Etiket arşivi: İngiltere

İran’daki saldırının arkasında İsrail var


İran’daki Azerbaycan elçiliğine yapılan saldırının arkasında da MOSSAD ve Netanyahu var.

İsrail, ABD, Rusya, Çin, İngiltere, AKPKK ve bilinen diğerleri… Hep birlikte İran’ı karıştırıyorlar. Orada dengeleri hızla lehlerine çevirmek istiyorlar.

Mümkün olabilen en kısa sürede İran’a bir askeri operasyon yapılmasını istiyorlar.

Planlarına göre, öncelikle Azerbaycan’ı İran’ın üzerine gönderecekler ve devamında hemen Türkiye ordusu da İran’a müdahale edecek.

Bunu farklı pek çok maksatla yapıyorlar ama en öncelikli hedefleri, benimle anlaşma zeminine çok yaklaşmış olan İranlı yetkilileri durdurmak. Anlaşmalı bir geçişe mani olmak. İran’ın Türkiye ile anlaşarak birleşmesine mani olmak. Böylelikle Türkiye’nin Türk dünyası ile gerçekten bir hat açmasına mani olmak.

İran’ın batı ve kuzey kısmını (tam sınırlarıyla Güney Azerbaycan’ı) Azerbaycan’a bağlayarak petrolü ve bütün yeraltı ile yerüstü zenginliklerini de kontrollerine almak istiyorlar.

Aliyev ve etrafındaki hainler, bu planlarda öncelikli olarak kullanılan maşalar.

Ankebut Ağı yıllardır Azerbaycan kartını kullanarak hamleler yapmak istemiş ve her defasında mani olmuştum.

Bir süre önce “Azerbaycanla bir harbe girmemiz ihtimalini dışlamayacak ve buna hazırlıklı olacağız” mealinde yazmıştım. Şimdi tekrar ediyorum: Azerbaycanla her an bir hakiki harbe girme ihtimaline Türkiye’deki bütün unsurlar ve dünyada bizimle dost olan bütün unsurlar hazırlıklı olsunlar.

AKPKK’ye son yıkıcı darbeyi vurmadan önce dünya dengelerini buna daha iyi seviyede hazırlamak için müdahaleler yapıyordum. Şu anda ise olağanüstü şartlar oluştuğu için Türkiye’de de karar değişiklikleri ve ani/acil müdahaleler olacak.

Benden yana olan bütün taraflar, İran içindeki unsurlarını sakin tutmalılar.

Cumhur Başkanı Reisi de bu operasyonda Ankebut Ağına çalışanlardan biri… Reisi de bir biyonik robot ve İran’da yerin altındakilere çalışıyor. Oradan bağlantısı İstanbul’a, Boğaz içine, Deccal’a uzanıyor.

İran’da Hoy’daki son afete deprem denemez. Oradaki yer altı uzaylı üssünü şiddetli şekilde patlattık.

İran’da kritik makamlara, tesislere yapılan saldırıların büyük çoğunluğunu uzaylı unsurlar yaptılar. Biz de onlara karşı saldırılar yaptık ve yapıyoruz.

Deccal ve İblis, hem İran halkı hem de Türkiye halkı için çok büyük saadete sebep olacak bir devrin, bir uzlaşmanın, karşılıklı anlaşmanın mümkün olmasını asla istemiyorlar.

İran ordusunda iki grup var. Biri uzaylılardan ve bütünüyle Ankebut Ağından yana olan grup…

Diğeri ise halktan yana olan grup. Halktan olan grubun içindeki bütün subaylar beni, mücadelemi biliyorlar. Adaletime güveniyorlar. Benimle yollarına devam etmek istiyorlar. İran ile Türkiye’nin masa başı anlaşmalar neticesinde birleşmesini istiyorlar. Projeler yapılmasını istiyorlar. Herkesin seviyeli şekilde yaşamasını istiyorlar.

Ortada Putin diye biri yok. Onu aylar önce öldürdük ama hep ihtiyatlı durduk ve ihtiyatla yazdık. Yılbaşına göremedi o… Aylardır Rusya’yı o hain Lavrov elinde oynatıyor. Şu anda İran’a karşı bu kuşatmayı, bu hukuksuz müdahaleleri, terör kapsamındaki saldırıları yaptıranlardan biri de Lavrov… O Lavrov, her türlü kirli bağlantının içinde… ABD’ye, İngiltere’ye, İsrail’e, Çin’e, hepsine çalışıyor.

Rusya içindeki vatanseverlerin de artık tehlikenin farkında olması ve daha dik durması şart. Yoksa bu ateş İran’dan yayılıp Rusya’yı da cayır cayır yakacak.

İsrail’in içinde ya da dışında yaşamakta olan bütün Yahudiler bilmeliler ki Netanyahu bir biyonik robottan başka bir şey değil. İsrail de Yahudiler de onun yapay zekası için hiçbir kıymete sahip değil. Onun yapay zekası yeraltından, Deccal’ın sisteminden kontrol ediliyor. Netanyahu karakteri, Yahudileri de cayır cayır yakacak bir ateşi şu anda körüklüyor.

İngiltere ve ABD içindekiler bilmeli ki… Ben buradayım. İstanbuldayım. Dağlar gibi ayaktayım. Sarsılmaz şartlardayım. Kimsenin, yeraltından ya da üstünden hiç kimsenin İran’a bu şekilde müdahaleler yapmasına izin vermeyeceğim. Şu saçmalık derhal bitirilmezse, İran’ın altındaki yeraltı üslerinden başlayarak, ilgili bütün yeraltı üslerinde kıyım yaptıracağım.

Sadece metafizikle değil, kimsenin elinde bulunmayan yüksek teknolojili araçlarla ve silahlarla da yaptıracağım. Herkes ayağını denk alacak.


Çok yaklaşık olarak şu kırmızı renkli çember içindeki alanı hususi korumaya alıyorum. Hem metafizikle hem de yüksek teknoloji ile alıyorum.

Şu andan itibaren…

Bu çember içinde olan yerlerde, şu son İran planına dahil olan ya da dahil edilecek olan her kesi ve her şeyi karşımıza aldık. En sert karşılıkları vermeye başladık.

Bu hususta bana karşı olan kim varsa… Ayrıca, benimle yoluna devam etmek isteyen İranlı taraflara karşı olan her kim varsa…

Dünya insanı, uzaylı insan, biyonik robotlar, UFO’lar, özel araçlar ve silahlar hatta cinler…

Hepsi ağır şekilde karşılık görecekler.

Yerin altındaki unsurlara, üstündeki unsurlardan öncelikli olarak karşılık veriyoruz.

İsrail de Azerbaycan da hadlerini çokça aştılar. Şu andan itibaren İsrail denilen çıbanı ve ayrıca onun asimile ederek kendine tasmalı köpek yaptığı Azerbaycan denilen çıbanı patlatacağım. Kıran girecek bunlara…

Askerlerine de siyasi/idari yetkililerine de halkına da kıran girecek. “Mfs yalvarıyoruz, ne olur dur” diye yalvardıklarını cümle alem duyacak ama durmayacağım.

Şu andan itibaren, Türkiye ordusu içinde şu son İran planına dahil olmuş ya da olacak olan herkes de ağır sinyallere girecekler. Sinyallere rağmen yenilenip duran biyonik robotlara da teknolojik saldırılar yaptıracağım.

Yer yer emrimdeki vatansever unsurlar da tetik çekmekten geri durmayacaklar.

Şu andan itibaren, Ankebut Ağı ülkelerinin Türkiye’deki sözde diplomatik temsilcilerini sıkı markaja aldırıyorum ve bunların elçilik, konsolosluk binalarının etraflarını sardırıyorum. Gerekli anlarda herkesten önce bunlara sıkılacak. Benim için, bu dünyadaki hiç kimsenin dokunulmazlığı yok. Masum olan hiç kimseye dokunmam ama suçlu olan, şeytanlaşmış olan, düşmanlık eden Deccal bile olsa ezer geçerim.

İran’da halktan ve benden yana olan yetkili ve etkili herkes, derhal daha iyi örgütlenerek yollarına baksınlar. İran düşmeyecek… İran halkı da mesut yaşayan halklar arasında olacak… İran da Ankebut Ağının sömürmesinden kurtulacak.

Gereken şartlarda, malum ülkelerin İran’daki sözde diplomatik temsilcilerini bile toplayıp alacaklar ya da sıkıp atacaklar. Fitne başı olan kişileri en önden oyundan düşürecekler. O Reisi suretindeki biyonik robot da adamları da İran’ın başında daha fazla kalmayacaklar.

Ben ilk fırsatta ordumla da İran’a gelerek açık destek vereceğim.

İran halkından hiç kimse Reisi’nin çağrılarına uymamalı. Reisi karakterinin öncelikli hedefi ortalığı karıştırmak, suyu bulandırmak, kararları karmaşaya sürüklemek ve bu karmaşa içinde İran devlet sistemi içindeki halktan yana olan unsurları yok etmek…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sahada birkaç tane farklı Putin dublörü var

Biyonik robot olmayan, gerçek dünya insanı olan Putin benzeri dublörler bunlar… Hala sahada Putin suretinde bir biyonik robot olup olmadığından ise şu anda emin değiliz.

Putin pisliğinden dünyayı kurtardık, Rusya’yı Lavrov karakterine de bırakmayacağız.

İstanbul’un “olur”u alınmadan, ülkeler arası bir ittifak ile Rusya’ya askeri müdahale yapmak ya da bu müdahaleden önce İstanbul engelini ortadan kaldırmaya çalışmak…

İkisi de vahim hatalar…

Rusya’ya diz çöktüren istanbul, istediğinde onlarca devletin ittifakına da diz çöktürür.

Ben söylemiş olayım, herkes istediğini yapsın, kendi sonunu belirlesin.

Rusya’nın, İngiltere ve ABD piyonu Lavrov’un eline bırakılmış olması, İngiltere’ye de ABD’ye de bir çıkış, yükseliş, kurtuluş yolu açmayacak. Aksine, yapacağım müdahalelerle Rusya da ABD’nin ve İngiltere’nin üzerine doğru devrilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yok mu artıran

Yok mu artıran?

Türkiye’de 710 milyar metreküplük doğalgaz keşfi yapılmış.

Türkiye, dünya enerji devlerinin de radarına girmiş.

Daha önce ABD, İngiltere, Kanada gibi pek çok ülkeden Karadeniz’deki gazı birlikte arama ve işletme gibi teklifler alınırken, bu kez ise dünya devi bir enerji şirketi Türkiye’ye büyük bir teklifle gelmiş.

Rezerv değerlendirme şirketi DeMac Türkiye’ye 300 milyar dolarlık peşin para teklifinde bulunmuş. Bu meblağa karşılık satma operasyonlarını birlikte yapma teklifinde bulunmuş.

Büyük suç ortakları Putin’in ortalıkta gözükmediği… Ölü mü diri mi bilinemediği… Rusya’da, ABD’de ve Türkiye’de aslında borsaların çoktan battığı… Döviz kurlarının bile gerçek değerinde tutulmadığı… Sahada nakit para kalmadığı şu zamanda… AKPKK’yi iktidarda hala tutabilmek için oynanan oyunun, söylenen yalanların, açıklanan sahte projelerin ve anlaşmaların bini bir arada…

Kemal Kılıçdaroğlu 500 milyar dolar bulduğunu üfürmüştü, sonra çabucak sönmüştü bu balonu… Bunlar neden mütevazı olup da 300’ü üfürdüler, ben onu anlamadım. İşte ben oraya takıldım. En azından 550 milyar dolar demeleri gerekiyordu. Kimseden de aşağı kalmazlardı.

Haydi buyurun, piyasada keklik ve sazan avı devam ediyor. Oltaya, saçmaya takılmak isteyenler için çok müsait şartlar var.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sinan Ateş cinayetinin arka planı

“Böyle olmasını istemedim. Bu haksızlık, Sinan’ı (Ateş’i) vurdular.”

“O yaptı, yapma dedim, yalvardım. Bahçeli’nin belgelerini yayınlayacaktı.”

“Onu sistem öldürdü. Bahçeli ve Tayyip bir oldular. Allah belasını versin hepsinin…”

“Söyledim ona, bu belgeler sende diye kimseye deme dedim. Öğrenmişler…”

“O karısı, karısı yaptı. Şeytan…”

(Sözde siyasi partilerden birinde, genel başkan baş danışmanı olan bir kişinin konuşmasından bir kısım bu…)


Meral Akşener hatta Mustafa Destici bile Sinan Ateş cinayetinin içinde…

Sağ siyasi partiler diye bilinen partilerin neredeyse tamamı bu cinayetin bir şekilde içinde… Karışmayanı bile biliyordu ve tasvip ediyordu.

Meral Akşener de Sinan Ateş’in yaşamasını istemiyordu. Kendisine ayak bağı olacağını düşünüyordu. Ayrıca kendisini ifşa edeceğinden endişe ediyordu. Sinan Ateş’te, sağ eğilimli tabanı kendisine çekme potansiyeli gördüğü için de ölmesini istiyordu. Mafya Anası Meral Akşener, her türlü kara para işleri bir anda ifşa olacak diye de korkuyordu.

Sinan Ateş, ömrünün son 13-14 ayı içinde çok sayıda delil elde etti ve biriktirdi.

Sinan Ateş’i karısı ve ayrıca Sedat Peker ispiyonladı.

Sinan Ateş’in mücadelesi, Tuğrul Türkeş’i de büyük tehlikeye düşürüyordu. Sinan’ı satanlar, Tuğrul’a da haber uçurdular.

Tuğrul, ben onu şamarlayıp siyasi sahadan devirdikten sonra da hiç rahat durmadı. Malum ülkelerin sözde büyükelçilerinden talimatlar alarak sahaya yayma ve sahayı yönlendirme işini bırakmadı. Zaten piyon Tayyip’in koluna girerek, o haini devletin başına hukuksuzca taşıyanlardan biri de Tuğrul… Tuğrul bunu CIA ve MOSSAD için yaptı. Bu hususta Cüneyt Zapsu’dan çok geri kalmadı.

Yıllar önce de ifşa etmiştim ki Tuğrul Türkeş’in Devlet Bohçalı ile kavgası da bir danışıklı dövüştü. Sinan Ateş’in nelerle meşgul olduğuna emin olan Tuğrul, süreç boyunca çok şeyler yaptı.

Devlet Bohçalı ile de görüştü. Sorunu israil’e de bildirdiler.

Sinan Ateş’in karısı, ailesinden gelen derin bağlantıları olan bir kişi. Kara para işlerinin, ihanet işlerinin içinde olan bir kişi. Kadının soyunun bir yanı gizli Ermeni, diğer yanı gizli Yahudi… Tıpkı Türkeş ailesi gibi…

Sinan Ateş, bataklıkta yetişmiş bir kişi…

MHP ve ülkü ocakları içinde yükseldikçe üst üste şoklar yaşadı. Hep insan kalan bir yanı oldu ve bazı işlerde geri durdu.

Bu hali onu hep baskı altında tuttu. Dışlandı, uzaklaştırıldı.

Teşkilatta gördüğü ciddi sorunları Bohçalı’ya anlatıyor, düzeltilmesini istiyordu. Düzeltilmeyince tekrar da anlatıyordu. Bohçalı artık o konuşunca dinlemiyordu bile… Bohçalı Sinan’dan tiksinir olmuştu.

Sinan da Bohçalı’nın gerçek yüzünü iyice gördükçe ondan tiksinir olmuştu. Bohçalı’nın teşkilattaki yakışıklı gençlere kanca takan bir ibne olduğunu da öğrenince büyük sarsılmıştı.

Sinan, teşkilatın üst isimleri arasında çocuk pornografisinin çok çok yaygın olmasını da hiçbir zaman kabullenmedi ve bundan çok tiksindi.

Sinan, ülkü ocaklarının da içinde bulunduğu çetelerin… Bebek, çocuk, genç kız ve kadın kaçırdığını gördükçe bunları tasvip etmedi, vicdani sıkıntıları hep yaşadı.

Acil organa ihtiyaç olunca, sözde mültecilerin haricinde, hastahanede ameliyat olacak kişilerin kasten öldürülmesine ve o sırada bazı iç organlarının alınmasına da tahammül etmek istemedi.

Para karşılığında böbrek bağışçısı olan gönüllülerin de ameliyat masasında kasten öldürülmesine vicdanı izin vermedi.

Mültecilerin çocuklarının ve kızlarının kaçırılarak Adana İncirlikten kalkan uçaklarla ve bir yanda da organlarla, İsrail’e gönderilmesini içine sindirmedi.

Sinan, yıllardır Akademi Dergisini, yayınlarımı takip ediyordu ve çok tesirleniyordu. Bu yayınlarla ve bu mücadeleyle de güç ve yön buluyordu.

Tuğrul Türkeş’in İngiltere ile de doğrudan bağlantıları var.

Tuğrul’un Çin ve Kore’nin güneyi ile de bağlantıları sağlam. Lakin en kuvvetli bağlantıları batıdakilerle… Kore’nin güneyi de zaten cehennemi hale gelmiş bir yer. Orada insanlığı bile çoktan öldürdüler. Her şeytanlık orada…

Tuğrul’un soyunun bir yanı da Çingene… Kendini daha çok Yahudi sayıyor, görüyor.

Tuğrul, Doğu Perinçek ile de sıkı paslaşıyor, her türlü kara para, vahşet, terör, ihanet işlerinde… Pek çok yönden Perinçek’in iplerini elinde tutuyor.

Sinan Ateş cinayeti sonrasında Doğu’nun paniklemesinin bir sebebi de bu bağlantıları…

Bu kadar pis iş yapılırsa, orada Adnan Oktar’ın ve çetesinin bulunmama ihtimali yok. Bütün bu pisliklerde Adnan Oktar ve çetesi de var. Tuğrul da Adnan’la ve Adnancılarla sıkı paslaşıyor.

Sinan, Bohçalı’yı harcayınca, aynı zamanda Tayyip’i de harcamış olacağına inanıyordu. Ülkü ocaklarını toparlayabileceğine, kısa sürede büyük bir siyasi yükselme imkanı bulunabileceğine, ülkenin gidişatının değiştirilebileceğine inanıyordu. Sinan Ateş cinayetinde Tayyip de var.

Sinan Ateş cinayetinde de Bohçalı, Soysuz’u kullandı. Bu cinayette ilk kademede görünen organizatörlerden biri de Soysuz… Lakin Devlet Bohçalı, Semih Yalçın, Şenkal Atasagun, Tayyip ve daha onlarca kişi bu cinayet suçunun içinde… Onlardan yol İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e de uzuyor. Sinan Ateş cinayetinin, milletler arası yargılama gerektiren kısımları da var.

Sinan Ateş, “İçinde bulunduğum davadaki tezatlar, sorunlar, kafamı hep kurcaladı. Hayatımı hep zorlaştırdı. Önceleri ihtilaf halinde olsam da takip ettikçe mfs’nin yayınları bana hep doğruları gösterdi.” diyordu.

“Mfs’nin bazı yayınlarını okudukça şüphelere düştüm. Sonra sorguladıkça ve araştırdıkça doğruları öğrendim.” diyordu.

Sinan, bedeli her ne olursa olsun, planladığı hamlesini yapacaktı. İtirafçı olarak yargılanmayı da göze alıyordu.

Sinan “Her yerde, Ülkücü hareketin bilmediği ve Bahçeli’nin emrinde olan torbacılar var.” diyordu.

İran’dan, Irak’tan, Suriye’den gelen sevkiyatların Ülkücü hareket üzerinden yapıldığını anlatıyordu. Her türlü uyuşturucu ve silah, ayrıca insan ve organ kaçakçılığı yapıldığını anlatıyordu.

Sinan ile eşi, emirle evlendirilmiş kişiler/di. Sinan’ın, bu hayatta eşini seçme hakkı bile olmadı.

Buğra Kavuncu da Tuğrul Türkeş ile paslaşanlardan…

Sinan Ateş cinayeti soruşturmasında, öncelikli olarak Buğra Kavuncu ifadeye alınsa, ciddi bir sorgulama yapılsa, peşi iplik söküğü gibi yine çözülür. Sürecin devamında Türkiye’de hiç siyasi parti, siyasi lider kalmaz. Bunların hepsinin üst isimleri de toplanıp alınır. Mevcut İngiliz dayatması rejim de yıkılır.

Her pisliği, her ihaneti bir arada yapıyorlar. Ekranlarda birbirleriyle atışıyorlar. Sürekli danışıklı dövüşüyorlar.

Buğra Kavuncu, Çin mafyalarındaki pislikler kadar acımasız ve şeytanlaşmış bir pislik…

Karışmadığı pis iş yok. Organ işlerinin de içinde… Nerede bir pis iş varsa hemen gidip bulan, dahil olan, pislikten ve kandan beslenen bir şeytan.

Dağda PKK teröristlerinin arasında da bulunduğu ve çok sayıda mehmetçiğimizi şehit ettiği de konuşuluyor sahada…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Doğu ile Batı arasındaki mesafe açılıyor


Asya, ABD’den ve İngiltere’den hızla uzaklaşıyor. Çok yakında bu, çok daha net görülür olacaktır. Asya’da çok sayıda lider ve hükumet peş peşe oyundan düşebilir.

Asya’daki yatırımcılar, aklı başında etkili ve yetkili kişiler, batı dünyası ile birlikte boş yere batmak istemiyorlar. Yollarına İstanbul ile devam etmek istiyorlar.

Japonya iflas etti ve Japonya’nın başındaki idareciler, daha fazla batı yanlısı siyaset yapamaz haldeler. İçten, Japonya içinden gelen büyük baskıya hızla boyun eğmekteler. İstanbulla bir anlaşma imkanı bulmak peşindeler.

Çin iflas etti ve Çin’in içindeki aklı başında kişiler de aynı kanaatteler. Aynı yönde gayret ediyorlar ve İstanbul ile ortak hamleler yapabilme imkanı yakalamak istiyorlar.

Çin Komünist Partisi (ÇKP) üyeleri içinde bile son süreçte çok sayıda kişi kanaat değiştirdi, değiştiriyor. Bundan sonra Ankebut Ağında kalmanın işe yaramayacağını, mantıksız olduğunu, Çin devletini ve Çinli yatırımcıları kurtaramayacağını kabullendiler.

Dünya dengeleri artık daha büyük bir hızla değişiyorken, Kore’de de her an her şey olabilir. Ne olacaksa olmalı ve Kore’nin kuzeyi ile güneyi artık birleşmeli. Dünyanın bu sorunu da hızla çözülmeli. Ankebut Ağının tepe isimlerinin istedikleri değil, hukukun, adaletin gereği olmalı. Kore’yi ikiye bölen müdahalelerin hepsi hukuksuzdu.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..