Etiket arşivi: Hulusi Akar

Acımasızca yakacağım


Meydanda görünen, gerçek Tayyip değil. O bir biyonik robot ve içinde Kraliçe’nin sistemine yani Deccalin sistemine çalışan “üç yumruk” bir gri var.

Son zamanlarda açıkça anlattığım hususlardan sonra herhalde anlaşılmıştır ki Tayyip suretindeki biyonik robot İsrail’e de, Yahudiliğe de Masonluğa da çalışmıyor. Bunlar hep Kraliçe merkezli Deccaliyet sistemine çalışıyorlar. Bunlar bütün insanlığa düşmanlar. Yahudiler de İsrail de umurlarında değil. Zaten İsrail’deki dini ve siyasi liderleri de bunlar ellerinde oynatıyorlar ya da yerlerine biyonik robotlarla çoktan geçmiş vaziyetteler. Sanhedrin, tamamen uzaylıların kontrolünde olan bir teşkilat.

Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de Cumhurbaşkanlığı, TBMM, MİT başta olmak üzere, ülkenin idaresinde en önde gelen kurumların binalarının altında gizli kısımlar var. Bazılarında gizli kısımların altında ayrıca gizli kısımlar da var. İlk gizli kısım zaten dünya insanlarının, devlet yetkililerinin bildiği, gizlice girdiği, kullandığı gizli kısımken, onların daha altında da uzaylı tarafların girdiği, kullandığı gizli kısımlar var. Oyunlar içinde oyunlar var. Deyim yerindeyse, pek çok konuda kuyunun içinde, iç içe çok sayıda kuyu var. Bu gibi yerler, sistemler, biyonik robotlar sayesinde de devlet içinde devlet olabiliyorlar ve biyonik robotlarını sevk ve idare ediyorlar. Böylelikle bütün devletleri, devletler üzerinden bütün milletleri ve insanlığı sevk ve idare etmek istiyorlar. Lakin farklı uzaylı insan türleri arasındaki karar ayrılıkları da önlenemediği için, sahadaki herkes danışıklı da dövüşmüyor. Karmakarışık dengeler var.

Tayyip suretinde imal edilmiş biyonik robot da zaman zaman yeraltındaki uzaylılara ait gizli kısma giriyor. Tamir, bakım görüyor, ayar çekiliyor. Biyonik robotun içindeki uzaylı insan çok çarpılmışsa ve iş göremez hale gelmişse ya da metafizikle çarpılmaktan ötürü ölmüşse, söz konusu yer altı kısmında da değiştiriliyor. Bazen bu işler uzun sürecekse, Tayyip suretinde imal edilmiş başka bir biyonik robot kopyası yukarı çıkıyor, ortamı idare ediyor. Dünyadaki pek çok hükumetin üyelerinin, orduların komuta kademelerindeki subayların, büyük holdinglerin, büyük dini cemaatlerin, önde gelen mason üstadlarının, önde gelen dini liderlerin ve gücü ellerinde bulundurmaları için yerlerine geçmeleri gereken kişilerin, hep yerlerine biyonik robotlarla geçtiler, geçiyorlar. Son senelerde, İstanbul, dünya üzerindeki bu sistemi yıkmaya başladığı için, Türkiye’deki etkili ve yetkili kişilerin yerlerine eskiden olduğundan daha fazla oranda biyonik robotlarla geçildi, geçiliyor.

Bu bilgileri de açıkça verdikten sonra şunu da açıkça ve hala kontrolde tutabildiğim büyük bir öfkeyle yazıyorum:

Şu andan sonra, biyonik robot Tayyip’in, onun çevresindekilerin, Hulusi’nin, diğer sözde bakanların Genel kurmay başkanının ya da kuvvet komutanlarının emirlerine itaat edecek… Suriye’ye ordumuzu sokmaya kalkacak… On milyondan fazla sözde mülteciyi bu topraklarda tutmaya kalkacak… Devletin kalan son değerli tesislerini ve arazilerini de peşkeş çekmeye kalkacak… Hala İngiltere’ye ve İsrail’e hizmet etmeye kalkacak yani şu sisteme itaat, yardım ve yataklık yapmaya devam edecek her kim varsa… Yapabiliyorlarsa girsinler Suriye’ye ve Türkiye ile de bütün irtibatlarını, bağlantılarını anında kessinler. Ordumuzla Suriye’ye giremiyorlarsa bile kendileri girsinler Suriye’ye ve kaçma/kurtulma şanslarını denesinler.

Yapabiliyorlarsa orada yeni bir devlet ilan etsinler ve yapabiliyorlarsa hiçbir ordunun giremeyeceği şekilde kendilerine korumalar yapsınlar. Çünkü o kişileri hemen meydan yerlerde diri diri yakacağım. İnsan olanını da biyonik robotla yerine geçilenini de içindeki uzaylı insan türlerini de herkesin gördüğü şekilde meydan yerde yakacağım. Acırsam namerdim. Çığlıklarının arşa yükselmeye başladığı o anları hiç sansürlemeden bütün dünyaya canlı yayınlarda izlettireceğim. Yemin olsun ki bu vatanı/devleti acımasızca ateşe atmaya kalkanları acımasızca yakacağım. Yakanın, yakmaya kalkanın yanına kâr mı kalıyormuş, kötülük edenler İblis’in ve Deccal’in sisteminde üst rütbeye mi çıkıyormuş ya da hızlıca cehennemine mi gönderiliyormuş, bütün insanlığa, hassaten de bütün satanistlere izleteceğim.

Buraya geri gelemeyip Suriye’de kalanları da hem ben vatansever ekipleri peşlerine takarak yaktıracağım, hem de Suriye meselesinde benimle birlikte hareket eden taraflar yakacaklar. Başka başka ülkelere kaçabilenleri olursa da hepsini toplatacağım ve yine aynı sonu yaşayacaklar. Bütün insanlığın hafızasına kazınan görüntüler yaşanmasını sağlayacağım. O günlerden sonra dünya, artık eskisi gibi bir dünya olmayacak, olamayacak.

Şu anda bile Suriye’de hala bulunan sözde Türk subaylarının ve emirleri altındaki Türk askerlerinin ve onların kontrol ettiği güya muhalif/milis, aslında terörist teşkilatların mensuplarının on binlercesinin bir günde imha edilmelerinden bile rahatsız olmayacağım. Evet, ordumuz bir gün içinde on binle asker, yüzlerce subay kaybetse bile bunu yapanlarla sorun yaşamayacağım. Buna sebep olan söz konusu sözde Türk ve sözde dünya insanı hainlerle hesaplaşacağım. İntikamı onlardan, teşkilatlarından, üslerinden alacağım. Şu andan itibaren, Türk subayları ve askerleri arasından, yurt dışında herhangi bir bölgede bulunanlardan, emirlere itaat etmeyerek firar edenlerin cezalandırılmasına asla izin, imkan vermeyeceğim. Beni çiğneyip geçmeden hiçbir güç, bizim sistemimizi milletimizin ve devletimizin aleyhine kullanarak firari subaylara ve askerlere ceza veremez. Ve bu dünyadaki hiçbir güç beni çiğneyemez.

Suriye meselesinde benden yana gibi durup hala oyalayan, hala Kraliçe’nin sistemiyle danışıklı dövüşen bazı ülkelerin, hükumetlerin, orduların ve büyük iş adamlarının da gözlerinin yaşlarına bakmayacağım. Onların da artık net bir duruşu olmalı ya da düşmanlarımızla birlikte yok olmalılar.

Defalarca söyledim, gerekirse bütün dünyayı yakacağım ama ben ordumu Suriye’ye göndermeyeceğim. Bir tane sözde mülteciyi buralarda tutmayacağım. Sözde vatandaşlık verilenlerini de sınırlardan öte taraflara atacağım. Bunları ülkelerine göndermek için ayrıca masraf etmek de milletimizin, devletimizin sorumluluğu değil. Nasıl geldilerse öyle gitsinler. İnsan kaçakçıları mı götürüyor, yürüyerek mi gidiyorlar, denizden yüzerek mi giderler, İsrail/ABD/İngiltere fırsat bilerek bunları da mı kaçırtıp organlarını çalar ya da fuhuş mafyalarına satar, bu da milletimin sorumluluğunda değil. Vatanını korumayanlar, korkaklar ve onursuzlar gibi kaçanlar, omurgasız olanlar, her türlü tehlikeye düşerler.

Biz, milletçe bu tehlikelere düşmemek için Suriye’ye ordumuzu göndermeyeceğiz ve on milyondan fazla sözde mülteciyi ülkemizde tutmayacağız. Bundan sonra hiçbir şeyimizin başka devletlere, devletçiklere, krallara, kraliçelere, veliahtlara, holdinglere, mafyalara peşkeş çekilmesine de izin vermeyeceğiz. Bu gerçekleri, Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını, uzaylı dünyalı herkes kabullensin. Aksi takdirde, yanacaksa dünyayı Mfs yakacak.

Türkiye için Tayyip, AKPKK, MHPKK ve ayrıca onlarla danışıklı dövüşen CHPKK, HDPKK, sözde İYİ parti, bütünüyle altılı çete v.s. bitmiştir. Türkiye’de, İngiltere’nin dayattığı sözde çağdaş cumhuriyet sistemi, demokratik sistem ve seçim sistemi çökmüştür. Oyunlar, tuzaklar bozulmuş, Deccaliyet sistemi ifşa olmuştur. Bundan sonra Türkiye’de seçim olmayacak. Oldu bitti ile yapılmak istense bile geçerliliği olmayacak ve kaosu çözmeyecek, sonucu değiştirmeyecek. Her halükarda ülkenin idaresini resmen de biz elimize alacağız. Bu hususu da bu kadar açıkça yazıyorum. Dünyanın farklı ülkelerinden ve Türkiye içi gruplardan, son iki-üç gündür İstanbul’la paralel şekilde resmi ya da gayr-i resmi açıklamalar yapanlar, İstanbul’un son restlerine destek verir gibi açıklamalar yapanlar, artık ellerini taşın altına açıkça koysunlar. Samimiyetlerini göstersinler. Biz lafa değil, icraata bakacağız. Hiç kimseden korkumuz, çekincemiz yok. Önden haber verdim, o Kraliçe’yi ve sistemini ayaklarımın altında ezeceğim. Ona piyon olan, taşeronluk yapan ABD’yi ve diğer ülkeleri darmadağın edeceğim.

Biz Tayyip’i de indiriyoruz. Onunla çalışanları da onunla danışıklı dövüşenleri de indiriyoruz. Bu ülkede bir tane NATO üssü de ABD üssü de bırakmıyoruz. Bizimle olanlar, bizimle eş zamanlı ve bizimle aynı sonuca götürecek hamlelerini açıkça ve derhal yapsınlar. Hemen bu yazının peşine de herkesin “şüphesiz” anlayabileceği şekilde resmi açıklamalarını yapsınlar. “Biz de buradayız, sizinleyiz” desinler.

Bu arada, “CIA’nın gülü” lakaplı o Tansu Çiller’i ve onun sistemine çalışanları da eş zamanlı olarak hem imha hem de ifşa etmeye başlıyoruz. Haddi çok aştılar. Madem ki güç görmek istiyorlar, haydi çatışalım. Ne kadar iç ve dış düşmanımız varsa, hepsini birden sahaya/mindere davet ediyoruz.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Topluca gömülecekler


AKPKK, Suriye’ye girme teşebbüsünde bulunursa, bunu darbe gerekçesi yapacağız. Meşru bir askeri darbe ile meşru bir millet darbesini bir arada gerçekleştireceğiz. Eli kulağında zaten ABD’de de darbeler gerçekleşecek. Hemen peşinden Ankebut Ağı’na bağlı onlarca hükumetin devrilmesini sağlayacak bilgi ve belgeleri de her yere servis edeceğiz. Arka plandan ya da açıkça o ülkelerin vatanseverlerine de destek vereceğiz.

Her şey önceden haber verdiğimiz gibi olacak. Tekrara gerek yok. Birileri ille de Türkiye’nin idaresini resmen elimize almamızı istiyorlarsa, alacağız. Birileri, Kraliçe’nin tasmalı köpekleri olmaya devam etmek ve bu uğurda itlaf edilmek istiyorlarsa, onları da itlaf edeceğiz. En baştan da o Hulusi Akar köpeğini…

Kraliçe istiyor diye… Dünya üzerindeki siyasi dengeler aleyhlerinde gelişiyor diye… Kara para işleri kötü gidiyor diye… Daha fazla bebek, çocuk, genç kız ve kadın, daha fazla organ lazım diye… BOP yani Büyük İsrail projesi çöküyor diye… ABD, İngiltere, İsrail, Almanya başta olmak üzere pek çok Ankebut Ağı ülkesi memuruna maaş veremeyecek hale geldi diye… Türkiye’deki askeri ve idari yetkili hainler Suriye’ye girebilirler ama bu ordu onların emirlerine itaat etmeyecek. Bu millet de onlara itaat etmeyecek. Türk ordusu Suriye’ye gir-me-ye-cek.

Çok istiyorlarsa İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, İsrail ve benzeri Ankebut Ağı ülkeleri kendileri girsinler tam olarak Suriye’ye, biz o vakit gireriz, hepsini oraya gömmek niyetiyle…

Bütün taraflar da hazır olsun. Son derece kararlıyız, buradan geri dönüşümüz yok. Milyon kişi ölecek bile olsa, askeri ve siyasi makamlardaki bütün hainleri tek tek önden avlamak gerekse bile bütün sözde mültecileri, tamamını bu ülkeden kovacağız. Açıkça ve tekrarla yazıyorum, kovacağız. Şimdi hangi ülkenin, hangi ordunun, hangi gizli servisin, hangi milletler arası mafyanın, hangi kara paracı ve organcı masonun ne marifeti ve gücü kaldıysa, çıksın sahaya. Hemen çatışmaya başlayacağız.

Yetti artık, boğazımıza kadar geldi. Bunlar kalemden, sözden, uyarıdan anlamayacaklarsa, kurşunlarımız konuşmalı. Bu, bir milli güvenlik meselesi… Bu, devleti, vatanı, milleti muhafaza etme meselesi. Hiç kimse artık Türkiye’yi ve ordusunu başka ülkelerin, Yahudilerin, Hristiyanların, Satanistlerin, Masonların menfaatleri için tepe tepe kullanamayacak. “Ben varım, ben kullanacağım, sen kimsin Mfs” diyebilen varsa şimdi bir adım öne çıksın, boyunu bir göstersin.

Alem bilsin ki şu Hulusi köpeğinin, açıkça vatana ihanet eylemi olan emirlerine itaat eden bütün rütbelileri, rütbesi ne olursa olsun yıktıracağım, yaşatmayacağım. “Divan-ı harp” de geliyor. Ramak kaldı. Şu süreçte hayatta kalabilen hainleri de o divanda sıra sıra asacağız.

Mfs- Ezber bozan – Akademi Dergisi

..

Saçmalıyorlar

Suriye meselesinde hala Kraliçe’nin, dolayısıyla satanistlerin yani İblis’in taleplerini yerine getirmek isteyenler var. Memleketimiz dahilinde ve haricinde bir organizasyon hala bunu gerçekleştirmek, ordumuzu Suriye’ye göndermek istiyor. Karşımızda bunu denerken verdikleri kayıplar, oyundan düşen adamları, bu organizasyonu daha da sinirlendirdi ve öfke kontrollerini kaybettiler. Kelimenin tam manasıyla saçmalıyorlar. Yapamıyorlar, çoktan rezil oldular, çoktan ve kesinlikle kaybeden taraflar oldular ama pislik çıkartıyorlar.

Batmak üzereler. Suriye operasyonunun bir an önce başlatılması için işlerin hızlandırılmasını istiyorlar. ABD de İngiltere de daha başka Ankebut Ağı ülkeleri de devasa mali sorunlarla boğuşuyorlar. Otorite sorunları da çok fazla. Çok itibar da kaybettiler. Adamlarına da söz geçiremiyorlar. Acil olarak kara paralara ve güç gösterilerine ihtiyaçları var. Suriye’de de sıkıştılar ve acilen askerlerimizin emirlerine verilmesine ihtiyaçları var.

Şu anlarda Tayyip etkisiz eleman. Suriye’ye girmenin kendisi için ne demek olduğunu çok iyi biliyor, girmek istemiyor ama istemese de bu baskıya karşı koyabilecek gücü ve şartları yok. Sağlığı iyi değil, istihbarat gücü iyi değil, etrafı hain dolu, onu ayakta uyutuyorlar. Çevresinin nasıl kuşatıldığını, o hainlerin ilk fırsatta önce kendisini öldüreceğini ve ülkenin idaresini açıkça ele alacaklarını sanki bilmiyor ya da bunu idrak edemiyor gibi bir hali var. Öyle ise iş bana düşüyor. Ankara hükumeti ülkeyi koruyamıyorsa da İstanbul dimdik ayakta ve her şeyin farkında…

Şuradan dünyanın önde gelen bütün satanistlerine rest çekiyorum. Başta da o Kraliçeye ve onun kuklası Biden’a ve o devlet denemez İsrail’e… Benim ordumu, benim iznim ve emrim olmadan Suriye’ye göndermeye teşebbüs eden her haine, milletimiz adına birer kurşun hediye edeceğim. Bu topraklar üzerinde Kraliçe’ye piyonluk yapan herkesi, başta da o Hulusi’yi ve kuvvet komutanlarını ayaklarımın altında ezeceğim.

Ayrıca Kraliçe tarafının sinsi hesapları/oyunları da var. Kontrolsüz ve onların işine gelecek şekilde ayağa kalkmamızı, ülkemizi karıştırmamızı ve Tayyip’i devirmemizi bekliyorlar. Arka planda türlü türlü sinsilikler ve planlar var. Suni afetler, işgal denemeleri, tahammül edilemez seviyede mali kriz ve açlık ve daha türlü türlü çılgınlıklar çalıştılar. Fırsatlar kolluyorlar. Kaybetmişlerken, bu şekilde kazanan taraf olabileceklerini, üste çıkabileceklerini düşünüyorlar. Kendilerini kandırıyorlar. İstanbul’un istihbarat gücünü de cesaretini de dahiyane siyasetini de dünya üzerindeki bütün taraflar tekrar tekrar zaten gördüler.

Bu gece bu ülkenin vatanseverleri uyumayacaklar. Önümüzdeki günlerde de kimse uyumayacak. Her nerede hala Kraliçe’ye çalışan, hala ordumuzu Suriye’ye göndermeye çalışan hain varsa, en tepeye kadar hepsini etkisiz hale getirecekler. Tekrar ediyorum, toplu bir hareket olmayacak, tek tek infaz edilecekler. Hesabını sorabilecek biri mi var, devleti muhafaza etmeyi ve aleni şekilde ihanet edenleri etkisiz hale getirmeyi suç göstermeyi deneyecek birileri mi var, ben buradayım. Hepsini beklerim.

En açık şekliyle bir daha yazıyorum, dikkat edilsin. Türkiye’de Tayyip’in hükmü geçmiyor. Pek çok siyasi/idari, askeri yetkililer, Tayyip’i takmadan hareket ediyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Orta oyunu

Şunlara “Türk-Yunan gerilmesi” diyorlar. Öyle değil, şu karelerde görülen şey, İngiliz Kraliyet ailesinin iki sadık köpeğinin birbirleriyle dostane tarzda orta oyunu oynamasından başka hiçbir şey değil.

AKPKK-MHPKK koalisyonu ayrıca bu tür oyunlarla da gündemi meşgul etmek istiyor. Dev gibi halk tepkisini biraz olsun bastırmak, kendilerine süre kazandırmak istiyor. Bu süre içinde, devletimizin kurumları hatta ordusu eliyle daha fazla kara para kazanıp İngiltere, ABD ve İsrail’e göndermek için uğraşıyor.

Bu karelerde bundan başka bir şey olduğunu söyleyenlerin ya dünyadan haberleri yok, ya da aynı sistemin içinde faaliyet gösteriyorlar.

Mehmet Fahri Oyunbozan | Akademi Dergisi