Etiket arşivi: AKPKK

Topluca gömülecekler


AKPKK, Suriye’ye girme teşebbüsünde bulunursa, bunu darbe gerekçesi yapacağız. Meşru bir askeri darbe ile meşru bir millet darbesini bir arada gerçekleştireceğiz. Eli kulağında zaten ABD’de de darbeler gerçekleşecek. Hemen peşinden Ankebut Ağı’na bağlı onlarca hükumetin devrilmesini sağlayacak bilgi ve belgeleri de her yere servis edeceğiz. Arka plandan ya da açıkça o ülkelerin vatanseverlerine de destek vereceğiz.

Her şey önceden haber verdiğimiz gibi olacak. Tekrara gerek yok. Birileri ille de Türkiye’nin idaresini resmen elimize almamızı istiyorlarsa, alacağız. Birileri, Kraliçe’nin tasmalı köpekleri olmaya devam etmek ve bu uğurda itlaf edilmek istiyorlarsa, onları da itlaf edeceğiz. En baştan da o Hulusi Akar köpeğini…

Kraliçe istiyor diye… Dünya üzerindeki siyasi dengeler aleyhlerinde gelişiyor diye… Kara para işleri kötü gidiyor diye… Daha fazla bebek, çocuk, genç kız ve kadın, daha fazla organ lazım diye… BOP yani Büyük İsrail projesi çöküyor diye… ABD, İngiltere, İsrail, Almanya başta olmak üzere pek çok Ankebut Ağı ülkesi memuruna maaş veremeyecek hale geldi diye… Türkiye’deki askeri ve idari yetkili hainler Suriye’ye girebilirler ama bu ordu onların emirlerine itaat etmeyecek. Bu millet de onlara itaat etmeyecek. Türk ordusu Suriye’ye gir-me-ye-cek.

Çok istiyorlarsa İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, İsrail ve benzeri Ankebut Ağı ülkeleri kendileri girsinler tam olarak Suriye’ye, biz o vakit gireriz, hepsini oraya gömmek niyetiyle…

Bütün taraflar da hazır olsun. Son derece kararlıyız, buradan geri dönüşümüz yok. Milyon kişi ölecek bile olsa, askeri ve siyasi makamlardaki bütün hainleri tek tek önden avlamak gerekse bile bütün sözde mültecileri, tamamını bu ülkeden kovacağız. Açıkça ve tekrarla yazıyorum, kovacağız. Şimdi hangi ülkenin, hangi ordunun, hangi gizli servisin, hangi milletler arası mafyanın, hangi kara paracı ve organcı masonun ne marifeti ve gücü kaldıysa, çıksın sahaya. Hemen çatışmaya başlayacağız.

Yetti artık, boğazımıza kadar geldi. Bunlar kalemden, sözden, uyarıdan anlamayacaklarsa, kurşunlarımız konuşmalı. Bu, bir milli güvenlik meselesi… Bu, devleti, vatanı, milleti muhafaza etme meselesi. Hiç kimse artık Türkiye’yi ve ordusunu başka ülkelerin, Yahudilerin, Hristiyanların, Satanistlerin, Masonların menfaatleri için tepe tepe kullanamayacak. “Ben varım, ben kullanacağım, sen kimsin Mfs” diyebilen varsa şimdi bir adım öne çıksın, boyunu bir göstersin.

Alem bilsin ki şu Hulusi köpeğinin, açıkça vatana ihanet eylemi olan emirlerine itaat eden bütün rütbelileri, rütbesi ne olursa olsun yıktıracağım, yaşatmayacağım. “Divan-ı harp” de geliyor. Ramak kaldı. Şu süreçte hayatta kalabilen hainleri de o divanda sıra sıra asacağız.

Mfs- Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tayyip öyle ya da böyle devrilecek


Buraya kadardı. Artık yolun sonuna geldi. Yapması gereken bütün hataları ısrarla, inatla yaptı. Bundan sonrası, son sahneleri olacak. Tayyip, Rusya ile iyi geçiniyor görüntüsü de veriyorken, İngiltere’ye, İsrail’e ve bunların maşası olan ABD’ye çalışmaya devam edecek. Türkiye’ye ihanet etmeye devam edecek. Bu, Tayyip’in hak ettiği gibi feci hallerde oyundan düşmesine sebep olacak. Bu süreçte Tayyip’e destek çıkmaya çalışacak olan Tansu Çiller, Meral Akşener başta olmak üzere o malum kişiler ve çeteler de yok olacaklar.

Sokaklar karışacak. Millet haklı olarak ayağa kalkacak. Devlet sisteminin hukuka uygun şekilde işlemesini çoktan durdurdular. Çoktandır keyiflerine, menfaatlerine, kara para hesaplarına, mafyalarının çıkarlarına göre devletimizi idare ediyorlar. Çoktandır millet aç, ülkede hukukun, huzurun, ahlakın binde biri bile yok ve sebep oldukları bu hal aleyhlerine dönecek. Çok çok yakında göz yaşları ile ağlayan, zırlayan “Ama böyle olmaz, nerede adalet?” diye bağıran, bile isteye yok ettikleri adaleti arar hale gelen AKPKK’lileri, MHPKK’lileri, CHPKK’lileri göreceğiz. Bunların arasında çok sayıda kamu vazifelileri de olacak. Başlarına neler neler gelecek.

Dinimizi bile alet ederek bu kadar şeytanlığı yapanlar, milleti sömürenler, kutsalımızı tahrif edenler, doymak bilmeden çalanlar, her kurulu düzeni bozanlar, aile kurumunu bile yıkanlar, çökertenler, çok ama çok feci akıbetlerle ölecekler. Bunlara ısrarla oy verenlerin, sessiz/tepkisiz kalanların bile iki yakaları bir araya gelmeyecek. Seçilmişi, seçeni feci hallerde ve topluca yıkılıp cehennemlerine gitmeden, bu ülkenin başına düzgün bir idareci geçmeyecek. İt iti ısıracak. Sokakların adaleti ile yüzleşecekler. Aç kalmış, haksızlığa uğramış, boğazına kadar gelmiş ve bu güne kadar bu iktidara oy vermiş yığınların neler yapabileceklerini görecekler. Tıpkı bir zamanlar Romanya’da Çavuşesku’nun devrinde olduğu gibi…


Bu şartlarda bile Tayyip ve Bohçalı gibi suç örgütü liderleri, Kraliçe’nin tasmalı köpekleri, ceza evlerinde olan mafya liderlerini bir şekilde tahliye etmenin, kara para işlerini bir şekilde artırmanın, bebekleri ve çocukları ve genç kızları kaçırmanın, organ kaçakçılığı yapmanın, bu maksatla da ülkeye sözde mültecileri doldurmanın yollarını arayacaklardır.

Döviz kontrol edilemeyecek, Türk lirası çökecek. Devlet memuruna maaş veremez hale gelecek. Sözde mültecilere bir kuruş ödenemeyecek. Onlar aç, millet aç, herkes birbirini yiyecek. Sonra iş ta nerelere gidecek…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tayyip’in ve çetesinin fişini çekecekler

Saha çok ama çok gergin. Son yaptıkları planları da tutmadı. Son kazdıkları kuyulara da kendileri düştüler. Türkiye’nin benim elimle karışmasını çok istediler, beklediler. Tayyip’i önüme attılar, harcamamı istediler.

Ne Suriye’ye operasyon yaptırabildiler, ne diğer kara para işlerini istedikleri hale getirebildiler. Ne beni etkisiz hale getirebildiler. Ne batı/NATO çetesine üst üste vurduğum darbeleri durdurabildiler v.s. Bu gidişatı tersine çevirmeyi geçtiler, durdurmaya dönük ümitleri bile eriyor. Yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor ama onlar maddeten ve manen çok feci hallerdeler ve zaman aleyhlerine işliyor. Yine de bir şeyler yapmalılar ama yapabilecekleri şey, kuklaları olan iktidarı indirip de yerine sözde muhalefet yapan diğer kuklalarını getirmekti. Şimdi çaresizlikten o yolu seçtiler. Evet, AKPKK/MHPKK koalisyonu projelerinin üstünü tam olarak çizdiler. Bunun için alt yapı çalışmalarına başladılar ve her an Türkiye’de Tayyip’i/AKPKK’yi devirebilirler. Bir bakarsınız ki Pazartesi günü akşamı Türkiye’de AKPKK hükumeti yok. Çok geniş bir kadroyu toplayıp alacaklar. Yerlerine altılı çeteyi getirecekler. Beni de altılı çetenin önünde büyük bir mani olarak görüyorlar. Kaçtır açıkça hamleler yapacaklar, ben varım diye geri duruyorlar. Yanlış yorumluyorlar. Ben değil miydim “Şunları indirip diğer kuklalarınızı getirecekseniz getirin ama benim kırmızı çizgilerime, hassasiyetlerime dikkat edin” diye açıkça yazan…

Bu güne kadar Tayyip ve çetesi ile altılı çete her şeyi beraber yaptılar. Beraber ihanet ettiler, beraber çaldılar, beraber terörün önünü açtılar, beraber İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya çalıştılar… Vergilerimizi beraber çalarak bu ülkelere gönderdiler, askerlerimizi beraberce terör örgütlerinin önüne attılar, şehit ettirdiler. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afrika’da BOP için gerekli olan şeyleri beraber yaptılar ve bunları yaparken bizim devlet gücümüzü BOP’un emrine verdiler. On milyondan fazla bedavacı onursuzu, harp kaçkınlarını beraberce ülkemize getirdiler, şimdi beraberce burada tutuyorlar. İnsan, organ, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılığı beraber yaptılar ve hala beraber yapıyorlar. Terör alsın yürüsün, kara para işleri coşsun, Türkiye ve bölge bölüne bölüne, nüfus dengeleri değişe değişe BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi gerçekleşsin diye beraberce yapmadıkları ya da denemedikleri hiçbir iş yok. Ordumuzu ve sistemimizi bile bu maksatla beraberce dağıttılar. MİT’in başına kara paracı Hakan Fidan’ı bunun için getirdiler ve en güçlü yapıştırıcı ile o koltuğa yapıştırdılar. Herifin MİT başkanı olduğu süreçte kaç acı terör hadisesi, kaç skandal peş peşe yaşandı, hiç rahatsız bile edilmedi. Birkaç danışıklı dövüşlü güya tepkinin ötesinde bir şey yaşandığı görülmedi. Hala Hakan Fidan’dan hiçbirinin rahatsızlığı yok, çünkü bağlantıları sağlam, kara parada herkese kazandırıyor. CHPKK’nin terörist yöneticilerine bile… Aile Bakanlığı üzerinden şiddetli yıkıcı faaliyetleri beraberce yaptılar. Beraberce ibneliği ve her türlü melaneti serbest bıraktılar. Ülkede kadınlarla erkekleri rakip hatta düşman yaptılar. Dernekler, vakıflar, sözde yardım kuruluşları üzerinden vurgunları da beraber yaptılar. Maddi ve manevi sahalarda her türlü yıkıcı faaliyeti, bu milletin devletinin gücüyle, kurumlarının gücüyle beraberce yaptılar. Milletin gücünü milletin aleyhine hep beraberce kullandılar, kullanıyorlar. Yani bizim için ha AKPKK ha CHPKK ha HDPKK… Bir farkları yok. O nedenle yıllardır “Hepsi aynı alfabenin harfleri” deyip duruyorum. 

Şimdi Tayyip indirilse de yerine altılı çete gelse, bence adalet yerini de bulur. Çünkü bu enkazın bizim üzerimize devrilmesi adalet değil. Kim yıkılmaya sebep olduysa, enkaz onun, onların üzerine devrilmelidir. Ülkenin hazinesinde para yok, memuruna maaş veremeyecek vaziyette, kara paralarla taklalar attırılıyordu artık o da yok. Araplardan para dilenmenin, milletler arası seviyede kara para transferlerinin de bir sonu var ve oraya gelindi. Millet aç, millet hasta, millet öfkeli v.s. 

Altılı çete iş başı yaptırılınca ben haftalar sayarım. Kaç hafta iktidarda kalabileceklerine, hangi sorunu çözebileceklerine bakarım. Altı haftadan fazla kalabilmişlerse de çok şaşarım. Çünkü ABD’nin bile altı haftası kaldığını zan etmiyorum. Bu gidişle her an ABD de açıkça, görülür şekilde havlu atacak ve çok da karışacak. Hatta bence Türkiye’den önce karışacak.

Evet, bence hiç mahzuru yok. Önce ABD mi yoksa Türkiye mi karışır, o da meselemiz değil. Biz bunca yıldır işlenen bunca vahim suçların hiçbirine ortak olmadık, destek olmadık, sessiz/tepkisiz kalmadık. Bunca yıl sonra aynı duruştayız, duruşumuzu hiç bozmadık. Biz hak etmediğimiz bir yıkılışı yaşamak ve hak etmediğimiz şekilde bir enkaz altında kalmak niyetinde değiliz. Bunları bunca senedir başında tutan halk kesimi de umurumuzda değil. 12 seneden fazladır o halk kesimini de ikaz ettik, onlara nasihat ettik. Yeter, halkın o kesimiyle, idarecilerin bu kesimleri hep beraber bu günleri hazırladılar. Dinimizi bile alet ede ede her türlü melunluğu yaptılar, yaptırdılar, desteklediler, alkışladılar, yediler, içtiler, kustular, pislediler. Şimdi kaoslarını yaşasınlar. Biz karışmayacağız. 

Tayyip ile çetesini darbe ile mi, siyasi oyunlarla mı, hukuk yoluyla mı devirdiklerine de takılmayacağız. Darbe ile bile devireceklerse, biz izin vermeden darbe yapamazlar ama vereceğiz. Biz izin verdiğimizde darbe yapsalar, bize yine sıkıntı olamazlar. İstanbul dağ gibi sağlam bir vaziyette duruyor. Yine Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya yön vermeye, dengeler kurmaya devam edecek. Bu kadim şehri deccalin teşkilatı da yok edemez. Oyalanıp dursunlar, acı akıbetlerini yaşasınlar, biz her safhasında en doğru, en dürüst, en cesur, en adaletli kararlarla, tavırlarla yolumuza devam edeceğiz. Zaman Ankebut Ağına bağlı bütün ülkeleri ve liderleri ve sistemleri mum misali eritiyor. Zaman bizim lehimize, onların aleyhlerine işliyor. Eriyorlar, bitiyorlar ve ne yapmayı denerlerse denesinler, köprüden önceki son çıkışı zaten kaçırdılar. 

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tehlikesi çok, mantığı yok

Bir devletin, herhangi bir başka devlete kendi topraklarında nükleer enerji santralleri yaptırması, vahim seviyede bir milli güvenlik sorunudur. Milli güvenlik uzmanlarından ve ayrıca nükleer bilimcilerden bir heyet oluşturup “Mfs ne demek istedi? Bir nükleer enerji santrali art niyetle yapılmak, kullanılmak istenirse, başımıza nasıl sorunlar açar? Biz fark edemeden bize nasıl oyunlar oynanabilir?” diye sorulduğunda, alınacak cevaplar da sarsıcı cevaplar olacaktır. Dahası, Türkiye’deki nükleer enerji santrali projelerinde “Türk tarafı” olarak bilinenler, yığma mason, gizli Ermeni, gizli Yahudi, vatan haini kişiler, odaklar… Koca bir milletin, çoluk çocuğun hatta yetimlerle dulların haklarını bile yemeyi/çalmayı güya “dava” gören insanlıktan çıkmış, karaktersiz, ahlaksız, acımasız tipler… En başta da ihanetlerini, hırsızlıklarını, yalanlarını, tuzaklarını, zararlarını anlatmak günlerce sürecek olan Zapsu ailesi…

Bu yazdıklarımdan yanlış manalar da çıkartılmasın. Türkiye, gerçek Türk ve gerçek Müslüman bilim adamları vesilesiyle nükleer santraller yapabilecek olsa bile, yapmayacak. Yapılmışsa bile kullanmayacak. Zaruri sayıda kendi nükleer silahlarını yapacak, bunları elinde her an hazır tutacak, zaruret olmuşsa bu nükleer silahları kullanacak ama daha ötesine gitmeyecek.

Zaten nükleer maddeleri “enerji” elde etmek için kullanmanın bir mantığı da yok. Sadece Kuzey Afrika’nın çöl halindeki arazileri, dünyanın büyük kısmının enerji ihtiyacını çok ama çok uzun süre karşılayabilir. Daha ABD’nin, Avustralyanın ve Asyanın devasa çölleri de var.

Çoktan üretilmesi gereken çok verimli güneş enerjisi panellerinin üretilmesine, satılmasına da izin verilmedi. Bu mesele de istenirse hemen çözülebilir. Şu anda “oyuncak” denilebilecek kadar basit güneş enerjisi panelleri kullanılıyor. Türkiye’de Karapınar’da yapılan güneş enerjisi santrali bile Türk görünen, Müslüman görünen vatan hainlerinin oyalama, vurgun, geri bırakma projelerinden biri, başka bir şey değil. Araplara da benzer oyunları oynadılar, oynuyorlar. Çölleri yeşertecekleri iddiasıyla çember şeklindeki sürekli sulanan arazilerle güya çiftçilik yaptırdılar. Bunca sene geçti, arazi serinlemedi, yeşermedi. Toprak kendine gelmedi, canlanmadı. Bölge serinlemedi. Gerekli ağaçlandırma faaliyetleri yapılmadı, elde mevcut olup işe yarayacak teknolojiler bile kullanılmadı, arka planda bırakıldı ve şimdilerde yeraltı sularının da tamamına yakını bitmek üzere… Hangi mühendis ekibi, hangi bilim adamı ekibi, böyle bir sona varılacağını en başından itibaren göremez. Bu, art niyet değil de nedir. Deniz suyundan temiz su elde etme sisteminde de aynı kandırma, aynı insanlık düşmanlığı, aynı sömürücülük ve oyalama görülüyor. Dünyanın çölleri, çöllerin altındaki devasa uzaylı üslerine, yerleşme alanlarına enerji sağlamak yerine artık dünya insanlığına enerji sağlamalıdır.

Türkiye’de İstanbul Boğazının akıntısı hala boşa akıyor. En fazla üç ay içinde oraya mükemmel, tertemiz, atıksız ve büyük güç üreten bir santral kurulabilir. Ayrıca Türkiye jeotermal sahasında dünyanın belki de en şanslı ülkesi… Neden hep jeotermal hakkında konuşuluyor da işe yarar jeotermal projeleri yapılmıyor. Büyük İsrail projesi için on milyondan fazla onursuza baktırılan Türkiye, neden kendi vatandaşı için zaruri olan projeleri yapmadı, yapmıyor. Neden imkanlarını onursuzlara harcamak yerine projelere harcamıyor.

Jeotermal sahasındaki taktik, sinsi engellemeler de kaldırılır, devletimizin gücüyle gerçekten teşvikler ve gerçekten işe yarayacak projeler yapılır ve böylece kısa sürede mükemmel neticeler alınabilir. Rüzgardan, deniz dalgalarından elde edilecek enerjileri ve daha başka alternatifleri de “gerçekten” değerlendirmek gerekir. Türkiye bunların hepsi için münasip bir devlet. Türkiye’nin asla enerji, temiz su ve gıda sorunu olamaz. Lakin bütün dünya nükleer enerji santrallerinden kurtulmanın yolunu ararken, şimdilerde yakıtsız kalan Avrupa “Yine de nükleer enerji santrallerine geri dönmeyeceğiz” derken, bize hangi siyasi/idari yetkililer, hangi akademik yetkililer nükleer enerji santralleri dayatıyorlar. Bunu neden yapıyorlar, asıl bu kısmın derhal meydana çıkartılması gerekiyor.

Gece yazdığım yazılarda petrol ve doğalgaz kaynaklarımıza da temas etmiştim. Türkiye doğalgazdan en yüksek seviyede elektrik enerjisi üreten ülkelerden biri olabilir. Bu hakikaten çok az vaktini ve emeğini alır. Doğalgazla çalışan daha güçlü arabalar yapılabilir. Bilim ve teknoloji bu kadar ayağa düşmüşken hala koca Türkiye’nin yerli motor sorunu yaşaması da nedir. Hangi devlet kurumu, hangi devlet yetkilisi bu sorunu gerçekten çözmek istemiş de en fazla üç ayda çözememiş? Çözememiş mi, çözmek istememiş ve oyalamış mı, bunun soruşturulması gerekir. Türkiye çok kısa süre içerisinde her sahada kendi kendine yeten bir ülke olabilir.

Bunun ilk şartı yönünü sömürgeci batı/NATO çetesinden, her devirde medeniyetin menbaı olan doğuya çevirmesidir. İçimizdeki İsrail’in, İçimizdeki Ermenistan’ın ve ülkedeki bütün vatan hainlerini bünyesinde toplayan mason tarikatının başları derhal ezilmelidir. Aksi halde Türk milleti varlık içinde yokluk yaşamaya, akıl almaz geniş imkanlar içinde açlıkla/yoksullukla boğuşmaya devam edecektir. Sorun imkanların olmayışı ya da çok kısıtlı oluşu değil, sorun devletin her kademesine hainlerin sızmasıdır. Üç tarafı deniz olduğu halde balık yiyemeyen, her yeri tarla olduğu halde toprak mahsullerini yurt dışından getiren ve ekmeğe para yetiştiremeyen bir milleti/devleti, sadece organize bir ihanet çetesi bu hale getirebilir.

İşte Türkiye’deki nükleer santral projeleri de bu hainlerin yeni ihanet projelerinden başka bir şey değildir. Söz konusu nükleer santral projelerine hala milletin parasını akıtma vatana ihanet eylemidir. Söz konusu projeleri şu andan sonra savunan, öven, faydalı ve zaruri gösteren basın, medya ve sosyal medya aktörleri de bu gün değilse yarın yargılanırlar.

| Mfs

Ülke genelinde interneti ve elektriği kesecekler

Aleyhlerindeki deliller Türk milletine ulaşmasın, yayılmasın diye… Organları için insanları nasıl kaçırdıkları, Suriye’yi nasıl karıştırdıkları, terör örgütleri ile iç içe oluşları, her gün yurt dışından talimatlar aldıkları, Kraliçeye çalıştıkları, siyaset sahnesinde birbirleriyle danışıklı dövüştükleri, uyuşturucu kaçakçılıkları, korona vahşetleri, zorla fuhuşa sürükledikleri yetim kızlar ve daha saymakla bitmez şeytanlıklar meydana serilmesin diye… Ülke genelinde internete erişimi kesecekler. Yeterli olmadığını düşündüklerinde ülke genelinde elektrikleri kesmekten de çekinmeyecekler.

Korkuyorlar hatta titriyorlar. Hepsini ölüm korkusu sardı. 80 milyon insanı, internet ve elektrik kesintileri ile güya durduracaklar.

Öncelikle millet darbesi başlatmayacağımızı kaç kere yazdım. Her kurumun içinde biz de varız. Öncelikle kurumlar içi darbeler olacak ve gerektiği kadar tetik çekilecek. Ordumuz ve emniyet teşkilatımız içinde de darbe yapacağız. Sonra istediğimiz her kurumu istediğimiz an açarız ya da fesh ederiz. İnterneti ya da elektriği mi kesmişler, hemen açarız. Her ne olursa, gerek kalmayacaksa bile biz bu milleti sokaklara dökeceğiz. Bu, olacak. Bundan taviz vermeyeceğiz. Çünkü hedefimiz sadece hain ve kara paracı hükumeti devirmek, masonları ve içimizdeki İsrail’in kadrolarını toplayıp almak ve sözde mültecileri sınır dışı etmek değil. Biz sadece bu kadarını hedefliyor olsaydık, çoktan bu tuşa basmıştık. Biz, eş zamanlı ve bazıları da peş peşe olacak şekilde dünya genelinde millet darbeleri organize ediyoruz. Bu nedenle zaten Türkiye’den daha çok dünya dengelerini dikkate alıyor, bunları yönlendiriyoruz.

Şu ülke hakikaten gölgesinden bile korkan, koyun çobanlığı bile yapamayacak kadar vasıfsız hainler, katiller, masonlar, gizli yahudiler ve gizli ermeniler üzerinden bu hale getirildi ya, buna hala şaşıyoruz.

Ruslar ilerlememiş olabilirler ama biz İngiltere’ye, ABD’ye ve İsrail’e doğru meşru, hukuka uygun bir acil müdahale yolu açıyoruz. İnsanlığın derhal bu müdahaleyi yapması gerektiğini zaten kaçtır söylüyor, yazıyoruz. Bu savaş sadece Türklerin savaşı değil, bu savaş dünya insanlığının gerçekten hürriyetine kavuşma, canını, malını ve ırzını muhafaza etme savaşıdır.

Zan ettikleri gibi olmayacak, bütün dünya karışacak ki kaç gündür zaten iyice karışmaya başladı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi