Etiket arşivi: Kuzey Kore

Ben burada oyun oynamıyorum

– Tayvan’ın çevre ülkelerle yaşadığı sorunlar bizim meselemiz değildir. Tayvan’ın Çin’e bağlanması ya da bağlanmaması da bizim için mühim değildir.  Tayvan meselesinden büyük bir askeri çatışma çıkması da bizim için çok mühim değildir. İhtimal dahilindeki bu askeri çatışmanın tarafı değiliz, olmayacağız. Zaten fiilen NATO üyesi de değiliz. Türkiye’de bu hususlarda da çatlak sesler istemiyorum. Herkes neye, kime destek verdiğini, nasıl oyunlar içinde kalacağını, Türkiye’yi nasıl bir ateşe atacağını ve dolayısıyla ne şiddette bir karşılık göreceğini iyice hesaplasın, kendi sonunu da düşünsün ona göre konuşsun ya da yazsın. 

– Kuzey Kore’yi ya da herhangi bir ülkeyi demokrasiye zorlayan biri değilim. Ben demokrat değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Hiç kimseyi de demokrasi denilen şeytani sisteme zorlamayacağım. Hiç kimsenin de hiç kimseyi demokratik sisteme zorlama hakkı yok. Kuzey Kore’nin hali açıkça gözler önünde ve iyi bir halde değil. Sorunlarının çözümü demokraside de değil. Bunların haricinde, Kuzey Kore’nin şu anda Tayvan, Güney Kore ve Japonya meselelerinde taraf olması, hatta askeri çatışmalara dahil olması beni rahatsız etmiyor. 

– Benim haritamda Güney Kore, Tayvan, Japonya, Ukrayna, Finlandiya, İsveç, Norveç, İngiltere, İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur, Danimarka, Hollanda, Ermenistan, İran denilen yerler yok. Bunlara çoktan çizik çektim. Bu coğrafyalarda siyasi haritalar değişecek. Bunların çoğuna zamanında gerekli eli uzattım, mühleti verdim, ikazlar yaptım ve kararlılıkla tercihlerini yaptılar. Sonlarını kendileri belirlediler.  Türkiye ve gerçek müttefikleri bu gibi devletler ve devletçikler konusunda batı dünyasından bu yana doğru esen suni rüzgarlara kapılmayacaklar. Batı dünyasının daha doğru ifadeyle grilerin, Asyanın söz konusu bölgelerine dair nasıl planları varsa, kendileri o planları uygulama peşinde koşacaklar. Bizi ve gerçek müttefiklerimizi bu işlere karıştırmayacaklar. Karıştırmaya kalkarlarsa safımız Asya safı olacak. 

– Batı dünyasının Türkiye’deki piyonlarından olan gizli Ermenileri/Hristiyanları ben listemden sileli yıllar oldu. Son süreçte de beni gizli Hristiyanlar hususunda kızdırdılar, öfkemi ve kararlarımı kısmen de olsa ilan ettim. O günden beri Türkiye’deki gizli Hristiyan hainlerde yaprak dökümü devam ediyor. Maddi kayıpları da can kayıpları da hızla artıyor. Daha da devam edecek. Buna rağmen, benimle ortak paydalarda hareket ediyormuş gibi görünen dünya genelindeki bazı unsurlar, ülkemizdeki gizli Hristiyan siyasetçilerin üzerine oynamaya başladılar. Bu, vahim bir hata… Hususiyle Amerika Birleşik Devletçiklerinde bulunan, kendilerine bir süredir sahayı/meydanı açtığım bazı unsurların, böyle bir anda bu kadar vahim bir karar vermeleri, akıl alır gibi değil. Bu hususta da ikazlarımı yapmış bulunayım.

– Tayyip’in ve çetesinin işi bitti. Bitti diye, gizli Hristiyanların sözde siyasi partilerini ve sözde siyasi liderlerini muhatap almak, alternatif görmek zorunluluğu yok. Ben Tayyip’i seçimle indirmeyeceğim. Meşru bir halk, adalet sistemi ve ordu darbesiyle indireceğim. Bunu yaparken hep söylediğim gibi gizli Hristiyanların sözde partilerini ve teşkilatlarını da toplayıp alacağım. TBMM’yi merkezi bir mahkeme salonu yapacağım. Bunu birkaç tekrarla ifade ettim. Nesi anlaşılamıyor, anlaşılıyorsa kime güveniliyor da karşımda aksi kararlar alınır, anlamak mümkün değil. Abdullah Gül başta olmak üzere, bu memlekete ve millete bu güne kadar her türlü ihanetleri etmiş, her türlü terörün ve bölücü faaliyetin içinde yer almış, her türlü kara para işlerinde faal olmuş gizli Hristiyanları kim desteklerse, onlara kimler meydan verirlerse, ben dünya genelinde onların hepsini boğarım. İşlerini de siyasi dengelerini de kara para işlerini de hep bozarım. İktidarlarını da dev şirketlerini de yıkarım. Benden söylemesi… Ben ülkemi İngiltere’nin örtülü işgalinden, sömürmesinden, dayatma rejiminden kurtarmak için bu kadar bedel ödüyorken, “Ben İngiltere’ye Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için geldim” diyen gizli Ermeni hainin, ayağımın altında bile yeri olamaz. Onu da çetesini de onlarla birlikte hareket eden dünyadaki bütün tarafları da yerle yeksan ederim. Ben burada oyun oynamıyorum, vatan ve millet müdafaası yapıyorum. 

– Mısır denilen ülkede korku, endişe havası hakim. Ben Mısır’ı muhatap almaya bile değer görmüyorum. Geri çekilecekse çekilsin. Çekilmeyecekse, ne hüneri varsa karşımızda sergilesin. Yunanistan’dan sonraki hedefimiz olur. Mısır’ı da diktatörlerden, kara paracılardan, insan kasaplarından, insanlık düşmanlarından, satanist büyücülerden kurtarır ve topraklarımıza da dahil ederiz.

– Sadece Güney Azerbaycan değil, bütünüyle İran denilen o kadim Türk toprakları, ülkemizin topraklarına dahil olacaklar. Bunu bozmak için bölgeye askeri unsurlarını getirmek isteyenler, çok bahaneler aramasınlar, danışıklı oyunlar kurmasınlar, açıkça hemen getirsinler. “Getiremezler” demiyorum ama geri götüremezler.

– Avustralya da İngiltere’nin kontrolünden çıkacak. Bu süreçte Avustralya’ya hep beraber gereken destekleri vereceğiz. 

– Nükleer bir savaşa artık karşı değilim. Kim kime karşı kullanabiliyorsa kullansın, engellemeyeceğim. Sadece Türkiye’nin ve gerçek müttefiklerinin karşısında kullanılmasını engelleyeceğim. 

– Yerin altı cehenneme döndü. Uzaylı şehirlerinden bazıları çok perişan hallerde. Yananlar, çökenler, patlayanlar, toplu can kayıpları aldı yürüdü… Sürekli benimle irtibat kurmayı deniyorlar “Dur, dur” diye yalvarıyorlar. İkaz etmiştim. Yeryüzünde suni kuraklık, kıtlık, suni enerji krizi, insanlara ve hayvanlara yüksek teknolojili saldırılar devam ettikçe, LGBT baskısı devam ettikçe, terör devam ettikçe, organ ve insan kaçakçılığı devam ettikçe ben de yerin altında büyük sıkıntılara sebep olmaya devam edeceğim. Yeryüzünde İblis’in planlarına, Deccalin planlarına izin vermiyorum, vermeyeceğim. 

– Türkiye’de bulunan sivil ya da asker bütün Katarlıları ayrıca Türkiye vatandaşları arasından Katarla ya da Katarlılarla iş tutan herkesi oyundan düşüreceğim. Bunların büyük çoğunluğu kısa sürede ölecekler, diğerlerinin de başlarına gelmeyen kalmayacak. 

– Yeşillerin grilerin ya da diğer türlerin çatışmaları beni ilgilendirmiyor. Pakistan’ın başında İmran Han’ı, Brezilya’da Bolsonaro’yu görmek istemiyorum.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..

Ayağa kalkma vakti | Maymun çiçeği

Beş parasız kalan, kara parası kesilince hiç olan Ankebut Ağı, Korona yalanlarının, oyunlarının ardından, çoktandır beklediğimiz ve ilan ettiğimiz yeni oyununu da sergilemeye başladı.

Yine dünya geneline “kontrollü” ve “programlanmış” bir virüs yayıyorlar. Yine tamamen yalanlara, aldatıcılığa, insalık düşmanlığına dayalı bir süreç başlatmak istiyorlar.

Yine kapanmalar olacak, yine yasaklamalar olacak, yine insanlar hastahanelerde kasıtlı olarak öldürülecek ve organları çalınacak. Yine fuhuş mafyalarına, insan tacirlerine ve satanist ayincilere canlı insanlar satılacak.


Enflasyonu, işsizliği, toplumsal sorunları, güçsüzlüğü zirveye doğru iyice yükselmiş, gerçek yüzü hala dünyadan gizlenmeye çalışılan ve artık bebek maması bile bulunamaz hale gelmiş olan sözde süper devlet ABD… Kendi insanlarını korona bahanesiyle, görülmemiş bir şiddetle ve süratle nakite çevirmeye çalışan Çin… Çoktan batmış, sıfırı tüketmiş ve parçalanmış olduğu halde aksine bir görüntü vermeye çabalayan, çok yakında açlıktan birbirini yiyecek olan Avrupa başta olmak üzere, beş parasız kalmış Ankebut Ağı ülkelerine “kara para” ortamları oluşturulacak.

Yetmeyip yine dünya insanlığının “planlanmış kıtlığa” daha fazla sürüklenmesi de sağlanacak. Sözde aşılarla yine büyük paralar vurulacak, bir yandan da insanların sağlığına, genetik kodlarına yeni yeni darbeler de vurulacak. Bu güne kadar bu vahşetlere kurban olmamış, akıllıca davranarak sözde aşıları olmamış insanlar bile aşılanmaya zorlanacak.

Çok öncesinden haber verdiğimiz ve “cinsel yolla da bulaşacak” dediğimiz virüs, Ankebut Ağı ülkeleri tarafından “maymun çiçeği” ismiyle dolaşıma sunulmuştur. Üstelik bu virüs tek de dolaşmayacak. Malum ülkelerin organize şekilde dünya genelinde kara para işleri yapan hükumetleri, son dakika karar değişikliğine gitmezlerse, bu virüs, farklı farklı virüslerle aynı anda dünyayı dolaşacak.

Bu arada, dünya sözde koronadan kırılıyorken neredeyse hiçbir sorun yaşanmayan Kuzey Kore’de… Yani korona oyunlarına, kandırmalarına dahil edilmeyen, katılmayan Kuzey Kore’de… Şimdilerde, korona yalanlarını çok büyük restlerle dünya genelinde bitirmemizden sonra aniden korona vakaları görüldü ve ülke karantina alanına döndürüldü. Müdahellerimizden sonra, Çin’in, korona tiyatrosuyla kendi vatandaşlarını nakite çevirme teşebbüsleri çok dikkat çekti ve tepki gördü diye mi Kuzey Kore aniden korona virüsle doluverdi?

Ya aynı çetenin başını çekenlerden olan ve Çin, Rusya, İran, Mısır, Kuzey Kore gibi ülkelerle danışıklı da dövüşen Biden’ın, “Kuzey Kore’yi tamamen nükleer silahlardan arındırmak için Güney Kore ile çalışmaya hazırız.” sözüyle tam olarak ne kastedildi.

Onlarca senedir kara paralar için Ortadoğuyu ve Afrikayı kan gölüne çevirenler, her türlü insalık dışı kara paraları kazanmak için sürekli harpler, iç harpler çıkartanlar, sürekli terör örgütleri kurup yönetenler, şimdilerde İstanbul merkezli çok büyük bir direnişle karşı karşıya geldiler. Ne Kazakistan’da, ne Afganistan’da, ne Pakistan’da, ne de Ukrayna’da istediklerini elde edebildiler. Yeni kara para merkezlerinden biri Kuzey Kore mi yapılacak? Yine NATO ve ABD üsleri, dünya genelinde uygulanmak istenecek yeni kara para sürecinde her türlü kara paracılığın merkez üsleri mi olacaklar?

Bunlar, bu kara paracılar, bu kan emiciler, bu organcılar, bu insanlık düşmanları, bu masonlar, bu satanistler, bu sözde dünya liderleri durmayacaklar… Sadece Türkiye’nin değil, bütün insanlığın ayağa kalkma vakti.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Amerikasız bir dünyaya çok çok az kaldı…

Gerçek halleri iyice gözler önüne çıkıyor ve iyice rezil oluyorlar. Amerikasız bir dünyaya çok çok az kaldı.

Buna “sert geri vites” denmez, daha ötesinde bir tabir kullanmak lazım. Amerika’nın artık Kuzey Kore’ye rest çekebilecek kadar bile gücü yok. Trump öyle bir Kuzey Kore açıklaması yaptı ki bütün dünya şaşırdı. Gerçekte neler döndüğünü bilmeyen hiç kimse, Trump’ın bu çıkışını doğru yorumlayamadı.

Daha dün Çin ve İran’ı tehdit edip savaş çıkartmak isterken bugün müttefikimiz Japonya’nın ayağına giden ve yalvar yakar olan Trump, sosyal medya hesabı Twitter’dan çok tartışılan bir paylaşım yaptı. Kuzey Kore’nin kısa menzilli füze denemeleriyle ilgili olarak “Kuzey Kore, halkımın bir kısmını rahatsız eden küçük silahlar ateşledi. Ancak bunlar beni rahatsız etmedi.” ifadelerini kullandı. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un verdiği sözü tutacağına inandığını belirtti.

Takip edebildiğimiz kadarı ile dünyadaki aklı başında bütün siyasetçiler, Trump’ın söz konusu paylaşımını bizim gibi yorumladılar.

“Allah kahretsin.”

Çin lideri Şi, Trump’ın Kuzey Kore’ye dair paylaşımını şu şekilde yorumladı:

“Allah kahretsin. Şunlara bak. Birkaç gün önce sanki bizim bütün işlerimizi berbat eden bunlar değilmiş gibi, şimdi Kuzey Kore’ye karşı seslerini bile çıkartamaz oldular.”

Trump şu tavrı birkaç hafta önce sergileseydi Şi keyiften köşe olurdu. Ellerini ovuştururdu. Mutluluktan birkaç gün ayakları yere basmazdı.

Şi’nin çok sıkılarak, öfleyip püfleyek ve kahrederek böyle yorumlar yapmasının sebepleri gözler önünde;

  • Böyle bir şey aklından bile geçmezdi, kendisine söyleseler inanmazdı ama ittifakımızın dışında kaldı, çok büyük fırsatları kaçırdı. Üstelik çok kısacık sürede bunlar yaşanınca afalladı.
  • Kuzey Kore’nin de Çin’e değil, ittifakımıza yakın durması, ayrıca moralini, düşüncelerini bozdu.
  • Dahiyane siyaset yaparak, kendini dev aynasında gören iki tarafa da had bildirmemiz… Bunu, elimizi hiçbir şeye sürmeden, tarafları birbirine katarak yapmamız… Bu kadar kısa sürede iki tarafa da çok güç kaybettirek zayıflatmamız, onların aksine olarak çok güçlenerek bu süreçten çıkmamız da Şi’yi tepetaklak eden sebepler arasında.

Dünyanın önde gelen pek çok lideri gibi Şi de son bir hafta içinde aşırı derecede yoruldu, gerildi, korktu, endişelendi, zorlandı, yalpalandı ve ne kadar liyakatsiz biri olduğunu, dünya siyasetini ve hadiseleri ne kadar isabetsiz şekilde yorumladığını, bundan sonrasında işinin çok zor olduğunu, o koltukta fazla oturamayacağını gördü.

Merkel: Amerika çok zayıfladı, güçsüzleşti.

Trump’ın, Amerika’nın menfaatlerini gözeterek değil de Şeytan’ın Konseyi’nin emirlerini dinleyerek tarihi fırsatları kaçırmasından sonra, karşı cephedeki herkes şaşkın ve kızgındı. Hala bu şaşkınlık ve kızgınlık hali geçmedi.

Trump’ın yanlış kararlar almaması için onunla baştan görüşen ve en açık cümlelerle onu uyaran Macron ve Merkel, korktukları başlarına gelince çok kötü oldular. Trump’a açıkça tavır almadılar ama mesafeliler. Çok rahatsız olduklarını belli ettiler, ediyorlar. Bundan sonrasında Trump’la hatta Amerika ile bu işin yürümeyeceğini düşünüyorlar, bu şekilde değerlendirmeler yapıyorlar.

Merkel, beyin takımına şu şekilde konuştu:

“Amerika çok zayıfladı, güçsüzleşti. Büyük bir deprem yaşadı. Kısa vadede olmasa da uzun vadede çökeceğinin sinyallerini veriyor. Amerikanın yanında bulunan devletlerin de büyük darbeler alacağını düşünüyorum. Yapacak oldukları hamlelerde onlarla birlikte hareket etmek bizi zayıflatır ama karşısında gibi de duramayız. Bizim nötr kalmamız gerekiyor.”

Fransa, Amerika’sız bir dünyaya hazırlanıyor

Macron da kendi beyin takımına şu şekilde değerlendirmeler yaptı:

“Trump’ı ikaz ettik ama ikazların hiçbirini dikkate almadı. Şu anda dünyanın gözü önünde bu hale düşmesinin sebebi ikazlarımızı dinlememesidir. Anlaşılan o ki Amerika ile birlikte ilerlemek üzere almış olduğumuz kararları şimdi bir daha gözden geçirmek gerekiyor. Bu durumda size çok iş düşüyor. İyi bir çalışma yapın ve Amerika’nın güçsüzleştiği ve yok olmak üzere olduğu ihtimallerini göz önünde bulundurarak, ileriye dönük atmamız gereken en doğru adımlara dair raporlar hazırlayın.”

Amerika’dan geçtiler, bu kadar zor şartlar içinde kalmışlarken Fransa’yı nasıl varlıkta tutacaklarını düşünüyorlar. Bu süreçte hatalı kararlar almak istemiyorlar.

Almanya’nın yöneticileri de Fransa’nın yöneticileri de kendi aralarında “Şu şartlar da yapacağımız bir hata, bizim de yok olmamıza sebep olabilir.” diye diye kılı kırk yararak kararlar alıyor.

Sayın Putin ve Merkel, Ortadoğu’yu konuşacak

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rusya Devlet Başkanı sayın Vladimir Putin’in daveti üzerine 11 Ocak’ta Rusya’yı ziyaret edecek. Liderler, ABD’nin Bağdat saldırısının ardından Ortadoğu’daki gerginliğin tırmanması konusunu ele alacak.

Görüşme sırasında taraflar Suriye, Libya ve ABD’nin 3 Ocak’ta Bağdat Havalimanı’na gerçekleştirdiği saldırı sonucunda Ortadoğu’daki gerginliğin tırmanması da dahil olmak üzere, gündemdeki konuları ele alacak.
Görüşmede ayrıca 2015 tarihli Minsk anlaşmalarına yönelik kapsamlı tedbirler kapsamında, Ukrayna krizinin çözümü konusuna ve 9 Aralık’ta Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilen Normandiya Formatı’ndaki zirvede varılan anlaşmalara değinilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya