Etiket arşivi: Elon Musk

Yargılanmalılar

Elon Musk’ın, Twitter’ı satın aldıktan hemen sonra işine son verdiği kişilerden biri olan Vijaya Gadde de Firavunların soyundan gelen ve insanlık düşmanı olan bir Çingene…

Trump’ın hesabını Twitter’da kalıcı olarak askıya alma kararını verenlerden, yaptıkları açık hukuksuzluklarla ve yönlendirmelerle son ve hileli ABD seçimlerinin sonuçlarını belirleyenlerden biri de Vijaya Gadde idi.

Bu kişilerin organize bir suç ve ihanet örgütü oldukları suçlamasıyla ve gerçekten bağımsız hakimlerce ABD’de hatta milletler arası bir mahkemede şeffafça yargılanmaları gerekiyor. Çünkü bunların örgütlü halde dünya insanlığına yaptıkları kötülükler, anlatmakla bitmez.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Jübile mi?


24 Eylül dünyanın sonu değil… Dünyanın mevcut düzeninin, bu güne kadar mevcut olan Londra merkezli Ankebut Ağı sisteminin sonu…

Yahudilerin “Jübile/Yubil” dedikleri şey aslında bu… Bitti, buraya kadardı ve kısa süre önceki yayınlarıma bakılsın “Bittiler, buraya kadardı” dedim. Her sahada bittiler.

Şimdi Ankebut Ağının tabanını “Sistemi kuranlar, kendi elleriyle dağıtacaklar ve sonra yeniden kuracaklar” gibi cümlelerle ahmak yerine koyuyorlar. Öyle bir şey olmuyor, olmayacak. Sistemi Ankebut Ağının üst isimleri değil İstanbul dağıttı. İstanbul karşısında yıllardır sistemi ayakta tutmaya çalışıyorlar ve bunu herkes görüyor. Yeni sistemi de Ankebut Ağının üst isimleri değil İstanbul kuruyor hatta kurdu denebilir. Bunu da herkes görüyor.

Evet, mfs ortaya çıkmadan önce Ankebut Ağının üst isimlerinin bir resetleme planı da vardı ama o şartlarda bile kendi kontrollerindeki dünya düzenini/sistemini yıkmak, sonra yeniden kurmak gibi bir plan değildi.

Hesaplarına göre 2030’dan sonra dünyanın kontrolünü tamamen ellerine alacaklar ve dünyayı tek bir devlet gibi yapacaklardı. Zaten onlarca yıldır bu niyetlerini de belli ettiler, bu yönde alt yapılar da hazırladılar. Gerçek yüzü gizlenmiş çok projeler duyurdular ve uygulama sahasına koydular. Kendi sistemlerini değil, karşıt sistemleri yıkıp yeniden kuracaklardı. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) dedikleri şeyden tutalım da basit bir piyon olarak kullandıkları Tayyip’e ve çetesine kadar her şeyi buna göre tasarlamışlardı. Anlatması çok uzun gider, Elon Musk karakteri ve onun üzerinden kontrol edilen şirketler bile buna göre planlanmıştı. Hatta Metaverse bile bunun için planlanan bir sistem.

Yıllar öncesinden Metaverse’ün çıkartılacağını, ilan edileceğini biliyorduk ve oturup konuşuyorduk biz… “İblis’in ilahlık iddia etme sistemi” diyorduk. İblis’in, daha önceki teknoloji çağları zamanında da aynı bu çağdaki gibi oyunlar kurduğunu, geçmiş tecrübelerinden istifade de ettiğini konuşuyor, değerlendiriyorduk. Lakin, neler planlanıyordu, neler neler olacaktı, bakın ne oldu…

Yıkılan Ankebut Ağı oldu. İblis’in sistemi oldu. Deccalin sistemi oldu. Dünyalılar ve uzaylılar dahil olmak üzere insanlar alemi… Dünyalılar ve uzaylılar dahil olmak üzere cinler alemi ve bunca tecrübesiyle İblis ve deccal ittifakı… Cin, büyü, metafizik kartından sonra çok çok ileri teknoloji kartı da ellerinde olduğu halde bütün bu koca ittifak, İstanbul engelini yine de geçemedi. Bu konuyu sesli olarak saatlerce anlatmak lazım ama hem vakti değil hem de her seviyeden herkesin anlayabileceği bir mevzu değil. Vakti geldikçe, anlaşılabilecek oldukça ben peyderpey sesli, yazılı anlatırım.

Kabalacı, büyücü, İblis’e ruhunu satmış, iyilik ve doğruluk namına ne varsa ayaklarının altına almış insan şeytanlarının söylediklerine itibar etmeyin. Bu gün yeni bir dünya düzeninin somut şekilde kurulduğu gün… Eskisinin de somut ve kesin şekilde çöktüğü gün… İblis’in de “asıl/gerçek deccalin” de kahrettiği gün…

Onlarca yıldır metafizik teknikler kullanan Simpson ekibi, doğru şeyi görmüş ama doğru yorumlayamamış. Tıpkı Mayalar gibi.. Tıpkı şu andaki pek çok ülke liderinin veya büyük holdinglerin patronlarının çalıştırdığı medyumlar gibi… Görmek yetmez, görüleni doğru yorumlamaya yarayacak iyi niyet, dürüstlük, bilgi birikimi, tecrübe, muhakeme, feraset ve istişare gerekir.

| Mfs – Devir bozan – Akademi Dergisi

..

Geliyor, geliyor

Kafamda birkaç ihtimal oluştu ama şairin bu paylaşımı ile tam olarak hangi mesajı verdiğine, tam olarak ne demek istediğine emin olamadım. Aslında pek de takılmadım. Elon Musk suretinde imal edilmiş olan biyonik robotun içinde hala kadın bir yeşil uzaylı mı var, bu hususta güncel istihbarat sahibi de değilim ama “Acaba, kadınsı refleksler mi bunlar” diye de sorguladım.

Bütün ihtimallere karşılılık olarak söylemem gereken şeyler aslında aynı:

1- Ne olursa olsun, hz. Fatih’in zamanında olduğu gibi yeni bir çağ açılıyor ve buna kimse mani olamaz.

2- Ben ölmedim, ölmüyorum, ölmeyeceğim ve hizmetime devam edeceğim.

3- Benim mekanım ve etrafım, Poseidon teknolojisinin çok ama çok ötesinde bir teknoloji ile korunuyor.

4- Şoklarını anlıyorum, onlar için üzülmüyorum, onlara kıymet vermiyorum. Herkes müstahak olduğunu yaşıyor.

5- Bir ihtimal var ki ben birkaç asır daha bu dünyada kalabilir, ölmeyebilirim.



6- Geçen defa ses kaydıyla Kaf dağını (Van Allen kuşağını) anlatmıştım. Hemen peşinden Disney’in logosunda gök yüzündeki çembere dikkat çekmiş ve deccalden bahsemişti. Dünyada gizlice yaşayan uzaylıların inançları, fikirleri ile de fazlaca ilgilenmiyorum. Lakin anlaşılan o ki bu dünyadan çıkıp gidememek, buraya hapsolmuş bir halde ve hızla sahaya inmekte olan Mfs’ye rağmen bu dünyada yaşamak da uzaylı türlerin ruh hallerini iyice sarsmış. Anlaşılan o ki aralarından bazıları, diğerlerinin mışıl mışıl uyuduğunu, gelişmeleri doğru şekilde değerlendiremediğini ve gereken mücadeleleri vermediğini düşünüyorlar.

7- Elon Musk görünüşlü biyonik robot Twitter’ı alıyordu, o iş ne oldu? Alamayacak mı artık? Ya da alsa bile elinde patlayacağına mı emin oldu? Gündemi değiştirmesi ve bu başarısızlıklarını unutturması mı gerekiyor?

8- Yayınımın üzerine bir gün bile geçmeden paylaştığı bu karikatür, ilk bakışta batı/Hristiyan aleminin, daha detaylı bakışta ise onları oyuncak etmiş uzaylı türlerin korkularını en açık şekilde gözler önüne seriyor.

9- Sadece batı/Hristiyan alemi değil, Yahudi/İsrail alemi de aynı dehşetli korku halini yaşıyor ve bunu gizleyemiyor. Bu defa da İstanbul’daki İsraillilere “Otellerinizden çıkmayın ve kapılarınızı iyice kapatın” dediler. Sanki MİT’in, Mossad’ın ve CIA’nın yan kuruluşu olduğunu bütün dünya öğrenmedi. Sanki İranlılar Türkiye’de görünmezlik kalkanı ile geziyorlar. Sanki İstanbul’dan başka yerlerde, mesela Antalya’da, Bodrum’da, Ankara’da ve daha onlarca ilimizde İsrailliler yok.

10 ve son: Yahudilerin, Masonların, Satanistlerin ve uzaylı türlerin korku dolu halleri, panik dolu halleri aynı mesajları veriyor… Bütün astrologlar, bütün medyumlar/kahinler, bütün aklı başında analiz yapan uzmanlar/siyasetçiler aynı şeyi görüyorlar/söylüyorlar: Karşı konulması mümkün olmayacak bir güçle Türkler geliyorlar. Yeni bir Zülkarneyn devri geliyor. Bu, öyle bir geliş ki Poseidon bile yol kesemiyor, kesemeyecek.

Mehmet Fahri İstanbullu | Akademi Dergisi

Hala aynı film, aynı fırıldak…


Uzaya ne gönderiliyor, kimin başına ne düşecek, belli değil

Sene 2022 oldu ama hala Ay ve nükleer kelimeleri bir arada haber yapılıyor. Arka planda aslında ne dönüyor, bunu kaç kişi biliyor… Sadece ABD değil, dünyadaki bütün devletler ittifak ederek güçlerini, teknolojilerini birleştirseler bile Ay’a ve Ay’dakilere hiçbir şey yapamazlar.

ABD, Ay’a gitmeyi denediği ilk zamanlarda duvara çarmış gibi oldu. Sonra da Ay’a peş peşe nükleer bombalar atmanın yollarını araştırdı. Bu, daha sonra basına, medyaya da sızdı. Sovyet Rusya’nın hali de ABD’den farksızdı. Onlar da duvara çarptılar. Sonra ABD ve Rusya Ay projelerinde ortak hareket etmek istediler. Bazı gizli ortak projeler gerçekleştirdiler. Uzay araçları ve astronotlar göndermek yerine Ay’ın çevresinde dolaşacak uydular ve Ay yüzeyine inecek robotlar gönderebildiler. O günden bu güne kadar da hep tuhaf tavırlar, kararlar sergilediler ve Ay hakkındaki sarsıcı gerçekleri gizlemek istediler. Ay’dan neden bu kadar uzak durduklarına dair sarsıcı yayınlar da yapıldı, hatta bazı meşhur filmler de çekildi. Son birkaç yıl içinde hazırlanan bazı belgesel çalışmalarda Ay’daki devasa askeri tesisler, kilometrelerce yükseklikteki kuleler, kilometrelerce çapındaki çanak antenler somut delillere dayanılarak anlatıldılar. Böylelikle, yıllardır anlattığım hususlar, somut ispatları ve ABD ordusundan yüksek rütbeli emekli subayların anlatımları ile de doğrulandı.

ABD’deki ve Rusya’daki etkili ve yetkili kişiler ise, Ay’ın suni bir gezegen olduğunu, Ay’da müslümanların hakim olduğunu, orada bilim ve teknolojinin çok çok ileri seviyede olduğunu, çok zaruri olmadıkça dünyamızın hiçbir şeyine müdahale etmediklerini ta o zamanlarda öğrendiler.

Yıllardır yazdığım gibi, bu dünyanın insanlığının imtihan sürecini bozacak müdahaleler yapılmasına dinen izin yok. Ay’daki Müslüman unsurların da bu müdahaleleri yapmasına müsaade yok. O müsaade olsaydı, şu dünyada ne yeşiller, ne griler, ne ABD, ne Rusya, ne Çin, ne Satanistler, ne kara paracılar, ne organ kaçakçıları, ne zorla fuhuş yaptıranlar, ne NASA, ne NATO kalırdı. Sadece iki gün içinde hepsini tarihe gömerlerdi. Bunu yaparken belki de hiç zayiatları olmazdı.

Yıllar öncesinden beri yazıyorum ki Ay suni bir gezegen ve içinde kat kat sistemler var. Orada dünyadan gitmiş çok sayıda dünya insanı da var. Hatta alim, fazıl kişiler de var. Orada başka dünyaların insan türleri arasından müslüman olanları da var. Orada ırkçılık yok, orada cehalet yok, orada kin ve nefret hakim değil. Orada haksız yere kan dökülmüyor. Orada sömürgecilik yok. Orada İblis’in sözü geçmiyor. Orada gerçek manada insanlık var, mutluluk var, huzur var. Bilim ve teknolojinin insanlığın faydasına olacak şekilde kullanılması var. Ortak bir insanlık, ortak bir medeniyet var.

Ankebut Ağının mensupları bu güne kadar milyonla yalan haber ve açıklama yaptılar, yaptırdılar. Yarım asırdan fazladır dünyaya anlatamadıkları, anlatmak istemedikleri hakikat bu… Hala kıvranıp duruyorlar. O zamanlar bir çılgınlıkla Ay’a nükleer bombalar gönderip patlamayı ciddi ciddi tartıştılar ama kısa süre sonrasında, bu düşünceleri ile ne kadar komik hallere düştüklerini anlayıp kabullendiler. Bir filin karşısındaki bir karınca kadar bile olmadıklarını kabullendiler. Aralarından bazıları zaman zaman çıkıp “Bize düşman olsalardı mahvolmuştuk” diyerek basına, medyaya konuştular ama bildiklerinin devamını anlatmadılar.

Yine de sık sık Ay ve nükleer kelimelerinin bir arada geçtiği haberleri duyuyoruz. “Nedir, neler dönüyor” diyerek haberlere baktığımızda, Ay’a nükleer santral tesis edilmesine dair fikirleri, Ay’a gidecek roketlerin nükleer sistemle çalışan roketler olmasını sağlamaya dönük projeleri ve sık sık da ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Dairesi (DARPA)’ni görüyoruz. Sanki her şey çok barışçılmış, her şey tertemiz hatta melek gibi niyetlerle yapılıyormuş, sanki her şey insanlığın faydası için yapılmaktaymış ya da yapılacakmış gibi masallar, yalanlar okuyoruz ya da dinliyor, izliyoruz.

Elli yıldan fazla süredir Ay’a, Mars’a, güneş sistemimize, bütünüyle uzaya dair masallar/yalanlar anlatan ve bunu devletler arası bir organize faaliyetle hala devam ettirmeye çabalayan satanist unsurlara nasıl güvenebiliriz.

Ay’a nükleer bombalarla ya da roketlerle saldırılar yapamadılar, yapamıyorlar. Ay’a yerleşme alanı da tesis edemiyorlar. Hatta öyle bir korkuyorlar ki onlarca yıldır Ay’a bir daha astronot bile gönderemiyorlar. Ay karşısında, Ay’dakiler karşısında hala bu kadar korkak ve çekingen kalıyorlar. O halde bunca nükleer projelerle aslında neler çeviriyorlar? Nükleer roket dedikleri şeylerden birinin, istediklerinde, hedef aldıkları bir ülkenin/şehrin tepesine düşmeyeceğinin, yüz binlerce hatta milyonlarca masum sivili öldürmeyeceğinin garantisini kim verebilir? 1945’de, masonlar/yahudiler tarafından bir süper güç olması istenen ABD, dünyanın gözleri önünde bunu yapmıştı, şimdi neden yapmasın?

NASA’nın batak olduğunu, kendi roket motorunu bile yapamayacak kadar krizde olduğunu, bu nedenle malum şirketlerin NASA’nın önüne geçirilmek istendiğini yıllar önce yazmıştım. O malum şirketlerin de iyi hallerde olmadıklarını, çünkü bir bütün olarak ABD’nin batak halde olduğunu, Elon Musk’ın ve şirketlerinin de aşırı şekilde abartıldığını yıllardır yazmıştım. Şimdilerde ise ABD’deki şirketler de amiyane tabirle nalları dikmek üzere… Bu güne kadar basın, medya faaliyetleri ile dünyaya bir süper güç olarak tanıtılmış, yutturulmuş olan ve bu günlerde nalları dikmemek için son çırpınışlarını sergileyen ABD’nin, sözde süper güç olmaya çalıştığı zamanlarda çekinmeden yaptığı şeyi, sahneden inmeden önce bir daha ve hatta daha şiddetli şekilde yapmayacağına kim garanti verebilir. Ankebut Ağının dünyayı sömürmekte, katletmekte, cehenneme çevirmekte kullandığı malum devletler tam manasıyla yok olana kadar çok dikkatli olmak gerekiyor. Söz konusu devletler, bunca zamandır ittifak halinde Milletler arası uzay istasyonunu bile insanlığın zararına olacak şekilde kullandılar. Dünyadaki suni kuraklık, kıtlık projelerinde, uzaydan dünyaya kuraklaştırıcı sinyaller gönderme projelerinde kullandılar. Suni depremler, seller, fırtınalar, tayfunlar, hortumlar yapmak için kullandıkları sistemin bir parçası olarak da kullandılar. Bir ülkenin ya da bölgenin insanlarına topluca zihin kontrolü uygulamak için kullandıkları sistemin bir parçası olarak da kullandılar. En göz önündeki uzay istasyonu üzerinden bile bunu yapmış o devletler, yıkılmamak için çırpınmakta oldukları şu süreçte neler yaparlar….

Birleşmiş Milletler ve NATO dahil olmak üzere, Ankebut Ağı tarafından tesis edilmiş, kontrol edilmiş ve edilmekte olan ittifaklar çoktan çöp oldular. Milletler arası yeni bir ittifak tesis edilmeli. Bu ittifaka bağlı yeni bir denetleme kurumu da derhal tesis edilmeli. ABD, Çin, Rusya başta olmak üzere dünyanın herhangi bir devletinin, kendi kafasına göre uzaya istediğini gönderebilmesinin önüne geçilmeli. Bağımsız denetleyiciler, insanlık namına hareket ederek, uzaya gönderilmek istenen şeylerin insanlığın zararına olacak şeyler olup olmadığını denetleyebilmeli. Uzaya silah ve de stratejik silah gönderilmesi, insanlığın ortak ve kesin kararı olarak yasaklanmalı. Bu milletler arası teşkilata dahil olmayan, bağımsız ve şeffaf denetlemelere izin vermeyen ülkeler, ABD, Çin ya da Rusya bile olsa bütün dünya ülkelerinden gerekli tavırları, baskıları, ambargoları görmeli. İnsanlığın korunması için gerekiyorsa bu ülkelere ittifakla harp ilan edilmeli. Söz konusu ittifak, uzaya dair anlatılan masalları da yayından kaldırmalı ve bir an önce uzayı gerçeklerini dünya insanlığına anlatmalı. Bu, insanlığın en temel haklarından biri…

Dünyanın önde gelen devletlerinin organize şekilde hareket ederek dünya insanlığını kandırmalarına, yanlış bilgilendirmelerine karşı, artık bu dünyanın namuslu, dürüst bilim, fikir, eğitim, din ve siyaset adamları ittifak etmeli. Bu insanlık düşmanlığı, bu oyunlar, bu yalanlar, bu filim fırıldaklar artık sıktı…

Ben, söz konusu milletler arası teşkilatın ve denetleme kurumunun bir an evvel tesis edilebilmesi ve ayrıca çalışanları arasına masonların, satanistlerin ve muhtelif insanlık düşmanı akımlara kapılmış kişilerin sızmaması için üzerime düşenleri yapmaya her zaman hazırım.

Artık, insanlık düşmanlığının ve düşmanlarının hakim olmadığı yeni bir dünya düzeni tesis edilmeli…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sahi, neler dönüyor?

İçinde kadın bir uzaylının bulunduğu Elon Musk suretindeki biyonik robot, iddialara göre Twitter’ı satın almış. Çok büyük de para vermiş. O para gerçekten verilmiş mi yoksa kripto Yahudi, satanist, insanlık düşmanı ve çok büyük hain olduğunu gözler önüne serdiğim ve bir an önce yargılanmasını talep ettiğim Aydın Doğan’ın, çok köşeye sıkışınca onca gazete ve tv kanalını sözde satması gibi mi olmuş bu iş, çok tartışılır. Görünene bakarsanız o da satmıştı ama aslında sadece resmiyette başka bir emanetçiye devir teslim olmuş, kendisi işlerin başında kalmış ve gerçekte bir para/ödeme hareketi bile olmamıştı. 

Gerçek sahibinin hala değişmediğini düşündüğüm Twitter’da evlere şenlik bir anket başlattım. 

Yaklaşık bir saat oldu ve anket paylaşımını üç beş kullanıcı gördü. Şaşırmayın, bu da çok iyi… Hiç kimse görmeyebilirdi. Beterin beteri de var. 

Dünya genelinde en çok kullanılan ve itibar edilen sosyal mecralar listesinde ilk 20’ye bile giremeyen ve batıp tükenmek üzere olan, eskisi kadar da istihbarat faydası sağlamayan Twitter’ı, hala aynı art niyetlerle ve sansürlerle devam ettirirlerse, sizce ayakta tutabilirler mi? 

Şöyle de sorulabilir, aslında Twitter’ı gerçekten kurtarmaya mı çalışıyorlar? Çin’in, Rusya’nın, ABD’nin, İran’ın idaresini elinde tutan yeşil uzaylılarla bağlantılı olan o kadın uzaylı, Elon Musk suretinde yapılmış robotun içinde aslında tam olarak ne yapmaya çalışıyor? Twitter’ın bir an önce ve tamamen çökmesi için oyunlar mı kuruyor, yoksa kurtarmaya mı çalışıyor? Çin merkezli o sözde sosyal ağların daha fazla kullanılmasını, batı toplumlarında da çok yayılmasını mı istiyor? Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağı projesine mi hizmet ediyor? ABD’ye ve batı dünyasına ihanet mi ediyor?

Bu, Amerika Birleşik Devletlerinin bir milli güvenlik sorunu. Hem de dev gibi ve en acil milli güvenlik sorunlarından biri… Öncelikle onların meseleleri… 

Şu kısmı da var… Yıllardır anlatırım ABD’nin gerçekte nasıl batmış halde olduğunu, NASA’nın bile bitik halde olduğunu…  Elon Musk’ın Ankebut Ağı tarafından şişirilmiş bir balon olduğunu… Anlatıldığı gibi bir adam olmadığını… Projelerin ve şirketlerin anlatıldığı kadar büyük ve gelecek vaat eden şeyler olmadığını… Şu yıllarda bile Elon Musk karakterinin ve onun üzerinden çevrilen işlerin bütünüyle batak olduğunu… 

Cümle alem biliyor ki uzay işlerinde de araba işlerinde de aslında rezil bir haldeler. Projelerin tamamı sorunlu ve bunlar büyük büyük sorunlar… Tesla arabalaları bile çok sorunlu, zarar ziyan çok fazla ve çoktan sonuçları “yıkıcı” ve “bitirici” olan yargılamalar yapılmalıydı da Ankebut Ağı “şimdilik” buna  izin vermiyor. Yakında o gücü de kalmayacak ve yargılamalar yapılacak. 

Elon Musk piyonu üzerinden çevrilen bunca işin yanında yapılan kara para işlerliyle, CIA’nın havuz sistemi marifetiyle bu projeler, bu Elon Musk, bu şirketler “şimdilik” ayakta tutuluyor. Son yıllarda Elon Musk’ın balon misali şişirilmiş itibarına bir iğne batırdığımı ve hızla hava kaçırıp küçüldüğünü de herkes görüyor. Onun ve onun üzerinden çevrilen işlerin en az Boeing kadar batık halde olduğunu aklı başında herkes anladı. O halde gerçek sahibi CIA olan Twitter, Elon Musk’a, itibar, popülerlik, saygınlık, sevgi ve dolayısıyla para ve ayrıca siyasi nüfuz kazandırmak için mi devir edildi? Artık herkes biliyor, dünyanın önde gelen en zengin kişilerinden diğerlerinin de Ankebut Ağının piyonları olduğunu, çoğunun CIA üzerinden kullanılan saha elemanları olduğunu… Hepsi üzerinden aynı hedeflere ulaşılmaya çalışılıyor. Aslında batak olan bütünüyle Ankebut Ağı ve son kurtulma çırpınışlarını sergiliyor.

Öyle de olsa, böyle de olsa Elon Musk’ın içindeki kadın boşuna uğraşıyor. Olmayacak duaya amin diyor. Şunun şurasında sahaya inmeme ne kaldı? İçimde yılların birikmişliği var. O kadar doluyum. Dostum ve düşmanım olan herkes tahmin ediyor ki Ankebut Ağına daha öldürücü darbeleri sahaya indiğimde peş peşe vururken, öncelikle Facebook’u, Youtube’u, Twitter’ı ve gerçek sahibi CIA olan diğer sözde sosyal ağları en kısa sürede yıkıp geçeceğim. Bunların gerçek yüzlerini bütün dünya insanlığına göstereceğim. Lanetlerle anılacaklar. 

O parça parça olmuş CIA de artık bir duruş sergilemeli… Çin’in mi ABD’nin mi istihbarat teşkilatı olduğuna karar vermeli. Bir Çin piyonu olan Biden’a ve çetesine mi hizmet edeceğine, ABD’ye mi hizmet edeceğine karar vermeli. Hiçbir zaman gerçekleşmesine izin vermeyeceğim Çin merkezli yeni bir Ankebut Ağına hizmet etmenin akıl işi olmadığını kabullenmeliler. Doğru tarafta olmalılar. 

İyice birbirine katıldı, karıştırıldı şu dünyada her şey… Hakikaten sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde at izi, it izine karışmış vaziyette. 

Artık bu kaos ortamını darmadağın edecek bir ani çıkış lazım…

(Anket şu adreste: https://twitter.com/mfahrisertkaya/status/1519759277501689857?s=21)

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi