Etiket arşivi: MHPKK

Sivil muhtıra

Konserlerin iptal edilmesini tasvip etmiyorum. Bu devlet, kanunlarla yönetilen bir devlet ise, bu güne kadar sayısız kere yapılmış konserlerin onlarcasının, son zamanlarda peş peşe ve dikkate alınır bir gerekçe gösterilemeden iptal edilmesini kabullenmek mümkün değil.

İddia edildiği gibi konserlere “halkın yoğun tepkisi” varsa ve konserlerde “türlü ahlaksızlıklar” yaşanıyorsa, bir kanun/hukuk devletinin bu halde ne yapacağı bellidir. İddia edilen ahlaksızlıkları yapanlar hakkında adli işlemler yapılır. Demokrasinin gereği de hemen yapılır, çoğunluğun talebi TBMM’de hiç bir tereddüt sergilenmeden kanunlaşır. İktiza ediyorsa yeni kanunlar çıkartılır, iktiza ediyorsa mevcut kanunlar güncellenir ve her şey hukukuna uygun olarak idare edilir. Hukuk devleti bu usulle işler ama hukuk devleti olduğu iddia edilerek mafyalar, gizli servisler, İngiliz casusları tarafından yönetilen devletler ise uygulamada gördüğümüz gibi işlerler.


AKPKK-MHPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün dibi gördüğü, hareket sahasının kalmadığı, bu milletin tamamına yakını tarafından istenmediği çok açık şekilde gözler önünde. Millet patlama seviyesinde. Sokakların nabzı ile basın ve medya arasında uçurum var. Çavuşesku zamanında denenmiş ama hüsranla bitmiş usullerin günümüzde tekrar denenmesinin kimseye faydası yok. Bu derece akıl ve mantık dışı zorlamaların Çavuşesku dönemiyle aynı neticeye çıkacağı ise tartışılmaz bir gerçek. On milyonlarca kişiden teşekkül etmiş koca bir millet, keyfilikle, zorbalıkla, yalanlarla, tehditlerle, mahkemelerle bastırılamaz, durdurulamaz.

Türlü ihanet ve usulsüzlüklerle bulundukları makamlara gelmiş/getirilmiş olan bir avuç gayr-i resmi yetkili çapulcunun, her an “meşru halk tepkisi” gelecek ve kısacık sürede devrilmeleri mümkün olacak diye paranoyaya bağlamışçasına kanunsuz bir şekilde devlet dediğimiz sistemi idare etmeye kalkmaları, asla kabul edilemez. Bu baskı, bu tedhiş, bu keyfilik ve bu damara basarcasına müdahale tarzları kabul edilemez. Yüzlerce milyar dolar vurgun vurmuş en üst hain isimler tarafından küstahça yapılan “İşsizlik, açlık, kriz yok” mealindeki açıklamalar kabul edilemez. En son denenen “Enflasyon yüksek, kriz var ama alım gücü önceki zamanlardan daha yüksek” şeklinde akıl, mantık dışı açıklamalar da kabul edilemez ve endişe ettikleri tepkileri bastırmayacağı gibi çok daha yüksek seviyede tepkilerin daha kısa sürede sergilenmesine hatta milletimizin bu tepkiler sırasında kanunların sınırlarının dışına topluca çıkmasına sebep olur.

Şu şartlarda bile on milyondan fazla güya mültecinin ülkede tutulması, onların birinci sınıf, vatandaşlarımızın ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesi… Hala sözde mülteciler üzerinden kara paralar elde edilerek ülke maliyesinin ayakta tutulmaya çalışılması… Hala gelmekte olan kara kış için “gerçekte” hiçbir tedbirin alınmamış, hazırlığın yapılmamış olması… Hala ziraat ve hayvancılığın bitirilmesi için kasten beklenmesi, kasten hatalı uygulamalar yapılması, yaptırılması… Hala enerji ve gıda stoğu yapılmaması… Hala mahkemelerin adalet dağıtılan yerler haline getirilmemesi… Hala fikir, vicdan ve ifade hürriyetlerinin azami seviyede bastırılmaya çalışılması… Hala sınır dışı pek çok bölgede ordumuzun kara para işlerine alet edilmesi… Hala ülkemizde hiç kimsenin can, mal, ırz emniyetinin bulunmaması… Daha saymakla bitmez sorunlar, hukuksuzluklar, tehlikeler, sıkıntılar… Özetle, hala İngiltere/Kraliyet ne emir ederse onların yapılması, bu ülkedeki hiçbir sorunun çözülmeyeceğini, idareyi elinde tutan hainlerin kasten sorunlar çıkarttığını gözler önüne seriyor. Bu da artık siyasi sisteminin sözde muhalefet partileri dahil “bütünüyle” devre dışı ve gayr-i meşru olduklarını açıkça gözler önüne seriyor. Hiçbir milletin bu hale gelmiş bir siyasi otoriteye ve böylesine çığırından çıkmış hainlerle dolu bir siyasi kadronun emirlerine amade olmuş “sözde bağımsız” bir adalet sistemine itaat etmesi beklenemez. Bu şartlarda bir milletin bu haldeki otoriteye ve adli makamlara ve bu makamları temsil eden millet düşmanı, İngiliz uşağı hainlere itaat etmesi, vatanına ihanet etmesi demektir.

Bu millet her şeyi gördü, anladı. Bunca yıldır AKPKK’ye itirazsız destek veren lüzumsuzlar bile anladılar ve hatta şu anlarda onlar itiraz hususunda en üst seviyede yer alıyorlar. Bu milletin öfkesini Kraliyet görmezden gelmek isteyebilir. Kraliyetin emrinde olan ABD ve CIA görmezden gelmek isteyebilir. Onlar için, kontrolleri altındaki onlarca gayr-i resmi sömürge ülkelerden birinin içten karışması olarak yorumlanacak, çok umursanmayacak hadiseler yaşanacak olabilir. Onlar bu ülkede yaşanacak çok ileri seviyede ve çok geniş kapsamda ve çok can yakacak hadiselere böyle bakabilirler ama bu ülkede Kraliyet sistemine hala itaat ederek hala bu seviyede “gerçeklere kör” kalanların akıbetleri de acı olur. Sadece en üst isimler değil, tepeden aşağı doğru on binlerce etkili ve yetkili kişi kendini milletin ayaklarının altında bulur. Kraliyetin bunları da umursamayacağı açıktır.

Ciğeri beş para etmez mafya, kara paracı, İngiliz uşağı sözde vekiller ve bakanlar sebebiyle bu güzel ülkenin ve necip milletimizin daha fazla “patlama sınırlarında” tutulması, son seviyede tehlikelidir.

Daha önce tekrarla ifade ettiğim gibi, milletimiz haklı ve meşru tepkisini göstererek vatanını ve devletini muhafaza hareketine giriştiği gibi, emniyet teşkilatımızın çok yaklaşık yarısının, ordumuzun ise yarıdan çok çok fazlasının milletimizle yan yana durmasını sağlayacağım. Dünya üzerindeki ve daha çok çevremizdeki onlarca ülkenin de milletimizden yana durmasını sağlayacağım.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Acımasızca yakacağım


Meydanda görünen, gerçek Tayyip değil. O bir biyonik robot ve içinde Kraliçe’nin sistemine yani Deccalin sistemine çalışan “üç yumruk” bir gri var.

Son zamanlarda açıkça anlattığım hususlardan sonra herhalde anlaşılmıştır ki Tayyip suretindeki biyonik robot İsrail’e de, Yahudiliğe de Masonluğa da çalışmıyor. Bunlar hep Kraliçe merkezli Deccaliyet sistemine çalışıyorlar. Bunlar bütün insanlığa düşmanlar. Yahudiler de İsrail de umurlarında değil. Zaten İsrail’deki dini ve siyasi liderleri de bunlar ellerinde oynatıyorlar ya da yerlerine biyonik robotlarla çoktan geçmiş vaziyetteler. Sanhedrin, tamamen uzaylıların kontrolünde olan bir teşkilat.

Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de Cumhurbaşkanlığı, TBMM, MİT başta olmak üzere, ülkenin idaresinde en önde gelen kurumların binalarının altında gizli kısımlar var. Bazılarında gizli kısımların altında ayrıca gizli kısımlar da var. İlk gizli kısım zaten dünya insanlarının, devlet yetkililerinin bildiği, gizlice girdiği, kullandığı gizli kısımken, onların daha altında da uzaylı tarafların girdiği, kullandığı gizli kısımlar var. Oyunlar içinde oyunlar var. Deyim yerindeyse, pek çok konuda kuyunun içinde, iç içe çok sayıda kuyu var. Bu gibi yerler, sistemler, biyonik robotlar sayesinde de devlet içinde devlet olabiliyorlar ve biyonik robotlarını sevk ve idare ediyorlar. Böylelikle bütün devletleri, devletler üzerinden bütün milletleri ve insanlığı sevk ve idare etmek istiyorlar. Lakin farklı uzaylı insan türleri arasındaki karar ayrılıkları da önlenemediği için, sahadaki herkes danışıklı da dövüşmüyor. Karmakarışık dengeler var.

Tayyip suretinde imal edilmiş biyonik robot da zaman zaman yeraltındaki uzaylılara ait gizli kısma giriyor. Tamir, bakım görüyor, ayar çekiliyor. Biyonik robotun içindeki uzaylı insan çok çarpılmışsa ve iş göremez hale gelmişse ya da metafizikle çarpılmaktan ötürü ölmüşse, söz konusu yer altı kısmında da değiştiriliyor. Bazen bu işler uzun sürecekse, Tayyip suretinde imal edilmiş başka bir biyonik robot kopyası yukarı çıkıyor, ortamı idare ediyor. Dünyadaki pek çok hükumetin üyelerinin, orduların komuta kademelerindeki subayların, büyük holdinglerin, büyük dini cemaatlerin, önde gelen mason üstadlarının, önde gelen dini liderlerin ve gücü ellerinde bulundurmaları için yerlerine geçmeleri gereken kişilerin, hep yerlerine biyonik robotlarla geçtiler, geçiyorlar. Son senelerde, İstanbul, dünya üzerindeki bu sistemi yıkmaya başladığı için, Türkiye’deki etkili ve yetkili kişilerin yerlerine eskiden olduğundan daha fazla oranda biyonik robotlarla geçildi, geçiliyor.

Bu bilgileri de açıkça verdikten sonra şunu da açıkça ve hala kontrolde tutabildiğim büyük bir öfkeyle yazıyorum:

Şu andan sonra, biyonik robot Tayyip’in, onun çevresindekilerin, Hulusi’nin, diğer sözde bakanların Genel kurmay başkanının ya da kuvvet komutanlarının emirlerine itaat edecek… Suriye’ye ordumuzu sokmaya kalkacak… On milyondan fazla sözde mülteciyi bu topraklarda tutmaya kalkacak… Devletin kalan son değerli tesislerini ve arazilerini de peşkeş çekmeye kalkacak… Hala İngiltere’ye ve İsrail’e hizmet etmeye kalkacak yani şu sisteme itaat, yardım ve yataklık yapmaya devam edecek her kim varsa… Yapabiliyorlarsa girsinler Suriye’ye ve Türkiye ile de bütün irtibatlarını, bağlantılarını anında kessinler. Ordumuzla Suriye’ye giremiyorlarsa bile kendileri girsinler Suriye’ye ve kaçma/kurtulma şanslarını denesinler.

Yapabiliyorlarsa orada yeni bir devlet ilan etsinler ve yapabiliyorlarsa hiçbir ordunun giremeyeceği şekilde kendilerine korumalar yapsınlar. Çünkü o kişileri hemen meydan yerlerde diri diri yakacağım. İnsan olanını da biyonik robotla yerine geçilenini de içindeki uzaylı insan türlerini de herkesin gördüğü şekilde meydan yerde yakacağım. Acırsam namerdim. Çığlıklarının arşa yükselmeye başladığı o anları hiç sansürlemeden bütün dünyaya canlı yayınlarda izlettireceğim. Yemin olsun ki bu vatanı/devleti acımasızca ateşe atmaya kalkanları acımasızca yakacağım. Yakanın, yakmaya kalkanın yanına kâr mı kalıyormuş, kötülük edenler İblis’in ve Deccal’in sisteminde üst rütbeye mi çıkıyormuş ya da hızlıca cehennemine mi gönderiliyormuş, bütün insanlığa, hassaten de bütün satanistlere izleteceğim.

Buraya geri gelemeyip Suriye’de kalanları da hem ben vatansever ekipleri peşlerine takarak yaktıracağım, hem de Suriye meselesinde benimle birlikte hareket eden taraflar yakacaklar. Başka başka ülkelere kaçabilenleri olursa da hepsini toplatacağım ve yine aynı sonu yaşayacaklar. Bütün insanlığın hafızasına kazınan görüntüler yaşanmasını sağlayacağım. O günlerden sonra dünya, artık eskisi gibi bir dünya olmayacak, olamayacak.

Şu anda bile Suriye’de hala bulunan sözde Türk subaylarının ve emirleri altındaki Türk askerlerinin ve onların kontrol ettiği güya muhalif/milis, aslında terörist teşkilatların mensuplarının on binlercesinin bir günde imha edilmelerinden bile rahatsız olmayacağım. Evet, ordumuz bir gün içinde on binle asker, yüzlerce subay kaybetse bile bunu yapanlarla sorun yaşamayacağım. Buna sebep olan söz konusu sözde Türk ve sözde dünya insanı hainlerle hesaplaşacağım. İntikamı onlardan, teşkilatlarından, üslerinden alacağım. Şu andan itibaren, Türk subayları ve askerleri arasından, yurt dışında herhangi bir bölgede bulunanlardan, emirlere itaat etmeyerek firar edenlerin cezalandırılmasına asla izin, imkan vermeyeceğim. Beni çiğneyip geçmeden hiçbir güç, bizim sistemimizi milletimizin ve devletimizin aleyhine kullanarak firari subaylara ve askerlere ceza veremez. Ve bu dünyadaki hiçbir güç beni çiğneyemez.

Suriye meselesinde benden yana gibi durup hala oyalayan, hala Kraliçe’nin sistemiyle danışıklı dövüşen bazı ülkelerin, hükumetlerin, orduların ve büyük iş adamlarının da gözlerinin yaşlarına bakmayacağım. Onların da artık net bir duruşu olmalı ya da düşmanlarımızla birlikte yok olmalılar.

Defalarca söyledim, gerekirse bütün dünyayı yakacağım ama ben ordumu Suriye’ye göndermeyeceğim. Bir tane sözde mülteciyi buralarda tutmayacağım. Sözde vatandaşlık verilenlerini de sınırlardan öte taraflara atacağım. Bunları ülkelerine göndermek için ayrıca masraf etmek de milletimizin, devletimizin sorumluluğu değil. Nasıl geldilerse öyle gitsinler. İnsan kaçakçıları mı götürüyor, yürüyerek mi gidiyorlar, denizden yüzerek mi giderler, İsrail/ABD/İngiltere fırsat bilerek bunları da mı kaçırtıp organlarını çalar ya da fuhuş mafyalarına satar, bu da milletimin sorumluluğunda değil. Vatanını korumayanlar, korkaklar ve onursuzlar gibi kaçanlar, omurgasız olanlar, her türlü tehlikeye düşerler.

Biz, milletçe bu tehlikelere düşmemek için Suriye’ye ordumuzu göndermeyeceğiz ve on milyondan fazla sözde mülteciyi ülkemizde tutmayacağız. Bundan sonra hiçbir şeyimizin başka devletlere, devletçiklere, krallara, kraliçelere, veliahtlara, holdinglere, mafyalara peşkeş çekilmesine de izin vermeyeceğiz. Bu gerçekleri, Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını, uzaylı dünyalı herkes kabullensin. Aksi takdirde, yanacaksa dünyayı Mfs yakacak.

Türkiye için Tayyip, AKPKK, MHPKK ve ayrıca onlarla danışıklı dövüşen CHPKK, HDPKK, sözde İYİ parti, bütünüyle altılı çete v.s. bitmiştir. Türkiye’de, İngiltere’nin dayattığı sözde çağdaş cumhuriyet sistemi, demokratik sistem ve seçim sistemi çökmüştür. Oyunlar, tuzaklar bozulmuş, Deccaliyet sistemi ifşa olmuştur. Bundan sonra Türkiye’de seçim olmayacak. Oldu bitti ile yapılmak istense bile geçerliliği olmayacak ve kaosu çözmeyecek, sonucu değiştirmeyecek. Her halükarda ülkenin idaresini resmen de biz elimize alacağız. Bu hususu da bu kadar açıkça yazıyorum. Dünyanın farklı ülkelerinden ve Türkiye içi gruplardan, son iki-üç gündür İstanbul’la paralel şekilde resmi ya da gayr-i resmi açıklamalar yapanlar, İstanbul’un son restlerine destek verir gibi açıklamalar yapanlar, artık ellerini taşın altına açıkça koysunlar. Samimiyetlerini göstersinler. Biz lafa değil, icraata bakacağız. Hiç kimseden korkumuz, çekincemiz yok. Önden haber verdim, o Kraliçe’yi ve sistemini ayaklarımın altında ezeceğim. Ona piyon olan, taşeronluk yapan ABD’yi ve diğer ülkeleri darmadağın edeceğim.

Biz Tayyip’i de indiriyoruz. Onunla çalışanları da onunla danışıklı dövüşenleri de indiriyoruz. Bu ülkede bir tane NATO üssü de ABD üssü de bırakmıyoruz. Bizimle olanlar, bizimle eş zamanlı ve bizimle aynı sonuca götürecek hamlelerini açıkça ve derhal yapsınlar. Hemen bu yazının peşine de herkesin “şüphesiz” anlayabileceği şekilde resmi açıklamalarını yapsınlar. “Biz de buradayız, sizinleyiz” desinler.

Bu arada, “CIA’nın gülü” lakaplı o Tansu Çiller’i ve onun sistemine çalışanları da eş zamanlı olarak hem imha hem de ifşa etmeye başlıyoruz. Haddi çok aştılar. Madem ki güç görmek istiyorlar, haydi çatışalım. Ne kadar iç ve dış düşmanımız varsa, hepsini birden sahaya/mindere davet ediyoruz.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Herkes hak ettiğini yaşayacak

Bu ülkenin Tayyip ve çetesi nedeniyle kaybedeceği bir dakikası dahi yok. Bir tesisi, bir projesi, bir arazisi, bir yeraltı yada yerüstü zenginliği daha yok. Memleket, “Türkiye” olmaktan çıktı. Memleket, Türklerin olmaktan çıktı. Memleket, “vatan” olmaktan çıktı. Hala her gelenin geçenin, Türkiye’ye daha fazla zarar veren taleplerine, türlü ihanetlere, peşkeşlere, oyalamalara, zararlara tam kadro halinde çalışıyorlar, hizmet ediyorlar. Hala Türkiye’nin düzgün ve net bir duruşu yok. Hala Türkiye’nin gücünü, imkanlarını, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini Türkiye’nin lehine/yararına kullanmak yok. Kullanacakları da yok. Hala Kraliçe ne derse, o oluyor.

Türkiye içinde ve dışında şartları/dengeleri epeyi hazırladım. Şu lüzumsuz sıkıntı adamı ve çetesini, ben artık istemiyorum ve hızlı bir süreçle deviriyorum. Yerine bir adamımı geçireceğim. Ben arka planda kalacağım. Bu süreçte Türkiye’yi de bile isteye büyük krizlerden büyük krizlere sokacağım. Kimseye “Herkes tedbirini alsın, hazırlansın, sermayesine sahip çıksın” ya da “Herkes ülkesine, milletine zarar veren kararların, uygulamaların karşısında dimdik dursun.” v.s. diyecek değilim. Kaç tekrarla zaten dedim. Herkes hak ettiğini yaşayacak. Hep dediğim gibi, danışıklı muhalefetin tamamını da Tayyip’le birlikte devireceğim.

Bundan sonra bu ülkede Kraliçe’ye çalışan herkesi en hızlı şekillerde oyundan düşüreceğim. Bunları desteklemeye, elimden almaya çabalayacak her tarafı, her hükumeti ve her ülkeyi de krizlerden krizlere sokacağım. Neye uğradıklarını şaşıracaklar. Türkiye dediğimiz bu ülkede karışmamış bir kurum, bir adliye, bir cadde kalmayacak. On milyonların öfkesini arkama alarak geliyorum.

Yeter, mide bulandırdı artık bunların omurgasızlıkları, git gelleri, ihanetleri, peşkeşleri, kraliçeye kullukları, pislik işleri, ülkeyi mülteci denilen onursuzlarla doldurmaları, ordumuzu bile İsrail’in ve Kraliçe’nin emrine vermeleri, Suriye politikaları, gelene gidene ağam/paşam çekmeleri v.s.

Böyle ülke değil, mahalle bile yönetilemez. Böyle devlet başkanlığı değil, muhtarlık bile yapılamaz. Türkiye istemediğim ve izin vermeyeceğim sıkıntılara/krizlere koşar adım gidiyor, bu tarz vatanı ve milleti bütünüyle tehdit eden hallere müdahale edeceğimi bin defa söylemiştim. Onun kralı geliyor, şunun veliahtı geliyor, diğerinin paşası geliyor, bütün hesaplar, bütün planlar Türkiye’nin ve Türk milletinin aleyhine yapılıyor. Ben de o türlü hesapların hepsini bozmaya ve dünyayı başlarına yıkmaya geliyorum.

O meşhur rüyamdaki o meşhur kısımdayız. Gittim, geldim… Gittim, geldim ama sonunda “yeter artık” diyerek Tayyip’e dört el ateş ederek onu öldürdüm. İşte tam oradayız…

Haydi, başlıyoruz.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tayyip öyle ya da böyle devrilecek


Buraya kadardı. Artık yolun sonuna geldi. Yapması gereken bütün hataları ısrarla, inatla yaptı. Bundan sonrası, son sahneleri olacak. Tayyip, Rusya ile iyi geçiniyor görüntüsü de veriyorken, İngiltere’ye, İsrail’e ve bunların maşası olan ABD’ye çalışmaya devam edecek. Türkiye’ye ihanet etmeye devam edecek. Bu, Tayyip’in hak ettiği gibi feci hallerde oyundan düşmesine sebep olacak. Bu süreçte Tayyip’e destek çıkmaya çalışacak olan Tansu Çiller, Meral Akşener başta olmak üzere o malum kişiler ve çeteler de yok olacaklar.

Sokaklar karışacak. Millet haklı olarak ayağa kalkacak. Devlet sisteminin hukuka uygun şekilde işlemesini çoktan durdurdular. Çoktandır keyiflerine, menfaatlerine, kara para hesaplarına, mafyalarının çıkarlarına göre devletimizi idare ediyorlar. Çoktandır millet aç, ülkede hukukun, huzurun, ahlakın binde biri bile yok ve sebep oldukları bu hal aleyhlerine dönecek. Çok çok yakında göz yaşları ile ağlayan, zırlayan “Ama böyle olmaz, nerede adalet?” diye bağıran, bile isteye yok ettikleri adaleti arar hale gelen AKPKK’lileri, MHPKK’lileri, CHPKK’lileri göreceğiz. Bunların arasında çok sayıda kamu vazifelileri de olacak. Başlarına neler neler gelecek.

Dinimizi bile alet ederek bu kadar şeytanlığı yapanlar, milleti sömürenler, kutsalımızı tahrif edenler, doymak bilmeden çalanlar, her kurulu düzeni bozanlar, aile kurumunu bile yıkanlar, çökertenler, çok ama çok feci akıbetlerle ölecekler. Bunlara ısrarla oy verenlerin, sessiz/tepkisiz kalanların bile iki yakaları bir araya gelmeyecek. Seçilmişi, seçeni feci hallerde ve topluca yıkılıp cehennemlerine gitmeden, bu ülkenin başına düzgün bir idareci geçmeyecek. İt iti ısıracak. Sokakların adaleti ile yüzleşecekler. Aç kalmış, haksızlığa uğramış, boğazına kadar gelmiş ve bu güne kadar bu iktidara oy vermiş yığınların neler yapabileceklerini görecekler. Tıpkı bir zamanlar Romanya’da Çavuşesku’nun devrinde olduğu gibi…


Bu şartlarda bile Tayyip ve Bohçalı gibi suç örgütü liderleri, Kraliçe’nin tasmalı köpekleri, ceza evlerinde olan mafya liderlerini bir şekilde tahliye etmenin, kara para işlerini bir şekilde artırmanın, bebekleri ve çocukları ve genç kızları kaçırmanın, organ kaçakçılığı yapmanın, bu maksatla da ülkeye sözde mültecileri doldurmanın yollarını arayacaklardır.

Döviz kontrol edilemeyecek, Türk lirası çökecek. Devlet memuruna maaş veremez hale gelecek. Sözde mültecilere bir kuruş ödenemeyecek. Onlar aç, millet aç, herkes birbirini yiyecek. Sonra iş ta nerelere gidecek…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Biz geliyoruz, onlar zahmet etmesinler

Ciddi ciddi beni alabileceğini düşünenler var. Benimle bağlantılı olduğunu düşündükleri bazı kişileri de almayı düşünüyorlar. Bu hafta sonu İsrailliler otellerinden çıkamasınlar, kapılarını bile açamasınlar, bu bir yana, anlaşılan o ki biz meydanları sararak çatışacağız ve ülkemizi koruyacağız. Anlaşılan o ki bizi hızlandıracaklar.

Bu hafta sonu İstanbul’da yaşanacaklar, anlaşılan o ki dünyanın onlarca ülkesinde son dakika haberleri olarak verilecek. Anlaşılan o ki bu hafta sonu Türkiye gerçek manada hürriyetine kavuşacak ve Türkiye, Türkiye’yi örtülü işgal altında tutmanın maşaları olan içimizdeki İsrail’i, Mason tarikatını, masonları, gizli Yahudileri, gizli Ermenileri boğacak…

Anlaşılan o ki Türk milleti sokakları, meydanları dolduracak. Devletini hainlerin ellerinden kısacık sürede söküp alacak. Sözde mültecileri belki de sadece iki gün içinde sınırlarından dışarı atacak. Haydi, biz silahlarımızı yüreklerimizle tutuyoruz, kim çıkabiliyorsa karşımıza çıksın, zaten onlar gelmeyeceklerse de biz geliyoruz.

Devlet bizim, millet biziz… Biz ordudayız, emniyet teşkilatındayız, sokaktayız, caddelerdeyiz, esnafız, vatandaşız, memuruz, öğretmeniz, her yerdeyiz

Türkiye, Türklerindir, Türk rolü oynayan gizli Yahudilerin, gizli Ermenilerin değildir. Bu hengamenin neticesinde ne burada sözde mülteciler kalabilir, ne o sözde büyükelçiler ve büyükelçilikler, ne NATO ve ABD üsleri, ne AKPKK, ne MHPKK, ne danışıklı muhalefet partileri kalabilir. Sonraki safhada ne “Suriye krizi” denilen bir mesele kalır, ne BOP ne büyük İsrail projesi hatta ne de İsrail denilen bir devletçik kalır.

Şimdi bileğine, yüreğine güvenenler gelsinler. Tek gelemeyenler ittifak halinde gelsinler. Başlasın artık milli şahlanış. Gök girsin, kızıl çıksın hainin bağrından…

Burası İstanbul, artık burası Türkiye’nin değil dünyanın başkenti…

Mehmet Fahri İstanbullu | Akademi Dergisi