Dabbetül arz kim ya da ne…


Dabbe, ayakları üzerinde, karnı üstünde ya da herhangi bir şekilde yürüyen, ilerleyen, debelenen canlı şey demek. Bu manasıyla dabbe, bir insan da bir hayvan da bir cin de olabilir. Debelenmek, rahatsızlık veren bir halin ya da bir acının tesiriyle çırpınmak ya da bir baskıdan kurtulmak için çırpınmak, en kısa sürede kurtulmak için en yüksek seviyede mücadele etmek demek.

O halde dabbetül arzda üç mana/ihtimal var:

1- Bütün dünya insanlığını ayağa kaldıran, insanlığı bir kuşatmadan, sömürüden, baskıdan kurtulmak hedefine kilitleyip yönlendiren bir kişi ve bu kişinin mücadelesi ve bu kişinin mücadelesi sırasında kullandığı teknikler, imkanlar.

2- Bütün yer yüzünü görülmemiş şiddette sarsan depremler ve yer çökmeleri sebebiyle ve ayrıca gözün görmediği sebeplerle toplu ölümler ve bunlara sebep olan kişi ya da teknik.

3- Her ikisi birden…

Dabbetül arz, yayıncılıkla ve/veya manevi/metafizik tekniklerle ya da siyasi ve askeri mücadele ile yapılabilmesine o güne kadar hiç kimsenin ihtimal dahi vermediği şeyleri yapacak olan kişi…

Dabbetül arz hakkındaki bazı uydurma hadislerin, sahih hadis zan edilerek muteber kaynaklarımıza bile girdiği görülüyor. Sahih hadislere ve hakiki İslam alimlerinin izahlarına bakıldığında ise dabbetül arzın yanında Musa’nın asasının, Süleyman’ın mührünün olacağı… Dabbetül arzın gerçek müslümanların canını yakmayacağı ama kafirlere ve münafıklara karşı acımasız olacağı… Müslümanlara devlet/otorite kuracağı ve Müslümanların başına geçeceği… Müslümanlara İslam dinini en doğru şekliyle öğreteceği… Temiz, ahlaklı, feyizli bir Müslüman toplum meydana getireceği… Müslümanlara ilim, ahlak öğreteceği gibi, onların sağlıklarını bozan sebepleri de hızla ortadan kaldıracağı… Her yönüyle Müslümanların elini güçlendireceği ve maddi/manevi sahalarda onların yüzlerini ak edeceği, onları üstün hale getireceği anlaşılıyor. Ayrıca dabbetül arza zarar vermek isteyenlerin asla zarar veremeyecekleri ve dabbetül arz birini ya da bir topluluğu öldürmek isterse de kimsenin ondan kaçacak bir yer bulamayacağı, dünyanın her yerinde hükmünün/tesirinin görüleceği anlaşılıyor. Yine kaynaklardan, hz. Mehdi ile dabbetül arzın aynı zamanda, aynı maksatla mücadele edecekleri de anlaşılabiliyor. O halde karşımıza, hz. Mehdi ile dabbetül arzın aynı kişiler olması ihtimali de çıkıyor.

Tehdit edildikleri şey başlarına geldiği zaman onlara yerden bir dâbbe çıkarırız da, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler.” (Neml, 27/ 82)

Dabbetül arz hakkındaki ayet-i kerimeden, dabbetül arz tarafından uzun süre ikaz edilmiş, nasihat edilmiş ve mühlet verilmiş olduğu halde sapıklıktan, zulümden, inkardan, vahşilikten, satanistlikten dönmeyen toplulukların dabbetül arz vesilesiyle helak edilecekleri anlaşılıyor.

Yine meşhur ve sahih hadislerde ahir zamanda yeryüzünün tamamını tuhaf, değişik bir dumanın kaplayacağı, insanlığın perişan olacağı ve o felaketlerden kurtulabilmek için sağ kalan insanların sürekli dua edecekleri ve bu süreçte çok çok yüksek sayıda kişinin öleceği anlatılmış. Dabbetül arzın ne olduğunu ve ne yapacağını anlamaya çalıştıkça konu/yol, insanları öldüren ama gözle görülmeyen bir dumana/sise, bir enerjiye yani metafizik aleme/tekniklere ve bunun sebebiyle insanların vücudunda gözle görülmeyen kurtçukların oluşmasına ve devamında çok yüksek sayıda dünyalı ya da uzaylı insanın kısa sürede topluca ölmesine çıkıyor. Dabbetül arzın, metafizik sinyallerle insanların vücutlarına ölümcül darbeler vuracağı, metafizik sinyallere maruz kalan insanların vücutlarında gözle görülemeyen kurtçukların oluşacağı, vücutlarının krize gireceği, zamanın tıbbının bu işi çözemeyeceği ve önüne geçemeyeceği, sonunda toplu ölümlerin dünyanın her yerinde olacağı anlaşılıyor. Hatta metafizikle çarpılmayan hakiki Müslümanlar, metafizikle çarpılan ve vücutlarında büyük sorunlar görülen kişilere bakıp da onların kafir kişiler ya da müslüman rolü oynayan münafık kişiler olduklarını anlayabilecekler.

Yine meşhur ve sahih hadislerde ahir zamanda çok büyük yer çökmeleri yaşanacağı da haber verilmiş ve bunlara da dabbetül arzın vesile olacağı anlaşılabiliyor.

Bu konuları doğru şekilde anlamaya çalışırken şunları da göz önünde bulundurmak lazım:

– İstanbul’daki tarihi yarımadanın doldurma bir alan olduğunu…

– Pek çok yerde olduğu gibi oranın altında da uzaylıların yerleşme yerleri olduğunu…

– Lakin oranın merkezi üslerden biri olduğunu ve gerçek/asıl deccal olan uzaylı şahsın da sık sık orada bulunduğunu…

– Bir gün hz. Mehdi İstanbul’u gerçekten fethetmesin diye oraya sistem kurduğunu, kendi sistemine çalışan kişilerden önde gelenleri boğaz içi çevresine ve adalara yerleştirdiğini…

– İstanbul’un birinci ve ikinci fethi diye bir şey olmadığını…

– Tek ve gerçek fethin hz. Mehdi tarafından ahir zamanda yapılacağının hadislerden ve muteber alimlerin izahlarından kesinlikle anlaşıldığını…

– Fatih Sultan Mehmet diye bilinen kişinin herkesin arasında gayr-i İslami sözler söyleyen ve davranışlar sergileyen bir kişi olduğuna dair bilgilerin gerçek olduğunu… Onun sahte bir fatih olduğunu..

– 1453’teki sözde fethin de deccalin başı çektiği uzaylı türlerin bir hilesi, aldatması olduğunu…

– Hadislerde güneşin yani İslam medeniyetinin/otoritesinin batıdan (Avrupadan ya da Amerika kıtasından) değil, battığı yerden doğacağına işaret edildiğini ama bu konuda da müslümanların zihinlerinin bulandırıldığını…

– Güneşin/İslam’ın, battığı son merkezi yer olan İstanbul’dan yeniden doğmaması için uğraşan o uzaylı deccalin sisteminin de dabbetül arz (yani hz. Mehdi) tarafından alt üst edileceğini…

– Dabbetül arzın, müslüman rolü oynayarak müslümanlara zulüm, ihanet eden ve deccalin sistemine çalışan çok kalabalık kripto kadroları ifşa edeceğini…

– Ayrıca dünyanın dört bir yanındaki yeraltı uzaylı şehirlerinin peş peşe çökeceğini…

– Bunun neticesi olarak yer yüzünde çok çok geniş alanların da feci şekillerde aniden ya da çok kısa sürede çökeceğini…

– Bu çökmeler sırasında yer altı şehirlerindeki uzaylılardan milyarlarcası ölürken, yer yüzündeki dünya insanlarından da çökmeler ve depremler sebebiyle ölümlerin çok ama çok yüksek sayıda olacağını…

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

___________________________________________

Dabbetül arz ayetinin tefsiri

Tehdit edildikleri şey başlarına geldiği zaman onlara yerden bir dâbbe çıkarırız da, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler.” (Neml, 27/ 82)

Elmalılı Hamdi YAZIR bu ayet-i kerimenin tefrisini şu şekilde yapmıştır:

Debb ve Debib: Hafif yürüme, debelenme demektir. Hayvanlarda ve çoğunlukla haşerelerde, yani böceklerde kullanılır. İçkinin vücuda yayılması ve bir çürüklüğün etrafına bulaşması gibi, hareketi gözle tespit olunamayan şeylerde de kullanılır. “Dabbe” kelimesi de bundan fail olmak üzere asıl lügatte “mâyedübbü”, yani debbeden, hafif yürüyen, debelenen demek olur. Ve şu halde tren, otomobil, bisiklet gibi otomatik şeylere de, lügatin aslına göre  “dâbbe” demek uygun olabilecekse de dilde kullanılışı hayvanlara mahsustur. Hatta örfte dört ayaklı hayvanlarda ve onlar içinde özellikle atta daha çok kullanılmıştır. Bununla beraber,

Allah, her hayvanı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünen, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayaküstünde yürür…”(Nur, 24/45)

âyetinden anlaşılacağı üzere her hayvan hakkında kullanılır. Hayvan kelimesi ile eşanlamlı gibidir.”

Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah’a aittir.”(Hud, 11/6)

  âyetinden anlaşılan da budur. Bundan dolayı dabbe kelimesi hayvanlar için olduğu  gibi insanlar için de kullanılır. Bu ayette “dâbbe” kelimesi nekre (belirsiz isim) olarak geldiğinden bunun bildiğimiz dâbbelerden başka bir dâbbe olması akla gelir. “Onlarla konuşan dâbbe” terkibinde açıkça belirtilen bunun konuşan bir hayvan, yani insan olmasıdır. Tefsirler de bu iki nokta etrafında dolaşmaktadır.”

“Allah, “Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphe yok ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.”

(Mücadele suresi, 21. ayet-i kerime)

Bir Yorum Yazın