Etiket arşivi: HDPKK

Acımasızca yakacağım


Meydanda görünen, gerçek Tayyip değil. O bir biyonik robot ve içinde Kraliçe’nin sistemine yani Deccalin sistemine çalışan “üç yumruk” bir gri var.

Son zamanlarda açıkça anlattığım hususlardan sonra herhalde anlaşılmıştır ki Tayyip suretindeki biyonik robot İsrail’e de, Yahudiliğe de Masonluğa da çalışmıyor. Bunlar hep Kraliçe merkezli Deccaliyet sistemine çalışıyorlar. Bunlar bütün insanlığa düşmanlar. Yahudiler de İsrail de umurlarında değil. Zaten İsrail’deki dini ve siyasi liderleri de bunlar ellerinde oynatıyorlar ya da yerlerine biyonik robotlarla çoktan geçmiş vaziyetteler. Sanhedrin, tamamen uzaylıların kontrolünde olan bir teşkilat.

Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de Cumhurbaşkanlığı, TBMM, MİT başta olmak üzere, ülkenin idaresinde en önde gelen kurumların binalarının altında gizli kısımlar var. Bazılarında gizli kısımların altında ayrıca gizli kısımlar da var. İlk gizli kısım zaten dünya insanlarının, devlet yetkililerinin bildiği, gizlice girdiği, kullandığı gizli kısımken, onların daha altında da uzaylı tarafların girdiği, kullandığı gizli kısımlar var. Oyunlar içinde oyunlar var. Deyim yerindeyse, pek çok konuda kuyunun içinde, iç içe çok sayıda kuyu var. Bu gibi yerler, sistemler, biyonik robotlar sayesinde de devlet içinde devlet olabiliyorlar ve biyonik robotlarını sevk ve idare ediyorlar. Böylelikle bütün devletleri, devletler üzerinden bütün milletleri ve insanlığı sevk ve idare etmek istiyorlar. Lakin farklı uzaylı insan türleri arasındaki karar ayrılıkları da önlenemediği için, sahadaki herkes danışıklı da dövüşmüyor. Karmakarışık dengeler var.

Tayyip suretinde imal edilmiş biyonik robot da zaman zaman yeraltındaki uzaylılara ait gizli kısma giriyor. Tamir, bakım görüyor, ayar çekiliyor. Biyonik robotun içindeki uzaylı insan çok çarpılmışsa ve iş göremez hale gelmişse ya da metafizikle çarpılmaktan ötürü ölmüşse, söz konusu yer altı kısmında da değiştiriliyor. Bazen bu işler uzun sürecekse, Tayyip suretinde imal edilmiş başka bir biyonik robot kopyası yukarı çıkıyor, ortamı idare ediyor. Dünyadaki pek çok hükumetin üyelerinin, orduların komuta kademelerindeki subayların, büyük holdinglerin, büyük dini cemaatlerin, önde gelen mason üstadlarının, önde gelen dini liderlerin ve gücü ellerinde bulundurmaları için yerlerine geçmeleri gereken kişilerin, hep yerlerine biyonik robotlarla geçtiler, geçiyorlar. Son senelerde, İstanbul, dünya üzerindeki bu sistemi yıkmaya başladığı için, Türkiye’deki etkili ve yetkili kişilerin yerlerine eskiden olduğundan daha fazla oranda biyonik robotlarla geçildi, geçiliyor.

Bu bilgileri de açıkça verdikten sonra şunu da açıkça ve hala kontrolde tutabildiğim büyük bir öfkeyle yazıyorum:

Şu andan sonra, biyonik robot Tayyip’in, onun çevresindekilerin, Hulusi’nin, diğer sözde bakanların Genel kurmay başkanının ya da kuvvet komutanlarının emirlerine itaat edecek… Suriye’ye ordumuzu sokmaya kalkacak… On milyondan fazla sözde mülteciyi bu topraklarda tutmaya kalkacak… Devletin kalan son değerli tesislerini ve arazilerini de peşkeş çekmeye kalkacak… Hala İngiltere’ye ve İsrail’e hizmet etmeye kalkacak yani şu sisteme itaat, yardım ve yataklık yapmaya devam edecek her kim varsa… Yapabiliyorlarsa girsinler Suriye’ye ve Türkiye ile de bütün irtibatlarını, bağlantılarını anında kessinler. Ordumuzla Suriye’ye giremiyorlarsa bile kendileri girsinler Suriye’ye ve kaçma/kurtulma şanslarını denesinler.

Yapabiliyorlarsa orada yeni bir devlet ilan etsinler ve yapabiliyorlarsa hiçbir ordunun giremeyeceği şekilde kendilerine korumalar yapsınlar. Çünkü o kişileri hemen meydan yerlerde diri diri yakacağım. İnsan olanını da biyonik robotla yerine geçilenini de içindeki uzaylı insan türlerini de herkesin gördüğü şekilde meydan yerde yakacağım. Acırsam namerdim. Çığlıklarının arşa yükselmeye başladığı o anları hiç sansürlemeden bütün dünyaya canlı yayınlarda izlettireceğim. Yemin olsun ki bu vatanı/devleti acımasızca ateşe atmaya kalkanları acımasızca yakacağım. Yakanın, yakmaya kalkanın yanına kâr mı kalıyormuş, kötülük edenler İblis’in ve Deccal’in sisteminde üst rütbeye mi çıkıyormuş ya da hızlıca cehennemine mi gönderiliyormuş, bütün insanlığa, hassaten de bütün satanistlere izleteceğim.

Buraya geri gelemeyip Suriye’de kalanları da hem ben vatansever ekipleri peşlerine takarak yaktıracağım, hem de Suriye meselesinde benimle birlikte hareket eden taraflar yakacaklar. Başka başka ülkelere kaçabilenleri olursa da hepsini toplatacağım ve yine aynı sonu yaşayacaklar. Bütün insanlığın hafızasına kazınan görüntüler yaşanmasını sağlayacağım. O günlerden sonra dünya, artık eskisi gibi bir dünya olmayacak, olamayacak.

Şu anda bile Suriye’de hala bulunan sözde Türk subaylarının ve emirleri altındaki Türk askerlerinin ve onların kontrol ettiği güya muhalif/milis, aslında terörist teşkilatların mensuplarının on binlercesinin bir günde imha edilmelerinden bile rahatsız olmayacağım. Evet, ordumuz bir gün içinde on binle asker, yüzlerce subay kaybetse bile bunu yapanlarla sorun yaşamayacağım. Buna sebep olan söz konusu sözde Türk ve sözde dünya insanı hainlerle hesaplaşacağım. İntikamı onlardan, teşkilatlarından, üslerinden alacağım. Şu andan itibaren, Türk subayları ve askerleri arasından, yurt dışında herhangi bir bölgede bulunanlardan, emirlere itaat etmeyerek firar edenlerin cezalandırılmasına asla izin, imkan vermeyeceğim. Beni çiğneyip geçmeden hiçbir güç, bizim sistemimizi milletimizin ve devletimizin aleyhine kullanarak firari subaylara ve askerlere ceza veremez. Ve bu dünyadaki hiçbir güç beni çiğneyemez.

Suriye meselesinde benden yana gibi durup hala oyalayan, hala Kraliçe’nin sistemiyle danışıklı dövüşen bazı ülkelerin, hükumetlerin, orduların ve büyük iş adamlarının da gözlerinin yaşlarına bakmayacağım. Onların da artık net bir duruşu olmalı ya da düşmanlarımızla birlikte yok olmalılar.

Defalarca söyledim, gerekirse bütün dünyayı yakacağım ama ben ordumu Suriye’ye göndermeyeceğim. Bir tane sözde mülteciyi buralarda tutmayacağım. Sözde vatandaşlık verilenlerini de sınırlardan öte taraflara atacağım. Bunları ülkelerine göndermek için ayrıca masraf etmek de milletimizin, devletimizin sorumluluğu değil. Nasıl geldilerse öyle gitsinler. İnsan kaçakçıları mı götürüyor, yürüyerek mi gidiyorlar, denizden yüzerek mi giderler, İsrail/ABD/İngiltere fırsat bilerek bunları da mı kaçırtıp organlarını çalar ya da fuhuş mafyalarına satar, bu da milletimin sorumluluğunda değil. Vatanını korumayanlar, korkaklar ve onursuzlar gibi kaçanlar, omurgasız olanlar, her türlü tehlikeye düşerler.

Biz, milletçe bu tehlikelere düşmemek için Suriye’ye ordumuzu göndermeyeceğiz ve on milyondan fazla sözde mülteciyi ülkemizde tutmayacağız. Bundan sonra hiçbir şeyimizin başka devletlere, devletçiklere, krallara, kraliçelere, veliahtlara, holdinglere, mafyalara peşkeş çekilmesine de izin vermeyeceğiz. Bu gerçekleri, Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını, uzaylı dünyalı herkes kabullensin. Aksi takdirde, yanacaksa dünyayı Mfs yakacak.

Türkiye için Tayyip, AKPKK, MHPKK ve ayrıca onlarla danışıklı dövüşen CHPKK, HDPKK, sözde İYİ parti, bütünüyle altılı çete v.s. bitmiştir. Türkiye’de, İngiltere’nin dayattığı sözde çağdaş cumhuriyet sistemi, demokratik sistem ve seçim sistemi çökmüştür. Oyunlar, tuzaklar bozulmuş, Deccaliyet sistemi ifşa olmuştur. Bundan sonra Türkiye’de seçim olmayacak. Oldu bitti ile yapılmak istense bile geçerliliği olmayacak ve kaosu çözmeyecek, sonucu değiştirmeyecek. Her halükarda ülkenin idaresini resmen de biz elimize alacağız. Bu hususu da bu kadar açıkça yazıyorum. Dünyanın farklı ülkelerinden ve Türkiye içi gruplardan, son iki-üç gündür İstanbul’la paralel şekilde resmi ya da gayr-i resmi açıklamalar yapanlar, İstanbul’un son restlerine destek verir gibi açıklamalar yapanlar, artık ellerini taşın altına açıkça koysunlar. Samimiyetlerini göstersinler. Biz lafa değil, icraata bakacağız. Hiç kimseden korkumuz, çekincemiz yok. Önden haber verdim, o Kraliçe’yi ve sistemini ayaklarımın altında ezeceğim. Ona piyon olan, taşeronluk yapan ABD’yi ve diğer ülkeleri darmadağın edeceğim.

Biz Tayyip’i de indiriyoruz. Onunla çalışanları da onunla danışıklı dövüşenleri de indiriyoruz. Bu ülkede bir tane NATO üssü de ABD üssü de bırakmıyoruz. Bizimle olanlar, bizimle eş zamanlı ve bizimle aynı sonuca götürecek hamlelerini açıkça ve derhal yapsınlar. Hemen bu yazının peşine de herkesin “şüphesiz” anlayabileceği şekilde resmi açıklamalarını yapsınlar. “Biz de buradayız, sizinleyiz” desinler.

Bu arada, “CIA’nın gülü” lakaplı o Tansu Çiller’i ve onun sistemine çalışanları da eş zamanlı olarak hem imha hem de ifşa etmeye başlıyoruz. Haddi çok aştılar. Madem ki güç görmek istiyorlar, haydi çatışalım. Ne kadar iç ve dış düşmanımız varsa, hepsini birden sahaya/mindere davet ediyoruz.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Herkes hak ettiğini yaşayacak

Bu ülkenin Tayyip ve çetesi nedeniyle kaybedeceği bir dakikası dahi yok. Bir tesisi, bir projesi, bir arazisi, bir yeraltı yada yerüstü zenginliği daha yok. Memleket, “Türkiye” olmaktan çıktı. Memleket, Türklerin olmaktan çıktı. Memleket, “vatan” olmaktan çıktı. Hala her gelenin geçenin, Türkiye’ye daha fazla zarar veren taleplerine, türlü ihanetlere, peşkeşlere, oyalamalara, zararlara tam kadro halinde çalışıyorlar, hizmet ediyorlar. Hala Türkiye’nin düzgün ve net bir duruşu yok. Hala Türkiye’nin gücünü, imkanlarını, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini Türkiye’nin lehine/yararına kullanmak yok. Kullanacakları da yok. Hala Kraliçe ne derse, o oluyor.

Türkiye içinde ve dışında şartları/dengeleri epeyi hazırladım. Şu lüzumsuz sıkıntı adamı ve çetesini, ben artık istemiyorum ve hızlı bir süreçle deviriyorum. Yerine bir adamımı geçireceğim. Ben arka planda kalacağım. Bu süreçte Türkiye’yi de bile isteye büyük krizlerden büyük krizlere sokacağım. Kimseye “Herkes tedbirini alsın, hazırlansın, sermayesine sahip çıksın” ya da “Herkes ülkesine, milletine zarar veren kararların, uygulamaların karşısında dimdik dursun.” v.s. diyecek değilim. Kaç tekrarla zaten dedim. Herkes hak ettiğini yaşayacak. Hep dediğim gibi, danışıklı muhalefetin tamamını da Tayyip’le birlikte devireceğim.

Bundan sonra bu ülkede Kraliçe’ye çalışan herkesi en hızlı şekillerde oyundan düşüreceğim. Bunları desteklemeye, elimden almaya çabalayacak her tarafı, her hükumeti ve her ülkeyi de krizlerden krizlere sokacağım. Neye uğradıklarını şaşıracaklar. Türkiye dediğimiz bu ülkede karışmamış bir kurum, bir adliye, bir cadde kalmayacak. On milyonların öfkesini arkama alarak geliyorum.

Yeter, mide bulandırdı artık bunların omurgasızlıkları, git gelleri, ihanetleri, peşkeşleri, kraliçeye kullukları, pislik işleri, ülkeyi mülteci denilen onursuzlarla doldurmaları, ordumuzu bile İsrail’in ve Kraliçe’nin emrine vermeleri, Suriye politikaları, gelene gidene ağam/paşam çekmeleri v.s.

Böyle ülke değil, mahalle bile yönetilemez. Böyle devlet başkanlığı değil, muhtarlık bile yapılamaz. Türkiye istemediğim ve izin vermeyeceğim sıkıntılara/krizlere koşar adım gidiyor, bu tarz vatanı ve milleti bütünüyle tehdit eden hallere müdahale edeceğimi bin defa söylemiştim. Onun kralı geliyor, şunun veliahtı geliyor, diğerinin paşası geliyor, bütün hesaplar, bütün planlar Türkiye’nin ve Türk milletinin aleyhine yapılıyor. Ben de o türlü hesapların hepsini bozmaya ve dünyayı başlarına yıkmaya geliyorum.

O meşhur rüyamdaki o meşhur kısımdayız. Gittim, geldim… Gittim, geldim ama sonunda “yeter artık” diyerek Tayyip’e dört el ateş ederek onu öldürdüm. İşte tam oradayız…

Haydi, başlıyoruz.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tayyip’in ve çetesinin fişini çekecekler

Saha çok ama çok gergin. Son yaptıkları planları da tutmadı. Son kazdıkları kuyulara da kendileri düştüler. Türkiye’nin benim elimle karışmasını çok istediler, beklediler. Tayyip’i önüme attılar, harcamamı istediler.

Ne Suriye’ye operasyon yaptırabildiler, ne diğer kara para işlerini istedikleri hale getirebildiler. Ne beni etkisiz hale getirebildiler. Ne batı/NATO çetesine üst üste vurduğum darbeleri durdurabildiler v.s. Bu gidişatı tersine çevirmeyi geçtiler, durdurmaya dönük ümitleri bile eriyor. Yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor ama onlar maddeten ve manen çok feci hallerdeler ve zaman aleyhlerine işliyor. Yine de bir şeyler yapmalılar ama yapabilecekleri şey, kuklaları olan iktidarı indirip de yerine sözde muhalefet yapan diğer kuklalarını getirmekti. Şimdi çaresizlikten o yolu seçtiler. Evet, AKPKK/MHPKK koalisyonu projelerinin üstünü tam olarak çizdiler. Bunun için alt yapı çalışmalarına başladılar ve her an Türkiye’de Tayyip’i/AKPKK’yi devirebilirler. Bir bakarsınız ki Pazartesi günü akşamı Türkiye’de AKPKK hükumeti yok. Çok geniş bir kadroyu toplayıp alacaklar. Yerlerine altılı çeteyi getirecekler. Beni de altılı çetenin önünde büyük bir mani olarak görüyorlar. Kaçtır açıkça hamleler yapacaklar, ben varım diye geri duruyorlar. Yanlış yorumluyorlar. Ben değil miydim “Şunları indirip diğer kuklalarınızı getirecekseniz getirin ama benim kırmızı çizgilerime, hassasiyetlerime dikkat edin” diye açıkça yazan…

Bu güne kadar Tayyip ve çetesi ile altılı çete her şeyi beraber yaptılar. Beraber ihanet ettiler, beraber çaldılar, beraber terörün önünü açtılar, beraber İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya çalıştılar… Vergilerimizi beraber çalarak bu ülkelere gönderdiler, askerlerimizi beraberce terör örgütlerinin önüne attılar, şehit ettirdiler. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afrika’da BOP için gerekli olan şeyleri beraber yaptılar ve bunları yaparken bizim devlet gücümüzü BOP’un emrine verdiler. On milyondan fazla bedavacı onursuzu, harp kaçkınlarını beraberce ülkemize getirdiler, şimdi beraberce burada tutuyorlar. İnsan, organ, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılığı beraber yaptılar ve hala beraber yapıyorlar. Terör alsın yürüsün, kara para işleri coşsun, Türkiye ve bölge bölüne bölüne, nüfus dengeleri değişe değişe BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi gerçekleşsin diye beraberce yapmadıkları ya da denemedikleri hiçbir iş yok. Ordumuzu ve sistemimizi bile bu maksatla beraberce dağıttılar. MİT’in başına kara paracı Hakan Fidan’ı bunun için getirdiler ve en güçlü yapıştırıcı ile o koltuğa yapıştırdılar. Herifin MİT başkanı olduğu süreçte kaç acı terör hadisesi, kaç skandal peş peşe yaşandı, hiç rahatsız bile edilmedi. Birkaç danışıklı dövüşlü güya tepkinin ötesinde bir şey yaşandığı görülmedi. Hala Hakan Fidan’dan hiçbirinin rahatsızlığı yok, çünkü bağlantıları sağlam, kara parada herkese kazandırıyor. CHPKK’nin terörist yöneticilerine bile… Aile Bakanlığı üzerinden şiddetli yıkıcı faaliyetleri beraberce yaptılar. Beraberce ibneliği ve her türlü melaneti serbest bıraktılar. Ülkede kadınlarla erkekleri rakip hatta düşman yaptılar. Dernekler, vakıflar, sözde yardım kuruluşları üzerinden vurgunları da beraber yaptılar. Maddi ve manevi sahalarda her türlü yıkıcı faaliyeti, bu milletin devletinin gücüyle, kurumlarının gücüyle beraberce yaptılar. Milletin gücünü milletin aleyhine hep beraberce kullandılar, kullanıyorlar. Yani bizim için ha AKPKK ha CHPKK ha HDPKK… Bir farkları yok. O nedenle yıllardır “Hepsi aynı alfabenin harfleri” deyip duruyorum. 

Şimdi Tayyip indirilse de yerine altılı çete gelse, bence adalet yerini de bulur. Çünkü bu enkazın bizim üzerimize devrilmesi adalet değil. Kim yıkılmaya sebep olduysa, enkaz onun, onların üzerine devrilmelidir. Ülkenin hazinesinde para yok, memuruna maaş veremeyecek vaziyette, kara paralarla taklalar attırılıyordu artık o da yok. Araplardan para dilenmenin, milletler arası seviyede kara para transferlerinin de bir sonu var ve oraya gelindi. Millet aç, millet hasta, millet öfkeli v.s. 

Altılı çete iş başı yaptırılınca ben haftalar sayarım. Kaç hafta iktidarda kalabileceklerine, hangi sorunu çözebileceklerine bakarım. Altı haftadan fazla kalabilmişlerse de çok şaşarım. Çünkü ABD’nin bile altı haftası kaldığını zan etmiyorum. Bu gidişle her an ABD de açıkça, görülür şekilde havlu atacak ve çok da karışacak. Hatta bence Türkiye’den önce karışacak.

Evet, bence hiç mahzuru yok. Önce ABD mi yoksa Türkiye mi karışır, o da meselemiz değil. Biz bunca yıldır işlenen bunca vahim suçların hiçbirine ortak olmadık, destek olmadık, sessiz/tepkisiz kalmadık. Bunca yıl sonra aynı duruştayız, duruşumuzu hiç bozmadık. Biz hak etmediğimiz bir yıkılışı yaşamak ve hak etmediğimiz şekilde bir enkaz altında kalmak niyetinde değiliz. Bunları bunca senedir başında tutan halk kesimi de umurumuzda değil. 12 seneden fazladır o halk kesimini de ikaz ettik, onlara nasihat ettik. Yeter, halkın o kesimiyle, idarecilerin bu kesimleri hep beraber bu günleri hazırladılar. Dinimizi bile alet ede ede her türlü melunluğu yaptılar, yaptırdılar, desteklediler, alkışladılar, yediler, içtiler, kustular, pislediler. Şimdi kaoslarını yaşasınlar. Biz karışmayacağız. 

Tayyip ile çetesini darbe ile mi, siyasi oyunlarla mı, hukuk yoluyla mı devirdiklerine de takılmayacağız. Darbe ile bile devireceklerse, biz izin vermeden darbe yapamazlar ama vereceğiz. Biz izin verdiğimizde darbe yapsalar, bize yine sıkıntı olamazlar. İstanbul dağ gibi sağlam bir vaziyette duruyor. Yine Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya yön vermeye, dengeler kurmaya devam edecek. Bu kadim şehri deccalin teşkilatı da yok edemez. Oyalanıp dursunlar, acı akıbetlerini yaşasınlar, biz her safhasında en doğru, en dürüst, en cesur, en adaletli kararlarla, tavırlarla yolumuza devam edeceğiz. Zaman Ankebut Ağına bağlı bütün ülkeleri ve liderleri ve sistemleri mum misali eritiyor. Zaman bizim lehimize, onların aleyhlerine işliyor. Eriyorlar, bitiyorlar ve ne yapmayı denerlerse denesinler, köprüden önceki son çıkışı zaten kaçırdılar. 

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Devlet yetkilisi değiller, hainler ve teröristler

İyice gözleri döndü. İyice psikopatlıklarını, kinlerini, ne kadar insanlıktan çıkmış olduklarını sergilemeye başladılar.

İyice hukuku ayaklar altına aldılar. PKK, HDPKK başta olmak üzere türlü terör ve ihanet örgütleri TBMM dahil her yerdeler, her şey serbest ama güya FETÖ’nün militanı olan hatta onlara selam veren insanlara nefes almak bile yasak. PKK teröristleri arasından ceza evinden çıkanlara yardım yapanlara da kolluk baskın yapıyor mu?

Türkiye artık hukuk devleti değildir. Hiç kimsenin can, mal, ırz emniyeti kalmamıştır. Bütün bunlara devlet otoritesi alet edilerek her kast edilebilmektedir. Türkiye’de artık adli yetkililere, mahkeme kararlarına ve kolluk güçlerine itaat etmek mecburiyeti kalmamıştır. Türkiye’de devlet sistemi (adalet sistemi de dahil olmak üzere) vatan hainleri, Türk ve İslam düşmanları tarafından ele geçirilmiştir.

FETÖ denile denile yapılan hukuksuzluklar, zulümler, eziyetler, işkenceler artık haddi aşmıştır. Dini, ırkı, lisanı ne olursa olsun, hiçbir insanın bu zulümlere tepkisiz kalabilmesi mümkün değildir. FETÖ denile denile Türk ve İslam düşmanlıkları sergilenmesine daha fazla izin verilmeyecektir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Öyle bir ordu yok

Suriye Milli Ordusu (SMO) isimli bir ordu dünya üzerinde yok. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) da yoktu. ÖSO denilen terör teşkilatının sonradan ismi değiştirilerek Suriye Milli Ordusu denildi. Bir terör örgütüne “ordu” denilmesiyle, ne gerçekten ordu olur ne de terör örgütü sınıfından çıkar.

ÖSO’nun gayr-i meşru oluşu, terör teşkilatı oluşu, çok vahim suçlara en başından beri bulaştığı iyice gözler önüne serildi. ÖSO’nun eşkıyadan, teröristlerden müteşekkil olduğu… Her türlü cinayet, katliam, işkence, tecavüz, yağma, gasp, insan ve organ kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, eşya ve araç kaçakçılığı işlerine karıştıkları açıkça gözler önüne serildi. Milletler arası terör, milletler arası harp ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında acil yargılama gerektiren çok vahim ve çok acı gerçekler gözler önüne serildi. Süreç, hukuk çerçevesinde ilerlemeli ve kısa sürede ipin ucu MİT’e, Hakan Fidan’a, Tayyip’, Bohçalıya ve çevrelerindeki suç ortaklarına kadar gelmeliydi ama öyle olmadı.

O öve öve bitirilemeyen ve bizlere iki asırdır örnek olarak dayatılan batı alemi de sustu. Hukukun ayaklar altına alınmasından rahatsızlık duymadılar. Çünkü ÖSO ya da şu anki adıyla SMO, zaten o batılı ülkelerin talimatlarıyla, onların kara paracı gizli servislerinin marifetleriyle tesis edildi. Tıpkı IŞİD gibi… Tıpkı el Nusra gibi… Tıpkı HTŞ gibi… Tıpkı PKK/YPG ve dünyanın muhtelif yerlerindeki diğerleri gibi… Bunların hepsi Ankebut Ağına bağlı hükumetlerin organize şekilde yaptıkları terör, katliam, işgal, kara para işleri… Bölgedeki bu terör ve katliam, yağma ve işgal örgütlerinin pek çoğu, BOP’çu Bohçalı, BOP’çu Tayyip ve bunların çeteleri ile MİT de alet edilerek tesis edildiler. Yine bunlar da kullanılarak yönetildiler, türlü insanlık dışı suçlar işlediler.

ÖSO’nun isminin değişmesi hiçbir şeyi temize çekmedi. yüz binlerce cinayet, yüzlerce katliam suçu, sayısız yağma, gasp, tecavüz, işkence suçu temize çıkmış olmadı. Şu anda SMO ismiyle de hala aynı teröristlikleri, zulümleri sergiliyorlar. Hala Büyük İsrail projesi kapsamında Suriye’de kurtarılmış bir bölge, ikinci bir İsrail oluşturmak istiyorlar. Hala işgaller, toprak koparmalar peşindeler. Hala kan, hala işkence, hala cinayet, hala katliam, hala insan ve organ kaçakçılığı, hala uyuşturucu ve petrol kaçakçılığı peşindeler.

Bu gerçekler bütün gazetecilerin, televizyoncuların ve sosyal medyanın tesirli kişilerinin gözleri önünde olan gerçekler. Tayyip’in, söz konusu terör çetelerini de kullanarak, Suriye’den petrol kaçakçılığı yaptığının en somut delillerini Rusya Genel Kurmay Başkanlığı yıllar önce herkese açık şekilde paylaştı. Türkiye’deki terörist başlarından yani Bohçalıdan, Tayyip’ten ve bunların yakın etrafındaki diğer katliamcı teröristlerden kim çıkıp da bu delillerin gerçek olmadığını iddia edebildi… Tayyip, deliller paylaşılmadan önce “Bu iddialar ispat edilsin, ben bu makamda durmam” demişti. Sanki iddialar ispat edilince, zaten gayr-i meşru ve gayr-i resmi şekilde işgal ettiği o makamdan inecek ve her şey bitecekti. Yargılanma, en ağır cezaları alma ihtimalinin akıllarından bile geçmediği, konuşmalarından çok net şekilde belli oluyordu. Türkiye’de devletin, adalet sisteminin işlerliğini mason tarikatı üzerinden o derece bozduklarını kesin şekilde biliyordu. Zaten onca gazeteciler ve TV programcıları da organize şekilde, bir yerden emir almışlar gibi sadece susuyorlardı.

İddialar ispat da edildi ve Tayyip bütün pis ve kanlı işlerine durmadan devam etti. Rusya tarafına soruldu “Tayyip istifa etmedi, ne diyeceksiniz?” denildi. “Bundan sonrası bizim değil, doktorların meselesi” cevabı verildi. Her türlü pis işlerle ruh sağlığını iyice kaybetmiş ve sadistleşmiş, canavarlaşmış bir Tayyip’in koca ülkemizin başında olduğu gerçeği, dünyanın gözleri önüne açıkça serildi. Ruslar da Türkiye’de devlet sisteminin örtülü/gizli şekilde bir paralel devlet tarafından, içimizdeki İsrail tarafından ele geçirildiğini biliyorlardı.

Bütün bunlar Türkiye’deki gazetecilerin, televizyon programcılarının, haber hazırlayan ve sunan ekiplerin, bunların patronlarının, uzman diye çıkartılıp konuşturulan alçakların, adli yetkililerin gözleri önünde yaşandı. Bu nedenle, bu suçlara bir şekilde ortak olmuş, yardım ve yataklık yapmış hiç kimsenin, çok yakında yapılacak şeffaf yargılamalar sırasında geçerli bir mazereti olmayacak.

Onca ifşalar yaşandığı, Tayyip bu derece rezil olduğu ve suç üstü olduğu halde bile insanlık dışı işler devam etti. Hatta Amerika Birleşik Devletçikleri, YPG kartını daha aktif kullanmak isteyince, bölgedeki işgal, kara para, katliam işlerini devam ettirmek için farklı kararlar alınca, ÖSO teröristleri pek tercih edilmez oldular. İyice güç kaybettiler ve bu nedenle de isimleri SMO yapıldı. AKPKK-MHPKK-CHPKK-HDPKK’nin organize faaliyetleriyle, ayrıca MİT ve TSK içindeki hainlerin, teröristlerin, kara paracıların desteği ile yeniden güçlendirildiler. SMO’yu da meşru göstermeye oynadılar. İdamlık suçlara ortak oldular, oluyorlar. Herkes iyice farkına varsın ki SMO’yu ve benzerlerini meşru gösterenlere, müdafaa edenlere, övenlere de çok yakında idam cezaları verilecek. Sadece bu bile idam cezaları verilmesine yeterli olacak. Çünkü, ortak olunan, destek olunan, övülen, yardım ve yataklık edilen suçlar, çok çok büyük suçlar. Ayrıca “organize” bir şekilde yapıldıkları da binbir türlü delille ispat edilebilen suçlar.

Hiç kimse milyonlarca insanın canını, malını, ırzını, haklarını hiçe sayamaz. Hiç kimse, vatana ve milete ihanet ettikleri ve ayrıca türlü kara para işlerini devlet gücünü de alet ederek yaptıkları on yıldan fazladır somut delillerle gözler önünde olan bir hain siyasi kadronun gayr-i resmi açıklamalarına uyduğunu, o açıklamaları dikkate aldığını iddia ederek cezalar almaktan kurtulamaz. Hiç kimse 2022 yılının Mayıs ayında bile hala SMO da SMO diye, hala operasyon da operasyon diye konuşamaz, yazamaz. Bu kapsamda sosyal medya paylaşımları bile yapamaz.

Benden bir kez daha söylemesi… Çoktan bitmiş ve tükenmiş bir hain siyasi kadro ile birlikte asılmak isteyenler, onlarla birlikte ihanetler ve insanlık suçları işlemeye devam etsinler.

Ayrıca dünyadaki bütün taraflar bilsinler ki bizim ÖSO/SMO ile de başka herhangi bir terör ve kara para teşkilatı ile de bağımız yok, olmayacak. Bizler onurlu askerleriz. Hiçbir zaman üzerimize leke düşürmedik, düşürmeyeceğiz. SMO’yu her fırsatta vuracağız, vuran taraflara da maniler ve sorunlar çıkartmayacağız. SMO’nun ve benzerlerinin içindeki MİT ve TSK mensuplarını da diğerlerinden ayırt etmeyecek, diğerleri ile birlikte bir an evvel cehenneme göndereceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi