Etiket arşivi: CHPKK

Tayyip öyle ya da böyle devrilecek


Buraya kadardı. Artık yolun sonuna geldi. Yapması gereken bütün hataları ısrarla, inatla yaptı. Bundan sonrası, son sahneleri olacak. Tayyip, Rusya ile iyi geçiniyor görüntüsü de veriyorken, İngiltere’ye, İsrail’e ve bunların maşası olan ABD’ye çalışmaya devam edecek. Türkiye’ye ihanet etmeye devam edecek. Bu, Tayyip’in hak ettiği gibi feci hallerde oyundan düşmesine sebep olacak. Bu süreçte Tayyip’e destek çıkmaya çalışacak olan Tansu Çiller, Meral Akşener başta olmak üzere o malum kişiler ve çeteler de yok olacaklar.

Sokaklar karışacak. Millet haklı olarak ayağa kalkacak. Devlet sisteminin hukuka uygun şekilde işlemesini çoktan durdurdular. Çoktandır keyiflerine, menfaatlerine, kara para hesaplarına, mafyalarının çıkarlarına göre devletimizi idare ediyorlar. Çoktandır millet aç, ülkede hukukun, huzurun, ahlakın binde biri bile yok ve sebep oldukları bu hal aleyhlerine dönecek. Çok çok yakında göz yaşları ile ağlayan, zırlayan “Ama böyle olmaz, nerede adalet?” diye bağıran, bile isteye yok ettikleri adaleti arar hale gelen AKPKK’lileri, MHPKK’lileri, CHPKK’lileri göreceğiz. Bunların arasında çok sayıda kamu vazifelileri de olacak. Başlarına neler neler gelecek.

Dinimizi bile alet ederek bu kadar şeytanlığı yapanlar, milleti sömürenler, kutsalımızı tahrif edenler, doymak bilmeden çalanlar, her kurulu düzeni bozanlar, aile kurumunu bile yıkanlar, çökertenler, çok ama çok feci akıbetlerle ölecekler. Bunlara ısrarla oy verenlerin, sessiz/tepkisiz kalanların bile iki yakaları bir araya gelmeyecek. Seçilmişi, seçeni feci hallerde ve topluca yıkılıp cehennemlerine gitmeden, bu ülkenin başına düzgün bir idareci geçmeyecek. İt iti ısıracak. Sokakların adaleti ile yüzleşecekler. Aç kalmış, haksızlığa uğramış, boğazına kadar gelmiş ve bu güne kadar bu iktidara oy vermiş yığınların neler yapabileceklerini görecekler. Tıpkı bir zamanlar Romanya’da Çavuşesku’nun devrinde olduğu gibi…


Bu şartlarda bile Tayyip ve Bohçalı gibi suç örgütü liderleri, Kraliçe’nin tasmalı köpekleri, ceza evlerinde olan mafya liderlerini bir şekilde tahliye etmenin, kara para işlerini bir şekilde artırmanın, bebekleri ve çocukları ve genç kızları kaçırmanın, organ kaçakçılığı yapmanın, bu maksatla da ülkeye sözde mültecileri doldurmanın yollarını arayacaklardır.

Döviz kontrol edilemeyecek, Türk lirası çökecek. Devlet memuruna maaş veremez hale gelecek. Sözde mültecilere bir kuruş ödenemeyecek. Onlar aç, millet aç, herkes birbirini yiyecek. Sonra iş ta nerelere gidecek…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tayyip’in ve çetesinin fişini çekecekler

Saha çok ama çok gergin. Son yaptıkları planları da tutmadı. Son kazdıkları kuyulara da kendileri düştüler. Türkiye’nin benim elimle karışmasını çok istediler, beklediler. Tayyip’i önüme attılar, harcamamı istediler.

Ne Suriye’ye operasyon yaptırabildiler, ne diğer kara para işlerini istedikleri hale getirebildiler. Ne beni etkisiz hale getirebildiler. Ne batı/NATO çetesine üst üste vurduğum darbeleri durdurabildiler v.s. Bu gidişatı tersine çevirmeyi geçtiler, durdurmaya dönük ümitleri bile eriyor. Yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor ama onlar maddeten ve manen çok feci hallerdeler ve zaman aleyhlerine işliyor. Yine de bir şeyler yapmalılar ama yapabilecekleri şey, kuklaları olan iktidarı indirip de yerine sözde muhalefet yapan diğer kuklalarını getirmekti. Şimdi çaresizlikten o yolu seçtiler. Evet, AKPKK/MHPKK koalisyonu projelerinin üstünü tam olarak çizdiler. Bunun için alt yapı çalışmalarına başladılar ve her an Türkiye’de Tayyip’i/AKPKK’yi devirebilirler. Bir bakarsınız ki Pazartesi günü akşamı Türkiye’de AKPKK hükumeti yok. Çok geniş bir kadroyu toplayıp alacaklar. Yerlerine altılı çeteyi getirecekler. Beni de altılı çetenin önünde büyük bir mani olarak görüyorlar. Kaçtır açıkça hamleler yapacaklar, ben varım diye geri duruyorlar. Yanlış yorumluyorlar. Ben değil miydim “Şunları indirip diğer kuklalarınızı getirecekseniz getirin ama benim kırmızı çizgilerime, hassasiyetlerime dikkat edin” diye açıkça yazan…

Bu güne kadar Tayyip ve çetesi ile altılı çete her şeyi beraber yaptılar. Beraber ihanet ettiler, beraber çaldılar, beraber terörün önünü açtılar, beraber İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya çalıştılar… Vergilerimizi beraber çalarak bu ülkelere gönderdiler, askerlerimizi beraberce terör örgütlerinin önüne attılar, şehit ettirdiler. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afrika’da BOP için gerekli olan şeyleri beraber yaptılar ve bunları yaparken bizim devlet gücümüzü BOP’un emrine verdiler. On milyondan fazla bedavacı onursuzu, harp kaçkınlarını beraberce ülkemize getirdiler, şimdi beraberce burada tutuyorlar. İnsan, organ, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılığı beraber yaptılar ve hala beraber yapıyorlar. Terör alsın yürüsün, kara para işleri coşsun, Türkiye ve bölge bölüne bölüne, nüfus dengeleri değişe değişe BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi gerçekleşsin diye beraberce yapmadıkları ya da denemedikleri hiçbir iş yok. Ordumuzu ve sistemimizi bile bu maksatla beraberce dağıttılar. MİT’in başına kara paracı Hakan Fidan’ı bunun için getirdiler ve en güçlü yapıştırıcı ile o koltuğa yapıştırdılar. Herifin MİT başkanı olduğu süreçte kaç acı terör hadisesi, kaç skandal peş peşe yaşandı, hiç rahatsız bile edilmedi. Birkaç danışıklı dövüşlü güya tepkinin ötesinde bir şey yaşandığı görülmedi. Hala Hakan Fidan’dan hiçbirinin rahatsızlığı yok, çünkü bağlantıları sağlam, kara parada herkese kazandırıyor. CHPKK’nin terörist yöneticilerine bile… Aile Bakanlığı üzerinden şiddetli yıkıcı faaliyetleri beraberce yaptılar. Beraberce ibneliği ve her türlü melaneti serbest bıraktılar. Ülkede kadınlarla erkekleri rakip hatta düşman yaptılar. Dernekler, vakıflar, sözde yardım kuruluşları üzerinden vurgunları da beraber yaptılar. Maddi ve manevi sahalarda her türlü yıkıcı faaliyeti, bu milletin devletinin gücüyle, kurumlarının gücüyle beraberce yaptılar. Milletin gücünü milletin aleyhine hep beraberce kullandılar, kullanıyorlar. Yani bizim için ha AKPKK ha CHPKK ha HDPKK… Bir farkları yok. O nedenle yıllardır “Hepsi aynı alfabenin harfleri” deyip duruyorum. 

Şimdi Tayyip indirilse de yerine altılı çete gelse, bence adalet yerini de bulur. Çünkü bu enkazın bizim üzerimize devrilmesi adalet değil. Kim yıkılmaya sebep olduysa, enkaz onun, onların üzerine devrilmelidir. Ülkenin hazinesinde para yok, memuruna maaş veremeyecek vaziyette, kara paralarla taklalar attırılıyordu artık o da yok. Araplardan para dilenmenin, milletler arası seviyede kara para transferlerinin de bir sonu var ve oraya gelindi. Millet aç, millet hasta, millet öfkeli v.s. 

Altılı çete iş başı yaptırılınca ben haftalar sayarım. Kaç hafta iktidarda kalabileceklerine, hangi sorunu çözebileceklerine bakarım. Altı haftadan fazla kalabilmişlerse de çok şaşarım. Çünkü ABD’nin bile altı haftası kaldığını zan etmiyorum. Bu gidişle her an ABD de açıkça, görülür şekilde havlu atacak ve çok da karışacak. Hatta bence Türkiye’den önce karışacak.

Evet, bence hiç mahzuru yok. Önce ABD mi yoksa Türkiye mi karışır, o da meselemiz değil. Biz bunca yıldır işlenen bunca vahim suçların hiçbirine ortak olmadık, destek olmadık, sessiz/tepkisiz kalmadık. Bunca yıl sonra aynı duruştayız, duruşumuzu hiç bozmadık. Biz hak etmediğimiz bir yıkılışı yaşamak ve hak etmediğimiz şekilde bir enkaz altında kalmak niyetinde değiliz. Bunları bunca senedir başında tutan halk kesimi de umurumuzda değil. 12 seneden fazladır o halk kesimini de ikaz ettik, onlara nasihat ettik. Yeter, halkın o kesimiyle, idarecilerin bu kesimleri hep beraber bu günleri hazırladılar. Dinimizi bile alet ede ede her türlü melunluğu yaptılar, yaptırdılar, desteklediler, alkışladılar, yediler, içtiler, kustular, pislediler. Şimdi kaoslarını yaşasınlar. Biz karışmayacağız. 

Tayyip ile çetesini darbe ile mi, siyasi oyunlarla mı, hukuk yoluyla mı devirdiklerine de takılmayacağız. Darbe ile bile devireceklerse, biz izin vermeden darbe yapamazlar ama vereceğiz. Biz izin verdiğimizde darbe yapsalar, bize yine sıkıntı olamazlar. İstanbul dağ gibi sağlam bir vaziyette duruyor. Yine Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya yön vermeye, dengeler kurmaya devam edecek. Bu kadim şehri deccalin teşkilatı da yok edemez. Oyalanıp dursunlar, acı akıbetlerini yaşasınlar, biz her safhasında en doğru, en dürüst, en cesur, en adaletli kararlarla, tavırlarla yolumuza devam edeceğiz. Zaman Ankebut Ağına bağlı bütün ülkeleri ve liderleri ve sistemleri mum misali eritiyor. Zaman bizim lehimize, onların aleyhlerine işliyor. Eriyorlar, bitiyorlar ve ne yapmayı denerlerse denesinler, köprüden önceki son çıkışı zaten kaçırdılar. 

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Terörist dayanışması

Ülkemizdeki en büyük teröristlerden biri olan gizli Ermeni Kemal Kılıçdaryan, haddini iyice aştı…

Sülalesi, kendi gibi teröristlerle dolu olan Kemal Kılıçdaryan, terörist yüzünü bir kez daha gösterdi. Onlarca senedir kul hakkı yiyen, kullandıkları elektriğin parasını bile ödemeyerek vatandaşlarımızın sırtına yükleyen… Son zamanlarda faturalarını ödemeye zorlanan ve buna hukuksuz şekilde direnen… Çoğunlukla terör örgütlerine sempatizan ya da destekçi olan kitlelere… Hukuk dışı ve terörsit dayanışması kapsamında sözler verdi. İngiliz Kraliçesi ile sıkı bağlantılar içinde olan, Kraliçe’den dizbağı nişanı verilmiş olan gizli Hristyan Abdullah Gül ile de sürekli paslaşan Kemal “Bizim iktidarımızda Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Siirt ve Batman’da çiftçiye elektriği ücretsiz vereceğiz.” dedi.

İnsanlar merak ediyorlar. Oralarda çiftçilik yapanların ayrıcalığı ve üstünlüğü nedir. Kürt görünen gizli Ermeniler, gizli Süryaniler, gizli Ezidiler olmaları mıdır… Terörü, bebekler ve çocuklar da dahil olmak üzere sivil insanların bile acımasızca katledilmesini, ülkenin bölünmesini meşru gören, destekleyen ve bunları talep eden kişiler olmaları mıdır…

Anayasanın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olan bu kararırınn, bir hukuk devletinde uygulanması zaten mümkün değildir ve suçtur. Bunca yıldır siyaset sahnesinde olan Kemal’in ve etrafındaki gizli Yahudi, gizli Ermeni, gizli Hristiyan çetenin bu kadarcık olsun hukuk bilmeme ihtimali mi vardır.

Tayyip’in iyice köşeye sıkıştığı ve aslında hükümsüz kaldığı şu günlerde Kemal, neden üst üste toplumu gerecek, bir yandan da teröristleri etrafına toplayacak ve toplumun tepkisini de üzerine çekecek açıklamalar yapmaktadır. Bir taşla kaç kuş vurmaya çalışmaktadır. Aynı şeyi, bir mafya anası olan gizli Yahudi Meral Akşener’in de birkaç kez denediği gözler önünde. “Aman kalabalıkların desteği/oyu hızla bize akmasın, aman AKPKK biraz daha iktidarda kalsın” demek olan bu davranışları sergilemeleri yönündeki talimatı bu hainler, bu teröristseviciler, bu çift kimlikle yaşayan omurgasız sürüngen ve kara paracı tipler, yine ABD’nin Ankara’daki sözde büyükelçiliğinden mi, İngiltere’nin sözde büyük elçiliğinden mi, yoksa yine MİT’ten mi yoksa doğrudan CIA’dan mı aldılar. Derhal gözler önüne serilmesi gereken asıl mesele budur.

Sözde muhalefetin de tıpkı AKPKK ve MHPKK gibi terörist dostu oldukları, beraberce her türlü kara para işlerini bu güne kadar yaptıkları ve yapmaya devam ettikleri gözler önündedir. Hepsinin tek merkezden talimatlar alan ve birbirleriyle danışıklı dövüşerek Türkiye’ye, Türk milletine hatta insanlığa ihanet eden insan şeytanları oldukları gözler önündediler. Bunlara artık gereken sertlikle müdahale edilmelidir.

Bu ülkede kanunlar önünde bütün vatandaşlar eşittir. Hiçkimse, diğerinden üstün ya da ayrıcalıklı değildir. Terör örgütlerine taban oluşturan kitleler yargılanıp cezalandırılırlar, cezaları da genellikle idam cezası olur ve topluca infaz edilirler. Bunlardan henüz suç işlememiş olup da sempatizan sınıfında kalanları ise, hukuka uygun şekilde tehcir edilirler. Bu yapılmazsa, 1915’teki gibi millet kendini müdafaa faaliyetleri icra etmeye başlar ve yine aynı sonuca çıkılır.

Teröristlere taban oluşturan kitlelerin davranışlarını meşru görmek/göstermek, bunlara bir de ayrıcalıklar tanımaya kalkmak, ancak baş teröristlerin, teröristlerin siyaset sahnesindeki temsilcilerinin teşebbüs edebileceği bir alçaklık ve teröristliktir. Kavala da Selahattin Demirtaş da benzerleri de aynı bu konumda ve zihniyette oldukları için, bu türlü suçların içinde oldukları için Kemal ve çetesi tarafından sürekli olarak müdafaa edilmektedir. Bu çetelerin işbirlikleri de aslında gözler önündedir.

Hala altılı çeteye kanunların emir ettiği müdahaleleri yapmayan adli yetkililer, bu suçlara ortak oluyorlar ve çok yakında, bu milletin öfkesi çelikten bir yumruğa dönüşerek bütün teröristleri ve hainleri ezdiği o günlerde, bu terör çeteleriyle birlikte yargılanırlar ve asılırlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Öyle bir ordu yok

Suriye Milli Ordusu (SMO) isimli bir ordu dünya üzerinde yok. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) da yoktu. ÖSO denilen terör teşkilatının sonradan ismi değiştirilerek Suriye Milli Ordusu denildi. Bir terör örgütüne “ordu” denilmesiyle, ne gerçekten ordu olur ne de terör örgütü sınıfından çıkar.

ÖSO’nun gayr-i meşru oluşu, terör teşkilatı oluşu, çok vahim suçlara en başından beri bulaştığı iyice gözler önüne serildi. ÖSO’nun eşkıyadan, teröristlerden müteşekkil olduğu… Her türlü cinayet, katliam, işkence, tecavüz, yağma, gasp, insan ve organ kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, eşya ve araç kaçakçılığı işlerine karıştıkları açıkça gözler önüne serildi. Milletler arası terör, milletler arası harp ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında acil yargılama gerektiren çok vahim ve çok acı gerçekler gözler önüne serildi. Süreç, hukuk çerçevesinde ilerlemeli ve kısa sürede ipin ucu MİT’e, Hakan Fidan’a, Tayyip’, Bohçalıya ve çevrelerindeki suç ortaklarına kadar gelmeliydi ama öyle olmadı.

O öve öve bitirilemeyen ve bizlere iki asırdır örnek olarak dayatılan batı alemi de sustu. Hukukun ayaklar altına alınmasından rahatsızlık duymadılar. Çünkü ÖSO ya da şu anki adıyla SMO, zaten o batılı ülkelerin talimatlarıyla, onların kara paracı gizli servislerinin marifetleriyle tesis edildi. Tıpkı IŞİD gibi… Tıpkı el Nusra gibi… Tıpkı HTŞ gibi… Tıpkı PKK/YPG ve dünyanın muhtelif yerlerindeki diğerleri gibi… Bunların hepsi Ankebut Ağına bağlı hükumetlerin organize şekilde yaptıkları terör, katliam, işgal, kara para işleri… Bölgedeki bu terör ve katliam, yağma ve işgal örgütlerinin pek çoğu, BOP’çu Bohçalı, BOP’çu Tayyip ve bunların çeteleri ile MİT de alet edilerek tesis edildiler. Yine bunlar da kullanılarak yönetildiler, türlü insanlık dışı suçlar işlediler.

ÖSO’nun isminin değişmesi hiçbir şeyi temize çekmedi. yüz binlerce cinayet, yüzlerce katliam suçu, sayısız yağma, gasp, tecavüz, işkence suçu temize çıkmış olmadı. Şu anda SMO ismiyle de hala aynı teröristlikleri, zulümleri sergiliyorlar. Hala Büyük İsrail projesi kapsamında Suriye’de kurtarılmış bir bölge, ikinci bir İsrail oluşturmak istiyorlar. Hala işgaller, toprak koparmalar peşindeler. Hala kan, hala işkence, hala cinayet, hala katliam, hala insan ve organ kaçakçılığı, hala uyuşturucu ve petrol kaçakçılığı peşindeler.

Bu gerçekler bütün gazetecilerin, televizyoncuların ve sosyal medyanın tesirli kişilerinin gözleri önünde olan gerçekler. Tayyip’in, söz konusu terör çetelerini de kullanarak, Suriye’den petrol kaçakçılığı yaptığının en somut delillerini Rusya Genel Kurmay Başkanlığı yıllar önce herkese açık şekilde paylaştı. Türkiye’deki terörist başlarından yani Bohçalıdan, Tayyip’ten ve bunların yakın etrafındaki diğer katliamcı teröristlerden kim çıkıp da bu delillerin gerçek olmadığını iddia edebildi… Tayyip, deliller paylaşılmadan önce “Bu iddialar ispat edilsin, ben bu makamda durmam” demişti. Sanki iddialar ispat edilince, zaten gayr-i meşru ve gayr-i resmi şekilde işgal ettiği o makamdan inecek ve her şey bitecekti. Yargılanma, en ağır cezaları alma ihtimalinin akıllarından bile geçmediği, konuşmalarından çok net şekilde belli oluyordu. Türkiye’de devletin, adalet sisteminin işlerliğini mason tarikatı üzerinden o derece bozduklarını kesin şekilde biliyordu. Zaten onca gazeteciler ve TV programcıları da organize şekilde, bir yerden emir almışlar gibi sadece susuyorlardı.

İddialar ispat da edildi ve Tayyip bütün pis ve kanlı işlerine durmadan devam etti. Rusya tarafına soruldu “Tayyip istifa etmedi, ne diyeceksiniz?” denildi. “Bundan sonrası bizim değil, doktorların meselesi” cevabı verildi. Her türlü pis işlerle ruh sağlığını iyice kaybetmiş ve sadistleşmiş, canavarlaşmış bir Tayyip’in koca ülkemizin başında olduğu gerçeği, dünyanın gözleri önüne açıkça serildi. Ruslar da Türkiye’de devlet sisteminin örtülü/gizli şekilde bir paralel devlet tarafından, içimizdeki İsrail tarafından ele geçirildiğini biliyorlardı.

Bütün bunlar Türkiye’deki gazetecilerin, televizyon programcılarının, haber hazırlayan ve sunan ekiplerin, bunların patronlarının, uzman diye çıkartılıp konuşturulan alçakların, adli yetkililerin gözleri önünde yaşandı. Bu nedenle, bu suçlara bir şekilde ortak olmuş, yardım ve yataklık yapmış hiç kimsenin, çok yakında yapılacak şeffaf yargılamalar sırasında geçerli bir mazereti olmayacak.

Onca ifşalar yaşandığı, Tayyip bu derece rezil olduğu ve suç üstü olduğu halde bile insanlık dışı işler devam etti. Hatta Amerika Birleşik Devletçikleri, YPG kartını daha aktif kullanmak isteyince, bölgedeki işgal, kara para, katliam işlerini devam ettirmek için farklı kararlar alınca, ÖSO teröristleri pek tercih edilmez oldular. İyice güç kaybettiler ve bu nedenle de isimleri SMO yapıldı. AKPKK-MHPKK-CHPKK-HDPKK’nin organize faaliyetleriyle, ayrıca MİT ve TSK içindeki hainlerin, teröristlerin, kara paracıların desteği ile yeniden güçlendirildiler. SMO’yu da meşru göstermeye oynadılar. İdamlık suçlara ortak oldular, oluyorlar. Herkes iyice farkına varsın ki SMO’yu ve benzerlerini meşru gösterenlere, müdafaa edenlere, övenlere de çok yakında idam cezaları verilecek. Sadece bu bile idam cezaları verilmesine yeterli olacak. Çünkü, ortak olunan, destek olunan, övülen, yardım ve yataklık edilen suçlar, çok çok büyük suçlar. Ayrıca “organize” bir şekilde yapıldıkları da binbir türlü delille ispat edilebilen suçlar.

Hiç kimse milyonlarca insanın canını, malını, ırzını, haklarını hiçe sayamaz. Hiç kimse, vatana ve milete ihanet ettikleri ve ayrıca türlü kara para işlerini devlet gücünü de alet ederek yaptıkları on yıldan fazladır somut delillerle gözler önünde olan bir hain siyasi kadronun gayr-i resmi açıklamalarına uyduğunu, o açıklamaları dikkate aldığını iddia ederek cezalar almaktan kurtulamaz. Hiç kimse 2022 yılının Mayıs ayında bile hala SMO da SMO diye, hala operasyon da operasyon diye konuşamaz, yazamaz. Bu kapsamda sosyal medya paylaşımları bile yapamaz.

Benden bir kez daha söylemesi… Çoktan bitmiş ve tükenmiş bir hain siyasi kadro ile birlikte asılmak isteyenler, onlarla birlikte ihanetler ve insanlık suçları işlemeye devam etsinler.

Ayrıca dünyadaki bütün taraflar bilsinler ki bizim ÖSO/SMO ile de başka herhangi bir terör ve kara para teşkilatı ile de bağımız yok, olmayacak. Bizler onurlu askerleriz. Hiçbir zaman üzerimize leke düşürmedik, düşürmeyeceğiz. SMO’yu her fırsatta vuracağız, vuran taraflara da maniler ve sorunlar çıkartmayacağız. SMO’nun ve benzerlerinin içindeki MİT ve TSK mensuplarını da diğerlerinden ayırt etmeyecek, diğerleri ile birlikte bir an evvel cehenneme göndereceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kemaaal! Kemaaaalll!

“Sarılar” da seni ve çeteni kurtaramayacak Kemaaalll!

Son seferinde haddi çok çok aştın, kendine de çetene de kefenler biçtin Kemaaalll!

Neydi dünkü o paniklerin? Senin, saat 22:00 de paylaştığın o video ile İçimizdeki Ermenistan’a mesajlar verdiğini, anlamayan kaç kişi oldu Kemal? Bu günün yaşanacağını, gerilmenin bu kadar yükseleceğini dünden anladınız, panik haliyle mesajlarınızı da verdiniz ama çok geç kaldınız Kemaaaall! Bu devlete, bu millete, bu orduya karşı batı alemi tarafından kurulan acımasız tuzakların içinde en büyük hainler olarak yer aldınız Kemaaaalll! Zaten Osmanlıyı da böyle yıktınız, yıkılış sürecinde milyonlarca askerimizi düşmanlarımız önüne ihanetlerle attınız Kemaaalll!

Yıllarca önce zaten paylaşılmış ve haftalarca gündemde kalmış yolsuzluk belgelerini usulden paylaştın. Çok panikledin, çok aceleye getirdin. Mesajlarını da çok bayağı şekilde verdin, beden ve yüz ifadelerinle de aşırı derecede gergindin. Suçluları ifşa eden taraf olmaktan ziyade, suçüstü yapılmış bir tarafın mensubu gibiydin. İyice kendini ve çeteni dibe çektin Kemaaalll! Cürm-ü meşhud oldunuz Kemaall!

Nasıl da verdin öyle açıkça mesajlarını “Amacım skandallara dikkat çekmek değil bunları sağır sultanda duydu.” diyerek ve asıl maksadını da fark ettirerek… Devleti komaya biz mi soktuk? Hainlikleri, İhanetleri, teröristleri önlemek için ayağa kalktık, milletimizi ve ordumuzu korumaya kalktık, suçlu biz mi çıktık Kemal? Devlet gücünü elimize almaya kalktık, yüz yıldan fazladır ihanetlerle elinizde olan devletimizin gücü ikiye bölündü, çift başlılığa biz mi sebep olduk Kemaaaallll? Komaya sokan taraf, düzeltmeye çalışan biz mi? Yüz yıldan fazladır devletimizin gücünü Türk ve İslam düşmanlığına, kara paracılığa, namussuzluğa, asimilasyon politikalarına, sömürmelere, katliamlara, teröristliklere, batı ülkelerinin menfaatlerine alet eden siz misiniz Kemal?

Terörist Kemal… Ataları gibi İngiltere’nin, Kraliçenin piyonu olan Kemal… Danışıklı muhalefet Kemal… Gizli Ermeni vatan haini Kemal… Kara paracı Kemaalll… Yediği kaba da pisleyen Kamaaalll! Binlerce, on binlerce Mehmetçiği hiç tereddüt etmeden, dışarıdan aldığı emirler icabı Suriye’deki teröristlerin önüne atmaya kalkan Kemal…

Bunca ihanetin, bunca teröristliğin içinde yer alıp, planları bozulunca hemen “vatansever” olmaya kalkan Kemal… “Bir ileri, iki geri” yapan Kemal…

“İşler sarpa sardı, iyice çıkmaza girdik. Sona geldik. Bu işin lamı cimi kalmadı. Bunca yıldır beraber her pisliği yaptığımız AKP artık kendini kurtarmanın derdine düştü. Her an kaçabilirler. Uçaklar hazır bekliyor. Lakin biz ortada kaldık. Kaçacak yerimiz de yok. Herkes bu hali bilsin, bundan sonra geri adımlar atın ve cezalar alacaksanız bile az cezalarla kurtulun. Şu anda size bir iyilik yapıyorum, beni doğru anlayın. Planlar şaştı. Suçlu biz çıkacağız ey sarılar/teröristler/YPG’ler./PKK’ler/Ermeniler/Hristiyanlar… Yapmak istediğim şey, sizi suçlu duruma düşmekten kurtarmak. Beni dinleyin. Acele edin, hemen kurtarın kendinizi. Çünkü AKP’nin hiç gündemlerinde yoksunuz. Sizi umursamıyorlar. Onların çok alternatifli planları var ama bizler kaldık ortada… Size planlarından bahsedeyim. Katar’a değil, ABD’ye kaçacaklar. Katar bunları elinde tutamaz, iade etmek zorunda kalır ama ABD iade etmez diye düşünüyorlar. Lakin bizlerden kimse ABD’ye de kaçmasın. Yeni gelecek mfs iktidarı sizi orada da rahat bırakmaz ve alır getirir. Vallahi çok fena yanılıyorsunuz. Boşuna yurt dışına kaçmayı denemeyin, faydası yok. Son olarak, beni dinleyin ve bu güne kadar dernekler, vakıflar üzerinden çevirdiğiniz “işleri” derhal sonlandırın. Resmi olarak hiçbir yerde vazifeniz olmasın, yapılacak operasyonların kapsamına girmeyin. İslami cemaatların derneklerine de çok sızdık, öncelikle mfs’nin cemaatinin dernekleri olmak üzere, hepsinden geri çekilin. Böylelikle masum, suçsuz görüleceksiniz. Mesajlarımı iyi anlayın, kaldırın kafalarınızı, hareketsiz kalmayın, hemen şimdi harekete geçin ve bize katılın.” mesajları verdiğini anlamayanlar, bulundukları yerleri bırakıp sokaklarda kokoreç satsınlar.

Doğru Kemal, doğru… Gidecek, kaçacak yeriniz yok Kemal… Lakin masum da değilsiniz, hiçbir haksızlığa da uğramayacaksınız. Bana yapıldığı gibi sözde yargılamalar yapılmayacak, satın alınmış ya da talimatlar verilmiş savcılar ya da hakimler karşınıza çıkartılmayacak. Türlü türlü kurumlar üzerinden organize şekilde pusular kurulmayacak, yalanlar söylenmeyecek, iftiralar atılmayacak, sahte evraklar düzenlenmeyecek Kemal! Hepiniz gerçek Türk hakimleri tarafından adaletle ve şeffafça yargılanarak asılacaksınız. Sen ve senin gibi üst kısımda olan hainler ise TBMM mahkemesinde şeffafça yargılanacaksınız da hemen bahçesinde bir yerde canlı yayınla asılacaksınız.

Şimdi birileri çıkıp da “Sahi, bir anda ne oldu da dün gün içinde yüksek bir hareketlilik gösterdiniz? Çok endişeliydiniz? AKP’lilerin yıkılacağı ve kaçacağı bir hava hakim değildi? Bir anda, basına ve medyaya açıkça yansımayan bazı şeyler mi duydunuz? Ve neden hemen gecesinde, yıllar öncesinden paylaşıldığı bilinen ve çok duyulmuş olan birkaç evrak üzerinden tuhaf mesajlar verdiniz? Bakın, dün gecede beri herkes şaşkın. Bu gün de herkesin şaşkınlığı artarak devam ederken, mfs’nin çok dikkat çekici yazısı geldi. Neler döndüğünü anlayamıyoruz, yoksa mfs, her zaman olduğu gibi doğru mu söylüyor? Bunca sene hep danışıklı mı dövüştünüz AKP ile? Bütün yolsuzlukları, zulümleri, katliamları, teröristlikleri, peşkeşleri ve saymakla bitmez kötülükleri sizinle birlikte mi yaptılar? Bu kadar adice mi oynadınız hakikaten? Gerçekten hep beraber İngiltereye mi çalışıyorsunuz? Ve dün bile bütün devleti, milleti, orduyu ateşe atacak çok büyük hainliklerin içinde miydiniz? Ve gerçekten bir anda sert kayaya mı çarptınız? Ne oluyor, neler dönüyor? Siz gerçekte kimsiniz, kimlersiniz? Biz size ne yaptık, bize bu kadar büyük kötülükleri, bu kadar uzun zamandır neden yaptınız? Bizden ne istediniz?” derse, nasıl cevaplar vereceksiniz?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi