İran’daki halk isyanını desteklemiyorum


Azerbaycan ile İran arasında bir harp çıkarsa, açıkça İran’ı destekleyeceğim.

İran’daki ayaklanmaların büyümesine ve Türkiye’ye yayılmasına izin verilmeyecek. O tabii bir halk ayaklanması değil.

İran halkı da çok dikkatli olmalı ve oyunlara gelmemeli.

Irak’ın kuzeyinde ABD, İsrail ve Londra öncülüğündeki terör devletleri tarafından oluşturulan sözde Kürt bölgesine, özde terör ve ihanet bölgesine karşı İran’ın mücadelesini çok büyük kısımlarıyla destekleyeceğim.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Pandemiyi de bahane ederek Suriyelileri Türkiye’ye mi doldurdular?

Pandemi dedikleri süreçteki kapatmaları, kısıtlamaları da su-i istimal ederek, o sıralarda Türkiye’yi sözde sığınmacılarla mı doldurdular?

O süreçte Türkiye’ye giriş yapan toplam sözde sığınmacı sayısı kaç? Sözde resmi rakamları sormuyorum, gerçek rakamları soruyorum?

Bir taşla kaç kuş vurdular, kesin sonuçla hesap edebilen, raporlayabilen var mı?

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Acil, çok acil…


Taliban’ı kendileri kurdular. Kendileri eğittiler. Silah ve mühimmat verdiler. Süreç boyunca onların ahlaklarını bilerek ve isteyerek daha da bozdular. Daha da çok ibneleştirdiler, cin sapık yaptılar, uyuşturucu bağımlısı yaptılar. Süreç boyunca onları kara para işlerinde hakim hale getirdiler. Aynısını yapmak isteyen ve kara para gelirlerini artırmak isteyen Sovyetler’e karşı, Taliban ile ortak halde galip gelen taraf oldular.

Gün geldi, her türlü sömürmeye ve kara paracılığa rağmen devasa mali krizlere girdiler. Şeytani bir oyun planladılar. Kendi ikiz kulelerini kendileri yıktılar. Suçu, yine beraber çalıştıkları teröristlerin üzerine attılar. Tamamen yalanlarla, yasaklarla, baskılarla, yaşananların gerçek yüzünü gizlemek istediler. İki seneye bile kalmadan bütün dünya oyunu yine de gördü ama bu şeytanlar umursamadılar. Yollarına baktılar. Afganistan’a açıkça ve ezici bir güçle giderek, iyice karışmış ve daralmış olan kara para işlerini acilen toparladılar ve artırdılar. Yine Taliban ile kaynaşmış haldeydiler ama görüntüde ise çatışıyorlardı. Bir yandan da Irak’ta aynını yaptılar ve sözde Kürtler olan Barzaniler, Talabaniler üzerinden bölgeye her kötülüğü yaptılar. Sömürdüler, kan içtiler, katlettiler. Soydular, çaldılar. Kasten sapıklığı, ahlaksızlığı yaydılar. Yetmedi, bütün Ortadoğuya yayılmak ve hakim olmak da istediler. O kadar çürümüş halde idiler ki çok ilerleyemediler. Suriye’ye sıra gelince, Suriye’den çok İstanbul engeline takıldılar.

Sonra gün geldi, kara para işlerini daha da ilerletmek için Taliban gibi vahşi bir terör örgütünün karşısında güya yenildiler ve güya Afganistan’dan çıktılar. Bilerek ve isteyerek çok fazla miktarda askeri aracı, silahı, mühimmatı, teçhizatı Taliban’a bıraktılar. Evet, ordularının her şeyini bir terör örgütüne bilere bıraktılar. Taliban terör örgütünü güya iktidara da getirdiler. Bir anda, bir oldu bitti ile bütün dünyada meşruiyet kazandırmak da istediler. Yine İstanbul engeline takıldılar. Aşacaklarını düşündüler, aşamadılar. Hala Taliban terör örgütünün meşru bir hükumet gibi görülmesi için ellerinden geleni yapıyorlar ve bunu denedikçe iyice ifşa oluyorlar.

Sonra bu pisliklerden, bu insan denemez mahluklardan biri… ABD’nin sözde Genelkurmay Başkanı Mark Milley, kameralar karşısına geçerek “Daha geniş anlamda savaş kaybedildi. Taliban ve müttefikleriyle 20 yıldan fazla bir süredir savaşıyorduk ve onlar galip geldi.” diyor. Nasıl, sizce kamera heyecanını yenmiş mi, rol kabiliyeti yeterli mi? Yalan söylediğini yeterince gizleyebiliyor mu?

Lanet gelsin bunlara. Kıran girsin bunlara. Dünya insanlığının bu masonlardan, satanistlerden, kara paracılardan, katliamcılardan, cinsi sapıklardan, sömürgecilerden, İblis’in piyonlarından acilen kurtulması lazım. ABD içinde sistem bunları temizleyemeyecekse, Türkiye merkezli bir ülkeler ittifakının, “ABD halkını ve dolayısıyla dünya insanlığını teröristlerden, satanistlerden, katliamcılardan, kara paracılardan kurtarma”ya dönük askeri operasyonlar yapması lazım. Evet, artık bu şeytani tiyatroya son verilmeli ve ABD özgürleştirimeli. Sorunlar, sorunların merkezinde çözülmeli. Acil, çok acil bu yapılmalı.

Türlü şeytani maksatlarla, muhtelif ülkelerden sürdükleri sözde sığınmacıları Türkiye’ye dolduranlar da bunlar. Şu sözde genelkurmay başkanı, şu başt terörist, onlarca ülkenin başındaki onlarca vahim soruna kasten sebep olan kadrosunun başta gelen isimlerinden biri…Hiç abartısız, milyonlarca sivil insanın ölümünden de sorumlu bir kişi.

Mark Milley, sözde “Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu” operasyonunda da baş aktörlerden biriydi. Sadece o kısımdaki suçları başlıklar halinde liste yapılsa bile, buradan Londra’ya kadar yol olur.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Mehmet Ceyhan isimli pislik herifi Tv’lerde görmek istemiyorum

Mehmet Ceyhan denilen o satanist pislik herifi, TV ekranlarında görmek izlemek istemiyorum. Radyolarda dinlemek istemiyorum. İnternet mecralarında izlemek, dinlemek, görmek, okumak istemiyorum.

Bu hususta aşırı hassasiyetim var.

Covid 19’un öldürücü bir varyantının dolaştığı tamamen palavradan ibaret. Bu bahane ile yeniden sahte pandemi şartları oluşturulmasına, organ ve insan kaçakçılığı da dahil olmak üzere yeniden kara para işleri yapılmasına asla meydan bırakmayacağım.

Kimlerle ne şartlarda çatışmam gerekiyorsa çatışacağım. Çok da derinden darbeler vuracağım. Çok da yıkıcı olacağım. Satanistlerden bile daha merhametsiz olacağım.

Millet denilemeyecek sürü kısmının, mümkün olabilen en kısa sürede belasına bulmasına, türlü vesilelerle toplu toplu helak olmasına karşı değilim. Bunu en çok isteyen kişiyim. Lakin bu süreçlerin, insanlığın düşmanı olan çevrelerce kara para gelirlerine dönüştürülmesine azla izin vermeyeceğim.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Ben o Mercedes’i de çökerteceğim ve uzun sürmeyecek


Türkiye’nin, Rolls-Royce’un ya da başka şirketlerin motorlarına ihtiyacı yok.

Türkiye’nin, ihtiyaç duyduğu motorları geliştirerek üretmesi için önünde gerçek bir engel de yok. Masonlar, kriptolar temizlendiğinde… Londra’nın, ABD’nin, İsrail’in, Rusya’nın, Çin’in buradaki piyonları topluca oyun dışına atıldığında… Motor sorunu çok kısa sürede çözülecek.

Türkiye’nin, kendi motorlarını geliştirerek imal etme sürecinde, söz konusu şirketlerin desteklerine de ihtiyacı yok. Kendi iç dinamikleri ile birkaç ay içinde proje kısmı tamalanabilir ve sonraki birkaç ay içinde seri imalata geçilebilir.

Zaten Türkiye, dünyada genelindeki beyin takımı denilebilecek kişiler için bir cazibe merkezi haline dönüşecek. Koşar adımlarla Türkiye’ye gelip yaşamak ve bilgi ile tecrübelerini burada değerlendirmek isteyecekler.

Türkiye, gereksiz fırkateynler de üretmeyecek ya da satın almayacak.

Daha önce anlatmıştım. Türkiye’de karada ve denizde kuleler bulunacak. Bunlar çok maksatlı olarak kullanılan, çok yüksek, çok çok sağlam kuleler olacaklar.

Bu kuleler, bir yandan, yoğuşma yoluya havadan çok bol miktarda ve çok düşük masrafla temiz su üretmekte kullanılacak.

Ayrıca bu kuleler, bulutları tehlike oluşturmadan yere indirmekte, yağışları düzenlemede kullanılacak. Kurak zamanlarda bulutlar oluşturmaya ve yağış sağlamaya dönük sistemleri olacak.

Ayrıca bu kuleler, bütün ülke topraklarını ve insanlarını, saldırgan tarafların elektromanyetik saldırılardan korumakta da kullanılacak. Bu kuleler sayesinde, Türkiye’ye suni deprem saldırısı, iklim saldırısı yapmak isteyen taraflara mani olunacak. Hak ediyorlarsa, onalra aynı türden karşı saldırılar yapılacak ve ders verilecek.

Ayrıca bu kuleler, saldırgan tarafların uydularını çok kolayca imha etmekte kullanılacaklar. Starlik ve benzeri art niyetli projelerin uydularını sürekli olarak imha edecekler. Ayrıca UFO’ları avlamakta da kullanılıcaklar.


En başta ise düşman devletlerin hava ve deniz güçlerine karşı kullanılacaklar.

Karşı koyamayacakları, kalkan yapamayacakları kadar güçlü elektro şoklar, sinyaller ve lazer ışınları atacaklar. Koca bir düşman donanmasını yarım saate kalmadan işe yaramaz hale getirebilecek. Bazen tamamen patlatacak, yakacak ve batıracaklar. Donanmadaki gemilere zarar vermeden, sadece askerlerini öldüren teknolojiler de kullanılacak ve düşman donanmasının araçları ile diğer teknik imkanları ganimet olarak alınacak.

Bu filolar, uçaklardan oluşan koca bir hava filosunu, yüzlerce km uzakta iken bile topluca düşürüp imha edebilecekler. Dronlar zaten gerçek bir tehlike değil ama çok gelişmiş dron sürülerine karşı da birkaç dakika içinde yok edici müdahaleler yapabilecekler.

Türkiye doğru gönderilen, atom başlıklı füzeler de dahil olmak üzere, her türlü füzeleri, daha düşman ülkelerin hava sahalarında bile imha edebilecekler.

Bir yandan da uzayı gözlemede, izlemede, bilimsel veriler elde etmekte kullanılacaklar. Uzaydaki diğer insan türleri ile sağlıklı iletişim kurmak için de kullanılacaklar.

Bu kulelerin karadan emniyetlerinin sağlanması hususunda çok hassas ve tedbirli olunacak. Bu nedenle bunlardan önde gelen bir tanesi Tuz gölünün ortasına dikilecek. Diğeri Van gölünün ortasına dikilecek. Bazıları karasularımızda belirlenmiş yerlere dikilecek. Orta ve büyük boylarda çok sayıda kule bulunacak. Türkiye genelinde bunlar organize halde çalışacaklar, kullanılacaklar.

Ege adalarımızı geri aldığımızda, onlardan bazılarına da bu kulelerden dikilecek. Bu kuleleler, çevredekiinsanlar için de kuleler içinde ve çevresidne görevli olan kişiler içinde sağlık riski oluşturmayacak. Radyasyon yaymayacaklar.

Masonların, satanistlerin, kripto kimlikli omurgasız hainlerin, şunun bunu piyonu olanların, bu savunma sisteminin içine sızmalarına, sistem içinde vazife almalarına asla meydan bırakılmayacak. Şimdi olduğu gibi, Türkiye’nin savunma gücünü, başka ülkelerin emirlerine göre kullanmalarına ya da kullanmamalarına benzer haller oluşamayacak.

Türkiye gereksiz, çağın gerisinde kalmış motor, kanat, uçak, helikopter, İHA, SİHA, TİHA, tank, top gibi projelere zaman da para da harcamayacak. Bu kule ağı sayesinde, tek parça hale getirilmiş devasa bir güvenlik kalkanı, Türkiye’nin üzerinde daima bulunacak.

Bu kulelerin sürekli enerji ihtiyaçları için nükleer enerji gibi aşırı tehlikeli, zararlı ve mantıksız ve geleceği olmayan sistemler de tercih edilmeyecek.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..