Arif Ahmet Denizolgun’un şehadeti…

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde çok güzel bir ülke varmış. Bu ülkede her şey baştan aşağı bozukmuş. İnsanları onlarca sene boyunca kandırılmış, doğru yoldan çıkartılmış. İçlerinde çok kötü, çok aldatıcı ama millete dost görünen insanlar varmış. Her yeri ele geçirmişler. Ülkeyi de onlar yönetirlemiş.

Her yer acılarla, göz yaşlarıyla, zulümlerle, hastalıklarla doluymuş. En çok da çocuklar ve kadınlar acılar içinde yaşarlarmış. Bu insanların İçlerinde, bu gidişe mani olmak isteyen bir de Arif Ahmet isminde tertemiz bir kişi varmış. Ülkenin bu kötü gidişini iyiye doğru çevirmeye ömrünü vakfetmiş. Elinden geleni ardına komamış. Çok savaşmış. Kötülerden hiçbir zaman korkmamış. Onun varlığı kötülerin hep canını sıkmış, planlarını bozmuş. Onu öldürmek için çok tuzaklar kurulmuş ama hiç öldürülememiş.

Gün geçmiş ve Arif Ahmet bu yolda ağır bedeller ödemiş. Çok yorulmuş. Hastalanmış, çok yıpranmış ve ilaçlar kullanır olmuş. Arif Ahmet’in bir de Gülderen isminde bir yakını varmış. Tertemiz kalpli bu arif kişi hiç ummadığı bir şey yaşamış. Gülderen aslında kırmızı başlıklı kız masalındaki kurt gibi biriymiş. Bir gün Arif Ahmet’in canına o da kastetmiş. Kullandığı ilaçlardan Arif Ahmet’in yiyip içtiklerine yüksek miktarda katmış. Melek gibi Arif’in kalp ritmi bir anda aşırı derecede artmış ve neticesinde kısa sürede şehadet şerbeti içmiş. Bu şerbet çok da lezzetliymiş.

Kötülerle savaşmaktan çok yorulan ve daha fazla yıpranmayı asabı da bedeni de taşıyamayacak olan Arif Ahmet cennete uçmuş, gitmiş. Lakin Gülderen timsah gözyaşları dökmüş. Oyunları hiç bitmemiş. Arif Ahmet’in iyi arkadaşlarına tuzaklar kurmaya hep devam etmiş. Bunları yaparken aslında hep iyilik meleği gibi görünmüş.

Yine gün gelmiş, Arif Ahmet’in kan kardeşlerinden birisi her şeyi çözmüş. Gülderen’in gerçek yüzünü meydana dökmüş. Duyan herkes Arif Ahmet’e çok üzülmüş ve göz yaşlarına boğulmuş. Sonra bu göz yaşları artmış, artmış, artmış ve kocaman olup Gülderen’i içine çekip boğmuş.

Her masalda olduğu gibi bu masalda da kötüler cezasız kalmamış.

Mehmet Fahri Sertkaya

Alihan Kuriş’in özel hayatı

Benim özel hayatıma dair hummalı bir çalışma yapan Alihan Kuriş’e ve şürekasına çok şaşırıyorum. Yapmaları icap eden şey bu değildi.

Kaç yüz farklı cepheden kaç bin düşmanım olduğunu bilmiyorum. Bana düşman tarafların isimlerini saymaya kalksak, öğlenden akşam ederiz. On seneden fazla süredir de meydandayım ve dik duruşum bir saniye bile bozulmadı. Aradıkları gibi açıklarım olsa, özü sözü bir olmayan bir kişi olsam beni on senedir on bin kere bitirirlerdi. Bu devletin ceza evlerine üç kere girdim, hiçbirinde çıkamazdım. Kaç devletin, kaç liderin, kaç gizli servisin, kaç gizli örgütün kaç işini bozduğumu da saymak, anlatmak uzun iş ama çok gayret etseler de onlar da bir açığımı bulamadılar. Çünkü yok…

Ben, göründüğüm gibi biriyim. Bu güne kadar pek çok etkili ve yetkili kişiyi belden aşağı vurarak oyundan kolayca düşürebilirdim. Buna imkanım olduğu halde vurmadım. “Bu benim tarzım değil” dedim. Geçmişte bunları anlattığım yazılar da duruyor.

Ben belden aşağı vuran biri olsaydım Alihan’ın nikahsız şekilde düşüp kalktığı çirkin kadınları kimlik bilgileri ile buradan yayınlardım. Muta nikahına benzeyen, dinen sahih olmayan acayip uygulamalar yaptığını detayları ile anlatırdım. Bunları yapmam ama bu hallere düşerken hatta kadınlar temin ederken mason bağlantılarını kullandığını detayları ile anlatmamın önünde bir mani yok.

Hocalarımızın hediyelerinin kasten verilmediği ve cemaatimizin kasten yıkılışa sürüklenmek istediği şu zamanda vurgun vurma işinde, içinde bulunduğu masonlarla nasıl paslaştığını da detayları ile anlatmamın önünde bir mani yok. Daha anlatabileceğim pek çok şeyin önünde bir mani yok.

Ne onu eline düşürmüş olan mason teşkilatı, ne herhangi bir devlet otoritesi ne de herhangi bir gizli servis benim bunları anlatmama mani olabilir. Kimse karşımda duramaz.

Neyi mi bekliyorum… Baştan söyledim, aceleye gerek yok. Tadını çıkartıyorum. İçimi soğutacağım. Ben de kardeşlerimiz de çok sabır ettik. Çok içimiz yandı, oyunlar içinde çok oyunlar kurmak zorunda kaldık. Çok oyunlar bozmak zorunda kaldık. Şimdi mühleti de bitti ve rezil rüsva olup insan içine çıkamaz hale gelmesini, müstahakını bulmasını, bağlantılı olduğu bütün kişilerin ve teşkilatların da rezil rüsva olmasını ve Müslümanların gözlerini açmasını istiyoruz.Bu vesileyle tek seferde toptan temizlik yapacağız ve gerçekten çok sert bir temizlik yapacağız. Bunda acele etmeyeceğiz. Şu anda cemaatimiz çoktan kaynamaya başladı, kendisinin beni ya da gerçekten Süleymanlı cemaati mensubu olan müslümanları muhatap alarak açıklamalar yapmasını, savunma hakkını kullanmasını, hiç değilse hukuk yoluna gitmesini bekliyorum. Susmasın, kendini müdafaa etsin, tartışma çıksın, sonra deliller ve şahitler konuşsun istiyorum. Çok dikkat çekici şekilde geri duruyor ve susuyor. Sükut ikrardan geliyor. İstesem onu iki dakikada indirebileceğimi biliyor. Küstah, sefil, müflis varlık, beni de kendi gibi zan ediyor da kendinde olan bin türlü rezilliği bende arıyor, aratıyor. Bu kadarı müslüman kalmış birinin yapabileceği bir şey de değil.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

..

Süleymancılar cemaatinin paraları kimlere akıyor

Akademi Dergisi Takipçisi:

Selamun aleyküm hocam

Siz Tuna’yi yazinca ben de size bununla alakalı birşey söylemek/sormak istiyorum.

Yillardir Avrupa’da mıntıkalardan bölgeye para intikali diye uygulama var. Ramazanda olsun, kış teberrüsü olsun, bahar teberrusu olsun çeşitli isimler altinda. İngiltere’ye geldiğimden beri bu uygulama neden var diye sorguladığımda merkezimizin uygulaması deniliyordu. Kalbimden itiraz etmek manevi zarar verir diye fazla ileri gitmek istemiyordum ama nasil başlamış diye bir ara sormuştum arkadaşlara.

Zamaninda Tuna bi ceza yemiş. O zaman o cezayi kapatmak için başlamiş. Öyle kalmış. Hala şu an bölge merkezi Batı Avrupa’ya gönderiyoruz. Biz küçücük bir şubeyiz. Mesela kendi harçlıgımızı zor çıkarırken hala yüzdelik sürekli bi kesinti yapılıyor. Bunlar normal mi?

Mehmet Fahri Sertkaya:

v.a.s. Hayır, normal değil… Aksine merkezin ve bölgelerin sizin gibi kısımları sürekli desteklemesi gerekiyor. Bu anlattığın yine biraz yenilir yutulur türden ama çok daha mantıksız ve herkesin “Neden” dediği uygulamalar da var. Vurdukları paranın haddi, hesabı yok. İhanetin sınırı yok. En ufak bir vicdan sıkıntısı çektikleri de yok. Paralar masonlara, Yahudilere, Türk ve İslam düşmanlarına akıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Zafer Aktaş beni geriyor

Zamanın dolmak üzere olduğunu bütün taraflara hatırlatmak isterim. Resmini gördüğünüz bu insan şeytanı hala rahat durmuyor ve beni gerdikçe geriyor.

Sonra, “Ortalık birden nasıl bu kadar karıştı. Bu işler nasıl bu hale geldi, bu kadar büyüdü. Biz yine neden basit hesaplar yaptık. Şimdi bu iş kontrolümüzden çıktı, nasıl bu sıkıntıları düzelteceğiz.” deseniz de bir işe yaramayacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Lavrov’la uzun bir görüşmem oldu

Benim açımdan bakılınca son derece faydalı bir görüşme oldu. Rusya’nın da menfaatlerine uygun bir görüşme ama Lavrov’un Putin’e ve diğerlerine bu görüşme hususunda şeffaf ve dürüst davranacağından şüpheliyim. Çünkü bu görüşme Türkiye-Rusya ilişkilerini Lavrov’un istemediği bir hale/seviyeye getirmeye sebep olacak bir görüşme şeklinde oldu. Bu görüşme, 3. dünya savaşı öncesi bütün dünyanın/tarihin akışını değiştirebilecek içerikte ve önemde bir görüşme oldu. Lavrov’un tavırlarını samimi bulmadım. Zaten görüşmenin başında, ortasında ve sonunda şüphe çekici konuşmaları, tavırları da oldu. Görüşme boyunca üzerinden dozer geçmiş gibi bir haldeydi. Rusya’da siyasi camiada yeşillerin ve grilerin oynadığı oyunlardan da haberdarım. Bu görüşmenin içeriği Putin’e şeffafça aktarılmazsa ben yayınlayacağım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..