Etiket arşivi: İngiltere

Topluca gömülecekler


AKPKK, Suriye’ye girme teşebbüsünde bulunursa, bunu darbe gerekçesi yapacağız. Meşru bir askeri darbe ile meşru bir millet darbesini bir arada gerçekleştireceğiz. Eli kulağında zaten ABD’de de darbeler gerçekleşecek. Hemen peşinden Ankebut Ağı’na bağlı onlarca hükumetin devrilmesini sağlayacak bilgi ve belgeleri de her yere servis edeceğiz. Arka plandan ya da açıkça o ülkelerin vatanseverlerine de destek vereceğiz.

Her şey önceden haber verdiğimiz gibi olacak. Tekrara gerek yok. Birileri ille de Türkiye’nin idaresini resmen elimize almamızı istiyorlarsa, alacağız. Birileri, Kraliçe’nin tasmalı köpekleri olmaya devam etmek ve bu uğurda itlaf edilmek istiyorlarsa, onları da itlaf edeceğiz. En baştan da o Hulusi Akar köpeğini…

Kraliçe istiyor diye… Dünya üzerindeki siyasi dengeler aleyhlerinde gelişiyor diye… Kara para işleri kötü gidiyor diye… Daha fazla bebek, çocuk, genç kız ve kadın, daha fazla organ lazım diye… BOP yani Büyük İsrail projesi çöküyor diye… ABD, İngiltere, İsrail, Almanya başta olmak üzere pek çok Ankebut Ağı ülkesi memuruna maaş veremeyecek hale geldi diye… Türkiye’deki askeri ve idari yetkili hainler Suriye’ye girebilirler ama bu ordu onların emirlerine itaat etmeyecek. Bu millet de onlara itaat etmeyecek. Türk ordusu Suriye’ye gir-me-ye-cek.

Çok istiyorlarsa İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, İsrail ve benzeri Ankebut Ağı ülkeleri kendileri girsinler tam olarak Suriye’ye, biz o vakit gireriz, hepsini oraya gömmek niyetiyle…

Bütün taraflar da hazır olsun. Son derece kararlıyız, buradan geri dönüşümüz yok. Milyon kişi ölecek bile olsa, askeri ve siyasi makamlardaki bütün hainleri tek tek önden avlamak gerekse bile bütün sözde mültecileri, tamamını bu ülkeden kovacağız. Açıkça ve tekrarla yazıyorum, kovacağız. Şimdi hangi ülkenin, hangi ordunun, hangi gizli servisin, hangi milletler arası mafyanın, hangi kara paracı ve organcı masonun ne marifeti ve gücü kaldıysa, çıksın sahaya. Hemen çatışmaya başlayacağız.

Yetti artık, boğazımıza kadar geldi. Bunlar kalemden, sözden, uyarıdan anlamayacaklarsa, kurşunlarımız konuşmalı. Bu, bir milli güvenlik meselesi… Bu, devleti, vatanı, milleti muhafaza etme meselesi. Hiç kimse artık Türkiye’yi ve ordusunu başka ülkelerin, Yahudilerin, Hristiyanların, Satanistlerin, Masonların menfaatleri için tepe tepe kullanamayacak. “Ben varım, ben kullanacağım, sen kimsin Mfs” diyebilen varsa şimdi bir adım öne çıksın, boyunu bir göstersin.

Alem bilsin ki şu Hulusi köpeğinin, açıkça vatana ihanet eylemi olan emirlerine itaat eden bütün rütbelileri, rütbesi ne olursa olsun yıktıracağım, yaşatmayacağım. “Divan-ı harp” de geliyor. Ramak kaldı. Şu süreçte hayatta kalabilen hainleri de o divanda sıra sıra asacağız.

Mfs- Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tayyip öyle ya da böyle devrilecek


Buraya kadardı. Artık yolun sonuna geldi. Yapması gereken bütün hataları ısrarla, inatla yaptı. Bundan sonrası, son sahneleri olacak. Tayyip, Rusya ile iyi geçiniyor görüntüsü de veriyorken, İngiltere’ye, İsrail’e ve bunların maşası olan ABD’ye çalışmaya devam edecek. Türkiye’ye ihanet etmeye devam edecek. Bu, Tayyip’in hak ettiği gibi feci hallerde oyundan düşmesine sebep olacak. Bu süreçte Tayyip’e destek çıkmaya çalışacak olan Tansu Çiller, Meral Akşener başta olmak üzere o malum kişiler ve çeteler de yok olacaklar.

Sokaklar karışacak. Millet haklı olarak ayağa kalkacak. Devlet sisteminin hukuka uygun şekilde işlemesini çoktan durdurdular. Çoktandır keyiflerine, menfaatlerine, kara para hesaplarına, mafyalarının çıkarlarına göre devletimizi idare ediyorlar. Çoktandır millet aç, ülkede hukukun, huzurun, ahlakın binde biri bile yok ve sebep oldukları bu hal aleyhlerine dönecek. Çok çok yakında göz yaşları ile ağlayan, zırlayan “Ama böyle olmaz, nerede adalet?” diye bağıran, bile isteye yok ettikleri adaleti arar hale gelen AKPKK’lileri, MHPKK’lileri, CHPKK’lileri göreceğiz. Bunların arasında çok sayıda kamu vazifelileri de olacak. Başlarına neler neler gelecek.

Dinimizi bile alet ederek bu kadar şeytanlığı yapanlar, milleti sömürenler, kutsalımızı tahrif edenler, doymak bilmeden çalanlar, her kurulu düzeni bozanlar, aile kurumunu bile yıkanlar, çökertenler, çok ama çok feci akıbetlerle ölecekler. Bunlara ısrarla oy verenlerin, sessiz/tepkisiz kalanların bile iki yakaları bir araya gelmeyecek. Seçilmişi, seçeni feci hallerde ve topluca yıkılıp cehennemlerine gitmeden, bu ülkenin başına düzgün bir idareci geçmeyecek. İt iti ısıracak. Sokakların adaleti ile yüzleşecekler. Aç kalmış, haksızlığa uğramış, boğazına kadar gelmiş ve bu güne kadar bu iktidara oy vermiş yığınların neler yapabileceklerini görecekler. Tıpkı bir zamanlar Romanya’da Çavuşesku’nun devrinde olduğu gibi…


Bu şartlarda bile Tayyip ve Bohçalı gibi suç örgütü liderleri, Kraliçe’nin tasmalı köpekleri, ceza evlerinde olan mafya liderlerini bir şekilde tahliye etmenin, kara para işlerini bir şekilde artırmanın, bebekleri ve çocukları ve genç kızları kaçırmanın, organ kaçakçılığı yapmanın, bu maksatla da ülkeye sözde mültecileri doldurmanın yollarını arayacaklardır.

Döviz kontrol edilemeyecek, Türk lirası çökecek. Devlet memuruna maaş veremez hale gelecek. Sözde mültecilere bir kuruş ödenemeyecek. Onlar aç, millet aç, herkes birbirini yiyecek. Sonra iş ta nerelere gidecek…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

“Buraya kadardı. Tayyip’i artık devirelim”


Şu masonlarda da hiç güç kalmadı. Sık sık toplantılar yapıp “Buraya kadardı. Tayyip’i artık devirelim” diyorlar, sonrası yok.

Herkese açık şekilde “Devirsinler, kırmızı çizgilerime dikkat etsinler, bizden yana sorun yok” da dedim ama hala benden ve benimle hareket eden taraflardan çekiniyorlar. Oysa hareket tarzımın temelinde manevi yönler olduğunu kaç tekrarla konu ettim. Hala neye şaşıyorlar, anlamıyorum.

Tayyip her şeyi çoktan hak etti, ediyor ama bu milletin çoğunluğu iyi bir idareciyi hak etmedi. Dini cihetten bakarsak bu milletin daha çok çekeceği var. Müstahak olanlar ne çekeceklerse çekerler ama bizler yolumuza bakacağız. Onların belalarını buldukları zamandan sonraki Türkiye’yi ve dünyayı hazırlamaya devam edeceğiz.

O Tayyip de iflah olmaz. Ne halt ettiği, edeceği belli değil. Her zamanki gibi, biraz oyalayarak, biraz ileri adımlar atarak, ya kasten geç kalarak, ya ihanet ederek, ya korkup çekinerek ve böylelikle her şeyi her zaman bir şekilde berbat ederek yoluna bakacağını düşünüyor olmalı. Bu yaptığına “Zaman kazanmak ve denge siyaseti” mi diyor bilmiyorum ve ilgilenmiyorum ama Tayyip, bütün tarafların önünde büyük ve gereksiz bir engel.

Dünyanın başkenti İstanbul olmuş. Dünya genelinde bunca dengeler kuruyorum, hamleler yapıyorum ve Tayyip bunların hiçbirine ayak uydurmuyor ve uydurmak istediği zamanlarda da uyduramıyor. Sağlığı da çapı da çetesi de bu işlere yetemiyor. Son süreçte Kraliçe’nin emriyle Suriye’ye ordumuzu göndermeye çok uğraştı ve ülkeyi en ileri seviyede gerdi. Şimdi bile fırsat bulsa BOP’u kurtarmak için Suriye’ye ordumuzu gönderecek. Hala sözde mülteciler duruyorlar buralarda… Yaptığı yanlışları sıralamak, uzun yazı tutar. Hala üç kuruş kara paraya endeksli bir siyaset yapmaya oynuyor. Sevk ettiğim yöne ciddiyetle gitseydi şu anlarda trilyonlarca dolarla oynuyordu.

Dünya genelinde dengeler bu kadar gerilirken ve değişirken Türkiye’nin “resmen” Tayyip’in kontrolünde olması, Türkiye’ye büyük zarar ettiriyor ve Türkiye’yi büyük tehlikelere düşürüyor. Bizi de gereksiz yere geriyor. İstemediğimiz şeyler yapmaya zorluyor. Kaçıncı defadır çok büyük emeklerle, sabırla, gayretle ne kadar büyük kapılar açıyorum ama şu herif açık kapılara kilitler arıyor. Şu herifi ayara çekmeye çalışmaktan, arkasını toplamaktan, tehlikelerden çıkartmaktan yoruldum. Çok uzun süre önce demiştim herkese açık olarak “Tayyip! Açtığım yolda yürüseydin, şimdi dünyanın en güçlü üç liderinden biriydin” diye… Mütevazı olmuştum. Aslında birinci lideri olurdu. O hala bir yandan da Kraliçe’nin emrinde kalmaya oynuyor. Benden yana olmayan, en azından benimle ortak menfaatlerde buluşmayan, bertaraf olmalı.

Bizim kaybedecek zamanımız yok. Biz ABD’yi, İngiltere’yi ve ısrarla İngiltere’nin emrinde kalan Çin’i peş peşe yıkmaya oynuyoruz. Aldığımız mesafeyi de herkes görüyor. Dünyada hiç kimsenin beklemediği, öngöremediği gelişmeler olacak. Önümüzde çok hareketli günler, haftalar, aylar var. Neler neler olacak. Türkiye’nin bu süreçte bu kadar oynak biri ile idare edilmeye çalışılması vahim tehlikeler doğuracak. Vahim krizlere sebep olacak.

Yani en açık şekilde diyorum ki Tayyip’in devrilmesi bana da uyar. Çünkü Türkiye’nin menfaatlerine de uyuyor. İyice hareketlendirelim şu dünya siyasetini. Bu vesile ile masonlar arasından aklı-ı selim davrananlarda biraz güç ve para kazanabilirler.

Ayrıca, bence Tayyip’i ve çetesini indirmenin en temiz ve en sıkıntısız yolu, Tayyip’i hastahaneye kaldırmak olur. Beden sağlığının çok kötü halde olmasının üstüne akıl ve ruh sağlığının iyi olmadığı halka üç beş gün anlatılır, kamuoyu oluşturulur ve görevinden sakince alınır. O gün Türk Lirası döviz karşısında ciddi seviyede değer bile kazanır. Halkın, esnafın arasından birbirlerine ikramlar dağıtanlar da çok olur.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tayyip’in ve çetesinin fişini çekecekler

Saha çok ama çok gergin. Son yaptıkları planları da tutmadı. Son kazdıkları kuyulara da kendileri düştüler. Türkiye’nin benim elimle karışmasını çok istediler, beklediler. Tayyip’i önüme attılar, harcamamı istediler.

Ne Suriye’ye operasyon yaptırabildiler, ne diğer kara para işlerini istedikleri hale getirebildiler. Ne beni etkisiz hale getirebildiler. Ne batı/NATO çetesine üst üste vurduğum darbeleri durdurabildiler v.s. Bu gidişatı tersine çevirmeyi geçtiler, durdurmaya dönük ümitleri bile eriyor. Yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor ama onlar maddeten ve manen çok feci hallerdeler ve zaman aleyhlerine işliyor. Yine de bir şeyler yapmalılar ama yapabilecekleri şey, kuklaları olan iktidarı indirip de yerine sözde muhalefet yapan diğer kuklalarını getirmekti. Şimdi çaresizlikten o yolu seçtiler. Evet, AKPKK/MHPKK koalisyonu projelerinin üstünü tam olarak çizdiler. Bunun için alt yapı çalışmalarına başladılar ve her an Türkiye’de Tayyip’i/AKPKK’yi devirebilirler. Bir bakarsınız ki Pazartesi günü akşamı Türkiye’de AKPKK hükumeti yok. Çok geniş bir kadroyu toplayıp alacaklar. Yerlerine altılı çeteyi getirecekler. Beni de altılı çetenin önünde büyük bir mani olarak görüyorlar. Kaçtır açıkça hamleler yapacaklar, ben varım diye geri duruyorlar. Yanlış yorumluyorlar. Ben değil miydim “Şunları indirip diğer kuklalarınızı getirecekseniz getirin ama benim kırmızı çizgilerime, hassasiyetlerime dikkat edin” diye açıkça yazan…

Bu güne kadar Tayyip ve çetesi ile altılı çete her şeyi beraber yaptılar. Beraber ihanet ettiler, beraber çaldılar, beraber terörün önünü açtılar, beraber İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya çalıştılar… Vergilerimizi beraber çalarak bu ülkelere gönderdiler, askerlerimizi beraberce terör örgütlerinin önüne attılar, şehit ettirdiler. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afrika’da BOP için gerekli olan şeyleri beraber yaptılar ve bunları yaparken bizim devlet gücümüzü BOP’un emrine verdiler. On milyondan fazla bedavacı onursuzu, harp kaçkınlarını beraberce ülkemize getirdiler, şimdi beraberce burada tutuyorlar. İnsan, organ, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılığı beraber yaptılar ve hala beraber yapıyorlar. Terör alsın yürüsün, kara para işleri coşsun, Türkiye ve bölge bölüne bölüne, nüfus dengeleri değişe değişe BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi gerçekleşsin diye beraberce yapmadıkları ya da denemedikleri hiçbir iş yok. Ordumuzu ve sistemimizi bile bu maksatla beraberce dağıttılar. MİT’in başına kara paracı Hakan Fidan’ı bunun için getirdiler ve en güçlü yapıştırıcı ile o koltuğa yapıştırdılar. Herifin MİT başkanı olduğu süreçte kaç acı terör hadisesi, kaç skandal peş peşe yaşandı, hiç rahatsız bile edilmedi. Birkaç danışıklı dövüşlü güya tepkinin ötesinde bir şey yaşandığı görülmedi. Hala Hakan Fidan’dan hiçbirinin rahatsızlığı yok, çünkü bağlantıları sağlam, kara parada herkese kazandırıyor. CHPKK’nin terörist yöneticilerine bile… Aile Bakanlığı üzerinden şiddetli yıkıcı faaliyetleri beraberce yaptılar. Beraberce ibneliği ve her türlü melaneti serbest bıraktılar. Ülkede kadınlarla erkekleri rakip hatta düşman yaptılar. Dernekler, vakıflar, sözde yardım kuruluşları üzerinden vurgunları da beraber yaptılar. Maddi ve manevi sahalarda her türlü yıkıcı faaliyeti, bu milletin devletinin gücüyle, kurumlarının gücüyle beraberce yaptılar. Milletin gücünü milletin aleyhine hep beraberce kullandılar, kullanıyorlar. Yani bizim için ha AKPKK ha CHPKK ha HDPKK… Bir farkları yok. O nedenle yıllardır “Hepsi aynı alfabenin harfleri” deyip duruyorum. 

Şimdi Tayyip indirilse de yerine altılı çete gelse, bence adalet yerini de bulur. Çünkü bu enkazın bizim üzerimize devrilmesi adalet değil. Kim yıkılmaya sebep olduysa, enkaz onun, onların üzerine devrilmelidir. Ülkenin hazinesinde para yok, memuruna maaş veremeyecek vaziyette, kara paralarla taklalar attırılıyordu artık o da yok. Araplardan para dilenmenin, milletler arası seviyede kara para transferlerinin de bir sonu var ve oraya gelindi. Millet aç, millet hasta, millet öfkeli v.s. 

Altılı çete iş başı yaptırılınca ben haftalar sayarım. Kaç hafta iktidarda kalabileceklerine, hangi sorunu çözebileceklerine bakarım. Altı haftadan fazla kalabilmişlerse de çok şaşarım. Çünkü ABD’nin bile altı haftası kaldığını zan etmiyorum. Bu gidişle her an ABD de açıkça, görülür şekilde havlu atacak ve çok da karışacak. Hatta bence Türkiye’den önce karışacak.

Evet, bence hiç mahzuru yok. Önce ABD mi yoksa Türkiye mi karışır, o da meselemiz değil. Biz bunca yıldır işlenen bunca vahim suçların hiçbirine ortak olmadık, destek olmadık, sessiz/tepkisiz kalmadık. Bunca yıl sonra aynı duruştayız, duruşumuzu hiç bozmadık. Biz hak etmediğimiz bir yıkılışı yaşamak ve hak etmediğimiz şekilde bir enkaz altında kalmak niyetinde değiliz. Bunları bunca senedir başında tutan halk kesimi de umurumuzda değil. 12 seneden fazladır o halk kesimini de ikaz ettik, onlara nasihat ettik. Yeter, halkın o kesimiyle, idarecilerin bu kesimleri hep beraber bu günleri hazırladılar. Dinimizi bile alet ede ede her türlü melunluğu yaptılar, yaptırdılar, desteklediler, alkışladılar, yediler, içtiler, kustular, pislediler. Şimdi kaoslarını yaşasınlar. Biz karışmayacağız. 

Tayyip ile çetesini darbe ile mi, siyasi oyunlarla mı, hukuk yoluyla mı devirdiklerine de takılmayacağız. Darbe ile bile devireceklerse, biz izin vermeden darbe yapamazlar ama vereceğiz. Biz izin verdiğimizde darbe yapsalar, bize yine sıkıntı olamazlar. İstanbul dağ gibi sağlam bir vaziyette duruyor. Yine Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya yön vermeye, dengeler kurmaya devam edecek. Bu kadim şehri deccalin teşkilatı da yok edemez. Oyalanıp dursunlar, acı akıbetlerini yaşasınlar, biz her safhasında en doğru, en dürüst, en cesur, en adaletli kararlarla, tavırlarla yolumuza devam edeceğiz. Zaman Ankebut Ağına bağlı bütün ülkeleri ve liderleri ve sistemleri mum misali eritiyor. Zaman bizim lehimize, onların aleyhlerine işliyor. Eriyorlar, bitiyorlar ve ne yapmayı denerlerse denesinler, köprüden önceki son çıkışı zaten kaçırdılar. 

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Sıkıp sıkıp atacaksın, başka yol bırakmıyorlar

Pat-la-dık… Bir nefes kadar mesafe kaldı, her gün her yerin barut kokmasına… Nerede hukuk devleti? Nerede yetkililer? Nerede milli güvenliğimiz?

Ayağa kalkıp da şu kadın gibilerden yüzlercesini bir çukura gömesimiz var. Biz, beş milyondan fazla şehidin kanıyla sulanmış olan ve binlerce yıldır yaşadığımız şu topraklarda, kendi vatanımızda, kendi devletimizde, her gün ve her saat ve her yerden şu türlü şeytanca saldırılara, ihanetlere maruz kalmak ve tahammül etmek zorunda mıyız? Bunlar gibileri araştırıp soruşturmak ve yargılamak, zararlarını bir an evvel durdurmak, vatandaşın işi mi, İslami teşkilatların, cemaatlerin vazifesi mi? Ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mı bakması bekleniyor bu işlere ve böyle aleni ihanet faaliyetleri icra eden kişilere? Biz bu kadar şehidi, Türk ve Müslüman rolü oynayan üç beş tane kripto kimlikli kişi her gün dinimize, imanımıza sövsün, saysın diye mi verdik? Sahi, bu milletin vergileri ile geçinen yüz binle Diyanet personelleri nerede, neden bu kadar aleni ihanetlere karşı sessiz ve tepkisizler? Şu kanala, şu suç örgütüne hiç mi denk gelmediler? Bir millet, üç şeyi yıkılarak yıkılır; din, dil, tarih… Bunlara saldıranın başı gövdesinden anında ayrılmalıdır. Aksi halde devlet yıkılır, ayakta tutulamaz. Millet köle olur, kimse kurtaramaz.

Mine Şule Enhoş isimli o kadın, bir yanı gizli Hristiyan, bir yanı gizli Yahudi bir hain. Kadın ileri seviyede pislik bir büyücü… Kadın satanist. Kendini daha çok Yahudi ve satanist olarak görüyor. Kadın sadece Müslümanların, sadece Türk milletinin değil, bütün insanlığın düşmanı. Ahlak, namus, izzet, şeref, haysiyet, karakter, vicdan, dürüstlük, adalet, iyilik, merhamet ve insanlık namına hiçbir şey yok. Dişi bir insan şeytanı… İblis’in peşinde koşuşan satanist muzır varlıklardan… Artık “insan” denilemeyecek olan esfel-i safilinden biri… Seyyar satıcılık yapmayı denese çoğunlukla zarar edecek kadar düşük zeka ve idrak seviyesine sahip olsa da niyetini, ahlakını, insanlığını bu derece bozmuş biri… İslam’a dair bir şey bildiği de yok. Onun bildiği şeytanlık, büyücülük, ayinler, ihanetler…

Konca Kuriş’ten birkaç tanesini bir cebinden çıkartacak kadar ileri seviyede karaktersiz, fitneci, cerbezeci, yalancı ve münafık bir kişi. Gerçekten ilim sahibi bir müslümanın karşısında beş dakika bile konuşamayacak bir kişi. Beş dakikada ağzının payı ilimle, ispatla da verilebilecek, kameralar önünde rezil edilebilecek ama yine de aynı ifsat edici hususları anlatacak, vazifesini yapacak bir baş belası… Aldanarak konuşmuyor, bu kadar fitne fesat, bu kadar uydurma, bu kadar tahrifat, aldanarak yapılacak iş değil. Kasten aldatıyor. Kaşı gözü de ayrı oynuyor. Kimseye güven veren bir görüntüsü yok.

Zaten acınası hallere getirilmiş olan bu milletin evladı iyice, iyice, iyice manevi, ruhi ve maddi tehlikelere düşsün, peşi sıra ülkede huzur, asayiş, sükunet, adalet, ahlak, namus, beden sıhhatine kadar her şey iyice, iyice, iyice bozulsun diye bunu yapıyor. Bütün satanistler gibi bir satanist zihniyetiyle davranıyor. Bu yaptıkları fikir, vicdan, yayın/ifade hürriyeti kapsamında davranışlar değil ve bu ülkenin adli makamlarının derhal konuya müdahil olması gerekiyor. Lakin masonluğun kontrolü altındaki adalet sistemimiz de bunlara kayıtsız kalıyor, hatta böyle pislik kişileri bir de koruyor, kolluyor. Yaptıkları alenen casusluk, alenen ihanet, alenen yıkıcı faaliyet, alenen örgütlü suç…

Bizim on yıldan fazladır yer bulamadığımız, çok takdir edilen yayınlar yapsak da yayınlarımızın yayılmasını sağlayamadığımız, gerçek sahibi CIA olan Youtube ve benzeri platformlar da bunları koruyor. Tahrif edici, yıkıcı, çökertici yayınlarını, iddialarını, uydurmalarını, yalanlarını en öne çekiyorlar da şu milletimize izletiyorlar. Bu gibi kanalların, sayfaların altında yorum yapanların da çoğu aynı suç örgütünün mensupları. Tamamına yakının isimleri ve soy isimleri bile kriptoloji ürünü… CIA’nın o malum sosyal mecralarında, gerçek Türklerin/Müslümanların ise bir tek hususta bile seslerini duyuramaması için sansür üstüne sansür uyguluyorlar.

Birileri son yıllarda ülkemizde paralel devlet arıyor. Asıl paralel devlet bunlar. Kökü dışarıda ve muzır bir teşkilat olanlar bunlar. Kurulu bütün düzeni bozmaya çalışanlar, milleti ve devleti yıkıcı faaliyetler yapanlar bunlar. Türkiye düşmanlarınca fonlananlar bunlar. Türkiye’ye ve Türk milletine ihanet edenler bunlar. Kanalda bu güne kadar bir tane gerçek Türkün, bir tane gerçek Müslümanın yer bulduğu görülmemiş. Onlarca kişi arasında, yüzlerce video arasında kriptolardan başka kimse yok. Hepsi de birbirini bilen, bile göre ihanet eden, çift kimlikli, omurgasız sürüngen ve alçak kişiler. Sürekli “ülkemiz, Türkiye, milletimiz, tarihimiz, biz müslümanlar, kitabımız, hadisler” diye diye Türkiye’ye ve Müslüman Türklere ihanet eden kişiler. Türkiye’den başka hiçbir devletin sisteminin bir saat bile müdahale etmeden durmayacağı kişiler. Dağ başı mı burası, çadır devleti mi yoksa hukukun üstün olduğu bir Türk devleti mi, belli değil artık. İyice haddi aştılar. İnsanların bir tahammül sınırı var.

Masonların, gizli Yahudilerin, gizli Hristiyanların, türlü Türk ve İslam düşmanlarının buluştuğu, desteklediği ve fonladığı… Akademi Dergisi’nin ve on yıldan fazladır “Ezber Bozan” diye diye yayınlar yapan ben mfs’nin isminin bile taklit edildiği… Daha en başından bile her şeyi art niyetle düşünülen ve kurulan… Anlattığımız doğru ve hayra götürücü, bütün insanlığın faydasına olan hususların sık sık kopyalandığı, kopyalanırken mümkün olduğu kadar tahrif edildiği… Bu faaliyetlerin Türk ve Türkiye ve İslam düşmanlığı kapsamında yapıldığı açıkça görülebilen bir kanal Ezber Bozan TV… Aklı başında ve biraz mürekkep yalamış bir devlet yetkilisinin, Ezber Bozan TV kanalında örgütlü şekilde Yahudilik, Masonluk, İsrail menfaatlerine olacak şekilde faaliyet gösterildiğini, bunun sinsice ve gizlice yapılmak istendiğini ama gizlenemez ruh hallerine sık sık bürünüldüğünü ve sık sık açık verdiklerini kısa sürede görür. Kısacık süre içinde bu ekibin ve bu kanalın ve bu kanalla bağlantılı diğer kanalların, dini ve milli değerlerimizi casusluk faaliyetleriyle çökertmek istediklerini görür.

Lakin bu örgüt, bu kadarla sınırlı faaliyetleri olan bir örgüt değil. Videolara çıkanlar arasında bile her türlü şeytani suçlara bulaşmış olanları var. Her türlü kara para işine bulaşmış olanları var. Uyuşturucadan, alkolden, cinsi sapıklıktan, tecavüzden, insan ve hayvan kesilen ayinlerden, kara paralarla haram yemekten yüzü gözü dağılmış, gözünün önünü göremez olanları, o derece şeytanlaşmış olanları var. Bunların ne derece şeytanlaşmış, milletimiz ve insanlık için ne kadar zararlı kişiler oldukları bir insana bir anda anlatılsa, duydukları karşısında psikolojisi bozulur. O yamyam denilenler var ya, onlar bile bunların yanında insan evladı sayılırlar. Avrupanın, Asyanın, Ortadoğunun tarihlerinde, asırlar öncesinden beri bilinen Yahudi pislikleri var ya, insanlık dışı o faaliyetlerin hepsi bunlarda da var. O anlatılanlar, tarihte kalmadılar. Bu ülkede sadece Münevver Karabulut cinayetinin üzerine tamamen ve gerçekten gidilse, kısa sürede yol bunlara da çıkar. Bunların da Adnan Oktarcılardan zerre farkları yok. O Adnan Oktar davası da gerçekten görülse, yol yine bunlara da çıkar.

Bunlar, her nerede insanlık, iyilik, merhamet, sevgi, saygı, adalet, huzur, sükunet, helal rızık, maneviyat görürlerse… Her nerede kurulu bir düzen görürlerse, onların hepsini yıkmayı kendilerine vazife bilirler. Hem de böyle insani ve ulvi değerlere hizmet ediyormuş gibi görüne görüne bu tahrifatı ve yıkıcılığı yaparlar. Bunların yirmi kuşak gerideki dedelerine dair bilgi bulabilseniz, aynını yaparak yaşadıklarını görürsünüz.

Daha geçen sesli yayınla bir dokundum, temas ettim. Gerginliğin yüksek olduğunu anlamalarını sağladım. Lakin şimdi damarıma basar gibi inadına çıkarttıkları kişiye, anlattıkları yalan dolan şeylere, yapılan yıkıcı faaliyete bir bakın. Son çare olarak, insanlık namına artık kalkıp sıkacağız her birine, gömeceğiz hepsinin leşini bir yere, sonra bunları insandan, vatandaştan sayan ve ancak o safhada devletimizin kurumlarını ve kanunlarını işletmeye kalkan, onu da mason birader, gizli yahudi ve satanist dayanışması ile yapmaya kalkan resmi yetkililere de sıkacağız. Buraya kadar geldi bu iş. Başka yolu yok. Kaçtır ikaz ediyorum, anlaşılan o ki bunun yaşanması bekleniyor.

Sınırlarımızdan açık kimliği ile saldıraya geçen düşmanlar/ordular, şu erkek ve dişi insan şeytanlarından binlerce kat daha az zarar verebilirler bu ülkeye ve bu millete… Kim oldukları bellidir, kastettikleri açıktır, harp edilir, zafer elde edilir ya da mağlup olunur. Geriye kalan az da olsa yine millet olarak kalır, dinini, tarihini, lisanını bilen bir topluluk olarak kalır. Sonra nasipse yine yükselir, yine büyür. Ya bunların yaptığı nedir? Bir milleti yaşarken öldürmek değilse nedir? Orduların, akıl almaz savaş araçlarının yapamadığını yapmak değil midir? Nerede o MİT, nerede o Hakan Fidan ve çetesi? Kim onu getirip o koltuğa yapıştırdı? Neden bu millet o Hakan Fidan’ı oradan söküp atamıyor? Kime, kimlere hizmet etmektedir? MİT’in ve Hakan Fidan çetesinin, şu gibi Türk ve İnsanlık düşmanı örgütleri, canavarları, kan içicileri, büyücüleri, satanistleri, teröristleri, muzır varlıkları kollamaktan, yönetmekten, yönlendirmekten ve beraberce insanlık dışı kara para işleri yapmaktan başka işleri, vazifeleri yok mudur? MİT bu maksatla mı kurulmuştur?

Ne CIA tanırım, ne Mossad tanırım, ne MİT tanırım, ne de bu insan şeytanlarını destekleyen, maşa olarak kullanan kara paracı hükumetleri, gizli servisleri, mason çetelerini tanırım. Benim adım Mfs…. Sözümü havada bırakmam. Benden son ikaz. Şimdi herkes hamlesini yapsın, herkesin kararını ve hamlesini bir görelim. Sadece Türkiye’nin karışacağını değil, bütün cihanın karışacağını ve yüz milyonla insan öleceğini bile bilsem, şu insan şeytanlarına icap edenleri yine de yaptırırım. Zaten bu gün yarın karışacak bu ülke de bu dünya da… Hem de mason savcıların, hakimlerin gözlerine soka soka söz konusu suç örgütünün bütün elamanlarına sıktırmazsam ben de mfs değilim. Gerekiyorsa o kripto ve mason savcılarla hakimlerin leşlerini de bunların leşlerinin yanına gömdüreceğim. Haydi, şimdi herkesi bir göreyim. Alabiliyorsa gelsin İsrail alsın, ABD alsın, İngiltere alsın ya da kim alabiliyorsa gelsin alsın şu insan şeytanlarını elimden de göreyim…

Gerçek savcılar, gerçek hakimler, emirlerindeki istihbarat ve kolluk gücünü de kullanarak, önce şunların üzerlerine bir gitsinler. Gizledikleri gerçek kimliklerine, mensup oldukları gayr-i İslami tarikatlara, fonlandıkları Türkiye düşmanı odaklara, talimatlar aldıkları kişilere, gizlice toplanıp ayinler yaptıkları yerlere kadar, canlıları katlederek büyüler yaptıkları yerlere kadar çıkartsınlar meydana. O işler de bize kalmasın. Şu Youtube’a ve benzerlerine de şu devletimizin gücü gösterilsin artık. Çok değil, üç gün hepsine erişim engellensin, nasıl yıkıcı faaliyetlere ve yayınlara izin verdikleri, nasıl insanlık ve Türk/İslam düşmanlığı yaptıkları, gerçek insanları ve en çok da Müslüman Türkleri nasıl sansürledikleri resmi açıklamalarla ve örnekleriyle gözler önüne serilsin bakalım, nasıl ayar alıyorlar. Türkiye, söz konusu sosyal mecraların bütün sorumlularının, milletler arası mahkemelerde, insanlığa karşı işlenmiş suçlara yardım ve yataklık suçlaması kapsamında yargılanmasını sağlasın. Şurası devletse artık devlet gibi işlesin, yoksa adalet dağıtmaya dönük talimatları ben vereceğim.

Mfs – Ezber Bozan – Akademi Dergisi