Fazilet Takvimiyle Müslümanların arasını kimler, neden açtılar?

Medar-ı iftiharımız olan Fazilet takvimi son yıllarda para kazanmanın bir metaı haline getirildi. Bu, hizmetlerimizin maddi ihtiyaçlarını karşılamada yeni bir gelir kanalı oluşturmak niyetiyle de yapılmadı. Bu işte/kararda da iyi niyet yok. Sadece Fazilet takvimin üzerinden dönen dolapları ve yapılan ihanetleri sesli anlatmak bile saatler alabilir.

Hadis-i şerifte ahir zamanda İslami ilimlerin yok olmaya yüz tutacağı, cahiliyenin hakim olacağı, bu sebeple insanların dinini muhafaza edemeyeceği, son nefesini kurtaramayacağı ve dünyasının cehennem misali sıkıntılı geçeceği açıkça ifade edilmiş. Birçok hadis-i şerifte İslami ilimlerin olmadığı yerde Müslümanlığın, saadetin, adaletin, huzurun olmayacağı açıkça ifade edilmiştir.

Böyle bir çağda, bir benzeri bu güne kadar hazırlanamamış olan ve bu güne kadar milyonlarca insanın binlerce dini meselede doğru bilgileri öğrenmesine vesile olan takvimimizin üzerine oynanan oyunlar artık bozulmalıdır.

Fazilet takviminin arka yüzünde verilen dini/İslami bilgilerin, kendi sitesinden kaldırılmış olmasının iyi niyetle izahı mümkün değildir. Bu güne kadar neden böyle karar alındığına dair yapılan açıklamalar ikna edici ve hukuka uygun değildir.

Başka takvim markaları bunları kopyalayacaksa, kopyalasın… Başka internet siteleri bunları yayın yapacaksa, yapsın… Bunlar daha çok yayılmış olur ve pek çok ilmi meselede hataların yerini doğruları alır. Bundan hangi mü’min gönül rahatsızlık duyar… Üstelik, Fazilet takviminin arka yüzünde verilen yazılar günümüzde hayatta olan birilerinin telif eserleri midir? Bunları bir komisyon zaten geçmiş ve muteber İslam alimlerinin muteber eserlerinden iktibasla aktarmadı mı, aktarmıyor mu? Böyle bir dünyada, böyle bir komisyonun, 365 gün sınırlamasına takılmadan böyle bir hizmeti artırması ve bir sene içerisinde takvimizin resmi sitesi üzerinden binlercesini paylaşması istenmez ve beklenmez mi?

Fazilet takviminin IOS ve Android uygulamalarının ücretli olmasını anlamak da mümkün değildir. Türkiye’de ve dünyada maddi durumu gerçekten çok ama çok zor olan çok yüksek sayıda müslüman bulunmaktadır. Bunların kitap almaya da ilmi meselelerde maddi harcamalar yapmaya da imkanları bulunmamaktadır. Hatta pek çok kardeşimizin iş/geçim meşguliyeti arasında kitap okumaya vakti de bulunmamaktadır. Gönül isterdi ki bu bilgiler günümüz insanın anlayabileceği sade bir Türkçe ile aynı zamanda seslendirilsin ve çalışan kişiler ve talebeler bunları yolda ve fırsat buldukları her yerde dinleyebilsin… Şu misyonerlerin her bir incilin arasında yüz dolar koyarak yaptığı faaliyetlere bir bakalım, bunların bile sözde İslami iktidarda hiçbir mani ile karşılamadıklarına bakalım. Evlatlarımızın, insanlarımızın ne kadar büyük bir tehlike altında olduğuna bakalım. Her gün sözde Türk basın ve medyasında İslami meselelerin gizli Ermeni ve gizli Yahudi ilahiyatçılar tarafından nasıl kasten tahrif edildiğine bakalım ve bir de Alihan Kuriş’in Fazilet takvimi hakkında aldığı şu kararlara bakalım. Akıl alır şeyler değil bunlar…

Bu şartlarda, Fazilet takvimi uygulamasının ücretli dağıtılması zaten ilk anlardan itibaren akıllarda soru işaretleri oluşturmuştu.

Son zamanlarda yaptığım yayınlardan sonra samimi/gerçek Süleymanlılar anladılar ki Alihan Kuriş yıllardır zikzaklar çizen, batıp çıkan biriydi. Son birkaç aydır ise tamamen battı ve artık çıkışından ümit de kesildi. Öyle ise son yıllardaki bazı tuhaf gördüğümüz kararları şimdi yeniden tartışmanın ve sorgulamanın da vakti gelmedi mi? Hz Ömer’e hesap soran sahabi gibi olmamızın vakti gelmedi mi? Bence bu sorgulamaların ve hesap sormaların en başında gelmesi gereken hususlardan biri de Fazilet takvimi üzerinden döndürülen dolaplar…

Bu hususta sorgulamamız, tartışmamız ve sonrasında samimiyetle ve Allah için, din gayretiyle hesap sormamız gereken şudur:

  • Bir şer kuvvet, İslam düşmanı bir güç unsuru, bu kadar ilmi kuraklığın hüküm sürmekte olduğu bu çağda, yaralara merhem olurcasına ihtiyaca az da olsa cevap veren Fazilet takviminin arka yüzündeki ilmi makalelerin/izahatın yayılmasına mani olmak istedi mi?
  • Onlarla zaten pek çok hususta anlaşan, son zamanlarda ise her dediklerini emir kabul eden, “Benim canıma zarar gelmesin, ne derseniz yaparım” diyecek kadar dibe vuran Alihan Kuriş ve şürekası, o zamanlarda Fazilet takvimi hakkındaki bu taleplerini da kabul etti mi?
  • Takvimin arka yüzünde verilen bu ilmi izahlara müslümanlar ulaşamasın diye Fazilet takviminin kendi sitesinden bunların paylaşılmasına da son verildi mi?
  • Yine aynı niyetle IOS ve Andorid uygulamalarının ücretli olmasına mı karar verildi?

Bunca yıldır bu kadar müslümanın yaptığı maddi yardımlar nereye gitti de bir takvimden para kazanmak iddiasıyla bu kadar akıl almaz ve iyi niyetle izah edilemez kararlar alındı ve uygulandı.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Bugün dünyanın bir Hitler’e ihtiyacı var”

Pakistan’da yaşayan ve CNN için çalışan serbest gazeteci Adeel Raja, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırıları üzerine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bugün dünyanın bir Hitler’e ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. Gazetecinin sözleşmesi iptal edildi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Gel Dahlan, sen de gel ve bir Osmanlı şamarı ye…

Benim öldürülmem işini bu defa sana ihale etmişler. Sen beni yeterince bilmiyorsundur ve ucuza kapatacaklar. Kaç para veriyorlarsa hemen o paranın on katını iste… 10 milyar dolardan aşağıya bu işi kabul edersen, kafasızın tekisin demektir. İste, kesinlikle verecekler. Adamların ne hallere düştüğüne bak. Kaç devletin ve kaç kara para çarkının ne kadar zarar yazdığına bak. Dünyanın dengesini sarsmışım, on milyar dolar para mıdır.

Hem sen de ölmeden birkaç gün önce çok zengin olmuş olursunuz. Sana faydası olmasa da arkanda kalanlara yarar. Bence bu dediğimi bir düşün. Vasiyet edersin, pamuk yerine dolar da tıkayabilirler ya da vasiyet et paraları mezarına, leşinin yanına gömsünler. Bunlar senin hür iradenle tercih edeceğin kısımları. Benimki tavsiye, fırsatı bulmuşken o kadar ucuza ölme diye uyarıyorum. Kurtar kurtarabildiğin kadarını…

Aslında bunları da galiba boşa yazdım. Senin bu yazdıklarımı anlayacak kafan ve ruh sağlığın olsa, tutar “Bu adamı bu kadar senedir bu kadar devlet ve gizli servis öldürememiş de şimdi biz mi öldüreceğiz.” derdin.

Neyse, takılın kafanıza göre… Zaten kurumuştuk. Bence bir değil, birkaç kral/emir/prens daha ölür bu çatışmalardan sonra…

Mehmet Fahri Sertkaya

Su aygırlarına merhamet edilmeli

Su aygırları “ayar tutmamış hayvanlar” dediğim hayvan türleri arasındadır. Milyonlarca sene önce genetik bilimi günümüzden çok daha ileri seviyelere ulaşmışken insanlar tarafından türetilmiş bir hayvan türüdür. Su aygırlarını türetebilmek için timsahların ve fillerin genetik kodları da bu projede birleştirildi. Lakin hiç iyi bir şey yapılmadı.

Çünkü hayvanların genetik kodlarının birleştirilmesi işi, hiçbir zaman istenilen neticeleri vermedi. Su aygırları ve gergedanlar, üzerlerinde oynana oynana bir şekle sokuldular ama “en iyi” dedikleri hali bile ayar tutmadı.


Su aygırları o kadar ayarsız bir halde türetildiler ki milyonlarca senedir eziyet çekiyorlar. Gün başlarken kendilerini suya atıyorlar ve akşam olana kadar sudan çıkmak istemiyorlar. Çünkü bu canlıların ter ya da yağ bezleri bulunmuyor. Bu nedenle güneşin altında kavruluyorlar, çok acı çekiyorlar. Gün boyu güneşten kaçmak için suda durmaya mahkum oluyorlar.

Lakin, bu derece ayarsız türetilmiş bu hayvanlar için su da ayrı bir işkence oluyor. Suda yiyecek bir şey bulamıyorlar, çünkü ot oburlar. Ayrıca solungaç solunumu da yapamadıkları için su içinde rahatça duramıyorlar. Nefes tutmak zorunda kalıyorlar. Tamamen su içinde kısa süre için durmaları gerektiğinde bile önce derin nefes alıp kulaklarını ve burunlarını da tıkıyorlar. Başlarını mümkün olduğunca su dışında tutmak zorunda kalıyorlar. Bunu yapmak istediklerinde ise vücutları, ayakları, parmakları bu işe uygun olmuyor. Yüzerek başlarını/burunlarını su yüzeyinde tutmak onlara sürekli zahmet veriyor. Su kaynaklarının kenar kısımlarında, vücutlarını su içinde tutacak ama başlarını su üstünde tutacak yerlere muhtaç kalıyorlar.

Fil denilse, fil kalmamış ama timsah denilse, timsah da olamamış bir hayvan türü bu… Su hayvanı desek değil, kara hayvanı desek, o da değil. Ağzı ve dişleri bile düzgün değil. Doğru düzgün çiğneyerek beslenemiyor ve bu da sürekli olarak mide/hazımsızlık sorunlarına sebep oluyor.

Timsahlar gibi bu hayvanların da tabiata bir katkısı olmuyor. Bunların nesillerinin yok olması hiçbir tabii dengeyi bozmuyor. Öyle ise sorun kendinize, bu zavallı hayvanlar neden daha fazla bu eziyeti çeksinler?

Mehmet Fahri Sertkaya

Timsahların olmadığı bir dünya…

Şu sıralarda gizli yeraltı üslerinde çok ama çok büyük sorunlar yaşamakta olan, birbirlerine düşen ve çatışan, kendileri için artık bu gezegende gelecek görmeyen ve ümitlerini kaybetmiş olan Yeşilleri (Reptilianları) bu dünyadan tamamen kovduktan sonra, timsahların nesillerinin sonlandırılmasını da sağlayacağım.

Timsahlar bu gezegenin hayvanatından değiller. Yeşiller tarafından başka bir gezegenden getirildiler. Üstelik asıl timsahlar bizdekiler kadar vahşi de değiller. Bizim dünyamıza getirdikten sonra timsahların genetik kodlarıyla da oynadılar. Onların daha kuvvetli, daha sert derili, daha güçlü dişlere sahip ve daha yırtıcı olmaları için DNA’larına müdahale ettiler.

Milyonlarca yıldır dünyamızın insanları, dünyanın tabiatına ve insanlığa hiçbir faydası olmayan, üstüne pek çok zararı olan bu timsahların sıkıntısını çektiler, çekiyorlar. Timsahlar dünyamızda yok edildiğinde hem tabiat, hem de insanlık rahat bir nefes alacak. Tabiatın dengesinde hiçbir eksilme ve bozulma da olmayacak.

Mehmet Fahri Sertkaya