Etiket arşivi: AB

Ankebut Ağının Rusya ayağı çok sıkıntıda…


Putin ve çetesinin işleri iyice bozuldu, bozuluyor ve gün geçtikçe daha da bozulacak. Danışıklı dövüşler de Rusya’nın içindeki ABD’yi ya da diğer deyişle Rusya’nın içindeki İsrail’i kurtaramıyor. Her zaman olduğu gibi bu sefer de biz kazandık ve bir kez daha bütün dünyaya gücümüzü gösterdik.

Bütün dünya bir kez daha gördü ki sadece Türkiye’de değil, Mfs’nin “olur”u olmadan dünya genelinde kayda değer hiçbir şey yapılamaz. İsrailliler, İngilizler ve benzerleri “Erdoğan Suriye operasyonunu yapmakta kararlı ve karşısında onu durduracak kimse yok.” mealinde ısmarlama haberler yaptırırken… ABD “Haydi girin artık” temalı ama operasyona sözde karşı duran resmi açıklamaları çok sık tekrarla yaparken, bir yandan da kalın kafalı hainleri Türkiye sahasında aktif kullanarak operasyonu mümkün kılmaya çabalarken… Aslında ne kadar çaresiz, güçsüz ve zavallı olduklarını gözler önüne serdiler, seriyorlar.

Ortada bir Tayyip, bir AKPKK bile kalmamış ama son çare olarak üç beş gazete haberi, üç beş köşe yazısı yayınlatarak, övgü ya da korku/endişe temalı üç beş diplomatik açıklama yaptırarak, TSK’nin Suriye’ye operasyon yapmasını mümkün kılacaklar güya…

Bunların hepsi oyun, daha önce defalarca oynadıkları tarzda bir oyun ve bir kez daha bu konuda büyük bir kumar oynayıp bu defa çok daha büyük kaybettiler. Dibi gördüler, eridiler. Buna rağmen, bu kadar çaresizken, bu kadar büyük kaybetmişlerken, bükemedikleri eli öpmeleri gerekiyorken, hala şeytanlık peşindeler. Bu hallerine rağmen bir yandan da Suriye’de Beşar Esed ile küslüğü ortadan kaldıracaklarmış rolü oynuyorlar. Bu da ayrı bir oyun… Hala İsrail’in, BOP’un, İngiltere’nin, ABD’nin, AB’nin, Rusya’nın son darbeleri almamaları için kıvranıp zaman kazandırmak peşindeler. Yani bu güne kadar çoğu kısımda birbirleriyle danışıklı dövüşerek Londra merkezli dünya düzenini ayakta tutmuş olan taraflar, şimdi birbirlerini ayakta tutabilmek için her yolu deniyorlar. İstanbul’u devirmek, mağlup etmek, yok etmek mi… Onun imkansız olduğunu kendi aralarında çoktan kabullendiler ama dışarıya başka yüz gösteriyorlar.

Şu anda hiç dünya lideri yok görünür dünya siyasetinde… Hepsi yalan oldu, hiç oldu İstanbul’un karşısında… Süper güç ülke de yok. Rishi Sunak bile tersten okunması gereken taktik bir açıklama ile “Mfs bu işi bitirdi, Çin’den de çıkın. Çin merkezli altın çağ projemiz çöp oldu. Direnirsek her yerde daha büyük kayıplar yaşayacağız. Çaresiziz, geri durmak zorundayız. Tedbirli olun, dikkat edin” manasına gelecek mesajlarını verdi.

Daha düne kadar güya rekor kâr açıklayan Koç grubu, ses kaydımda “Devletlerin de holdinglerin de açıklamaları yalan. Türkiye’de Koç bile battı” dememden hemen sonra çark etti. Türkiye içinde Ömer Koç bile uzun sürecek ve şiddetli olacak bir krizin içinde olduklarını ve çok tedbirli olup harcamaları çok kısmalarını söyledi herkese…

Ankebut Ağının sadece Rusya ayağı değil, bütün ayakları İstanbul karşısında diz çökmemek için direniyor. Bu güne kadar imkansız görüleni başardılar ama hep karşılıksız para basarak, yalan haberler yaptırarak, resmi yetkililere yalan açıklamalar yaptırarak, maliyeye kaynağı belirsiz yüzlerce milyar dolar kara para dahil ederek… Hepsinin boşuna olduğunu söylemiştim, anca zararları katlandı, emekleri zayi oldu, itibarları da iki paralık oldu. Direnişleri onlara kazandırmadı, zararlarını azaltmadı, aksine daha büyük kaybetmelerine sebep oldu.

Lakin Rusların hali içler acısı… Kullanılıp atılacaklar ve İstanbul’un siyaseti karşısında bütün planlarının bu kadar kısa sürede bozulacağına baştan ihtimal vermek istemiyorlardı. Büyük kumarda onlar en büyük kaybeden taraf… Sadece Yunanistan, Suriye, İran meselesinde değil, onlarca meselede büyük kaybettiler. Zaten hepsinde iki yüzlü ve ahlaksız, onursuz bir siyaset izlediler. Hep İstanbul’un kazandığı ve hatta kazanacağı açıkça gözler önünde…

Şimdi başta Ruslar olmak üzere, malum ağ Türkiye’de şiddetli terör saldırıları yaptırabilir. Deprem denediler olmadı, şimdi yine ya deprem yapacaklar ya da terör saldırıları yapacaklar. Sonuç vermeyeceğini, kendilerine kazandırmayacağını bile bile bunu yapacaklar. Yine bu terör saldırılarında da emirlerindeki terör örgütlerini kullanabilirler. Yine ABD, Çin, İran, İsrail, İngiltere, AB ülkeleri, bazı Arap ülkeleri ile paslaşarak yaptırabilirler. Bu defa YPG/PKK görüntüsü vererek değil de baştan beri kendilerinin kurup idare ettiği IŞİD ya da türevi örgütler üzerinden kan dökebilirler.

Kaç ülkenin ittifak ettiğinin, ne kadar şeytanlaşmış ve kuralsız olduklarının ehemmiyeti yok. Büyük bir kararlılıkla biz de gereken karşılıkları vereceğiz. Şu anda Türkiye’de söz konusu ülkelerin diplomatik temsilcileri sıfatıyla bulunan ve Türkiye’deki mekanlarını terör, ihanet, kara para merkezine çeviren kişileri en baştan hedef alacağız. Biz basit basit danışıklı dövüşler sergilemedik, sergilemeyeceğiz. Her zaman olduğu gibi kısa sürede sonuç verecek cesurca ve mertçe karşılıklar vereceğiz. Gerekli her an tetik çekmekten de çekinmeyeceğiz.

Şu andan itibaren, Türkiye ve Suriye sınırları içinde Rus mafyası, Rus diplomat, Rus askeri, Rus subayı, Rus iş adamı, Rus şirketi hatta Rus turist dahi görmek istemiyorum. Ruslara selam veren birini dahi görmek istemiyorum. Madem ki batının maşası olmaya devam edecekler, önce maşayı şu batının ve İsrail’in elinden almanın ve imha etmenin vaktidir şimdi…

| mfs – Maşa kıran – Akademi Dergisi

Zamanı geldi

Sınırlarımızda içeri doğru atılan füzeleri/roketleri Tayyip’in ve çetesinin oralardaki teröristleri atıyorlar. Onları MİT, CIA, MI6, MOSSAD ortak şekilde organize ve sevk ediyorlar. Ankara hükumeti, daha önce de batıdan ve İsrail’den aldığı talimatlarla bu gibi adilikleri, ihanetleri yapmıştı. Şimdi yeniden yapıyor.

Hatta daha önce, sınır dışından atıldığı iddia edilen roketlerin menzilinin o kadar olmadığı ve bölgedeki askeri üssümüzden sivil vatandaşlarımızın üzerine atıldığı, roketlerin askeri üs yönünden geldiğini vatandaşlarımızın gördüğü, doğruladığı ispat edilmişti. Buna rağmen bile gereken soruşturmalar ve yargılamalar yapılmamıştı. Gizli Hristiyan ve batı casusu Hakan Fidan’ın gizlice yapılan ses kaydı gerçekti, montaj değildi. 17/25 Aralık sürecindeki bu gibi kayıtların gerçek oldukları türlü türlü ispat edildi. O hain Hakan Fidan “Geçiririm üç beş adamı sınırdan öteye, attırırım bu tarafa doğru birkaç roket. Bundan kolay ne var” mealinde gerçekten konuştu. O güne kadar ihanetleri bitmek bilmemişti, o günden beri de ihanetleri hız kesmedi, devam ediyor. Binbir türlü yalanları, iftiraları, mahkemelere müdahaleleri, cinayetleri, katliamları, teröristlerle ortaklıkları, kara paracılıkları, ihanetleri, peşkeşleri somut şekilde meydanda olan hain bir güruh, şimdi güya teröre karşı askeri operasyon yapacakmış.

TBMM bile hala tıka basa gizli Ermeni ve gizli Yahudi teröristlerle doluyken, onlara bile müdahale edilmemişken, Türkiye içindeki on binlerce terörist hala devlet kurumlarında sözde memurken, amirken… Güya terörü bitirmek için Suriye’ye askeri operasyon yapılacakmış. Suriye’yi teröristlerle dolduranlar zaten AKPKK, ABD, İsrail, İngiltere ve bilinen diğer müttefikleri… Şimdi sözde terör karşıtı operasyonu isteyenler de bunlar. Hala emirlerindeki teröristlere attırdıkları roketlerle topraklarımızı, insanlarımızı hedef almakta olanlar da bunlar. Çok sayıda terörist taraf/örgüt de bu danışıklı dövüşün içinde…

Ankara hükumetinin somut/görülür şekilde de devrilmesinin ve yardım/yataklık yapan kişilerle, kesimlerle birlikte yargılanmasının, TBMM’nin tamamen kapatılmasının, sözde vekillerin tamamının toplanıp alınmasının zamanı geldi. Hiç kimse uyumayacak. Bu çatışma yükselecek, üzerimize düşenleri yapacağız, bu paralel devleti çökerteceğiz.

Resmi kurum ve kuruluşların başına konulmuş hainlerin haince emirlerine itaat edilmeyecek. Genel kurmay kadrosunun emirlerine de itaat edilmeyecek. Aynı paralel devletin mensupları olan hakim ve savcıların emirlerine ve kararlarına da itaat edilmeyecek. Ordu hatta devlet otoritesi açıkça ikiye bölünecek olsa bile asla itaat edilmeyecek. Silahlı iç çatışmalardan kaçınılmayacak. Zaten bu duruşumuz dünya siyasetini/dengelerini açıkça ikiye bölecek. Hemen sonrasında zaten ne ABD, ne İngiltere, ne AB, ne İsrail kalacak… Sona geldik, Türk asrı değil, Türk çağı olacak. Numaradan Türklük değil, hakiki Türklük ve Müslümanlık olacak.

Bütün vatanseverlere ölmeyi değil, öldürmeyi emir ediyorum. Yapılacak daha çok hizmetlerimiz, mücadelelerimiz olacak. Dünyanın her yerine aydınlığı, kurtuluşu, adaleti, ahlakı, huzuru, insan haklarını götüreceğiz. Çok büyük hadiseler daha yeni başlıyor. Bizden kimse ölmeyecek, tuzağa çekilmeyecek, ihanetlere kurban olmayacak. Gerekli her durumda her vatansever tereddüt etmeden tetiğini çekecek, çektirecek. Önce kendi emniyetini ve emrindeki gerçek Türklerin, vatanına ihanet etmeyen askerlerin ve memurların emniyetini sağlayacak. Hain hangi makamda ve rütbede olursa olsun yok edilmekten çekinilmeyecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ben burada oyun oynamıyorum

– Tayvan’ın çevre ülkelerle yaşadığı sorunlar bizim meselemiz değildir. Tayvan’ın Çin’e bağlanması ya da bağlanmaması da bizim için mühim değildir.  Tayvan meselesinden büyük bir askeri çatışma çıkması da bizim için çok mühim değildir. İhtimal dahilindeki bu askeri çatışmanın tarafı değiliz, olmayacağız. Zaten fiilen NATO üyesi de değiliz. Türkiye’de bu hususlarda da çatlak sesler istemiyorum. Herkes neye, kime destek verdiğini, nasıl oyunlar içinde kalacağını, Türkiye’yi nasıl bir ateşe atacağını ve dolayısıyla ne şiddette bir karşılık göreceğini iyice hesaplasın, kendi sonunu da düşünsün ona göre konuşsun ya da yazsın. 

– Kuzey Kore’yi ya da herhangi bir ülkeyi demokrasiye zorlayan biri değilim. Ben demokrat değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Hiç kimseyi de demokrasi denilen şeytani sisteme zorlamayacağım. Hiç kimsenin de hiç kimseyi demokratik sisteme zorlama hakkı yok. Kuzey Kore’nin hali açıkça gözler önünde ve iyi bir halde değil. Sorunlarının çözümü demokraside de değil. Bunların haricinde, Kuzey Kore’nin şu anda Tayvan, Güney Kore ve Japonya meselelerinde taraf olması, hatta askeri çatışmalara dahil olması beni rahatsız etmiyor. 

– Benim haritamda Güney Kore, Tayvan, Japonya, Ukrayna, Finlandiya, İsveç, Norveç, İngiltere, İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur, Danimarka, Hollanda, Ermenistan, İran denilen yerler yok. Bunlara çoktan çizik çektim. Bu coğrafyalarda siyasi haritalar değişecek. Bunların çoğuna zamanında gerekli eli uzattım, mühleti verdim, ikazlar yaptım ve kararlılıkla tercihlerini yaptılar. Sonlarını kendileri belirlediler.  Türkiye ve gerçek müttefikleri bu gibi devletler ve devletçikler konusunda batı dünyasından bu yana doğru esen suni rüzgarlara kapılmayacaklar. Batı dünyasının daha doğru ifadeyle grilerin, Asyanın söz konusu bölgelerine dair nasıl planları varsa, kendileri o planları uygulama peşinde koşacaklar. Bizi ve gerçek müttefiklerimizi bu işlere karıştırmayacaklar. Karıştırmaya kalkarlarsa safımız Asya safı olacak. 

– Batı dünyasının Türkiye’deki piyonlarından olan gizli Ermenileri/Hristiyanları ben listemden sileli yıllar oldu. Son süreçte de beni gizli Hristiyanlar hususunda kızdırdılar, öfkemi ve kararlarımı kısmen de olsa ilan ettim. O günden beri Türkiye’deki gizli Hristiyan hainlerde yaprak dökümü devam ediyor. Maddi kayıpları da can kayıpları da hızla artıyor. Daha da devam edecek. Buna rağmen, benimle ortak paydalarda hareket ediyormuş gibi görünen dünya genelindeki bazı unsurlar, ülkemizdeki gizli Hristiyan siyasetçilerin üzerine oynamaya başladılar. Bu, vahim bir hata… Hususiyle Amerika Birleşik Devletçiklerinde bulunan, kendilerine bir süredir sahayı/meydanı açtığım bazı unsurların, böyle bir anda bu kadar vahim bir karar vermeleri, akıl alır gibi değil. Bu hususta da ikazlarımı yapmış bulunayım.

– Tayyip’in ve çetesinin işi bitti. Bitti diye, gizli Hristiyanların sözde siyasi partilerini ve sözde siyasi liderlerini muhatap almak, alternatif görmek zorunluluğu yok. Ben Tayyip’i seçimle indirmeyeceğim. Meşru bir halk, adalet sistemi ve ordu darbesiyle indireceğim. Bunu yaparken hep söylediğim gibi gizli Hristiyanların sözde partilerini ve teşkilatlarını da toplayıp alacağım. TBMM’yi merkezi bir mahkeme salonu yapacağım. Bunu birkaç tekrarla ifade ettim. Nesi anlaşılamıyor, anlaşılıyorsa kime güveniliyor da karşımda aksi kararlar alınır, anlamak mümkün değil. Abdullah Gül başta olmak üzere, bu memlekete ve millete bu güne kadar her türlü ihanetleri etmiş, her türlü terörün ve bölücü faaliyetin içinde yer almış, her türlü kara para işlerinde faal olmuş gizli Hristiyanları kim desteklerse, onlara kimler meydan verirlerse, ben dünya genelinde onların hepsini boğarım. İşlerini de siyasi dengelerini de kara para işlerini de hep bozarım. İktidarlarını da dev şirketlerini de yıkarım. Benden söylemesi… Ben ülkemi İngiltere’nin örtülü işgalinden, sömürmesinden, dayatma rejiminden kurtarmak için bu kadar bedel ödüyorken, “Ben İngiltere’ye Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için geldim” diyen gizli Ermeni hainin, ayağımın altında bile yeri olamaz. Onu da çetesini de onlarla birlikte hareket eden dünyadaki bütün tarafları da yerle yeksan ederim. Ben burada oyun oynamıyorum, vatan ve millet müdafaası yapıyorum. 

– Mısır denilen ülkede korku, endişe havası hakim. Ben Mısır’ı muhatap almaya bile değer görmüyorum. Geri çekilecekse çekilsin. Çekilmeyecekse, ne hüneri varsa karşımızda sergilesin. Yunanistan’dan sonraki hedefimiz olur. Mısır’ı da diktatörlerden, kara paracılardan, insan kasaplarından, insanlık düşmanlarından, satanist büyücülerden kurtarır ve topraklarımıza da dahil ederiz.

– Sadece Güney Azerbaycan değil, bütünüyle İran denilen o kadim Türk toprakları, ülkemizin topraklarına dahil olacaklar. Bunu bozmak için bölgeye askeri unsurlarını getirmek isteyenler, çok bahaneler aramasınlar, danışıklı oyunlar kurmasınlar, açıkça hemen getirsinler. “Getiremezler” demiyorum ama geri götüremezler.

– Avustralya da İngiltere’nin kontrolünden çıkacak. Bu süreçte Avustralya’ya hep beraber gereken destekleri vereceğiz. 

– Nükleer bir savaşa artık karşı değilim. Kim kime karşı kullanabiliyorsa kullansın, engellemeyeceğim. Sadece Türkiye’nin ve gerçek müttefiklerinin karşısında kullanılmasını engelleyeceğim. 

– Yerin altı cehenneme döndü. Uzaylı şehirlerinden bazıları çok perişan hallerde. Yananlar, çökenler, patlayanlar, toplu can kayıpları aldı yürüdü… Sürekli benimle irtibat kurmayı deniyorlar “Dur, dur” diye yalvarıyorlar. İkaz etmiştim. Yeryüzünde suni kuraklık, kıtlık, suni enerji krizi, insanlara ve hayvanlara yüksek teknolojili saldırılar devam ettikçe, LGBT baskısı devam ettikçe, terör devam ettikçe, organ ve insan kaçakçılığı devam ettikçe ben de yerin altında büyük sıkıntılara sebep olmaya devam edeceğim. Yeryüzünde İblis’in planlarına, Deccalin planlarına izin vermiyorum, vermeyeceğim. 

– Türkiye’de bulunan sivil ya da asker bütün Katarlıları ayrıca Türkiye vatandaşları arasından Katarla ya da Katarlılarla iş tutan herkesi oyundan düşüreceğim. Bunların büyük çoğunluğu kısa sürede ölecekler, diğerlerinin de başlarına gelmeyen kalmayacak. 

– Yeşillerin grilerin ya da diğer türlerin çatışmaları beni ilgilendirmiyor. Pakistan’ın başında İmran Han’ı, Brezilya’da Bolsonaro’yu görmek istemiyorum.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..

Türkiye’nin iç bölgelerinde de çok uygun şartlar var

Kazık temeller çakıldıktan sonra üst kısımları buna benzer ama az daha geliştirilmiş bir usulle birleştirilse… Top atsan yıkılmaz orası. Fırtınayı geçelim, kuvvetli bir tsunami gelse bile söküp sürükleyemez orayı. Üzerine beş kat bile çıkılır. Üstelik çok az insanla ve araçla, yine çok kısa sürede ve çok ucuza temel atabilmiş olursun.

Ve yine, zamanı geldiğinde kolayca söker, bütün malzemeyi alıp götürebilir ve başka yerlerde kullanabilirsin.

Ya da geri dönüştürebilirsin. Özellikle arazinin şartlarını iyi ölçerek, yeterli genişlikte ve uzunlukta direkler/kazıklar çakarsan… Bir de sadece kenarlara değil de orta kısımlara da yeterli sayıda ve özelliklerde kazıklar çakarsan… Ne yan yatar, ne yere batar ne de başka sorun yaşanır. Zaten binanın altının çoğu kısmı boş olacak ve şiddetli sel baskını ya da tsunami gibi afetler zamanında suyun epeyi bir kısmı altından akıp gidebilecek. Bu, binanın yaz kış daha iyi ısı yalıtmasına sahip olmasını da sağlayacak.

Yine bu sayede, hazır/taşınabilir ev sistemi yaparken atık ve temiz su borularını da kolayca bağlayabilirsin.

Diğer soruna cevap vermek için kısaca şunu çizdim. Temsili bir çizim, konuyu anlayabilmen için sadece.

Anlattığım hepsi bir arada projeyi yapmak için deniz kenarlarında olman şart değil. Ben, en iyi şartlar orada diye o şekilde anlattım ama Türkiye’nin iç bölgelerinde de çok uygun şartlar var. Mesela Tuz gölü…

Türkiye’nin orta kısmında, gayet büyük, etrafı nispeten daha düz ve ziraata, besiciliğe uygun…

Pek çok büyük şehre de yakın. Ana yollara ulaşmak kolay

Yine Isparta tarafları da fena değil. Oralarda da göller var. Araziyi düzelmek zorunda kalabilirsin ama buna değer.

Gerçi o hafriyat, düzeltme işlerini de çok çok daha ucuza ve kısa sürede yapmak mümkün, o ayrı konu.

Sarı ile çizdiğim yerler gerçek hatlar değil ama onlara yakın hatlarda ana kanallar açılacak

Hala farklı düşüncelere sahip olanlar elbette vardır ama her şey planladığım gibi olursa, Türkiye’nin ana kanallara sahip olması öyle çok uzun bir zaman almayacak

Yani senin gibiler göllerin yakın etrafında hayvancılık, ziraat, enerji, su dahil hepsi bir arada projelere giriştikten kısa süre sonra, bu kanallar imdadınıza yetişecek.

Türkiye’nin her yeri yeşillenecek. Her yerde bol deniz suyu, bunun devamı olarak bol içme suyu ve elektrik enerjisi olacak. Bol bol balık olacak ve balık çeşitleri de çok artacak. Buna, senin gibi kişilerin yapacağı çiftlik projeleri de çok yardımcı ve önayak olacak.

Tabiatta bitki çeşitliliği de hayvan çeşitliliği de artacak.

O GAP dedikleri proje bu projenin yanında mesele bile edilmeyecek, projeden bile sayılmayacak.

Zaten bir süre sonrasında Türkiye’nin büyük tatlı su göllerine ve baraj göllerine ihtiyacı da olmayacak.

Sistem iyice oturduktan sonra oralar da tuzlu su gölüne çevrilecek.

Belki de kısa süre sonra Konya ovasında ziraat mahsüllerinden daha çok oranda deniz mahsülleri yetiştirilecek.

Çünkü çiftçilerimizin epeyi bir kısmı, mükemmel bir eğitim de alarak balık çiftlikleri açacaklar

Sizin gibilerin, bunları şimdiden öngörerek birlik olmaları şart.

Maddi imkanlarınızı, arazilerinizi birleştirmelisiniz.

Bu kadar kanal olursa ülke içinde kara ulaşımı nasıl olacak diye de dert etmeyin. Hiç sorun olmayacak. Bu kanallar kazılırken zaten çok büyük seviyede madencilik yapılmış olacak. Çok değerli şeyler çıkartılacak. Kanal çalışmaları daha başlarken bile bunu yapacak devlet kurumunun sermayesi uçuk seviyelere ulaşacak. Hiçbir masraftan kaçınmadan her safhada yeterli sayıda ve kalitede kanalların altından yeraltı geçişleri ve üstünden köprüler yapacak. O tünel/geçit sistemleri de köprü sistemleri de değişecek. Hem çok hızlı hem çok kaliteli ve uygun maliyetli sistemler kullanılacak.

Kanalların altındaki tünellerde çok ileri teknolojiler kullanılacak. Araçlar için de yayalar için de geçişi kolaylaştıran ve hızlandıran teknolojiler olacak.

Hem ana kanalların hem de tali kanalların altındaki geçitlerin pek çoğu, devletin hazinesine kesintisiz ve yüksek gelir getirmeye başlayacak. Geçişleri ücretli yapmak gelmesin aklına… O hukuka da vicdana da uygun değil. Geçitler geniş ve uzun olacaklar. Oralarda çok mağazalar, dinlenme tesisleri olacak. Sürekli para alış verişinin yaşanacağı yerler olacaklar.

Öyle şeyler olacak ki muhtelif sahalardaki projeler peş peşe gerçekleştikçe, kısa süre sonra Türkiye, vatandaşlarından ya çok düşük seviyede vergi alacaktır ya da hiç almayacaktır.

Hayat pahalılığı, geçim zorluğu ve peşi sıra yaşanan vahim sorunlar, yerini dünya tarihinde hiç görülmemiş bir hızda ve seviyede ucuzlamaya, kolaylaşmaya, rahatlamaya, kaliteli hayata bırakacak.

Yatırım yapacakken bu açılardan bakın. Planlamalarınızı buna göre yapın.

Kripto kesimlerin adamlarından da şirketlerinden de AKPKK ya da diğer siyasi partilerden de uzak durun .

Bu işler yapılmaya başlanırken onların bir kısmı mezarda, bir kısmı ceza evlerinde, az bir kısmı muhtelif ülkelerde olacaklar. O kaçanlar da kısa süre sonra zaten getirilecekler.

Diğer soruna gelince…

Bunları böyle açıkça anlatmamın faydalarının yanında elbette zorlaştıran, sorunlara sebep olan yanları da var ama olsun.

Söylediğin gibi Türkiye’nin en değerli arazileri yabancı unsurlara peşkeş çekilse ne olacak. Ben bu hususta daha önce kararlarımı açıkladım

Gelip Trakya’dan, Ege’den, Akdeniz’den ve diğer yerlerden arazi alacak olan öyle kişiler, gruplar, şirketler de zaten zincirleme bir yargılama sürecinin muhatapları olacak. Perişan hallere düşecekler. Çok adam, şirket, para, taşınmaz kaybedecekler. Sadece AKPKK değil, daha önceki iktidarlar zamanında da Türkiye’den çok şeyler çaldıkları, hep hukuksuz işler yaptıkları gözler önüne çıkacak. Türkiye devlet olarak alacaklarına karşılık olarak bunların ya da taşeronlarının üzerine görünen taşınır, taşınmaz ne varsa, hepsine sınırları dahilinde el koyacak

Bu, mesele bile değil. Geniş, konumu çok iyi ve çok değerli araziler hatta bunların üzerindeki tesisler Türkiye’nin hazinesine dahil edilecekler, kamulaştırılacaklar. Lakin söz konusu taraflara bir kuruş dahi verilmeyecek. Hatta onlardan daha da fazlasını talep edecek Türkiye devleti… Söz konusu taraflar, arazileri, işletmeler, tesisleri özel şahıslardan almış olsalar bile, sonuç değişmeyecek. Yani sadece hükumetin ihanetleri sayesinde devletimizin arazilerinin, işletmelerinin, tesislerinin ele geçirildiği şartlarda değil, özel şahıslar üzerinden satın alınmaların göründüğü şartlarda da Türkiye devleti kamulaştırmalar yapacak.

Çünkü milletler arası suçlar, terör, kara para işleri kapsamında bakılacak meseleye… Alıcıların paralarının, işlerinin, bağlantılarının dünyanın hiçbir yerinde temiz olmadığı açıkça meydana çıktıktan sonra, isterlerse onlar da yüzlerce kişinin üzerine satın almalar göstersinler. Daha bu kısımlarda söz konusu patronların ve büyük şirketlerin, muhtelif ülkelerin gizli servislerine taşeronluk yaptıkları da meydana çıkartılacak. Devletler arası mücadeleler bu yönde de olacak ve Türkiye hukukun gereklerini yapacak. Kimseye acımayacak, kimseden çekinmeyecek.

Hiç mesele değil, yine el konulacak her şeye…

O sıralarda, Türkiye’nin hukuka uygun olarak, alacaklarına karşılık olarak, çalınaları geri almak maksadıyla yaptığı bu müdahalelere mani olabilecek ne Londra olacak, ne Washington, ne AB, ne NATO, ne Rusya, ne Çin ne başkası… Şu anda bile insanlık düşmanı ve danışıklı dövüşçülerden oluşan bu sistem çöktü. Çok yakında iyice hiç olacaklar. Belki üç beş cılız ses/tepki çıkabilir, ondan ötesine gidemezler.

Daha önce “ABD, İngiltere ve pek çok Avrupa ülkesinden, Türkiye devleti olarak alacaklarımız var. Bunları tahsil edemezsek oralardan topraklara, işletmelere, tesislere, barajlara, yollara v.b. el koyacağız” dedim. Bunda da son derece ciddiydim, ciddiyim. Bunlar dahi olacak. Yok öyle onlarca sene hatta asırlarca sömürüp de sonra yanlarına kâr kalması. Bu millet haklarını alacak. Bütün Katar’ı, BAE’yi, Suudi Amerika’yı, Singapur’u ve benzerlerini toptan satsa o Londra, yine de alacaklarımızı kısa sürede ödeyemez. O kadar alacaklıyız. Hala yüksek faturalardaki devasa soygun bile Londra’ya ve onun emrindeki devletçiklere akıyor. Hala Londra’nın tefecilerine çalıştırılıyor koca Türk milleti. Bunlar dahi hesaplanacak ve ilgli bütün resmi kurumlardan da tefecilerden de dev şirket görünenlerden de geri alınacak. Kaç el değiştirirse değiştirsinler, kimden kime devir ederlerse etsinler, ciğerlerini söküp alırcasına sert müdahalelerle alacağız. Bunlar yapılacak da TR de son zamanlarda ele geçirecekleri araziler mi geri alınamayacak.

Bir de şunu değerlendirin ki yakında kara ulaşımı çok çok azalacak. Havada uçan arabalar devrine geçilecek. O araçlar da ana yollar üzerinden belirlenmiş yüksekliklerde uçacaklar. Yine de şimdiden çok katlı binalara izin verilmeyecek, yatay şehirleşme sistemi ile devam edilecek. Hem karada ve hem denizde gidebilen tasaruflu araçlar da çok yaygınlaşacak. Kanallar üzerinden her yere gidebilecekler. Ulaşım da çok ama çok ucuzlayacak. Sanayinin ağır nakliye işleri de çok çok ucuzlayıp kolaylaşayacak bu kanallar sayesinde…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Son dönemecin son kısmındayız


Bütün Türk/İslam dünyasına şu müjdeyi vermek istiyorum ki karşımızda artık doğru düzgün bir Ankebut Ağı unsuru kalmadı.

Son bir hafta içerisinde dünyanın dört bir yanında peş peşe “sessiz zaferler” kazandık. Ankebut Ağı bütünüyle perişan halde. Kontrolündeki ülkeler/liderler, sorunlar yığınıyla mücadele etmeye çabalıyorlar. Eski havalarından eser yok şimdi. Bütün planlarını, kararlarını yeniden, yeniden ve yeniden çalışıyorlar. Ne yapabileceklerini bile bilemiyorlar ki o şartlarda nasıl planlar yapsınlar, kararlar alsınlar ve yapıp alsalar neye yarar. Bu halleri, bazı yerlerde silahlı çatışmalar yaşanmasına sebep olabilir ama onlar da neticede bize yarar. Üstelik silahlı çatışmalardan da kaçınıyorlar, kaçınmak zorundalar. Başta paraları yok. Mali krizleri görünenin çok çok üzerinde… Birkaç haftaya kadar iyice kontrolü kaybedecekler. Sonra doğru düzgün orduları da yok. Ne uğruna savaşacakları bir değerleri var, ne savaşabilecek askerleri var, ne de ihtiyaç duydukları askeri araçları, cihazları ve mühimmatları var.

Tayyip, Bohçalı ve ortak çeteleri artık tamamen hükümsüz kaldılar. Hain Ankara hükumetini istesek şimdi açıkça da ezer, siler, yok ederiz. Bunu bu güne kadar yüzlerce kere yapabilirdik ama sonrasında iktidarda kalmamız çok zor olurdu. Dünyadan tarafların da artık buna mani olma hatta direnme gücü yok. Artık hem indirebilir hem de dünya dengelerini daha da lehimize olacak şekilde ayarlayarak iktidarda kalabiliriz. Üstelik çok kısa zamanda ülkemizi ve müttefiklerimizi adeta uçuşa geçirebiliriz.

Çin’e ve onunla bağlantılı her tarafa, her şeye çok dikkat edilmeli. Çok kısa süre sonra daha büyük, şiddetli ve görülür şekilde savrulacak o Çin… Peşinden pek çok tarafı da savuracak. Pek çok sahada krizleri aynı anda yaşayacak ve taşıyamayacak. Kimse, Haberal ve yakın çetesi bile, Çin ile Rusya’yı kontrolünde tutamayacak. Haberal’ı ayaklarından asmaya başladım bile… Çin ve Rus halkları için de önce çok sıkıntılı, sonra çok iyi zamanlar geliyor. Eğer isterlerse, bu işlerin sonunda onlar da Ankebut Ağının zulmünden kurtulabilecekler. Lakin siyasi haritalar ve uygulamalar sil baştan düzenlenmiş olacak…

Afrika’da kartlar yeniden karılıyor. Afrika’da İstanbul’la beraber yoluna devam etmek isteyen çok liderler ve toplumlar var. Afrika’yı da Ankebut Ağının zulmünden kurtaracağız. Afrika ile birlikte kazanacağız. Son bir hafta içinde yaşananlar, Ankebut Ağının dünya genelindeki terör örgütlerinin de iyice afallamasına sebep oldu, oluyor. Kara para dengeleri daha da daha da çöküyor.

İran’da işler çok iyi gidiyor. Güney Azerbaycan bizim toprağımız ve Türkiye’ye dahil olacak. Peşinden Irak ve Yunanistan da Türkiye’ye dahil olacak. Miçotakis’in “Türkiye’nin karşısında sadece Yunanistan yok, AB ve NATO var” mealindeki konuşması, her şeyin açıkça itirafı. Biz hiçbir zaman Avrupa’dan ve NATO’dan görülmedik. Hep kullanıldık, basitçe harcandık ve son süreçte gayr-i resmi şekilde de olsa bu teşkilatlara sırtımızı döndük. Tam da zamanında döndük. Bundan sonra yönümüz öncelikle doğuya dönük olacak. Batı, kendi felaketleriyle boğuşurken, sıkıntılarını başta Türkiye olmak üzere doğudan hiçbir tarafa yansıtmamaları ve kendi pisliklerinde boğulmaları üzerine şimdiden planlar kuracağız. Tekrar ediyorum ki kısa süre sonra Avrupa’dan Türkiye’ye toplu göçler başlamasına karşı bile şimdiden tedbirli olacağız.

İsrail çaresizlikten kuduruyor. Bundan sonra Türkiye’deki terör faaliyetlerinin, kara paracılığın, borsa yönlendirmelerinin, ihanetlerin, sömürülerin ve daha başka sorunların arkasında İsrail denilen şer merkezinin de olduğu somut bir şekilde insanlığın gözleri önüne serilecek. Sosyal medya medyumlarının bazılarının görüp de açıkça ifade ettiği gibi, bu sürecin sonunda ortada İsrail denilen bir şey kalmayacak. O kadim toprağımızı da ülkemize dahil edeceğiz. Bu da terörle, kanla, kara parayla, zulümle doldurulmuş Türkiye’nin ve dünyanın iyice nefes almasını sağlayacak.

Suni enerji krizini devam ettirmek için direnen taraflar da boşa direniyorlar. Suni kuraklık, kıtlık projesi için de boşa direniyorlar. Gerekiyorsa daha sert ve yıkıcı hamleler de yapacağım ve kimsenin dünyanın genelinde kuraklık, kıtlık, açlık şartları oluşturmasına izin vermeyeceğim. Bir biyonik robot olan Bill Gates bile şimdiden oyundan düşmüş oldu. Onlarca senedir titizlikle uygulanan bu yönlü planlar, birden ve yıkıcı/bitirici darbeler almaya başladı. Sahanın vaziyetine göre gerekiyorsa kısa sürede daha da ağır darbeler vuracağım.

Bir danışıklı dövüş olan Rusya-Ukrayna sözde savaşı vesilesiyle yapılan her türlü kara para işlerini ani ve sert müdahalelerle baltalayacağım. İnsan, uyuşturucu, silah başta olmak üzere her türlü kaçakçılığın önü kesilecek.

Rusya’ya bu güne kadar nasıl davrandığım herkesin gözleri önünde. Her şeye rağmen başlarındaki hainleri ezmediler, indirmediler ve göre göre felaketlere sürükleniyorlar. Ben artık Rusya’nın parçalanması sürecini de hızlandıracağım. Oralardaki müslim ya da gayr-i müslim bütün unsurların hürriyetlerine kavuşmalarını sağlayacağım.

Anlatılacak o kadar çok şey var ki sesli anlatsam bile saatler sürer. Şunu açıkça ifade ederek bitireyim: son dönemecin son kısmındayız ve Türkiye’de artık pek çok yere somut şekilde, açıkça herkesin gördüğü şekilde müdahaleler yaptıracağım. Ardından bütün Türkiye’yi resmen de elimize alacağız. Ve bunu yaptıktan sonra dünyadaki tarafların nasıl da çaresiz kaldıklarını, nasıl da İstanbul’a koşup anlaşacaklarını göreceğiz. Devletin başına resmen ben geçmeyeceğim ama devletimiz kısa sürede Emir Timur’un devletini bile geçecek.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi