyle giderse Sisi çok kısa zamanda ve çok az emekle devrilir. İyi de olur. Ben Rusya ve Çin’e yakın bir Mısır görmektense Ankebut Ağının tekrar nüfuzuna girmiş bir Mısır görmeyi tercih ederim. Hatta bu yöndeki çabaları desteklerim.

Başın sağ olsun Sisi! Dört adamın da öldü. Çok direndiler, çok tekniktiler ve binlercesine bedeldiler. Lakin uzun sürmedi ve öldüler. Haberi benden duymuş ol, birazdan sana zaten söylerler.

Mısır’ın en kadim ve en ağır büyülerini bilen ve bana yapan ve aynı zamanda medyum olup saldıran dört adamını kaybetmek sana evlat acısı gibi koyacaktır ama bizde hiç zarar ziyan bile olmadığını bilmek ve o adamların ağızlarından burunlarından kanlar gelerek feci öldüklerini bilmek de sana çok koyacaktır.

Seni çarpmayacağız, endişe etme. Senin devrilmen ve asılman lazım. Sen bunu çoktan hak ettin.

Mehmet Fahri Sertkaya

El Ezher’e Masonluğu sokan, İngiliz ajanı bir sahte İslam alimi; Muhammed Abduh kimdir?

El Ezher’e Masonluğu sokan, İngiliz ajanı bir sahte İslam alimi; Muhammed Abduh…

Muhammed Abduh, 1849 yılında Mısır’da doğdu. İlk tahsiline Tanta’da başladı. Bir müddet sonra medreseyi terk ederek köyüne döndü ve ziraatle meşgul oldu. 1866 yılında Kahire’ye giderek Cami-ül Ezher Üniversitesine girdi. 1905’de İskenderiyye’de öldü.

Cemaleddin Efgâni’nin en meşhur talebesidir. Nakli, aklın gerisinde bıraktı. Kendi görüşlerini oluşturmada müsteşriklerden faydalandı. Mısır’da el-Ahran gazetesinde yazıları yayınlanmaya başladı. Bu gazete Arap milliyetçiliğini ön plana çıkarıyor ve Osmanlı aleyhinde neşriyatlarda bulunuyordu. 1881 yılında Arabî İsyanına destek verdiği için önce hapsedildi, 1882’de Mısır’dan çıkarıldı. Beyrut’a gitti, fakat Ehl-i Sünnet âlimleri fırsat vermediği için fikirlerini yayamadı. 
Cemaleddin Efgânî’nin daveti ile Paris’e giden Abduh hocası ile birlikte Ürvetü’l Vüska’yı çıkarmaya başladı. 1885’de Beyrut’a döndü ve Tevhid Risalesi’ni yazdı. Affedilen Abduh, Mısır’a geçti. Zararlı fikirleri bilindiği için evvela mahkeme heyetinde memuriyet verildi. Lakin sonra İngilizlerin desteğiyle Ezher Üniversitesi İdare Heyetine girdi. Sonra üniversitede etkisi artınca üniversite kısmındaki dersleri kaldırarak eğitimdeki kaliteyi düşürdü.

Muhammed Abduh, hocası Cemaleddin Efgânî gibi mason olmayı tercih etmiş, hatta Mısır’da müstakil bir mason locası kurmuştur. Beyrut Mason Locası Başkanı: 
➥ ”Mısır’da Cemalettin Efgani’den sonra Mason Locası başkanı olan İmam Abduh Masonluk ruhunu yayarak çok hizmet etti” demiştir.

İngiltere’nin Sömürge Valisi Lord Cromer şöyle diyor: 
➥ ”Kuşkusuz İslami reformist hareketinin geleceği Şeyh Muhammed Abduh’un çizdiği yolda ümit vaad ediyor. Ve o yolun yolcuları Avrupa’nın her türlü yardım ve teşviklerine layıktırlar.” (1)

Corci Zeydan, Muhammed Abduh’dan şöyle bahsetmişir: 
➥ ”Öncekilerin sözlerine bağlanmamış, onların koyduğu kaidelere değer vermemiştir.”

Muhammed Abduh’un yazmış olduğu Tefsir-ü Cüz-i Amme, Osmanlı Devleti tarafından yasaklanmıştı. Abduh, 1872 yılında ilk defa İstanbul’a gelmiş, lakin 3 gün içerisinde geri çıkarılmıştı. Daha sonra yine İstanbul’a gelen Abduh’a, Sultan İkinci Abdülhamit Hân şöyle demiştir: 
➥ ”Bizde müftüleri halife tayin eder. Siz Mısır müftüsü olduğunuzu söylüyorsunuz. Biz sizi müftü tayin etmedik. Sizi kim müftü tayin etti? İngiltere mi?”

Muhammed Abduh, Bahaîliğin kurucusu Bahâullah’ın oğlu Abdulbahâ ile görüşmüş ve hatta talebesi Reşid Rıza’nın anlattığına göre onun etkisinde kalmıştır. Ayrıca Bahaîliğin etkisi, Abduh’un Tevhid Risalesinde geçen ”Terakkiperver Vahiy” anlayışında görülmektedir.

Muhammed Abduh, Glodstanca’ya şöyle mektup yazar: 
➥ ”İster âlim olsun, ister cahil, ister asker, isterse sivil olsun, bütün Mısırlılar Türklerden nefret ve onların rezil hatıralarından istikrah eder.” Hocası Cemaleddin Efgânî’nin Osmanlı’ya gelip insanlara Türkçülük aşılaması, Araplara karşı kışkırtması ve kendisinin de Arap milliyetçiliğini körüklemesi oldukça düşündürücüdür.

1890 senesinde Muhammed Abduh’a talebe olmuş ve Çumra’da vaizlik yapan fötr şapkalı Tahsin Hoca ile Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri arasında şöyle bir konuşma cereyan etmiştir:

Süleyman Efendi (k.s.): ”Nerede okudunuz?”

Tahsin Hoca: ”Cami-ül Ezher’de okudum, efendim.”

Süleyman Efendi (k.s.): ”Hocanız kimdi?”

Tahsin Hoca: ”Muhammed Abduh, efendim.”

Süleyman Efendi (k.s.): ”Hocanızın akidesini biliyor muydunuz?”

Tahsin Hoca: ”Maalesef Masondu, efendim.”

Süleyman Efendi (k.s.): ”Peki diğer hocaların yüzde kaçı masondu?”

Tahsin Hoca: ”Yüzde doksan dokuzu efendim.” (2)

Yine Glodstanca’ya yazdığı mektupta şöyle der: ”Dinin kafasını dinin kılıncından gayrisi ile kesmeyin.”

Muhammed Abduh, resim ve heykele izin verir. (el- Fetava) Muhammed Abduh, akıl ile anlaşılamayan şeyleri, melek, şeytan ve cin gibi unsurları inkâr etmiştir. Hâlbuki Allah-ü Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de: 
➥ ”Hani meleklere, ‘Âdem’e secde edin’ demiştik de, İblis’ten mâada bütün melekler hemen secde etmişlerdi. İblis secdeden kaçındı, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.” (3)

Yine başka bir ayet-i kerimede: ”Ey ins ve cin toplulukları! İçinizden size benim ayetlerimi anlatan ve bugününüzün gelip çatacağını haber veren peygamberler gelmedi mi?” (4)

Yine Musa (a.s.)’ın asası ile Kızıldeniz’i yarmasını med-cezir olarak yorumlamıştır. ”Bir şeyin Kur’an’da bulunması, onun sahih olmasını iktiza etmez.” diyor. Yani –hâşâ- Hz. Kur’an’ın doğruluğunu sorguluyor. Fil Sûresindeki siccin taşlarını mikrop olarak te’vil ediyor. Bunun cevabını uzunca, Yaşar Nuri Öztürk bölümünde verdik.

Muhammed Abduh’un bunca ifsadına karşılık Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi şöyle diyor: 
➥ ”Şeyh Muhammed Abduh’a nispet edilen ıslahi kalkınmaya gelince hulasası şudur: Abduh, Ezher’i, dini üzerinde donup kaldığı için harekete geçirmiş ve Ezherlilerin çoğunu hatvelerce dinsizliğe yaklaştırmış; amma dinsizleri bir adım bile dine yaklaştırmamıştır. Şeyhi Cemaleddin Efgânî vasıtasıyla Ezher’e masonluğu sokan odur. Nitekim Mısır’da açılıp saçılmaya terviç hususunda Kasım Emin’i teşci eden de odur.” Mustafa Sabri Efendi yine şöyle demiştir: 
➥ ”Bunda şaşılacak bir cihet yok! Çünkü şeyh donuk ulemadan değildir. Üstelik müctehiddir! Şeriat kanunu ile Fransız kanununu bir araya getirerek ikisi ile de amel etmeye, ona ictihadı müsaade etmiştir! Lakin bir İslam müftülüğünde Allah’ın indirdiği kitap ile fetva veren, isti’naf mahkemesinde Allah’ın indirmediği ile hükmeden şeyh Muhammed Abduh’un, İslam’da Ebu Hanife en-Nu’man’ın haiz olduğu gibi ictihat rütbesini haiz bir imam olması, din ve ilim namına, fazilet, adalet ve emanet namına zulümdür, haramdır. Ebu Hanife ki, hapishanede ölmüş, verâ ve takvası Abbasi Halifesi Cafer-i Mansur zamanında şer’i kadılığı kabule müsaade etmemiştir.” (5)

Muhammed Abduh ve taifesi yüzünden yüce dinimiz, yabancılara eğlence konusu olmuş ve Batılılar İslam’ı bilgisiz ve cahil kişilerden öğrenmişlerdir. Yalnız bunun vebali dahi onların boyunlarına yeter.

(1) M. Muhammed Hüseyin, Modernizmin İslam Dünyasına Girişi

(2) Ehl-i Sünnet’i Müdafaa ve Bidatleri Tenkid, Heyet, s. 210, Bedir Yayınevi

(3) Sûre-i Bakara/34

(4) Sûre-i Enam/ 130

(5) Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Mevkifü’l Aklî ve’l İlmî
Akademi Dergisi