Etiket arşivi: Kore

Denge ve karar değişiklikleri var


Son ikazları yapmış, birkaç güne dengelerin ve kararların değişeceğini herkesin anlamasını sağlamıştım. Beklenen güne/ana geldik.

Çin’i ve Kore’nin kuzeyini koruyan metafizik desteğimi bölgeden tamamen kaldırıyorum. Bölgede bunlara savunma sağlayan bütün çemberleri kaldırıyorum. Bölgeyi, Kore’nin kuzeyinin ve Çin’in ve Rusya’nın düşmanlarına tamamen açtım. Havadan, karadan ve denizden açtım… Şu andan itibaren o bölgede Rusya’yı, Çin’i ve Kore’nin kuzeyini yoğun sinyale alacağız. Ayrıca her türlü siyasi, askeri ve mali dengeleri de iyice, yıkıcı seviyede aleyhlerine çevireceğiz. Çin’in ve Kore’nin kuzeyinin hedef alındığı askeri müdahalelere dahi tepkisiz kalacağız.

Japonya, Tayvan ve Kore’nin güneyine giden sinyallerimizi ise bir miktar azaltacağız. Bu üçlünün bölgede daha hakim halde olmalarını sağlayacak ama ayağa kalkmalarına da izin vermeyeceğiz. Bölgedeki tarafların danışıklı dövüşlerine şu andan sonra asla izin vermeyeceğiz. Danışıklı dövüşmeyen tarafların, Çin’e ve Kore’nin kuzeyine karşı yapacağı tatbikatlara, askeri seferlere/uçuşlara, deniz zırhlılarına v.s. büyük bir serbestiyet vereceğiz.

Çin’in tamamında, Kore’nin tamamında, Rusya’nın tamamında, Tayvan’ın tamamında, Japonya’nın tamamında, bu kadar geniş bölgenin tamamında Samsung marka bütün cep telefonlarını ve bilgisayarları ve tabletleri… Ayrıca Çin markası olan ya da kendi markası olmasa da Çin’in imal ettiği bütün cep telefonlarını, bilgisayarları ve tabletleri sinyale alacağız. Yine bu geniş bölgedeki Samsung ve Çin markaları ile bağlantılı bütün baz istasyonlarını sinyale alacağız. Bölgede idari/siyasi, askeri ve mali/ticari sahalarda büyük krizlere sebep olacağız. Çin’e, Rusya’ya, Japonya’ya ve Kore’nin güneyine ait olan sosyal platformların tamamını da yoğun sinyale alacağız.


Yine bu bölgede, şu anda pek çok bölgede yaptığımız gibi elektrik santrallerini, trafoları da hedef alacağız. Elektriksiz bıraktığımız yığınlar arasına yüzlerce milyon kişiyi daha ekleyeceğiz. Yine bu bölgede, Ankebut Ağı ile doğrudan ya da dolaylı yollardan bağlantılı olan bütün şirketleri, fabrikaları, imalathaneleri yoğun sinyale alacağız. Sadece bir kaç gün içinde bile yüzlerce milyar dolarlık zarara sebep olacağız.

Sonra da yayınlar yapacağım ve “Haydi Türkiye’nin, İstanbul’un karşısında durun da sizi görelim. Haydi bu bizim bölgemizde her türlü pis işlere, kara ve kanlı işlere devam edin de sizi görelim. Bizim iç işlerimize karışın da sizi görelim. O kara ve kanlı paralarla Ankara’yı daha uzun süre fonlayın da sizi görelim” diyeceğim.

Ayrıca şu andan itibaren Türkiye’de faaliyet gösteren Rusya ve Çin diplomatlarını, casuslarını, kara paracılarını, biyonik robotlarını, her türlü mekanlarını çok ama çok ağır sinyale, bu güne kadar görülmemiş seviyede sinyale almaya başladık.

Bundan sonra Türkiye’nin Çin’i taşımasının bir manası yok. Çin’in kısa sürede parçalanmasını, orta vadede ise yok olmasını sağlayacağız. Uzun vadede ise lanetle anılmasını sağlayacağız.

Bundan böyle, her kime fırsat ve mühlet veriyorsak, çok çok kısa süreliğine vereceğiz ve baktık ki kullanmayacak, son darbeleri de vurup ezip geçeceğiz. Şu anda dünyayı bile tersine döndürebilecek güce sahibiz. Galaksiler toplanıp gelseler bile Ankebut Ağını elimizden alamazlar. Yerin altındaki ve üstündeki satanist pislikleri elimizden alamazlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Doğu ile Batı arasındaki mesafe açılıyor


Asya, ABD’den ve İngiltere’den hızla uzaklaşıyor. Çok yakında bu, çok daha net görülür olacaktır. Asya’da çok sayıda lider ve hükumet peş peşe oyundan düşebilir.

Asya’daki yatırımcılar, aklı başında etkili ve yetkili kişiler, batı dünyası ile birlikte boş yere batmak istemiyorlar. Yollarına İstanbul ile devam etmek istiyorlar.

Japonya iflas etti ve Japonya’nın başındaki idareciler, daha fazla batı yanlısı siyaset yapamaz haldeler. İçten, Japonya içinden gelen büyük baskıya hızla boyun eğmekteler. İstanbulla bir anlaşma imkanı bulmak peşindeler.

Çin iflas etti ve Çin’in içindeki aklı başında kişiler de aynı kanaatteler. Aynı yönde gayret ediyorlar ve İstanbul ile ortak hamleler yapabilme imkanı yakalamak istiyorlar.

Çin Komünist Partisi (ÇKP) üyeleri içinde bile son süreçte çok sayıda kişi kanaat değiştirdi, değiştiriyor. Bundan sonra Ankebut Ağında kalmanın işe yaramayacağını, mantıksız olduğunu, Çin devletini ve Çinli yatırımcıları kurtaramayacağını kabullendiler.

Dünya dengeleri artık daha büyük bir hızla değişiyorken, Kore’de de her an her şey olabilir. Ne olacaksa olmalı ve Kore’nin kuzeyi ile güneyi artık birleşmeli. Dünyanın bu sorunu da hızla çözülmeli. Ankebut Ağının tepe isimlerinin istedikleri değil, hukukun, adaletin gereği olmalı. Kore’yi ikiye bölen müdahalelerin hepsi hukuksuzdu.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Kore bir bütündür ve parçalanamaz


İkinci dünya savaşının ardından ABD’nin dünyanın muhtelif yerlerine yaptığı askeri müdahaleler hep hukuksuzdur, keyfidir, art niyetlidir. ABD’nin ve NATO’nun Kore’ye yaptığı askeri ve siyasi müdahaleler, Kore sorununu çözmemiş ve daha da derinleştirmiştir. ABD’nin dünyanın koruyucu meleği gibi gösterilmesi, bu görüntünün arka planında dünyanın her yerinde vahşice kan dökmesi, katliam yapması, ülkeleri bölmesi, liderleri/hükumetleri devirmesi, keyfince su-i kastlar yapması ve hatta işine gelince atom bombaları kullanması, Kore’nin kuzey kısmının hatalı tavırları kadar gözler önüne serilmiyor ve tartışılmıyor.

Dünyadan tecrit edilmesi gereken bir yer varsa, orası Kore’nin kuzeyinden önce, ABD’dir, İngiltere’dir, İsrail’dir.

Dünyaya canavarlar güruhu gibi gösterilen ve her türlü hukuksuz baskının ve yaptırımın altına alınan Kore’nin kuzey tarafının, aslında Kore’nin bütünlüğünü istediği ve ayrıca Amerikan işgali ile sömürmesinin ve asimilasyonunun bitmesini istediği açıkça gözler önündedir. Bizler, Kore meselesinde Amerikancı bir peşin hükümle hareket etmedik, etmeyeceğiz. Türkiye’nin NATO’ya dahil edilmesini, Kore’ye askerlerimizin gönderilmesini de hiçbir zaman doğru bulmadık, bulmayacağız.

Hatalı tavırları var mıdır, elbette vardır ama Kuzey tarafının aslında işgali, sömürüyü, asimilasyonu önlemek isteyen taraf olduğu… Ayrıca güney tarafının ise işgale, sömürüye, asimilasyona razı olan taraf olduğu açıkça gözler önündedir. İngiltere, ABD ve İsrail’in başını çektiği dünyadaki şer ittifakı, Kore’nin güneyini de insanlık düşmanlığında çok aktif/yoğun olarak kullanmaktadır. Güneyin bu halde olması, bütün dünya insanlığı için ciddi bir sorun teşkil etmektedir. İnsanlık, artık Kore sorununu ivedilikle ve adaletle çözmelidir. ABD’nin ve NATO denilen katliamcı ve kara paracı teşkilatın bu işe karışmasına da izin vermemelidir.

Bu şartlarda, Kuzey kore denilen kısmın, Kore’nin bütünlüğü için, kurtuluşu için verdiği ve vereceği mücadele bizim nazarımızda meşrudur. Mücadele sırasında kısmen ya da tamamen hukuk dışına çıkıyorsa, konunun bu tarafları tartışılır ve Kore’nin kuzey tarafına gerekli tepkiler gösterilir. Lakin medeni olduğunu, hukuka saygılı olduğunu iddia eden dünyadaki tarafların, meseleye bu temel, hakiki ve adaletli bakış açısından bakmaları da gerekir. Kore’nin kuzeyi de ABD kadar hatta ondan daha çok ve daha öncelikle nükleer silahlar kullanmak hakkına sahiptir. İşgalcilerin, katliamcıların, dünya düzenini alt üst edenlerin, bütün insanlığı sömürmek isteyenlerin nükleer silahlar kullanabildiği ama vatanını savunmak isteyenlerin kullanamadığı bir dünya düzeni dayatmasını ve sözde milletler arası hukuk dayatmasını kökten red ediyoruz. Kendileri de nükleer silahlara sahip olan sömürgeci ve katliamcı tarafların, kendini savunmak için nükleer silahlara sahip olan başka taraflara “Nükleer sahip ve yaptırım yapacağız” demesi, hiçbir insanın iki dakika bile dinlemeye tahammül edemeyeceği bir saçmalık, küstahlık ve hukuksuzluktur.

Batının işgali, sömürmesi ve asimilasyonu altındaki güney Korelilerin halleri de hal değildir. Kore uygulamada bölündükten sonra güneyde kalan Korelilerin ellerinden inançları bile alındı. O topluluğun, çok gecikmeli olsa da maddi ve manevi tehlikelerden, kumpaslardan kurtarılması, hukukun ve vicdanın gereğidir.

Uygulamada zaten Kore harbi bitmemiş, herhangi bir barış anlaşması da yapılmamıştır. Dünyadaki bütün taraflar, bu sarsıcı gerçeği de görmezden gelmemelidir.

Kore meselesinde hakikat, görmek isteyenler için güneş gibi gözler önündedir. Bu izahlarımın dışında yorumlar, değerlendirmeler yapanlar, güneşi elleriyle ve dilleriyle örtmeye çabalayan zavallılardır.

ABD’nin, İsrail’in, İngiltere’nin, NATO’nun emrindeki hain Ankara hükumetinin kararları hükümsüzdür. Türkiye’nin duruşu, bu yazıda izah ettiğim gibidir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Niye herkes için Türkler savaşmalı ve ölmeli?

Rusya için Ruslar ölmüyor, Türkler ölüyor. Yetmedi, bir de Ukrayna için Türkler mi ölmeli? Savaş ihtimalini gören Rusların dünyanın dört bir yanına ve bu arada Türkiye’ye de kaçışmakta olduğu şu sıralarda, Rusya’nın cepheye öncelikle Türkleri göndermesine tepkisiz değiliz ve her fırsatta bu işi bozacağız. Bu vaziyeti kısa süre sonra Rusya’nın aleyhine çevireceğiz. O diyarlardaki Türkler illa asker yapılacaklar, silahlandırılacaklar ve savaşacaklarsa, kendi hürriyetleri için, Rusya Federasyonu’nun işgalinden, asimilasyonundan, sömürmesinden kurtulmaları için savaşır olacaklar. Bunu sağlayacağız. 

Lakin Ukrayna da bizim hiçbir şeyimiz değildir ve yanında olmayacağız. Tamamen ihanet halindeki Ankara hükumetinin ve bunların başına sözde danışman, hakikatte işgal valisi gibi konulmuş kalın kafalı kişilerin açıklamaları da Türkiye’yi bağlamıyor. O türlü açıklamalar, Amerikan hükumetini ve istihbaratını temsilen yapılıyor. Türkiye bu savaşta Rusya’dan yana olmadığı gibi Ukrayna’dan yana da değildir. Ukrayna, Türkiye’nin ve Türk milletinin hiçbir şeyi değildir. Sapıklıkta Sodom ve Gomore halklarını bile çoktan geçmiş vaziyette olan Ukrayna için savaşılacaksa, onları o hale getiren İngiltere Kraliyet ailesi ve kraliyetin kontrolündeki ABD başta olmak üzere, bütün batı alemi gitsin, kendileri savaşsınlar. Biz kılımızı bile kıpırdatmayacağız. Türkiye’de yeniden Ukrayna’nın lehine suni bir kamu oyu oluşturulmasına da asla izin vermeyeceğiz. 

1950’lerde basit bir NATO piyonu haline getirildik ve gereksiz yere büyük acılar, sıkıntılar çektik. Bizim ne işimiz vardı Kore’de… Aslında İngiliz/Amerikan casusları olan Türkiye’deki sözde devlet adamlarıyla sözde din adamlarının ve bunlara yardım/yataklık suçu işleyen basın mensuplarının ihanetleri sayesinde gittik, öldük, ağır bedeller ödedik ve hiç şey elde etmedik. Bir süre sonra “Bizim ne işimiz vardı Ukrayna’da” denilmesine şimdiden set olacağız. 

Kalın kafalı İngiliz/Amerikan casuslarının bu savaşta Ukrayna’dan yana oldukları açıktır ama Türkiye bu savaşta kimseden yana değildir. Türkiye, kimsenin sömürgesi, beleş ordusu/askeri de olmayacaktır. Bir İngiliz/ABD projesi olan AKPKK’nin “Yeni Türkiye” söylemleri de bir aldatmacadan ibaret olabilir ama buna rağmen İstanbul merkezli yeni bir Türkiye hatta yeni bir bölge hatta yeni bir dünya tesis edildiği gözler önündedir. Türkiye sadece dini ve milli değerleri ve menfaatleri için mücadele edecek ve gerektiğinde harplere de girecektir. Çoktan oluşmuş hatta oturmuş İstanbul merkezli yeni Türkiye’ye hala ihanet etmek isteyen kalın kafalı Amerikan casusularına da elbet bir vatan evladı kefen biçecektir. 

İşte, hemen yanı başımızda, Güney Azerbaycan’da 45 milyon Türk, an itibariyle zulme, sömürmeye, işgale baş kaldırmış vaziyettedir. Londra merkezli insanlık düşmanı sistemin çizdiği suni sınırlara ve dayatmalara ve insan hakları ihlallerine rest çekmektedir. Hala buna kör, buna sağır, buna tepkisiz halde tutulan Türkiye’nin, bu şarlarda bile Ukrayna türküsü çığırması, Ankara hükumetinin ihanetlerinin artık hiç tahammül edilemez seviyeye geldiğinin ve alaşağı edilmeleri gerektiğinin göstergesidir. 

Ukraynalı gelsin, Rus gelsin, Türkiye’de en ileri sapkınlık seviyelerinde eğlensin, bir de devlet otoritesi tarafından baş tacı edilsin… Türk gitsin, onların olması gereken cephelerde, onlar için ölsün… Öyle mi? 

Hayır… Artık Türkiye’deki ve Türk dünyasındaki Amerikan, Rus, İngiliz, Alman ve bütünüyle Avrupa casusları ölsünler. En önden de bunların arasında danışman, büyükelçi, konsolos, basın ve medya mensubu gibi görünenleri ölsünler. 

Haydi, haydi, kalkılsın ayağa! Londra merkezli satanist sistemi yine savaşlar ve ölümler mi istiyor. Göndersinler vatandaşlarını ve hep ölsünler. Biz, Türk dünyası olarak yaşananlara müdahale etmeden izleyeceğiz ki şu dünya biraz temizlensin. 

Bir kez daha görüldü ki Türkler harp etmeyi bıraktıkları zaman, şu koca dünya İblis’in ve ona çalışan insan/cin şeytanlarının elinde oyuncak oluyor, cehenneme döndürülüyor. Bir kez daha gözler önündeki dünya, gerçek Türklerin Türk gibi harp etmesine, “nizam-ı alem” diyerek harp etmesine muhtaç, bekliyor. O günler de uzak görünmüyor. 

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..