Sadece Suriye var


Suriye’de “muhalifler” denilen “eli silahlı” grupların tamamı teröristtir, bölücüdür, dış güçlerin maşasıdır.

Bunlar, en başta İngiltere ve ABD’nin bulunduğu işgalci ve sömürgeci ülkeler tarafından, onlarca farklı ülkeden toplanıp getirilmiş, silahlandırılmış, eğitilmiş ve her türlü kara para işlerinde de kullanılmış canilerdir.

Suriye’de hiçbir zaman gerçek bir iç savaş yaşanmadı ve şu anda da yaşanmıyor. Yaşanan şey, malum ülkelerin bir araya getirdiği teröristler ve terör örgütleri üzerinden Suriye’yi işgal ve sömürme teşebbüsüdür. En başından beri İstanbul’un kardeş Suriye’ye verdiği büyük destekler sayesinde, söz konusu ülkelerin Suriye planı gerçekleşmemiş ve BOP da Suriye’de bataklığa batmıştır.

AKPKK hükumeti de bu süreçte Suriye’nin ve Türk milletinin ve bölgenin karşısında, söz konusu ülkeler tarafından maşa olarak hep kullanılmıştır ve halen kullanılmaktadır. Bunun, tartışmaya açık bir yanı bile bulunmamaktadır ve her şey bunca yıldır basında ve medyada bile ispatları ile anlatılmıştır.

“Ilımlı muhalif” denilen şey hiçbir zaman olmadı ve şu anda da yok. Hukuki zeminde geçerliliği olan böyle bir tanımlama da yok. Yine PYD, PKK, HPG ve türevleri de hep eli silahlı terör örgütleridir.

Suriye’de rejim, muhalifler, Kürtler v.s. diye ayrım kalmayacak. Suriye’de sadece “Suriye” kalacak. Suriye denince, olması gerektiği gibi Beşşar Esed ve ona bağlı millet ve silahlı unsurlar kalacak. Suriye’de “otoriteyi tanıyanlar” ve “otoriteyi tanımayanlar” yani isyancılar kalacak. İsyancılar da hak ettikleri muameleyi görecekler. Türk, Arap, Kürt, ılımlı, şu, bu diye ayırt edilmeyecekler.

Suriye’den sadece Türkiye ordusu, Rusya ordusu, İran ordusunun unsurları ve İran’a bağlı milisler çıkmayacak, ABD ordusu da başka kimin nasıl unsurları varsa hepsi de derhal çıkacak.

ABD’nin, Suriye’deki YPG ve türevi terör örgütlerini meşru görmesi, muhatap alması, kimse için ölçü değildir. ABD’nin bunları terör örgütü olarak görmemek için direnmesi hukuka aykırı olduğu gibi terör ve insanlık suçlarına açıkça ortak olmaktır.

Zaten ABD denilen terör devleti onlarca senedir dünyanın farklı yerlerindeki terör örgütleri ile hep arka plandan organize olarak faaliyet yürütmüş, gerekli gördüğünde muhtelif yerlerde kendisi terör örgütleri kurmuş ve beraberce her türlü insanlık suçunu işlemiştir.

Son safhada ABD isimli terör devletinin Taliban’ı meşrulaştırma teşebbüsü bile ayrıca bir skandal olmuştur. İstanbul engeline takılmış olmasa ABD, kendisinin en baştan beri kurup kullandığı Taliban gibi canavarlarla dolu bir terör örgütünü bile dünya genelinde meşrulaştırmaktan geri durmayacaktı. Böyle bir ABD’yi, dünyadaki hiçbir devletin/hükumetin ve insan topluluğunun dikkate alması gerekmemektedir.

ABD’li yetkililerin, Suriye’deki YPG ve türevi silahlı, katliamcı, kara paracı terörist grupları kullanarak, oradaki Rusya ordusunu birkaç saatte yok edebilecekleri mealindeki konuşmaları da dünya tarihine geçmiş büyük bir skandaldır. ABD’ye karşı meşru ve zaruri bir harbin sebebidir.

Bu tür açıklamalar, Türkiye ile ABD arasında da meşru ve zaruri bir harp sebebidir. Oradaki silahlı terörist unsulara dayanan bu açıklamaların devamında “ABD Suriye’den çıkmayacak” denilmesi de ayrıca bir skandal, bir tehdit, bir hukuksuzluk, bir hadsizlik ve bir terör suçudur. Bu, Rusya’dan önce Suriye ve Türkiye’yi tehdit eden küstahça bir açıklamadır. Güya demokrasinin merkezi olarak gösterilen Amerika Birleşik Devletçiklerinin aslında dünyadaki terörün, acının, zulmün, vahşetin, katliamların, sömürünün en önde gelen merkezlerinden biri olduğunun… Ve ABD vatandaşlarının dahi ABD’deki terörist liderlerin tahakkümü altında kaldığının, demokrasilerini ve özgürlüklerini kaybettiklerinin ayrıca bir ispatıdır.

Dünyadaki taraflar, ABD vatandaşları başta olmak üzere, bütün dünya insanlığını, ABD’deki terörist liderlerden kurtarmak için ABD’ye askeri müdahaleler yapmak hakkına bile sahiptir. Hatta bu da haktan ziyade, insani, vicdani, hukuki bir vazifedir. Amerika Birleşik Devletçiklerinin, gölgesinden bile korkan bir avuç satanist, terörist, katliamcı, yağmacı yetkilisinin hakkından gelmek, aslında işten bile değildir.

Suriye’deki sözde Kürt, gerçekte Ermeni silahlı teröristlere ABD’nin bu güne kadar açıkça ve damarımıza basa basa silah, mühimmat, eğitim desteği vermiş olması bile başlı başına bir harp sebebidir. Vermeye devam etmesi de söz konusu cümleleri resmi ağızlardan kurdurması da ayrıca harp sebebidir. Koca Türkiye’nin, ABD’nin bu işgaline ve devamındaki insanlık dışı ve teröristçe faaliyetlerine müdahale etmemiş olması da o Devlet Bohçalı’nın ve onun köpeği olan Tayyip’in ihanetleri nedeniyle olmuştur.

Türkiye, istediği anda bölgedeki YPG ve ABD unsurlarını eş zamanlı olarak ve toptan imha etmek hakkına, hukukuna kesinlikle sahiptir. Dünyadaki herhangi bir hükumetin/liderin ya da hukukçunun, bunun aksini savunmaya teşebbüs etmesi bile kendini açık etmesi, ifşa etmesi demektir. Çünkü dürüst ve vicdanlı her insan için, sarsıcı gerçek, tartışılamaz kesinlikte gözler önündedir. YPG ve türevleri en başından beri açıkça terör ve kara para faaliyetleri sergilemiş ve ABD de en başından beri bunları örgütlemiş, desteklemiş, eğitmiş ve pis işlerinde kullanmıştır. Bütün bunları yapmaları neticesinde en çok acıyı, zararı da Suriye ve Türkiye milletleri çekmiş, yaşamıştır.

ABD, Suriye’deki işgal eylemini devam ettirmek istedikçe ve bu seviyede pervasız/hesapsız resmi açıklamalar yaptıkça, bunun yaşanması ihtimali, Türkiye’nin meşru askeri müdahelesi ihtimali de çok yüksektir. Sözde Suriye milletinin yanında olmak için oraya gitmiş olan Rusya ordusu mensuplarının da YPG ve türevleri ile aynı ABD’nin yaptığı gibi hukuksuz, kanlı, kara, pis işlere girdikleri de açıkça gözler önündedir. Eli kanlı iki vahşi devletin sınırımızda kanlı ve kara para mücadelesi vermesine ve zararlarına tahammül etmeye mecbur değiliz ve kimse de bizi buna mecbur tutamaz. Bölgedeki vahşi Rusya ordusu unsurları da Türkiye için meşru hedeflerdir.

ABD’nin Suriye’ye müdahalesi, tıpkı Irak ve Afganistan’a müdahaleleri gibi daha en baştan hukuksuzdur, işgaldir. Sadece bu bile, Türkiye’nin Suriye’deki ABD unsurlarına askeri müdahaleleri için meşru sebeptir. ABD, Suriye’deki işgalci unsurlardan biridir.

ABD, döktüğü kanın, yaktığı ve yıktığı malın/mülkün hesabını da vermek zorundadır. ABD’nin ilgili yetkilileri ve ilgili eski yetkilileri, milletler arası mahkemelerde yargılanarak zaten hesaba çekilecektir.

İstanbul, kimsenin ettiğini yanına kâr bırakmayacak. İstanbul, ABD’nin ya da başka bir devletin, Türkiye’nin içindeki ya da hemen dibindeki topraklarda terör örgütleri kurmasına, bunları aleni şekilde silahlandırmasına, eğitmesine ve maşa olarak kullanmasına, ayrıca insan ve organ kaçakçılığı dahil her türlü kara para işlerinde kullanmasına asla izin vermeyecek.

Bir şekilde devlet yetkilisi sıfatı verilmiş olan küstahların/teröristlerin, hukuk tanımaz işgalcilerin, bu bölgedeki teröristlerine dayanarak, oraya buraya karşı teröristçe açıklamalar ya da tehditler yapmasına da izin vermeyecek.

Şu andan itibaren bölgeki bütün ABD ve Rusya askeri ve siyasi unsurları ve onların emrindeki bütün terör grupları, sözde muhalif ve Kürt denilenler de dahil, Türkiye’nin ve hakiki müttefiklerinin meşru silahlı müdahalelerine karşı, alabiliyorlarsa tedbirler alsınlar.

Bu kan derhal duracak, bu sömürü derhal duracak, bu vahşet derhal bitecek, Türkiye de bölge de derhal özgürleşecek. Kimler ölüyorsa ölsün, hangi hükumetler ve devletler çöküyorsa çöksün, hangi liderler asılıyorsa asılsın… Üçüncü dünya savaşı çıkacak olsa bile, yüz milyonlarca insan ölecek olsa bile çok kısacık sürede bu bölgeyi tertemiz yapacağım.

“Yapamazsın” diyebilenler kaldıysa, hemen şimdi bir adım öne çıksınlar, duruş göstersinler. Aklı başında kalmış olanlar da derhal bu bölgeyi terk edip ülkelerine gitsinler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Bir Yorum Yazın