Etiket arşivi: Merihliler

Türkçe Belgesel: Yasak Tarih – Hitlerin Kaçırılması

Ne kadar tuhaf… Bu kadar kaliteli hazırlanmış şu belgesel, Kasım 2018’den bu güne kadar, on milyonlarca Türk kullanıcının bulunduğu Youtube’da sadece 50 kere izlenmiş.

Siyonistlerin, Ankebut Ağı’nın dünyayı inandırdığı yalanlar hızla çöküyor. Süleymanlılar cemaati olarak 1945’ten beri, Akademi Dergisi olarak son on senedir anlattığımız Hitler gerçeklerini, kısmen de olsa şu belgeselde anlatmışlar.

Adolf Hitler intihar etmedi. Başka bir sebeple de ölmedi. Cesedi de bulunamadı. Öldüğünü iddia edebilecek somut hiçbir delil elde yok iken dünya buna inandırıldı. Çünkü Ankebut Ağı böyle uygun gördü. Neredeyse bütün dünya insanlığı Adolf Hitler konusunda kandırıldı, biz Süleymanlılar ise gerçeği hep biliyorduk ve söyledik.

Daha fazla ve daha sarsıcı Hitler gerçekleri ile de yüzleşilecek. Hitler hiçbir zaman katliam yaptırmadı, anlatıldığı gibi cani, deli bir kişi de değildi. En sarsıcı olanı ise Hitler hala ölmedi. Bu da yakında herkesin duyacağı bir gerçek.

https://ok.ru/video/1598661462670

Uzayda başka gezegenlerde de başka insan türleri olduğunu kabul etmezseniz, dünya tarihinin hiçbir kısmını doğru okuyamazsınız. Sayısız mevzunun içinden çıkamazsınız. Piramitleri ve Göbeklitepe’yi bile yorumlayamazsınız. Aynı şekilde ikinci dünya savaşında neler yaşandığını ve Hitler meselesini de çözemezsiniz. Belgeselin birinci bölümünde biraz da Ankebut Ağı’na, dünyayı sarmış ve hükumetlere sızmış Mason teşkilatına, Hitler’in ilk zamanlar dahil olduğu ve sonra ayrıldığı gizl örgütlere ve bir de uzaydaki diğer insan türlerine temas edilseymiş, mevzu daha da netleşirmiş.

Hitler’i anlamak ve sonunda Hitler’e ne olduğunu bulmak için Merihlileri yani Marslıları bilmek, çözmek lazım. Hitler, kaçısın bir kısmında uçak ve denizaltı kullandı ve sonra gözlerden uzak kısmında UFO’ya bindi. Zaten ikinci dünya savaşının son zamanlarında Merihlilerin UFO’ları çok sık görülüyordu. Naziler de onları gördükleri için o UFO’lar benzeri uçan araçlar yapmayı çok denedi. Lakin fazla yol alamadılar. Sonra bir tartışmanın daha sonu gelmedi ve görülen onca UFO’nun Nazilere ait olup olmadığı ve Nazilerin UFO yapıp yapamadığı tartışıldı. Tartışılması gereken ise Nazilerin, daha doğru ifade ile Hitler’in, başka dünyaların insanları ile müttefik olup olmadığıydı.

İkinci bölümü izleyince, on yıldır neler anlattığımı da biliyorsanız eğer, her şeyi iyice yerine oturacak.

https://www.ok.ru/video/1598661528206

Mehmet Fahri Sertkaya

O, Şi’ra’nın da Rabbidir

On binlerce yıldır, dünyadaki bazı milletlerin başına, başka gezegenlerden gelmiş başka insan türleri geçti. Bunu, günümüzde olduğu gibi gizlenerek, dış beden giyerek de yapmadılar. O zamanlar, açıkça gelmelerine ve dünya işlerine müdahale etmelerine izin vardı.

Böyle kişilerin dünyamızda hükümdarlık yapmalarından birkaç nesil sonra, bu milletlerin soyundan gelenler, her şeyi birbirine kattılar. Eskiden başlarına geçmiş olan başka dünyaların çok yüksek teknolojili insanlarını tanrılaştırdılar.

Antik Mısır’ın Firavunlarından bazıları da başka dünyaların insanıydılar. Günümüzde Ankebut Ağı’nın mensuplarının, Masonların, gizli Yahudilerin çok kıymet verdiği ve olağanüstü güçlere sahip olduğuna inandığı bazı kadim Mısır liderleri, dünyamızın insanı değillerdi. Onların zan ettiği gibi olağanüstü güçlere de sahip değillerdi. İlah da değillerdi, peygamber de değillerdi. Sadece olağanüstü teknolojiye sahiplerdi. Bu durum, Hindistanlıların büyük bildiği bazı kişiler için de böyle… Daha önce yazmıştım, dünya tarihinde çok önemli bir yeri olan Süleyman aleyhisselamın veziri Asaf bile Merih insanlarındandı. Vezir Asaf da tıpkı Süleyman peygamber gibi bilim ve teknolojide uçuk seviyede idi.

Dünya tarihinde, başka dünyalardan gelen uzaylı insanların sık sık tanrılaştırıldığı da oldu/yaşandı ama sadece kullar/insanlar değil, önem verilen bazı gök cisimleri de zamanla tanrılaştırıldı. Bazı milletler bu gök cisimlerini ilah bildi, taptı. Bunlardan biri de Sirius yıldızıdır.

Geçmişte çok yüksek sayıda insan Sirius yıldızını ilah bildi, ona taptı ve feci bir sona, sonsuz cehennem azabına gitti. Allah-ü teala bunu bizlere haber vermek ve tanrılaştırılan Sirius yıldızını yaratanın da kendisi olduğunu bildirmek muradı ile Kur’an-ı Kerim’de Necm suresi 49. ayet-i kerimesinde “O Şi’ra’nın da Rabbidir” buyurdu. Şi’ra yıldızı, günümüzde Sirius denilen ve iki yıldızdan oluşan ikili yıldız sistemidir.

Detail of sitting Egyptian Pharaoh Statue isolated on black background

“Mısır Tanrısı” denilen ve kadim Mısır tarihinin en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Osiris bile bu dünyanın insanı değildi. Sirius güneş sisteminden gelmişti.

Herhangi bir insandı. Ne ilahtı, ne peygamberdi ne de manevi bir liderdi. Masonların ve Ankebut Ağı’nın mensuplarının sembollerinden bazıları bu dünyaya ait değil. Osiris ve benzerleri sayesinde dünyamızda bilinen/tanınan semboller bunlar… Yani Ankebut Ağı sadece günümüzde değil, binlerce sene önce kadim Mısır zamanında da uzaylı insanların kazıklarını yiyordu. Şimdi de Grilerin ve Yeşillerin yani Ye’cüc ile Me’cüc milletinin oyuncağı oldular.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

.

NASA hiçbir zaman kendi teknolojisi ile Ay’a insanlı uçuş yapamadı ama…

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) NASA’nın Ay’a insan gönderme tiyatrosundan önce Ay’a gizlice insan gönderdi. Başarılı oldular, kozmonotlar Ay’a ayak bastılar. Üç kişiydiler ama öldürüldüler.

SSCB’nin kozmonotlarını, Ay’da üs kurmuş Müslüman Merihliler öldürdüler. Bu, bir göz dağı idi “Buraya gelmeyin, gelirseniz ölürsünüz” mesajıydı. Merihliler, SSCB’nin Ay’a inen kapsülünü ve kozmonotların iletişim sistemlerini kullanarak, kozmonotları yönlendiren görev kontrol merkezine kendilerini göstermeden mesaj gönderdiler.

SSCB o zamanlarda hakikaten insanlık dışı surette deneyler yapıyordu. Binlerce insanı akıl almaz deneylerde acımasızca kullanıp acılar içinde öldürüyorlardı. Zihin kontrol deneylerinden biyolojik deneylere kadar her şeyi yapıyorlardı. Merihliler bunu biliyor ve çok kızıyorlardı. SSCB’nin Ay’a inmesine izin verdiler. Sonra kozmonotlara yaklaştılar. Onlara zihin kontrolü yaptılar. Kendileri görüntüye girmeden kozmonotları konuşturarak SSCB’ye mesajlar gönderdiler. Sonra bu kozmonotlara ileri teknoloji ile gözün görmediği elektroşok gibi bir darbe gönderdiler. Kozmonotlar hemen bir beyin şoku/kanaması geçirmeye başladılar. Ne yaptıklarını bilmez halde kafalarındaki kaskları çıkarttılar. Havasızlıktan ve beyin kanamasından dolayı acılar içinde çırpına çırpına öldüler. Merihliler bu anların görüntülerini görev kontrol merkezine gönderdiler. “Öyle yapılmaz, böyle olur. Eden bulur” mesajını vermiş oldular.

Ay’da sayıca en çok Merihliler bulunsa da müttefik oldukları başka Müslüman uzaylı insan türleri de bulunuyor. Aslında gayr-i müslimler diye öyle hemen herkesi öldürmüyorlar. SSCB’nin yaptıklarına gerçekten çok kızıyorlardı. Şimdiki Rusya yetkililerinin o zaman SSCB yetkilileri tarafından tutulmuş evraklara baktıkça “Bu nasıl bir vahşettir, bunu nasıl yapabilirler” demek zorunda kaldığı kadar ileri seviyede zulümlerdi/deneylerdi bunlar…

ABD/NASA, Ay’da SSCB’nin kozmonotlarının başına gelenleri ve SSCB’ye çekilen resti bir şekilde haber aldı. Gözleri çok korktu. Ay’a hiçbir zaman insanlı uçuş yapmamaya karar verdiler. Aksine karara verseler de Ay’a insan gönderdiklerini iddia ettikleri o yıllarda, bu dediklerini yapabilecek teknolojiye de zaten sahip değillerdi. SSCB’nin çok gerisinde kalmışlardı. Lakin SSCB’nin de gözü çok korkmuştu ve bir daha Ay’a insanlı uçuç yapmak istemiyorlardı.

Yaşanan bu sarsıcı olaylar dünyamızda beklenmedik gelişmelere sebep oldu.

NASA, yapmadığı halde yapmış gibi gösterdiği projelerle dünyayı mışıl mışıl uyuturken, Apollo 18, 19 ve 20 uçuşlarını/görevlerini yapacağını duyurmuştu. Elbette bunlar da yapılmayacaktı ama işler tersine döndü. Yapmadığı işleri yapmış görünen NASA, “İptal ettik” dediği bu uçuşu ise gizlice ve gerçekten yaptı.

Ay’a insanlı uçuş yapabilecek teknolojik yeterlilikte olmayan NASA’ya SSCB destek verdi. “Sizin bu işi başarmanızı sağlayalım” dediler ve resmen iptal olduğu açıklanan Apollo 18 uçuşu gizlice yapıldı. NASA’nın astronotları Ay’a ayak bastı ama teknoloji SSCB’ye aitti. SSCB’nin gözü çok korktuğu için NASA logosu/bünyesi altında Ay’a gitmeyi denedi. Umdukları gibi oldu ve Ay’daki Merihliler Apollo 18’e müdahale etmediler.

Aslında Apollo 18 filmi, NASA’nın Apollo 18 görevinde yaşananları anlatmıyor. SSCB’nin gizli Ay görevi sırasında yaşananları, biraz değiştirilmiş olarak anlatıyor. Ay’a gizlice gitmeyi başarıp da geri dönemeyenler Sovyet kozmonotları. Geri dönememe sebebi de oradaki Merihliler. Filmde konu edilen , Ay yüzeyindeki taşlar gibi görünen ama sonra birden şeklini değiştirip hareket eden tuhaf şeyler de gerçekten var. Onlar biyolojik canlılar değiller. Savunma maksatlı geliştirilmiş robotlar. Taşların arasında tıpkı taş gibi görünüyorlar. Doğru zamanda açılıp harekete geçiyorlar ve hedefi zehirleyerek imha ediyorlar. Sovyet kozmonotlarından biri bu robotlar tarafından öldürüldü. Apollo 18 görevi ise ABD-SSCB ittifakı ile gerçekleştirildi. Görevde hem Sovyet kozmonotları hem de ABD’nin astronotları vardı. Bunlardan hiçbiri ölmedi, hiçbirine bir virüs/zehir bulaşmadı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Uzaylılar setleri yıkmak için yardım mı istediler?

İşte bu gibi kısımların anlaşılabilmesi için gerçek dünya tarihini, hususiyle son 10 bin seneyi bir bütün olarak anlatmam lazım. Hz. Zülkarneyn devrini ve neler yaptığını anlatmam lazım. Daha pek çok soruya cevap bulunması için bu anlatacaklarımın bilinmesi lazım.

Soruna birkaç cümle ile şu cevap verilebilir:

Hz. Zülkarneyn devrinde uzayda en yüksek teknolojiye sahip gezegen bizdik. Başka bir yerden bilim ve teknoloji transferi de yapmamıştık. Hz. Zülkarneyn devrine gelene kadar dünyamızda on binlerce sene bilim ve teknoloji çağı yaşandı ve o devre gelindiğinde bilim ve teknolojide ulaşılabilecek en zirve noktaya ulaşılmıştı. Biz gidip Ye’cüc ve Me’cüc’ü kendi güneş sistemlerinde set çekerek mahsur bıraktık ama onlar hala o seddi bozacak kadar ileri teknolojiye ulaşamadılar.

Hz. Zülkarneyn’den sonra Hz. Süleyman devri yaşandı ve o devirde bizden bilim-teknoloji kaldırıldı yoksa biz de kendini imha eden gezegenlerden biri olacaktık. Bunu Hz. Zülkarneyn’den sonra gelen Hz. Süleyman yaptı. Kendi devrinde hem peygamber hem hükumdardı. Dünyaya hakim bir tek devlet vardı, onun başındaydı. Devlet politikası ile bilerek ve isteyerek teknolojide geri gidilmesini sağladı. Bazı kritik öneme sahip madenlerin kullanımını önledi. Bazı bilim sahalarında tahsili önledi. Çeşitli kararlar aldı ve neticesi olarak hızla bilim-teknoloji ürünlerinin ürertimi durdu, geri gidildi. Bunu yaparken yanında Kur’an- Kerim’de kendisinden bahsedilen veziri Asaf vardı ki Merih insanlarındandı. O kıymetli zat bu devlet politikalarını uyguladı.

Bu uzaylıların inancına göre vezir Asaf bilim ve teknolojiyi geriletirken zirve noktasına gelinmiş halin sırlarını, ilimlerini yazdırdı, not ettirdi ve sakladı. Yine bunların inancına göre bu sırları ya dünyamızda bir yere gömdürdü ya da Merih’te bir yere… Bu yeşiller ve griler o notları bulabilirlerse o seddi durdurabilecek kadar bilim ve teknoloji seviyesine hemen ulaşacaklar. Konsey’den istedikleri ise o notları bulmak hususunda kendilerine yardımcı olmaları.

Yalnız, gece paylaşımlar yaptıktan sonra dinlemelerden anladığımız bazı detaylar var. Bu Yeşiller, Şeytan’ın Konseyi’ne dürüst davranmamışlar. “O notları bulabilirsek kendi güneş sistemimize gidebilecek bilgileri elde edeceğiz” tarzında konuşup “Kendi güneş sistemimizin etrafında ileri teknoloji ile yapılmış bir set var, onu durdurabilecek/bozabilecek bir tekniği hemen öğrenmiş olacağız” dememişler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bermuda Şeytan Üçgeni 2

Bermuda Şeytan Üçgeni denilen alanın altında, okyanus suyunun altındaki yeraltı üssünde gizlenen uzaylı türü, Griler denilen tür…

Bunların okyanus altındaki mağaralarda yaşadığı iddia edilemez. Yaşadıkları o yere mağara denemez. Orada muazzam bir sistem var. Öylesine büyük bir yeraltı üssü kurmuşlar ki yerleri ile gökleri arasında yani üzerinde yaşadıkları zemin ile tavandaki toprak arasında çok büyük mesafe var. Orada aynı anda çok sayıda dev uçak ya da UFO bir arada uçabilir.

Oradakiler sanki yer üstünde yaşıyorlarmış gibi şartlar içindeler. Başka türlerin, dünyanın başka yerlerinde yaptığı gibi burada da tavanları karanlık bir toprak parçası gibi durmuyor. Gelişmiş aydınlatma sistemleri var ve gün ışığı yayıyor. Bu sistem dünyamıza göre ayarlanmış ve dünyamızda o bölgede gece olunca onların da ışıkları kararıyor. Gündüz olunca yanıyor. Bazı kısımlarında ise daha ilginç bir hal var. Sanki okyanus suyu ile kendileri arasında kalın bir toprak parçası yokmuş gibi duruyor. O kısımlarda yukarı bakılınca okyanus suyunu ve içindeki deniz canlılarını görüyorlar.

Dünyamızda kendilerine Griler denilen bu uzaylı insan türünden olanların çoğu gayr-i müslim, saldırgan ve işgalci…

Fırsat bulsalar hemen şu dakika dünyamızın tamamını istila ederler ve dünya insanlığından kimseyi sağ bırakmazlar. Lakin buna fırsat bulamıyorlar. Başka bir uzaylı insan türü onlara set oluyor ki bu tür Merihli/Marslı Müslüman kardeşlerimiz.

Şu anda dünyamız üzerinde çok sayıda uzaylı başka insan türü var. Kiminin az sayıda adamı var, kiminin çok sayıda… Kiminin dostane niyetleri var ve kimi ise çok saldırgan. Lakin dünyamız üzerinde bulunan türlerden en ileri teknolojiye sahip olanı Merihliler… Bunun böyle olması, dünya tarihinde bir kırılma noktası oluşturuyor. Yoksa tamamen istila edilen ya da hiç istila edilmeden tamamen imha edilen belki yüzbinlerce gezegenden biri de biz olacaktık.

Merihliler gezegenimizi Ay üzerinden de koruyorlar. Ay’da da onlar ve başka türlerden Müslüman müttefikleri var. Uzaydan gelecek saldırıları karşılayıp bizim haberimiz bile olmadan engelliyorlar. Geçen sene emekli bir ABD Generali bu gerçeği kameralar önünde itiraf etmişti ve hemen etramızda birilerinin bizi saldırgan başka birilerinden koruduğunu, lazerle savaştıklarını açıkça ifade etmişti. Bu ifadeleri bir belgeselde yer almıştı.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi