Unutma Tayyip!

Unutma Tayyip!

Koyunlar ömrünü kurttan korkarak geçirirler. Hal bu ki sonunda onu yiyen çobandır.

Ben seni devirecek olsaydım, çoktan devirmiştim. Geçen de iki satır yazdım ve memleket iyice beter hale geldiğinde ve sana destek vermiş on milyonlarca Türkiyeli sana lanetler eder hale geldiğinde senin hala başta olacağını, eserini göreceğini söyledim.

Lakin hala kani olamamış gibisin. İçinde piyon yapıldığın son büyük oyunları da bozmuştum. Yine pervasızca, benden kurtulacağın ümidiyle piyon olmuştun.

Böyle devam edersen bana, seni devirmekten başka bir çıkış yolu bırakmamış olursun. Çobanlarına dikkat et. Seni yönetenlere dikkat et. Onların neredeyse tamamı biyonik robotlar. Seni önüme atıp duruyorlar. Sabrımı da zorluyorlar. Çok yakında inşaallah dünya liderlerinden biri daha ölecek ve gücümün nerelere uzandığını bir daha göreceksin. O vakit, üstündeki baskı da azalacak. Üstlerine direnmen daha kolay olacak.

Sana bir kaç el ateş ettiğim ve öldürdüğüm rüyamı da doğru tabir ettir. Rüyada öyle görmek, gerçekte de seni vuracağım manasına gelmez. Seni oynatan Ankebut Ağı, en çok da Merkel, seni önüme atıp duracak ki bu kısmı yaşandı. Ben birkaç kere tahammül edeceğim, hiddetli bir şekilde ileri geri gidip geleceğim ve sonra bir anda “Yeter artık” deyip sana art arda ateş edeceğim. Rüyada silah kullanmak ve birini vurmak, o kişiye karşı kesin zafer elde etmek demektir. Orada yoldayız. Yol, ulaşılmak istenilen hedef, menzildir. Sol yanda Ankebut Ağı ve en önde Merkel var. Senin kazanmanı umuyorlar ama öyle olmayacak. Sağ yanda vatanseverler cephesi var ve benim kazanmamı umuyorlar ve öyle olacak. Sen düşeceksin, öleceksin ve yola devam edemeyeceksin. Bu gerçek hayatta şu demek: hiç otoriten, itibarın, gücün kalmayacak. İpleri tamamen elinden kaçıracaksın ve elime düşeceksin.

Rüyanın devamında bir emniyet ve bir de ordu rozeti alıyorum ki iki teşkilatı da tamamen elime alacağım manası var.

Daha da karar senin… Seni bir kez daha önüme atarlarsa ve bu son ve bu kadar açık izahıma rağmen piyon olmaya devam edersen, seni deviririm.

Onlar beni öldüremezler. Bu şehri değil, bu memleketi değil, bu dünyayı başıma yıksalar bile beni öldüremezler. Benim devletimde, benim devletimin gücüyle beni durdurmaya ve yok etmeye çalışmak, hiç yapılmaması gereken bir hata… Bilmem sana daha kaç tekrarla anlatmam gerekiyor ama ben anlatmaktan artık usandım. İşte mevzu bu ve başka da sözüm yok.

Mehmet Fahri Sertkaya

O kadar ucuz, o kadar kolay değil

O kadar ucuz, o kadar kolay değil

Yine birileri planlar yapıyorlar. Bütün sistemleri yıkılıyor diye, eriyip bitiyorlar diye bir çıkış yolu arıyorlar. Her seferinde benim alınmamı ve yok edilmemi konuşuyorlar.

Resmi kimliklilerin de kullanıldığı, resmi gibi duran ama gayr-i resmi olacak bir operasyon planlıyorlar. Gelecekler, alacaklar ama iş resmiyetin/hukukun dışına çıkacak ve en kısa sürede beni öldürecekler.

Bizim bu gibi planlardan haberdar olmamamız ve bunlara karşı hazırlıklı olmamamız mümkün mü? Anladım, çaresizlik çok saçma şeyler düşündürüyor ama bu kadar da saçma mı olur planlar?

Buraya beş yüz kişilik özel timlerle gelecek olsalar bile, şayet direneceksek ve karşılık vereceksek ve onlar gibi hukukun dışına çıkacaksak, henüz dış çemberimizi bile aşamazlar ve mekana yaklaşamazlar. Çok ama çok gürültülü hadiseler yaşanır. Anında Türkiye karışır. Ordu karışır. Emniyet teşkilatı karışır. İstihbarat teşkilatı karışır. Zincirleme reaksiyon misali bilmem kaç tane ülkenin ve hükumetin dengeleri de sarsılır. Olaylar benim dahi kontrol edemeyeceğim seviyeye gelir.

Bu ekiplerin içinde biyonik robotların olmasını da konuşuyorlar. Onlar bizim için mevzu bile değiller. Bizim onları harcamamız, dünya insanlarını harcamaktan çok ama çok daha kolay oluyor.

Dahası da var. Biz, böyle bir gerilme oluşuyorken uzaktan uzağa, sadece metafizikle bile bu planlarda kullanılacak binlerce kişiyi ve onlarca üst yekili kişiyi etkisiz hale getirebiliriz. Ne iz, ne işaret, ne delil bırakırız.

Biz, bizden on bin değil, 20 bin değil, 30 bin sene ileri bilim ve teknoloji çağını yaşayan onlarca farklı uzaylı insan türünün ittifakına kafa tutup rest çekmişiz, üzerlerinden buldozer misali geçmişiz, biyonikleriyle birlikte trilyonla kayıp verdirmişiz de bizim dünyamızda yapılan şu kadar ahmakça planların altında mı kalacağız.

Bu yazım da daha önceki misalleri gibi bir ikaz. Hep dediğim gibi, biz hukuki zeminde sorunlar çıkmasını ve olayların tarafların kontrolünden çıkmasını hiçbir zaman tercih etmedik, etmeyiz. Lakin, şu ikazdan sonra herkes kendisi bilir. Biz, bize düşeni layıkıyla yerine getiririz.

İşte bu rest, işte meydan…

Mehmet Fahri Sertkaya