Şu uydurulan “Nefret suçu” nun da artık yok edilmesi gerekiyor.

Şu uydurulan “Nefret suçu” nun da artık yok edilmesi gerekiyor. Sevmek kadar tabii ve insani bir hal olan nefret, devamında bir suça dönüştürülmediğinde tek başına suç olarak görülemez.

Bu sözde suç, Ankebut Ağının uydurma bilim psikiyatri üzerinden uydurduğu yüzlerce hastalık kadar temelsiz…

Hukukta böyle bir suç yok. İnsanlığı ibneleştirmek, canavarlaştırmak, kötülüğü üstün kılmak, şeytanlaşmışları sahada rahat ettirmek, cinsi sapıkları ululaştırmak için oynanan çok sayıda oyundan biri de bu: sözde nefret suçu…

Bir insanı, sadece nefret hali/duygusu yaşaması değil, sevgi hatta aşk hali yaşaması bile yanlışlara sürükleyebilir. Bazen akıl almaz suçlar işlemesine sebep olabilir. İnsanlar, sevgisinden hatta aşkından dolayı, insanlık tarihi boyunca çok büyük sorunlara, yıkımlara, savaşlara hatta katliamlara bile sebep olmuştur.

O halde “sevgi suçu” diye bir şey mi uyduracağız? “Sevgi suçu toplumu bölüyor, geriyor, çatıştırıyor, ifade hürriyetini ve yaşam tarzı tercihlerini etkiliyor” mu diyeceğiz? Dünya hakimiyeti kurmak isteyen bir avuç satanist yahudi öyle uygun görüyor diye suç üstüne suç mu uyduracağız? Bu ne seviyesizlik, bu ne küstahlıktır böyle..

Hiç mi aklı başında kimse kalmadı şu koca dünyada, şunlara ilimle, hikmetle, hukukla, tıpla konuşarak haddini bildirsin.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kuriş ailesinin mal varlığı

Alihan Kuriş’in annesinin ve karısının üzerine olan mal varlığı, sizce de çok dikkat çekici değil mi?

Alihan, karısı ve annesi, bu hususu izah edebilir mi? Şu memleketin maliyesinin bu kadar kötü olduğu zamanda, talebe yetişsin diye büyük büyük yardımlar yapan zengin kardeşlerimizin paralarının bir kısmını aile boyu zimmetine geçirenler mi var?

Az daha unutuyordum, Alihan neden hep susuyor?

Alihan Kuriş’in annesinin ve karısının büyücülük işlerine çoktan bulaştığı…

Himmet/hizmet paralarını zimmete geçirmek de dahil olmak üzere türlü suçları işlerken büyücülükle de kendilerine yolu açmak istedikleri…

Çok sayıda samimi kardeşimize Alihan’ın talebi ya da rızası dairesinde büyüler yaptıkları ve yaptırdıkları…

Hala tartışılmayacak mı?

Kendilerine itibar edilsin diye, yalan yanlış işleri ifşa olmasın diye, Alihan’ın etrafındaki gerçek Süleymanlılar onun etrafından ayrılsın diye ve daha pek çok şeytanca maksatla büyüler yaptılar mı ve yaptırdılar mı?

Bunları tartışmak, bu işi bilenlere sorup doğru olanı öğrenmek çok mu zor? İhtilaflı bir mesele mi, kesin neticeye varılamaz mı? Hayır, hemen kesin şekilde öğrenmek isteyen herkes öğrenebilir.

Yine unuyordum, Alihan niye susuyor? Niye hukuk yoluna gitmiyor? Bu güne kadar hiç gerçek bir yasaklama yazısıyla yasaklanmadım, çünkü kim olduğumu, ne yapacağımı Alihan’a o vazifeye getirilmeden önce söylemişlerdi, biliyordu.

Böyle bir şeyi yapmaya cesaret edemedi. Şimdi yapsın, çıksın hakkımda yasaklama dolaştırsın ya da hukuk yoluna gitsin. Hem de hiç rahatsızlık duymadığı üçkağıtçı/dolandırıcı avukatlar Salih Torun ve Ömer Çiğil’e bu işi paslasın.

O sözde avukatların da AKPKK’lilerle, yahudilerle, masonlarla, ermenilerle, türlü türlü hainlerle, dolandırıcı pisliklerle, insan denemez sefil mahluklarla derin bağlantıları var. Çok iltimas ve rüşvet işi çevirip çok sayıda cemaat mensubu masum kardeşimizin bile canlarını yaktılar. Ticaretlerini bozdular, yuvalarını, sağlıklarını, dünyalarını yıktılar.

Bunları somut delilleri ve şahitleriyle meydana çıkarttığımın üzerine koca seneler geçti ama avukat oldukları halde onlar da susup kaldılar, benden davacı bile olamadılar. Bürolarını aradım, karşıma çıkamadılar. Acınası hallere düşüp kaçtılar. Salih’i arayıp “Ben mfs” dedim, kalbine inecekti ve “Alo” biye diyemedi.

Alihan’ın da umurunda bile olmadı. Kime haksızlık yapılmış, kimin dünyası yıkılmış, kimin yolumuza bakışı değişmiş, yolumuza nasıl lekeler gelmiş, bunun her kısmının ahirette hesabı ve azabı varmış, dünyada insanlar da bir gün gelir uyanırlarmış, umurunda bile olmadı. O da milyonlarca kardeşimizin kul hakkına girerek ve aynı zamanda beytül mala el uzatarak vurgun vurmanın derdine düştü.

Yıllar sonra bile o sözde avukatları yasaklamadı. E madem öyle, madem zihniyet bir, yanlış işlerde de ortaklar, madem hep beraber hırsızlar, madem hep beraber hainler, madem hep beraber münafıklar ve hayasızlar, o avukatlarla bir olup benden davacı olabilirler. Ne de şenlik olur. Meydana serilen gerçeklerden sonra sadece cemaatimizin mensupları değil bütün Türkiye şaşkına döner.

Senelerce kaç tekrarla “Allah ihmal etmez, imhal eder yani mühlet verir. Mazlumların ağını, hakkını, hesabını şiddetli sorar” diye yazdım. Haydi kimse dinlemedi, Alihan niye dinlemedi. İşte şimdi onun da mühleti bitti. Ölüme çare bulması lazım, çünkü cehennemin dibine doğru çıktığı yolculukta köprüden önceki son çıkışı artık kaçırdı. Kaçırmasın, her şeye rağmen yine de dönsün, tevbe etsin diye yaptığım şok edici müdahaleler bile onu sarsıp kendine getirmedi. Filmin sonu aslında çoktan belli oldu. Bu gibi filmleri çok kere izlemiş kişiler, bundan sonrasını pek merak bile etmeyecekler. Çünkü hep aynı hikaye… Sadece detaylar değişik. Vahim bir kahroluş. Dünyada ve ahirette rezil rüsva oluş. Detaylar bir yana, filmin sonu hep bu…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hangi Türkiye?

Hangi Türkiye?

Pentagon “Biden’ın soykırım açıklamasının Türkiye-ABD askeri ilişkilerini etkilemesini beklemiyoruz.” demiş olabilir ama kimse itibar etmesin.

Etkiledi hem de çok derinden etkiledi. Etkilemeye de devam edecek. Şiddeti giderek artan bir mücadele yakında dünyanın her yerinden açıkça görülür olacak. Bu ülkede ABD üsleri de NATO üsleri de olmayacak.

Karşımızda hamle yapamayıp da böyle açıklamalarla sıkıntıyı geçiştirmeyi deneyecek ve dünyadaki tarafları aldatmayı deneyecek kadar aciz düşmüş bir Pentagon’un, Türkiye’deki askeri varlığını sürdüremeyecek kadar güçsüz düştüğünün tezahürü olacak yeni sözlü çıkışlar yapması da beklenir. Lakin biz kararımızı fiiliyata dökeceğiz. Son derece kararlıyız. Zaten sorun sadece sözde Ermeni soykırımı değil. O, taşma noktası oldu. Aylardır birikmiş sorunlar silsilesi var. Sorun, ABD’yi kimlerin yönettiği, bakış açıları, bize karşı tavırları…

Mehmet Fahri Sertkaya

Amerikan ordusunun metafizik saldırılar karşısında kayıpları artarak devam ediyor.

Amerikan ordusunun metafizik saldırılar karşısında kayıpları artarak devam ediyor.

Vaziyeti Biden ile üst rütbeli subaylar değerlendirdiler. Kayıplar verseler de direnmeye ve Ermeni soykırımı çıkışından geri adım atmamaya karar verdiler. Geri adım atmak onların felaketi olacakmış. Benim de istediğim ve beklediğim buydu. Özelikle son bir haftada neredeyse her şey istediğim gibi oldu.

Amerika, Rusya, Çin ve İran ordularından sonra Hindistan’ın ordusunda da metafizik saldırılar neticesinde kayıplar yaşanmaya başladı. Can kayıplarının haricinde araç ve teçhizat kayıpları da yaşanıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Endişe etmeyin, morallerinizi bozmayın.

1-)Endişe etmeyin, morallerinizi bozmayın. Korona oyunları yine de dünya genelinde bozulacak, ifşa olacak. Uzun bir zaman da almayacak. Bunların beni durdurabilecek gücü yok.

2-)Şi’nin sağlığı kadar morali de bozuk. “Artıkkkk mfs ölsüüüünnn” diye diye krizlere giriyor.

Aramalara cevap vermek istemiyor. Konuştuğu zaman da sürekli kızıyor, sinirleniyor. ülkelere/liderlere “Paranız yoksa adam değilsiniz, muhatabım değilsiniz” tarzı ile karşılık veriyor.

3-)

Sabetaycı gizli Yahudiler ve mafya anaları olan Tansu Çiller ile Meral Akşener’i listeden şimdiden silmek mümkün.

Kendilerini bitirmek için yapmaları gereken son hataları da yaptılar. Önümüzdeki süreçte bir şekilde oyundan düşerler.

4-)Konseyin kendine göre mantıklı planları var. Mİ ile yoluna devam etmek isteyen ülkeleri/liderleri geri kazanmak, bunun için onları aldatacak oyunlar kurmak istiyorlar.

5-)

Rusya da ABD, Çin, Hindistan ve İran gibi “Mfs ölsün de ölsün” diyenlerden.

Olur da ölürsem o günü nerede ise milli bayram ilan edecekler.

6-)

Baltık ülkeleri Rusya’nın üzerine daha fazla gidecekler. Bu, doğru bir tavır olacak. Kaybeden taraf olmayacaklar. Şu ana kadar gelişmeleri hep doğru okudular, doğru kararlar aldılar ve doğru zamanda hamleler yaptılar.

7-)

Ankebut Ağı mensubu pek çok etkili ve yetkili kişi, korona oyunlarına baştan itibaren itiraz etmeyip istenenleri yerine getirdi ama son zamanlarda bu kişiler bile korona oyunlarında çok ileri gidildiğini ve fazlasıyla riske girdiklerini düşünüp kendi aralarında bu minvalde konuşmalar yapıyorlar.

Ankebut Ağı tabanı da üst isimlerin kararlarının akla ve mantığa uymadığını, bir şeyleri tuhaf olduğunu düşünüyor.

Bu günden sonra, korona oyunlarını bitirmek isteyen ülkelerle, bitirmek istemeyen ülkeler karşı karşıya gelecekler.

8- )

Metafizikçilerine beni öldürmeleri talimatı verdikten sonra kendisi çok fena çarpılan Suudi kralı Selman bin Abdülaziz’in hazırda biyonik robotları var. Ölürse yerine geçmeye hazırlar.

Aslında veliaht prens M. bin Selman’ın başa gelmesini istiyorlar. Lakin o ibnede ciddiyet yok. Gayret yok, ayar yok. Hiçbir şeyi çekip çeviremez. Belki de onun yerine biyonik robot geçirir de sonra onu başa geçirirler.

Nasıl yaparlarsa yapsınlar, elimizden kurtulamazlar.

9-)

“Sonunda dünyayı birbirine kattın mfs, şimdi oturur izlersin” mealinde birbirine yakın yorumlar yapanlar var. Lakin aldanıyorlar. Neden oturup izleyeyim, daha da katacağım. Kaostan nizam/düzen çıkacak.

Dünyayı bu hale getirebilmek için çok ama çok uğraştım. Çok kere imkansızlardan çıktım da buralara geldim.

10-)

Putin Sputnik V aşısının dünyada daha yaygın olarak tercih edilmesi ve kullanılması için elinden geleni yapacak.

Beni durdurabilmek için ise bu güne kadar hiç beraber hareket etmediği ülkelerle ve liderlerle ve nüfuz sahibi kişilerle bile anlaşmayı deneyecek, deniyor.

11-)

Mİ ülkelerinde sözde korona virüsü aşılarına karşı dikkat, tedbir ve mücadele artacak.

12-)

Putin, Ukrayna ile de anlaşmak isteyecek. Ukrayna, Putin’in göz boyayan ve ilk bakışta cazip duracak tekliflerini kabul ederse, kaybedenler klübüne hızlı bir geçiş yapmış olacak.

İçinde bir yeşil olan Putin, içinde yeşiller olan Macron ve Merkel görünümlü biyonik robotlarla sıkı paslaşıyor.

13-)

Solomon Soysuz çok fena hallerde…
Kara para işleri iyice bozuldu. Paralar iyice azaldı. Kayıp yüzde kırkları buldu. “Bıktım, bıktım… Şu Tayyip’e artık yanlışlıkla bir sıkmak istiyorum.” diye konuştuğu oluyor.

Mehmet Fahri Sertkaya