Sarsıntı oldu


Dünyadaki çöllerin, çok ucuz, çok temiz ve çok yüksek enerji elde etmede kullanılabileceğini son defa yazmam… Bir de çöllerin altında hep uzaylıların yer altı şehirleri olduğunu ve o yer altı şehirlerinin enerji/ışık ihtiyaçları için de çöllerin kullanıldığını yazmam… “Bundan sonra bu çöller dünya insanlığının enerji ihtiyacını karşılamada kullanılmalı” demem… “İstersem çöllerde temiz su akan suni nehirler akıtabilir, suni göller oluşturabilirim.” demem…

Dünya üzerinde kasıtlı olarak kuraklık ve kıtlık oluşturmak isteyenlerin planlarını istediğim safhasında bozabileceğimi iddia etmem…

Bütün bunlar ve ayrıca söylediğim, iddia ettiğim, bilgilendirme yaptığım pek çok husus, herkesin tahmin edebileceği üzere birilerini çok fena gerdi.

Oysa ben daha hiçbir şey söylemedim. Söylemedim ama neler söyleyeceğimi, yapacağımı tahmin eden hatta neredeyse kesinlik seviyesine yakın seviyede bilen birkaç kişi var bu dünyada… Bunlardan biri cin taifesinden olan İblis… Diğeri ise uzaylı da olsa insan taifesinden olan, uzun zamandır dünyamızın dengelerini elinde tutan, son zamanlarda ise aklının almadığı kadar hızlı bir şekilde bu dengeleri elinden kaçıran, yukarıda bahsettiğim yazıları da yazınca çıldıran ve hadis-i şeriflerde kendisine deccal de denilen kişi…

İblis’i bir kenara atın, onun işi bitti. Cinler alemindeki teşkilatı da dibi gördü. Dünya insanları arasındaki masonik/satanist teşkilatı da tükendi, çöktü. Kendi sağlığı da hiç iyi değil. Her gün düzenli olarak onu çarpmaya devam ediyorum. Lakin o deccal diye de bilinen uzaylı lider, işte o biraz tehlikeli…

Biraz bilgi, biraz tecrübe, biraz mantık, biraz dini kaynaklar, biraz rüya tabirleri, biraz metafizik usullerle anlıyorum ki o herif rahat durmayacak. Çok sıkıntılı şeylere sebep olacak. Belki de dünya tarihinde bu güne kadar görülmemiş şeylerin görülmesine, yaşanmasına sebep olacak. Elinde ne varsa, bu güne kadar kullanmadığı hangi teknolojiler, hangi ekipler, hangi araçlar, cihazlar varsa, hepsini bir arada ya da peş peşe kullanacak. Asıl hedefi ben olacağım ve benim işimi bitirip “İşte gördünüz mü, bu kadar” demek isteyecek. Lakin ben buna izin vermeyeceğim, gerekli karşılıkları vereceğim, verdireceğim. Ben bu kadarını söyleyeyim, zaten bu yazının asıl muhatapları da ayrıca konunun üzerinde çalışırlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Bir Yorum Yazın