Hazineler, tarihi eserler, tarihi gerçekler


Bize de uyar

Ak deniz’in deniz olmadığı, kara olduğu zamanlardan kalma ve şu anda denizin altında, toprak aldında kalmış hazineleri ve tarihi eserleri çıkartmak için, gelişmiş su araçları ve su robotları geliştireceğiz.

Sonraki safhalarda Hazar denizinin altında da aynı çalışmayı yapacağız. Zaten İstanbul boğazını genişletme ve Hazar denizine kanal açma projeleri için geliştireceğimiz araçların bir iki model sonraki halleri, hazineleri ve tarihi eserleri çıkartmak için ihtiyacımızı karşılayacaktır. Bir yandan devletimizi/milletimizi ve hakiki müttefiklerimizi zenginleştireceğiz, güçlendireceğiz, bir yandan da gerçek dünya/insanlık tarihini somut şekilde gözler önüne sereceğiz. Sonraki safhalarda zaten yeraltı uzaylı şehirlerini, yeryüzünden, deniz dibinden yapacağımız müdahalelerle çökerten teknolojiler de kullanacağız.

Bu nedenle, birilerinin Hazar denizini hatta Ak denizi kurutmaya dönük planları beni hiç rahatsız etmiyor. Bir süre için kurumaları menfaatlerimize daha uygun düşüyor. Ak denizin kurutulması zaten çok zor iş. Açıkça görülür şekilde art niyetli müdahaleler yapılmak zorunda… Cebel-i Tarık boğazında ve Süveyş kanalında devasa lav patlamaları/çıkışları olsa da Ak denizin okyanuslarla bağlantısı kapansa desek, o şartta bile sorun yok. Önce dokunmayız, kuru zeminde yapacağımız her işi her yerde yaparız, sonra okyanusla bağı kesen kısımları kolayca açarız. Okyanuslar var oldukça, zaten sonra yine denize çeviririz bölgeyi. Hem iyice bir zemin düzeltmesi de yaparız, denizaltı tesisleri de yaparız hem de maden çalışmaları da yaparız bu fırsatı kullanarak… Daha neler neler yaparız… Zaten Kara denizi Hazar denizine, Hazar denizini Basra körfezine bağlayacağız. Bu yolla da Ak deniz ve Kara denizi okyanuslara bağlayacağız. Neresinden bakarsak bakalım, Ak denizin kurutulması ya da Hazar denizinin kurutulması yönündeki planlar ve çabalar hep boşa… Olmayacak iş bunlar… Urmiye gölü bile boş yere kurutuldu. Çok çok yakın gelecekte, önceki halinden daha canlı, daha güzel hale getireceğiz Urmiye gölünü…

Ak deniz derken… Şu zamanda Ege denizi denilen denize eskiden beri Ak deniz derdik. Sonradan adını Ege denizine çevirdiler. Yukarıdaki cümlemin kapsamı içinde, Ege denizi denilen yer de var.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bir Yorum Yazın