Türkiyenin borları çalınıyor

Obruklardan bora yol çıkıyor. Merkürlüler dünyamızdan en çok da bor çalıyorlar. Bor yatakları açısından dünyanın en zengin ülkesi olan Türkiye’de yaşanan tuhaf obruk hadiselerinin arkasında bu sarsıcı gerçek var.

“Dünyanın en zengin bor yatakları Türkiye’nin orta ve batı bölgeleridir. Balıkesir’de Sultançayırı ve Bigadiç, Eskişehir’de Seyitgazi (Kırka) ve Kütahya’da Emet önemli çıkarım alanlarıdır.” gibi cümleler çok eksik bilgi ile yazılmış cümlelerdir. Konya, Nevşehir, Kırşehir, Aksaray, Kırıkkale ve Niğde de bor yatakları ile doludur. Türkiye’nin doğu illerinden batı illerine kadar çok sayıda ilinde bor yatakları var. Lakin en çok bor bulunan illerimiz batıda ve ülkemizin orta kısmında kalan bölgesinde…

Merkürlüler bazen Konya’dan yerin altına bir giriyorlar, Nevşehir’de bir yerden çıkıyorlar. Girdikleri ve çıktıları yerler obruk gibi görünüyor.

Kaçırdıkları boru, kendi gezegenlerinde yeraltında yaşadıkları kısımlarda enerji kaynağı olarak kullanıyorlar. Hem temiz enerji kaynağı, hem uzun süreli enerji kaynağı olarak boru tercih ediyorlar.

Obruklar ve görünmezlik

Görünmezliğin formülü bizim dünyamızda da çoktan bulundu. Seneler önce alakalı haberleri Akademi Dergisi’nde paylaşmıştım.

Bu teknik, bir sır değil, varlığını bilen milyonlarca insan var ama bu teknik, gerçek bir görünmezlik değil…

Bir cismin ya da bir insanın bu teknikle görünmez yapılması demek, etrafında bir nevi göz aldatıcı kalkan oluşturmak demek.

Görünmezlik tekniği uygulanan bir insan ya da nesne aslında görünmez olmuyor. Kendi yapısında hiçbir değişme olmuyor. Olduğu gibi kalıyor. Ona doğru bakan gözle onun arasında, bakan gözü aldatan bir teknik, bir sistem çalışıyor. Böyle bir teknikle görünmez yapılmış bir insana baksak, o insan görünmüyor, onun arkasındaki görüntü gözümüze aktarılıyor. Bu teknikle yapılan şey aslında o görünmez yapılan insanın arkasındaki görüntüyü, önüne aktarmaktan ibaret.

Bu teknik altı yöne uygulanırsa, işte o kişi hiçbir yönden görülmeyen bir kişi oluyor. Aşağıdan, yukarıdan, yanlardan ve ön ile arka yönlerden bakan hiç kimse artık o kişiyi göremiyor.

Uzaylı pek çok başka insan türü gibi Merkürlülerde de bu teknik bizden çok daha ileri seviyede. Hem dünyamıza geldikleri UFO’lar görünmezlik özelliğine sahip hem de akıl almaz hızda maden çalışması yapan maden araçları görünmezlik özelliğine sahip…

Bu da şu demek:

Altı bor yatakları ile dolu olan Konya’nın bir yerinde bir gurup insanın gördüğü anlarda obruk oluşuyor. Toprak çok hızlı bir şekilde içeri çekiliyor ve büyük bir boşluk oluşuyor. Gören herkes şaşırıyor ve “Gözümüzle gördük, birden kendi kendine çöktü, obruk oluştu” diyor. Lakin haberleri yok ki o anlarda oradanUf görünmezlik özelliği olan süper teknolojik bir maden aracı çıkıyor ve bu araç toprak içinde gidebildiği gibi havada da UFO’lar gibi uçabiliyor.

Merkürlüler şu ana kadar hiçbir gezegeni işgal etmediler, etmek de istemiyorlar.

Lakin dünyamız dahil pek çok gezegenden çok sayıda kişiyi kaçırdılar. Bunlardan bazılarını bir süre sonra aldıkları yerlere geri götürüp bıraktılar.

Dünyamızdan, daha çok kadınları kaçırdılar. Onları özel merkezlerinde tuttular. Üzerlerinde türlü deneyler yaptılar. Bizim, onlardan farklı olan bedenimizin bütün sırlarını çözmek istediler. Kadınları kendilerinden hamile bıraktılar. Dünya insanı ile Merkür insanı arasında melez bir tür meydana getirdiler ve meydana gelen bu melez bebekleri de uzun süre incelediler. Bütün bunları yaparken kadınları aylarca uyku halinde tuttular, hiç uyandırmadılar. Geri getirmemeye karar verdikleri birkaç kadını uyandırdılar ve onları da öldürmediler, iyi davrandılar, ikna ettiler.

Geri getirdikleri kişiler, zaten arada geçen süreyi uyku halinde geçirdiler. Bir şey görmediler, duymadılar. Bunların hafızaları ile yine de oynandı ve arada geçen sürede ne yaşadıkları sorulduğunda anlatacakları bir hikayeleri oldu. “Çok iyi bilmiyorum, çok iyi hatırlamıyorum ama başıma şunlar geldi, şuralarda şunları yaşadım” gibi cümleler kurabilecekleri hale getirildiler ama bilmiyorlar ki o hatıraları gerçek değil, yaşanmış değil.

Epeyi zamandır bizim dünyamızdaki teknoloji ile de insanların hafızaları kısmen ya da tamamen silinebiliyor. Gerçek olmayan hatıralar (sesler, görüntüler, hisler, duyular) gerçekten yaşanmış gibi insanların hafızasına yüklenebiliyor.

Mehmet Fahri Sertkaya