Etiket arşivi: akademidergisi.com

Patlıcan, domates ve biber yasaklanmalı mı?

Yahudiler, büyücüler, metafizikçiler

Patlıcan, domates ve biber

– Patlıcan yenilebilir türler arasında mı?
– Patlıcan sağlığa yararlı mı zararlı mı?
– Patlıcan neden acı?
– Patlıcan neden çabuk kararıyor?
– Patlıcanda neden nikotin var?
– Patlıcan, psikiyatrinin konusu mu?
– Patlıcan ve davranış bozuklukları
– Patlıcandan uyuşturucu elde edilebilir mi?
– Patlıcan bize ne zaman ve nereden geldi?
– Barış Manço aslında kimdi ve maksadı ne idi?
– “Domates, biber, patlıcan” şarkısı ile
kimlere nasıl yönlendirmeler yapıldı?
– Yüzlerce hatta binlerce yıl önce de
zihin kontrol saldırıları var mıydı?
– Satanist metafizikçiler neler yer ve içerler?
– Domates, biber ve patlıcanın ortak noktaları neler?
– Patlıcan, domates ve biber yasaklanmalı mı?
– Dünyanın yüksek sağlık kurumları neden sessizler?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

O biliyordu

Böyledir bu işler, Arap Baharı ile başlar, hiç beklemezler ama Türk baharı ile biter.

Kendilerini insan üstü bir şey görürler, yüzlerce, binlerce sene tesiri devam edecek işler yapmak, yeni dünya düzeni kurmak isterler, bütün dünyayı şekillendirmeye kalkarlar ama kısacık sürede çökerler, biterler, pes ederler. Kim bilebilirdi İstanbul’un suni baharları yıkıp geçeceğini, gerçek bir Türk baharı getireceğini… Kim bilebilirdi bu kadar kısa sürede İstanbul’un bütün oyunları bozabileceğini, bir yeni dünya düzeni tesis edilebileceğini…

İblis… İblis… O biliyordu, çok kesin olarak biliyordu ama kendine tabi olan dünyalı ya da uzaylı insanları da cin kabilelerini de hep kandırıyordu. Bundan sonra neler olacağını da biliyor. ABD’ye, İngiltere’ye, Fransa’ya, Yunanistan’a, bütünüyle batı alemine neler olacağını da biliyor. Kısa sürede Türkiye’nin dünyanın merkezi ve en güçlü devleti olacağını da biliyor. Türkiye sayesinde dünyanın cennet misali bir yere dönüşeceğini de insanlığın faydasına yapılacak yüzlerce projeyi de biliyor. Dünyanın tek bir devlet olacağını da biliyor. Gerçek insanlık/dünya tarihinin herkes tarafından bilineceğini, öğrenileceğini de biliyor. Kötülüğün, yalanın, aldatmanın, satanistliğin dünyada yer bulamaz olacağını da biliyor.

İblis zaten rahmetten kovulmuş. Kıyamete kadar ömür ve mühlet vermiş Allah ona… Çoktan lanetlenmiş. Onun için kurtuluş imkanı, ihtimali yok. Cehennemine gitmeden ve sonsuza kadar en şiddetli azabı çeken kişi olmadan önce, insanlardan ve cinlerden ne kadarını yanında cehenneme götürebileceğine bakıyor o… Hala o kibri, o inadı, o hasediyle davranıyor. Adem babamıza ve Ademoğullarına düşmanlığından zerre taviz vermiyor.

Evet, bu, belki de yıllar sonra çekilecek belgesellerde bir gün konu olacak yazılarımdan biri… Bu yazı, bir devrin/çağın bittiğini, yeni bir çağın açıkça başladığını ilan eden bir yazı. Bundan sonra İblis başta olmak üzere hiç kimsenin, hiçbir tarafın bu gidişatı tersine çeviremeyeceğini, böyle bir ihtimalin artık olmadığını ilan eden bir yazı… Dünya üzerindeki şeytani sistem çöktü. Ankebut Ağı çöktü. Uzaylı taraflara kadar herkes, her yer çöktü. Bundan sonra İstanbul merkezli yeni dünya düzeni var. Bir de yaşananları kabullenmek istemeyen, faydasız olduğunu bilse de İstanbul’un karşısında kısa bir süre dahi olsa direnmek isteyen “Acizler ittifakı” var. Bu yeni dünya düzeninde, Muktedirler İttifakında iman var, ahlak var, insanlık var, iyilik var, kardeşlik var, dayanışma var, yardımlaşma var, mutluluk var, adalet var, ilim var, hikmet var, sağlık var, yüksek teknoloji var, uzay çağı var, hayırlı olan her şey var. İsa aleyhisselam var. Hz. Mehdi var. Adem babamızdan hz Muhammed Mustafa’ya kadar gelmiş geçmiş bütün hak peygamberler ruhaniyetleriyle var. Dünya böyle bir küfür, zulüm, vahşet, cehalet, karanlık, sapıklık devrini daha önce hiç görmemişti. Bu kadar şiddetlisi daha önce hiç olmamıştı. Artık bu karanlık çağın açıkça gün gün, saat saat yıkılışı var. Şu andan sonra dünya insanlığının önünde peş peşe çok büyük hadiseler var.

Böyledir bu işler, bazılarının baharı biter güzü gelir, kışı gelir, bazılarının ise uzun ve çetin geçen kışı biter, baharı gelir. Türkiye’de, dünyanın her bir yerinde astrologlar, kahinler, her şeyi çoktan gördüler. Youtube ve Twitter astrologları bile kendilerinden çoktan geçtiler. Bir tek açıkça isim vermediler.

Bakalım açıkça ilk defa kimler isim söyleyecekler ve tarihteki yerlerini belirleyecekler.

İkinci Zülkarneyn devri, ikinci Musa devri, ikinci Süleyman devri, ikinci Yusuf devri, Cehcah/Kahtani devri bütün insalık ve hatta gelecek nesiller için de çok hayırlı olacak.

“Biat Allah içindir.”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Ben kazandım

Çekilin önümden ve pislik çıkartmayın. Yoksa sadece Suriye’yi değil, bütün dünyayı yakarım. Üçüncü dünya savaşını hemen şimdi çıkartırım, üçer beşer hepinizi aynı ateşin içine atarım. Benim tahammül sınırlarımı daha fazla zorlamayın. Hala o Kraliçe’nin, o İsrail’in, o Biden’ın peşinden gitmeyin. Neye şaşırdınız? “Kraliçe’yi oyundan düşüreceğim” diye, “BOP’a son darbeleri vuracağım” diye, “Ordumuzun Suriye’ye güya teröre set çekmek, aslında Büyük İsrail projesine hizmet etmek için gönderilmesine izin vermeyeceğim.” diye açıkça yazarak ya da konuşarak ilan etmedim mi?

Daha fazla hatalar yaparsanız, daha fazla gerilirim. Daha fazla öfkelenirim ama öfke ile kararlar almam. Yine sakin kalmasını bilir ama gün gün hepinizi yakarım. Askeri, siyasi, mali bütün hedeflerinizi ve planlarınızı gözden geçirin, yeniden belirleyin. Kraliçe’siz bir dünyaya, ABD’siz bir dünyaya en hızlı şekilde hazırlanın. Bundan sonra asla, bir kez bile İstanbul’un karşısına geçmeyin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Kılıcımız keskin

Putin’in suçlanması ve milletler arası bir mahkemede yargılanmasından önce ABD, İngiltere ve İsrail’in başını çektiği devletler arası çetenin üst isimlerinin yargılanması gerekiyor. Afganistan’da, Irak’ta ve BOP çerçevesinde onlarca ülkede, onlarca senedir işledikleri terör, harp, katliam, yağma, işkence, insan ve organ kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı gibi suçlardan ötürü yargılanmaları gerekiyor. Bu suçları bu ülkeler hala işlemeye devam ediyorlar. İlgili bütün hükumet yetkililerinin, ordu mensuplarının ve gizli servis yetkililerinin hatta hadiseleri olduğundan farklı anlatan basın ve medya mensuplarının, ayrıca STK gibi görünerek bu suçlara ortak olan teşkilatların yargılanmaları gerekiyor.

ABD şu anda dahi Suriye’de tamamen hukuk dışı şekilde duruyor. An itibariyle ABD’de Suriye’de bir işgalci güç olarak bulunuyor. Söz konusu muhtelif suçları işlemeye ve işletmeye devam ediyor. ABD’nin ivedilikle Suriye’den de çıkartılması hukukun gereği. Türkiye de milletler arası hukuka riayet eden bir ülke gibi duracak ve Suriye’den derhal çıkacağı gibi, Rusya hariç diğer bütün ülkelerin unsurlarının da çıkartılmasına yardımcı/destek olacak. Bu nedenle, Rusya ile ABD ve müttefikleri arasında, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması sürecinde bir askeri çatışma çıkarsa, Türkiye açıkça Rusya ve Suriye ordularına destek veren ülke/ordu olacak. Bundan yana dünyadaki hiçbir tarafın şüphesi olmasın.

Ukrayna meselesinde ise ilk yargılanması gerekenler George Soros, Joe Bidon, Kamala, Zelenski ve paslaştığı İsrailli yetkililer. Sonra sıralamada kimlerin olduğunu herkes zaten biliyor.

Türkiye, bundan böyle İngiltere’nin, ABD’nin ilan edilmemiş sömürgesi gibi yönetilen bir ülke değildir. Türkiye, söz konusu ülkelerin kendi kafalarınca güya hukuka uydurduğu kararları, davranışları, işgalleri, katliamları, sömürüleri tasvip eden ve destekleyen bir ülke değildir.

Bant geriye sarılmalı, ivedilikle 11 Eylül 2001 gününe gidilmeli ve ABD, İngiltere ve İsrail’in toplamda binlerce yetkilisi yargılanmalıdır. Şu anda bölgemizdeki kaosun temeli o gün somut şekilde atılmış ve o gün İsrail ile ABD yetkilileri o kulelere terör saldırısı yapmışlardır. Sonrasında binlerce yalan resmi açıklamalar yapmışlar ve dünyayı bu kadar sorunlu, acı ve gözyaşı dolu bir yer haline getirmişlerdir. Türkiye’ye güya mülteci on milyondan fazla kişinin doldurulması bile, söz konusu ülkelerin söz konusu hukuksuz ve vahşi planlarının bir parçasıdır. Hedefleri Türkiye’yi de Irak gibi, Suriye gibi yapmaktır. Otorite boşluğu oluşmuş, sınırları bölünmüş, insanların can, mal, ırz emniyetinin kalmadığı bir yer yapmaktır. BOP projesi kapsamında bu ülkeler tarafından kurulmuş olan AKPKK’nin, kurulduğu andan itibaren bu ülkelerin vahşi planlarına hizmet ettiği de aşikardır, somut delillidir.

Artık adaletin keskin kılıcının ABD’ye, İsrail’e, İngiltere’ye ve diğer müttefiklerine karşı kullanılmasının vakti gelmişse, AKPKK’nin ne dediğinin ve ne yapmaya çalıştığının hiçbir ehemmiyeti yok, Türkiye’nin safı adaletten yanadır. Keskin kılıçlardan olmaktan, adaleti temin etmekten yanadır.

Bu gaye ile keskin kılıcımız öncelikle AKPKK’nin, MHPKK’nin ve bunlarla danışıklı dövüşen sözde muhalefet partilerinin başlarını almalıysa, bizler bunu bu gün bile yapmaya hazırız.

Kimse kılıcımızın ve kararlılığımızın keskinliğini sınamaya kalkmasın. Kopacak başlardan, akacak kanlardan, hukuka göre zaten sorumlu tutulamayız. Nizam-ı alemin tesis edilmesi hususunda üzerimize düşenleri yapmaktan, insan ve organ kaçakçısı siyasetçilerle ordu mensuplarını doğramaktan asla kaçınmayız.

Mehmet Fahri Keskinkaya | Akademi Dergisi

Yaşama hakları yok


Yaşama hakları yok

Kırıp geçtiğimiz din, millet, vatan düşmanlarından farkları yok

Değerlerimize saldırıların son zamanlarda iyice arttığı, saldıranların da hep cezasız kaldığı vatanımızda, Antalya’nın Serik ilçesinde yaşayan genç bir insan şeytanının, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i tekmeleyerek aşağılaması, milletimizi iyice gerdi. Çok büyük kalabalıklar, burunlarından soluyorlar.

Lakin ülkenin idaresini resmen elinde bulunduran Ankara hükumeti, yani o masonlar, o gizli Yahudiler, o gizli Ermeniler… Bu yaşananlardan rahatsız olmamış, yaşananların ve milletimizde biriken öfkenin nelere sebep olacağını umursamıyormuş gibi bir tavırlar içindeler… Hala Türkiye’yi eski Türkiye zan eden bir tavır sergiliyorlar.

Şahsa, okulunun disiplin kurulunda işlem yapılacakmış. Madalya takılıp taltif edilseymiş, daha iyi imiş. Milletin çok büyük kısmının tabi olduğu dini değerleri bu kadar aleni şekilde aşağılayan bir kişiye, okulunun disiplin kurulunda mı işlem yapılır. Derhal soruşturma açılmalı, tutuklu yargılanmalı ve hiç değilse mevcut kanunlara göre cezalandırılmalıydı.

Evet, ülkenin idaresini 150 yıldan uzun süre önce hilelerle, ihanetlerle ele geçirip kanunlarını Türk ve İslam düşmanlığı üzerine belirleyenlerin o saçma sapan kanun maddelerine göre bile yargılanmıyor bu kadar alçakça işi yapan o kişi… Pek çok düşman ordusunun bile yapmayacağı o lanetli işi yapan o mel’un kişi…

Bu Türkiye’nin ayarı iyice kaçtı. Ülkenin iplerini ellerinde tutanların ya akli melekelerinde sorunlar oluştu ya da artık yaşamak istemiyorlar. Bu Türkiye’nin artık bir resetlenip kendine gelmesi gerekiyor. Bu Türkiye’de artık milletin kendi adaletini uygulaması gerekiyor. Zaten her türlü adli ve idari uygulamada Türk ve İslam düşmanlığı, Türkiye’nin kötülüğünün istendiği açıkça görülüyor. Zaten milletin arşa varmış tepkileri hala basında, medyada gereğince yer bulamıyor, iktidar da bunlara kulaklarını tıkayarak yoluna bakmaya çabalıyor.

Evet, artık yaşananlardan bu anlaşılıyor, bu millet bir kurtuluş savaşı başlatmalı. Zira, devlet otoritesini ve adalet sistemini kontrolde tutan çift kimlikli omurgasız sürüngenlerin, azılı Türk ve İslam düşmanlarının artık gemi azıya aldıkları, ayaklar altında ezilmek istedikleri, ihanetlerinde, Türk ve İslam düşmanlıklarında haddi iyice aştıkları çok net olarak görülebiliyor.

Uğruna milyonlarca şehit verdiğimiz değerlerimizin, ülkemizin vatandaşları olan bazı din, namus, ahlak düşmanları tarafından hemen her gün tahkir ediliyor olması, insanımızın içine acı acı oturuyor. Lakin iktidarı, adalet sistemini, basını, medyayı, sosyal medyayı kontrolünde tutan gizli Ermeniler ve gizli Yahudiler, hala milletimizin damarına basmaya devam etmekteler. Ha nizami ordu ile gelmiş bir düşman ordusu kitabımızı/dinimizi ayaklar altına almış, ha aramızda Türk ve Müslüman rolü oynayarak ama her gün ve her fırsatta sinsice Türk ve İslam düşmanlığı yaparak yaşayan birileri ayaklar altına almış. Hiç fark etmez. Akla, mantığa ve medeni bir hukuk sistemine göre, iki grup da bir. İki grup da düşman ve bu iç düşmanlar, gizli kimlikli düşmanlar, niyeti ve saldırısı açık olan düşman ordularından çok daha tehlikeliler ve zararlılar. Bu zararların artık toptan def edilmesi gerekiyor.

Bu milletin, bu devletin, bu vatanın ve değerlerimizin/inançlarımızın düşmanlarının bu ülkede yaşama hakları yok. Evet, tek nefes almaya bile hakları yok. Bunların Türkiye devleti kimliği taşımaları bir şeyi değiştirmiyor. Bu milletin her gün her gün bu kadar ağır davranışlara tahammül etme zorunluluğu yok. Bu derece damara basan, tahrik eden, sinir sistemimizi test eden hadiseler ve ardından devlet gücünün de ayrıca sinir sistemini test edercesine sergilediği tavır, artık bardağı taşırdı. Kitabımızı tekmeleyenler bile yaşayacaksa bu ülkede, bunca şehit ne için verildi? Bunca bedel neden ödendi? Böylesine alçaklar bile yaşayacaksa bu ülkede, biz ölelim. Bunlarla bir arada olarak ve bunlara tahammül ederek yaşamak biz züldür. Tahammülü imkansız bir yüktür. Kitabımızı tekmeleyenlere bir dava bile açılmayacak, tutuklu bile yargılama yapılmayacaksa bu ülkede, bu kanunları, bu nizamı kim, hangi art niyetlerle belirledi? Böyle kanunları belirleyenlere de millete inat uygulayanlara da Allah lanet etsin. Şehitler lanet etsinler. Peygamberlerin laneti de onların üzerlerine olsun. Ya gök kubbe devrilsin üstümüze ya da bu alçaklar, bu insan suretli şeytanlar, düşmanın bile çoğunun yapmayacağını bizim vatanımızda bize yapanlar girsinler kara toprağa peş peşe…

Şimdi bir vatan evladı çıkıp “Siz kimsiniz. Şehit kanlarıyla sulanmış bu topraklarda size bu cüreti kimler veriyor. Göstere göstere bu hakareti, bu aşağılamayı, bu saldırıyı nasıl yaparsınız.” deyip o insan şeytanına sıksa (ki hukukun gereğidir, müslümanlığın gereğidir, insanlığın gereğidir), akıl almaz bir şeydir ki hemen suçlu görülüyor. Üstelik o vakte kadar işlemeyen adalet sistemi ve bütünüyle devlet çarkı, o vakit tıkır tıkır işliyor. Sessiz basın ve medya hemen kıyameti kopartmaya oynuyor. Lanet olsun cümlesine… Hatta ben, bu yazmış olduğum yazıyla, azmettirmekten suçlu oluyorum. İşte ben artık böyle bir hukuk ve idare sistemini tanımıyorum. Yırtıp atıyorum o yaprakları, o resmi evrakları, vatanın ve milletin bağrına saplanmış o ihanet hançerlerini… İtaat de etmiyorum böyle hainlikle yazılmış ve uygulanan kanunlara.

İşte burada en açık şekliyle dünyanın önünde yazıyorum. O şahsın ve benzerlerinin bu topraklar üzerinde yaşama hakkı yok. Onu vuran vatan evladına soruşturma/yargılama yapmaya kalkan, hele bir de ceza kesmeye kalkan hakimin de bu ülkede yaşama hakkı yok. O vurulduktan sonra basında, medyada, sosyal medyada borazancılık yapacak o gizli Ermeni, gizli Yahudi ama Türk rolü oynayan hainlerin de bu ülkede yaşama hakları yok.

Bu ülkenin kimlere ait olduğunun, dinimize açıkça hakaret edenlere/edeceklere ne yapılması gerektiğinin bir kez daha dünyaya gösterilmesi gerekiyor. Öyle ise bu şartlarda bu kutsal vazife de dinimiz için canını vermiş şehitlerin torunlarına kalıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi