Yunanistan karar verecek


Yunanistan yok olup olmayacağının kararını birkaç gün içinde verecek.

Mevzuya en temel kısmından girerek, hiç sözü uzatmadan yazıyorum. Burnumuzun dibindeki adalarımızın, zamanında ülkemizin idaresini ele geçirmiş hainler sebebiyle elimizden hukuksuzca alınan o adalarımızın, yeniden ülkemize bağlanmasına karşı çıkacak, karşı çıkanlara açıkça ya da dolaylı olarak destek verecek bütün taraflara/ülkelere harp ilan edeceğiz.

Dünyanın hiçbir hür/özgür milleti, elini uzatsa değebileceği onlarca adanın, ta karşı kıyıdaki bir devletçiğe ait olmasına tahammül edemez. Bunların silahlandırılmasına ve bu konularda hemen her gün aleyhine beyanat verilip tehditler savrulmasına, bir de her gün üste çıkılmasına da tahammül edemez. Bu konudaki sabrımız da bitti ve haklılığımız da açıkça gözler önünde… Antalya Kaş’tan elimizi uzatsak değeceğimiz bir adacık bile nasıl Yunan adası olarak kabul edilebilir. Yunanistan Akdeniz’de bile nasıl hak talep edebilir, yetmeyip bizi köşeye sıkıştırabilir, bir karışlık suyun dışına çıkartmamaya kalkabilir. Bu onursuzluklara ve hukuksuzluklara, bu güne kadar bu ülkede idareyi elinde tutan, Yunanistan da dahil olmak üzere batı ülkelerine çalışan hainler tahammül ettiler ve tahammül ettirdiler. Türkiye artık o Türkiye değil…

Hiç sözü uzatmanın gereği yok. Haklılığımızı onlarca senedir hukuk temelinde anlatan, ispat eden çok sayıda etkili ya da yetkili Türk vatandaşları oldu. Bunlar karşısında Yunan yetkilileri hiçbir zaman dikkate alınır karşılıklar veremediler. Hatta bazı hakkaniyetli Yunan yetkilileri, zaman zaman, haklılığımızı kabul eden konuşmalar bile yaptılar.

Biz, bu sorunun öncelikle hakkaniyetli bir anlaşmayla, uzlaşmayla çözülmesi taraftarıyız. Ne ırkçıyız, ne inanç hürriyeti dahil olmak üzere insan hak ve hürriyetlerini tanımayan kişileriz. Yunan halkına da düşman değiliz. Onlara tahakküm etmek niyetinde de değiliz. Medeni insanlar gibi bu sorunu çözebiliriz. Bu mümkün olmayacaksa, sözün/kalemin çözemediği bu sorunu da kılıçlarımızla çözeceğiz. Asla bu hususta taviz vermeyeceğiz ve vatanımızın emniyetini, adalarımızın ana vatanımıza bağlanmasını hemen sağlayacağız.

Yunanistanla başka ciddi ve acil sorunlarımız da var. Dedeağaç başta olmak üzere, Yunanistan’daki ABD askeri varlığının da bir an önce sonlandırılması gerekiyor. Buna da olumsuz karşılık alırsak Yunanistan ana karasına da askeri müdahaleler yapacak, vatanımızın ve milletimizin emniyetini sağlama alacağız. Sınırlarımızı 1897 sınırlarına kadar genişleteceğiz. Çok kuvvetle muhtemeldir ki bu, sadece bir haftamızı alacak ve ABD karşımızda duramayacağı gibi, dünyanın hiçbir ülkesi de Yunanistan’ın yanında duramayacak.

Sadece beş gün sonra Ege’deki ya da Akdeniz’deki işgal altındaki herhangi bir adamızda ya da çevresinde ABD ya da NATO askeri varlığı (asker, subay, hafif ya da ağır silah, askeri hava/kara/deniz araçları ve her türlü mühimmat, denetleme gözetleme sistemleri, füzeler ve de rampalar) görürsek… NATO sistemi haricinde, herhangi bir üçüncü ülkenin askeri varlığını görürsek… İşgal altındaki adalarımızın tamamı derhal ve tamamen sivil bir hale getirilmezse, hem işgal altındaki bütün adalarımıza müdahale edecek, sınırlarımıza dahil edecek hem de peşinden Yunanistan ana kararasına da askeri operasyon yapacağız.

Adalarda bu şekilde bir sorun kalmasa ama Yunanistan ana karasında Dedeağaç başta olmak üzere herhangi bir konumunda NATO ya da ABD askeri varlığı kalırsa, 20 gün içinde bütün bunlar Yunanistan dışına çıkartılmazsa, Yunanistan ana karasına yapacağımız operasyonu başlatacağız.

Bundan sonra her gün Yunan yetkililerin hakaretlerine, iftiralarına, tahrik edici ve aşağılayacı açıklamalarına da tahammül etmeyeceğiz. Bu güne kadar ki alışkanlıklarını hemen şimdi bıçakla keser gibi kesmek ve hukuka saygılı medeni insanlar gibi davranmak zorundalar. Yoksa sözlü saldırıları da fiili saldırılardan farklı olarak değerlendirmeyeceğiz. Şurada huzur ve emniyet içinde yaşamak gayretindeyiz, bilmem kaç tane Türk ve İslam düşmanı ülkenin “el yakmayan maşası” olan Yunanistan’ın çirkinliklerine tahammül etmek zorunda değiliz. Yunanistan kararını verecek, yeni Türkiye ile hukuka saygılı bir şekilde ilişkilerini derhal tesis edecek ya da yok olacak.

Bizim Türkiye’de idareyi resmen de elimize almamız için zaten hem Türkiye içinde hem de Türkiye çevresinde karışıklıklara ihtiyacımız var. Şu anlarda her türlü karışıklık ve çatışma bize yarıyor. Lakin bizim Allah’tan korkumuz da var. Tarih boyunca bütün gerçek Müslümanlar, girdikleri bütün harplerin öncesinde (hatta sayıca çok üstün ve silahça çok güçlü oldukları harplerde bile) öncelikle karşı tarafı ikaz ettiler. “Biz buyuz, mesele bu, kabul ederseniz şartlar şu, savaşmadan da çözebiliriz, kabul etmeseniz akacak kanın mesuliyeti üzerimizde değildir.” dediler. Bunu yapmadan hiçbir harbe girmediler. Bunca yıldır “Bu mfs neden yapacaklarını baştan hep söylüyor, düşmanlarına hitap ediyor, mühlet veriyor ve sonra yapıyor” diye tartışıp duranlar çok oldu. İşte bu sorunun cevabı bu… Şu dünyada yapacağımız her şeyden ahirette hesaba çekileceğiz. Yaptığımız her şey İslam hukukuna uygun olmalı ve gerektiği zamanlarda karşımızdaki kişileri önden ikaz etmeliyiz. Başka devletlerin askerlerini onursuzca Yunanistan’a çağıran ve bu güne kadar Yunan halkını da hukuksuzca idare eden, Yunanlara da türlü haksızlıklar yapan hain Yunan idarecilerinin ve ayrıca Yunan halkının da bu ikazlarımı duyması gerekiyordu. Bundan sonrasında herkesin kendi tercihidir. Tercihlerini yaparlar ve tarih ona göre akar.

Ayrıca bir husus var ki… Çok bilinçli, çok isabetli kararlarla bu güne kadar NATO’dan uzak durmuş… NATO’nun suçlarına, günahlarına, katliamlarına, kara paracılığına bulaşmamış milletlerin/ülkelerin… NATO’nun gözle görülür şekilde darmadağın olmak üzere olduğu şu günlerde… NATO’ya katılıyor olmaları izahı zor bir husus…

Bu ülkeler, NATO’nun tehdidi altında, en çok da Biden ve Kamala çetesinin tehdidi altında kalarak, böyle bir anda bu kadar vahim bir hatayı yapıyorlarsa, Türkiye olarak bu ülkelere destek vermeye, yardımcı olmaya hazırız.

Türkiye gibi bir dostu olanın NATO gibi bir teşkilata ihtiyacı kalmaz. İçinden Türkiye çıkartılınca zaten geriye NATO kalmaz. Resmen değilse de fiilen bir NATO’nun içinden Türkiye’yi çıkartmış vaziyetteyiz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bir Yorum Yazın