Etiket arşivi: Cem Yılmaz

Gizli Ermeni/Çingene Erkin Koray öldü

O yaşında, o hasta vücudu, o kadar sinyale iyi bile dayandı.

İblis bu gibileri hususi koruma altına almasa, o kadar dayanamazdı.

Son yayınlarda birkaç kere adı geçtikten sonra, hiç rahat durmuyordu.

Çok daha fazlası ölecek. Süreç ilerledikçe, dünya genelindeki satanist sözde sanatçıların, oyuncuların, ünlülerin ölüm haberleri daha da sıklaşacak.

Artık yeni bir pandemi mi uydururlar, yeni yeni sendromlar mı uydururlar, nasıl gizlemeye çalışacaklar, göreceğiz. “Beyin yiyen amip” benim çok hoşuma gidiyor. İnşaallah sık sık ona bağlarlar çarpılarak ölenleri…

Lakin dünyanın dört bir yanından, metafizikçilerle çalışan taraflar, neler yaşandığını kısa sürede metafizikçilerinden zaten doğrulayabiliyorlar.

1970 yılında, ABD’deki satanist sözde sanatçıları taklit ederek, çırılçıplak fotoğraf çektiren, bu fotoğrafı bir dergide yayınlanan, o gün kafasına sıkılması gereken Erkin Koray’ın cezası ta bu günlerde kesilecekmiş.

Darısı, Sezen Aksu ile çetesinin, Cem Yılmaz ile çetesinin ve dünya genelindeki benzeri satanist, büyücü, din düşmanı, ahlak ve namus düşmanı çetelerin başına…

Öncelikle ekibime büyüler yapanları, yaptıranları değil…

Ekibimdeki kadın kişilere büyüler yapanlar ve yaptıranlar arasından haddi aşanları öldürüyorum. Öncelik sıralamasının en tepesinde bu kişiler var. İblis de binlerce cin kabilesi de korumaya çabalasa, yine de öldürüyorum.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Çarpıldıklarını ilan edeceğim


Şimdi arkadaşlar, ben yayınlarla ya da arka plandan dünyayı yönlendirmeyeyim diye, dünyanın her yerinde satanist/mason ayinleri yapılıyor. Ayinler haricinde de dünya genelinde seferberlik halinde büyüler yapılıyor. Beyinden beyine sinyal saldırısı yapan medyum orduları ve talimatla bile bir kişinin üzerine gönderilebilen cin kabileleri de ayrıca yükleniyorlar.

Ben de bir yandan metafizik çatışmalarla meşgulken, bir yandan birkaç işe daha bakıyorken, bir yandan da onlara, yayın yapmamı engellemek isteyenlere inat yayınlar yapıyorum. Daha az yayın yapacaksam bile, inadına daha çok yayın yapıyorum. Bazı meselelere dair kararlarımı, yönlendirmelerimi, yayınlarımı bekleteceksem bile, onlara inat olsun diye bekletmeden hamleler yapıyorum.

Zaten, yazdığım yazılara bakın, sık sık yazma hataları varsa, bazı cümlelerde bazı kelimeler eksik yazılmışsa, ben birkaç işi bir arada yapıyorum demektir. O sırada yayınlar yapıyorum demektir.

Genelde kafam başka bir yada birkaç işle daha meşgulken, bir yandan da sesli okumalar eşliğinde metafizik çatışmalar yapıyorken metinler yazıyorum demektir.

Zaten bir süre önce yayınla izah etmiştim ama tam olarak anlayamayanlar var gibi…

Ben metafizikle yıkılmıyorum diye, öldürülemiyorum diye, iş yapamaz hale getirilemiyorum diye, yaklaşık olarak son iki aydır ekibime çok ağır büyüler yapmaya, çok yüksek sayıda medyumla ve cin kabileleri ile saldırmaya başladılar.

Bir süre sonra buna çok kızdım ve “Ben bunun hesabını sorarım. İblis’in kafa adamlarından çok sayıda kişiyi öldürmedikçe durmayacağım” mealinde yazdım.

Hemen o günlerde ölüm furyası başladı. Dünyanın dört bir yanından satanist, mason ayincilerden, üst seviye olanlarından ölenler oldu. Bunların bazıları sanatçı ve oyuncu olarak da tanınıyorlar ve onlardan da ölenler oldu.

Lakin hiç beklemedikleri bir şey oldu ve Menzil denilen Ermeni/Çingene tarikatının Gavs hazretleri denilen sözde şeyhi de çarpılarak öldü.

Çünkü, ta birkaç yıl öncesinden yazılı yayınla anlattığım gibi, o yüksek rütbeli şeytan, benden ziyade ekibimle çok uğraşıyordu. Bu sürece girilince, onun da mühleti doldu ve çarpılıp öldü

Bu süreç hala bitmedi, devam ediyor. Son yayınlarda birkaç kere adını geçirdiğim Ermeni/Çingene Sezen Aksu ve çevresindeki büyücü/satanist çete de bana güç yetiremediği için daha çok ekibimle uğraşıyor. Yine Ermeni/Çingene Cem Yılmaz ile çevresindeki çete de bunu yapıyorlar.

Dünyanın farklı farklı ülkelerinde, bunlar gibi çeteler var. Hepsi birlikte “Mfs’yi yıkamıyorsak, ekibini yıkalım” dediler. Şükür ki ekibimden kimseyi öldüremediler. Lakin başından beri açıkça yazdığım gibi çok ciddi sorunlara sebep oldular.

Bu süreçte bazı devlet başkanlarının kardeşleri ya da yakınlarında olup da büyücülüklerine aracı olan başka akrabaları öldü. Bazı devletlerde bakanlar ortadan bir anda kayboldu, bir daha onlardan haber alınamadı, alınamıyor. Aslında, gelişmeleri sadece burada yazdığım kadar bilgiyle takip edenlerin bilemediği çok çetin bir süreç yaşandı arka planda ve hala yaşanıyor, gün geçtikçe de şiddetleniyor.

Netenyahu dahi bu şekilde hareket edenlerden, ettirenlerdendi. Son süreçte çok çarpıldı, çok sorunlar yaşadı, yaşıyor. Hatta ölmüş bile olabilir. Ortada dolanan şey gerçek Netenyahu mu, dublör mü yoksa biyonik robot mu, bu hususta şu anda elimizde somut/kesin bilgi yok.

Şimdi ben şunu da açıkça yazayım. Bu süreç daha da şiddetlenerek devam ediyor, ekibimden çok sayıda kişi ciddi sıkıntılar çekiyor. Şükür ki hayati bir tehlike olmuyor ama onların yaşadıkları bu ciddi sıkıntılar nedeniyle de ben bu dünyayı mahvediyorum, edeceğim.

Çok kısa süre içinde, söz konusu tarzda saldıran saldıganların çok üst başka isimlerini de cehenneme göndereceğim. Bu sırada zaten onların emrinde hareket eden büyücü takımları da çarpılıyor, sakatlanıyor, ölüyorlar.

Onların ölüm haberleri geldikçe, hepsinin değil, mevzunun anlaşılmasına yetecek kadar birkaç tanesinin haberlerini buradan paylaşacağım ve çarpıldıklarını ilan edeceğim.

Tekrar yazıyorum, Cem Yılmaz’a ve çetesine, Sezen Aksu’ya ve çetesine dünyanın her yerinden destek verin. Çünkü kararlıyım, onları da öldürüp cehenneme göndereceğim. Ve bunu, kendilerini en güçlü gördükleri anda yapmaktan ayrıca bir zevk alacağım, mutluluk duyacağım.

Adliyelerdeki Ermeni, Çingene, Yahudi takımından, onları kollamaya teşebbüs edenleri dahi öldüreceğim. Hepsini buradan yayınlarla ilan edeceğim.

Bakalım ismi geçen pislikler, ne kadar büyüklermiş, ne kadar güçlülermiş, sistemleri için ne kadar kıymetlilermiş ve ortada sistemleri mi kalmış, güçleri mi kalmış, şimdi bütün dünya görecek.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Gizli Ermeni/Çingene paralel devlet çöküyor – 6

Necip Fazıl Kısakürek de Çingeneydi

Masonlarla iç içeydi. Azılı bir Türk/islam düşmanıydı. Sahtekar, kumarbaz, palavracı, intihalci bir ruh hastasıydı. Kibir abidesi ve megalomandı.

Rezil bir hayat yaşadı, rezil bir halde öldü.

İkinci Abdülhamid’in çok karışık olan soyunun baskın gelen yanı da Çingenelikti.

Bir insanının şu kadar sıfatsız, meymenetsiz olması, genlerine Çingenelik karışmadan mümkün olabilecek bir şey değildir.

Çingeneliğin yanında bir de sorunlu bir ya da birkaç soy/gen de karışırsa, ortaya Abdülhamid gibi görüldüğünde yanından uzaklaşılacak tipler çıkar.

Ceza evlerinin cinayet ve hırsızlık/dolandırıcılık koğuşlarında bu modellerden de çok var. İlk gördüğünüzde “Bu nasıl bir model böyle” diyorsunuz. On dakikaya bile kalmadan “Allah korusun bunun şerrinden, belasından” diyorsunuz.

Milletler arası insan ve organ kaçakçısı Mehmet Haberal’ın soyunun baskın yanı da Çingenelik

Hıyanet işleri başkanlığının gizli hristiyan başkanı Ali Erbaş da Çingene

Oğuzhan Uğur da Çingene

Biz gerçek Türklerden ala Türk isimleri almayı ve milliyetçi görünmeyi çok iyi bilirler. Atalarından öğrendileri bir usul bu… Onlara da İngilizler öğrettiler. İngiliz kraliyetine de bu işleri İblis öğretti.

Mesela Oktay Vural da Çingene yanı baskın ama soyu karışık olanlardan…

Baksanız bunlar MHP’li, Ülkücü, milliyetçi…

Arka planı bilseniz bazıları kendini Ermeni kabul ediyor ve bunu gizliyor. Bazıları Çingene kökenli olduklarını biliyor ve gizliyor. Hepsinin ortak yanları ise Türk ve İslam düşmanlığı, kara paracılık, İngiltere piyonluğu…

Şimdi…
Kraliyet başta olmak üzere, benim karşımda gizli Ermeni/Çingene kartını hala oynamak isteyen taraflar, sahada bir adım öne çıksınlar, onları göreyim.

Benim karşımda, güya bir Ankara hükumeti tesis ettiğini zan edenler de bir adım öne çıksınlar.

Benim ülkemde MİT başına, damarıma basar gibi o Abraham Kalın Çingenesini getirenleri de bir göreyim. Bakalım ne yapacaklar.

Benim karşımda, 15 milyondan fazla sözde sığınmacıyı vatanımda, devletimde tutmak için organize şekilde faaliyet verenleri de bir göreyim. Türkiye’ye dört bir yandan milyonlarca Çingene getirenleri ve burada tutmak isteyenleri bir göreyim.

Ona göre de karşlıklarını vereyim.

Türkiye gerçek hürriyetine ulaşmadıkça, sözde sığınmacıların tamamı derhal def edilmedikçe, Ankara hükumeti denilen şer ve ihanet merkezi yok edilmedikçe, ben TR’de ve dünyanın bütün ülkelerinde ve yetmeyip en başta da yer altı şehirlerinde kurulu her düzenlerini bozacağım. Her türlü faaliyetle, her türlü teknikle, darbeyle bozacağım.

Ya benim dediğim olacak ya da onlar Ankara’yı ayakta tutmak isterlerken ben bütün dünyaya benzin döküp yakacağım.

24 saat nispeten sakin kalacağım. Sahada neler olacağına bakacağım. Asıl film oradan sonra başlayacak.

Osmanlı, cellatları Çingenelerden seçiyordu. Çünkü acıma duyguları yok gibiydi. Şimdilerde dünya genelinde onlarca ülke organize şekilde bebek, çocuk, genç kız, genç kadın kaçırıyor. Bunların alış verişi yapılıyor. Bazısı cinsi sapıklara, bazısı fuhuş mafyalarına, bazısı satanist ayincilere, bazısı organ mafyalarına satılıyor.

Bu kadar insanlık dışı ve lanetli bir işi nasıl yapıyorlar derseniz, işte böyle… O ülkelerin hepsinin idari kadroları, gizli servisleri, iş çevreleri, mafyaları aslı Çingene olanlar kişilerle dolu.

Çingenelerin çoğu, kendi çocuklarına ve kadınlarına bile acımazlar. Öyle döverler ve söverler ki ilk defa görenler çok şaşırır ve sarsılırlar. Siz boş verin onları hala şirin ve iyi insanlar gibi göstermek isteyenleri, bu dünyanın en vahim sorunlarından biridir Çingenelik…

Mehmet Sevigen de Çingene

Cem Yılmaz da Çingene

ETİ’nin kurucusu Firuz Kanatlı da Çingene

Doğuş Grubundan Ayhan Şahenk de Çingeneydi

Sezgin Tanrıkulu da Çingene

Gürsel Tekin de Çingene

Metin, Tekin, Çetin, Gültekin, Alptekin, Tekinsoy, Tekintüre ve benzerleri, çok sık olarak kullandıkları şifrelemeler. Bunları, biz Türklerin anladığı manalarda kullanmıyorlar.

Dinleri de farklı olduğu için ve azılı İslam düşmanı oldukları için, halk arasında kendilerinin Alevi olduklarını iddia ediyorlar.

Açıkça “İslam düşmanıyız. Ermeniyiz. Hindistan ve Mısır kökenliyiz. Çingeneyiz. Firavunların soyundan gelmekteyiz” diyemiyorlar.

Laiklikmiş, cumhuriyetmiş, demokrasiymiş, çağdaşlıkmış, Adıtürkçülükmüş, hepsi bunların müslüman Türkleri asimile etmek hatta mümkün olursa soylarını kurutup yok etmek için kullandıkları araçlar. Uydurma değerler.

Faik Öztrak da Çingene

Özgür Özel de Çingene

Özgür, Gürsel, Gürsoy, Gürel, Güral, Gürkan ve benzeri şifrelemeleri de çok yoğun olarak kullandılar, kullanıyorlar.

Serdal, Serkan, Sertaç gibi isimleri de çok kullandılar, yaydılar.

Öyle bir manzara var ki onların nasıl şifrelemeler kullandığını ve ortada neler döndüğünü bilmeyen gerçek Türkler arasında da bunların şifrelemeleri isim olarak tercih edilir oldu.

Çingene Devlet Bohçalı’nın, Çingene Kemal Kılıçdaroğlundan sonra CHPKK’nin başına geçecek kişi olarak Çingene Özgür Özel’i açıkça neden işaret ettiğini daha iyi anlayabilmiş oldunuz.

Türkiye’de hiçbir zaman cumhuriyet de demokrasi de uygulanmadı. Hiçbir zaman çok partili hayata geçilmedi. Şu anda da çok partili bir sistem yok. Neredeyse hiç varlık gösteremeyen birkaç küçük siyasi parti hariç, geriye kalanların hepsi tek parti…

Hatta siyasi parti demek doğru değil, tek suç örgütü, tek ihanet örgütü, tek vahşet örgütü, tek Çingene örgütü denilebilir.

Eren Erdem de çingene

İsmi de soy ismi de şifreleme

TİP başkanı Erkan Baş da Çingene

Barış Atay da Çingene

Sera Kadıgil de Çingene

Sırrı Süreyya Önder de Çingene

“Amerika’daki meşhur Türk hekim” olarak yutturulan Mehmet Öz de Çingene ve sistemin adamı. Pisliğin önde gidenlerinden biri…

Gizli Ermeni/Çingene teşkilatının TR ayağında en ama en sık olarak kullandıkları şifrelerden biri de -öz şifresi…

Özkan, Özlem, Öznur, Özer, Özgül, Özgür diye bir başlarsınız… Özkaya, Öztürk, Özel, Özdemir, Özdamar, Özüşen, Şenöz, Özgün, Özgüneş, Özeş, Özgüre, Özgürel, Özyürek, Özbudun, Özboyacı, Özkalaycı, Özaltın, Özgümüş, Özbay, Özkeskin, Özak, Özüak, Özakman, Özkara, Özsoy, Özince, Coşkunöz, Öziş, Özdoğan, Özkent diye devam ederek, içinde -öz kullandıkları yüzlerce farklı şifrelemeyi listeleyebilirsiniz.

Bu Çingenelerin “Öztürkler” dediği palavra da İblis’in uydurması… İblis bunları öyle bir kafalıyor ki “Türk ırkı diye bir ırk yok. Onlar aslında sizlersiniz. Tarihte çok büyük işleri sizler yaptınız. Bütün dünyaya hakim olduğunuz zamanlar oldu. Lakin zama geçtikçe bazılarınız dejenere oldu, aslını kaybetti. Siz ise özünüzü kordunuz, siz Öztürksünüz” diyor.

İblis bu, işini iyi bilir. En az yüz bin senelik şeytanlık tercrübesi var. Nice ilim sahibi Allah dostlarının ayaklarını bile nasıl kaydırdı… Hem gerçek Türklerin genlerini bozuyor, hem gerçek Türklere karşı bu geni/kodu bozuk, ahlak ve namus bile bilmez türetmeleri kullanıyor, hem de “Onlar Türk değil, Türk sizsiniz.” diyor. Gerçek Türkler, çok eskiden beri kendisine tabi olmuş kişilermiş gibi yutturuyor.

Sonra bu kodu bozuk türetmeler üzerinden bütün dünya insanlığına kan kusturuyor.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Biraz da istihbarat verileri paylaşayım


“Hukuk yoluna gitmek gibi bir aptallık yapan olursa, engel olun.”

“İçlerinden biri çıkıp da dava edecek diye çok korkuyorum.”

“Mfs artık hukuk işini hızlandırmak istiyor. Ondan herkese vuruyor.”

“Sus, sus… Hiç konuşma.”

“Kimi dava ediyorsun? Ben dava eder miyim ya, aptal mıyım o kadar?”

“Şakının biri dava etse de izlesek.”

“Ulan memlekette biz bu kadar çokmuşuz ha… Ben bile bu kadar sanmıyordum.”

“Mfs ile anlaşırsak yaşam koşullarımızı koruyabiliriz. Biraz tavizler de vermemiz gerekecek. “

“Yoookk biz ona gelemeyiz. Yookk yookk, söz konusu bile olamaz.”

“Ya ben yataktan kalkamıyorum artık. (Metafizik çatışmalarda aldığı darbeleri anlatıyor) Çok fena bir adam bu ya … Ben ayinlere ara vereceğim.”

“Adam nereden vuracağını iyi biliyor. Yıllardır oyundan düşmedi, nedir bu adamı hala tutan şey diye düşünüyorduk. Adam resmen istihbarattan çıktı. Söylenti değilmiş, duyduklarımız gerçekmiş. Artık kimseye güven kalmadı. Ah biz şu zamana kadar bu işin icabına niye bakmadık. Hep millete uyduk, bak şimdi başımıza gelene.
Onca yıl ne büyük laflar ettik. Ortaya Türk Müslüman olmadığımız çıktığında, bu insanlar bizi linç eder. Bittik rezil olduk, rezil.”

“Adam neler demiş, siz bu adamın normal biri olduğuna emin misiniz? Hiç de dediğiniz gibi gözükmüyor. Bu adamın arkasında adını koyamadığımız kuvvetler var. Öyle bildiğimiz gibi değil. Biz geri çekiliyoruz. Siz de canınızı seviyorsanız bu adamın radarına girmemeye bakın. Bize de bir daha selam vermeyin.”

“Bu olaylar çok fazla. Bu ifşalar çok fazla. Bunları kapatmak için çok büyük hadiseler lazım. Taksim benzeri bir bombalı saldırı bile bunları kapatmaya yetmez. Enaz 15-20 gün gündemi meşgul eden bir şeyler olmalı”

“Ben ne emeklerle buraya kadar getirdim bu işleri. Şu adamı şikayet ettiğim herkes beni yanından kovaladı. Madem bu kadar tehlikeli, siz beni niye bu sahaya çıkarıyorsunuz? Ben çarpılarak ölmek falan istemiyorum abi, benim yaşayacak senelerim var. Bu adam milletin geceleri boğazına çöküyormuş, neler neler anlatıyorlar. Ben istemiyorum alın beni, çıkarın beni gideyim ben. Hiç iyi değilim, kendimi kötü hissediyorum.”

“Kimse kalmadı artık. Herkes kafayı yedi. Bu adamları programa çıkartmak da programda tutmak da bir dert oldu.”

“Yeter yahu ne doymak bilmez adamlar bunlar. Kitap yazdık, kaç senedir mücadele de veriyoruz. Ayinlerine de katıldık. Benim sağlığım artık Yahudilere çalışmayı kaldıramayacak. Zaten yaşlandık. Geri çekilelim.”

“Kraliçenin ölüm ilanından beri bizi daha güçsüz görüyorlar. Çok rezil olduk. Kaynaklarımız, paramız tükeniyor. Borçlarımız arttı. Sürekli kripto paralardan ve Çin’den para çalıyoruz. Eğer Çin onlardan para çaldığımızı fark ederse anında bize ters hamleler yapar.

ABD’ye, Hindistan’a gitmesi gereken parayı da biz alıyoruz. Bunu fark etmemeleri için her şeyi yapın.”

“Cern için yapacak bir şey kalmadı. Burada olanlar açığa çıkmadan patlatalım.”

Barack Obama, ABD’deki bankaların için boşaltmak için görüşmeler yapıyor.

İngiltere Kraliyet ailesi, çok değerli mücevherleri ve tarihi eserleri açık artırmalarda satarak nakit sıkıntısını çözmeye çabalıyor.

Rishi Sunak, Hindistan’daki biyonik robot zenginleri etrafında toplayarak nakit havuzu oluşturmaya çabalıyor.

Belarus’un Rusya ile müttefik olması/kalması onlar için tarihi bir kırılma noktası olacak. Rusya ile birlikte yok olmayı tercih etmiş olacaklar.

İblis’in sağlığı da keyfi de hiç iyi değil. Çok çarpılıyor ve dünyada hiçbir şey istediği gibi gitmiyor. Tabiri caizse, ayaklarından tavana asılmış gibi bir hali var.

Bir uzaylı lider olan Deccal da bir yanıyla İblis’in evladı. Deccal’ın ademoğullarından olacağına yani insan olacağına dair rivayetlerde bu mana var. Evet ademoğlu ama başka bir insan türünün Ademinin oğlu.

Cinler dünya insanlarıyla ya da uzaylı insanlarla cinsi müsabete girebilirler ve çocukları olabilir. Bu hususta büyük İslam alimlerinin muteber eserlerine bakılabilir.

Putin suretindeki biyonik robot, çok büyük sorunlar yaşamaya, yaşatmaya devam ediyor. Her an bir büyük arızayı insanlar arasında yaşar diye çok korkuyorlar. Bu robotun zaruret olmadıkça ortada görünmemesini istiyorlar.

Charles’ın üst ekibi, Putin şeklindeki biyonik robotun oyundan alınmasını mantıklı buluyor ve istiyor.

Gizli Ermenilerin ifşa edildiği yayınlarıma çok sevinen başka kripto taraflar var. “Artık onlara para ödemeyeceğiz” diye sevinenleri de var.

Gizli Ermenileri ifşa eden yayınlarım, FOX TV isimli ihanet mecrası içinde de hareketliliğe sebep oldu. Endişeliler hatta panik halindeler…

Özdilek, Karaca, Bülent Börek gibi şirketler/markalar da hep gizli Ermenilerin ve bunların hepsinde kara para işleri de dönüyor.

Birkaç mason konuşurken biri

“Mfs’yi hapistekyken öldürmeliydik. Yanına bir sürü adam koyduk. Hiçbiri beceremedi. Bütün çabalar boşa bitti. Bu adamı gerçekten koruyan ilahi bir güç olduğunu o zamanlar anlamalıydık. Her şey için geç kaldık.”

“Lanet olsun bu adama da bunu yetiştirene de” diye lanetler savurarak konuştu Karadenizli bir vatan haini Ermeni…

Rusya’nın Çin ile gerçek bir ittifakı hala yok. Olacak gibi de durmuyor. Aksi yöndeki resmi yetkili açıklamaları bile üfürme…

Ermenistan’a silah, mühimmat, para yardımı yapanlar Türk tokadı yiyecekler.

Beşşar Esed’in Suriye’de çok büyük paralar kazanma ihtimali beni rahatsız etmiyor. BOP tamamen bitsin de Esed çok büyük paralar kazansın. Çok güzel…

Esed, kazanacağı paralarla Suriye’nin tamamında hayatı normale döndürmesi için gereken yatırımları yapacaktır. İşsizlik sorununu Suriye genelinde ortadan kaldıracaklar. Bu da Türkiye ve bölge için çok hayırlı bir gelişme. Bundan ötürü dertlenecekse ABD, İsrail, Rusya, İngiltere ve benzerleri dertlensinler.

“Savaş çıkacaksa da çıksın. Geri durdukça kaybediyoruz. Ezildikçe eziliyoruz. Şu adamın gölgesi kadar korku veremiyoruz artık millete.” diye diye küfürlerle karışık şekilde konuşan etkili ve yetkili kişiler var Türkiye’de…

Çin’de Şi suretindeki biyonik robotlar da çok büyük zorluklara tahammül edilerek sahada tutuluyorlar. Sistem bu yükü uzun süre daha taşıyamaz.

Elon Musk şeklindeki biyonik robotlar da sürekli sinyale giriyorlar ve Elon Musk’ı oyunda tutmak için de büyük zorluklara tahammül ediliyor. Elon Musk üzerinde/sahipliğinde gösterilen şirketler ve buralarda faaliyette olan insan şeytanları hep sinyallere giriyorlar. Araçlar, makineler, binalar hep sinyale giriyorlar.

Rahatça imalat yapamaz hallerdeler.

Devlet Bohçalı suretindeki biyonik robot da kötü vaziyette. Bir de her yerden baskılar, sığınmalar, talepler de üst üste geliyor. Ne yapacağını şaşırmış, çaresiz bir halde oyalıyor tarafları…

Suriye’ye yapılan/yapılacak yatırımlar, projeler, fabrikalar… Şayet temiz işlerse sinyale girmiyorlar ve girmeyecekler.

Ekrem İmamoğlu suretindeki biyonik robotun bağlı olduğu uzaylı grup, Ekrem suretindeki biyonik robotu oyundan çekmek istiyorlar ama kararsızlar. Ne yapacaklarını şu anda kendileri de bilmiyorlar.

İngilizlerin ve daha arka planda İblis’in piyonu olan Hindistan’da çok yüksek sayıda insanın ölmesi için gereken enerji/duhan birikmeye devam ediyor. Bu böyle giderse, yakında Hindistan’da toplu ölümler yaşanacaktır.

Yeni yeni sendromlar ve virüsler uydurarak hatta bazı bölgelere kasten virüsler de yayarak, yaşanacak toplu ölümlerin gerçek yüzünü gizlemeyi deneyebilirler.

Yaşanacak toplu ölümler, Hindistan halkı arasından iyi insan olanlar için çok hayırlı olacak. Çünkü toplu ölümlerle insan şeytanları oyundan düşecekler.

Japonya’da da duhan birikiyor, artıyor, şiddetleniyor. Japonya, yaşamak için de tahsil yapmak için de gezmek için de iş/yatırım yapmak için de artık en riskli ülkeler listesinin üst sıralarında olan bir ülke…

Aynı şeyler, Londra merkezli sistemin satanistleştirdiği Güney Kore için de geçerli.

Papa suretindeki biyonik robot da son zamanlarda üst üste vahim arızalar yaşıyor, büyük sorunlar yaşatıyor. Böyle giderse onu da sahadan/oyundan almak zorundalar. Ayrıca Vatikan denilen sembolik devlet üzerinden yapılan insanlık dışı kara para işleri de çok kötü vaziyette… Çoktan battılar. Sermayeden yiyorlar.

Güldür Güldür ekibi de sıkıntı içinde. Onlar da gizli Ermeniler ve onlar da ifşa oldular. Oysa daha dün denilecek vakte kadar Akademi Dergisinden beslene beslene, ses getiren işler yapıyorlar, iyi gidiyorlardı.

Güneş’in yapısı billur gibi mi? Kendi bünyesinde ve merkezinde ısı var mı? Sadece bir yansıtıcı mı? Güneşin içinde yaşayanlar var mı?

Yaşananlar gizli Yahudiler ve gizli Ermeniler arasında da büyük kırılmalara sebep oluyor.

Yaşananlar gizli Yahudiler ve gizli Ermeniler arasında da büyük kırılmalara sebep oluyor.

Cem Yılmaz suretinde imal edilen biyonik robotu yakında sahadan çekmeyi konuşuyorlar.

Türkiye’deki sanatçıların suretindeki biyonik robotlar çok ağır çarpılıyorlar. Çoğunun içindeki uzaylı insanlar değiştirildiler.

Hande Yener çok ileri seviyede bir büyücü ve kan içen bir satanist.

Ayinlere katılıp da para alamayanların öfkeleri büyüyor.

Akademi Dergisinden beslenerek yayınlar yapan gizli Ermeniler ortada kalıyorlar.

Sistemin üst isimleri arasında, gizli Ermeniler olan Kılıçdaroğlu ve Akşener’in geri çekilmesi gerektiğini konuşanlar da var.

Türkiye’de seçimlerin olmayacağını sık konuşuyorlar ve artık bunu kabulleniyorlar. Hala seçimlerin yapılabileceğini değerlendirenler bile Tayyip’in aday olamayacağını konuşuyorlar.

___________________________________________

Güncelleme: 22 Aralık 2022

“Sen, ulan sen kimsin ki boğazlara ayar veriyorsun. Otelmiş, köprüymüş, buraların tapusu bizde…

Ne hallere geldik, ne durumlara düştük. Şu Tayyip’le masaya oturduğumuz günlere lanet olsun. Rahmetli mezarından dirilse topunu *** bunların.

Kim ne yapacakmış, kimin ne planı varmış, kim kime yatırım yapıyormuş. Hepsini bana öğrenin, getirin” diyen gizli Ermeni vatan haini!

Tanışalım, ben Mfs… Mekanın sahibiyim. On bin yıldan fazla süredir buraların sahibi olanların soyundan gelmekteyim. Asıl sen kimsin, necisin?

Rusya’nın ve Çin’in açıkça çökmelerine, batmalarına izin vermedikleri her gün, ABD iyice dibe vurmaya devam ediyor.

Zelensky devlet lideri gibi değil de emirler alan memur gibi davranıyor. Davranış/beden dili bile tamamen buna göre….

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok üzüldüm

Tiyatro oyuncularını taşıyan minibüsün Amasya- Çorum kara yolu üzerinde kaza yaptığı, ölü ve yaralıların olduğu haberini aldım ve çok üzüldüm. Üzerine geçen bunca saate rağmen hala üzüntülüyüm.

Böyle olmamalıydı… Ne diyeceğimi bilemiyorum. Hesaplamalarımıza göre tamamı ölmeliydi, nasıl oldu da bir kısmı yaralı kaldı, şaşırdık. Lakin mücadelemize hız kesmeden devam ediyoruz. Gizli Yahudi, gizli Ermeni, ahlaksız, namussuz, LGBT’ci, satanist, her türlü kötü alışkanlığı olan, milletimize ve hususiyle gençlerimize zehir saçan, yüzlerine bakılamayacak seviyede kararmış, yayıncılık imkanlarını nükleer silahtan daha tehlikeli tarzda kullanan bu kişilerden geriye kalanların da bir an evvel müstahak oldukları sonu bulmaları için hem duacıyız hem de metafizikle çarpmaya devam ediyoruz. Haftalardır çok yüksek sayıda kripto kişiyi çarptık, en çok da gizli Ermeniler öldüler, döküldüler ama bunu dahi yetersiz görüyoruz.

Bu türlü faaliyetlerimizi/mücadelemizi bir milli vazife, bir vatan/millet müdafaası, ahlak/din müdafaası, örtülü işgale karşı bir direniş, kahramanca ve Türk gibi bir duruş, sömürüye baş kaldırış hatta zaruri bir insanlık vazifesi olarak görüyoruz. Basında/medyada ve sosyal medyada ne kadar kripto kişi, ne kadar insanlık düşmanı satanist varsa hepsini cehennemlerine göndermeyi vazife biliyoruz. Şu sıralarda hususiyle Cem Yılmaz’ı ve onunla bir şekilde alakalı/bağlantılı olup da yayıncılığın herhangi bir kısmında yer almış ya da almakta olan herkesi liste başı yaptık. Dünyanın dört bir yanında türlü türlü meselelerle, taraflarla mücadele ettiğimiz için böyle oldu. Daha iyisini yapabilirdik ve bundan sonra inşaallah yapacağız. Bu tipleri Türk, Müslüman, sanatkar, insan diye tanıtan, anan, savunan, arkalarından rahmet okuyan ve okutan herkesi de bu tiplerle aynı yere göndereceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi