Etiket arşivi: afganistan

Ha Taliban, ha ABD, yok birbirlerinden farkları…

Vahşi terör örgütü Taliban: ABD’yi düşman olarak görmüyoruz

İnsan, organ, uyuşturucu kaçakçısı ve katliamcı Taliban, bütün bu işleri beraberce yaptıkları ABD’yi düşman olarak görmediğini bütün dünyaya ilan etti.

ABD, açıkça görülür şekilde de batmamak ve parçalanmamak için, 11 Eylül 2001’de son bir hamleyle kendi ikiz kulelerine terör saldırları yapmıştı. Kendi yaptıkları saldırının suçlusu olarak da zaten beraberce her türlü pis işleri yaptıkları ve kendilerine çalışan bir gizli servis görevlisi olan Usame bin Laden’i göstermişti. Usame’nin Afganistan’da olduğunu iddia ederek Afganistan’ı hukuksuz şekilde işgal etmişti. O günden bu güne kadar da Afganistan’dan uyuşturucu, insan, organ kaçakçılığına devam etmişti. 

ABD Irak’a da tamamen hukuksuz  ve insanlık dışı şekilde askeri müdahaleler yaparak sömürmeye devam etmiş lakin yine de mali krizlerini aşamamıştı. Askeri operasyonların masraflarını karşılayabilecek bir mali gücü bile kalmamıştı. Sonrasında bütün orta doğuyu işgal edip sömürebilmek için ise Facebook’u ve evvelden beri kendisine çalışan muhtelif ülke hükumetleri ile gizli servislerini silah olarak kullanmıştı. AKPKK de söz konusu kara para, katliam, sömürü projesinin yani BOP’un en temel kolonlarından biri olarak hazırlanmış ve Türkiye’de iktidara getirilmişti. 

Türkiye de dahil olmak üzere, kastedilen o ülkelerin hepsindeki ABD sözde diplomatik temsilcileri, vahşi terör örgütü liderleri gibi, organ, bebek, kadın, genç kız, değerli eşya, petrol ve maden peşinde çılgınca mücadele etmişti. Hatta mümkün olduğunca bu ülkelerin hazineleri de yağmalanmış, toplanan vergiler bile kaçırılmıştı.

ABD vahşileştikçe, hem ABD’nin hem de dünyanın krizleri daha da derinleşti. Doğru düzgün bir devletten sayılamayacağı halde dünyaya süper devlet olarak yutturulan ABD, hormonlu büyütülmenin, üretmeden tüketmenin, vatandaşlarına ahlaki eğitim vermeden yaşatmanın, kan ve göz yaşı dökerek ayakta durmaya hatta devleşmeye çalışmanın neticesini yaşadı, yaşıyor. Şu anlarda ABD, 20 yıl öncesinden çok çok daha derin bir mali krizle boğuşuyor ama hala dünyaya pençe gösterdiğini, restler çektiğini, istediği her yerde istediği her şeyi yapabileceğini zan ediyor. 

Bu kadar bitik haldeki ABD, son süreçte ise malum kara para işlerini daha da hızlandırmak ve kolaylaştırmak için, milyar dolarlık askeri araç, gereç ve mühimmatı ve ülkenin idaresini, kara parada iş ortağı olan Taliban isimli terör örgütüne bıraktı. Neler döndüğünü merak eden ABD vatandaşlarına ve ayrıca dünya insanlığına ise resmi ağızlardan türlü yalanlar anlatıldı. Sadece ABD hükumeti değil, beraber kara para işleri yaptıkları diğer malum ülkelerin hükumetleri de resmi ağızlardan aynı yalanları söylediler.

Yetmemiş, kendisiyle organize şekilde insanlık dışı kara para işleri yapan diğer hükumetlerle birlikte, Taliban terör örgütünü meşru hükumet olarak tanımayı da denemişlerdi. Bu insanlık dışı faaliyetleri İstanbul engeline takılmış ve gerçekleşmemişti. Sonrasında ise Kazakistan’ı gözlerine kestirmişlerdi. Yine İstanbul engeline takılınca bu defa istemeye istemeye Ukrayna’yı kara para işleri merkezine çevirdiler. An itibariyle, danışıklı dövüşen söz konusu hükumetler hala Ukrayna’da kan içiyorlar, insanları nakite çeviriyorlar, silah kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı ve her türlü kara para işlerini yapıyorlar. Buna rağmen bile mali krizlerini aşamıyorlar. 

Bu süreçte, batak ABD’nin yerine Ankebut Ağının yeni merkez ülkesi yapılmak istenen Çin bile devasa bir mali krize girdi ve son çare olarak kendi insanlarını hızla nakite çeviriyor. Dünya genelinde korona oyunlarına, yalanların, soygunlarına, zulümlerine, katliamlarına son darbeleri de vurduğumuz ve onlarca ülkenin peş peşe geri adımlar atmasını sağladığımız halde, Çin hala pandemi yalanlarıyla uyguladığı karantinalar sayesinde mümkün olabildiği kadar çok Çin vatandaşını diri ya da organları çıkarılmış şekilde başka ülkelere satıyor. Parça parça olmamak, iflas edip batmamak için, son çare görüp bunu deniyor. Çinliler dünyaya nasıl da içler acıtan videolar yayıp hallerini gösteriyorlar ama malum hükumetlerin birisinden bile bir tek ses, itiraz hatta hafif bir tenkit bile yükselmiyor. 

İşte böyle cehenneme çevrilmiş bir dünyada Taliban terör örgütünün güya İçişleri Bakan Vekili sayılan Siraceddin Hakkani isimli terörist, gerçek yüzünü bütün insanlığın bildiği CNN kanalında, güya editörlerinden Christiane Amanpour’un sorularını yanıtladı.

Son yirmi yılın, savunmaya dönük mücadele ile geçtiğini iddia edebilen terörist Siraceddin, “ABD ve milletler arası toplum” şeklinde tabir ederek, organize şekilde kara para işleri yapan malum ülkelerle iyi ilişkiler içinde olmak istediklerini söyledi. 

Afgan halkı adına konuşma cüretini kendinde bulan terörist Siraceddin, Amerikalıları şu anda düşman olarak görmediklerini de söyledi. 

Bir yandan da Siraceddin FBI’ın “En çok arananlar” listesinde yer alıyor. Yakalayana 10 milyon dolarlık bir ödül verileceği ve son yirmi yılda Afganistan’da yapılmış en insanlık dışı saldırılardan pek çoğunu organize ettiği biliniyor. 

Dünyanın bu cehennemi halden bir an evvel kurtulabilmesi için ABD’ye o son birkaç darbeyi de vurması ve ABD’yi tarihin karanlık sayfalarına gömmesi gerekiyor. Arkalarından lanetlerle anılacaklarına ise hiçbir insanın şüphesi bulunmuyor. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hızlanmalıyız


Müdahale edeceğiz

Çok öncesinden haber verdiğim gibi İran da çöküyor. Otorite iyice kayboluyor.

İran halkı son derece haklı gerekçelerle isyan ediyor. Mevcut İran rejimini de idarecilerini de istemiyorlar.

İran iyice karışacak. Kara para sistemi çökertildikçe bunun böyle olacağını yıllardır yazıyordum. İran halkı, en çok da İran’ın işgali altındaki güney Azerbaycan halkı bu güne kadar çok büyük eziyetler, zulümler gördü ve artık bu zulümler, bu haksızlıklar ve hukuksuzluklar tahammül edilemez seviyeye geldi.

Türkiye olarak bizim yükümüz zaten çok ağır. Sorunlarımız çok büyük, bir anda sorunları kökten çözmemiz gerekiyor. Çok kısa sürede, çok işe yarar hamleler yapmamız gerekiyor. İran’daki karışıklık İran halkı kadar Türkiye’nin de lehine oluyor, olacak.

O bölgeden de Türkiye’ye daha fazla yük gelmemesi, insanların Türkiye tarafına doğru geçmemesi, bölgedeki Türk ve Müslüman unsurların can, mal, ırz emniyetinin sağlanması, diktatörlerin/zalimlerin devrilmesi, temel insan hak ve hürriyetlerinin tesis edilmesi için bölgeye müdahale etmemiz şart olacak.

İran’daki sivil halkın üzerine İran askerleri ya da kolluk kuvvetleri tarafından ateş edildiği an ya da herhangi bir başka devletin unsurları İran’a girmeye teşebbüs ettiği an, derhal İran’a ordumuzla girecek ve soydaşlarımızın her türlü emniyetini sağlayacağız. Sınırımızdan Afganistan ve Türkmenistan sınırına kadar uzanan, güneye doğru ise Basra Körfezi’ne kadar uzanan güney Azerbaycan sınırlarını Türkiye’ye dahil edeceğiz. Dahil olmak isterlerse kalan bölgelerin de Türkiye’ye dahil olmasını kabul edeceğiz. O bölgenin halkını hür iradelerine bırakacağız.

“Hazırlanmalıyız.” demiştim. Şimdi ise hızlanmalıyız.

Ankebut Ağı ve en çok da Yeşiller, dünyanın dört bir tarafında hızla çökmeye devam edecekler. Öyle görünüyor ki çok çok kısa süre sonra dünya ikiye bölünecek: Mfs’den yana olanlar ve Mfs’ye karşı olanlar…

Hala herhangi bir ülkenin idarecileri arasında bunun böyle olamayacağını düşünenler varsa, siyaseti bırakıp sokaklarda seyyar satıcılık yapsınlar. Çaplarına göre işlerle uğraşsınlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Geliyorum

Türkiye’de bulunan Suudi Arabistan, Katar, BAE, İsrail, ABD, Rusya ve Çin diplomatik temsilcilerine karşı silahlı operasyonlar yapmak yönünde irade kullanmak isteyen vatansever taraflar var. Benden yana olan bu tarafları bu güne kadar çok beklettim, her zaman sakinleştirdim ama bu defa bu kararlarına itiraz etmedim. Yerden göğe kadar haklılar.

Hep yazmıştım, söz konusu vatansa, milletin can, mal, ırz emniyeti ise ve her türlü hukuki sistem başa geçmiş hainler tarafından devre dışı bırakılmışsa, vatandaşların tamamının ya da bir kısmının silahlı hürriyet mücadelesi vermesi meşrudur. İslam hukukuna da insanlığa da vicdana uygundur. Hiç kimse aksini bile iddia edemez. Kuvayı Milliye denilen irade de mücadele de zaten tamamen budur.

Türkiye, örtülü bir istilaya tabi tutulmuyor. Türkiye çok uzun zamandır örtülü bir işgal altındaydı. Bu örtülü işgalden kurtulmak yönünde mücadele verip hürriyetine kavuşmak istedikçe, daha onur kırıcı, daha çok öfkelendirici tavırlara maruz kaldı, kalıyor. Son günlerde ise açıkça, damara basa basa, göstere göstere işgal altındaki bir onursuz milletmiş tavrı sergileniyor karşısında… Boğazımıza kadar çoktan geldi…

Bunca ikazlarıma rağmen hala her fırsatta Türkiye’nin başındaki hainleri destekleyen, kollayan ve son zamanlarda ise açıkça talimatlar vererek yönlendiren Suudi Arabistan’ın, Katar’ın, BAE’nin, Rusya’nın, Çin’in, ABD’nin “ölümcül hatalar” yaptıklarını izah etmeye zaten gerek yok.

Son ses kaydında net ifadelerle izah ettim ki Türkiye sorunlarını, sorunların merkezi neresi ise orada çözmeye dönük bir siyaset sergileyecek. Belki yarın, belki yarından yakındır ki AKPKK ve MHPKK ihanet ittifakı sert, çok sert şekilde devrilecek.

Şuraya yazıyorum ki hemen peşi sıra Suudi Arabistan’a, Katar’a ve BAE’ye Türk ordusu ve onunla müttefik olan diğer unsurlar girecekler. Evet, ordular girecekler. Evet, harp edilecek ve Türkiye’ye, Türk milletine hatta Türk dünyasına karşı göstere göstere tavırlar yapmak, müdahaleler yapmak, en adi hainleri her defasında kollamak, yükselen bunca millet tepkisine rağmen hala peşkeşler ve soygunlar yapmak ne imiş bütün dünyaya gösterilecek. Ardından o diğer ülkelere sıra gelecek.

İlk müdahale edilecek bu ülkelerin milletlerinin de diktatörlerden, terör örgütü kuran ve yöneten sözde devlet liderlerinden ve bunların resmi makam sahibi çetelerinden kurtulmaları sağlanacak. Evet, sadece Türkiye değil, bölge ve hatta bütün dünya insanlığı büyük ferahlayacak.

Devletten bile sayılamaz, Ankebut Ağının her türlü kara para işlerinin kasası ve son zamanlarda ise siyasi manevralarda şimşekleri üzerlerine çekecek piyonları haline gelmiş bu topraklar, zaten bizden ihanetlerle, İngilizlere çalışan casuslarla koparılmış topraklardır. Buraları, yani kadim topraklarımızı tekrar sınırlarımıza dahil edeceğiz. Söz konusu diktatörlerin, onlara yardım ve yataklık etmiş aile/akraba kişilerin ve bunların kanunsuz, insalık dışı emirlerini uygulamış devlet görevlilerin meydan yerlerde asılmasını sağlayacağız.

Katar’da zaten Türk askerleri dolu ve Türkiye’de ordu benim yanımda. İdareyi resmen aldığımız gibi zaten Katar’ı da almış oluyoruz. Bizden çaldıkları trilyonlarca dolar var, onları da nakit, altın ya da şirket hisseleri olarak el koymuş ve almış oluyoruz. BAE’nin bizim için bir günlük mevzu bile olmayacağını kesinlik seviyesinde biliyoruz. Suudi Arabistan zaten gerçek bir devlet olsa, gerçek bir ordusu olsa, savaşma kabiliyeti olsa şu yemeye ekmek bulmakta zorlanan Yemenli Husilerin karşısında her seferinde bu kadar acınası ve gülünesi hallere düşmezdi. O mukaddes topraklardaki Vehhabi fitnesini, oradan bütün bölgeye yayılan Selefi/Vehhabi sözde İslami terör fitnesini de son dönemde diktatörleri üzerinden estirilen modernizm baskını da kırmış, kaldırmış olacağız bu vesileyle… Mekke ve Medine gibi kutsal toprakları da kara paracı, satanist, ayinci, cinsi sapık, sübyancı, İngiliz piyonu, Müslüman ve Türk düşmanı Suudi kraliyet ailesinin elinden alacağız.

Suudi Arabistan kraliyet ailesine de onların hukuksuzluklarına, Türk ve İslam düşmanlıklarına, terör suçlarına, insanlık suçlarına, sömürme suçlarına alet olan devlet yetkililerini de meydan yerlerde asacağız.

Öfkeyle yazmıyorum, gayet sakinim. Çoktan yapmak istediğimiz şeylerdi bunlar. Her seferinde içimiz kanaya kanaya sabır ediyorduk. Gölgesinden korkan ve müslüman rolü oynayan üç beş tane satanistin her seferinde Türkiye’nin her türlü iç işlerine karışmasına, Türkiye’yi ve bölgeyi dertten derde sürüklemesine içimiz yana yana tahammül ediyorduk. Gününü bekliyorduk.

Artık bardak taştı… O Tayyip’i milletimle beraber indirip asacağım, leşini alıp Suudi Kraliyet ailesinin önüne atacağım. “Bu sizin piyonunuzdu, işte akıbeti. Siz de İngiliz piyonusunuz, şimdi sıra sizde” diyeceğim, onları da meydanlarda asacağım.

Zafer gününde uçaklarını uçurmasına izin vermediğimiz Rusya mı… Bütün siyasetini darmadağın ettiğimiz, dev gibi bir mali kriz içine düşürdüğümüz ve çaresizlikten sahte pandemi oyunlarıyla yüz binlerce vatandaşını parçalayıp organlarını satarak ayakta durmaya çalışan Çin mi… Her şeyiyle çoktan çökmüş halde olan ama dünyanın süper gücü denilen zamanlarda bile bir tek gerçek harbi kazanamamış olan ABD mi… Çoktan darmadağın olmuş NATO mu karşılık verecek bize? Hiçbir şey yapamazlar. Verebilecek olsalar, yıllardır elimizden neler çekiyorken bin kere karşılık verirlerdi. Ayrıca, o ana kadar meydana çıkartacağım delillerden sonra, onların bütün yetkili ve etkili isimlerinin sığınacak sıçan delikleri bile arayacağını göreceğiz.

Dahası var, birkaç kere kısaca yazmıştım. Onlarca milyon askeri bile birkaç günde kırıp geçebiliriz. Kazakistan’da, Ukrayna’da, Afganistan’da, Suriye’de uzaktan uzağa bile nasıl kırım yaptığımızı en iyi Çin, ABD, Rusya ve söz konusu Arap terör devletçikleri bilir.

Türk ordusu, dünyanın geri kalanıyla bile harbe girebilir, biz yanında durdukça… Ne havada uçak uçmasına, ne denizde gemi ya da denizaltı yüzmesine, ne bilgisayar sistemlerinin çalışır halde kalmasına, ne uyduların kullanılabilir halde kalmasına izin veririz. Açıkça UFO’lar yardımlarına gelse, onları bile indiririz.

Kaldı ki genel bir seferbelik ilan ederek de bu ülkelerin, bu diktatörlerin, resmi makamlara/yetkilere sahip baş teröristlerin, Türkiye’yi organize olarak ve kasıtlı şekilde dertten derde sürükleyen o sözde ülkelerin üzerine yürüyeceğim.

Milletime ve bütün insanlığa, her şeyi, en somut delillerini göstere göstere, izlete izlete anlatacağım. Sonra da “Kalkın, on milyonlarca bebeğin, çocuğun, genç kızın, genç kadının intikamını almaya… İnsan kaçakçılarını, organ kaçakçılarını, namus ve insanlık düşmanlarını gömmeye gidiyoruz. Dünyadaki fitnenin, sadistliğin, terörün, sömürü sisteminin merkez üslerini bitirmeye gidiyoruz. Bunu yapmak vazife olduğu gibi, böyle yaptığımızdan hemen sonra maddi ve manevi bütün sorunlarımız hemen çözülmüş oluyor.” diyeceğim.

Suriye’den kaçmamış, vatanını terk etmemiş… Suudi, Katar, BAE, İngiliz, ABD başta olmak üzere malum terör koalisyonu olan ülkelerin tesis ettiği sözde İslami terör örgütlerince evlatları öldürülmüş, anneleri babaları öldürülmüş ve kısas hakkı olan gerçek Suriyelileri, o onurlu insanları da bu mücadeleye davet edeceğim. “Haydi, mazlumun, zalimden hesap sorma günü bu gündür. Sizler de sömürüye baş kaldırın. İntikamızını alın ve maddi manevi bütün sorunlarınızı bir anda çözün. Bu devlet ya da devletçik görünümündeki terör ve ihanet merkezleri imha edilmeden ne ülkelerimizin, ne bölgemizin ne de dünyanın sorunları biter. Gün, bu gündür” diyeceğim.

Bu savaştan ganimet almak isteyen Iraklılar, Suriyeliler, Ürdünlüler, Mısırlılar, güney Azerbaycanlılar ve Türk dünyası ülkelerinden her kim varsa onları da asker yapacağım. 50 yaşına kadar olan erkeklerin asker olmalarını kabul edeceğim. Herhangi bir eğitim şartı koşmayacağım.

Bu kadarını anlattım, anlatmadığım kısımları da tahmin edilebilir. Sözü uzatmıyorum. İşte böyle başımızdaki hainlere, milletimizin arasındaki o masonlara ve satanistlere, o kara paracı sadistlere böyle toptan restimi çekiyorum. Ben bu ülkede devrim yapmaya kalkıyorum. Şu anda adresimdeyim, yurt içinden ya da dışından, tek ya da ittifak halinde gücü yeten, benim karşıma dikilebileceğini düşünen her kim ya da kimler/gruplar hatta ordular varsa, kalkabiliyorlarsa şimdi, şimdi, benden önce ayağa kalksınlar. Kalkabilseler de kalkamasalar da zaten çatışmamız başlıyor.

Benim gücümün yettiği yere, onların hayalleri hatta kullandıkları yapay zekaları bile yetmez.

Ya devlet başa, ya kuzgun leşe…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Türkiye’nin ve bölgenin vahim sorunlarında karar zamanı – 4 Mayıs 2022

Bu sesli yayında temas edilen bazı konu başlıkları:

Mülteciler, Suriyeliler, Afganlar, Suriye, Irak, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Türkmenistan, Türk dünyası, Hazar kanalı, Güney Azerbaycan, Türkiye’nin vahim sorunları, çareleri, ABD, Rusya, Çin, Ukrayna, Yeşiller, Griler