Kara para işleri bozulanlar…

Türkiye’deki gizli Ermeni kara paracı siyasetçilerden, işleri her sahada çok bozulan ve bir çıkış yolu arayan kişiler var.

Rusya’nın sefil ve rezil hale düşmesine, aynı anlarda dünya siyasetinde pek çok konuda/ülkede sıkışmalarına, aynı anlarda dünyanın pek çok ülkesinde yaptıkları kara para işlerinin bozulmasına ve en çok da Türkiye’deki gizli Ermeni çetesinin yani İçimizdeki Ermenistan’ın çokça ifşa olup güç kaybetmesine artık tahammül edemiyorlar.

Zaten herkes Tayyip’ten bir şeyler yapmasını bekledi ve şimdilerde iyice anladılar ki Tayyip’in bize bir şey yapabilecek gücü yok.

Bu kara paracı Ermeni çetelerinin ellerinden bir şey de gelmiyor ve oturup kalkıp sürekli su-i kast planları yapıyorlar. Rusya’dan çok özel su-i kast ekipleri de getirmek istiyorlar. Birinci sıradaki hedef benim ama ülkemizdeki vatansever devlet yetkililerini ve subayları da su-i kastlarla oyundan düşürmeyi konuşuyorlar. Zamanında Ermeni terör örgütü ASALA’nın yaptıklarına benzer şeyleri peş peşe yapmak sevdasındalar.

Benim durduğum yerden mevzuya bakınca, herhangi bir sıkıntı görmüyorum. Çoğunu bana doğru hamle yapmak üzereyken oyundan düşürebiliriz. Tek tek de grup grup da yok edebiliriz. Az sayıda sızma olsa onları da mekanıma yakın yerlerde kolayca yıkabiliriz. Çok gürültü çıkar ama bu kısmı da artık Tayyip’in meselesi… Bu konuda daha fazla onu idare etmeyeceğim. Ben hep hukuki zeminde bir karışıklık olmasın diye dikkatli ve gayretli oldum. Ama artık karışacaksa saha, karışır. Biz adli yetkilerin karşısına dolu dolu çıkarız. Her şeyi güzel güzel anlatır ispat ederiz. Sonra nereye uzarsa oraya kadar uzanırız. Mafya mı, çete mi, CB külliyesi mi, bizim meselemiz değil.

Sahadaki bütün vatansever grupların öncelikle kendi emniyetlerine bundan sonra biraz daha dikkat etmesi ve sonra lüzumu halinde bu vatan haini ve insanlık dışı işler yapan çetelerin mensuplarına karşı hukuk dışına çıkmaktan çekinmemesi gerekiyor. “Siz kimin devletinde, kimin vatanında, kimin devlet adamlarına su-i kastlar yapacaksınız” diyerek sıkıp sıkıp CB külliyesinin kapısına atabilirler.

En tahammülsüz olduğum şeylerden biri, bir avuç kadar vatan haininin, bizim devletimizin gücü/kurumları ile bizi yok edebileceğini düşünmesi ve buna teşebbüs etmeye kalkması. Şu MİT’in içindeki Ermenileri de bu vesileyle belki daha kısa sürede temizleriz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bunlardan çok var…

Diyarbakır’da, aracının yanında, kafasına tek kurşun sıkılmış halde ölü bulunan fizik tedavisi uzmanı doktor, organ mafyasının mensubuydu.

Mafyanın önemli mensuplarından biri de değildi. Bir süredir takibimiz altındaydı. Yaptığı bütün işleri ve bütün bağlantılarını çözdük.

Bu insanlık dışı işlerde faaliyet gösterenlere Ankebut Ağı kendisi de büyüler yapıyor. Ayrılmasınlar, vazgeçemesinler, korkmasınlar, sorun çıkartmasınlar diye…

Anladığımız kadarıyla bu yapılanların bu şahsa tesiri biraz fazla oldu. İradesi güçlü de değildi. Yapılan metafizik yönlendirmeler, baskılar onu intihara kadar sürükledi. Bir cinnet haliyle kendini öldürdü. Ölmeden önce zaten hayatı, ailesi, çevresi büyülerin tesiriyle darmadağın olmuştu.

Gözü dönmüş bir caniydi. İleri seviyede bir cinsi sapıktı. Hastalarını hep taciz ediyordu ve görüntülerini gizlice çekiyordu. Gerçekten de tam bir insan şeytanına dönüşmüştü. Çok ibretlik bir ölüm oldu.

Darısı diğerlerinin başına…

Mehmet Fahri Sertkaya

Soykırım değil, kıtal yaşandı!

Her ne maksatla/planla olursa olsun, bir ABD başkanının sözde Ermeni soykırımını tanıması, tarihi bir hata ve kırılma noktası olur.

Tamiri imkansız arızalara sebep olur ve ABD’nin menfaatlerine de uygun düşmez. 1915 senesinde kanlı hadiselerin yaşandığı doğrudur ama yaşanan katliam ya da soykırım değildir.

Ermeniler o kadar çok Türk ve Müslümanı katlettiler ki sonrasında intikam almaya güç bulan Osmanlı devleti vatandaşlarını durdurmaya devletin zaten zayıf olan imkanları/otoritesi de yetmedi. Yaşanan şey, bebek, çocuk, genç, ihtiyar, kadın, erkek, hasta ayırt etmeden Türk ve müslüman katliamı yapan Ermenilere karşı bir halk ayaklanmasıdır.

ABD’de Beyaz Saray bu konuyu dürüst uzmanlara çalıştırdı ve 2 milyondan fazla Türk ve Müslümanın Ermeniler tarafından vahşice, sadistçe katledildiği rapor edildi. Yıllar önce bu acı gerçek basına, medyaya da objektif surette yansıdı. Türkler, Teba-ı Sadıka bildikleri Ermeniler tarafından ve bu kadar acımasız ve büyük çapta bir katliama maruz kalmayı tahmin bile etmemişlerdi. Yaşanan acıların, maruz kaldıkları vahşetin kelimelerle izahı bile mümkün değil.

Bu sarsıcı gerçeğin dışında hareket etmek, bu acı hadiseleri siyasi menfaatlere ve siyasi liderler arasındaki danışıklı dövüşlere alet etmek, insanlığa, adalete, dürüstlüğe ihanet etmektir. Bunu yapan bir ABD başkanı da katliamcıların destekçisi olarak tarihe geçecektir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Korona virüsü milli güvenlik meselesidir…

Türkiye’de korona virüsü iddia edildiği kadar yaygın değil. Bilerek/kasten abartılıyor. Hem de çok abartılıyor.

Zaten en başından beri korona virüsünün öldürücülüğü kısmı da aşırı derecede ve kasten abartıldı. Çoğunlukla virüs değil, kasten uygulanan yanlış tedaviler öldürdü, öldürüyor. Son zamanlarda insanların korona virüsü konusunda dikkati, tedbiri daha da arttı. Temizliğe daha çok dikkat ediliyor. İyi beslenerek virüslere karşı güçlü bir bünyeye sahip olmaya çalışanlar da iyice arttı. Beden temizliğinden sonra mekan ve araç temizliğinde de epeyi mesafe alındı. Korona virüsünün bulaşmasının ardından tedavi kısmında kasten yapılan yanlış müdahalelere karşı sağlık çalışanlarında da büyük tepki oluştu ve faydalı müdahale edenlerin sayısı artı. Netice olarak hem virüsün bulaşması azaldı hem de bulaştıktan sonra sağ kurtulanların sayısı arttı. Öyle ise nedir şu yaşanan son derece tuhaf hava? Sosyal medyada on milyonlarca TC vatandaşının tepkisini yasaklayarak, kısıtlayarak, dünya genelinde oynanan bu kirli oyunu devam ettirmeye çalışmanın kime, ne faydası var?

Bu korona virüsü oyunları artık sıktı. Hala daha fazla kısıtlamadan ve kapatmadan ve yasaklamadan bahsedenlerin niyetleri sorgulanmalı. Hala aşı dayatanların da niyetleri sorgulanmalı.

En başta da aşı karşıtlarına sert karşılıklar verebileceği hayallerine kapılmış olan, iyice küstahlaşmış olan, kendini bu milletin üzerinde zan eden ve millet tokadının gölge gibi peşinde gezdiğinin şuurunda olmayan Tayyip’in niyeti sorgulanmalı. İş adli makamlara da aksettirilmeli. Anayasa uzmanlarının görüşüne göre Tayyip’in an itibariyle hukuki dokunulmazlığı yok.

Olsaydı bile yoktu, çünkü diplomaların sahteliği ve o makamda gerçekten/resmen bulunmadığı somut delilleriyle ispatlı olduğu için yine de yargılanmasının önünde bir mani yok.

Tayyip’in de aşı üzerinden çevirdiği çok sayıda kirli işler var. Derhal yetkili adli makamların müdahalesi gerekiyor. Bu konu milli güvenliğimizi alakadar ediyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz…

Ölmeden önce ayinci bir satanist yahudi olduğunu itiraf etse birine, ne ala olur.

Çat pat İbranice de bilir, Türkçe itiraf edemeyecekse İbranice dilinde de edebilir.

Satanist alemi için büyük bir kayıp olacak ama ne yapalım. Yıkmak isterken yıkılmak da var. Çarpmak isterken çarpılmak da var.

Aleviler, aramızda Cem Gürbüz ismiyle bilinen bu gizli yahudinin cenazesinin cem evinden kaldırılmasına izin vermemeliler. Zira sadece birkaç sene içinde bunun ve benzerlerinin ne kadar büyük insan şeytanları oldukları, millete ve devlete nasıl kastettikleri, nasıl ahlak ve namus düşmanı oldukları tamamen ifşa olacak. O anlarda belgeselleri yapılırken, haberleri yapılırken cem evleri hep görüntüye mi girecek?

Mehmet Fahri Sertkaya