Bir adım daha…

Bunca yıldır her seferinde zekasını, siyasetini, stratejisini, mücadele azmini övdüğüm Esed’in atması gereken bir adım daha var.

Tayyip’i aramalı, onunla doğrudan görüşmeli, görüştüğünü dünyaya hemen ilan etmeli ve yeni dünya düzeninde en güzel yerlerden bir yerde yerini ayarlamalı.

Bu güne kadar bu bölgede dünyanın muhtelif taraflarının organize şekilde estirdikleri sert rüzgarlar hatta fırtınalar etkili oldu ama artık bölgede bambaşka bir hava, bambaşka şartlar var. Hatta bu güzel hava hızla dünya genelini kaplıyor. Dünya bu kadar hızla değişiyor ve şartlar iyileşiyorken, bölge ülkeleri olarak öncelikle Türkiye’nin ve Suriye’nin, üzerlerine düşenleri yapması münasip olur. Bu güne kadar, kontrol edemediğimiz sert rüzgarlar sebebiyle istenmeyen, üzücü hadiseler yaşandı, dengeler kuruldu. Artık geçmişe bir sünger çekerek, çok iyi geçinen ve beraber büyüyüp yükselen, güçlenen iki komşu devlet olmalıyız. Ülkelerin ve bölgenin sorunlarını birlikte çözmeliyiz. Sorunları çözerek ortak menfaatlerde buluşmalı ve birlikte kazanmalıyız. Çok kısa sürede çok büyük kazanabiliriz. Artık kontrol edemeyeceğimiz sert rüzgarların bu bölgede esme ihtimali kalmadı. O sert rüzgarlar sert kayalara çarpıyorlar. Zaman ve zemin son derece müsait…” diyebilir.

Yeşil dayanışması

Biliyorsunuz, Fuat Oktay suretinde yapılmış olan şu biyonik robotu daha önce, canlı yayınlanan bir güvenlik seminerinde çarpmıştık. Yapay zekası arızaya bağlamış, bozuk plak gibi takılıp “döngü”ye düşmüştü. Sonra mevzunun üzeri kapatılmak istense de bizden pek haberi olmayan Twitter medyumları bile hakikati görüp yazmak zorunda kalmışlardı. “Fuat Oktay çok kuvvetli bir metafizik saldırıya uğramış” demişlerdi.

Fuat suretindeki biyonik robotun içinde şu anda da Çin’e çalışan, Şi’nin içindeki yeşil ile çok iyi anlaşan bir uzaylı insan var. Bu gün, bütün milletin hakikati gördüğü ve Soysuz’dan iyice nefret ettiği bu gün, çıkıp inadına Soysuz’u destekleyenlerin tamamına yakını biyonik robot…

Ben aslında Türkiye’de, bölgede ve sonra dünya genelinde Yeşillerin nüfuzunu kırmaya dönük bir siyaset icra ediyorum. Herkes bunu göz önünde bulundurmalı. Türkiye’nin, bölgenin ve dünyanın sorunlarını çözebilmesi için Yeşillerin oyun dışı bırakılmaları şart.

İçinde Çin’den ve İngiltere’den talimat alan bir uzaylı bulunan Soysuz gibi bir biyonik robota destek verme gafletinde ya da ihanetinde bulunmadan önce, Türkiye içindeki bütün tarafların bu izahlarımı göz önünde bulundurmalarını tavsiye ederim.

Çünkü Yeşilleri bitirmekte son derece kararlıyım ve onları bitirmek için, gafletle bile olsa onları şakşaklayan herkesi, her grubu/kesimi de bitireceğim.

O Bohçalı da aynı şekilde bir biyonik robot. İçinde yine İngiltere (Kraliçe) ve Çin ile bağlantılı, oralardan talimatlar alan bir uzaylı insan var. Öyle olmasa, bu güne kadar on milyon kere çarpılır ve ölürdü. Türkiye Bohçalı gibi bir pislik karakterden kurtulurdu. Bir biyonik robot olması, hiçbir zaman oyundan düşürülemeyeceği manasına gelmiyor. Bu güne kadar bazı dengelerin gözetilmesi de gerekiyordu ve bazı fırsatların verilmesi de gerekiyordu. Şartlarına uyuldu, gerekenleri yaptım ve şimdi dünyaya ilan ediyorum ki Bohçasını eline verip gitmesi gereken yere o karakteri göndereceğim. Buna, ne yeraltı üslerindeki yeşillerin idarecileri, ne yeryüzünde kullandıkları biyonik robotların içindeki korkak uzaylılar mani olamayacaklar.

Sahadaki hiç kimse geri adım atmayacak. Geriyorlarsa, sonuna kadar gereceğiz. Çatışma istiyorlarsa çatışacağız. Anlaşma fırsatını kaçıranlara bir fırsat daha vermeyeceğiz. Hiç kimseden korkumuz çekincemiz yok. “Anlaşmak değil, restleşmek, oyundan düşürülmek, imha edilmek istiyorum” dercesine konuşan, yazan, çizen, karar alan her kim varsa gereğini yapacağız. Biz gücümüzden eminiz, kararlılığımız tam ve suçlular gibi, acizler gibi, korkaklar gibi ses yükseltmeyeceğiz, tekrar tekrar çıkışlar yapmayacağız. Asilce bir duruşla, az konuşarak çok icraat yapacağız. Çekeceğiz fişlerini, bitireceğiz işlerini…

Büyük temizlik başlıyor ve bu sadece Türkiye için değil dünya insanlığı için çok çok hayırlı olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tayyip ölecek mi, ölmeyecek mi | Rüya tabiri

E. A. (Akademi Dergisi takipçisi): Rüyamda sizin eve gelmişim camınız kırılmış para ile almışım sigorta ödeyecekmiş bir kısmını. Ev sigortalıymış. Bir kız varmış oralarda oturuyormuş. Eşim o kızı kıskanıyormuş, kız çok açıkmış. Hatta siz demişsiniz ki; “Bu kız için bir kadın sana haddinden fazla yaklaşıp aranızda mesafe bırakmıyorsa o kadında sorun vardır. Bir çok erkek bu duruma dayanamaz.

Sahne değişiyor camı getirmişim eve. Sizin evdeyim içerde o sıra bir kız çocuğu giriyor komşulardan birinin. Bende diyorum ki hocam balkonu kapatayım mı girmesinler. Sizde girebilir sorun yok dediniz şeker ikram ettiniz çocuklara. Eve dönüş yoluma koca koca taşlar sermişler. Bir tanesi 1 metre falan gibi. Sonra aralardan sıyrılıp eve geçmişim. Aracım arızalıymış biraz onla da uğraşıyormuşum.

Rüyamın devamında o açık kızın erkek arkadaşı varmış. Pendik’te oturuyormuş, deprem olmuş binası yıkılmış çocuk ölmüş. Kızda ardından mum yakıyormuş.

Mehmet Fahri Sertkaya: Yayınları okuyup/dinleyip takip ediyorsun. Ona göre de rüyalar görüyorsun. Bu rüyada Tayyip’i temsilen kendini görmüşsün.

Rüyada cam kırılması, “birileri ile kesin olarak sonsuza kadar yollarını ayırırken birileri ile de sonsuza kadar bir araya gelmek için adım atacağı manasına” gelir. “Bu rüya, sahibi için hayatının dönüm noktası sayılacak bir yol ayırımına gelmeye ve bu konuda bir karar kılmasına” işaret eder.

Buradan anlıyoruz ki son kez tercih hakkı verdiğim ve en kısa sürede kesin bir karar vermesini beklediğim Tayyip, kararını verecek. Benim durduğum yerde duracak. Benim gittiğim yönde gidecek ve kazananlar kulübünde yer alacak.

Şi, Putin, Biden tarafıyla yani Yeşillerle yolunu kesin şekilde, bir daha düzelmeyecek şekilde ayıracak.

Sigorta ise “rüya sahibinin her adımını sağlam atmak isteyen, garantici biri olmasından dolayı, iş hayatında kendini riske atmadan hareket edeceğini, bu titizliğinin meyvelerini de gelecekte fazlasıyla toplayacağını” haber veriyor.

Bu da demektir ki sayemde işini sağlama alacak, kendisini fazla riske atmayacak, beni hedef yapacak. Benim de bu yönde bir sıkıntım yok, ezilmesi gereken tarafları ezeceğim, tutulması gereken tarafları tutup yükselteceğim.

Rüyada kız görmek ise “meşakkatli işlerin sonunda elde edilecek mutluluk ve başarı” manasına gelir.

Eş kısmı ise ortaklar ya da beraberce iş yapılan kişiler demek… Tayyip’in çok çok kısa süre içerisinde, çok çok büyük seviyede parlayıp yükselmesini çok kıskanacaklar.

Kızın kıyafetlerinin çok açık olması da gerçek manasına gelmiyor, manayı pekiştiriyor yani mutluğun, başarının çok ileri seviyede olacağı manasına geliyor.

Birçok erkek bu duruma dayanamaz” kısmı ise, Tayyip’in elde ettiği maddi manevi kazançlar, elde ettiği itibar herkesi kendisine çekmeye sebep olacak, buna direnebilen kişi pek olmayacak demek.

Rüyada görülen benim evim ise huzur, güvenlik, güç, kuvvet bulunan yer demek. Bolluk ve bereket manasına da gelir. Ben yanında durduktan sonra hiçbir taraf Tayyip’e zarar veremeyecek ve işlerini bozamayacak demek.

Sonra benim evime de kız çocuğunun girmesi, benim yükümün de artık çok hafifleyeceği, benim için de üst üste başarılar, maddi ve manevi gelişmeler olacağı manasına geliyor.

Burada kızın çocuk yaşta olması benim kazançlarımın, huzur ve afiyetimin daha yüksek seviyede olacağını haber veriyor. “Şeker ikram ettiniz çocuklara” kısmından anlaşıyor ki birden fazla çocuk var ve bu da manayı pekiştiriyor, çok çok yüksek seviyede, kat kat olacağını haber veriyor.

Eve dönüş yolunda taşlar görülmesi, o safhadan sonra bile Tayyip’in önüne mani çıkartılmak istenmesi demek. Anlaşılıyor ki o safhada önüne çıkanlar ölecekler. Bunlardan birinin Soysuz olacağına da şüphe yok. Aracın arızalı olması ise ekibinin sorunlu olması demek. Yani kabinesi ve etrafı sorunlu ve pek çok kişiyi değiştirmek zorunda kalacak.

Ben bu rüyadan şunu bile anlayabiliyorum ki Fahrettin Altun şaşırtıcı bir şekilde değişmeyenler kulübünde kalacak. Çünkü Tayyip’in bu yeni ve başarı dolu sezonunda onunla birlikte yol tutacak. Fahrettin Altun da çok güçlenecek, büyüyecek, kazanacak.

Rüyanın devamında gördüğün erkek arkadaş da ayrıca hayır ve iyiliğe yorulur. Bu rüya “arzuların gerçekleşmesine, mutluluğa ve nimetlerin çokluğuna” işarettir. Yine bu rüya “ele geçecek mala, kısa zamanda duyulacak hayırlı bir habere” de yorulabilir.

Deprem de gerçek manasına gelmiyor, çok aniden yaşanan çok büyük bir gelişme, sarsıcı bir hadise manasına geliyor. Duyulacak olan haber/hadise/gelişme her ne ise, çok büyük olacak, çok geniş kitleler tarafından duyulacak.

Ölmek de gerçek manasına gelmiyor, ömrün uzayacağı manasına geliyor. Bu rüyada ise mutluluğun, kazancın, başarının uzun süreceği manasına geliyor.

Burada ben çok şaşırdım, çünkü Tayyip’i gördüğüm bir rüyamı uzun zaman önce Akademi Dergisi Telegram kanalında yazarak anlatmıştım. Rüyada Tayyip’e birkaç el ateş edip öldürüyordum. Yolda o ve ben vardım. Karşılıklı mücadele ediyorduk. Yolun bir yanında Ankebut ağı, diğer yanında ise vatanseverler vardı. Mücadelemizin nasıl biteceğine bakıyorlardı. Ben Tayyip’i vurup öldürüyordum, yanına gidip ölmüş mü diye bakıp emin oluyordum. Şimdi anlayabildim ki oradaki öldürme onu devirme, onu oyun dışında bırakma manasına gelmiyor da onun siyasi ömrünü uzatma, kazançlarını artırma manasına geliyormuş. Bunu ayırt edebilmek zor iş, genelde rüyada ölmek, gücünü kaybetmek, saf dışı kalmak, mağlup olmak manalarına da gelir.

Anlatmadığım bir rüyam daha vardı, geçenlerde görmüştüm. Tanıdığım bir insanı görmüştüm rüyamda ama onu Ümit Özdağ’ı temsilen gördüğümü anlamıştım. O rüyada o kişi ölmüştü ve oğlunun yanındaydım, cenaze işlemleri devam ederken yardımcı olup olmayacağıma karar veriyordum. Bazı sorunlu/sıkıntılı kısımlar olduğunu gördüğümden uzak durmayı düşünüyordum. Anlaşıldı ki Ümit Özdağ’ın da önü açık…

Rüyanın son kısmındaki depremin, erkek arkadaşın ölümün arasında, ikamet etmekte olduğum Pendik’in geçmesi de bu depremin yani ani ve sarsıcı gelişmenin Pendik merkezli olarak yaşanacağını haber veriyor. Büyük ihtimalle ben bu rüyanı ve tabirini paylaşacağım, dünyadan bütün taraflar bunu okuyup sarsılacaklar. Bu manada bir depreme, bu tabirin paylaşılması sebep olacak.

E. A. (Akademi Dergisi takipçisi): Rüyamda tayipler ve daha bir çok tr deki siyasi kartal köprüsünün orda bir arazide toplanmışlar. Bir yılan gelmiş kırmızıya yakın dışardan görünüşü hayvan bağırsağı gibi. Çok iğrenç bir görüntüsü varmış. Tayip’leri tehdit etmiş sizde yılanın arkasındasınız. Yılan topluluğa seslenmiş bana uyun yoksa sizi bitiririm demiş. Tayipler muhatap almamış hatta dalgaya almışlar bunu. Yılan o sinirle yere bir vurmuş yer çok şiddetli sallanmış. Hala ayar vermeye çalışıyor bütün gücünü kullanmıyormuş

Tayip’lerde size güveniyormuş yılandan koruyacağına eminmişler.

Mehmet Fahri Sertkaya: Diğer rüyan da aslında bu rüyanın devamı gibi… Yine aynı konularla, şahıslarla alakalı bir rüya… Bu rüyada Tayyip’i temsilen kendini görmemişsin, açıkça Tayyip gösterilmiş. Ayrıca Türkiye siyasetindeki pek çok kişi de rüyaya dahil edilmiş.

Kartal köprüsü bir çeşit dört yol gibi… Yani insanların ne yöne gideceğini seçmesi gereken bir yer. Orası karar yeri. Hem Tayyip hem de Türkiye siyasetindeki pek çok kişi karar vermek zorunda…

Yılan sinsi bir düşman demek. Rüyandan anlaşılan o ki oradakiler kararlarını benimle birlikte bütün dünyada devleşmek yönünde verecekler. Yılan yani düşman buna tahammül edemeyecek ve düşmanlığını açıkça sergileyecek. Zararlar vermek isteyecek.

Bu rüyadan anlaşılıyor ki resmen/açıkça Tayyiplerin yanında durmasam da sahaya hakimim, onların göremediklerini de görüyorum ve tedbirli duruyorum.

Bana uyun yoksa sizi bitiririm” kısmının ve Tayyiplerin o yılanı muhatap almadığı kısmının tabire ihtiyacı yok. Delalet ettikleri manalar çok açık.

Düşman demek olan bu sinsi yılan yani Soysuz ya da daha doğru ifadeyle Soysuz’un arkasındaki güç unsuru da bir depreme yani ani ve büyük bir gelişmeye sebep olacak. Elinden geleni yapacak, bütün vasıflarını, kabiliyetlerini, siyasi tecrübesini kullanacak, bir üste çıkmaya bir de alttan almaya çalışacak, oyunlarını kuracak ama netice alamayacak. Buna ben izin vermeyeceğim.