Etiket arşivi: Çin

Şaşırmayın, araştırın…


Yazdıklarıma neden o kadar çok şaşırdınız?

Dünya tarihinin belki hiçbir yanı/kısmı, insanlığa anlatıldığı gibi değil… Şu andaki dünya insanlığının en az yarısının genlerinde uzaylı insan türlerinin genleri de var. Genlerimize kadar karışmışlar da binlerce sene önceki devletlerin idaresine, toplumların kabullenişlerine, inançlarına, tarzlarına mı karışmayacaklar. Peygamberlerin karşısına çıkıp da o şiddetli ve kural tanımaz mücadeleyi verenlerin çoğu uzaylı taraflardı.

Çoğunlukla düşmanlardı, karşı mücadele veriyorlardı ama aralarından İslam’ı seçenler, müslüman olanlar, iyi insanlar olarak yaşamak isteyenler de oluyordu. Hatta peygamberlerden bazılarına eş olanlar da oluyordu. Daha sarsıcı gerçeklere hazır/açık olmalıyız. Hepimiz kandırıldık ama daha fazla kandırılmamalıyız ve sömürülmemeliyiz. Bu dünya bizim, onların değil…

Hiç araştırdınız mı, futbol, uzaylı insan türlerinden yeryüzündeki dünya insanlığına mı geçti, yayıldı? Futbol aslında bir uzaylı oyunu muydu?

Binlerce senedir kesintisiz olarak uzaylı türlerin hakımiyeti/idaresi altında olan Çin’de, günümüzden iki bin beş yüz sene kadar önce oynanmakta olan cuju oyunu, modern futbolun temeli/kökeni sayılır. Cuju, dünya insanlığının/tarihinin olağan akışı sırasında bulunmuş bir spor dalı mı? O devirde, Çin hanedanlığının fertleri olarak görünen biyonik robotların içlerinde vazifeli olan uzaylılar, yer altı uzaylı şehirlerinde oynadıkları gibi, yer üstündeki vazifeleri sırasında da cuju ya da futbol ya da kendi uzaylıca dillerinde her ne diyorlarsa, onu mu oynamak istediler? Acaba ilk defa Çin hanedanlığından mı yayıldı, bu futbol denilen şey?

Kim bilir, belki de yeraltındaki gizli uzaylı şehirlerde de kocaman futbol sahaları vardır ve taraftarların coşkulu tezahuratı altında büyük futbol müsabakaları yapılıyordur. Belki de bunlar yeraltında en az 7-10 bin yıldır yaşanıyordur.

Eee, ne yaptınız, Ronaldo ve Messi gerçek dünya insanı mı yoksa biyonik robotlar mı diye araştıracak mısınız?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ağlaşıyorlar

ABD bankaları nakit sıktınsından ötürü birbirlerini arayarak ağlaşıyorlar. Bir an önce Suriye, Pakistan, Hindistan, Libya, Yunanistan ya da her neresi kan gölüne dönecekse dönmesini ve kara para işlerinin hareketlenmesini istiyorlar. ABD’li siyasetçilere de baskı yapıyorlar. İngiltere’nin hali de ABD’den farksız…

Rusya ise büyük kısmı sulara batmış, kalan kısmının da kısa süre içinde batacağı bir gemi görüntüsünde… Çin ise çatır çatır çatlamaya devam ediyor. Son süreçte kara para için kendi insanlarını nakite çeviriyordu ama onda da ayar kaçtı ve kontrol iyice kaybediliyor.

Çin’in yaptığı gibi G20 ülkelerinin tamamı ortak kararla korona yalanlarını, yasaklarını dirilterek, arka plandan yine büyük çapta kara para işleri yapacaklardı, bunun ön hamlelerini yaptılar, konuştular ama arkasını getirmeye teşebbüs bile edemediler. İstanbul korona oyunlarını da bundan beslenenleri de çoktan bitirdi. Yeniden teşebbüs edenlere bu dünyada nefes bile aldırmayacak. Bunu çok iyi biliyorlar.

Baştan söylediğim gibi, parasını/sermayesini piyasalardan, bankalardan çekenler, büyük ülkelerden çekenler büyük kayıplardan korunacaklar.

Bu dünyanın kara ve kanlı para dengeleriyle dönmesine daha fazla izin vermeyeceğim. Aralık ayı çok büyük çatışmalarla, çok ani ve büyük gelişmelerle dolu dolu geçebilir.

| mfs – Oyun bozan – Akademi Dergisi

Ankebut Ağının Rusya ayağı çok sıkıntıda…


Putin ve çetesinin işleri iyice bozuldu, bozuluyor ve gün geçtikçe daha da bozulacak. Danışıklı dövüşler de Rusya’nın içindeki ABD’yi ya da diğer deyişle Rusya’nın içindeki İsrail’i kurtaramıyor. Her zaman olduğu gibi bu sefer de biz kazandık ve bir kez daha bütün dünyaya gücümüzü gösterdik.

Bütün dünya bir kez daha gördü ki sadece Türkiye’de değil, Mfs’nin “olur”u olmadan dünya genelinde kayda değer hiçbir şey yapılamaz. İsrailliler, İngilizler ve benzerleri “Erdoğan Suriye operasyonunu yapmakta kararlı ve karşısında onu durduracak kimse yok.” mealinde ısmarlama haberler yaptırırken… ABD “Haydi girin artık” temalı ama operasyona sözde karşı duran resmi açıklamaları çok sık tekrarla yaparken, bir yandan da kalın kafalı hainleri Türkiye sahasında aktif kullanarak operasyonu mümkün kılmaya çabalarken… Aslında ne kadar çaresiz, güçsüz ve zavallı olduklarını gözler önüne serdiler, seriyorlar.

Ortada bir Tayyip, bir AKPKK bile kalmamış ama son çare olarak üç beş gazete haberi, üç beş köşe yazısı yayınlatarak, övgü ya da korku/endişe temalı üç beş diplomatik açıklama yaptırarak, TSK’nin Suriye’ye operasyon yapmasını mümkün kılacaklar güya…

Bunların hepsi oyun, daha önce defalarca oynadıkları tarzda bir oyun ve bir kez daha bu konuda büyük bir kumar oynayıp bu defa çok daha büyük kaybettiler. Dibi gördüler, eridiler. Buna rağmen, bu kadar çaresizken, bu kadar büyük kaybetmişlerken, bükemedikleri eli öpmeleri gerekiyorken, hala şeytanlık peşindeler. Bu hallerine rağmen bir yandan da Suriye’de Beşar Esed ile küslüğü ortadan kaldıracaklarmış rolü oynuyorlar. Bu da ayrı bir oyun… Hala İsrail’in, BOP’un, İngiltere’nin, ABD’nin, AB’nin, Rusya’nın son darbeleri almamaları için kıvranıp zaman kazandırmak peşindeler. Yani bu güne kadar çoğu kısımda birbirleriyle danışıklı dövüşerek Londra merkezli dünya düzenini ayakta tutmuş olan taraflar, şimdi birbirlerini ayakta tutabilmek için her yolu deniyorlar. İstanbul’u devirmek, mağlup etmek, yok etmek mi… Onun imkansız olduğunu kendi aralarında çoktan kabullendiler ama dışarıya başka yüz gösteriyorlar.

Şu anda hiç dünya lideri yok görünür dünya siyasetinde… Hepsi yalan oldu, hiç oldu İstanbul’un karşısında… Süper güç ülke de yok. Rishi Sunak bile tersten okunması gereken taktik bir açıklama ile “Mfs bu işi bitirdi, Çin’den de çıkın. Çin merkezli altın çağ projemiz çöp oldu. Direnirsek her yerde daha büyük kayıplar yaşayacağız. Çaresiziz, geri durmak zorundayız. Tedbirli olun, dikkat edin” manasına gelecek mesajlarını verdi.

Daha düne kadar güya rekor kâr açıklayan Koç grubu, ses kaydımda “Devletlerin de holdinglerin de açıklamaları yalan. Türkiye’de Koç bile battı” dememden hemen sonra çark etti. Türkiye içinde Ömer Koç bile uzun sürecek ve şiddetli olacak bir krizin içinde olduklarını ve çok tedbirli olup harcamaları çok kısmalarını söyledi herkese…

Ankebut Ağının sadece Rusya ayağı değil, bütün ayakları İstanbul karşısında diz çökmemek için direniyor. Bu güne kadar imkansız görüleni başardılar ama hep karşılıksız para basarak, yalan haberler yaptırarak, resmi yetkililere yalan açıklamalar yaptırarak, maliyeye kaynağı belirsiz yüzlerce milyar dolar kara para dahil ederek… Hepsinin boşuna olduğunu söylemiştim, anca zararları katlandı, emekleri zayi oldu, itibarları da iki paralık oldu. Direnişleri onlara kazandırmadı, zararlarını azaltmadı, aksine daha büyük kaybetmelerine sebep oldu.

Lakin Rusların hali içler acısı… Kullanılıp atılacaklar ve İstanbul’un siyaseti karşısında bütün planlarının bu kadar kısa sürede bozulacağına baştan ihtimal vermek istemiyorlardı. Büyük kumarda onlar en büyük kaybeden taraf… Sadece Yunanistan, Suriye, İran meselesinde değil, onlarca meselede büyük kaybettiler. Zaten hepsinde iki yüzlü ve ahlaksız, onursuz bir siyaset izlediler. Hep İstanbul’un kazandığı ve hatta kazanacağı açıkça gözler önünde…

Şimdi başta Ruslar olmak üzere, malum ağ Türkiye’de şiddetli terör saldırıları yaptırabilir. Deprem denediler olmadı, şimdi yine ya deprem yapacaklar ya da terör saldırıları yapacaklar. Sonuç vermeyeceğini, kendilerine kazandırmayacağını bile bile bunu yapacaklar. Yine bu terör saldırılarında da emirlerindeki terör örgütlerini kullanabilirler. Yine ABD, Çin, İran, İsrail, İngiltere, AB ülkeleri, bazı Arap ülkeleri ile paslaşarak yaptırabilirler. Bu defa YPG/PKK görüntüsü vererek değil de baştan beri kendilerinin kurup idare ettiği IŞİD ya da türevi örgütler üzerinden kan dökebilirler.

Kaç ülkenin ittifak ettiğinin, ne kadar şeytanlaşmış ve kuralsız olduklarının ehemmiyeti yok. Büyük bir kararlılıkla biz de gereken karşılıkları vereceğiz. Şu anda Türkiye’de söz konusu ülkelerin diplomatik temsilcileri sıfatıyla bulunan ve Türkiye’deki mekanlarını terör, ihanet, kara para merkezine çeviren kişileri en baştan hedef alacağız. Biz basit basit danışıklı dövüşler sergilemedik, sergilemeyeceğiz. Her zaman olduğu gibi kısa sürede sonuç verecek cesurca ve mertçe karşılıklar vereceğiz. Gerekli her an tetik çekmekten de çekinmeyeceğiz.

Şu andan itibaren, Türkiye ve Suriye sınırları içinde Rus mafyası, Rus diplomat, Rus askeri, Rus subayı, Rus iş adamı, Rus şirketi hatta Rus turist dahi görmek istemiyorum. Ruslara selam veren birini dahi görmek istemiyorum. Madem ki batının maşası olmaya devam edecekler, önce maşayı şu batının ve İsrail’in elinden almanın ve imha etmenin vaktidir şimdi…

| mfs – Maşa kıran – Akademi Dergisi

Vakit yaklaşıyor


İstanbul boğazının iki yanında büyük bir traşlama/genişletme çalışması yapılacak. Şu iki kırmızı çizgi gerçek sınırları göstermiyor ama çok yaklaşık sınırları gösteriyor.

Çok yakın gelecekte İstanbul boğazı şu taslak çizimdekine çok yakın bir görünüşe sahip olacak.

Karadeniz ile Hazar denizini birbirine bağlayan uzun ve geniş kanalın inşasına başlanırken, eş zamanlı olarak İstanbul boğazını genişletme çalışması da başlayacak.

Suriçi denilen, üzerinde Ayasofya, Topkapı sarayı, Sultanahmet camii dahil olmak üzere onlarca meşhur tarihi yer bulunan kısım da hiç tereddüt edilmeden tıraşlanacak. Orası da tamamen deniz suyu ile dolacak. “Bunu yapamaz, mümkün değil. İzin vermezler” diyenlere “Daha şu anda bile bunu yapacak güce sahibim. Bu gün de yarın da hiç kimse bana mani olamayacağı gibi oyalama bile yapamayacak. Dünyanın siyasi, askeri, mali, dini dengelerini şu anda bile ben yönlendiriyorum. Bu güne kadar yapabildiklerim de imkansız görülen şeylerdi ama yaptım, yapıyorum. Sizin imkansız gördüğünüz şeyleri yapmak için ben sadece en doğru vakti beklerim. Yapmak istediklerime mani olacağına inanan devasa yeraltı şehirlerinin bazıları şu anda tamamen boş. Bazıları ise film sahnelerinde gördüğümüz halleri yaşıyorlar. Yerin altında da üstünde sözü geçen ve geçecek olan tek kişi benim. Bir şeyi yapacaksam ne İblis’i ne Deccali ne de bu ikiliye çalışan sistemi dinlerim. Yapar geçerim.” derim. Anlamak isteyenler anlarlar. Anlamak istemeyenler de oyalansınlar. Dirensinler ve daha büyük kaybetsinler. Benim için şu andan sonra yeryüzündeki ya da yeraltındaki toplu can kayıpları mühim değil. Toplu mal, araç, cihaz kayıpları da mühim değil. Çünkü ben yıllardır nasihat ettim, sabır etttim, tahammül ettim, mühletler verdim ve artık beklenen günler geldi. Mühletler bitti. Ölecekten, yanacaktan, batacaktan, çökecekten ben mesul değilim.

Bilenler var, dikkatle ve hayretle takip edenler var, henüz fark edememiş olanlar da var. Dünya üzerindeki suni kuraklık ve kıtlık krizine, suni enerji krizine, suni karbon krizine ve suni pandemilere neşter vurdum. Dünya genelinde şartlar büyük oranda değişti, değişiyor. Yeraltında yaşayanların, yerin üstünü istedikleri gibi iklim kontrolünde tutmalarını sağlayan sistemleri de bozdum, bozuyorum. Bundan sonrasında Grönland’ı bile buzul halde tutamayacaklar. Oralarda da satanizmi ezecek, insanlığı hakim kılacağım. Oraların değerli toprakları ve madenleri de benim vesilemle değerlendirilebilecekler.

İstanbul boğazında traşlama sonrasında 5 km den daha dar hiçbir yer olmayacak. Dünyanın siyasi, mali, dini/fikri, askeri merkezi somut/açık şekilde İstanbul olacak. Bütün dünya İstanbul merkezli olarak dönecek. Dünyanın deniz trafiğinin merkezi de İstanbul olacak. İstanbul boğazında çok çok yoğun deniz trafiği olacak. İstanbul’da çok büyük, çok gelişmiş özelliklere sahip çok sayıda liman olacak. Ayrıca traşlama sonrasında İstanbul boğazındaki su akıntısından istifade ile elektrik üreten sistem de konulacak, hemen çalışmaya başlayacak.

Bu işler uzun sürelere yayılmayacak. Mümkün olabilen en kısa sürede tamamlanacak. Bunları hiç zaman kaybetmeden yapabilmek için gereken büyük parayı/sermayeyi ben zorlanmadan bir araya getireceğim. Bu işlerde yer almak, çalışmak ve kazanmak isteyen tarafların dinlerine, dillerine, fikirlerine değil, dürüst ve namuslu olup olmadıklarına bakacağım. Satanist olup olmadıklarına, iyi niyetli olup olmadıklarına bakacağım. Devamında Trakya boyunca kanallar açılacak ve bir kolu Bulgaristan tarafına dönecek, bir kolu Yunanistan’a doğru gidecek.

Bütün dünya, İstanbul merkezli olarak değişmeye başlayacak. Yine boğazın Anadolu yakasından da kanal açılmaya başlanacak ve Anadolu’daki büyük gölleri birbirine de bağlayacak surette ülke içinde kanallar dolaşacak. Daha önce anlattığım gibi, söz konusu kanallar, gittikleri yerlere tuzlu su, içilebilir su, ziraat için ihtiyaç duyulan bol su, deniz mahsulleri, temiz enerji götürmüş olacaklar. Bununla birlikte ağır nakliyecilikte maliyetleri çok düşürecekler, geçtikleri yerlerde arazileri çok değerlendirecekler, büyük şehirlerde toplanan aşırı kalabalık nüfusların hızlıca ülkenin her yanına dağılmasını sağlayacaklar. Kuraklık ve kıtlık riskine karşı da aşılamaz, geçilemez duvarlar misali duracaklar. Hayat pahalılığının kaldırılmasını, devlete verilen vergi oranlarının dürüşülmesini de sağlayacaklar. Çünkü bu projelerde her zaman büyük pay devletimizin olacak. Bunlar yapıldıkça devletimizin kesintisiz ve büyük gelir kaynakları olacak.

Bu sırada çok büyük miktarda hafriyat ve dolayısıyla madencilik çalışması yapılacak. Bu traşlama ve hafriyat işlerini yapacak çok gelişmiş iş makineleri Türkiye’de çizilecek ve imal edilecek. Hem de şaşırtacak kadar kısa sürede imal edilmiş olacaklar ve şaşırtıcı özelliklere sahip olacaklar. Fosil yakıtlar kullanmayacaklar, bataryalı araçlar da olmayacaklar. Şu andaki hafriyat ve madencilik sistemi büyük oranda değişmiş olacak. Yine bu projeler gerçekleştirilirken inşaat sektörü de ister istemez hızla değişmiş olacak. Kanallar açılırken Türkiye’nin etrafındaki denizlerde çok sayıda suni adalar yapılacak. Onlar da en iyi seviyede mühendislik çalışmaları ve teknoloji ile yapılacaklar. Yerleri ve büyüklükleri de bilimsel değerlendirmelerle belirlenecek. Söz konusu adalardan bazıları tamamen ziraat ve hayvancılık için planlanarak yapılacak. Bazıları en başından beri askeri ihtiyaçlar için yapılacaklar. Bazıları turizm, bazıları eğitim maksadıyla yapılacaklar.

Sonraki süreçte Hazar denizinden Basra körfezine doğru geniş ve derin bir kanal açılacak. Kıvrıla kıvrıla gidecek olan bu kanalın etrafı da hızla canlanacak, değerlenecek, yerleşme yerleri ile dolacak. Kanal, etrafının hızla yeşillenmesini de sağlayacak. Gittiği her yere balık ve diğer deniz mahsüllerini de götürmüş olacak. Bölgede çok büyük bir yeşillendirme projesi de uygulanacak. Eş zamanlı olarak bölgeye turizm de ziraat da hayvancılık da fabrikalar da çok ucuza enerji ve temiz su da gelmiş olacak. Yine bu kanalla eş zamanlı olarak Orta Asya Türk devletlerine doğru da kanallar açılacak. Batının güneşi batacak ve güneş yine doğudan doğacak. İblis de Deccal de kaybedecek.

Türkiye’de seçim olmayacak. Zaten bu güne kadar yapılanlara seçim diyebilmek mümkün değil, hepsi hileliydi. Hiçbirinin meşruiyeti yoktu. Görüyoruz ki günümüzde ABD’de bile hilesiz seçim yapılamaz oldu. Malum satanist çeteler, milletlerin iradelerine rest çekerek ve göstere göstere seçimleri çalmaya devam ediyorlar. Türkiye’de AKPKK-MHPKK organize suç, terör, ihanet örgütü çökertilecek, eş zamanlı olarak siyasi parti görünümlü diğer bütün suç örgütleri de toplanıp alınacaklar. Üzerine henüz birkaç ay geçmişken, henüz yargılamalar ve idamlar tamamlanmamışken bile Türkiye büyük projelerin tuşuna basacak. Bu güne kadar imal edilmesine ve satılmasına izin verilmemiş olan çok yüksek kalitede, çok uygun fiyatlı, uzun ömürlü, konforlu ve az masraflı araçlar da Türkiye’de üretilecekler. Kısa sürede Türkiye denizlerden hatta okyanuslardan en ileri seviyede faydalanan ülke olacak. Bu nedenle baştan itibaren arabalarını hem suda hem karada gidebilen tarzda imal edecek.

Bunlar yaşanırken dünyanın dört bir yanında kaos hakim olacak. Batı iyice çökmüş ve bu halini artık gizleyemez hale gelmiş olacak. Çin’de parçalanma safhası başlamış olacak. Hindistan’da toplu insan ölümleri ve ülkenin parçalanma süreci başlamış olacak. Hindistan’ı çok sert şekilde cezalandıracağım. Rusya da parçalanma sürecine açıkça girmiş olacak. Bunca zamandır İstanbul’un iradesine karşı duranlar, hatalı kararlarının bedellerini ağır şekilde ödeyecekler.

İstanbul boğazının yaklaşık olarak belirlediğim kırmızı çizgileri içinde kalan kişiler, şirketler, vakıflar, dernekler, diplomatik temsilciler ve diğer herkes, şimdiden kısa bir taşınma süreci başlatarak oradan ayrılmalılar. Bu kişiler de karşımda direnirlerse, büyük bedeller ödeyecekler.

Göz önünde bulundurulmalı ki son yıllarda mfs’nin kesinlikle öleceğine ya da bir şekilde oyundan alınacağına inananların yüz binlercesi öldüler ya da bir şekilde oyun dışı kaldılar. Önümüzdeki süreçte ölenlerin ve oyundan alınanların sayısı şaşırtıcı şekilde artış gösterebilir. Hiç şüphe edilmesin ki mfs daha en az onlarca sene insanlığa hizmet etmeye devam edecek. Nasip olursa başka dünyalara bile elini uzatacak, oraların askeri, mali, siyasi, dini dengelerini belirleyecek, işlerini ve çevresini oralara da götürecek.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Ben burada oyun oynamıyorum

– Tayvan’ın çevre ülkelerle yaşadığı sorunlar bizim meselemiz değildir. Tayvan’ın Çin’e bağlanması ya da bağlanmaması da bizim için mühim değildir.  Tayvan meselesinden büyük bir askeri çatışma çıkması da bizim için çok mühim değildir. İhtimal dahilindeki bu askeri çatışmanın tarafı değiliz, olmayacağız. Zaten fiilen NATO üyesi de değiliz. Türkiye’de bu hususlarda da çatlak sesler istemiyorum. Herkes neye, kime destek verdiğini, nasıl oyunlar içinde kalacağını, Türkiye’yi nasıl bir ateşe atacağını ve dolayısıyla ne şiddette bir karşılık göreceğini iyice hesaplasın, kendi sonunu da düşünsün ona göre konuşsun ya da yazsın. 

– Kuzey Kore’yi ya da herhangi bir ülkeyi demokrasiye zorlayan biri değilim. Ben demokrat değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Hiç kimseyi de demokrasi denilen şeytani sisteme zorlamayacağım. Hiç kimsenin de hiç kimseyi demokratik sisteme zorlama hakkı yok. Kuzey Kore’nin hali açıkça gözler önünde ve iyi bir halde değil. Sorunlarının çözümü demokraside de değil. Bunların haricinde, Kuzey Kore’nin şu anda Tayvan, Güney Kore ve Japonya meselelerinde taraf olması, hatta askeri çatışmalara dahil olması beni rahatsız etmiyor. 

– Benim haritamda Güney Kore, Tayvan, Japonya, Ukrayna, Finlandiya, İsveç, Norveç, İngiltere, İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur, Danimarka, Hollanda, Ermenistan, İran denilen yerler yok. Bunlara çoktan çizik çektim. Bu coğrafyalarda siyasi haritalar değişecek. Bunların çoğuna zamanında gerekli eli uzattım, mühleti verdim, ikazlar yaptım ve kararlılıkla tercihlerini yaptılar. Sonlarını kendileri belirlediler.  Türkiye ve gerçek müttefikleri bu gibi devletler ve devletçikler konusunda batı dünyasından bu yana doğru esen suni rüzgarlara kapılmayacaklar. Batı dünyasının daha doğru ifadeyle grilerin, Asyanın söz konusu bölgelerine dair nasıl planları varsa, kendileri o planları uygulama peşinde koşacaklar. Bizi ve gerçek müttefiklerimizi bu işlere karıştırmayacaklar. Karıştırmaya kalkarlarsa safımız Asya safı olacak. 

– Batı dünyasının Türkiye’deki piyonlarından olan gizli Ermenileri/Hristiyanları ben listemden sileli yıllar oldu. Son süreçte de beni gizli Hristiyanlar hususunda kızdırdılar, öfkemi ve kararlarımı kısmen de olsa ilan ettim. O günden beri Türkiye’deki gizli Hristiyan hainlerde yaprak dökümü devam ediyor. Maddi kayıpları da can kayıpları da hızla artıyor. Daha da devam edecek. Buna rağmen, benimle ortak paydalarda hareket ediyormuş gibi görünen dünya genelindeki bazı unsurlar, ülkemizdeki gizli Hristiyan siyasetçilerin üzerine oynamaya başladılar. Bu, vahim bir hata… Hususiyle Amerika Birleşik Devletçiklerinde bulunan, kendilerine bir süredir sahayı/meydanı açtığım bazı unsurların, böyle bir anda bu kadar vahim bir karar vermeleri, akıl alır gibi değil. Bu hususta da ikazlarımı yapmış bulunayım.

– Tayyip’in ve çetesinin işi bitti. Bitti diye, gizli Hristiyanların sözde siyasi partilerini ve sözde siyasi liderlerini muhatap almak, alternatif görmek zorunluluğu yok. Ben Tayyip’i seçimle indirmeyeceğim. Meşru bir halk, adalet sistemi ve ordu darbesiyle indireceğim. Bunu yaparken hep söylediğim gibi gizli Hristiyanların sözde partilerini ve teşkilatlarını da toplayıp alacağım. TBMM’yi merkezi bir mahkeme salonu yapacağım. Bunu birkaç tekrarla ifade ettim. Nesi anlaşılamıyor, anlaşılıyorsa kime güveniliyor da karşımda aksi kararlar alınır, anlamak mümkün değil. Abdullah Gül başta olmak üzere, bu memlekete ve millete bu güne kadar her türlü ihanetleri etmiş, her türlü terörün ve bölücü faaliyetin içinde yer almış, her türlü kara para işlerinde faal olmuş gizli Hristiyanları kim desteklerse, onlara kimler meydan verirlerse, ben dünya genelinde onların hepsini boğarım. İşlerini de siyasi dengelerini de kara para işlerini de hep bozarım. İktidarlarını da dev şirketlerini de yıkarım. Benden söylemesi… Ben ülkemi İngiltere’nin örtülü işgalinden, sömürmesinden, dayatma rejiminden kurtarmak için bu kadar bedel ödüyorken, “Ben İngiltere’ye Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için geldim” diyen gizli Ermeni hainin, ayağımın altında bile yeri olamaz. Onu da çetesini de onlarla birlikte hareket eden dünyadaki bütün tarafları da yerle yeksan ederim. Ben burada oyun oynamıyorum, vatan ve millet müdafaası yapıyorum. 

– Mısır denilen ülkede korku, endişe havası hakim. Ben Mısır’ı muhatap almaya bile değer görmüyorum. Geri çekilecekse çekilsin. Çekilmeyecekse, ne hüneri varsa karşımızda sergilesin. Yunanistan’dan sonraki hedefimiz olur. Mısır’ı da diktatörlerden, kara paracılardan, insan kasaplarından, insanlık düşmanlarından, satanist büyücülerden kurtarır ve topraklarımıza da dahil ederiz.

– Sadece Güney Azerbaycan değil, bütünüyle İran denilen o kadim Türk toprakları, ülkemizin topraklarına dahil olacaklar. Bunu bozmak için bölgeye askeri unsurlarını getirmek isteyenler, çok bahaneler aramasınlar, danışıklı oyunlar kurmasınlar, açıkça hemen getirsinler. “Getiremezler” demiyorum ama geri götüremezler.

– Avustralya da İngiltere’nin kontrolünden çıkacak. Bu süreçte Avustralya’ya hep beraber gereken destekleri vereceğiz. 

– Nükleer bir savaşa artık karşı değilim. Kim kime karşı kullanabiliyorsa kullansın, engellemeyeceğim. Sadece Türkiye’nin ve gerçek müttefiklerinin karşısında kullanılmasını engelleyeceğim. 

– Yerin altı cehenneme döndü. Uzaylı şehirlerinden bazıları çok perişan hallerde. Yananlar, çökenler, patlayanlar, toplu can kayıpları aldı yürüdü… Sürekli benimle irtibat kurmayı deniyorlar “Dur, dur” diye yalvarıyorlar. İkaz etmiştim. Yeryüzünde suni kuraklık, kıtlık, suni enerji krizi, insanlara ve hayvanlara yüksek teknolojili saldırılar devam ettikçe, LGBT baskısı devam ettikçe, terör devam ettikçe, organ ve insan kaçakçılığı devam ettikçe ben de yerin altında büyük sıkıntılara sebep olmaya devam edeceğim. Yeryüzünde İblis’in planlarına, Deccalin planlarına izin vermiyorum, vermeyeceğim. 

– Türkiye’de bulunan sivil ya da asker bütün Katarlıları ayrıca Türkiye vatandaşları arasından Katarla ya da Katarlılarla iş tutan herkesi oyundan düşüreceğim. Bunların büyük çoğunluğu kısa sürede ölecekler, diğerlerinin de başlarına gelmeyen kalmayacak. 

– Yeşillerin grilerin ya da diğer türlerin çatışmaları beni ilgilendirmiyor. Pakistan’ın başında İmran Han’ı, Brezilya’da Bolsonaro’yu görmek istemiyorum.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..