Etiket arşivi: İran

Bir gizli Ermeni ihanet projesi: Dokuz Oğuz

Bıktım bu MİT dizilerinden…
Birini patlatıyorsun, sanki yedeğe almışlar, hazırda bekletiyorlarmış gibi hemen ötekine başlıyorlar.

Güya Müslüman Türk dizisi… Aslında ise İngiltere merkezli sistemin Türk dünyasına dair hedeflerine yardım ve yataklık suçları işlenen vatana ihanet projeleri… Tek bir dünya devleti sistemine giden yolda Türk dünyasını avucunun içinde tutmak isteyen İngilizlerin, Türkiye’deki gizli Ermeni ve Yahudi pisliklere çektirdileri diziler bunlar…

Bir de adını Dokuz Oğuz koymuşlar…

Yine gizli Ermeni ve Çingene kırması ve sıfatlarına bakılmaz acayip tipleri doldurmuşlar diziye… Ve arka planda her fırsatta o Adıtürk’leri görüntüde…

“Namus” bilinen/görülen kadınlar, Müslüman Türk ordusunda özel harekat birliğinde güya asker… Sekiz on kişilik timde bir kadın güya asker… Yetmemiş onca timin başında güya üst rütbeli subay da kadın…

Namus bilmez deyyuslar… Çingene genişliğindeki İngiliz piyonu hainler…. Türk ordusunu da İsrail ordusu gibi yerin dibine geçilesi hale dönüştürmek için her fırsatta ve her imkanla saldırıyorlar. Hem de bunu bu milletin vergileriyle, imkanlarıyla, kurum ve kuruluşlarıyla yapıyorlar. İsrail ordusunda kadınlar asker oldu da ne oldu? Kimin eli kimin cebinde belli değil… Skandalların kitapları bile yazıldı. Yahudiler buna isyan ettiler. Göz önündeki o teşkilata ordu demek mümkün değil.

İngiltere ordusunda uçak gemisi komutanı kadın yapılda da ne oldu? Skandalı, rezaleti gizlemek için Ankebut Ağına bağlı bütün basın ve medya ortak sansürleme hamleleri yaptı, yapıyor.

Memleketimiz acılar, sorunlar içinde inliyor, bunlar hala ısrarla İngilizlere çalışıyor, onlara itaat etmenin kırk türlü yolunu deniyor.

Oyuncuların isim ve soy isimlerinin gizli Ermeni ve Yahudi kodlamalı olması yetmemiş, bu kadar ifşa oldukları şu zamanda, dizideki sanal karakterlerin isim ve soy isimleri bile gizli Ermeni kodlamaları ile belirlenmiş…

Yaklaşık yarım saatini izledim. O kadarına zor tahammül ettim. Kuru gürültü… Çizgi film ciddiyetsizliği ile dizi çekilmiş. Bu milletin paralarını bu kadar çalıyorlar, İngiltere’den talimatlar alarak sıkıya geliyorlar, bari oturup doğru düzgün senaryo yazsalar… Azıcık gerçekçi, mantıklı, etkileyici duran sahneler çekseler ve bunu da gelişmiş tekniklerle çekseler…

Elin kripto Çingenelerine Türk kimliği giydirmek istemişler, yapabildikleri bu kadar işte…

Sözde Türk birliğinin, gerçekte ise İngiliz casusları birliğinin acil müdahale timine acele ile gitmeleri lazımmış… İlk olarak da Suşa’ya gideceklermiş…

Oradan da artık Güney Azerbaycan’a inerler. Güya Türk dünyası Güney Azerbaycan’ı hürriyetine kavuşturmuş olur, görüntüyü öyle verirler, arka plandan yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yine İngiltere adına sömürürler. Azerbaycan’ın başındaki Ermeni/Yahudi/Çingene kırması Aliyev ve Aliyeva da bu “vazifede” öne çıkarlar. Kahraman rolü bile oynarlar. Sevinçten gidip de birkaç bebeği İblis’e vahşice kurban bile ederler.

Pislik herifler… Aylardır İran’da nelere sebep oldum. Dünya şoklar içinde izledi, izliyor. 45 milyon Türk hürriyet mücadelesi verdi, veriyor. Hani bu dizileri çekenler? Hani bunlara yardım ve yataklık suçu işleyen Genel Kurmay kademesi? Hani MİT? Hani hükumet? Hani muhalefet? Hani sözde ülkücüler? Hani sözde Türk basın ve medyası? Neredeler? Bu şartlara rağmen bile nerelere geldik. Her şeye rağmen İstanbul kazanıyor, mfs ve samimi müttefikleri kazanıyor, Türkiye İran denilen suni devleti haritasına ha kattı, ha katacak diye türlü türlü panikler yaşıyorlar. Burunların dikine gidiyorlar, İngiliz köpekliğine devam ediyorlar.

Gerçekten Türkün menfaatine olan yerde gık demiyorlar, aksine mücadele de veriyorlar, sonra İngiltere emir edince inatla, ısrarla işte şu sözde dizileri çekmek için uğraşıyorlar. Şu sözde dizilerden dolayı derhal soruşturulmaların başlatılması, yargılamaların ağır ceza mahkemelerinde yapılması gerekiyor.

Sözde Türk dizisinde, yüzüne bile bakılmaz hale gelmiş ve çoktan yargılanarak idam edilmeleri gereken kripto kimlikli cinsi sapıklar, güya Türk subayı rolü oynuyorlar.

Memleket öyle bir hale gelmiş ki akıl mantık adeta durmuş. Yahudinin CNN’i, sanki yerli ve milli bir kanal gibi görülür olmuş. CNN sözde Türk, tıka basa gizli Ermenilerle ve Yahudilerle doldurulmuş, sonra sözde İslami parti ve iktidar olan AKPKK’nin en büyük suç ortaklarından biri olmuş…

Aydın Doğan’ın ve çevresinin kim olduğu mu bilinmiyor, yıllardır karşıma ne hallere düştüğü mü bilinmiyor, kendisine ait gösterilen basın ve medya gücünü başka bir emanetçiye devrederek yurt dışına çıkmak zorunda kaldığı mı bilinmiyor, şu CNN sözde Türk’ün nasıl kurulduğu, nasıl fonlandığı, nasıl ve neye kullanıldığı mı bilinmiyor?

Billiniyorsa, bu nasıl bir Türkiye, bu nasıl bir ülke? Bu millet Papua Yeni Gine’nin adalet sistemine mi sığınacak? Nerede bu savcılar, nerede bu hakimler? Bu milleti iç düşmanlardan, hainlerden, casuslardan, piyonlardan kimler koruyacak?

Türk ordusuna, Türkiye’ye ve Türk dünyasına sözde faydalı olacak şu Dokuz Oğuz dizisini ise FOX TV yayınlıyor…

FOX TV’nin ne olduğu, arka planı, kimlere ait olduğu, neye hizmet ettiği mi bilinmiyor? Şu dizi gerçekten Türk milletine/dünyasına yarayacak olsa, FOX TV’nin onu yayınlamasını bir yana bırakın, bir daklıklık bir haberini bile yapmaz…

FOX TV, kadraja tesettürlü bir gerçek Türk kadını girmesin diye hala kılı kırk yarmakla meşgul… Tıka basa gizli Ermeni vatan hainleriyle, Türk ve İslam düşmanlarıyla dolu… Bir dakika bile yayın yapmasına izin verilmeyecek şartlar içinde ve tek bir soruşturmanın ikinci gününde yayını durdurulur, durdurulmalıdır.

Gerçekten Türk/İslam inancı, düşüncesi, tarihi, vizyonu can bulmasın diye karşı hamleleri her gün, her dakika yapmakla meşgul şu FOX TV ve içindeki Ermeni Çingene kırması soysuzlar, namus tanımazlar…


Tam bir ihanet, kara para, terör teşkilatına dönüşmüş olan MİT’in, Dokuz Oğuz dizisinde senarist olarak gösterdiği Süleyman Çobanoğlu bir gizli Ermeni vatan haini…

Başka hiçbir şey değil…

Bu kişi, daha önceki MİT dizilerinde de göstermelik senarist olarak kullanılmıştı.

Yıllardır yaptığım ifşalar neticesinde Osman Sınav da gerçek ve hain yüzüyle gözler önünde kalmıştı. Ona ve çevresindeki yüzlerce kişiye acilen soruşturmalar, yargılamalar yapılması gerekirken hiçbir şey yapmamışlardı ama bunlardan bazıları kendilerini mecburen geri çektiler. Daha doğrusu MİT onları geri çekti.

Şu Dokuz Oğuz dizisinin, Osman Sınav imzalı dizilerin genel tarzını taşıdığını, benim gibi çok çok az dizi izlemiş biri bile birkaç dakikada anlayabiliir. Bunlar hep aynı bakış açısıyla çekilen diziler, çünkü Osman Sınav’ın yapımcı ve yönetmen gösterildiği dizileri de aslında Osman Sınav değil, MİT çekti… Arka planda gerçek yapımcı ve senarist hep MİT’ti… MİT’teki İngiliz piyonu, ahlak ve namus tanımaz, derhal asılası pisliklerdi… Şimdi bu sözde dizileri de MİT çekiyor.

“Sen anlat Karadeniz” isimli, AKPKK’ye acil destek maksatlı diziyi de aslında MİT çekmişti. Onun senaristleri olarak gösterilen kişilerin düz yolda yürümeyi beceremeyen vasıfsızlar olduğunu ifşa etmemden sonra da hemen sözde senaristleri değiştirmişlerdi…

O dizi de bile gerçek Türk/İslam inanışının ve kültürünün temellerine dinamit koymaktan geri durmuyorlardı. Sert kayaya çarpınca, ister istemez kendilerini toparladılar ve fazla da uzatamadan bitirdiler.

Sinsice “Dokuz Oğuz” ismi verilen şu sözde Türk dizisinin baş rol oyuncularından biri olan Yasemin Kay Allen’ın, İngiltere doğumlu bir gizli Ermeni olması da tesadüf olamaz…

MİT, buna hususi bir dikkat ve hassasiyet göstermiş olmalı. MİT’teki o derhal asılası ya da meydan yerde vatandaşlar tarafından linç edilerek parçalanası hainler, Yasemin Allen isimli gizli Ermeni ekran fahişesini “Türk kadın komutan” rolünde oynatınca İblisce bir zevk de alıyorlardır.

Dokuz Oğuz isimli ihanet projesinin baş rol oyuncusu olan Kubilay Aka da bir gizli Ermeni…

MİT’teki ve dizi sektöründeki gizli Ermeniler tarafından kullanılan piyonlardan biri…

Hakan Boyav da gizli Ermeni…

Dağhan Külegeç de gizli Ermeni…

Kayhan Açıkgöz de gizli Ermeni…

Serhat Onat da gizli Ermeni…

Volkan Keskin de gizli Ermeni…

Taylan Meydan da gizli Ermeni…

Sözde dizide yönetmen olarak gösterilen Cem Akyoldaş da gizli Ermeni…

Şunların hepsi gizli Ermeni…

Taylan Meydan
Serhan Onat
Cem Sultan Karabulut
Murat Danacı
Hakan Boyav
Asya Dikişçi
Zinnet Demircioğlu
Günsu Yiğitcan
Murat Koçak
Ahu Karaca
Özkan Akçay
Ender Ercan
Taylan Sancaktar
Ahsen Tüzün Baltepe
Süleyman Çobanoğlu
Gül Güzelkaya
Cem Akyoldaş

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tayyip – Putin görüşmesi


Tayyip: Alo Putin! Sen misin, nasılsın?
Rusya’nın işleri karışık diye duydum. Çok sıkışmış sizin işler…

Putin: Selam Tayyip!
Bizim işleri karıştıranlar belli, yakında senin işler de çok karışacak diye beni aramadın mı zaten…

Tayyip: Evet haklısın.
Sıkıştırıyorlar. Mfs de karşı taraftan sıkıştırıyor. Suriye’deki projeler patladı elimizde. Orada da bir şey yapamadık. İran’a girelim dedik. Mfs’den çekiniyoruz.
Yayınları biliyorsun. Bir şey demeye gelmiyor. Dediğinde başımız belada…

Dün yazdı, okudun sen de… “İran bizim Türk halkı” diye, bir de “Yunanistan da bizim” dedi. “Hain Ankara hükumeti” dedi, bizi topun ağzına koydu. “İstersen bir adım at, ben buradayım, hazırım.” diyor. “Elimde asker de devlet de sistem de.” diyor. Tüm planlarımız battı. Ee öbürkülerin de planları hep yarım kaldı. Karışık yani ortalık. Ne yapacağız. Birlikte bir şeyler yapmalıyız.

Putin: Tayyip biliyorsun, benim durumum senden farklı değil. Benim de tüm işlerime taş koydu. Ukrayna’dan beklediğim sonuçlar çıkmadı. Tam tersi içerdeyim. (Borçlu çıktım, zarar ettim.)

Suriye’de beraber sıkıştık. Çıkarsam hepten kaybedeceğim. Ama orada bir iş de yapamıyorum. PKK’ya satacağım, onlara bırakacağım tüm işleri Suriye’de..

İran zaten başımıza dert açacaktı. Zorla burnunu sokmaya çalıştı her işimize. Alttan almaktan çok sıkılmıştık. Ama bu çıkışının sonunda yine kazanan mfs görünecek.
İran’ı sıkıştırıp onlardan gelecek malları durdurmaya devam etmeliyiz. İran’a çok bir şey yapamayız zaten mfs’nin yıkmasını bekleyeceğiz

Biz de o arada ufak ufak girelim kendi varlığımızı belli edelim. Dün yazdığı yayını kullanmalıyız. İlk oradan başlayalım. Birlikte yaparız yine. Suriye’de, İran’da da destek olalım birbirimize.

Tayyip: Olur olur… Ben de zaten tek başıma nasıl yapacağım diye düşünüyorum. İsrail de arkadan itekliyor. Hadi deyip duruyor. Bir şeyler yapmanın zamanı geldi. Görüşürüz..

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ankebut Ağı, domino taşları misali daha fazla çökecek

Çin’in, Rusya’nın, Güney Kore’nin, Japonya’nın, İran’ın, ABD’nin, BAE’nin, Suudi Amerika’nın, Katar’ın ve bunların hepsinin iplerini elinde tutan Londra’nın, İstanbul karşısında hezimete uğradıkları, aklı başında ve mantığı yerinde herkesin gözleri önündeki bir gerçek. Şu andan sonra İngiltere’nin İstanbul karşısında yapabileceği hiçbir şey yok, ne denese de fayda göremeyeceğini, sonuca ulaşamayacağını biliyor. Buna rağmen, son bir ümitle Türkiye’de bir erken seçim olması için müdahaleler, mücadeleler yapıyor.

Türkiye Ankebut Ağının kalbi, yıllardır bunu yazıyorum. Yıllardır ben, bu kalbin atışını durdurmak için mücadele veriyorum. Şu anda bu kalp avucumun içinde ve çok zayıf halde atabiliyor. Daha fazla sıkarsam, onu tamamen durdurmak da benim elimde. Ve ben kesinlikle daha fazla sıkmak, atışını tamamen durdurmak kararlılığındayım.

Bu kalp durunca, dünya genelinde Ankebut Ağı da domino taşları misali ve bu defa açıkça çökecek. Bu olmasın diye de İngiltere ve dolayısıyla Kraliyet ailesi, Türkiye’de bir seçim olsun, yeni bir hava oluşsun, Türkiye’ye sermaye gelsin, döviz gelsin, yatırım gelsin, hareket artsın istiyor. Lakin son iki haftada kaç teşebbüsleri olduysa, hepsi sert kayaya çarptı. Londra’ya piyonluk yapan sermaye sahibi Araplar bile rezil oldular, neye uğradıklarını şaşırdılar.

Şimdi… Londra, son çare olarak Arapları soyup soğana çevirerek, nakit elde edecek hamleler yapmak isteyecek. Bu da Arapların felaketinin başlangıcı olacak. Piyon olanların akıbeti hep böyle olur. Londra çökerken, ABD’yi de Rusya’yı da Çin’i de Arap ülkelerini de İran’ı da her yeri çökertiyor. Saçma, mantıksız kararlarla son aylarda zaten hem gereksiz yere sahayı defalarca gerdi, hem de kendi emrindeki maşalara gereksiz yere çok sıkıntılar çektirdi, bedeller ödetti. Lakin Londra hala bu tavrını devam ettirecek görünüyor. Bu da bir yandan bizim için bulunmaz bir fırsat oluyor.

Siyasi, mali, askeri, dini sahalardaki çatışmalar, gerilmeler daha da artacak, bu şimdiden görülüyor. Türkiye’nin de kalbini durduruyorum, ilk refleksin ABD’de görüleceğini de açıkça yazmış bulunuyorum. Türkiye’de ve ABD’de ve devamında Arap diyarlarında çok büyük iflaslar, çöküşler yaşanıyordu zaten ama artık daha da büyükleri açıkça yaşanacak.

Bilinmeli ki büyük sigorta şirketleri arasından, erken davrananlar, zararlarını azaltabilmiş olacaklar. Şu andan itibaren dünyadaki borsalar, mayınlı bir arazi misali yerler. Borsalardan, şirketlerden, yatırımlardan uzaklaşmak ve altına, madene yönelip sermayeyi sağlama almak, şart üstüne şart.

Bu uzatmaların daha fazlası yok, bu maç bitmek üzere. Son düdük çalınmak üzere ve sonucu da çoktan kesinleşti.

Avrupa, borsa çöküşlerinden sonra kendi bünyesindeki küçük devletleri sömürerek, oralardan kara ve kanlı paralar elde ederek ayakta kalmayı deneyecek.

Yaşanmakta olan büyük mali krizlerde zaman kazanabilmek için Çin ile Japonya arasında danışıklı bir savaş başlatabilirler.

Bu da tıpkı Rusya-Ukrayna savaşı gibi, kara ve kanlı para kazanmaya dönük bir hamle olacak.

Direnişi artırabilmek, ayakta kalabilmek, açıkça iflas etmemek için Hindistanla Çini daha fazla yakınlaştırmak ve ortak işler yaptırmak isteyenler var.

Şehirlerin altındakiler üstündekilerden vazgeçiyorlar. Maşalarını İstanbul’a karşı acımasızca kullanmaktan geri durmayacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Faydasız, mantıksız bir direniş


İran’ın çöktüğünü, bittiğini, son olarak askeri operasyon yapmamıza, devletçe ve milletçe oradaki 45 milyon Türkü sahiplenmemize kaldığını, hain Ankara hükumetinin bunu yapmamak için de direndiğini yazmış, söylemiştim.

İran’da son yaşananlar bunu açıkça gözler önüne seriyor. İran diye bir devlet sistemi/otoritesi aslında kalmadı. Geriye kalan kısmı, üflemekle bile yıkılacak türden… İran maliyesi diye bir şey de kalmadı. Karşımda direnmeleri kimseye kazandırmadı. Zaman hep düşmanlarımın aleyhine işledi, işliyor.

Şu anda Ankebut Ağı, iran denilen kadim topraklarımızı resmen ilhak etmemize, açıkça topraklarımıza dahil etmemize mani olmaya çalışıyor. Onlar da boşa direniyorlar. Yerin altındakiler de üstündekiler de İran’ı elimden alamazlar.

Yunanistan için de aynı şeyler söylenebilir. Bütün şartları çoktan ayarladım. Zaten gerçek bir devlet bile değil Yunanistan ve hain Ankara hükumetinin, ayrıca ordumuzdaki bazı yüksek rütbeli subayların ihanetleri ile Yunanistan meselesinde son direnişlerini sergiliyorlar. Bizi durdurabilmeyi umuyorlar. Açıkça ilhak etmemize mani olmaya çabalıyorlar.

Bu hususta da boşa çırpınıyorlar. Ordumun genel kurmay kademesini ve Ankara hükumetini devirmek toplamda en fazla iki saatlik iş… Bunu, dünya dengelerini kollayarak yapacağımızı, her an her şeyin olabileceğini dünyadaki bütün taraflar biliyorlar.

Sonrasında İranla ve Yunanistanla gerçek bir harp bile yaşanmadan topraklarımızı geri alabilmemiz mümkün. Şu andaki İran’ın, Azerbaycan ile gireceği bir harbi bile kazanması mümkün değil. İran’da halk, idareye kesinlikle itaat etmeyecek, asker de olmayacaklar. 45 milyon İranlı Türk, hiç İran yanlısı olmayacak. Bu şartlardaki bir İran’ın, Türkiye ile harbe girmesi ise imkansız.

Azerbaycan cephesi de çok iyi ilerliyor. Çok yakında gerçek Türkler, Azerbaycan’da da idareyi ele alacaklar. Bu gibi planlarıma, hedeflerime direnenler, mani olmaya çabalayanlar, dünyanın her neresinde olurlarsa olsunlar, yerin altında bile olsalar, hak ettikleri darbeleri alıyorlar, alacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..