Barış Manço ile Cem Karaca, baba bir anne ayrı kardeşlerdi. Bunu da bütün Türkiye’den sakladılar, gerçek kökenlerinin gizli Yahudilik ve gizli Ermenilik olduğunu sakladıkları gibi…

Cem Karaca’nın Almanya’da olduğu yıllarda senelerce yanında kaldığı ev arkadaşı İbrahim Hızlı bu gerçeği Cem Karaca’nın ağzından duyup aktardı. Kaleme aldığı özel bir mektupta da yazdı.

Cem Karaca’nın eşi İlkim Karaca ise iddiayı şu sözlerle doğruladı: “Evet, Cem bana Barış Manço’nun ağabeyi olduğundan bahsetti.”

Bu bilgiler birkaç sene evvel basında da yer buldu. Yine de hala milletimizin çoğu duymadı. Cem Karaca’nın FETÖ’ye katılması, Barış Manço’nun FETÖ’ye katılması ve sonraki konuşmaları, yapılan organizyonlar/paneller, kurulan dernekler ve vakıflar hep bir oyundu. Çok büyük bir oyundu. Uluslar arası çapta bir misyonerlik faaliyeti idi, içinde gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, Masonlar, Siyonistler, CIA ve MOSSAD başta olmak üzere gizli servisler vardı ve ayrıca İslam alet edilerek oluşturulan bu teşekkül, Yahudilerin, Siyonistlerin siyasi hedefleri doğrultusunda da kullanılıyordu. Aslında sonradan Fethullah Gülen’e sempati duymaya başlayıveren, onu destekleyen çıkışlar sergileyen gazetecilerin, yazarların, sanatçıların, sporcuların, siyasetçilerin nerede ise hepsi en baştan Gülen’ci olup, bu ihanet çarkını kurup sonradan görünürde dahil olan kişilerdi. Türkiye ayağında en merkezde Alarko, Üzeyir Garih, Sezen Aksu’nun babası Sami Yıldırım gibi kişiler ve MİT’in hain bir kanadının adamları da vardı. Sabetayist Caner Taslaman’ın karısı Feryal’in kripto Yahudi ailesi olan Kalkavanlar dahil yüzlerce kripto Yahudi ve kripto Ermeni aile bu ihanet sarmalının en baştan beri içindeydiler. Hepsi kirli ve büyük suç kapsamında bir oyunu oynadılar. Bunların nerede ise hiç biri şu son süreçte zarar görmediler. İfadeye bile gitmediler. Mallarını bile kaybetmediler. Olan kandırılan alt tabakadaki Müslüman Türklere oldu, oluyor. FETÖ diye bir şey yok, hiçbir zaman olmadı, İçimizdeki İsrail var…

Mehmet Fahri Sertkaya