Etiket arşivi: CHP

Tayyip’in ve çetesinin fişini çekecekler

Saha çok ama çok gergin. Son yaptıkları planları da tutmadı. Son kazdıkları kuyulara da kendileri düştüler. Türkiye’nin benim elimle karışmasını çok istediler, beklediler. Tayyip’i önüme attılar, harcamamı istediler.

Ne Suriye’ye operasyon yaptırabildiler, ne diğer kara para işlerini istedikleri hale getirebildiler. Ne beni etkisiz hale getirebildiler. Ne batı/NATO çetesine üst üste vurduğum darbeleri durdurabildiler v.s. Bu gidişatı tersine çevirmeyi geçtiler, durdurmaya dönük ümitleri bile eriyor. Yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor ama onlar maddeten ve manen çok feci hallerdeler ve zaman aleyhlerine işliyor. Yine de bir şeyler yapmalılar ama yapabilecekleri şey, kuklaları olan iktidarı indirip de yerine sözde muhalefet yapan diğer kuklalarını getirmekti. Şimdi çaresizlikten o yolu seçtiler. Evet, AKPKK/MHPKK koalisyonu projelerinin üstünü tam olarak çizdiler. Bunun için alt yapı çalışmalarına başladılar ve her an Türkiye’de Tayyip’i/AKPKK’yi devirebilirler. Bir bakarsınız ki Pazartesi günü akşamı Türkiye’de AKPKK hükumeti yok. Çok geniş bir kadroyu toplayıp alacaklar. Yerlerine altılı çeteyi getirecekler. Beni de altılı çetenin önünde büyük bir mani olarak görüyorlar. Kaçtır açıkça hamleler yapacaklar, ben varım diye geri duruyorlar. Yanlış yorumluyorlar. Ben değil miydim “Şunları indirip diğer kuklalarınızı getirecekseniz getirin ama benim kırmızı çizgilerime, hassasiyetlerime dikkat edin” diye açıkça yazan…

Bu güne kadar Tayyip ve çetesi ile altılı çete her şeyi beraber yaptılar. Beraber ihanet ettiler, beraber çaldılar, beraber terörün önünü açtılar, beraber İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya çalıştılar… Vergilerimizi beraber çalarak bu ülkelere gönderdiler, askerlerimizi beraberce terör örgütlerinin önüne attılar, şehit ettirdiler. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afrika’da BOP için gerekli olan şeyleri beraber yaptılar ve bunları yaparken bizim devlet gücümüzü BOP’un emrine verdiler. On milyondan fazla bedavacı onursuzu, harp kaçkınlarını beraberce ülkemize getirdiler, şimdi beraberce burada tutuyorlar. İnsan, organ, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılığı beraber yaptılar ve hala beraber yapıyorlar. Terör alsın yürüsün, kara para işleri coşsun, Türkiye ve bölge bölüne bölüne, nüfus dengeleri değişe değişe BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi gerçekleşsin diye beraberce yapmadıkları ya da denemedikleri hiçbir iş yok. Ordumuzu ve sistemimizi bile bu maksatla beraberce dağıttılar. MİT’in başına kara paracı Hakan Fidan’ı bunun için getirdiler ve en güçlü yapıştırıcı ile o koltuğa yapıştırdılar. Herifin MİT başkanı olduğu süreçte kaç acı terör hadisesi, kaç skandal peş peşe yaşandı, hiç rahatsız bile edilmedi. Birkaç danışıklı dövüşlü güya tepkinin ötesinde bir şey yaşandığı görülmedi. Hala Hakan Fidan’dan hiçbirinin rahatsızlığı yok, çünkü bağlantıları sağlam, kara parada herkese kazandırıyor. CHPKK’nin terörist yöneticilerine bile… Aile Bakanlığı üzerinden şiddetli yıkıcı faaliyetleri beraberce yaptılar. Beraberce ibneliği ve her türlü melaneti serbest bıraktılar. Ülkede kadınlarla erkekleri rakip hatta düşman yaptılar. Dernekler, vakıflar, sözde yardım kuruluşları üzerinden vurgunları da beraber yaptılar. Maddi ve manevi sahalarda her türlü yıkıcı faaliyeti, bu milletin devletinin gücüyle, kurumlarının gücüyle beraberce yaptılar. Milletin gücünü milletin aleyhine hep beraberce kullandılar, kullanıyorlar. Yani bizim için ha AKPKK ha CHPKK ha HDPKK… Bir farkları yok. O nedenle yıllardır “Hepsi aynı alfabenin harfleri” deyip duruyorum. 

Şimdi Tayyip indirilse de yerine altılı çete gelse, bence adalet yerini de bulur. Çünkü bu enkazın bizim üzerimize devrilmesi adalet değil. Kim yıkılmaya sebep olduysa, enkaz onun, onların üzerine devrilmelidir. Ülkenin hazinesinde para yok, memuruna maaş veremeyecek vaziyette, kara paralarla taklalar attırılıyordu artık o da yok. Araplardan para dilenmenin, milletler arası seviyede kara para transferlerinin de bir sonu var ve oraya gelindi. Millet aç, millet hasta, millet öfkeli v.s. 

Altılı çete iş başı yaptırılınca ben haftalar sayarım. Kaç hafta iktidarda kalabileceklerine, hangi sorunu çözebileceklerine bakarım. Altı haftadan fazla kalabilmişlerse de çok şaşarım. Çünkü ABD’nin bile altı haftası kaldığını zan etmiyorum. Bu gidişle her an ABD de açıkça, görülür şekilde havlu atacak ve çok da karışacak. Hatta bence Türkiye’den önce karışacak.

Evet, bence hiç mahzuru yok. Önce ABD mi yoksa Türkiye mi karışır, o da meselemiz değil. Biz bunca yıldır işlenen bunca vahim suçların hiçbirine ortak olmadık, destek olmadık, sessiz/tepkisiz kalmadık. Bunca yıl sonra aynı duruştayız, duruşumuzu hiç bozmadık. Biz hak etmediğimiz bir yıkılışı yaşamak ve hak etmediğimiz şekilde bir enkaz altında kalmak niyetinde değiliz. Bunları bunca senedir başında tutan halk kesimi de umurumuzda değil. 12 seneden fazladır o halk kesimini de ikaz ettik, onlara nasihat ettik. Yeter, halkın o kesimiyle, idarecilerin bu kesimleri hep beraber bu günleri hazırladılar. Dinimizi bile alet ede ede her türlü melunluğu yaptılar, yaptırdılar, desteklediler, alkışladılar, yediler, içtiler, kustular, pislediler. Şimdi kaoslarını yaşasınlar. Biz karışmayacağız. 

Tayyip ile çetesini darbe ile mi, siyasi oyunlarla mı, hukuk yoluyla mı devirdiklerine de takılmayacağız. Darbe ile bile devireceklerse, biz izin vermeden darbe yapamazlar ama vereceğiz. Biz izin verdiğimizde darbe yapsalar, bize yine sıkıntı olamazlar. İstanbul dağ gibi sağlam bir vaziyette duruyor. Yine Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya yön vermeye, dengeler kurmaya devam edecek. Bu kadim şehri deccalin teşkilatı da yok edemez. Oyalanıp dursunlar, acı akıbetlerini yaşasınlar, biz her safhasında en doğru, en dürüst, en cesur, en adaletli kararlarla, tavırlarla yolumuza devam edeceğiz. Zaman Ankebut Ağına bağlı bütün ülkeleri ve liderleri ve sistemleri mum misali eritiyor. Zaman bizim lehimize, onların aleyhlerine işliyor. Eriyorlar, bitiyorlar ve ne yapmayı denerlerse denesinler, köprüden önceki son çıkışı zaten kaçırdılar. 

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Ankebut Ağı’na ve ağın AKPKK projesine son darbeyi ne zaman vuracağız

Ankebut Ağı’na ve ağın AKPKK projesine son darbeyi ne zaman vuracağız

v.a.s. Çok yakında vuracağız inşaallah. En heyecanlı, zevkli, aksiyon dolu kısmına geldik. Milyonlarca Süleymanlı evladı, başka kesimlerdeki samimi Müslümanlarla birlikte vatana/millete sahip çıkacak ve bu işin içinde ordudaki, Emniyet teşkilatındaki, devlet kurumları içindeki toplamda yüz binle Müslüman olacak. Meydanları ise milyonlarca kardeşimiz dolduracak. Etraflarını iyice kuşatıp güçlerini iyice kırıp oyunlarının içinde oyun kuracağız ve hiç beklemedikleri bir anda son müdahaleyi yapıp bunların hepsini toplayıp alacağız.

Erdoğan’ı, Kılıçdaroğlu’nu, Numan’ı, İbrahim Kalın’ı, Hulusi Akar’ı ve tepe kadrodan birkaç kişiyi daha topluca meydan yerde asacağız. En tepedeki yüzlercesini asacağız ama biraz daha alt kadrodan binlerce kişiye müebbet hapis cezaları vereceğiz. Yargılanmaları sırasında meydana sereceğimiz gerçekler dünyayı sarsacak. Dünya tarihinin akışında bir kırılma noktası oluşturacak. Ankebut Ağı’nın Türkiye ayağı o sırada çok büyük darbe alacak, yıkılmaya yüz tutacak ve sonrasındaki birkaç sene içinde de son darbeyi vuracağız. 100 sene sonra içimizdeki İsrail’in Atatürkçülük ismini verdiği ihanet rejimini yıkacak, ülkemizdeki hakimiyetlerini yok edecek ve Türklerin yeniden tarih sahnesine çıkmasını sağlayacağız. Dinsizlik, maneviyatsızlık, kin, nefret, kan ve göz yaşı ile dolmuş şu dünya yeniden Müslüman Türkler sayesinde iman, huzur, emniyet, adalet, mutluluk, sevgi ile dolacak. Çünkü Türkiye’den sonra Ankebut Ağı’nın başka devletlerde çökmesini de sağlayacağız. İnşaallah Jeffrey Hovenier’ı da ABD’ye tabut içinde göndereceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Tökezlediler

Biraz kontrolde tutalım dedik, fazla bastırmadık ama yine de kaos çıkartamadılar. Acınası hallerdeler…

Tayyip aldı başını gitti uzaklara… Zaten ne yapacağını bilemez hale gelmişti, krizlere girmişti, az kaldı hastahanelik oluyordu. Bir ara toparlanıp gayrete gelmişti ama sahadaki adamlarını da toparlayamadı. Onlar da darmadağın halde…

Herkes, ifşa olduklarını, bütün gizli kimliklerinin ve bağlantılarının meydana çıktığını, bütün planlarının öncesinden herkese duyurulduğunu düşünüyor/biliyor. Adalet sistemi içindeki adamları bile iyice korktular, geri durmak istiyorlar, talimatları ya yerine getirmiyorlar ya da ağırdan alıyorlar. Geleceklerini iyi görmüyorlar. Diğer bütün sahalardaki adamları da aynı halde, toptan çözüleceklerini, ele geçeceklerini, yargılanacaklarını kabullendiler. Korkuyorlar…

O kadar gürültü çıkartıp da sonra karşımızda krize girerek Suriye’ye askeri müdahale yapma planlarından/ihanetlerinden bile geri dönmeleri zaten ağın mensupları arasında sarsıcı bir tesire/çözülmeye sebep olmuştu. Şimdi ise sistemin en başındaki adamlardan biri olan İbrahim Kalın da çok kötü halde. Hulusi Akar tedirgin, öfkeli… Ordu içindeki yüksek rütbeli çift kimlikli hain adamları da kötü halde. Kendilerine çalışan Emniyet müdürleri de moralsiz ve isteksiz. Herkesin takip edildiğini, izlendiğini, dinlendiğini kabullendiler. Bu, onları çok sarsıyor. İçişleri Bakanı Solomon Soysuz ise en fena halde olanlardan biri… Hakan Fidan ise çoktan önünü göremeyip kendini bir şekilde kurtarma derdine düşmüştü. Danışıklı dövüştükleri CHPKK’liler de çok ifşa oldular. Önce umursamaz tavırlar sergilemek istediler, kendilerinin farkla güçlü olan taraf olduğu havasındalardı ama şimdi onlar da krizdeler. Bu güne kadar güç buldukları, paslaştıkları pek çok devletin hükumetlerini bile krizlere soktuk ve bizden uzak durmak, bize bulaşmamak istiyorlar ki CHPKK’liler aslında mevzumuz bile değiller.

Memleket içinden ve dışından çok yüksek sayıda grubun, kesimin yayınlarımızı dikkatle takip edip duruşlarını buna göre belirlediklerini de gördüler.

Biz bunu, baştan gücümüzü bir daha gösterelim diye yaptık, elimizdeki gücün yüzde onunu bile kullanmadık. Gerçekten de kaos çıkartmalarına izin verdik, istiyorduk, bekliyorduk ama sadece işlerini zorlaştırıp “Biz buradayız” mesajı vermek istedik. O kadar çürüdüler, bozuldular ve korkaklar ki yine de kaos çıkartamadılar.

Bütün bunlara rağmen o kaos bir şekilde çıkacak. ABD, İsrail ve müttefikleri, kaybedeceklerini bile bile, çılgınca bir tavırla 3. dünya savaşını çıkartacaklar ve bu içimizdeki adamları da kaybedeceklerini bile bile, çılgınca bir tavırla kaos çıkartacaklar. Çünkü çaresizler, başka seçenecekleri yok, batıyorlar, yıkılıyorlar ve zaman bizim değil onların aleyhine işliyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şimdi iyice anladınız mı beni?

Şimdi iyice anladınız mı beni?

Biz sizin gibi piyonlarla değil sizleri var eden sistemle savaşıyoruz. Hedefimiz sistem/kuklacılar değil de sizin gibi kuklalar olsaydı ey AKPKK’liler, ey CHPKK’liler ve diğerleri, hepinizi çoktan toplayıp almıştık ve asmıştık.

Eğer particilik yapılacaksa, Türkiye’nin en büyük partisi biziz ve hepinizi tek hamlede siler geçeriz. Lakin bizim cahilce, haince sistemlerle, şu millete dayattığınız cumhuriyet, demokrasi, laiklik gibi uydurma değerlerle meşgul olacak vaktimiz yok. Biz acele etmiyor, elimizdeki somut delilleri bile çok zaman paylaşmıyor, lüzumsuz tartışmalara ve mücadelelere girmiyor, küçük çaplı çatışmaların çıkmasına izin vermiyor ve sisteminizi bir bütün olarak imha etmek yolunda dahiyane bir siyaset sergiliyoruz.

Ve belki nefsiniz izin vermedi, kale almak istemediniz ya da gırgıra vurduğumu zan ettiniz ama sizin sistemin bütün adamları bizdeki birkaç Süleymanlı kadar bile etmiyor. Şu sizi yöneten en üst konseylerin mensuplarının bile kaşrımızda ne hallere düştüğüne bir bakın. Çapınız, evsafınız yetmiyor. Yüreğiniz de yok, aslında paradan ve kadından ve şöhretten başka bir dininiz ve davanız da yok. Bir harp hukukunuz, sınırlarınız, değerleriniz de yok. Şeytanlaşmış ve dünyanın Deccal devri denilen devri yaşamasına vesile olmuşsunuz. Lakin sizin devriniz buraya kadardı. Şimdi karşımızda kaybetmeye mahkumsunuz. Çünkü benim şahsımda karşınızda devleşen şu sistemimiz, sizin sisteminizi darmadağın edecek olan hazret-i Mehdi’nin, Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin sistemi…

Süryani kökenli olan Temel Karamollaoğlu da rolünü oynuyor.

O da Ankebut Ağı’na çalışıyor ve şu sıralar AKPKK ile danışıklı dövüşüyor.

Seçime dair planlarını tam uygulayamamış olsalar da hala seçim tartışmaları üzerinden memlekette bir kaos ortamı oluşturmak için çırpınıyorlar, çırpınacaklar. Karamollaoğlu da seçimin meşruiyetine, seçim sonuçlarına dair tartışmaların gündemde olmasını ve tansiyonun düşmemesini istiyor.

Çünkü insanlık dışı sistemleri, karşımızda büyük darbe aldı, ölümcül yaralar aldı ve her şeyi silbaştan yeniden kurmak için bir kaos ortamı oluşturmaya mahkumlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” Serisi….

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Tansu Çiller…

İstanbul Belediyesi çalışanı kripto Yahudi bir baba (Hüseyin Necati) ile onun sekreterliğini yapan Selanik göçmeni bir annenin, aynı evde geçen 10 yıllık gayr-i meşru ilişkisi neticesinde istenmediği halde dünyaya gelen Sabetaycı bir gizli Yahudi. Annesi ve babası gayr-i meşru yaşamaktan hiç rahatsız değildi, yine de direndiler, gayr-i meşru yaşamaya devam etmek istediler ama istenmeden olan Tansu doğduktan yedi ay kadar sonra zaruri görerek evlendiler.

Aile, damarı kesilse CHP diye akacak kadar solcu ve İnönü’cü bir aile ama kod adı “CIA’nın gülü” olan kızları sağ kesimde ve çok çok hızlı manevralarla yükselerek siyaset yaptı. Tansu’nun kocası Özer Uçuran Çiller ise tapınakçı. Özer, “Tansu” kriptolojisi ile isimlendirilen bu kızı almak için, onun soy adını kullanmayı bile kabul etti. Tan-su’nun babası Hüseyin Necati Çiller, çok geçimsiz, sinirli, vasıfsız, lüzumsuz biri idi ama içimizdeki İsrail’in Türklerin yönetimini hile ve ihanet ile ele geçirmesinden sonra adına rejim kurduğu Sabetaycı gizli Yahudi Atatürk’ün yakınında bulunabilmiş biriydi.

Yolsuzluk, ihalede fesat, peşkeş, yalan beyan, paralel devlet, cinayet, katliam, iltimas, ihanet dahil hemen hemen akla gelen her suçtan hala yargılanması gerekiyor Tansu’nun… Tahkikat yapılırsa, üniversite diploması ve Profesörlüğü de çok büyük ihtimalle sahte çıkacak. Gerçek seviyesi, lise mezunlarının bile gerisinde… Atasını ziyarete gittiğinde Anıtkabir özel defterine yazdıkları ve sergilediği seviyesi artık bütün Türk milletinin dilinde. Tek başına bırakılsa, kurulu bir düzen halinde orta büyüklükte bir mahalle marketi kendisine teslim edilse, kuvvetle muhtemel altı aya kalmadan iflas ettirecektir.

Resmiyette/görünürde ekonomi profesörüdür. Boşbakan iken bile ekonomiye dair yaptığı yorumlar “inanılamaz” görülmüştür. İçimizdeki İsrail’in basın ve medyası, milleti şoka sokan değerlendirmelerinin durmaksızın tekrar edeceğini bildiğinden, aşırı dikkatli davranmıştır ama o, canlı yayınlarda da aynı vasıfsızlığı ile herkesi şaşkına çevirmiştir. Ekonomi haricindeki konularda da akıl almaz gafları ile meşhurdur. Ülkede, aldığı ekonomik kararlar ile bir anda büyük bir ekonomik kriz de çıkartmıştır. Türkiye’nin resmi boşbakanı olarak yabancı erkek devlet adamları ile görüşürken, istediği şartları kabul ettiremediğinde, kadınsız tavırlar sergilediği, hatta muhatabının bacakları dahil bedeni ile kendi ellerini temasa geçirdiği dahi sık sık iddia edilmiştir. ABD başkanı Clinton’ın Tansu’yu tenha bir köşeye çektiği iddiası da ilk anda sarsıcı ve iç acıtıcı gelse de, iddia sahipleri dikkate alınması gereken kişilerdir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Deniz Baykal…

Sabetaycı gizli Yahudi. AKPKK’nin tek başına iktidara getirilmesinde gizli Ermeni Devlet Bahçeli kadar etkili biri. Baykal, AKPKK’nin kritik isimlerinden Sabetaycı Bülent Arınç ile de akraba. CIA, Soros, MOSSAD, İçimizdeki İsrail dahil herkesle bağlantılı. Tansu Çiller gibi onun da derhal derya kadar suçlama ile yargılanması icap ediyor. Hiçbir sıradışı kabiliyeti, hüneri ve bilgi birikimi yok. Enerji bakanı iken bile ülkeyi enerji krizine soktu ve silinip gitmesi gerekirdi. İçimizdeki İsrail’in, Atatürkçülük adı altında kurduğu hain rejimde, paralel devlet teşkilatı halinde kolladığı, muteber gösterdiği biri. Gerçek bir Türk basın ve medyası olsaydı, siyasi hayatı yarım saatte bitirilebilirdi. Üzerine geçen onlarca sene boyunca Türkiye’ye ihanet etmesi önlenebilirdi. AKPKK eli ile işlenmiş bütün suçların dünyada, ahirette sorumluluğu da Baykal’ın üzerinde.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Bülent Ecevit…

Karısı gibi kendisi de Sabetaycı gizli Yahudi. Karısının gerçek adı Rahşan değil Raşel. Bırakın koca memleketi, tek başına bırakıldığında ciddi bir devlet kurumunu bile yönetecek vasıfta biri değildi. İçimizdeki İsrail+Masonluk+CIA marifeti ile parlatıldı, iktidara getirildi ve hep popüler kalması sağlandı. Son zamanlarında çok yönden rahatsızlıklar yaşadı. Huysuzlaştı, itaatsiz oldu, günü gününü tutmaz oldu ve onlarca sene onu oynatan güç odaklarının gözünden bakınca “bir çuval inciri berbat eden adam”a dönüştü. Onlar tarafından yıkıldı. Kullanıldı ve atıldı. Bunda karısı Raşel’in huysuz, öfkeli, hesapsız tavırları da etkili oldu. Devlet yönetimi de şairliği kadar berbattı. Çıkarttığı aflarla, yüz binlerce masumun daha canı yandı. İktidarda iken devlet tarifi bile zor ekonomik sıkıntılar yaşadı. Türkiye için çok kritik olan çok mühim olan meselelerde Masonlardan, içimizdeki İsrail ile CIA’dan talimat almadan hiçbir şey konuşmadı ve hiçbir adım atmadı. Kıbrıs Barış Harekatı’nı bile onların talimatı ile hazırladı ve çok iyi rol yaptı. Siyonizm ve CIA, Yunanistan’da darbe yapan ve halk desteği de bulan cuntacıları devirmek ve Yunanistan’ın başına yine CIA’ya çalışan kadroları getirmek istiyordu ve Türkiye’nin başına getirdikleri Bülent’i kullanmaktan hiç geri durmadılar, Kıbrıs üzerinden cuntacıların imajını yıkmayı halk desteğini kırmaya başladılar. Ecevit’in ihanetlerini özetle anlatmaya bile onlarca saat gerekir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Alparslan Türkeş…

Kripto Yahudi. Aslen Kayseri Yahudilerinden. Muzırlıkları sebebi ile Osmanlı’nın son zamanı Kıbrıs’a sürgün edilen, içimizdeki İsrail mensubu bir ailenin ferdi. CIA piyonu. Pentagon yetiştirmesi. Hususiyle, Siyonizmin ve CIA’nın komünizm karşıtı mücadelesinde Türkçülük akımını kullanmayı seçmesi ile, bu yolda kullanıldı. Onun Pentagon’da bu minvalde gizli eğitimler aldığı sırada, ABD’nin dünyanın dört bir yanından antikomünist mücadele için eğittiği insan sayısı 800 bini bulmuştu. Siyonizm çok sıkışıp paniklediğinde, Türkiye de çevre ülkeler gibi komünizme kaymasın diye Sabetaycı gizli Yahudi Adnan Menderes’i İslamcı lider rolüne büründürmüş ve hızla İslami serbestlik vererek komünizm akımının karşısına çıkartmıştı. Bunu bir zaruret olarak yaptılar ve aslında çok riskli gördüler. Komünizme karşı mücadele güçlenmiş ve Türkiye’de biraz da nefeslenmiş, rahatlamışlardı ve sonrasında komünizmin karşısına Türkçülük akımı ile çıktılar. Kendi adamları olan Sabetaycı gizli Yahudi Menderes’i deviriken kullandıkları kadro arasında Türkeş de vardı. Bu proje çerçevesinde kullanılan çok sayıda kripto Yahudiden biridir gerçek adının Alparslan Türkeş olup olmadığı hala kesinleştirilememiş olan bu şahıs… Oğlu Tuğrul Türkeş de aynı güç odakları tarafından Siyonizmin ve CIA’nın AKPKK’sinde bakan yapılmıştı. Millet uyanmasın diye de CIA’nın adamı gizli Ermeni Devlet Bahçeli ile sözde atışmış da bu sebeple çaresiz kalarak baba ocağından ayrılmış ve AKPKK’ye gelmiş rolü oynamıştı. Akademi Dergisi olarak gerçek kimliğini, niyetini ifşa ettik, bağlantılarını da iyice ifşa edecektik ki panikle geri çektiler.

Neden geri çekildiğini koca memlekette hala kimse anlayamadı. Diyanet’ten sorumlu devlet bakanı, Boşbakan yardımcısı, hükumet sözcüsü Sabetaycı gizli Yahudi Numan Kurtulmuş’un onunla aynı anda neden aniden geri çekildiğini ve ta Turizm bakanlığına getirildiğini… Doğan Medya denilen ve resmiyette gizli Yahudi Aydın Doğan üzerinde gösterilen içimizdeki İsrail’in kurumsal medyasının neden aniden resmiyette el değiştirdiğini… CIA’nın AKPKK projesinin en kritik ailelerinden Karay Yahudisi Ülker ve Sabetaycı Yahudi Şahenklere neler olduğunu, bunları neden panik sardığını… Genel başkanı Meral Akşener’in bile Sabetaycı gizli Yahudi olduğu İYİ Parti projesinin etkili isimlerinden Kripto Yahudi Ümit Özdağ’ın hiç olmadık bir anda neden ansızın geri çekildiğini kimsenin anlayamadığı gibi…

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Mesut Yılmaz…

Konuşmalarının arasında durup düşündüğü anlara reklam koymak mümkün olan, aşırı gergin ve iç hesaplı şekilde, endişeli tarzda ancak konuşabilen… ADL, JDL, Bilderberg dahil Siyonizmin hemen bütün teşkilatları ile iletişimi ve işbirliği olan… Boşbakan iken resmi yurt dışı ziyaretlerinde bile kumar oynayan, bir seferinde çıkan kavgada mafya babasının birinin attığı kafa ile burnu kırılan ve derhal vatana ihanet dahil onlarca vahim suçlama ile tutuklu yargılanması gereken bir gizli Ermenidir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Uğur Dündar…

O gün o programına çıkarttığı herkesin gerçek kimliğini, bağlantılarını, hedeflerini detayları ile bilen ama kendisi de onlardan olan bir kripto Yahudidir. Bu haline rağmen hayatı boyunca Türklük, Atatürkçülük, Türkiye vurgulu eylem ve söylemleri ile aslında sinsi surette ve militan seviyede Türk/Türkiye düşmanlığı yapmıştır/yapmaktadır. Siyonizm, ortadoğuda işgalleri kırk yıldır yapamayınca, Büyük İsrail projesi gerçekleşmeyince, yeni bir strateji olarak AKPKK projesi ile ılımlı İslamlı T.C. projesini devreye alınca, AKPKK ve el Kaide, el Nusra, IŞİD üzerinden bölgeyi mahvetmeyi ve sonra işgal etmeyi planlayınca, ülkedeki gizli iktidarlarının yıkılacağını düşünerek buna uymamış, kendisi gibi buna uymayan kripto Yahudi arkadaşları ile, başta da kripto Yahudiler Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan ile birlikte, resmiyette Sabetaycı gizli Yahudi Burak Akbay’ın üzerine gösterdikleri Sözcü gazetesinde yoluna devam etmiştir. Gizli kameralı özel ekiplerle birlikte, öğretmenleri ile birlikte Cuma namazına giden orta okul öğrencilerini takip ettirip sözde haber yapması hep hafızalardadır. Başörtüsü aleyhinde, milletimizin Müslümanca yaşama mücadelesi aleyhinde mücadelesi, yalanlarla, büyük suç kapsamında yaptığı sözde haberleri ve sözde açık oturumları hep hafızalardadır.

Hala vatana, millete ihanet suçlarını işlemeye devam ettiği Sözcü’de “Sınıfta namaz” şeklinde manşetler attırmaktadır. Sicili çok bozuktur. Yalan haberlerden, kumpas kurmaktan, haber mühendisliklerinden dolayı çok cezalar almıştır. Aydın Doğan medyası denilen paralel devlet teşkilatının, ihanetler de dahil on binlerce vahim suçunun gönüllü suç ortağıdır. CIA’nın kontrolünden kurtulmuş bir Türkiye’de, gerçekten Türk hukuk sistemi denilebilecek bir sistemin onu da tutuklamadan bir gün bile dışarıda gezdirmesine ihtimal vermek mümkün değildir. En büyük maskeleri, kendileri gibi kripto Yahudi olan Adıtürk adına ihanet ve terörle kurdukları hukuksuz, katliamcı ve hükümsüz rejimleridir.

Mehmet Fahri Sertkaya